Davos’tan ABD-Çin soğuk savaşı uyarısı

Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
TT

Davos’tan ABD-Çin soğuk savaşı uyarısı

Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)
Forumun son oturumu, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yollarını ele aldı (Getty Images)

Kifaya Ollier
Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu, son gününde ‘Uluslararası Ticaret Sisteminde Reform’ başlıklı bir oturum düzenledi. Oturumda, uluslararası ticaret sistemini gelecekteki olası sıkıntılara adapte etme yolları ve ticaret sistemini daha esnek hale getirmek için 2021 yılında endüstriler ve hükümetlerin nasıl birlikte çalışabileceği ele alındı.
Oturuma katılanlar, siyasi gerginlikler ve dünyanın Kovid-19 pandemisine tepkisi ışığında Dünya Ticaret Örgütü’nün beklentilerine göre 2020 yılında küresel ticaretin yüzde 9 oranında azaldığını belirtti.
Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Liz Truss, oturum sırasında yaptığı konuşmada, “Küresel ticaret sistemi bir süredir çalkantılıydı. Durum, dünyanın ticareti korumak için direnmesini, serbest ve adil ticareti teşvik etmesini çok önemli kılmaktadır” ifadelerini kullandı.
Truss, Birleşik Krallık’ın kurallara dayalı ticaret sistemini destekleyen diğer ülkelerle çalışma arzusunu dile getirdi.
İngiliz Bakan, ABD Başkanı Joe Biden’in Dünya Ticaret Örgütü reformunu destekleyen bir bildiri yayınladığını ve bunun, sorunların bazılarını çözmek için çok taraflı bir eylem arzusunu yansıttığını dile getirdi.
Liz Truss, Birleşik Krallık’ın artık bağımsız bir ticaret ülkesi olduğunu söylerken, “G7 başkanlığını, serbest ve adil ticareti teşvik etmek için kullanacaktır” dedi. Truss, ülkesinin çevre ticaretine verdiği büyük öneme de dikkati çekti.
Londra’nın küresel gümrük vergilerinin ikili ve çok taraflı düzenlemelerin yanı sıra öncekilerden daha düşük ve daha basit olduğunu belirten İngiliz Bakan, ülkesinin Dünya Ticaret Örgütü’ndeki anlaşmazlıkları çözme mekanizmasını düzenlemek ve güven inşa etmek de dahil bir ticaret reformunu görmek istediğini vurgulayarak, “İnsanlar her şeyin adil olmadığını görebiliyor” dedi.
Bakan Truss, “Küresel ticaret sistemine ve çok taraflılığa duyulan güveni yeniden tesis etmek, Çin dahil herkesin çıkarınadır” şeklinde konuştu. Truss, ikili ticaret anlaşmalarının serbest ve adil ticareti teşvik edebileceğine ve benzer düşünen müttefiklerden güçlü bir siyasi desteğe ihtiyaç duyduklarına dikkati çekti.
Truss ayrıca, 2021 yılında, Bakanlar Konferansı öncesinde küresel ticareti düzenlemek etmek için eşsiz bir fırsatın var olduğunu söyledi.

Aşı dağılımı
Avrupa Birliği’ne (AB) aşı ihracatı uyarısı hususunda ise oturuma katılan Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sigrid Kaag, “Bu, bir ihracat yasağı değildir. Aksine zaman sınırlamasıdır ve Covax Anlaşması kapsamında, insani yardım ve aşılar için muafiyetler içermektedir” açıklamasında bulundu.
Kaag, “Dünyanın her yerindeki temel tedarik hatlarını güvence altına almak için çalışıyoruz” dedi.
Covax Anlaşması’nın daha fazla desteğe ve finansmana ihtiyaç duyduğunu söyleyen Sigrid Kaag, “Üretim tesislerine daha fazla yatırım yapmalı ve tedarik hatlarının açık kalmasını sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Çin ve AB arasındaki ticaret anlaşmasına da değinen Kaag, anlaşmanın hızına ilişkin ABD endişelerini takdir edebileceğini söyledi. Hollandalı Bakan, AB’ye üye devletlerin, Çin’deki insan haklarıyla ilgili pek çok endişesi olduğuna da dikkat çekti.
Sigrid Kaag ayrıca, anlaşmanın uzun süre onaylanmayacağını, ancak tedarik zincirindeki durum tespiti üzerinde odaklanılması gerektiğini dile getirdi.

Dünya Ticaret Örgütü Reformu
Dünya Ticaret Örgütü reformuyla ilgili olarak ise Sigrid Kaag, “Şimdi ya da hiçbir zaman. Fırsat eşitliğini yeniden tesis etmemiz ve çoğulculuğu yeniden canlandırmamız gerekiyor” dedi. Bakan, cinsiyet eşitliğini ele alma, Paris Anlaşmasını ve ticaretin yanı sıra diğer alanları harekete geçirme ihtiyacını dile getirdi.
Yeni ABD yönetimini de memnuniyetle karşılayan Kaag, AB’nin ortak jeopolitik ve ticari zorluklar konusunda Biden yönetimi ile iş birliği yapmak için sabırsızlandığını söyledi.

Londra sanayi stratejisinin ayrıntıları
Küresel arz ayrımı hususuna değinen Liz Truss, özerkliği desteklemediğini, ancak benzer düşünen ülkelerle faaliyet yürüttüğünü belirtti. Truss, bunun, küresel ticaret sistemini şekillendirmeye yardımcı olan önemli bir stratejik yaklaşım olduğunu ifade etti.
Ticaret Bakanı, ürünleri destekleyen satıcılara, sistemi zayıflatma izni vermeyeceklerini söyleyerek, şeffaflığın bir anahtar olduğunu vurguladı. Bakan ayrıca, İngiltere’nin yakın bir zamanda yeni sanayi stratejisinin ayrıntılarını açıklayacağını vurguladı.

Ticaret, tüm kötülükler için sihirli bir çözüm değil
Reform meselesine değinen Sigrid Kaag, “Ticaret anlaşmasını güçlendirebilir ve diğer şeylerin yanı sıra işçi haklarını güvence altına alabiliriz. Kriterlerin karşılandığından emin olmalıyız. Bu, zayıf bir noktadır” dedi.
Kaag, yeni ticaret anlaşmaları göz önüne alındığında, Paris Anlaşması’na ve servet ile mülkiyet haklarının yeniden dağıtılmasına odaklanılması gerektiğini vurguladı.
Üretim, küresel ticaretin üçte ikisini oluşturuyor
Üretim geleceğinin ele alındığı bir diğer ticaret oturumu ise, ‘Kalkınma için Üretimi Yeniden Tasarlamak’ başlığı altında yapıldı. Oturumda ayrıca, Kovid-19 pandemisi nedeniyle dünya fabrikalarının kapatılması ve talep çatışmaları masaya yatırıldı. Bu çatışmanın, dünyanın ekonomik ilerlemesini baltaladığı dile getirildi.
Oturumda şirketler, toplum ve çevre için yeni değerler oluşturulurken, üretkenliği artırmak amacıyla işletme ve iş modellerini dönüştürmek için gerekli politikalar, uygulamalar ve ortaklıklar ele alındı.
The Economist dergisi editörü Vijay Vaitheeswaran’ın moderatörlüğünü yaptığı üretim oturumuna, HP Şirketi Başkanı ve CEO’su Enrique Lloris, Siemens Şirketi Başkanı ve CEO’su Joe Kaeser, Swarovski Kuruluşu Başkanı ve İngiltere’deki Swarovski Yönetim Kurulu üyesi Naga Swarovski ve Volvo Group Başkanı ve CEO’su Martin Lundstedt de katıldı.
Vaitheeswaran, oturumu başlatırken yaptığı açıklamada, “3 boyutlu baskıdan uzaktan iletişim ve takibe kadar teknolojideki muazzam gelişmelerle teknolojiler, sistemlerimizi daha dayanıklı ve insan merkezli olacak şekilde yeniden tasarlamak için değişiklik yapmanın anahtarı olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Vaitheeswaran, “Soru, hangi teknolojik sihrin mevcut olduğu değil, bu icatların doğru türde üretkenliğe yol açmasını sağlayacak yeni gelişen iş modelleri ve inovasyon birleşiminin ne olduğudur” dedi.
Öte yandan Siemens Şirketi Başkanı ve CEO’su Joe Kaeser, üretimin, küresel ticaretin üçte ikisini oluşturduğunu söylerken, bu sektörün dünya üzerinde büyük bir etki oluşturduğunu vurguladı.
Kaeser, fiziksel dünyanın taklit yoluyla sanal karşılığı ile kesiştiğini belirtirken, “Bu dijital ikiz, yapay zeka ve veri analitiği ile geliştirilecek” dedi. Bilginin doğrudan üretim sürecine dönebileceğini ifade eden Joe Kaeser, bu durumun da üretim süreçlerinde devrime katkı sağlamasının, üretimde üretkenliğin yüzde 40-50 oranında artmasına ve piyasaya yeni ürünlerin sunulmasına yol açmasının beklendiğini vurguladı.
Volvo Group Başkanı ve CEO’su Martin Lundstedt ise “İyi haber şu ki herkes, her şeye uyan tek boyutlu platformlar oluşturmuyor ve düşünme biçiminde bir değişiklik oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Lundstedt, “Yeni teknoloji daha fazla esneklik demektir, ancak üretimin çevresel ayak izine ve tüm geliştirme sürecine baktığımızda, bize sürekli olarak veri sağlayan ve algoritmaları geliştirmek için kullanılan 1,2 milyon makinemiz olduğunu söyleyebilirim. Bu, yalnızca kendi üretimimizden değil, aynı zamanda müşterilerimizin üretiminden de geliyor” değerlendirmesinde bulundu. Martin Lundstedt, “Önemli olan ders, insanların veri toplamayı sevmeleridir. Ancak bununla ilgili harekete geçmek için bir plana ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

Perakende sektöründe yüzde 20 büyüme
Naga Swarovski, insan ve dokunsal bileşenin önemli olduğu lüks eşya endüstrisine değindi. Moda sektörünün geçen yıl yüzde 30 düşüş kaydettiğini belirten Swarovski, ancak çevrimiçi perakende sektöründe yüzde 20’lik bir artış olduğunu vurguladı.



EBRD, 41 ekonomi için büyüme tahminini yüzde 2,5’e düşürdü

Irak’taki ez-Zubeyr petrol sahasında çalışan bir işçi (AP)
Irak’taki ez-Zubeyr petrol sahasında çalışan bir işçi (AP)
TT

EBRD, 41 ekonomi için büyüme tahminini yüzde 2,5’e düşürdü

Irak’taki ez-Zubeyr petrol sahasında çalışan bir işçi (AP)
Irak’taki ez-Zubeyr petrol sahasında çalışan bir işçi (AP)

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 41 ülkenin ekonomilerine ilişkin 2026 büyüme beklentisini 0,6 puan düşürerek yüzde 2,5’e çekti. Banka, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, borçlanma maliyetlerindeki yükseliş ve çatışmaların Irak, Lübnan, Ukrayna ve Türkiye ekonomileri üzerindeki etkileri nedeniyle büyüme tahminini üst üste ikinci kez aşağı yönlü revize etti.

Revizyon, bankanın haziran ayında söz konusu ekonomiler için daha güçlü bir büyüme öngörmesinin ardından geldi. Bu ekonomiler 2025’te yüzde 3,4 büyümüştü.

Banka, ekonomik faaliyet üzerinde birden fazla baskı kaynağının bulunması nedeniyle tahminlerine yönelik risklerin hâlâ aşağı yönlü olduğunu belirtti.

EBRD Baş Ekonomisti Beata Javorcik, “Dizelden buğdayın maliyetine ve borçlanma maliyetlerine kadar çok sayıda baskı noktası bulunuyor” dedi. Javorcik, baskıların giderek biriktiğini ve büyüme beklentileri açısından önemli aşağı yönlü risklerin bulunduğunu ifade etti.

Irak başı çekiyor

Irak, büyüme tahminlerinde en büyük aşağı yönlü revizyonun yapıldığı ülke oldu. Banka, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle petrol ihracatında yaşanan aksaklıkların etkisiyle Irak ekonomisinin bu yıl yüzde 12 daralmasını bekliyor. İhracattaki kesintilerin yıl sonuna kadar sürmesi halinde ekonomideki daralmanın daha da derinleşebileceği belirtiliyor.

Javorcik, “Irak’taki sorun ihracatın sekteye uğraması” ifadesini kullanırken, ülke ekonomisinin büyük ölçüde petrole dayandığına dikkat çekti. Petrol, Irak bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor.

Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıkların bölgedeki bazı üreticilerin petrol ihracatı yapma kapasitesini sınırladığı bir dönemde Irak ekonomisi üzerindeki baskılar artıyor. Bu durum, ham petrol gelirlerine daha fazla bağımlı ekonomilere doğrudan yansıyor.

Bankanın tahminleri, petrol fiyatlarının varil başına 80 ila 100 dolar aralığında kalacağı varsayımına dayanıyor. Ancak banka, fiyatların bu aralığın üzerine çıkmasının kapsadığı ekonomilerde büyümenin daha da yavaşlamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Ukrayna, Lübnan ve Türkiye

Banka, Rusya’nın özellikle enerji altyapısı ve ulaşım güzergâhlarına yönelik saldırılarının yoğunlaşması nedeniyle Ukrayna ekonomisine ilişkin 2026 büyüme tahminini de 0,7 puan düşürerek yüzde 1,5’e çekti. 2027 yılı büyüme beklentisi ise 1,5 puanlık düşüşle yüzde 2,5’e indirildi.

Banka, Karadeniz bölgesindeki saldırıların Ukrayna’nın ihracatını azalttığını, Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin düşmesi ve demiryolu hatlarının zarar görmesinin ise ülkenin ürünlerini ihraç etmek için alternatif güzergâhlardan yararlanma kapasitesini sınırladığını belirtti.

Javorcik, bu gelişmelerin 2026’da Ukrayna’nın buğday, yağlı tohumlar ve maden ihracatını 5,5 milyar dolara kadar azaltabileceğini tahmin ediyor. Bu tutarın ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 2,5’ine denk geldiği belirtiliyor.

Javorcik ayrıca, tarım ürünlerinin ihracatındaki güçlüklerin gelecek tarım sezonunu da olumsuz etkileyebileceğini belirterek, çiftçilerin gübre alımı için gerekli finansmanı sağlamakta zorlanabileceğine dikkat çekti.

Lübnan’da ise banka, İsrail’le yaşanan çatışmaların etkisiyle ekonominin 2026’da yüzde 5 daralmasını bekliyor. Lübnan ekonomisinin 2027’de ise yüzde 4 büyümeye dönmesi öngörülüyor.

Türkiye için de 2026 büyüme tahminini 0,5 puan düşüren banka, beklentisini yüzde 3’e çekti. Revizyonun, enflasyon baskılarının devam etmesi ve finansman koşullarının sıkı seyretmesiyle bağlantılı olduğu belirtildi.

Gıda ve enerji

Banka büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, fiyat baskılarının beklenenden daha sınırlı olduğuna dikkat çekti. Bankanın faaliyet gösterdiği bölgelerde ortalama enflasyon yaklaşık yüzde 6 seviyesinde sabit kalırken, enerji fiyatları genel fiyat düzeyindeki artışın yaklaşık dörtte birine katkıda bulundu.

Ancak Javorcik’e göre küresel buğday fiyatları şubattan bu yana yaklaşık yüzde 30 arttı. Karadeniz bölgesindeki saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın buğday ihracatı da Nisan 2022’den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

Buğday fiyatlarındaki artış, özellikle ekmek ve tahıl fiyatlarını sübvanse eden Mısır gibi gıda ithalatçısı ülkeler üzerinde ek baskı oluşturuyor. Rusya ve Ukrayna, dünya buğday ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştiriyor.

Enerji fiyatlarındaki artışın yarattığı riskler ise yalnızca tüketicilerle sınırlı kalmıyor. Akaryakıt maliyetlerindeki yükseliş, üretim ve taşımacılık giderlerini artırırken, bu baskılar finansman maliyetlerindeki artışla aynı döneme denk geliyor.

Kuraklık Avrupa’yı zorluyor

Avrupa’da banka, kuraklık ve Tuna ile Ren nehirlerindeki su seviyelerinin düşmesinin sanayi ürünleri ve enerji taşımacılığını aksattığını, aynı zamanda elektrik üretimini de olumsuz etkilediğini belirtti.

Banka, su seviyelerindeki düşüşün hidroelektrik ve nükleer enerji üretiminin yaklaşık üçte bir oranında gerilemesine yol açtığını bildirdi. Bu durum, hâlihazırda yüksek enerji maliyetleri ve tedarik zincirlerindeki aksaklıklarla karşı karşıya olan ekonomiler üzerindeki baskıyı artırdı.

Banka, petrol fiyatlarının yüksek seyretmeye devam etmesi veya ticaret ve taşımacılıktaki aksaklıkların genişlemesinin büyüme üzerinde ilave baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun özellikle enerji ihracatına veya gıda ithalatına bağımlı ekonomileri daha fazla etkileyebileceği ve önümüzdeki dönemde toparlanma sürecini daha kırılgan hale getirebileceği belirtildi.


Aramco Başkanı: Operasyonlardaki herhangi bir aksaklık birkaç gün içinde aşılabilir

Aramco CEO’su Amin Nasser, basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
Aramco CEO’su Amin Nasser, basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
TT

Aramco Başkanı: Operasyonlardaki herhangi bir aksaklık birkaç gün içinde aşılabilir

Aramco CEO’su Amin Nasser, basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)
Aramco CEO’su Amin Nasser, basın toplantısında konuşuyor. (Reuters)

Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi Aramco’nun CEO’su Amin Nasser, şirketin operasyonlarda meydana gelebilecek aksaklıkları birkaç gün içinde gidererek faaliyetlerini yeniden sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi.

Nikkei Asia’nın aktardığına göre Nasser, şirketin mühendislik ekibinin mevcut altyapının genişletilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Nasser ayrıca, petrol ihracatında kullanılabilecek alternatif güzergâhların belirlenmesi üzerinde de çalışıldığını ve bunun tedarik ağının dayanıklılığını artırmayı amaçladığını ifade etti.

Bu adım, bölgedeki geleneksel petrol ihracat güzergâhlarının eş zamanlı olarak aksadığı bir zamanda atıldı. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin halen kesintiye uğramasının yanı sıra Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığı da çeşitli risklerle karşı karşıya bulunuyor.

Aramco, ham petrol ihracatında üç ana güzergâh kullanıyor: Hürmüz Boğazı, Babülmendeb üzerinden Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı ile SUMED boru hattı üzerinden Akdeniz’e uzanan güzergâh.

Nasser, daha önce yaptığı açıklamalarda şirket ekibinin mevcut seçenekleri genişletmek ve kullanılabilecek alternatif güzergâhlar oluşturmak için çalışmalar yürüttüğünü belirtmişti.


East Pipes, Aramco ile 12,27 milyon doların üzerinde bir sözleşme imzaladı

Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
TT

East Pipes, Aramco ile 12,27 milyon doların üzerinde bir sözleşme imzaladı

Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)
Suudi Arabistan’da “East Pipes” şirketine ait fabrikalardan biri (Şirket)

“East Pipes Integrated for Industry” şirketi, Suudi Arabistan’ın petrol devi Saudi Aramco ile beş ay süreli yeni bir sözleşme imzaladığını açıkladı. Sözleşme kapsamında Aramco için çelik boruların üretimi ve tedariki gerçekleştirilecek. Sözleşmenin toplam değeri, katma değer vergisi dahil 46 milyon riyalin (12,27 milyon dolar) üzerinde.

Sözleşme, ihalenin sonuçlandırılmasına ilişkin işlemlerin aynı gün tamamlanmasının ardından 22 Eylül 2026 Salı günü resmen imzalandı. Şirket, sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanacak olumlu finansal etkinin 2026-2027 mali yılının dördüncü çeyreğinde mali tablolarına doğrudan yansıyacağını belirtti.

“East Pipes Integrated for Industry” yönetimi, finans piyasasında şeffaflık ve kurumsal yönetim kurallarına bağlılık çerçevesinde, işlemde ilişkili herhangi bir tarafın bulunmadığını teyit etti. Şirket, sözleşmenin olağan ticari koşullar ve çerçeveler doğrultusunda yapıldığını bildirdi.