Kovid-19: Birinci yılını dolduran pandemi yayılmaya devam ediyor

Salgın, 90 milyondan fazla kişinin enfekte olmasına ve yaklaşık 2 milyon kişinin ise hayatını kaybetmesine neden oldu

Kovid-19: Birinci yılını dolduran pandemi yayılmaya devam ediyor
TT

Kovid-19: Birinci yılını dolduran pandemi yayılmaya devam ediyor

Kovid-19: Birinci yılını dolduran pandemi yayılmaya devam ediyor

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısının 90 milyon eşiğini aştığını gösteren istatistikler ve virüsün bulaşıcı türlerinin ortaya çıkması başta 80 bin ölüm kaydeden ve geniş çaplı bir aşılama kampanyası başlatan İngiltere olmak üzere dünya çapında paniğe neden oluyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, aşı kampanyalarının etkilerinin görülmesi beklendiği bu dönemde, en kötüsünün henüz gelmediği yönünde bir uyarıda bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Sunday Times gazetesinden aktardığı habere göre, Londra hükümetinin Sağlık Baş Danışmanı Prof. Dr. Chris Whitty, “halk sağlığı sektörünün şu anda en tehlikeli durumla karşı karşıya” olduğu uyarısında bulundu.
Angela Merkel, koronavirüse bağlı olarak 40 binden fazla ölüm kaydedilen Almanya'da önümüzdeki haftalarda, sağlık personelleri maksimum kapasitede çalışırken “salgının en zor aşamasının” yaşanacağını söyledi. Merkel ülkedeki yoğun bakım ünitelerindeki yatakların yüzde 80'inden fazlasının dolu olduğunu açıkladı.
Belçika’da koronavirüse bağlı can kaybı 20 bine ulaştı. Bu kişilerin yarısı huzurevlerinde yaşayan kişilerdi. Belçika, bir milyon kişide bin 725 kişinin virüs sebebiyle hayatını kaybetmesi ile bir milyon kişi başına düşen ölüm sayısı bakımından dünya genelinde salgından en çok etkilenen ülkesi oldu.
Birleşik Krallık’ta 7 aşılama merkezi açılırken, hükümet, bir yıl içerisinde 3. olan yeni kapanma tedbirlerini kaldırmaya başlamak için Şubat ayı ortalarına kadar 15 milyon kişiyi aşılamayı planlıyor.
10 milyondan fazla vaka ile ABD’nin ardından salgından en kötü etkilenen ikinci ülke olan Hindistan, cumartesi günü aşılama kampanyası başlatma kararı almıştı. Kampanya kapsamında Temmuz ayına kadar 1,3 milyarlık nüfusun 300 milyonunun aşılanması hedefliyor. Güvenlik kısıtlamaları, istikrarsız altyapı ve halkın şüpheciliğinin gölgesi altında bu geniş çaplı görev daha da karmaşık bir hal alıyor.
Rusya dün, koronavirüse karşı geliştirdiği “Sputnik-V” aşısının dünya genelinde 1,5 milyon kişiye yapıldığını ve Kremlin aşıyı jeopolitik gücü artıracak bir araç haline getirdiğini duyurdu.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) dün, kurallara sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam edilmesi gerektiğini belirtti. IFRC Başkanı Francesco Rocca “aşıların tek başına bu savaşı sona erdirmek için yeterli olmayacağını” vurguladı. IFRC Sağlık Direktörü Dr. Emanuele Capobianco yaptığı bir açıklamada “Birbirimizin sağlığını korumak kendi elimizde” dedi ve aşıların uygulanmasına bağlı olarak oluşabilecek yanıltıcı bir güvenlik duygusuna yönelik uyarıda bulundu.
Yavaşlığı eleştirilen aşılama kampanyalarının hızlandırılması beklenirken, Fransa ve İsviçre’de olduğu gibi, hükümetler ekonominin daha da yavaşlaması riskine rağmen insanlar arasında teması azaltmak için önlemleri sıkılaştırıyor.
Fransa’da geçen hafta sonu 15 ilde saat 5’te başlayan uygulanan sokağa çıkma yasağı, 8 yeni ilde daha saat 5’te başlayacak şekilde uzatıldı. Söz konusu kısıtlamalar gıda sektöründe hoşnutsuzluk yarattı. 100 ilden oluşan Fransa’nın diğer illerinde sokağa çıkma yasağı saat 7’de başlıyor.
Rusya'da sağlık yetkilileri, İngiltere'den dönen bir kişinin, mutasyona uğramış koronavirüsün yeni türü ile enfekte olduğunun tespit edilmesi ile ülkede yeni tür ile enfekte olan ilk vakanın kaydedildiğini duyurdu. Aynı şekilde Meksika’da da, Tamaulipas eyaleti hükümeti, Mexico City'den uçakla gelen bir yolcunun yeni tür virüs ile enfekte olduğunun tespit edildiğini duyurdu.
Kanada’nın Fransız özerk bölgesi Quebec’te, cumartesi akşamı gece sokağa çıkma yasağı yürürlüğe girdi. Bu yasak, bir asır önce patlak veren İspanyol gribi salgınından bu yana Kanada'da il düzeyinde uygulanan, daha önce görülmemiş bir önlem oldu.
Diğer yandan, Avustralya'nın en büyük şehri üçüncü şehri olan Brisbane'de geniş çaplı bir test kampanyasının yürütülmesinin ardından çevreleme önlemleri kaldırıldı. İsveç'te salgının yayılma hızının artması, ülkeyi şu ana kadar herhangi bir yerden daha az katı şekilde yürüttüğü politikayı değiştirmeye zorladı. Ülkede pazar gününden bu yana, belirli bölgelerdeki mağazaların ve restoranların kapatılması da dahil olmak üzere sıkı önlemler alındı.
Ortadoğu'da, İsrailliler haftaya, Aralık ayında yürürlüğe giren üçüncü ulusal tecrit uygulamasını sıkılaştırmak için getirilen yeni kısıtlamalar ile başladı.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct