Dünyaya hep birlikte iyileşme çağrısı

2020’de yaşanan gelişmeler, uluslararası modern sistemde ve çevre sistemi ile ilişkilerimizde eksiklikler olduğunu gösterdi

Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
TT

Dünyaya hep birlikte iyileşme çağrısı

Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)
Koronavirüs salgını, 2020'yi dünya için zor bir yıl haline getirdi (AFP)

Nebil Fehmi (Eski Mısır Dışişleri Bakanı)
Koronavirüs (Kovid-19) ile ilgili alınan tedbirler, karantina ve sosyal mesafe uygulamaları sayesinde sağlık hizmetleri alanında veya iletişim ve dijital ticaret araçlarında maddi çıkarları olan sınırlı sayıda insan dışında hiç kimse 2020'yi iyi, faydalı ve verimli bir yıl olarak göremiyor. Hatta bu sınırlı sayıdaki insan dahi, insanlığın karşı karşıya olduğu büyük ve benzersiz zorluklara, acil çözüme ihtiyaç duyan küresel sağlık problemine, insani koşullarda ve kalkınma alanında ciddi bir gerilemeye tanık olduğumuz sorunlara karşı korumalı değillerdi.
2020’nin yeni tip koronavirüs salgınının ortaya çıkması ve salgından kaynaklı zorlu koşulların oluşması nedeniyle en fazla olumsuz gelişmenin yaşandığı bir yıl olduğunu söylesek abartmış olmayız. Fakat bununla birlikte virüs, kendinden önce modern uluslararası ve sosyal sistemde var olan tüm temel sorunların baş müsebbibi olarak da görülmemeli. Evet, virüs, stabil, yaygın ve uzun süre daha hayatımızda olacak gibi görünse de virüs, ortaya çıkışına ve kendisine verilen uluslararası tepkinin çeşitli boyutlarını da gözler önüne serdi.
2020'deki gelişmeler, son 80 yıldır tanık olmadığımız küresel bir yozlaşma çerçevesinde modern uluslararası sistemdeki eksiklikleri ve birbirimizle ilişkilerimizin durumunu ortaya çıkarırken aramızdaki diğer birçok uzun vadeli zayıflıktan dolayı özellikle uluslararası toplum arasında uygun veya adil ilişkilerin olmadığını gösterdi.
Küresel maddi açgözlülük ve gelir düzeyinin başarının göstergesi olarak benimsemenin abartılmasıyla çevremizdekilerle başa çıkmada aşırıya kaçtık. Karşı karşıya olduğumuz küresel ısınma sorunu, iklim değişikliği, eşit ve kapsayıcı sürdürülebilir kalkınma arayışında karşılaştığımız sorunlar ve engeller, gelecek nesiller için ağır bir yük oluşturacaktır. Doğal kaynaklarımızı da feci bir şekilde tükettik ve bu da büyük sorunları beraberinde getirecektir.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri ‘nihayet gezegenimizin durumunda bir kırılma yaşandığını ve insanlığın doğa ile adeta kendi intiharına meyilli bir savaş halinde olduğunu’ söylerken ne yanlış bir şey söylüyor ne de abartıyordu. Daha ziyade, çevremizdeki bir milyondan fazla canlının yok olmanın eşiğine gelmesinden ve ekosistemlerin gözümüzün önünde kaybolmasından sonra biyolojik çeşitlilikte bir çöküşe tanık olduğumuz ve çöl bölgesinde su kütlelerinin hızla azalmasıyla kuraklığın arttığı, okyanuslardaki plastik atıkların, mercan kayalarına zarar verdiği, hava ve su kirliliğinin çevre kirliliğini hızla artırarak yılda 9 milyon insanı öldürdüğü şeklindeki açıklaması da doğruydu.
Geçtiğimiz son on yıl, insanlık tarihinin en sıcak dönemiydi. Dünya okyanuslarının yüzde 80'i bir sıcak hava dalgasına girdi. Yoğun kar, gazları süpürdü ve serbest bıraktı, dünya iklimine zarar verdi. Şuan içinde bulunduğumuz on yılda, sıcaklıklarda üç ila beş derece kadar artış yaşanıyor. Bu artış, beraberinde çok sayıda risk ve zararı da beraberinde getiriyor. Oysa güvenli bir hedef, sıcaklık artışını geçtiğimiz yüzyılın son sanayi devriminden önce olduğu seviyeden 1,5 derece daha yükseğe sabitlemekti.
Diğer canlıların yaşadığı alanların tahrip edilmesi nedeniyle hastalıkların hayvan ortamından insan ortamına taşınmasına ve insanlar arasındaki etkileşimin artmasıyla birlikte bu hastalıkların insanlara bulaşma hızında bir artışa tanık oluyoruz.
Bilimsel raporlar, tüm bu yanlış politikaların yansımalarının ilk etapta en savunmasız insan gruplarını etkilediğine ve daha güçlü veya daha zengin taraflara göre çevresel sorunların yaratılmasında daha az sorumluluk taşımalarına rağmen bundan diğerlerine kıyasla çok şiddetli bir şekilde zarar gördüklerine işaret ediyor. Bu nedenle uluslararası toplumu koronavirüs krizinden uyanık bir şekilde çıkmaya, sistemlerini ve davranışlarını gözden geçirmeye, ‘her krizden veya sorundan elde edilecek bir kazanç ve sağlanacak bir fayda vardır’ diyerek hareket etmekten vazgeçmeye çağırıyorum.
Bu bağlamda, Ortadoğu’da bu büyük küresel, çevresel ve toplumsal sorunlara karşı bir bağışıklığımızın olmadığını anladığımızı umuyorum. Küresel problemlerin çoğuna maruz kalıyoruz. Hatta bu maruz kalma durumu bazen dünyanın diğer kıtalarından ve bölgelerinden daha yüksek oranlarda olabiliyor. Örneğin, Arap dünyasında, iklim değişikliğinin yansımaları artarken daha da kötüleşmesi beklenen bir sorun olan şiddetli su kıtlığı ile karşı karşıyayız. Su kaynaklarının azalması, sadece tarım ve gıda alanını değil, aynı zamanda içme suyu ihtiyaçlarını karşılamak için gereken minimum su miktarını da etkilemektedir.
Bölgemiz ayrıca gelir düzeyleri ve sınıflar arasında büyük bir eşitsizlikten ve sosyal hizmetlerin zayıflığından şikayetçi. Kaynakların verimli olarak yönetilmemesi nedeniyle karşı koyulması ve başa çıkılması zor olan günlük hayat şartlarının ve sorunların en çok etkilediği sınıflarla bilinçli olarak ilgilenilmeli. Girişim ve yeniliği teşvik eden entelektüel alanların nasıl sağlanacağına dair bir vizyonla, sürdürülebilir kalkınma için doğal kaynaklarımızı boşa harcamadan üretimi, yatırımı ve ticareti teşvik eden ekonomik ve çevresel politikalar uygulanmalı.
Uluslararası düzeyde yaşanmasını umduğum iyileşme ile birlikte daha geniş bir iş birliğine yönelik atılacak ilk adım olarak, her ülkenin egemen kararını ve sınırlarını aşan nitelikteki bazı konularda veya elde edilecek kazanımlarla ilgili bölgesel iş birliğinde, yeni algılar ve öneriler geliştirmek amacıyla Arap hükümetlerine, resmi olarak desteklenen bir dizi genel düşünce grupları oluşturmalarını öneriyorum. Bu grupların ele alacağı konuları şöyle sıralayabiliriz;
1 - Arap bölgesindeki iklim değişikliğinin etkisi,
2 - Arap dünyasının su ihtiyaçlarının geleceğiyle ilgili bir vizyon oluşturulması,
3 - Halka verilen sağlık hizmeti de dahil olmak üzere asgari düzeyde sosyal hizmet sağlayacak sistemler kurulması,
4 - Modern gelişmeler ve uluslararası küreselleşmenin gerekleri doğrultusunda eğitim sistemlerinin ve müfredatın geliştirilmesi,
5 - Doğal afetler veya salgın hastalıklar gibi Arap ülkeleri arasında bilgi alışverişi ve acil yardım ile ilgili bir sistem kurulması. Belki de Avrupa Birliği’nin (AB) koronavirüs ile ilgili hataları ve olumlu adımlarını gözden geçirmek, bu önerinin önemini ortaya koyar ve geliştirilmesine fayda sağlar.
Arap hükümetlerindeki ilgili bakanların, gelecekte tüm Arap ülkeleri arasında ve daha sonra bölge ülkeleriyle iş birliğinin çekirdeği olma umuduyla, yukarıdaki tavsiyeleri kabul eden ülkeler arasında tam veya kısmi olarak uygulanmaları için bu tavsiyeleri inceleyeceklerini umuyorum.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
TT

İngiltere, ABD'nin İran hedeflerine yönelik saldırılar düzenlemek için üslerini kullanma yetkisi verdi

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (EPA)

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, İngiliz hükümeti bugün ABD'ye, Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan İran füze mevzilerine saldırı düzenlemek üzere İngiltere'deki askeri üsleri kullanma izni verdi.

Downing Street'ten yapılan açıklamada, İngiliz bakanların bugün İran'la savaş ve Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması konusunu görüşmek üzere bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada, “Bölgenin kolektif savunması için ABD'nin İngiliz üslerini kullanmasına izin veren anlaşmanın, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere saldırmak için kullanılan füze mevzileri ve kapasitelerini imha etmeye yönelik ABD savunma operasyonlarını da kapsadığını teyit ettiler” denildi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer bu hafta, Londra'nın İran'a karşı bir savaşa sürüklenmeyeceğini açıklamıştı.

Başlangıçta, herhangi bir askeri harekatın meşruiyetinden emin olunması gerektiği gerekçesiyle, İran'a saldırı düzenlemek için İngiliz üslerinin kullanılması yönündeki ABD talebini reddetmişti.

 ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Ancak Starmer, İran'ın Ortadoğu'daki İngiliz müttefiklerine saldırılar düzenlemesinin ardından tutumunu değiştirdi ve ABD'nin Kraliyet Hava Kuvvetleri'ne ait Fairford Hava Üssü ile Hint Okyanusu'ndaki ortak ABD-İngiltere üssü Diego Garcia'yı kullanabileceğine işaret etti.

ABD Başkanı Donald Trump, çatışmanın başlamasından bu yana Starmer'a defalarca saldırdı ve onun yeterli destek sağlamadığını söyledi.

Trump pazartesi günü, “bazı ülkelerin beni büyük ölçüde hayal kırıklığına uğrattığını” söyledi ve ardından bir zamanlar “ABD'nin en iyi müttefikleri” olarak nitelendirdiği İngiltere'yi özellikle zikretti.

Bugün yayınlanan Downing Street bildirisi, «gerginliğin acilen azaltılması ve savaşa hızlı bir çözüm bulunması» çağrısında bulundu.

İngiltere’deki kamuoyu yoklamaları, savaş konusunda yaygın bir şüphe olduğunu gösteriyor; YouGov’un yaptığı ankete katılanların yüzde 59’u, ABD-İsrail saldırılarına karşı olduklarını belirtti.


Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla
TT

Trump neden Hark Adası'nı işgal etmek istiyor? Tahran'ı Hürmüz Boğazı'nı açmaya zorlamak

Majalla
Majalla

Önümüzdeki günler çok önemli. Fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar

Körfez'deki çatışmanın çehresini değiştirebilecek bir hamleyle, istihbarat raporları ve resmi ABD açıklamaları, Başkan Donald Trump yönetiminin, Tahran rejiminin petrol can damarı olan Hark Adası'nın tam kontrolünü ele geçirmek için cesur bir amfibi operasyona hazırlandığını ortaya koyuyor.

Bu haberler, ABD güçlerinin 13-14 Mart 2026'da adada İran Devrim Muhafızları'na ait füzeler, radarlar, mayın depoları ve deniz üsleri de dahil olmak üzere 90'dan fazla askeri hedefi imha etmesinin ardından geldi.

Beyaz Saray şu anda, amfibi hücum gemileriyle desteklenen 2.500-5.000 ABD Deniz Piyadesi ile karadan işgal seçeneğini görüşüyor.

Trump, adayı “kıracağımız taç” olarak nitelendirerek şu uyarıda bulundu: “Eğer Hürmüz Boğazı'nı açmaz ve nakliyeyi engellemeyi bırakmazlarsa, tüm petrol altyapısını yok edeceğiz!”

Peki, neden özellikle Hark Adası?

Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndaki baskıyı kırmayı başaramadıktan sonra, bu küçük adayı (sadece 20 kilometrekarelik bir alan) işgal etmenin en büyük silahı olduğuna inanıyor. Bunun, İran rejimini geri adım atmaya ve dünyanın petrolünün yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorlayacak ve on yıllardan beri yaşanan en büyük küresel enerji krizine neden olan engellemeye son verecek bir “ekonomik darbe” olacağını düşünüyor.

Washington, operasyonu İran'ın gelirinin yüzde 40'ını besleyen damarı keserek “rejimin ekonomik olarak durdurulması” olarak tanımlıyor.

Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)Avrupa Uzay Ajansı'nın Copernicus Sentinel-2 uydusu tarafından çekilen, İran'ın Hark Adası'na ait görüntü, 2 Mart 2026 (AFP)

Çatışma ve muazzam güç dengesizliği

Çatışma olasılığı oldukça yüksek, ancak eşitsiz. Deniz Piyadeleri ve Beşinci Filo liderliğindeki ABD kuvvetleri, ezici hava ve deniz üstünlüğüne sahip: F-35 savaş uçakları, güdümlü füze destroyerleri ve denizaltılar.

Şarku'l Avsat'ın al Majalladan aktardığı analize göre Devrim Muhafızları'nın 112. Deniz Tugayı tarafından yönetilen adadaki İran savunmasının ise sadece 500-1000 askerden oluştuğu tahmin ediliyor ve bu savunma hattı ABD saldırılarıyla ağır hasar gördü.

Ancak, İran anakarasına sadece 25 km uzaklıkta olması, Tahran'ın adayı dakikalar içinde balistik füzeler, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle bombalayabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar uyarıyor: “Burayı işgal etmek, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması veya Körfez'deki ABD üslerine asimetrik saldırılar riskiyle birlikte, minyatür bir Vietnam kabusuna dönüşebilir.”

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor

Adanın petrol açısından önemi: Rejimin hayatı buna bağlı

 Hark sadece bir ada değil, aynı zamanda İran'ın ana ihracat tesisi. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 94'ü buradan geçiyor (toplam 1,5-1,7 milyon varilin yaklaşık 1,5-1,55 milyon varili).

Kapasite: Günde 7 milyon varil yükleme ve 30-31 milyon varil depolama.

Son ABD saldırılarından sonra bile, İran’ın petrol ihracatı yangınlar arasında devam etti.

resim

Önemli bilgiler

Adanın Konumu: Buşehr'e 2 km uzaklıkta, 8 km uzunluğunda küçük bir mercan resifi. Tatlı su kaynakları ve bir havaalanı bulunuyor.

- İran Kuvvetleri: Yüzlerce Devrim Muhafızı, karadan havaya füzeler ve gemisavar füzeleri hasar gördü.

- Nüfus: Çoğunluğu petrol işçisi olmak üzere 8 bin sivil.

Hark, tırmanan gerilimi sonlandırabilecek veya daha büyük bir küresel petrol savaşını ateşleyecek nokta olabilir mi? Önümüzdeki günler çok önemli, fiyatlar yükseliyor ve gemiler Körfez'den uzak duruyor. Bu sadece bölgesel bir çatışma değil; küresel enerjinin geleceği üzerine bir kumar.


Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi
TT

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

Hamaney ve Trump'tan meydan okuma mesajları...İsrail "Tahran'ın kalbine" şiddetli bir saldırı düzenledi

İsrail, bu sabah İran'a yeni bir saldırı dalgası başlattı. Bu saldırılar, Başkan Donald Trump'ın İran'ın doğalgaz altyapısına yönelik saldırılarını tekrarlamaması yönündeki çağrısından bir gün sonra gerçekleşti. İran'ın bölgedeki enerji tesislerine yönelik misilleme saldırıları, yakıt fiyatlarında keskin bir artışa yol açmış ve ABD-İsrail savaşında önemli bir tırmanışa işaret etmişti.

İsrail ordusu sözcüsü bu sabah "İsrail ordusu, Tahran'ın kalbindeki İran terörist rejiminin altyapısına karşı bir dizi saldırı başlattı" dedi ancak ayrıntı vermedi.

ABD Başkanı, "İran liderliğinin ortadan kaldırılacağını" ve Tahran rejiminin "yeni liderler aradığını" teyit ederek, "İran üzerindeki etkisi kötü olacak ve bunu yakında bitireceğiz" dedi.

Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarından etkilenecek olan Trump, dünyanın petrol üretiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda yardım taleplerine temkinli yanıt veren müttefiklerini korkaklıkla eleştirdi. Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan enerji altyapısına yönelik saldırıyı tekrarlamamasını istediğini söyledi.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hamaney ise bugün yaptığı açıklamada, İran'ın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı yürüttüğü savaşta düşmanlarına "kesin bir darbe" indirdiğini söyledi.

İran'ın Umman ve Türkiye'yi hedef alan son saldırılardan sorumlu olmadığını belirtti.