Oxford aşısı Güney Afrika’da çıkan türe karşı daha az etkili

North Cotswold Hastanesinde AstraZeneca aşısı olan bir İngiliz (AP)
North Cotswold Hastanesinde AstraZeneca aşısı olan bir İngiliz (AP)
TT

Oxford aşısı Güney Afrika’da çıkan türe karşı daha az etkili

North Cotswold Hastanesinde AstraZeneca aşısı olan bir İngiliz (AP)
North Cotswold Hastanesinde AstraZeneca aşısı olan bir İngiliz (AP)

Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı Sarah Gilbert dün (Pazar), Oxford ile iş birliği içinde AstraZeneca laboratuvarı tarafından geliştirilen İngiliz aşısının, koronavirüsün Güney Afrika’da mutasyona uğramış versiyonuna karşı etkili olmadığını, ancak aynı zamanda hastalığın tehlikeli formlarına karşı etkili olabileceğini belirtti. Bu konuda bir araştırma yürüten Johannesburg’daki Witwatersrand Üniversitesi aşının “Kovid-19’un hafif ve orta derecede enfeksiyonuna karşı minimum düzeyde koruma sağladığını” açıkladı.
Financial Times gazetesinin haberine göre, AstraZeneca sözcüsü, iki bin kişilik bir çalışmanın, İngiliz aşısının “Güney Afrika’da ortaya çıkan mutasyona uğramış türden kaynaklanan hastalığın orta dereceli formlarına karşı sınırlı etkinliğe” sahip olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak, yakın zamanda yayınlanacak olan çalışmada bunu kesin olarak doğrulamak için henüz yeterli veri olmamasına rağmen, aşının hastalığın ciddi formlarına karşı etkili olabileceğini ifade etti.
AstraZeneca, henüz incelemeye tabi tutulmayan verilerin, “Güney Afrika’da gözlemlenen virüsteki mutasyonların, virüsün aşılanan gruplar arasında bulaşmasına engel olmadığına yönelik teorik gözlemi doğruluyor gibi göründüğünü” belirtti. Açıklamada şu ifadelere de yer verildi:
“Bu çalışmada, orta veya şiddetli hastalıktan, hastaneye yatış veya ölüme yönelik korunmayı değerlendirmek mümkün değildi, çünkü (çalışmada) hedeflenen kişiler düşük düzeyde riske maruz kalmışlardı.”
Aşının geliştirilmesine yönelik çalışmaları yöneten Gilbert, BBC’ye yaptığı açıklamada, AstraZeneca-Oxford aşısının Güney Afrika’da ortaya çıkan mutasyona uğramış türüne yönelik olarak toplam vaka sayısını azaltmayabileceğini, ancak hastalığın tehlikeli formlarına, hastaneye yatış ve ölüme karşı koruma sağkayabilceğini” belirtti. Gilbert, İngiltere’de giderek daha fazla yayılmakta olan yeni türe karşı aşının yaşlılardaki etkinliğinin belirlenmesinin “biraz zaman” alabileceğini sözlerine ekledi.
Gilbert, araştırmacıların şu anda mutasyona uğramış türlere karşı aşıyı geliştirmek için çalıştıklarına dikkat çekerek, Güney Afrika’da ortaya çıkan türe karşı bir dozun hazırlandığını ve araştırmacıların aşının sonbaharda hazır olması için çalıştıklarını belirtti.
İngiltere’de aşılamada sorumlu bakan Nadhim Zahawi ise, pazar sabahı Sky News’e verdiği demeçte, Oxford-AstraZeneca aşısının, virüsün Güney Afrika’da gözlemlenen türünden kaynaklanan “tehlikeli hastalık formlarına ve hastaneye yatışlara karşı etkili” olduğunu söyledi. Bakan söz konusu türün yayılması ile mücadele için, hükümetin büyük aşılama programına “mümkün olan en kısa sürede” devam etmeyi ve bu tür ile enfekte olan vakalarının tespit edildiği alanlarda “yerel incelemeler” yapmayı planladığını belirtti.
112 bin ölümle Avrupa’da salgından en çok etkilenen ülke olan İngiltere, İngiltere’de ortaya çıkan ve daha bulaşıcı olan yeni koronavirüs türü sebebiyle kaydedilen yüksek sayıdaki enfeksiyonla mücadele etme amacıyla ocak ayında yürürlüğe konulan sıkı kapanma uygulamalarından çıkmak için aşılara güveniyor. Aşının ilk dozları bugüne kadar 12 milyondan fazla kişiye verildi. Avrupa Birliği ve diğer ülkeler, AstraZeneca aşısının kullanımını onayladı. Ancak bazı ülkeler, yaşlılarda kullanımına yönelik yeterli veri bulunmaması nedeniyle aşının sadece 65 yaşın altındaki kişilerde kullanmayı tercih etti.



Trump, uçağında yaşanan küçük bir arıza nedeniyle Washington'a geri döndü

ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
TT

Trump, uçağında yaşanan küçük bir arıza nedeniyle Washington'a geri döndü

ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)
ABD başkanının uçağı, Air Force One (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağının "küçük" bir elektrik arızası nedeniyle Washington'a geri dönmek zorunda kalmasının ardından dün gece geç saatlerde Davos forumuna yaptığı yolculuğa devam etti.

Trump ve beraberindekiler, Joint Base Andrews'te uçak değiştirdikten sonra, ilk kalkışlarından yaklaşık iki buçuk saat sonra, gece yarısından kısa bir süre sonra tekrar havalandılar.

Beyaz Saray, ABD Başkanı'nın, İsviçre'deki Dünya Ekonomik Forumu'na gitmek üzere kalkıştan kısa bir süre sonra Air Force One uçağında "küçük bir elektrik sorunu" tespit edilmesi üzerine Maryland'deki Joint Base Andrews'e geri dönerek uçağı değiştirdiğini belirtti.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Caroline Leavitt, kalkıştan sonra mürettebatın "küçük bir elektrik sorunu" tespit etmesinin ardından geri dönme kararının alındığını ve ihtiyatlılık amacıyla bu kararın verildiğini söyledi. Leavitt, Başkan Trump'ın yolculuğuna devam etmek üzere başka bir uçağa bineceğini belirtti. Trump, İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda diğer dünya liderlerine katılmak üzere yola çıkmıştı.

ABD Başkanı veya Başkan Yardımcısının dahil olduğu olaylar nadir olsa da daha önce yaşanmıştır. 2011'de, dönemin Başkanı Barack Obama'yı Connecticut'taki bir etkinliğe götürürken, Air Force One uçağı kötü hava koşulları nedeniyle inişini iptal etmek zorunda kalmıştı.

2012'de ise dönemin Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın içinde bulunduğu Air Force One uçağı Kaliforniya'da kuşlara çarpmış, ancak daha sonra güvenli bir şekilde iniş yapmıştı.


Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
TT

Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini söyledi. Barrack, hükümet güçlerinin artık radikal unsurların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplarda güvenliği sağlamaya hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Barrack,  “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” diye yazdı.

ABD’li Özel Temsilci, Suriyeli yetkililerin, DEAŞ üyelerinin tutulduğu hapishaneler ve aile üyelerinin barındırıldığı kamplar da dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Washington yıllardır DEAŞ’la mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin önemli bir destekçisi oldu. Bu da 2019 yılında grubun son kontrol alanlarından da yenilgiye uğramasına yol açtı. Ancak yıllar süren çatışmaların ardından eski rejimin düşmesinden sonra Şam’daki yeni yetkililerin ve ülkenin birleştirilmesi çabalarının önemli bir destekçisi haline geldi.


Trump'ın "Barış Konseyi" teklifini kim kabul etti, kim reddetti ve kim inceliyor?

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
TT

Trump'ın "Barış Konseyi" teklifini kim kabul etti, kim reddetti ve kim inceliyor?

 ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da konuşma yapıyor (AFP)

ABD Başkanı, Donald Trump'ın başkanlığını yaptığı ve dünya genelindeki çatışmaların çözümüne katkıda bulunacak olan "Barış Konseyi"ne dünya liderlerini katılmaya çağırdı; bu konseyin kurulması, Birleşmiş Milletler'e rakip bir kuruluşun oluşmasına yol açabilir ve bu kuruluşta daimi üyelik elde etmek, bir milyar dolar ödenmesi şartıyla mümkün olabilir.

Fas Dışişleri Bakanlığı dün, Kral VI. Muhammed'in konseye "kurucu üye" olarak katılacağını duyurdu.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın ABD'nin konseye katılma davetini kabul ettiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid Al Nahyan'ın "Birleşik Arap Emirlikleri'nin kararının, Filistin halkının meşru haklarının elde edilmesi için gerekli olan, Başkan Donald Trump tarafından Gazze ile ilgili olarak sunulan 20 maddelik barış planının tam olarak uygulanmasının önemini yansıttığını" teyit ettiği ifade edildi.

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı da Kral Hamad bin İsa el Halife'nin Trump'ın davetini kabul ettiğini açıkladı. Bakanlık, "Bahreyn Krallığı'nın bu kararı, Sayın Başkan Donald Trump'ın Gazze Şeridi ile ilgili önerdiği barış planının tam olarak uygulanmasına yönelik istekliliğinden kaynaklanmaktadır (...) çünkü bu plan, kardeş Filistin halkının meşru haklarının korunması ve muhafaza edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.

Macaristan'da Başbakan Viktor Orbán pazar günü yaptığı açıklamada, Trump'ın kendisini konseyin "kurucu üyesi" olmaya davet etmesinin "onur verici" olduğunu söyledi.

Ermenistan'da Başbakan Nikol Paşinyan dün Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Amerikan davetini kabul ettiğini duyurdu.

Belarus'ta Dışişleri Bakanlığı X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ülkenin "Barış Konseyi'ne katılmaya hazır" olduğunu belirterek, konseyin görev alanının girişimin önerdiğinden "çok daha geniş" olmasını umduğunu ifade etti.

Buna karşılık, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron pazartesi günü Fransa'nın bu aşamada talebi "karşılayamayacağını" söyledi.

Trump ise "Fransız şarap ve şampanyasına yüzde 200 gümrük vergisi uygulayacağım. O da bana katılacak" diye karşılık verdi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise dün yaptığı açıklamada, davet aldığını ancak Rusya ile birlikte katılmayı "hayal bile edemediğini" söyledi.

Trump pazartesi günü Rus mevkidaşı Vladimir Putin'i konseye katılmaya davet ettiğini doğrularken, Moskova karar vermeden önce Washington ile "tüm ayrıntıları netleştirmeye" çalıştığını ifade etti.

Brüksel'deki bir sözcüye göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen daveti aldığını ve cevabını saklı tuttuğunu belirtirken, Alman hükümeti ortaklarıyla "koordinasyon" ihtiyacının altını çizdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise Pekin'in "Amerikan tarafından bir davet aldığını" açıkladı, ancak pozisyonunu belirtmedi.

Kanada'da Dışişleri Bakanı Anita Anand, "Durumu inceliyoruz. Ancak bir milyar dolar ödemeyeceğiz" dedi.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ülkenin teklifi "dikkatlice analiz edeceğini" ve pozisyonunu belirlemeden önce istişarelerde bulunacağını belirtti.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, hükümetinin talebi "incelemek için zamanı olmadığını" belirtirken, Singapur "daveti değerlendirdiğini" ifade etti.

Davetiyeyi aldığını teyit eden ülkeler arasında Hindistan ve Güney Kore'nin yanı sıra İtalya, Norveç, İsveç, Finlandiya, Arnavutluk, Arjantin, Brezilya, Paraguay, Mısır, Ürdün, Türkiye, Yunanistan, Slovenya ve Polonya yer alıyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Barış Konseyi Şartı, Konseyin çalışmalarına yalnızca üç ülke Şartı imzaladıktan sonra başlayacağını öngörmektedir.