Davos’tan ABD-Çin soğuk savaşı uyarısı

Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
TT

Davos’tan ABD-Çin soğuk savaşı uyarısı

Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)

Kifaya Ollier
Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu, son gününde ‘Uluslararası Ticaret Sisteminde Reform’ başlıklı bir oturum düzenledi. Oturumda, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yolları ve ticaret sistemini daha esnek hale getirmek için 2021 yılında endüstriler ve hükümetlerin nasıl birlikte çalışabileceği ele alındı.
Oturuma katılanlar, siyasi gerginlikler ve dünyanın Kovid-19 pandemisine tepkisi ışığında Dünya Ticaret Örgütü’nün beklentilerine göre 2020 yılında küresel ticaretin yüzde 9 oranında azaldığını belirtti.
Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Liz Truss, oturum sırasında yaptığı konuşmada, “Küresel ticaret sistemi bir süredir çalkantılıydı. Durum, dünyanın ticareti korumak için direnmesini, serbest ve adil ticareti teşvik etmesini çok önemli kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Truss, Birleşik Krallık’ın kurallara dayalı ticaret sistemini destekleyen diğer ülkelerle çalışma arzusunu dile getirdi.
İngiliz Bakan, ABD Başkanı Joe Biden’in Dünya Ticaret Örgütü reformunu destekleyen bir bildiri yayınladığını ve bunun, sorunların bazılarını çözmek için çok taraflı bir eylem arzusunu yansıttığını dile getirdi.
Liz Truss, Birleşik Krallık’ın artık bağımsız bir ticaret ülkesi olduğunu söylerken, “G7 başkanlığını, serbest ve adil ticareti teşvik etmek için kullanacaktır” dedi. Truss, ülkesinin çevre ticaretine verdiği büyük öneme de dikkati çekti.
Londra’nın küresel gümrük vergilerinin ikili ve çok taraflı düzenlemelerin yanı sıra öncekilerden daha düşük ve daha basit olduğunu belirten İngiliz Bakan, ülkesinin Dünya Ticaret Örgütü’ndeki anlaşmazlıkları çözme mekanizmasını düzenlemek ve güven inşa etmek de dahil bir ticaret reformunu görmek istediğini vurgulayarak, “İnsanlar her şeyin adil olmadığını görebiliyor” dedi.
Bakan Truss, “Küresel ticaret sistemine ve çok taraflılığa duyulan güveni yeniden tesis etmek, Çin dahil herkesin çıkarınadır” şeklinde konuştu. Truss, ikili ticaret anlaşmalarının serbest ve adil ticareti teşvik edebileceğine ve benzer düşünen müttefiklerden güçlü bir siyasi desteğe ihtiyaç duyduklarına dikkati çekti.
Truss ayrıca, 2021 yılında, Bakanlar Konferansı öncesinde küresel ticareti düzenlemek etmek için eşsiz bir fırsatın var olduğunu söyledi.

Aşı dağılımı
Avrupa Birliği’ne (AB) aşı ihracatı uyarısı hususunda ise oturuma katılan Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sigrid Kaag, “Bu, bir ihracat yasağı değildir. Aksine zaman sınırlamasıdır ve Covax Anlaşması kapsamında, insani yardım ve aşılar için muafiyetler içermektedir” açıklamasında bulundu.
Kaag, “Dünyanın her yerindeki temel tedarik hatlarını güvence altına almak için çalışıyoruz” dedi.
Covax Anlaşması’nın daha fazla desteğe ve finansmana ihtiyaç duyduğunu söyleyen Sigrid Kaag, “Üretim tesislerine daha fazla yatırım yapmalı ve tedarik hatlarının açık kalmasını sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Çin ve AB arasındaki ticaret anlaşmasına da değinen Kaag, anlaşmanın hızına ilişkin ABD endişelerini takdir edebileceğini söyledi. Hollandalı Bakan, AB’ye üye devletlerin, Çin’deki insan haklarıyla ilgili pek çok endişesi olduğuna da dikkat çekti.
Sigrid Kaag ayrıca, anlaşmanın uzun süre onaylanmayacağını, ancak tedarik zincirindeki durum tespiti üzerinde odaklanılması gerektiğini dile getirdi.

Dünya Ticaret Örgütü Reformu
Dünya Ticaret Örgütü reformuyla ilgili olarak ise Sigrid Kaag, “Şimdi ya da hiçbir zaman. Fırsat eşitliğini yeniden tesis etmemiz ve çoğulculuğu yeniden canlandırmamız gerekiyor” dedi. Bakan, cinsiyet eşitliğini ele alma, Paris Anlaşmasını ve ticaretin yanı sıra diğer alanları harekete geçirme ihtiyacını dile getirdi.
Yeni ABD yönetimini de memnuniyetle karşılayan Kaag, AB’nin ortak jeopolitik ve ticari zorluklar konusunda Biden yönetimi ile iş birliği yapmak için sabırsızlandığını söyledi.

Londra sanayi stratejisinin ayrıntıları
Küresel arz ayrımı hususuna değinen Liz Truss, özerkliği desteklemediğini, ancak benzer düşünen ülkelerle faaliyet yürüttüğünü belirtti. Truss, bunun, küresel ticaret sistemini şekillendirmeye yardımcı olan önemli bir stratejik yaklaşım olduğunu ifade etti.
Ticaret Bakanı, ürünleri destekleyen satıcılara, sistemi zayıflatma izni vermeyeceklerini söyleyerek, şeffaflığın bir anahtar olduğunu vurguladı. Bakan ayrıca, İngiltere’nin yakın bir zamanda yeni sanayi stratejisinin ayrıntılarını açıklayacağını vurguladı.

Ticaret, tüm kötülükler için sihirli bir çözüm değil
Reform meselesine değinen Sigrid Kaag, “Ticaret anlaşmasını güçlendirebilir ve diğer şeylerin yanı sıra işçi haklarını güvence altına alabiliriz. Kriterlerin karşılandığından emin olmalıyız. Bu, zayıf bir noktadır” dedi.
Kaag, yeni ticaret anlaşmaları göz önüne alındığında, Paris Anlaşması’na ve servet ile mülkiyet haklarının yeniden dağıtılmasına odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Üretim, küresel ticaretin üçte ikisini oluşturuyor
Üretim geleceğinin ele alındığı bir diğer ticaret oturumu ise, ‘Kalkınma için Üretimi Yeniden Tasarlamak’ başlığı altında yapıldı. Oturumda ayrıca, Kovid-19 pandemisi nedeniyle dünya fabrikalarının kapatılması ve talep çatışmaları masaya yatırıldı. Bu çatışmanın, dünyanın ekonomik ilerlemesini baltaladığı dile getirildi.
Oturumda şirketler, toplum ve çevre için yeni değerler oluşturulurken, üretkenliği artırmak amacıyla işletme ve iş modellerini dönüştürmek için gerekli politikalar, uygulamalar ve ortaklıklar ele alındı.
The Economist dergisi editörü Vijay Vaitheeswaran’ın moderatörlüğünü yaptığı üretim oturumuna, HP Şirketi Başkanı ve CEO’su Enrique Lloris, Siemens Şirketi Başkanı ve CEO’su Joe Kaeser, Swarovski Kuruluşu Başkanı ve İngiltere’deki Swarovski Yönetim Kurulu üyesi Naga Swarovski ve Volvo Group Başkanı ve CEO’su Martin Lundstedt de katıldı.
Vaitheeswaran, oturumu başlatırken yaptığı açıklamada, “3 boyutlu baskıdan uzaktan iletişim ve takibe kadar teknolojideki muazzam gelişmelerle teknolojiler, sistemlerimizi daha dayanıklı ve insan merkezli olacak şekilde yeniden tasarlamak için değişiklik yapmanın anahtarı olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Vaitheeswaran, “Soru, hangi teknolojik sihrin mevcut olduğu değil, bu icatların doğru türde üretkenliğe yol açmasını sağlayacak yeni gelişen iş modelleri ve inovasyon birleşiminin ne olduğudur” dedi.
Öte yandan Siemens Şirketi Başkanı ve CEO’su Joe Kaeser, üretimin, küresel ticaretin üçte ikisini oluşturduğunu söylerken, bu sektörün dünya üzerinde büyük bir etki oluşturduğunu vurguladı.
Kaeser, fiziksel dünyanın taklit yoluyla sanal karşılığı ile kesiştiğini belirtirken, “Bu dijital ikiz, yapay zeka ve veri analitiği ile geliştirilecek” dedi. Bilginin doğrudan üretim sürecine dönebileceğini ifade eden Joe Kaeser, bu durumun da üretim süreçlerinde devrime katkı sağlamasının, üretimde üretkenliğin yüzde 40-50 oranında artmasına ve piyasaya yeni ürünlerin sunulmasına yol açmasının beklendiğini vurguladı.
Volvo Group Başkanı ve CEO’su Martin Lundstedt ise “İyi haber şu ki herkes, her şeye uyan tek boyutlu platformlar oluşturmuyor ve düşünme biçiminde bir değişiklik oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Lundstedt, “Yeni teknoloji daha fazla esneklik demektir, ancak üretimin çevresel ayak izine ve tüm geliştirme sürecine baktığımızda, bize sürekli olarak veri sağlayan ve algoritmaları geliştirmek için kullanılan 1,2 milyon makinemiz olduğunu söyleyebilirim. Bu, yalnızca kendi üretimimizden değil, aynı zamanda müşterilerimizin üretiminden de geliyor” değerlendirmesinde bulundu. Martin Lundstedt, “Önemli olan ders, insanların veri toplamayı sevmeleridir. Ancak bununla ilgili harekete geçmek için bir plana ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

Perakende sektöründe yüzde 20 büyüme
Naga Swarovski, insan ve dokunsal bileşenin önemli olduğu lüks eşya endüstrisine değindi. Moda sektörünün geçen yıl yüzde 30 düşüş kaydettiğini belirten Swarovski, ancak çevrimiçi perakende sektöründe yüzde 20’lik bir artış olduğunu vurguladı.



FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
TT

FED savaşa rağmen sıkı para politikasında kararlı

Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)
Washington’daki FED binasının ön cephesinden görünüm (Reuters)

Federal Rezerv (Fed) Yönetim Kurulu, faiz oranlarını yüzde 3,50 – yüzde 3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Bu karar, Ortadoğu’da artan askeri gerilimlerin yarattığı jeopolitik şokları dengelemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ancak asıl dikkat çeken, kararın kendisinden çok, geleceğe dair artan belirsizlik oldu; merkez bankası, yüksek enflasyonu kontrol etme isteği ile enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve uluslararası deniz taşımacılığındaki aksaklıkların beslediği stagflasyon endişeleri arasında sıkışmış durumda.

Bu sabitleme kararı, yıl içinde ikinci kez alındı ve geçici bir istikrar izlenimi verse de, aslında Fed’in maksimum hedge yaklaşımına doğru bir kayışı yansıtıyor. Yani kararlar artık ekonomik verilere olduğu kadar, sahadaki askeri gelişmelere de bağlı hale gelmiş durumda. Bu durum, önümüzdeki toplantılarda faizlerin tekrar artırılmasını da içeren tüm senaryoların masada olduğunu gösteriyor.

Karar, geniş ölçüde beklendiği şekilde geldi; Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 12 üyeden 11’inin oyuyla faizleri sabit tutma yönünde karar aldı. Toplantı sonrası yayımlanan açıklamada, ekonomiye ilişkin öngörülerde önemli bir değişiklik yapılmadığı, 2026 yılı için biraz daha hızlı büyüme ve daha yüksek enflasyon beklentisinin korunduğu ifade edildi.

Belirsizlik artarken, yetkililer gelecekte bazı faiz indirimlerinin olacağını öngörmeye devam ettiklerini yineledi. Üyelerin faiz beklentilerini yansıtan ve yakından takip edilen “dot plot” gösterimi, bu yıl bir, 2027’de ise bir faiz indirimi olacağını öngörüyor; ancak zamanlaması hâlâ net değil.

19 FOMC üyesinin öngörülerinde bu yıl için 7 kişi faizlerin değişmeyeceğini tahmin ediyor; bu, Aralık ayına göre bir artış anlamına geliyor. Önümüzdeki yıllara ilişkin beklentiler farklılık gösterse de, uzun vadede federal fon oranının yaklaşık yüzde 3,1 civarında sabitlenmesi öngörülüyor.

Açıklamada, yaklaşık üç hafta önce başlayan İran ile savaşın yol açtığı belirsizliklere de dikkat çekildi. Savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki etkileri, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açarak enflasyonun Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalma riskini artırıyor. Açıklamada, “Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD ekonomisi üzerindeki etkileri belirsiz” denildi.

Yönetim kurulu üyesi Steven Miran, artan işgücü piyasası kaygıları nedeniyle tekrar 0,25 puanlık faiz indirimi çağrısında bulundu. Daha önce Ocak ayında Miran’a katılan Christopher Waller ise bu toplantıda faizlerin sabit tutulmasını destekledi.

Savaş öncesinde piyasalar, bu yıl iki faiz indirimi beklerken, üçüncü indirimin olasılığı düşüktü. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ve güçlü enflasyon göstergeleri, 2026 için beklenen indirimin sadece bir kez olacağı yönünde revize edildi.

Ekonomik beklentilerdeki güncellemelerde, Fed yetkilileri bu yıl ABD GSYH’sının yüzde 2,4 büyümesini öngörüyor; bu, Aralık ayı tahminlerinin biraz üzerinde. 2027’de ise yüzde 2,3 büyüme bekleniyor; bu, önceki tahmine göre 0,3 puanlık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer, bu yıl kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) bazında enflasyonun yüzde 2,7 olmasını bekliyor; hem genel hem de temel enflasyon için. Ancak, gümrük tarifleri ve savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte, enflasyonun önümüzdeki yıllarda tekrar yüzde 2 hedefine yaklaşacağı öngörülüyor. İşsizlik oranının ise yıl sonunda yüzde 4,4 civarında kalması bekleniyor.

Fed’in faizleri sabit tutma kararı, karmaşık bir siyasi ortamda alındı. Başkan Donald Trump, Fed Başkanı Jerome Powell ve ekibine faizleri düşürme yönünde baskı yapmayı sürdürüyor. Bu hafta başında Trump, enflasyon yükselmesine ve savaşın belirsiz etkilerine rağmen Powell’ın acil bir toplantı çağrısı yapmamasını eleştirdi.


Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
TT

Petrol fiyatlarının seyrini bekleyen Asya piyasalarında dalgalanma

Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)
Seul’de döviz kurlarını takip eden bir yatırımcı (AFP)

Asya piyasaları bugün işlemlerinde karışık bir görünüm sergiledi. Bu sırada, geçici olarak düşen petrol fiyatlarının etkisiyle Amerikan vadeli hisse senetleri geriledi.

Ancak ham petrol fiyatlarındaki düşüş uzun sürmedi. Brent petrol, erken işlemlerde yaklaşık yüzde 4 artışla varil başına 104,21 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol 97,61 dolara çıktı. AP’nin verilerine göre dün fiyatlar yaklaşık 93 dolara kadar düşmüştü.

ABD vadeli piyasalarında ise Standard & Poor’s 500 ve Dow Jones Endüstri Endeksi’nin her biri yüzde 0,5 değer kaybetti.

Asya tarafında, Tokyo’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 düşüşle 53.630,16 puana gerileyerek sabah kazançlarını koruyamadı. Güney Kore’de KOSPI endeksi ise dikkat çekici şekilde yüzde 1,6 artışla 5.639,77 puana ulaştı.

Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 artışla 25.892,88 puana çıkarken, Şanghay Kompozit Endeksi yüzde 0,6 düşüşle 4.058,31 puan seviyesinde işlem gördü.

Avustralya’da S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,4 yükselerek 8.614,30 puana çıktı. Endeksin yükselişi, ülke merkez bankasının temel faiz oranını yüzde 4,1’e çıkarma kararıyla desteklendi. Bu adım, özellikle artan yakıt maliyetleriyle birlikte yükselen enflasyon baskılarını sınırlamayı hedefliyor. Banka, Kasım 2023’ten bu yana ilk kez faizi artırmış, 3 Şubat toplantısında sabit tuttuğu yüzde 3,85 seviyesini yükseltmişti.

Diğer piyasalarda ise Tayvan’da TAIEX endeksi yüzde 1,5 artarken, Hindistan’da BSE SENSEX endeksi yüzde 0,1 değer kaybetti.

Wall Street, pazartesi seansını güçlü kazançlarla kapatmıştı. Standard & Poor’s 500 endeksi yüzde 1 yükselerek 6.698,38 puana ulaşarak beş haftanın en büyük kazancını kaydetti. Dow Jones Endüstri Endeksi yüzde 0,8 artışla 46.946,41 puan seviyesine gelirken, Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,2 yükselerek 22.374,18 puana çıktı.

Piyasaları yönlendirmede petrol fiyatları halen en belirleyici faktör olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları öncesinde varil fiyatı yaklaşık 70 dolarken hızla yükseldi. İran, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini neredeyse tamamen kısıtladı ve bu durum petrol akışında ciddi aksamalara yol açtı.

Bu gelişmeler, bazı üreticilerde üretim kesintilerine neden olurken, boğazın uzun süre kapalı kalması halinde büyük miktarda arzın engellenebileceği ve küresel enflasyonun ekonomiyi zorlayacak seviyelere yükselebileceği endişelerini artırdı.

SPI Asset Management’tan Stephen Innes, “Piyasalar hâlâ tedirginlik içinde, ancak petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte kaygı bir miktar azaldı. Brent petrolün 100 dolar seviyelerine gerilemesi, yatırımcı davranışını, korumaya yönelik birikimden riskli varlıklarda fırsat arayışına kaydırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan Donald Trump hafta sonu yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından etkilenen ülkeleri krizi çözmek için adım atmaya çağırdı ve ABD’nin bu kapsamda ‘büyük destek sağlayacağını’ duyurdu.

Savaşın süresi ve kapsamına ilişkin belirsizlik, iki haftadan uzun süredir devam eden çatışmaların ardından küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtı. Yine de piyasalar, genellikle askerî krizlerden hızla toparlanma eğilimi gösteriyor ve birçok yatırımcı, petrol fiyatlarında ani ve kalıcı artışlar yaşanmadığı sürece bunun tekrarlanmasını bekliyor.

Yüksek enerji fiyatları, Fed’in büyümeyi destekleme ile enflasyonu kontrol altında tutma dengesini sağlamasını zorlaştırıyor. Buna karşın piyasa katılımcıları, Fed’in bu hafta yapılacak toplantısında faiz indirimi yapmasını beklemiyor.

Teknoloji sektöründe ise Nvidia hisseleri güçlü performansını sürdürdü. Dün hisseler yüzde 1,6 artarken, CEO Jensen Huang, yapay zekâ çiplerine olan talebin 2027 yılına kadar trilyon dolara ulaşabileceğini açıkladı; bu durum, Amerikan piyasalarındaki kazançları önemli ölçüde destekledi.

Döviz piyasalarında ise ABD doları 159,43 Japon yeni seviyesine yükseldi; önceki seansta 159,05 yen seviyesindeydi. Euro ise 1,1478 dolara gerileyerek, bir önceki değer olan 1,1507 doların altına indi.


Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
TT

Petrol endüstrisi Trump yönetimine uyarıda bulundu: Yakıt krizi daha da kötüleşebilir

Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)
Soldan sağa: Global Infrastructure Partners’ın (GIP) Başkanı ve Operasyon Direktörü Raj Rao, Chevron CEO’su Mike Wirth ve ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum (AFP)

ABD’nin en büyük petrol şirketlerinin yöneticileri, Beyaz Saray’da düzenlenen bir dizi toplantıda Başkan Donald Trump yönetimi yetkililerine karamsar bir tablo sundu. Kaynakların The Wall Street Journal gazetesine verdiği bilgilere göre, Exxon Mobil, Chevron ve ConocoPhillips şirketlerinin üst yöneticileri, İran’la savaşın tetiklediği enerji krizinin daha da derinleşebileceğini belirtti. Yöneticiler, enerji akışının büyük ölçüde geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki aksamaların küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açmayı sürdüreceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin sorularını yanıtlayan Exxon Mobil CEO’su Darren Woods, spekülatörlerin fiyatları beklenmedik biçimde yükseltmesi durumunda petrol fiyatlarının mevcut yüksek seviyelerin de üzerine çıkabileceğini söyledi. Woods ayrıca, piyasaların rafine petrol ürünlerinde arz sıkıntısıyla karşılaşabileceğini ifade etti.

efrghy
Washington’daki bir Exxon benzin istasyonunun dışındaki tabelada gösterilen akaryakıt fiyatları (AFP)

Chevron CEO’su Mike Wirth ile ConocoPhillips CEO’su Ryan Lance ise yaşanan dalgalanmanın boyutuna ilişkin endişelerini dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump çarşamba günü yapılan toplantılara katılmazken, ABD petrol fiyatları aynı gün varil başına 87 dolardan cuma günü 99 dolara yükseldi.

Beyaz Saray’ın seçenekleri

Beyaz Saray, petrol fiyatlarını düşürmeye katkı sağlayabileceğini umduğu bir dizi önlemi hayata geçirdi ya da değerlendirmeye aldı. Bu adımlar arasında Rus petrolüne uygulanan yaptırımların hafifletilmesi, acil enerji rezervlerinden büyük miktarlarda petrol piyasaya sürülmesi ve ABD limanları arasında ham petrol akışını kısıtlayan bir yasanın kaldırılması ihtimali yer alıyor. Bir Beyaz Saray yetkilisine göre, yönetim ayrıca petrol şirketlerinin yöneticilerine Venezuela ile ABD arasındaki petrol akışının artırılmasını umduklarını da iletti.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, yönetimin küresel enerji piyasalarını istikrara kavuşturmak için enerji şirketleriyle günün her saati çalıştığını söyledi. ABD Enerji Bakanlığı Sözcüsü Ben Dietderich ise Enerji Bakanı Chris Wright ve Trump yönetiminin enerji arzındaki aksaklıkları azaltmak için gerekli adımları atmayı sürdüreceğini belirtti.

Verimli toplantılar

Toplantıların verimli geçtiği ifade edilirken, şirket yöneticilerinin hiçbiri Başkan Donald Trump yönetimini krizin sorumlusu olarak göstermedi. Ancak petrol sektöründe birçok kişi, mevcut seçeneklerin krizi sınırlamada fazla etkili olmayacağından endişe ediyor. Uzmanlara göre tek gerçek çözüm, dünya günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması. Aksi takdirde uzun süreli yüksek fiyat baskısının küresel ekonomi üzerinde ağır bir yük oluşturabileceği ve yakıt talebini azaltabileceği belirtiliyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, hükümetin fiyatların yükselmeye devam edeceğinin farkında olduğunu, ancak şu aşamada yapılabileceklerin sınırlı olduğunu söyledi. Kaynağa göre Pentagon, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik seçeneklerin bulunduğunu yönetime iletti ve yönetim bunun aylar değil haftalar içinde gerçekleşmesini istiyor.

Petrol sektöründeki bazı üst düzey yöneticiler ise petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalacağı bir döneme hazırlık yaptıklarını belirtiyor. Bu durum kısa vadede şirket kârlarını artırabilecek olsa da, uzun vadede sektör ve küresel ekonomi için olumsuz sonuçlar doğuracak.

ergre
Washington eyaletinin Bellevue kentindeki Chevron benzin istasyonunda aracına yakıt dolduran bir müşteri (AP)

Başkan Donald Trump geçtiğimiz perşembe günü Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, yükselen enerji fiyatlarına ilişkin endişeleri küçümsedi. Trump, ABD’nin dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğunu belirterek “Petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazanıyoruz” ifadesini kullandı.

Son on yılda ABD petrol sektörü, tarihinin büyük bölümünde yaşadığı ‘patlama ve durgunluk’ döngüsünü kırmaya çalıştı. Varil fiyatının 100 doların üzerine çıkması kısa vadede üreticilere fayda sağlasa da, uzun vadede tüketicilere zarar vererek yakıt tüketiminin azalmasına yol açabiliyor. Bu durum ise petrol fiyatlarında keskin düşüşleri tetikleyebiliyor. Böyle dönemlerde üreticiler üretimi kısmak, maliyetleri azaltmak ve çalışan sayısını düşürmek zorunda kalıyor. Yatırımcılar da şirketlere harcamaları kontrol altında tutmaları ve sadece yüksek fiyatların peşinden gitmemeleri yönünde baskı yapıyor.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, CNBC kanalına verdiği son röportajda kısa süre önce Amerikan enerji şirketleriyle görüştüğünü ve artan fiyatlara yanıt olarak üretim artışı açıklamalarını beklediğini söyledi. Ancak sektör yetkilileri, yerel üretimde gerçekleşecek olası artışların büyük ihtimalle sınırlı olacağını ve mevcut üretimin yerini alacak ölçekte olmayacağını belirtiyor.