Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Borge Brende Şarku'l Avsat'ta verdiği röportajda zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısı yaptı

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Brende, Suudi Arabistan yatırım fırsatlarına olan ilginin arttığını teyit etti

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
TT

Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Borge Brende Şarku'l Avsat'ta verdiği röportajda zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısı yaptı

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende’in 2018 yılında düzenlenen forumumun etkinliklerine katılımından bir kare (WEF)

Bu yıl kar, dünya liderlerinin fotoğraflarını süslenmeyecek. Karar vericiler, büyük yatırımcılar ve girişimciler, İsviçre Alpleri’ne bakan Palais Des Congres (Kongre Sarayı) koridorlarında karşılaşamayacak. Dünyanın en önde gelen ekonomik forumu olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında alınan tedbirler nedeniyle son 50 zirvenin aksine bu kez oturumlarını çevrim içi olarak gerçekleştiriyor.  
WEF Başkanı Borge Brende, ‘2021 Davos Gündemi’ toplantılarının arifesinde, ortak zorlukların üstesinden gelmek için ‘küresel uzlaşı’ çağrısında bulundu. Brende, Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla verdiği röportajda, dünyanın tanık olduğu ‘kırılma’ ve ülkeler arasında büyüyen ekonomik, iklimsel ve sosyal eşitsizlikler ile ilgili uyarıda bulundu. Brende ayrıca, Kovid-19 salgını nedeniyle Mayıs 2021'de Singapur'da gerçekleştirilecek olan 2021 Davos Gündemi’nin en önemli konu başlıklarından ve hedeflerinden bazılarına değindi.
Bununla birlikte yeni ABD yönetiminin çok taraflılığa ve ortak uluslararası eyleme olan bağlılığına ilişkin bir takım işaretler görmeyi uman Brende, büyümenin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı olması koşuluyla, küresel gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) oranlarını salgından önceki seviyelerine döndürmenin önemini vurguladı.
Öte yandan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından sunulan Suudi Arabistan yatırım fırsatlarına iş adamları ve yatırımcıların gösterdiği yoğun ilgiye de değindi.

İşte WEF Başkanı Brende’in Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın önemli noktaları:

Güvenin yeniden tesis edilmesi
WEF, bu yıl çevrim için düzenlenen zirvede, güvenin yeniden tesis edilmesini hedefliyor. Bunun sebebini ‘güven, ilerlemenin temelidir’ diyerek açıklayan Brende, dünya liderleri arasındaki iş birliği eksikliğine ve dünyanın tanık olduğu ve devam eden ‘kırılmaya’ karşı uyarıda bulundu. Brende, iş birliği eksikliği ve kırılmanın, iklim değişikliğine çözüm bulunması, salgınla mücadele edilmesi ve kapsayıcı bir ekonomik toparlanmanın devam etmesi karşısında bir takım zorluklara neden olacağını vurguladı.
Yeni ABD yönetiminden, uluslararası iş birliği konusundaki kararlılığını yenilediğini ve çok taraflılığa olan bağlılığını güçlü bir şekilde ortaya koyan işaretler almayı umduğunu ifade eden Brende, “ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) yeniden katılması, dünyanın en büyük ekonomisinin, iş birliğinin temeli olarak uluslararası kuruluşlara ve çok taraflı anlaşmalara bağlı olduğuna dair açık bir sinyal verecektir” dedi. WEF Başkanı, bunun başta ABD’nin Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) Temyiz Organı (Appellate Body) üyelerinin atamalarına onay vermemesi nedeniyle Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması’na kilit vuran meselede olduğu gibi diğer meselelerdeki bir takım  ‘tıkanıklıkları’ gidereceğini umuyor.

Küresel uzlaşı yönelimi
Her ne kadar yeni ABD yönetimi ortak eylemin önemine ve uluslararası kuruluşların rollerinin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapsa da, WEF Başkanı iyimserliğini dizginleyerek büyük ekonomiler arasındaki devam eden anlaşmazlıklara dikkati çekti. Brende, “Henüz krizi aştığımızı düşünmüyorum. Büyük ekonomiler arasında artan bir rekabete şahit olacağımıza hiç şüphe yok. Bazı alanlarda da anlaşmazlıkları net bir şekilde görebileceğimizi düşünüyorum. Diğer yandan çeşitli tarafların ortak çözümler bulunmasını istediği de açık” ifadelerini kullandı.
Dünyanın karşı karşıya olduğu sağlık krizinin uluslararası iş birliği alanları için bir örnek teşkil ettiğini belirten Brende, “Kovid-19'un sınır tanımadığını biliyoruz. Bir yere yayılırsa, her yere yayılmıştır demektir. İklim değişikliğinin de sınır tanımadığını biliyoruz. Bu yüzden, ortak zorlukların üstesinden gelmek için küresel bir uzlaşıya ihtiyacımız var” diye konuştu. Brende, ekonomiyi yeniden rayına oturtmanın ve küresel ham petrol üretim seviyelerini salgın öncesi seviyesine getirmenin yolunun ‘son bir buçuk yılda önemli ölçüde azalan doğrudan yabancı yatırım yoluyla ülkelerin birbirine yatırım yapmasından geçtiğini’ söyledi. ‘Son otuz yılda, milyonlarca insanın aşırı yoksulluktan kurtulmasına imkan veren bir büyüme motoru olarak’ küresel ticaretin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan WEF Başkanı, “Küresel değer zincirlerinin ve ticaretin, Kovid-19 öncesi seviyelerine geri dönmek için mücadele ettiğini de biliyoruz” dedi.

Yoksulluk oranları
Dünyanın son 20 yıldır ilk kez aşırı yoksulluk seviyelerinde bir düşüşe değil, bir artışa tanık olduğu uyarısında bulunan WEF Başkanı Brende, “Gerçek şu ki, geçtiğimiz bir buçuk yıl içinde yaklaşık yüz milyon insan aşırı yoksullar arasına katıldı” değerlendirmesinde bulundu. Brende, salgının etkisinin, yoksul ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde diğerlerine kıyasla daha fazla olduğuna işaret etti.
WEF Başkanı Brende sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyanın salgından önce de sadece gelişmekte olan ülkeler arasında değil, aynı zamanda sanayileşmiş ülkeler arasında da artan eşitsizliklerle karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Artık iyi eğitimli ve iyi işleri olan vatandaşların evden çalışarak yeni duruma uyum sağladığını görüyoruz. Fakat bir markette, otelde veya bir yolcu gemisinde çalışanlar veya işsiz olanlar için durum farklı.”
Öte yandan salgınla mücadele kapsamında Kovid-19 aşılarının eşit dağıtılmasının önemini vurgulayan Brende, “(Küresel Aşı ve Bağışıklama İttifakı’nın (GAVI) liderliğini yürüttüğü) Koronavirüs Aşısı Küresel Erişim Girişimi'nin (COVAX) başarılı olacağından gerçekten emin olmalıyız” ifadelerini kullandı.
GAVI, Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) ve WHO tarafından, Kovid-19’a karşı aşı geliştirilmesi, üretiminin hızlandırılması ve tüm ülkelere adil ve eşit bir şekilde dağıtılmasını sağlamak amacıyla kuruldu. COVAX’ın iki milyar doz aşı sağladığını belirten Brende, “Ancak bu yeterli değil ve daha fazlasını yapmalıyız” dedi.
Norveç’in eski Dışişleri Bakanı olan Brende, iklim değişikliği ve dijital kalkınmanın etkileri açısından ülkeler arasındaki büyük eşitsizlikleri ele almanın önemine de değindi. Brende, “Büyüme seviyelerine bakarken, en çok yoksul ülkeleri etkileyen iklim değişikliğinin yanı sıra endişe verici boyutlarda bir dijital uçurumun olduğu ve 3,6 milyar insanın henüz hiç internetle tanışmadığı gerçeğini de ele almalıyız. Bu dijital uçurumu çözmezsek, önümüzdeki yıllarda eşitsizlik konusunda daha fazla artışa şahit olacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu.

Trilyonluk canlandırma
Gelişmiş ülkelerin, salgının ekonomik yansımalarıyla mücadele stratejilerinde trilyonluk teşvik paketlerine güvendiklerini düşünen Brende, “Çoğunluğu gelişmiş ülkelerden olmak üzere toplamda yaklaşık 12 trilyon dolarlık teşvik paketi başlatıldı.  Bu ülkeler büyümeyi yeniden sağlamak için ne gerekiyorsa yapıyorlar çünkü bunu yapabilirler. Buna karşın birçok yükselen ekonomi ve gelişmekte olan ülke, gelişmiş ülkelerin mali gücüne sahip değiller. Bunların hepsi büyüme, istihdam yaratma, kapsayıcılık ve sürdürülebilirlik ile ekonomiyi rayına oturmak için dikkate ve ciddiye almamız gereken çok endişe verici sinyaller” yorumunda bulundu.

Çin’in çağrısı
Öte yandan bu yıl Davos Gündemi’nin Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in açılış konuşmasıyla başlaması dikkat çekti. Çin Devlet Başkanı, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlamasından günler önce düzenlenen 2017 Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı'na katıldığı Davos’ta dönüm noktası niteliğinde bir konuşma yapmıştı. Şi, serbest ticareti ve küreselleşmeyi savunarak dünyayı şaşırtmıştı. Trump ise tecrit önlemleri alma eğilimleriyle ve müttefiklerine yönelik ticaret savaşı tehditleriyle dünyayı şoke etmişti. Bu da Trump ve Şi’nin karşı roller üstlenmiş gibi görünmesine neden oldu.
Bu yıl her ne kadar çevrim içi de olsa Çin Devlet Başkanı'nın yeniden Davos'a katılmasından duyduğu mutluluğu dile getiren WEF Başkanı, “Başkan Şi'nin 2017'deki konuşması, Çin'in çok taraflılığın ve küreselleşmenin önemini vurguladığı bir konuşma olarak ünlendi” dedi.
Yoksulluk karşısında küreselleşmenin ve serbest ekonominin önemini vurgulayan Başkan Şi'ye bu bağlamda katıldığını söyleyen Brende, küreselleşmenin ‘çeşitli sorunları çözemediğini’ iddia ederek küreselleşmeyi eleştirenleri uyararak, “Küreselleşmenin gerçek anlamda başladığı 1990 yılından bu yana, dünya nüfusu 5 milyardan 7 milyara yükseldi. Bu süre zarfında dünya nüfusuna iki milyar insan eklenirken yoksulluk içinde yaşayan insan sayısı yüzde 40'tan yüzde 10'a geriledi. Küreselleşme pek çok başarıya imza attı, fakat gevşememeliyiz. Bu yılki WEF Küresel Riskler Raporu’nda servetin dağıtılmadığı ekonomilere sahip olamayacağımız için, dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin eşitsizliği ele almak olduğunu gördük. Piyasa ekonomisi, ancak insana yakışır ücretlerle insana yakışır yaşam fırsatları sağlarsa meşru olur” değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan’daki toplantı
WEF Başkanı, 2020 baharında Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da yapılması gereken, ancak salgın nedeniyle ertelenen Ortadoğu ve Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0) konulu olağanüstü bir toplantıya ‘büyük bir ilgi’ duyulduğunu hissettiğini söyledi.
Brende şunları söyledi:
“Suudi Arabistan'daki bu önemli toplantıya büyük bir ilgi vardı. Bu nedenle 14 Ocak'ta gerçekleşen stratejik diyalog oturumunda, en azından toplantıya katılacak yöneticilere Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile (çevrim içi olarak) tanışma fırsatı sunmak istedik. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinden kadınları güçlendirmeyi amaçlayan reformlara ve yabancıların yararlanabileceği yatırım fırsatlarına kadar yöneticilerin sorduğu soruları takip etmek ilginç bir deneyimdi.”
Toplam 28 iş sektörünü ve 36 ülkeyi temsil eden 160'tan fazla uluslararası arenada etkili iş insanı ve girişimcinin katılımıyla gerçekleşen çevrim içi görüşmede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ülkesinin 2030 Vizyonu'nun duyurulmasından bu yana petrol dışı gelirlerin ikiye katlanması, kadınların işgücü piyasasında güçlendirilmesi ve iş ortamında rekabet edebilirlik seviyesinin yükseltilmesi, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) rolünün artırılması, çevre koruma konusunda kaydedilen büyük gelişme ve Suudi Arabistan'ın, dönem başkanlığını yaptığı G20 Zirvesi tarafından onaylanan döngüsel karbon ekonomisine ilişkin girişimi gibi çeşitli alanlarda elde ettiği başarılara değinildi. 
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın kullanılmayan yeteneklerini ortaya çıkarmak için 2030 Vizyonu çerçevesinde sunulan fırsatlar kapsamında, yeni ve gelecek vaat eden büyüme sektörlerinin kurulmasının yanı sıra ülkesinde önümüzdeki on yıl içinde 3 trilyon doları yeni projelere yapılmak üzere 6 trilyon dolarlık büyük yatırım fırsatlarına da değindi.
Öte yandan Brende, WEF’in son teknolojilerle ilgili merkezi olarak Riyad’da Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi'nin kurulduğunun açıklandığını belirtti.

WEF’in uyumu
Bir yılı 10 yıl gibi geçirdiğini hissettiğini söyleyen Brende, “WEF, dünyanın karşılaştığı yeni zorluklara uyum sağladı” dedi.
Geçtiğimiz yıl yapılması gereken 300 toplantıyı çevrim içi olarak yapmak zorunda kaldıklarını belirten Brende, ayrıca birçok girişim başlattıklarının da altını çizdi. Brende, WEF’in bu hızlı gelişmelere ayak uydurup uydurmadığı ile ilgili bir soruyu, “WEF’in gücünün, kendini kamu ve özel sektörün iş birliğine adamış uluslararası bir kuruluş olmasından aldığına inanıyorum. Gerek İklim değişikliği konusunda olsun, gerek salgınla mücadele gerekse ekonomik büyümeyi rayına oturtmak konusunda olsun, bugün karşılaştığımız zorlukların çoğunun kamu ve özel sektör arasında daha fazla iş birliği yapılmasını gerektirdiğine inanıyorum. Kamu sektörü bu krizi atlatmak için mali gücünün çoğunu kullandı. Bu yüzden devlet borcunun çarpıcı bir biçimde arttığını gördük. Bu nedenle gelecek yıl, hükümetlerin çalışmalarını tamamlamak için özel sektördeki kaynakları da seferber etmemiz gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
Öte yandan WEF’in çeşitli şirketlerle yaptığı bir takım çalışmalara da değinen Brende, “Geçtiğimiz yıl Mart ayında Kovid-19 platformu oluşturduk. Ayrıca aşılama sürecini hızlandırmak için özel şirketlerden 41 girişim başlattık. Bunlardan biri de çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim girişimiydi. 120 şirket, iklim yönetimi, yolsuzlukla mücadele, insana yakışır iş olanakları yaratma, eğitim ve becerilerin geliştirilmesi ile ilgili olarak hükümet düzenlemelerinin çok ötesindeki çevresel ve sosyal standartlara bağlı kaldı” ifadelerini kullandı.
WEF Başkanı Brende son olarak WEF’in sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmaya daha fazla katkıda bulunmaya odaklanmasını beklediğini söyledi.



Elektrikli araç bataryaları, sanılandan daha uzun süre dayanıyor

Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
TT

Elektrikli araç bataryaları, sanılandan daha uzun süre dayanıyor

Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)
Elektrikli araçların ne kadar şarj edildiği, batarya ömrünü etkiliyor (Reuters)

Avusturya merkezli bir şirket, ikinci el elektrikli araç bataryalarının durumuyla ilgili son derece kapsamlı bir araştırma yayımladı.

Elektrikli araçlar dünya çapında gittikçe yaygınlaşsa da tüketicilerin aklına takılan en önemli sorulardan biri, bataryaların dayanıklılığını uzun süre koruyup koruyamayacağı. 

Özellikle ikinci el araç tercih eden müşteriler için bataryanın durumu daha da önemli hale geliyor.

Elektrikli araçların batarya sağlığını ölçen şirket AVILOO, bu ihtiyacı gidermek için kapsamlı bir çalışma yürüttü. 

Şirket, 2022'yle 2026 arasında kullanılmış 20 popüler modeli inceleyerek toplam 500 bin test sonucu elde edilen bulguları paylaştı.

AVILOO, dünya genelindeki 1 milyondan fazla testi içeren havuzdan veri çeken yeni raporunun, kullanılmış elektrikli araç batarya sağlığına ilişkin dünyanın en büyük bağımsız çalışması olduğunu söylüyor.

Çalışmada, en popüler elektrikli araç modellerinin çoğunun 150 bin kilometreden sonra bile batarya kapasitesinin yüzde 90'ından fazlasını koruduğu tespit edildi. 

Modellerin medyan sağlık durumunun, yani bataryanın ilk kapasitesinin kalan yüzdesinin 150 bin kilometreden sonra yüzde 87'yle yüzde 94 arasında değiştiği gözlemlendi. 

Bu ölçekte EQA (Mercedes-Benz) yüzde 94'le birinci sırada yer alırken, onu yüzde 93,8'le Ioniq 5 (Hyundai) ve yüzde 93,6'yla i4 (BMW) takip etti. 

Raporda medyan batarya ömrü 50 bin km'den sonra yüzde 91'le yüzde 97, 100 bin km'den sonra ise yüzde 88'le yüzde 95 arasında değişiyor.

Amerika, Avrupa, Avustralya ve Asya'yı kapsayan veriler, batarya durumunun modelden modele ve hatta aynı modelin farklı araçları arasında bile değişebildiğini gösteriyor.

Aynı modelin en iyi ve en kötü durumdaki araçları arasında batarya sağlığı bakımından 13,5 puana varan fark görülebiliyor

İklim koşulları, batarya boyutu ve önceki sürücünün aracı kullanma biçimi, bataryanın kapasitesini etkiliyor. Örneğin daha küçük bataryalar veya sıcak havalarda kullanılanlar daha hızlı bozunmaya uğruyor. 

AVILOO CEO'su Marcus Berger, "İki araç aynı yaşta ve aynı kilometrede olabilir, hatta dışarıdan tamamen aynı görünebilir. Ancak nasıl kullanıldıklarını bilemezsiniz" diyor.

Berger, elektrikli araçlar park halindeyken bataryaların ne kadar şarj edildiğinin bir diğer önemli faktör olduğunu söyleyerek ekliyor:

Çok az tüketicinin bildiği bir şey var: Arabalarınızı yüzde 100, yüzde 90 veya yüzde 80 şarj seviyesinde park etmeyin. Bu bataryaya zarar veriyor. 

CEO, ideal seviyenin yüzde 30 ila yüzde 70 olduğunu ekliyor.

Şirket, bu faktörlerden dolayı kendilerinin yürüttüğü gibi bağımsız ve tek tek araçlara odaklanan testlerin önemli olduğunu vurguluyor. 

Bu sayede tüketicilerin, modellerin ortalama performansına bakmaktan ziyade daha detaylı bilgi edinmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.

Berger "Bu veriler, ortalamaların çok şeyi gizlediğini gösteriyor. Evet, elektrikli araç bataryaları 'hızlı yıprandıkları' yönündeki yaygın inanışın aksine oldukça iyi yaşlanıyor" diyerek ekliyor:

Önemli olan, batarya sağlığının modeller arasında ve hatta aynı modelin farklı araçları arasında ciddi derecede değişmesi.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, TechRadar, Financial Times, AVILOO


Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği 10 günlük ortalamanın altında seyretmeye devam ediyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği 10 günlük ortalamanın altında seyretmeye devam ediyor

Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)
Hürmüz Boğazı yakınlarındaki gemiler, 2 Eylül (Reuters)

Bugün yayımlanan öncü gemi takip verilerine göre, dün Hürmüz Boğazı'ndan temel emtia taşıyan 4 gemi geçti. Bu sayı, bir önceki gün boğazdan geçen 10 geminin ve son 10 gündeki yaklaşık 13 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Gemi hareketlerini takip eden Kpler tarafından bugün yayımlanan ön verilere göre, Hürmüz Boğazı'ndan geçen 4 gemi; bir VLCC tipi ham petrol tankeri, bir Panamax, bir Kamsarmax ve bir orta ölçekli tankerden oluştu. Gemilerden biri boğaza giriş yaparken, üçü boğazdan ayrıldı.

Bazı gemilerin seyir sırasında otomatik tanımlama sistemlerini (AIS) kapatması nedeniyle bu rakamların değişebileceği belirtildi.

ABD, dün İran'a yönelik bir dizi hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Saldırılar, İran'ın karşılık vermesiyle birlikte iki ülke arasındaki çatışmanın haftalardır görülen en ciddi tırmanışına yol açtı.

İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, ABD saldırılarının Hürmüz Boğazı'nın “kapatılmasının sıkılaştırılmasına” yol açacağı belirtildi. Çatışma öncesinde dünya genelindeki petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip.

Öte yandan dün Ortadoğu'daki bir diğer önemli geçiş noktası olan Babülmendeb Boğazı'ndan temel emtia taşıyan 18 gemi geçti. Bunlardan 7'si boğaza giriş yaparken, 11'i boğazdan çıktı.

Bu rakam, Babülmendeb Boğazı'ndan son 10 günde geçen yaklaşık 24 gemilik ortalamanın altında kaldı.

Boğazdan geçen gemiler arasında iki Aframax tipi petrol tankeri ile bir Suezmax tipi petrol tankeri de yer aldı.


Lucid, Şarku’l Avsat’a mali baskılardan kaçınmak için 4 önceliği açıkladı

Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
TT

Lucid, Şarku’l Avsat’a mali baskılardan kaçınmak için 4 önceliği açıkladı

Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)
Lucid’in Suudi Arabistan’ın batısındaki yeni fabrikası (Şirketin resmî internet sitesi)

Lucid Motors, finansal baskılarla mücadele etme ve büyüme kapasitesini artırma çabalarını yoğunlaştırdığı bu dönemde; likiditeyi ve operasyonel disiplini iyileştirmeye, yeni ürünler sunmaya ve Suudi Arabistan’daki üretim faaliyetlerini genişletmeye odaklanan yeni bir aşamaya geçiyor. Şirket, bu adımlarla eş zamanlı olarak yeni pazarları hedefleyen teknoloji ve ürünler geliştirmeyi sürdürüyor.

Bu süreç, şirketin ticari faaliyetlerindeki büyümenin devam ettiği bir döneme denk geliyor. İkinci çeyrek gelirleri yıllık bazda yüzde 56 artışla 405 milyon dolara ulaşan Lucid’in araç teslimatları ise yüzde 19’luk artışla 3 bin 953 adet olarak gerçekleşti.

Buna karşın Lucid; arzı taleple uyumlu hale getirmek, stokları azaltmak ve likiditeyi korumak amacıyla üretimi kasıtlı olarak düşürdü. Şirketin toplam likiditesi çeyrek sonunda yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde kaydedildi.

Lucid CEO’su Silvio Napoli, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte önümüzdeki dönem için dört temel öncelik belirlediklerini ifade etti. Napoli; bu önceliklerin 2026 yılına kadar 1,4 milyar dolar tasarruf sağlamak amacıyla nakit akışı ve maliyetlerin iyileştirilmesini, Uber ve Nuro iş birliğiyle otonom taksi programının geliştirilmesini, Suudi Arabistan’daki AMP-2 fabrikasının tam entegre üretime geçişinin tamamlanmasını ve orta boy araç programında lansman aşamasına gelinmesini kapsadığını belirtti.

cvfgbhyj
Lucid CEO’su Silvio Napoli (Şarku’l Avsat)

Napoli, Lucid’in öncü teknolojilere ve üstün ürünlere sahip olduğunu, finansal zorluklarını uygulama aşamasında likidite ve maliyetler, müşteriler ve kalite, kurumsal kültür ve ekip olmak üzere üç temel sütuna odaklanarak çözmeye çalıştığını vurguladı.

Napoli’nin Şarku’l Avsat’a yaptığı bu açıklamalar, Riyad’da ‘Yeni Dünyalar’ temasıyla kapılarını açan LEAP 2026 Konferansı’nın oturum aralarında gerçekleşti. Lucid, elektrikli araç üretim sektöründeki en son teknolojilerini tanıtmak amacıyla bu önemli etkinlikte yer alıyor.

Sözlerini sürdüren Napoli, şirketin bugünkü odağının Lucid’in sahip olduğu güçlü yönleri sürdürülebilir ve tutarlı bir performansa dönüştürmesini sağlayacak disiplinli bir operasyonel model inşa etmek olduğunu belirterek, bu yeni aşamada hedeflerine ulaşmaya kararlı olduklarını kaydetti.

PIF’ın yatırımları

Napoli, Lucid’in Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile olan ilişkisini geleneksel bir yatırımcı-şirket ilişkisinin ötesinde tanımlayarak, PIF’ın önemli bir stratejik ortak olduğunu ve sağladığı desteğin şirketin potansiyeline ve uzun vadeli büyüme vizyonuna duyulan karşılıklı güveni yansıttığını ifade etti.

Şirket ile PIF’ın ulaşımın geleceğini şekillendirmek ve Vizyon 2030 hedeflerini desteklemek adına ortak bir vizyon paylaştığını belirten Napoli, Lucid’in Suudi Arabistan’daki varlığının mühendislik yetkinliklerinden, araştırma imkanlarından ve gelişmiş hesaplama kaynaklarından yararlanma fırsatı sunduğunu kaydetti. Napoli, Kral Abdullah Ekonomi Şehri’nde yer alan ve ülkenin tam entegre ilk araç üretim tesisi konumundaki AMP-2 fabrikasındaki genişlemenin kilit bir adım olduğunu vurgulayarak, bu çerçevedeki hedeflerin ve taahhütlerin yalnızca elektrikli araç üretimiyle sınırlı kalmayıp, Krallık’ta bu sektöre, teknolojilere ve gelişmiş sanayiye yönelik entegre bir ekosistemin inşasına katkıda bulunmayı kapsadığını sözlerine ekledi.

dvfgthy
Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ndeki Lucid fabrikasının açılış töreninden (SPA)

Lucid’in gelişim yolculuğundaki kritik aşamalarda PIF’ın ana yatırımcı konumunda bulunduğunu belirten Napoli, PIF’ın stratejik ortak olarak kilit bir rol oynamayı sürdürdüğünü ifade etti. Napoli, “Büyümenin bir sonraki aşamasına doğru ilerlerken, dönüşüm planımızı uygulayıp uluslararası pazarlardaki varlığımızı genişletirken bu ortaklık bize daha fazla istikrar sağlıyor. Aynı zamanda Lucid’in stratejisine, teknolojilerine ve uzun vadeli büyüme potansiyeline olan karşılıklı güvenimizi yansıtıyor” dedi.

Otomotiv endüstrisinin yerelleştirilmesi

Lucid’in Suudi Arabistan’da araç parçalarının yarı monte olarak birleştirildiği ilk aşamadan, araç gövdeleri, boyama ve parça üretimini de kapsayan tam entegre üretime kademeli geçişine ilişkin soruya yanıt veren Napoli, iddiayı doğrulayarak şirketin bugün Krallık’ta tam entegre araç üretimi aşamasına geçiş için çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Tesisin genişletilmesinin Lucid’in Krallık’taki endüstriyel varlığı ve yolculuğunda yeni bir sayfayı temsil ettiğini belirten Napoli, “1,36 milyon metrekarelik bir alanda araç gövde panellerinin preslenmesi ve tasarımı, ana gövde üretimi, boyama ve nihai montajın yanı sıra güç aktarma organlarının üretimi ve batarya paketlerinin montaj süreçleri entegre edilecek” dedi.

csdfvg
Suudi Arabistan’da üretilen Lucid marka bir araç (SPA)

Bu süreçlerin entegrasyonu için gerekli üretim sistemlerinin kurulumu ve devreye alınması çalışmalarının sürdüğünü açıklayan Napoli; fabrikanın, ürünlerin ve tedarikçi ekosisteminin hazır hale gelmesine paralel olarak üretimin planlı bir yaklaşımla artırılacağını kaydetti.

Napoli, şirketin hedefinin Krallık’ta uzun vadeli, entegre ve sürdürülebilir endüstriyel kabiliyetler inşa etmek, böylece elektrikli araç ekosisteminin ve gelişmiş sanayinin büyümesini desteklemek olduğunu sözlerine ekledi.

İş fırsatları

Napoli, AMP-2 üretim tesisinin operasyonları kademeli olarak büyüdükçe ve yıllık 150 bin araçlık hedef üretim kapasitesine ulaşıldıkça imalat, mühendislik, kalite güvence, lojistik ve tedarik zinciri alanlarındaki personel sayısında kayda değer bir artış öngörüldüğünü ifade etti.

Şirketin hedeflerinin yalnızca istihdam sağlamakla sınırlı kalmayıp Suudi Arabistan bünyesinde uzmanlaşmış kabiliyet ve deneyimlerin inşasına katkıda bulunmayı kapsadığını belirten Napoli, bu doğrultuda Lucid’in Suudi yeteneklerin gelişimine yatırım yaptığını kaydetti. Napoli, yerel yeteneklerin bu sektörün büyümesinde etkin rol almasını sağlamak amacıyla gelişmiş araç üretimi süreçleriyle doğrudan bağlantılı pratik eğitim programları ve planları sunulduğunu aktardı.

Napoli, şirketin Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ndeki ilgili makamlarla yakın iş birliği içinde çalıştığını, ekonomi şehrinin daha geniş bir tedarikçi ve üretici ağıyla iletişim kurma çabalarına paralel olarak üretim ihtiyaçlarıyla bağlantılı tedarikçileri bölgeye çekmeye odaklandıklarını sözlerine ekledi.

Lucid’in ortak hedefinin Kral Abdullah Ekonomi Şehri’ni tedarikçiler için entegre bir merkeze dönüştürmek olduğunu belirten Napoli, şirketin bu stratejinin temel sütunlarından birini oluşturduğunu ve küresel ölçekteki 1. ve 2. Seviye lider tedarikçileri bölgeye çekmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Napoli, Kral Selman Otomotiv Sanayi Kompleksi’ndeki tedarikçi merkezinin koltuklar, araç gövdeleri, preslenmiş parçalar, iç sistemler ve dış bileşenlerin imalatında uzmanlaşmış küresel şirketleri çekmede başarı sağladığını açıkladı. Napoli, “Yetkin tedarikçilerin merkeze yakın konumlanmalarını sağlayarak, Suudi yeteneklerin gelişimine yatırım yapıp yerli payı artırarak ve ekosistemin tüm unsurlarının küresel düzeyde rekabet için gerekli kalite ve ekonomik verimlilik standartlarına uyumunu güvence altına alarak bu modelin küresel ölçekte rekabet edebilir bir üretim ekosistemi inşa etmek için doğru temeli oluşturduğuna inanıyoruz” ifadesini kullandı.

Tedarik zincirleri

Napoli, şirketin Krallık’taki hedeflerinin araç üretiminin ötesine geçtiğini belirterek; mühendislik, tedarik zinciri geliştirme, bilimsel araştırma ve ulusal yeteneklerin yetiştirilmesini destekleyen entegre bir altyapı inşa etmek üzere çalıştıklarını vurguladı.

Bu çerçevede Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini yerelleştiren tedarikçilerle, Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) ve teknoloji ile inovasyon alanındaki diğer araştırma kurumlarıyla iş birliği yapıldığını ifade eden Napoli, İnsan Kaynaklarını Geliştirme Fonu (HADAF) ve Ulusal Otomotiv Akademisi ile de ortak çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Napoli sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kurumlar ve Suudi hükümeti ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde 450’den fazla Suudi yeteneğin elektrikli araç sektöründe ve AMP-2 tesisinde çalışmak üzere eğitilmesine ve nitelik kazanmasına katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde daha fazla yerel yeteneğin bu programlardan ve fırsatlardan yararlanmasını hedefliyoruz.”