Sudan, Güney Sudan ve Etiyopya üçlü zirveye hazırlanıyor

Sudan, Etiyopya'ya bölge istikrarını tehdit eden bir savaşın başlayabileceği uyarısında bulundu

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
TT

Sudan, Güney Sudan ve Etiyopya üçlü zirveye hazırlanıyor

Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)
Sudan sınırındaki Kadarif eyaletinde yer alan bir kamptaki Etiyopyalı mülteciler (AP)

Sudan medyası Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit’in Güney Sudan'ın başkenti Cuba’da üçlü bir zirvede bir araya geleceğini aktardı. Burhan ve Abiy Ahmed, bu zirveye Hartum ve Addis Ababa arasındaki askeri gerilimi yatıştırma çabaları bağlamında Cuba ziyareti ile hazırlanacak.
Şarku’l Avsat’ın “Asharqbusiness” sitesinden aktardığı habere göre Güney Sudan Devlet Başkanı Danışmanı Tut Qalwak, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ve Etiyopya Başbakanı’nın ülkeleri arasındaki sınır anlaşmazlığı konusunda ayrı ayrı Salva Kiir Mayardit ile görüşmek üzere Juba'yı ziyaret edeceğini açıkladı. Bu, yetkililer in sınır anlaşmazlığı konusunda siyasi bir anlaşmaya varmak amacıyla üçlü zirvede bir araya gelme davetini kabul edişi ardından geldi.
Mayardit’in Danışmanı, iki tarafı da müzakere masasına oturmaya ikna etmek için Hartum ile Addis Ababa arasında haftalardır mekik dokuyor. Zirâ Güney Sudan, iki ülke sınırlarındaki ağır askeri konuşlanmadan ve kendisini de etkileyecek bir savaşın patlak vereceğinden endişe duyuyor. Nitekim Doğu Afrika bloku Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ülkelerinden olan Güney Sudan, Sudan’ın da ayrılmaz bir parçası sayılıyor.
Qalwak’ın ifade ettiğine göre Abiy Ahmed ile bir araya gelmeye hazır olduğunu doğrulayan Burhan, Sudan’ın Etiyopya ile savaşmak istemediğini vurguluyor. Ancak Etiyopya’nın Sudan topraklarından çekilmesi, 1902’de imzalanan sözleşme mucibince sınır işaretlerinin yerleştirilmesi, Etiyopyalı çiftçilerin Sudan topraklarından çekilmesi ve tüm sınır bölgesinin Sudan’a iade edilmesini şart koşuyor.
Qalwak, Güney Sudanlı arabulucu ile yaptığı görüşmede Başbakan Abiy Ahmed’in ise herhangi bir müzakere öncesinde Sudan güçlerinin geri aldıkları bölgelerden çekilmesini şart koştuğunu bildirdi. Nitekim Ahmed, Faşka’daki toprakların çoğunu kontrol eden Sudan ordusunun “işgal ordusu olduğunu, buradaki varlığının istenmediğini” vurguladı. Ancak Sudan hükümeti, arabuluculuğu kabul edişini Sudan ordusunun sınır topraklarından çekilmesine bağlamayı reddediyor. Sudanlı yetkililer, Sudan’ın Faşka topraklarındaki Etiyopyalı çiftçilerin koşullarını tartışmadan önce Etiyopya'nın iki ülke arasında imzalanan anlaşmaları tanıması gerektiğini vurguluyor.
Qalwak ise ekibinin iki ülkeyi yıkıcı bir savaşa sokmak yerine İngiltere haritası baz alınarak, uzmanlardan oluşan bir ekibin de dahil olacağı bir anlaşma yönünde iki tarafı bir araya getirmeye çalıştığını vurguluyor.
Diğer yandan, Etiyopya'yı Sudan topraklarına tekrar saldırmakla ve kanunen Sudan’a tâbi arazilere girerek ülke egemenliği ve toprak bütünlüğünü doğrudan ihlal etmekle suçlayan Hartum hükümeti, bunun Sudan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün doğrudan ihlali olduğunu ifade etti. Aynı zamanda bu saldırının bölge güvenliği ve istikrarı üzerindeki etkisine ilişkin uyarıda bulundu.
Sudan Dışişleri Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan ve Sudan ile Etiyopya arasında gerilimin patlak verdiğinden bu yana türünün ilk örneği sayılan açıklamada, Etiyopya'nın Sudan topraklarına yönelik saldırısının üzücü ve ‘kabul edilemeyecek’ bir tırmanış olduğu belirtildi. Aynı zamanda “Sudan, Etiyopya'nın kanunen Sudan’a ait topraklara kuvvetleri ile girerek yürüttüğü saldırıyı kınıyor. Nitekim Etiyopya; Sudan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünü, komşuluk değerlerini, aynı zamanda istikrar ve güvenliği artırma yönünde ülkeler arasındaki olumlu iletişimi doğrudan ihlal ediyor” ifadelerine yer verildi.
Söz konusu saldırının bölge güvenliği ve istikrarı üzerindeki etkilerine dair uyarıda bulunan Bakanlık, “Sudan, bu saldırganlığın sonuçlarından tamamen Etiyopya'yı sorumlu tutuyor” ifadelerine başvurdu.
Bakanlık aynı zamanda Etiyopya’ya diyaloğa geri dönme, üzerinde anlaşılan sınırları yeniden belirleme ve sahaya bu yönde işaretler koyma çağrısında bulundu. Ancak söz konusu açıklamada yeni saldırganlığın niteliği, gerçekleştiği yer veya boyutları, Sudanlı kuvvetlere zarar verip vermediği belirtilmedi.
Sudan basınında çıkan haberlerde, Etiyopya'nın, Sudan'ın Büyük Faşka bölgesindeki Sudanlı güçlerle mücadele etmek için Mai Kadra ve el-Hamra bölgelerinde büyük güçler topladığı bildirildi. Ancak bu veriler, Sudan ordusu tarafından doğrulanmadı.



Nijerya'nın Maiduguri kentinde düzenlenen intihar saldırılarında 23 kişi hayatını kaybetti

Nijerya Kızılhaçı dün Maiduguri'deki bir hastanede kurbanların cesetlerini taşıyor (Reuters)
Nijerya Kızılhaçı dün Maiduguri'deki bir hastanede kurbanların cesetlerini taşıyor (Reuters)
TT

Nijerya'nın Maiduguri kentinde düzenlenen intihar saldırılarında 23 kişi hayatını kaybetti

Nijerya Kızılhaçı dün Maiduguri'deki bir hastanede kurbanların cesetlerini taşıyor (Reuters)
Nijerya Kızılhaçı dün Maiduguri'deki bir hastanede kurbanların cesetlerini taşıyor (Reuters)

Polisin dün akşam yaptığı açıklamaya göre Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Borno eyaletinin başkenti Maiduguri'de, meydana gelen birkaç intihar saldırısında en az 23 kişi öldü, 108 kişi de yaralandı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ajansa bilgi veren iki güvenlik kaynağı ve üç yerel sakin, ilk patlamanın şehir merkezindeki bir postanede meydana geldiğini, hemen ardından da yakındaki popüler Pazartesi Pazarı'nda başka bir patlamanın yaşandığını söyledi.

Maiduguri Üniversitesi Eğitim Hastanesi'nde ve Kaleri mahallesinde birer patlama meydana geldi. Her üç patlama da dün akşam saatlerinde gerçekleşti.

Eyalet polisinin yaptığı açıklamada, "Ön incelemeler, olayların intihar bombacıları tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor" denildi.

Açıklamada, durumun normale döndüğü ve güvenlik güçlerinin daha fazla saldırıyı önlemek için şehir genelinde devriyelerini yoğunlaştırdığı, saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtildi.


Kongo'da toplu mezarlarda 170 ceset bulundu

M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
TT

Kongo'da toplu mezarlarda 170 ceset bulundu

M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)
M23 sözcüsü Willy Ngoma (ortada), 29 Ocak 2025'te Kongo'nun doğusundaki bir sınır noktası yakınlarında paralı askerlerin serbest bırakılması sırasında (AP)

Dün bir yetkili, ABD arabuluculuğuyla imzalanan barış anlaşmasına rağmen çatışmaların artması üzerine, Kongo'nun doğusunda, M23 isyancı grubunun yakın zamanda boşalttığı bir bölgede en az 170 cesedin toplu mezarlarda bulunduğunu söyledi.

Güney Kivu eyaletinin valisi Jacques Burusi, yetkililerin ülkenin doğusundaki büyük Uvira şehrinin yakınlarında 171'den fazla ceset içeren iki toplu mezar keşfettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Burusi, ajansa telefonla yaptığı açıklamada, "Bu aşamada iki yer tespit ettik: Kongo tarafında, Burundi sınırına yakın Kiromoni'de yaklaşık 30 ceset içeren bir toplu mezar ve Kafimfira'da 141 cesedin bulunduğu başka bir yer" dedi.

Ruanda ile sınır komşusu olan ve doğal kaynaklar açısından zengin Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğu kesimi, 30 yılı aşkın süredir sık ​​sık şiddet olaylarına sahne olmakta olup, M23'ün faaliyetlerine yeniden başlamasıyla birlikte durum 2021'den bu yana daha da kötüleşmiş durumda.

Hükümet karşıtı grup, 2025 yılının başlarında Doğu Kongo'nun en büyük iki şehri olan Goma ve Bukavu'yu ele geçirdikten sonra, aralık ayında Güney Kivu eyaletinde yeni bir saldırı başlattı ve 10'unda stratejik Uvira bölgesinin yanı sıra Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Burundi arasındaki kara sınırında bulunan tüm bölgelerin kontrolünü ele geçirdi. Bu olay, Kinsaşa ve Kigali'nin ABD Başkanı Donald Trump'ın himayesinde Washington'da barış anlaşması imzaladığı bir dönemde gerçekleşti.


Somaliland, Amerika Birleşik Devletleri'ne maden kaynaklarına ve askeri üslerine erişim izni vermeye hazır

İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
TT

Somaliland, Amerika Birleşik Devletleri'ne maden kaynaklarına ve askeri üslerine erişim izni vermeye hazır

İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)
İnsanlar, başkent Hargeisa'daki bir meyve çiftliğinin girişinde İsrail ve Somaliland bayraklarının önünden geçiyor (AFP)

Somaliland bölgesi, tek taraflı olarak ayrılıkçı ilan edilen bölgenin bir bakanı AFP’ye verdiği demeçte, ABD'ye madenlerini işletme ve bölgede askeri üsler kurma konusunda münhasır haklar vermeyi kabul ettiğini açıkladı.

Somaliland'ın sözde Cumhurbaşkanlığı İşleri Bakanı Kadir Huseyin Abdi, “Amerika Birleşik Devletleri'ne (madencilik sektöründe) münhasır haklar vermeyi kabul ediyoruz ve Amerika'ya askeri üsler sağlama fikrine açığız” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre 1991 yılında Somali'den ayrıldığını ilan eden Somaliland, Aralık 2025'in sonlarında İsrail'in onu “bağımsız egemen devlet” olarak tanıyan ilk ülke olmasıyla birlikte tanınmak için çaba gösteriyor.

Enerji ve Maden Bakanı'na göre, Somaliland stratejik mineraller barındırmaktadır, ancak bu konuda bugüne kadar yapılan çalışmalar olmadığından miktarları bilinmemektedir.

Son haftalarda, bölgenin başkanı Abdirahman Muhammed Abdullahi, İsrail'e maden kaynaklarını işletme hakkı verme olasılığını açıkça gündeme getirdi.

Kadir Hüseyin Abdi röportajda, “Amerika Birleşik Devletleri ile bir tür anlaşmaya varacağımıza inanıyoruz” dedi.

Washington’un Somaliland'ın komşusu olan Cibuti'de bir deniz üssü bulunmaktadır. Cibuti ve Somaliland, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki Babbu’l Mendeb Boğazı'nın girişinde, Hint Okyanusu ile Süveyş Kanalı'nı birbirine bağlayan dünyanın en yoğun ticaret rotalarından birinde yer almaktadır.

İsrail'e bu bölgede bir askeri üs verilmesi olasılığı sorulduğunda, bakan, İsrail'de “yakında” imzalanacak “iki taraf arasındaki stratejik ortaklık” çerçevesinde “hiçbir şeyin göz ardı edilmediğini” söyledi.

Bölgedeki analistler, bu yakınlaşmanın, İran destekli Husi isyancıların Gazze Şeridi'nde savaşın patlak vermesinden sonra İsrail'e saldırılar düzenlediği Yemen'in karşısında yer alan ayrılıkçı bölgenin konumunun bir sonucu olduğunu değerlendiriyor.

Somaliland, Binyamin Netanyahu hükümetinin son zamanlarda “bağımsızlığını” tanıması karşılığında, topraklarından sürülen Filistinlileri veya bir İsrail askeri üssünü kabul etme niyetini kategorik olarak reddetti ve iddiaları “asılsız” olarak nitelendirdi.

Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana Washington, ABD ekonomisine fayda sağlayabilecek maden kaynaklarına sahip ülkelere karşı pragmatik bir diplomatik yaklaşım benimsedi.