Libya’da yeni bir yürütme otoritesi oluşturulmasında sona yaklaşıldı

BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams. (AP)
BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams. (AP)
TT

Libya’da yeni bir yürütme otoritesi oluşturulmasında sona yaklaşıldı

BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams. (AP)
BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams. (AP)

Libya, Başta ABD olmak üzere Batı’dan yapılan olumlu memnuniyet açıklamalar sürerken ilerleyen saatlerde, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ortaya konulan süreç doğrultusunda, yeni yürütme otoritesini seçme mekanizmasını oylayan Siyasi Diyalog Forumu’nun sonuçlarını bekliyor.
Libya Ulusal Ordusu (LUO), geçen cumartesi günü medya tarafından yayınlanan ‘Türkiye ve Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) ait iki insansız hava aracının (İHA), kısıtlı bölgeye girişleri sonrasında stratejik Sirte şehrinin batısında düşürüldüğü’ yönündeki haberleri doğrulamadı ve kayıtsız kaldı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi geçen cumartesi akşamı Arap Parlamentosu Başkanı Adil el-Usumi ile gerçekleştirdiği toplantıda ‘Sirte ve Cufra’da ilan edilen kırmızı çizgilerinin, dengeyi sağlamayı ve siyasi rotayı korumayı amaçladığını’ belirtti. Mısır Cumhurbaşkanlığı’na göre Usumi, Sisi tarafından Libya’daki dış müdahalelere ilişkin ilan edilen çizgilerin, ‘risklerin azaltılmasına doğrudan katkı sağladığını’ dile getirdi.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams, siyasi diyalogta, yürütme otoritesinin seçilme mekanizmasının onaylanmasına doğru ilerleme kaydedildiğini duyurdu. Williams söz konusu mekanizmaya, gelecek aralık ayında yapılması planlanan seçimlerden önceki dönemi denetlemek için yeni bir geçiş hükümeti kurulması meselesinin de dahil olduğunu belirtti. BM Temsilcisi ayrıca Cenevre görüşmelerine katılanların, Libya’daki ana grupların gündemindeki mesele olan ‘yeni hükümeti seçme mekanizmasına’ ilişkin uzlaşı sağladıklarına dikkat çekti.
Stephanie Williams, uzlaşının bu mesele hususunda mümkün olan en iyi anlaşma olduğunu ve birkaç hafta içerisinde bir geçiş hükümetinin seçilmesine olanak tanıyabileceğini dile getirirken yine de ‘barış sağlama çabalarını engellemeye çalışanların olacağı’ konusunda uyardı. Williams, geçiş hükümetinin seçimlere hazırlıktan, yolsuzlukla mücadeleden ve Libya genelinde kamu hizmetlerini yeniden tesis etmekten sorumlu olacağını vurguladı.
Williams, geçen çarşamba günü başlayan komite görüşmelerinin ardından, geçen cumartesi akşamı Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında “Uzlaşının şartları, cumartesi günü öğleden sonra forumun 75 üyesiyle paylaşıldı” dedi. BM Temsilcisi, forum üyelerini 24 saat içerisinde önerilen mekanizmayı oylamaya davet ettiğine dikkat çekti.
Yapılan açıklamalar oylamanın sonlanmasının ardından, yarın sonuçların ilan edileceği yönünde.
Uzlaşıyı, Tunus’ta belirlenen hedeflere ulaşmak için belirleyici bir adım olarak nitelendiren Williams, Danışma Komitesi üyelerinin yapıcı bir ruhla, katılımcı çabalarla ve yüksek bir vatanseverlikle sorumluluklarını yerine getirdiğini belirtti. Stephanie Williams ayrıca kardeşlik ruhu, dayanışma, ülke ve Libya halkının çıkarlarını her şeyin önüne koyma taahhüdü dolayısıyla komiteye içten teşekkürlerini iletirken Danışma Komitesi’nin öne sürdüğü öneriye dayalı olarak her seçim heyetinin, seçimde fikir birliği ilkesine (yüzde 70) göre Başkanlık Konseyi’ne bir komite temsilcisi atayacağını bildirdi.
Ancak bunun mümkün olmaması halinde, tüm bölgelerden 4’er kişiyi içeren listeler oluşturulacağı kaydedildi.
Williams, oylamaya sunulması için her listenin 17 öneri (8 batıdan, 6 doğudan ve 3 güneyden) alması gerektiğini belirtirken oyların yüzde 60’ını alan listenin ilk turu kazanacağını kaydetti. Ayrıca listelerden hiçbirinin bu orana ulaşamaması halinde en yüksek yüzdeyi alan iki listenin, genel oturumda oyların yüzde 50+ 1’ini kazanan listenin seçilmesi şartıyla, ikinci turda yarışacağını vurguladı.
Danışma Komitesi tarafından uzlaşı sağlanan ve onay için gerekli olan yeterli sayının oylamaya katılanların yüzde 63’ü olarak belirlendiği, bu sayıya ulaşılmadığı takdirde ise misyonun iki gün sonra ikinci bir oylama turu düzenleyeceği kaydedildi. İkinci turda onay için yeter sayısı oylama yapanların 50+1’i olarak belirlendi.
Önerilen kararı ulaşılabilecek en iyi çözüm olarak nitelendiren Williams, bölgesel boyuta saygı duyduğunu belirterek vatandaşları da ‘ülkede anlayışı geliştirmeye ve birliği inşa etmeye’ çağırdı.
Stephanie Williams, BM’nin listelerin hazırlanmasına hiçbir şekilde katılmayacağını söyledi, “Bu bir Libya- Libya çözümüdür” ifadesini kullandı.  BM’nin rolünün ise destek ve kolaylaştırmayla sınırlı olduğunu dile getiren Williams, yakında seçilecek yürütme otoritesinin bir sonraki seçimlerin gerçekleştirilmesiyle biten açık ve sınırlı bir yetkiye sahip, geçici, birleşik bir yürütme mekanizması olduğunu kaydetti.
Geçen cumartesi akşamı ABD’nin Libya’daki büyükelçiliği tarafından yayınlanan bir bildiride, Siyasi Diyalog Forumu’nun yeni bir geçici yürütme otoritesi seçme yönünde kaydettiği ilerlemenin memnuniyetle karşılandığı kaydedildi. Açıklamada bu durumun ‘mevcut koşulların kolaylık sağladığı çatışma ve yolsuzluğun üstesinden gelme zamanının geldiğine dair Libya halkının açık taleplerini yansıttığı’ vurgulandı.
ABD ayrıca tüm tarafları, görevi ‘yaklaşan seçimleri yürütmek, kamu hizmetleri sağlamak, Libya’nın servetini tüm vatandaşların yararına şeffaf bir şekilde yönetmek ve dağıtmak’ olan yeni bir birleşik hükümet kurmak için Libya Siyasi Diyalog Forumu aracılığıyla acilen ve iyi niyetle çalışmaya çağırdı. Libya halkının ve uluslararası toplumun siyasi geçişi engellemeye yönelik her türlü girişimi önlemek için mevcut tüm araçları kullanması gerektiğini söyleyen ABD, ‘istisnai’ olarak nitelediği Stephanie Williams’ın liderliğine ve Libya’nın daha güvenli ve müreffeh bir geleceğe ulaşmasına yardım etme konusundaki kararlılığına övgüde bulundu.
Diğer yandan İngiltere’nin Libya Büyükelçisi Nicholas Hopton da Danışma Komitesi’nin Diyalog Forumu’nda kaydettiği ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Hopton, gelişmeyi ‘bu yılın sonunda Libya’da yapılması planlanan seçimlere hazırlanmak için birleşik bir ulusal hükümet kurma yolunda önemli bir adım’ olarak değerlendirdi.
Libya’daki Fransız Büyükelçiliği de Diyalog Forumu’nun olumlu sonuçlarına ilişkin tebrik yayınladı, süreci engellemeye çalışan herkese yönelik tedbir alma uyarısı yaptı. Büyükelçilik, herkese, ‘seçimlere ulaşmak için yeni bir birleşik yürüte makamının seçilmesine olanak tanıma’ çağrısında bulundu.
Almanya’nın Libya Büyükelçisi Oliver Owcza da tüm kesimleri ulusal seçimlerin önünü açmak amacıyla forumun başarılı bir şekilde uygulanmasını desteklemeye çağırdı. Owcza ayrıca ilerleyen haftaların değişim iradesini göstermek için bir fırsat olacağına dikkat çekti.
Aynı şekilde AB Misyonu Başkanı da“Herkesin, Libya’da seçimlere giden geçici hükümetin çabalarını sürdürme zamanı geldi” dedi.
Sahada ise UMH’nin 5+5 Ortak Askeri Komite heyetinin bir üyesi, insansız hava araçlarının hareketlerine yönelik herhangi bir talimat verilmediğini söyledi. Üye, bir televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada güçlerinin ateşkese bağlı olduğunu vurguladı.
Resmi olmayan raporlarda Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO’nun, Sirte’de Türkiye’ye ait 2 İHA’yı düşürdüğü iddia edildi. Bu iddia, ordunun geçen yılın haziran ayında başkent Trablus’tan çekilmesinden ve ekim ayında Cenevre’de ateşkesin ilan edilmesinden bu yana türünün ilk örneği oldu.
LUO söz konusu iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Aynı şekilde UMH güçlerinin Sirte şehrinin batısında seferber olmayı sürdürdüğü yönündeki bilgileri de teyit etmedi.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.