Libya’da Türkiye’nin Hafter güçlerine karşı harekete geçmesi beklentileri var

LUO ve UMH arasında yeni bir tutuklu takası gerçekleşti

Milli Savunma Bakanı Akar’ın, Türkiye’nin UMH güçlerine verdiği desteği teyit etmek için geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleştirdiği Trablus ziyaretinden bir kare (AP)
Milli Savunma Bakanı Akar’ın, Türkiye’nin UMH güçlerine verdiği desteği teyit etmek için geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleştirdiği Trablus ziyaretinden bir kare (AP)
TT

Libya’da Türkiye’nin Hafter güçlerine karşı harekete geçmesi beklentileri var

Milli Savunma Bakanı Akar’ın, Türkiye’nin UMH güçlerine verdiği desteği teyit etmek için geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleştirdiği Trablus ziyaretinden bir kare (AP)
Milli Savunma Bakanı Akar’ın, Türkiye’nin UMH güçlerine verdiği desteği teyit etmek için geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleştirdiği Trablus ziyaretinden bir kare (AP)

Dün haber kaynaklarının Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) destekleyen Türkiye’nin, ABD'nin müzakerelerin başarısı üzerine yeni bir ‘ateşkes’ vurgusunda bulunduğu sırada önümüzdeki birkaç gün içinde Halife Hafter liderliğinde Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) karşı askeri olarak harekete geçme olasılığına ilişkin açıklamalarda bulunmalarının ardından uluslararası toplum, Libya'da çatışan taraflar arasında yeni bir savaşın patlak vermesini önlemek için zamana karşı yarışıyor gibi görünüyor.
Türkiye’nin Sirte ve Cufra bölgesinde LUO’ya ait bölgelere karşı bölgesel bir çatışmanın başlangıcı olabilecek bir operasyon başlatmak niyetinde olduğuna dikkat çeken kaynakların açıklamaları, ‘yeni bir çatışmanın birkaç gün içerisinde başlayabileceğini’ ortaya koydu.
Yorum yapmaları için telefonla ulaşılmaya çalışılan hiçbir LUO veya UMH yetkilisi, iletişim kurma girişimlerine yanıt vermezken LUO'ya bağlı Ahlaki Rehberlik İdaresi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Türk güçlerini Libya'nın batı bölgesini işgal etmekle suçladı. Mahcub dün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin siyasi çözüm çabalarını engellemeye ve Müslüman Kardeşler’e (İhvan) destek vermeye çalıştığını söyledi.
ABD, Libya’da ateşkesin sağlanması talepleri ve Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) Libya’da siyasi diyalogu yeniden başlatma çabaları ortasında, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun dün Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile Rusya'nın Soçi kentinde yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında yaptığı “Başka bir ülkenin ya da herhangi bir kişinin, buna Hafter dahil, ‘Türkiye (Libya’dan) ayrılsın’ deme hakkı yoktur. Yönetimler değişir ama devletlerde devamlılık vardır. İmzalanan anlaşmalar devam ettiği sürece bu böyledir” şeklindeki açıklaması sonrası Türkiye, yeni bir çatışmanın patlak verebileceği hipotezini güçlendirdi.
Bu açıklamalar, Türk Hava Kuvvetleri’ne ait iki askeri kargo uçağının Libya’nın batısındaki el-Vatiyye Hava Üssü de dahil olmak üzere UMH güçlerine ait noktalara iniş yaptıklarının izlemesinin ardından geldi. Gözlemcilere göre söz konusu uçakların, Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde Libya'ya daha fazla silah sevkiyatı yapmak üzere açtığı hava köprüsünden Hawk füze bataryaları ve iki adet 3D radar sistemini taşıması, askeri gerilimi artıracak bir adım.
UNSMIL Genel Sekreter Vekili Stephanie Williams’ın katıldığı, Libya Siyasi Diyalog Forumu Hukuk Komitesi tarafından pazartesi akşamı gerçekleştirilen ikinci sanal toplantıda, seçimlerin yapılması için gerekli olan yasal kurallar ele alındı.
UNSMIL tarafından yapılan açıklamada, Libya Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı Dr. İmad es-Sayih’in toplantıya katıldığı belirtildi. Önümüzdeki yıl 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlerin düzenlenmesi için gerekli teknik hazırlıklar kapsamında, önümüzdeki dönemde onaylanacak seçim mevzuatına göre Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’nun kapasitesinin artırılmasına yönelik prosedürleri gözden geçirdi.
UMH ve doğudaki paralel hükümetin de katılımıyla Libya'da yeni yürütme otoritesinin seçilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması amacıyla Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun toplantılarını yeniden başlatmak isteyen UNSMIL bugün, forumun 75 üyesine siyasi süreçteki gelişmeleri, diyalogdaki son gelişmeleri ve atılacak adımları tartışmak için yeni bir sanal toplantı yapılması çağrısının yer aldığı bir mesaj gönderdi.
Öte yandan pazartesi günü Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard Norland arasında online toplantı gerçekleşti.  Mişri ve Norland, diyalog sürecinin nihayetinde kalıcı bir istikrarın sağlanacağını, başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılmasının önün açacağı ve mevcut bölünmeyi sona erdireceği konusunda fikir birliğine vardılar.
Mişri, Norland ile ele aldıkları dosyaların çoğunda aralarında fikir birliği olduğunu belirtirken Norland’ın ülkesinin siyasi diyalog sürecinin başarısı ve Libya'da ateşkesin istikrara kavuşturulması konusundaki arzusunu teyit ettiğini aktardı.
Sahadaki gelişmelere gelince UMH’ye yakın yerel basın kuruluşları, LUO’yu Sirte'ye askeri yığınak yapmaya devam etmekle ve askeri takviyelerde bulunmakla suçladı. Buna karşın Sirte Belediye Meclisi dün, Mareşal Hafter tarafından Sirtelilere ücretsiz olarak temel ihtiyaçların yer aldığı bir konvoyun gönderildiğini açıkladı.
Belediye Meclisi’nden yapılan açıklamada, şehrin temel ve acil ihtiyaçları karşılamak için gönderilen konvoyda 70 adet tıbbi malzeme taşıyan kamyon ile yakıt, gıda malzemeleri, gaz ve ilaç yüklü 100 kamyonun yer aldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca konvoyu karşılamak için Sirte şehrinin doğu girişinde Sirteliler ile güvenlik ve askeri yetkililerin katıldığı bir tören düzenlendiği aktarıldı.
Siyasi çekişmeler devam ederken 5+5 Ortak Askeri Komisyon görüşmeleri çerçevesinde LUO ile UMH güçleri arasında yeni bir tutuklu takası gerçekleşti.
Yerel basında yer alan haberlere göre 5+5 Ortak Askeri Komite Üyesi Albay Mustafa Yahya, pazartesi akşamı Libya’nın güneybatısındaki eş-Şuveyrif bölgesinde, Misrata ve eş-Şuveyrif’in ileri gelenlerin huzurunda altı tutuklunun takasının yapıldığını duyurdu.
Böylece LUO'nun geçtiğimiz yıl başkent Trablus'u kontrolü altına almak için UMH güçlerine karşı başlattığı savaşın sona ermesinden bu yana, iki taraf arasında ikinci kez tutuklu takası gerçekleşirken geçtiğimiz hafta aynı bölgede 48 tutuklunun takası yapılmıştı.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.