Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Borge Brende Şarku'l Avsat'ta verdiği röportajda zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısı yaptı

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Brende, Suudi Arabistan yatırım fırsatlarına olan ilginin arttığını teyit etti

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
TT

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Borge Brende Şarku'l Avsat'ta verdiği röportajda zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısı yaptı

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)

Bu yıl kar, dünya liderlerinin fotoğraflarını süslenmeyecek. Karar vericiler, büyük yatırımcılar ve girişimciler, İsviçre Alpleri’ne bakan Palais Des Congres (Kongre Sarayı) koridorlarında karşılaşamayacak. Dünyanın en önde gelen ekonomik forumu olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında alınan tedbirler nedeniyle son 50 zirvenin aksine bu kez oturumlarını çevrim içi olarak gerçekleştiriyor.  
WEF Başkanı Borge Brende, ‘2021 Davos Gündemi’ toplantılarının arifesinde, ortak zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısında bulundu. Brende, Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla verdiği röportajda, dünyanın tanık olduğu ‘kırılma’ ve ülkeler arasında büyüyen ekonomik, iklimsel ve sosyal eşitsizlikler ile ilgili uyarıda bulundu. Brende ayrıca, Kovid-19 salgını nedeniyle Mayıs 2021'de Singapur'da gerçekleştirilecek olan 2021 Davos Gündemi’nin en önemli konu başlıklarından ve hedeflerinden bazılarına değindi.
Bununla birlikte yeni ABD yönetiminin çok taraflılığa ve ortak uluslararası eyleme olan bağlılığına ilişkin bir takım işaretler görmeyi uman Brende, büyümenin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı olması koşuluyla, küresel gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) oranlarını salgından önceki seviyelerine döndürmenin önemini vurguladı.
Öte yandan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından sunulan Suudi Arabistan yatırım fırsatlarına iş adamları ve yatırımcıların gösterdiği yoğun ilgiye de değindi.

İşte WEF Başkanı Brende’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın önemli noktaları:

Güvenin yeniden tesis edilmesi
WEF, bu yıl çevrim için düzenlenen zirvede, güvenin yeniden tesis edilmesini hedefliyor. Bunun sebebini ‘güven, ilerlemenin temelidir’ diyerek açıklayan Brende, dünya liderleri arasındaki iş birliği eksikliğine ve dünyanın tanık olduğu ve devam eden ‘kırılmaya’ karşı uyarıda bulundu. Brende, iş birliği eksikliği ve kırılmanın, iklim değişikliğine çözüm bulunması, salgınla mücadele edilmesi ve kapsayıcı bir ekonomik toparlanmanın devam etmesi karşısında bir takım zorluklara neden olacağını vurguladı.
Yeni ABD yönetiminden, uluslararası iş birliği konusundaki kararlılığını yenilediğini ve çok taraflılığa olan bağlılığını güçlü bir şekilde ortaya koyan işaretler almayı umduğunu ifade eden Brende, “ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) yeniden katılması, dünyanın en büyük ekonomisinin, iş birliğinin temeli olarak uluslararası kuruluşlara ve çok taraflı anlaşmalara bağlı olduğuna dair açık bir sinyal verecektir” dedi. WEF Başkanı, bunun başta ABD’nin Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) Temyiz Organı (Appellate Body) üyelerinin atamalarına onay vermemesi nedeniyle Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması’na kilit vuran meselede olduğu gibi diğer meselelerdeki bir takım  ‘tıkanıklıkları’ gidereceğini umuyor.

Küresel uzlaşı yönelimi
Her ne kadar yeni ABD yönetimi ortak eylemin önemine ve uluslararası kuruluşların rollerinin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapsa da, WEF Başkanı iyimserliğini dizginleyerek büyük ekonomiler arasındaki devam eden anlaşmazlıklara dikkati çekti. Brende, “Henüz krizi aştığımızı düşünmüyorum. Büyük ekonomiler arasında artan bir rekabete şahit olacağımıza hiç şüphe yok. Bazı alanlarda da anlaşmazlıkları net bir şekilde görebileceğimizi düşünüyorum. Diğer yandan çeşitli tarafların ortak çözümler bulunmasını istediği de açık” ifadelerini kullandı.
Dünyanın karşı karşıya olduğu sağlık krizinin uluslararası iş birliği alanları için bir örnek teşkil ettiğini belirten Brende, “Kovid-19'un sınır tanımadığını biliyoruz. Bir yere yayılırsa, her yere yayılmıştır demektir. İklim değişikliğinin de sınır tanımadığını biliyoruz. Bu yüzden, ortak zorlukların üstesinden gelmek için küresel bir uzlaşıya ihtiyacımız var” diye konuştu. Brende, ekonomiyi yeniden rayına oturtmanın ve küresel ham petrol üretim seviyelerini salgın öncesi seviyesine getirmenin yolunun ‘son bir buçuk yılda önemli ölçüde azalan doğrudan yabancı yatırım yoluyla ülkelerin birbirine yatırım yapmasından geçtiğini’ söyledi. ‘Son otuz yılda, milyonlarca insanın aşırı yoksulluktan kurtulmasına imkan veren bir büyüme motoru olarak’ küresel ticaretin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan WEF Başkanı, “Küresel değer zincirlerinin ve ticaretin, Kovid-19 öncesi seviyelerine geri dönmek için mücadele ettiğini de biliyoruz” dedi.

Yoksulluk oranları
Dünyanın son 20 yıldır ilk kez aşırı yoksulluk seviyelerinde bir düşüşe değil, bir artışa tanık olduğu uyarısında bulunan WEF Başkanı Brende, “Gerçek şu ki, geçtiğimiz bir buçuk yıl içinde yaklaşık yüz milyon insan aşırı yoksullar arasına katıldı” değerlendirmesinde bulundu. Brende, salgının etkisinin, yoksul ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde diğerlerine kıyasla daha fazla olduğuna işaret etti.
WEF Başkanı Brende sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın salgından önce de sadece gelişmekte olan ülkeler arasında değil, aynı zamanda sanayileşmiş ülkeler arasında da artan eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Artık iyi eğitimli ve iyi işleri olan vatandaşların evden çalışarak yeni duruma uyum sağladığını görüyoruz. Fakat bir markette, otelde veya bir yolcu gemisinde çalışanlar veya işsiz olanlar için durum farklı.”
Öte yandan salgınla mücadele kapsamında Kovid-19 aşılarının eşit dağıtılmasının önemini vurgulayan Brende, “(Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı’nın (GAVI) liderliğini yürüttüğü) Koronavirüs Aşısı Küresel Erişim Girişimi'nin (COVAX) başarılı olacağından gerçekten emin olmalıyız” ifadelerini kullandı.
GAVI, Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) ve WHO tarafından, Kovid-19’a karşı aşı geliştirilmesi, üretiminin hızlandırılması ve tüm ülkelere adil ve eşit bir şekilde dağıtılmasını sağlamak amacıyla kuruldu. COVAX’ın iki milyar doz aşı sağladığını belirten Brende, “Ancak bu yeterli değil ve daha fazlasını yapmalıyız” dedi.
Norveç’in eski Dışişleri Bakanı olan Brende, iklim değişikliği ve dijital kalkınmanın etkileri açısından ülkeler arasındaki büyük eşitsizlikleri ele almanın önemine de değindi. Brende, “Büyüme seviyelerine bakarken, en çok yoksul ülkeleri etkileyen iklim değişikliğinin yanı sıra endişe verici boyutlarda bir dijital uçurumun olduğu ve 3,6 milyar insanın henüz hiç internetle tanışmadığı gerçeğini de ele almalıyız. Bu dijital uçurumu çözmezsek, önümüzdeki yıllarda eşitsizlik konusunda daha fazla artışa şahit olacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

Trilyonluk canlandırma
Gelişmiş ülkelerin, salgının ekonomik yansımalarıyla mücadele stratejilerinde trilyonluk teşvik paketlerine güvendiklerini düşünen Brende, “Çoğunluğu gelişmiş ülkelerden olmak üzere toplamda yaklaşık 12 trilyon dolarlık teşvik paketi başlatıldı.  Bu ülkeler büyümeyi yeniden sağlamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar çünkü bunu yapabilirler. Buna karşın birçok yükselen ekonomi ve gelişmekte olan ülke, gelişmiş ülkelerin mali gücüne sahip değiller. Bunların hepsi büyüme, istihdam yaratma, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik ile ekonomiyi rayına oturmak için dikkate ve ciddiye almamız gereken çok endişe verici sinyaller” yorumunda bulundu.

Çin’in çağrısı
Öte yandan bu yıl Davos Gündemi’nin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in açılış konuşmasıyla başlaması dikkat çekti. Çin Devlet Başkanı, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlamasından günler önce düzenlenen 2017 Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı'na katıldığı Davos’ta dönüm noktası niteliğinde bir konuşma yapmıştı. Şi, serbest ticareti ve küreselleşmeyi savunarak dünyayı şaşırtmıştı. Trump ise tecrit önlemleri alma eğilimleriyle ve müttefiklerine yönelik ticaret savaşı tehditleriyle dünyayı şoke etmişti. Bu da Trump ve Şi’nin karşı roller üstlenmiş gibi görünmesine neden oldu.
Bu yıl her ne kadar çevrim içi de olsa Çin Devlet Başkanı'nın yeniden Davos'a katılmasından duyduğu mutluluğu dile getiren WEF Başkanı, “Başkan Şi'nin 2017'deki konuşması, Çin'in çok taraflılığın ve küreselleşmenin önemini vurguladığı bir konuşma olarak ünlendi” dedi.
Yoksulluk karşısında küreselleşmenin ve serbest ekonominin önemini vurgulayan Başkan Şi'ye bu bağlamda katıldığını söyleyen Brende, küreselleşmenin ‘çeşitli sorunları çözemediğini’ iddia ederek küreselleşmeyi eleştirenleri uyararak, “Küreselleşmenin gerçek anlamda başladığı 1990 yılından bu yana, dünya nüfusu 5 milyardan 7 milyara yükseldi. Bu süre zarfında dünya nüfusuna iki milyar insan eklenirken yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı yüzde 40'tan yüzde 10'a geriledi. Küreselleşme pek çok başarıya imza attı, fakat gevşememeliyiz. Bu yılki WEF Küresel Riskler Raporu’nda servetin dağıtılmadığı ekonomilere sahip olamayacağımız için, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin eşitsizliği ele almak olduğunu gördük. Piyasa ekonomisi, ancak insana yakışır ücretlerle insana yakışır yaşam fırsatları sağlarsa meşru olur” değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’daki toplantı
WEF Başkanı, 2020 baharında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da yapılması gereken, ancak salgın nedeniyle ertelenen Ortadoğu ve Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) konulu olağanüstü bir toplantıya ‘büyük bir ilgi’ duyulduğunu hissettiğini söyledi.
Brende şunları söyledi:
“Suudi Arabistan'daki bu önemli toplantıya büyük bir ilgi vardı. Bu nedenle 14 Ocak'ta gerçekleşen stratejik diyalog oturumunda, en azından toplantıya katılacak yöneticilere Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile (çevrim içi olarak) tanışma fırsatı sunmak istedik. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinden kadınları güçlendirmeyi amaçlayan reformlara ve yabancıların yararlanabileceği yatırım fırsatlarına kadar yöneticilerin sorduğu soruları takip etmek ilginç bir deneyimdi.”
Toplam 28 iş sektörünü ve 36 ülkeyi temsil eden 160'tan fazla uluslararası arenada etkili iş insanı ve girişimcinin katılımıyla gerçekleşen çevrim içi görüşmede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ülkesinin 2030 Vizyonu'nun duyurulmasından bu yana petrol dışı gelirlerin ikiye katlanması, kadınların işgücü piyasasında güçlendirilmesi ve iş ortamında rekabet edebilirlik seviyesinin yükseltilmesi, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) rolünün artırılması, çevre koruma konusunda kaydedilen büyük gelişme ve Suudi Arabistan'ın, dönem başkanlığını yaptığı G20 Zirvesi tarafından onaylanan döngüsel karbon ekonomisine ilişkin girişimi gibi çeşitli alanlarda elde ettiği başarılara değinildi. 
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın kullanılmayan yeteneklerini ortaya çıkarmak için 2030 Vizyonu çerçevesinde sunulan fırsatlar kapsamında, yeni ve gelecek vaat eden büyüme sektörlerinin kurulmasının yanı sıra ülkesinde önümüzdeki on yıl içinde 3 trilyon doları yeni projelere yapılmak üzere 6 trilyon dolarlık büyük yatırım fırsatlarına da değindi.
Öte yandan Brende, WEF’in son teknolojilerle ilgili merkezi olarak Riyad’da Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi'nin kurulduğunun açıklandığını belirtti.

WEF’in uyumu
Bir yılı 10 yıl gibi geçirdiğini hissettiğini söyleyen Brende, “WEF, dünyanın karşılaştığı yeni zorluklara uyum sağladı” dedi.
Geçtiğimiz yıl yapılması gereken 300 toplantıyı çevrim içi olarak yapmak zorunda kaldıklarını belirten Brende, ayrıca birçok girişim başlattıklarının da altını çizdi. Brende, WEF’in bu hızlı gelişmelere ayak uydurup uydurmadığı ile ilgili bir soruyu, “WEF’in gücünün, kendini kamu ve özel sektörün iş birliğine adamış uluslararası bir kuruluş olmasından aldığına inanıyorum. Gerek İklim değişikliği konusunda olsun, gerek salgınla mücadele gerekse ekonomik büyümeyi rayına oturtmak konusunda olsun, bugün karşılaştığımız zorlukların çoğunun kamu ve özel sektör arasında daha fazla iş birliği yapılmasını gerektirdiğine inanıyorum. Kamu sektörü bu krizi atlatmak için mali gücünün çoğunu kullandı. Bu yüzden devlet borcunun çarpıcı bir biçimde arttığını gördük. Bu nedenle gelecek yıl, hükümetlerin çalışmalarını tamamlamak için özel sektördeki kaynakları da seferber etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Öte yandan WEF’in çeşitli şirketlerle yaptığı bir takım çalışmalara da değinen Brende, “Geçtiğimiz yıl Mart ayında Kovid-19 platformu oluşturduk. Ayrıca aşılama sürecini hızlandırmak için özel şirketlerden 41 girişim başlattık. Bunlardan biri de çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim girişimiydi. 120 şirket, iklim yönetimi, yolsuzlukla mücadele, insana yakışır iş olanakları yaratma, eğitim ve becerilerin geliştirilmesi ile ilgili olarak hükümet düzenlemelerinin çok ötesindeki çevresel ve sosyal standartlara bağlı kaldı” ifadelerini kullandı.
WEF Başkanı Brende son olarak WEF’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmaya daha fazla katkıda bulunmaya odaklanmasını beklediğini söyledi.



Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.


ABD’deki seçim sandıkları, Wall Street için yeni hesaplar açıyor

New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
TT

ABD’deki seçim sandıkları, Wall Street için yeni hesaplar açıyor

New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)
New York Borsası’nda çalışan borsa yatırımcıları (EPA)

Wall Street’in gözü salı günü yapılacak ABD seçimlerine çevrilirken; piyasalar yapay zekâ yatırımları ve faiz oranlarının seyriyle birlikte siyasi hesaplaşmalara odaklandı. Kongre ara seçimleri, Washington’daki güç dengesinin ötesinde; devlet harcamaları eğilimleri, teknoloji şirketlerine yönelik denetimler ile dolar ve ABD Hazine tahvillerini etkileyebilecek potansiyel sonuçlar barındırıyor.

Söz konusu kritik süreç, yapay zekâ alanındaki devasa yatırımların finansal getirilerine dair belirsizliklerin ABD hisse senetleri üzerinde baskı yarattığı bir döneme denk geldi. Veri merkezleri ve bilgi işlem kapasitelerini genişletme maliyetine ilişkin yatırımcı endişelerini gidermeyen bilanço sonuçlarının ardından teknoloji hisselerinde düşüş yaşanmıştı. Diğer yandan yatırımcılar, ekonominin gücüne ve yeniden faiz artışı ihtimallerine dair yeni sinyaller aramak amacıyla Apple, AMD ve Palantir’in de aralarında bulunduğu büyük şirketlerin finansal sonuçları ile aylık istihdam raporunu yakından takip ediyor.a

fvgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Florida’daki Mar-a-Lago kulübünde düzenlenen Cadılar Bayramı partisi sırasında basın mensuplarıyla tokalaştı. (AFP)

Piyasalardaki siyasi hesaplar, Senato mücadelesi ucu açık kalmakla birlikte, Demokratların Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü Cumhuriyetçilerden alma ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor. Yatırımcılar, Kongre’deki güç dengesinin değişmesinin; enerji maliyetleri ve çevreye etkileri nedeniyle yerel tepkilere yol açan veri merkezi projelerine yönelik incelemeleri artırabileceğini, ayrıca teknoloji şirketleri, bankalar ve kripto para firmaları üzerindeki denetimlerin sıkılaşabileceğini öngörüyor.

Olası etkiler yalnızca teknoloji hisseleriyle sınırlı kalmıyor. Demokratların Kongre’nin her iki kanadında da zafer kazanması; gerek hükümetin finansmanı ve borç limiti müzakerelerinde siyasi tıkanıklık riskini artırarak gerekse yapay zekâ sektörüne ilişkin halihazırda yıpranmış olan piyasa algısını etkileyerek dolar üzerinde baskı oluşturabilir.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre ING Dış Borsa Stratejisti Francesco Pesole, Demokratların kapsamlı bir zafer kazanmasının hükümetin kapanma riski, borç limiti müzakerelerindeki kilitlenmeler ve yapay zekâya yönelik olumsuz algının derinleşmesi gibi nedenlerle dolar üzerinde sınırlı bir baskı yaratabileceğini ifade etti.

Hisse senedi piyasasına ilişkin değerlendirmede bulunan Cherry Lane Investments Kurucu Ortağı Rick Meckler ise Demokratların açık ara zaferinin yapay zekâ, teknoloji sektörü ve genel olarak tüm piyasa açısından olumsuz bir faktör olarak algılanabileceğini belirtti. Bu endişelerin temelinde, veri merkezlerinin elektrik tüketimi, enerji maliyetleri ve çevresel etkilerine dair tırmanan tartışmalar ışığında genişleme planlarının daha sıkı bir incelemeye tabi tutulma ihtimali yatıyor.

xcdfvgthy
ABD Senatosu Demokrat adayı James Talarico’nun Houston’daki seçim mitinginin yakınında, el yapımı bir karavan örtüsü (EPA)

Seçimler, büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekaya yönelik artan harcamalarını bu yatırımları haklı çıkaracak finansal getirilere dönüştürme yeteneğinin sorgulandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Veri merkezlerine en çok yatırım yapan şirketlerden Alphabet ve Amazon’un açıkladığı sonuçlar, bu genişlemenin finansmanı ve ekonomik verimliliği konusundaki soru işaretlerini artırırken, bilanço verilerini duyuran Intel’in hisseleri cuma günü yaklaşık yüzde 29 oranında değer kaybetti.

Teknoloji ve yapay zekâ hisselerindeki zayıflığın etkisiyle S&P 500 endeksi cuma günkü seansta yüzde 1,8 gerilerken, Nasdaq bileşik endeksi yüzde 2,9 oranında düştü. Empower Baş Yatırım Stratejisti Marta Norton, piyasanın yapay zekâya ilişkin süregelen ve belki de tırmanan endişeler nedeniyle dalgalı bir seyir izlediğini belirterek, yatırımcıların son bilanço sonuçlarını sindirmeye çalıştığını vurguladı.

Şirket sonuçlarıyla dolu bir hafta

Seçimlerle eş zamanlı olarak devam eden üçüncü çeyrek bilanço sezonu, şimdiye kadar güçlü bir kâr performansına işaret etti. LSEG I/B/E/S verilerine göre, S&P 500 endeksindeki şirketlerin yarısından fazlasının sonuçlarını açıklamasıyla birlikte, çeyreklik kâr artışının yüzde 31,6 seviyesinde gerçekleştiği kaydedildi.

Ancak yüksek kâr artışı, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayan şirketleri cezalandırmasının önüne geçemedi. Caterpillar hisseleri, veri merkezlerinde kullanılan güç ekipmanlarına yönelik güçlü talebe rağmen yıllık satış büyümesi beklentisini sabit tutması üzerine perşembe günü yüzde 9 değer kaybetti.

rgtbnty
New York Borsası’nda konuşan iki yatırımcı (EPA)

Franklin Templeton Enstitüsü Baş Piyasa Stratejisti Chris Galipeau, kâr beklentisi çıtasının son derece yüksek olduğunu ve bu beklentileri karşılayamayan ya da aşamayan şirketlerin hisse senetlerinde baskı gördüğünü belirtti.

Apple’ın bugün bilançosunu açıklaması beklenirken; yatırımcılar yapay zekâ harcamalarının yönüne ilişkin ek göstergeler sunacak AMD, Qualcomm ve Palantir’in sonuçlarını da yakından takip ediyor. Önümüzdeki hafta bilanço açıklayacak şirketler arasında McDonald’s, Amgen ve ConocoPhillips’in yanı sıra S&P 500 endeksinde yer alan 100’den fazla şirket bulunuyor.

İş piyasası, faiz artışı beklentileriyle karşı karşıya

Makroekonomi tarafında ise ABD Ekim ayı istihdam raporu, para politikası beklentileri açısından kritik bir test niteliği taşıyor. FED son toplantısında faiz oranlarını sabit tutarken, piyasalar aralık ayında yeni bir faiz artışı olasılığını fiyatlamaya devam ediyor.

LSEG verilerine göre piyasalar, 9 Aralık’taki toplantıda 25 baz puanlık bir faiz artışı ihtimalini yüzde 76 olarak fiyatlarken, önümüzdeki 12 aylık süreçte en az iki faiz artışı daha öngörüyor. Wall Street Journal’ın haberine göre, bu beklentilerin belirgin şekilde değişmesi için istihdam verilerinin beklenenden çok daha zayıf gelmesi gerekiyor.

Finans kuruluşları, işsizlik oranının sabit kalmasıyla birlikte istihdamda mütevazı bir büyüme bekliyor. LBBW analistleri, zayıf istihdam artışı beklentilerine rağmen Aralık ayında 25 baz puanlık bir faiz artışının hâlen yüksek bir olasılık olduğunu ifade etti.

dcvfgbh
New York Borsası’ndaki iki yatırımcı (Reuters)

Aylık rapor öncesinde yatırımcılar; salı günü açıklanacak eylül ayı açık iş sayısı (JOLTS), çarşamba günkü ADP özel sektör istihdam raporu ve perşembe günkü haftalık işsizlik maaşı başvuruları verilerini takip edecek. Ayrıca ekim ayına ilişkin imalat ve hizmet PMI verileri ile kasım ayına ait Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi öncü verileri de açıklanacak.

Perşembe günü açıklanan veriler uyarınca ABD ekonomisi, tüketici harcamalarının gücü ve şirketlerin yapay zekâya yönelik artan yatırımlarının etkisiyle üçüncü çeyrekte son bir yılın en hızlı büyüme performansını kaydetti. FED de son toplantısında ekonomik performansa ilişkin değerlendirmesini yukarı yönlü revize etti. Ancak istihdam artışı bu tablodaki zayıf halka olmayı sürdürüyor. Manulife John Hancock Investments Yatırım Stratejisi Eş Başkanı Matthew Miskin, güçlü istihdam artışının eksikliğini, sağlam ekonomik büyüme söylemindeki kayıp halka olarak nitelendirdi.

Diğer sektörler, teknoloji sektöründeki kayıpları telafi ediyor

Teknoloji hisseleri üzerindeki baskının aksine, diğer sektörler ekim ayı boyunca daha güçlü bir performans sergiledi. Enerji ve finans sektörleri güçlü aylık kazançlar kaydederken, kamu hizmetleri ve sağlık gibi savunma odaklı sektörlerde de yükseliş görüldü. S&P 500 endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 10’un üzerindeki kazancını korumaya devam etti.

Galipeau, piyasa performansının artık yalnızca dev teknoloji hisselerine bağımlı olmadığına işaret ederek, piyasa genişliğinin genel olarak tahmin edilenden daha yaygın olduğunu belirtti.

Seçim sonuçları, bilanço sezonu ve istihdam verilerinin eşliğinde yatırımcılar çok boyutlu bir testle karşı karşıya kalacak. Seçimler Washington’daki denetim ve mali politikaların şeklini belirleme potansiyeli taşırken, şirket sonuçları yapay zekâ hamlesinin yapılan harcamaları ne ölçüde haklı çıkarabildiğini gösterecek; iş gücü piyasası verileri ise FED’in bir sonraki hamlesine ilişkin yeni sinyaller sunacak.


Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
TT

Aramco, nakit yatırım ve teknik varlıklar karşılığında HUMAIN’in yüzde 49’unu satın aldı

Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)
Dünya Enerji Kongresi kapsamında düzenlenen fuarda Aramco standının önünde bulunan temsilciler (AFP)

Suudi Arabistan, yapay zekâ yatırımları ve kapasitelerinin büyük bir kısmını HUMAIN şirketi altında birleştirmeye hazırlanıyor. Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Aramco arasındaki ortaklık, 2025 yılındaki genel iş birliği çerçevesi anlaşmasından daha detaylı yatırım düzenlemelerine evrilirken; bu kapsamda Aramco şirkette yüzde 49 hisse alacak, PIF ise yüzde 51’lik çoğunluk hissesini elinde tutacak. Bu adım, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmayı ve veri merkezleri ile bilgi işlem altyapısından gelişmiş modellere, uygulama ve endüstriyel çözümlere kadar uzanan entegre bir yapay zekâ şirketi inşa etmeyi amaçlıyor.

9,9 milyar riyal nakit yatırım

Açıklanan düzenlemeler kapsamında Aramco, 2026 yılı boyunca yaklaşık 9,9 milyar riyal (2,6 milyar dolar) nakdi katkı sağlarken, yapay zekâ, bilgi işlem ve dijital varlıklar alanındaki temel varlıklarını HUMAIN’e devrederek şirketin operasyonel kapasitesini artıracak ve büyüme planlarını destekleyecek. Şirketin büyüme planlarının ve iş geliştirme faaliyetlerinin denetimi ise PIF ve Aramco tarafından müştereken yürütülecek.

İş birliği süreci, PIF ile Aramco’nun, Aramco’nun HUMAIN’de etkin bir azınlık hissesi almasının ana hatlarını belirleyen bağlayıcı olmayan bir niyet mektubu imzaladıklarını duyurduğu Ekim 2025’te başlamıştı. Bu anlaşma, tarafların yapay zekâ alanındaki varlıklarını, kabiliyetlerini ve yeteneklerini şirkete katkı sağlama yönündeki eğilimlerini içeriyordu. Bu adımın amacı, temel varlıkları birleştirmek, HUMAIN’in büyümesini hızlandırmak ve Suudi Arabistan’ın bu teknolojilerde küresel bir merkez olmasını güçlendirmekti.

Her iki tarafça yayımlanan açıklamaya göre anlaşma; veri merkezleri ve yüksek performanslı bilgi işlemden gelişmiş yapay zekâ modellerine, uygulama ve uzmanlaşmış çözümlere kadar teknolojik seviyelerin tamamını kapsayan entegre ve rekabetçi bir yapay zekâ ekosistemi inşa etme konusunda HUMAIN’in hedeflerini destekleyecek.

Hedef, 3 gigawatt kapasiteye ulaşmak

Ayrıca anlaşma, yapay zekâ uygulamalarını çalıştırmak için gereken bilgi işlem kapasitesine yönelik artan bölgesel ve küresel talep doğrultusunda, 2030 yılına kadar yapay zekâ veri merkezlerinde 3 gigawattlık kapasiteye ulaşmayı hedefleyerek şirketin veri merkezi altyapısını genişletme planlarını destekleyecek.

Bu işlem, Suudi Arabistan’ın en son veri ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesini ve kullanılmasını sağlama çabalarının yanı sıra bu alanda yetenekleri ve yatırım fırsatlarını çekme adımlarıyla da uyum sağlıyor.

Söz konusu ortaklık, PIF’ın 2026-2030 dönemini kapsayan stratejisiyle tam bir uyum gösteriyor. Bu strateji; ekonomik ekosistemler arasındaki entegrasyonu güçlendirmeyi, özel sektör fırsatlarını genişletmeyi, ulusal şirketlerin büyümesini hızlandırmayı ve kendi sektörlerinde küresel bir konuma ulaşmaları için rekabet güçlerini artırmayı hedefliyor. PIF’ın yapay zekâ ve dijital ekonomi yaklaşımı ise yenilikçilik ve kapasite inşası yoluyla Suudi Arabistan’ın bu alanlarda küresel ve rekabetçi bir merkez olarak konumunu güçlendirmeye dayanıyor.

Aramco tarafı ise HUMAIN tarafından geliştirilen yapay zekâ altyapısından faydalanarak gelişmiş teknolojilerin potansiyelini sanayi uygulamalarına dönüştürmeyi ve böylece küresel ölçekteki iş ekosistemini ve operasyonlarını güçlendirmeyi bekliyor. Hissedar ve stratejik ortak sıfatıyla Aramco ve iştirakleri; şirketin sunduğu altyapı, çözüm ve hizmetlerden yararlanacak.

Gelir artışı fırsatları

Açıklamaya göre bu ortaklık; gelir artışı ve kâr marjlarında iyileşme fırsatları sunmanın yanı sıra Aramco’nun bünyesindeki yapay zekâ ve dijital teknoloji varlıklarına yaptığı yatırımları güçlendirecek, şirketin genel stratejisini ve enerji sektöründeki ana faaliyetleriyle entegrasyonunu destekleyecek.

PIF’ın Ortadoğu ile Kuzey Afrika Yatırımları Dairesi Başkanı Yezid bin Abdurrahman el-Humeyd, PIF ve Aramco’ya ait yapay zekâ varlıklarının HUMAIN çatısı altında birleştirilmesinin, bu alandaki ulusal yeteneklerin, yenilikçiliğin ve fikri mülkiyetin gelişimini artıracak bir entegrasyon sağladığını belirtti.

El-Humeyd, anlaşmanın PIF’ın stratejik hedefleriyle örtüştüğünü, HUMAIN’in yapay zekâ alanında küresel bir lidere dönüşmesini hızlandırdığını, söz konusu teknolojilerin PIF’ın son dönemde açıkladığı altı ekonomik ekosistemdeki kolaylaştırıcı rolünü pekiştirdiğini, özel sektörle ortaklık fırsatlarını genişlettiğini ve Suudi Arabistan’da gelişmiş teknolojilerin geliştirilmesini desteklediğini ifade etti.

Aramco CEO’su Emin en-Nasır ise HUMAIN’in inovasyon ve teknoloji geçmişi göz önüne alındığında, bu işlemin şirket için büyük bir önem taşıdığını vurgulayarak Aramco’nun petrol ve gaz sektörlerindeki performansını artırmak amacıyla dijital teknolojiler ile yapay zekâyı geliştirme ve kullanma konusunda kaydettiği ilerlemeye dikkat çekti.

Nasır, Aramco’da teknoloji kullanımından elde edilen değerin 2023 yılından bu yana 42,4 milyar riyale ulaştığını, bunun önemli bir kısmının teknolojik çözümlerden ve özellikle yapay zekâ uygulamalarından kaynaklandığını açıkladı.

PIF ile yapılan ortaklığın Aramco’nun teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki konumunu pekiştirdiğini belirten Nasır, bu sektörün yerlileştirilmesi ile yapay zekâ sistemlerinin daha entegre ve ölçeklenebilir şekilde kullanımının hızlandırılmasına zemin hazırladığını ve bu teknolojilerin gelecekteki iş dünyasında kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin ise PIF ve Aramco’nun şirkette hissedar olarak yer almasının büyük bir avantaj ve şirketin misyonuna yönelik güçlü bir güvenoyu olduğunu belirterek, hedeflerinin yalnızca veri merkezleri kurmak veya bilgi işlem kapasitesi sağlamakla sınırlı olmadığını, yapay zekânın tüm değer zinciri boyunca faaliyet gösteren küresel bir şirket kurmayı kapsadığını dile getirdi.

Bu hedefin gelişmiş altyapı ve bilgi işlemden üst düzey modellere, platformlara ve uygulamalara kadar uzandığını açıklayan Emin; PIF ve Aramco’nun stratejik gücü, sanayi deneyimi ve küresel erişiminin birleşmesinin şirketin büyümesini hızlandıracak bir taban oluşturduğunu belirtti. Emin, bu ortaklığın Suudi Arabistan’ın küresel yapay zekâ ekonomisindeki konumunu pekiştirmeye yönelik uzun vadeli bir taahhüdü temsil ettiğini kaydetti.

Mayıs 2025’te kurulan HUMAIN, yeni nesil veri merkezleri, yüksek performanslı bilgi işlem altyapısı, bulut bilişim ve gelişmiş yapay zekâ modellerinin yanı sıra yenilikçi çözüm ve uygulamalar olmak üzere dört ana alanda entegre yapay zekâ kapasitesi geliştirme üzerine çalışıyor.

Şirketin geliştirdiği modeller arasında, açıklamada dünyadaki en güçlü çok modlu Arapça büyük dil modellerinden biri olarak tanımlanan ALLAM da yer alıyor. HUMAIN, 2030 yılına kadar toplam 3 gigawatt kapasiteli veri merkezleri kurma planlarıyla yapay zekâ bilgi işlemine yönelik artan talebi karşılamak üzere faaliyetlerini genişletiyor ve küresel ölçekte en önde gelen yapay zekâ çözümleri ihracatçılarından biri olma hedefini destekliyor.