Said Ferhan
Libyalılar, Muammer Kaddafi rejimini deviren Şubat 2011 ayaklanmasının onuncu yıl dönümünü, geçen yılların geride bıraktığı olumsuz ve olumlu sonuçlara dair fikir ayrılıkları içinde kutluyorlar.
Libya halen dış müdahaleyle daha da şiddetlenen siyasi ve güvenlik kaosu içerisinde. Bu durum tüm yaşananların ardından bitkin düşen Libyalıları, ülkelerinin muazzam zenginliğinden mahrum bırakıyor.
Albay Muammer Kaddafi'nin rejimine karşı 17 Şubat 2011 tarihinde başlayan ayaklanmanın üzerinden on yıl geçse de ülke halen içeride çatışan taraflarla birlikte siyasi ve güvenlik kaosu yaşıyor. Ancak taraflar arasında birleşik bir hükümet kurma konusunda anlaşmaya varılmasının ardından yıl sonunda seçimlerin yapılması planlanıyor. Bu da ufukta şiddet, cinayet ve yerinden edilmelerle dolu bir sayfanın kapanıp yerine temiz bir sayfanın açılması umutlarını doğuruyor.
Şubat Devrimi’nin onuncu yıldönümü kutlamaları, Trablus’tan Bingazi’ye ve güneyde Sebha’ya kadar ülkenin farklı bölgelerinde, şehirlerin bazı cadde ve meydanları Libya bayraklarıyla süslenerek başladı. Yıldönümünün gelişiyle birlikte, Libyalıların ülkede baş gösteren kriz ve bundan kurtulmanın yolları ile ilgili farklı görüşleri olsa da herkes Libya-Libya çözümünün gerçekleşmesi gerektiği konusunda hemfikir.
Independent Arabia, Libya’da geçen on yıl ardından Şubat Devrimi’nin olumlu ve olumsuz yanlarına ilişkin çeşitli görüşler ve fikirler olduğunu gözlemledi.
“Vekil güçlerin peşinden başka vekil güçler geldi”
Libyalı yazar El-Emin Mazen, “Rüzgarın Tunus'un batısından estiği Şubat ayaklanmasının ilk on yılını geride bırakırken meydana gelen değişikliklerin tüm detaylarına değinemeyeceğiz. Eski Tunus Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkesinden kaçarken ayaklanma kıvılcımı Mısır’a sıçradı. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek protestolar üzerine başkent Kahire’den ayrılıp ülkenin güneyindeki Şarm eş-Şeyh kentine uçtu. Kaddafi ise başına geleceklere ihtimal dahi vermedi. Bunun da bedelini, koltuğuyla, çocuklarıyla ve ülkesiyle ödedi. Artık sorunumuzun derin para sevgimizden kaynaklandığına daha fazla eminiz. 1960’lardan beri petrol üretiyoruz. Bu yüzden hep petrolün etrafında boğuştuk. Bir kriz içerisine düştük. Bu da ülkeye peş peşe vekil güçler getirdi. Maskelerin düşmesi, felaketin boyutlarının açıkça görülmesini sağladı. Bu da bugün her şeyin yıldırım hızıyla yayılmasına neden oluyor. Dahası, seyrüsefer güvenliğini ve Libya’nın müttefiklerini tehdit eden bu durumun, nüfuz sahibi güçlerin artık eli kolu bağlı durmalarına izin vermemesi ve Başkanlık Konseyi formülüyle siyasi geçiş süreci için atılan son adımlar, yeni hükümetin kurulması çabaları ve meşruiyet sağlamaktan sorumlu olan Libya Siyasi Diyalog Forumu (LSDF), hainlerin, tacirlerin ve ülkenin düze çıkmasını engelleyenlerin ellerindeki fırsatı boşa çıkarabilir. Bizler uluslararası kararların sonuçlarıydık ve öyle olmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Şubat Devrimi, halkın halen acı çektiği krizler yarattı
Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Saad bin Şerade, 2011'de yaşananların herkesin bir şeyler kaybetmesine neden olduğuna inanıyor. Şerade, “Dış müdahale, Libya'daki karmaşayı daha da artırırken istikrarsızlığın ana nedenleri arasında yer aldı. Son on yıldır yaşanan büyük krizlerle birikte dış müdahale de ülkeye girdi. Ancak bu yılın sonların seçimlerin yapılması planlanıyor. Yani demokratik geçiş yolunda ilk adımını atılmaya başlandı” ifadelerini kullandı. Şerade, Libya'nın ne kazananı ne de kaybedeni olan savaşlar döneminden daha istikrarlı bir döneme geçeceğini umduğunu söyledi.
Trablus Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziya Ebu Huşeym, Şubat devriminin Libyalıların güvenlik, siyaset ve ekonomik alanlarda çekmeye devam ettiği birçok güçlüğe neden olduğunu ve halen ülkeyi kasıp kavurduğunu söyledi. Ancak Ebu Huşeym’e göre tüm bu zorlukların yanında bir takım olumlu gelişmelerin olduğu da inkar edilemez. Bu olumlu gelişmeler arasında demokrasi kültürü, yönetimin barışçıl şekilde aktarımı, seçimler, halkın tercihi, ifade özgürlüğü ve sivil toplum kültürünün yer aldığını belirten Ebu Huşeym, “Ülkemizdeki demokrasi kültürü, henüz olgunlaşmadı ve iktidardakiler hâlâ, sanki hiçbir şey olmamış gibi koltuklarına ve tiranlığa yapışarak iktidarı bırakmamaya çalışan diktatörler gibi davranıyorlar. Herkes Libya için çalışmalı” diye konuştu.
Libya devrimi, en kötü devrim deneyimlerinden biridir
Gazeteci Ahmed eş-Şerif ise Libya devrimi deneyiminin, en kötü devrim örneklerinden biri olduğunu iddia ediyor. Şerif, “Herhangi bir devrim, bir rejimin devrildiğini ilan ederken devrim başarılı olursa peşinden yeni bir sistem kurulur. Başarısız olursa kapıyı bilinmeyene açık bırakır. Libya'da olan da budur” yorumunda bulundu. Devrimden sonra, başkalarına hükmetmek ve ötekileştirmek için devletin eklemlerine sızma hedefi olan siyasi bir grubun, oluşan bu boşluktan yararlandığını söyleyen Şerif, bu grubun, ülkeyi tek başına yönetmek ve ülkenin servetini yağmalamak istediğini ve kendilerine saldıranların kim olursa olsun vatan düşmanı olarak karşı konulmaları gerektiğini empoze ettiğini söyledi.
Ayaklamanın neden olduğu olumlu bir yön varsa onun da yönetimin barışçıl şekilde aktarılması olduğunu belirten Şerif, ancak bunun sürekli olarak dış müdahale ile engellendiğini kaydetti. Taraflar arasındaki çatışmaların yıllar süren ekonomik durgunluğa ve bu yıllar boyunca halkın sıkıntı çekmesine yol açtığının altını çizen Şerif, ülkenin iktidar mücadelesi nedeniyle ciddi bir hizmet sıkıntısı çektiğini ifade etti.
Öte yandan akademisyen ve insan hakları savunucusu Necad Mahfuz, ‘Şubat ayaklanmasının bir takım hedeflerle başladığını’ söyleyerek, “Şubat Devrimi'nin hedeflerinin çok azına ulaşıldı. Ayaklanmanın hedefleri arasında, şahısların hakimiyetine son vermek için Libyalılar arasında sosyal adalet, hak ve eşitlik sağlamak vardı. Kitlelere destek olma bahanesiyle dışarı çıkıp tribünlere oynayanlar, halkı ezen ve para mücadelesiyle ülkeyi yerle bir edenlerdi” dedi.
Mahfuz şöyle devam etti:
“Libya ayaklanması, dış güçler tarafından bolca kullanıldı. Bu da yüz binlerce Libyalı gencin hayatını mahvetti. Libya’daki ayaklanma ne Mısır ne de Tunus’taki gibiydi. Şubat ayaklanması sonrası geçen yıllar boyunca şiddet nedeniyle aşiret dokusu da kaybedildi. Çok sayıdaki dış müdahale, krizin uluslararasılaşmasına ve Libyalıların elinden çıkmasına neden oldu. Bu da egemenliğimizi kaybetmemize yol açtı.”
Dr. Eymen Salah da konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Gerek Libyalı siyasetçiler olsun gerek ayaklanma sonrası geçen yıllarda sahneyi yönetenler olsun halkı şoke ettiler. Tek endişelerinin milletin çıkarları değil, kişisel ve partizan çıkarları olduğu ortaya çıktı. Bu da silahlı mücadeleye yol açtı. Hatta dış güçlerden yardım istediler. Böylece ülkenin egemenliğini kaybetmesine neden oldular. Ülke teröristler için güvenilir bir sığınak haline geldi. Tüm bu yıllar boyunca vatandaşları öldürdüler, zenginlikleri yağmaladılar ve her şeyi mahvettiler.”
Dr. Salah, tüm tarafları, yeni bir yönetimin seçilmesi çerçevesinde ülkeyi kurtarmak için samimi olarak birlikte çalışmaya siyasi, askeri ve ekonomik bölünmeyi bir kenara bırakıp ülkenin birliği için yeniden bir araya gelmeye çağırdı.
Süreci yönetenlerin kırılgan vaatleri
Eski siyasetçi ve diplomat Halid Beşir en-Neccar ise, “Devrimden on yıl sonra Libya'nın muazzam ekonomik potansiyeli ve petrol zenginliği nedeniyle, gelişmiş ülkeler arasında yer alacağını sanıyorduk. Ancak siyasi sürecin olmadı, ülkenin doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündüğü, iki Temsilciler Meclisi’nin (TM) ortaya çıktığı ve güvenlik karmaşasının yaşandığı bu verimsiz on yıl boyunca iyi yönde herhangi bir ilerlemeye tanık olamadık. Libya, tüm ülkelerin elini kolunu sallayarak girdiği bir ülke haline geldi. Libyalılar arasında rejim yıllarının ardından iyi bir hayat sürme umudu vardı. Ancak Libyalıların çoğu, dış güçlerin eliyle gelen yıkımı, talanı, kaosu ve acıyı gördükten yıllar sonra Kaddafili yılları arar oldular” yorumunda bulundu. Uluslararası topluma güvenme konusunda uyaran Neccar, çünkü çözüm ancak Libyalı taraflar arasındaki çözümü olacaktır. Devrimin bir suçu yoktu” dedi.
Son olarak başkent Trablus’un önde gelen genç isimlerinden mühendis Necib Ahmed yaptığı değerlendirmede şunları dile getirdi:
“17 Şubat ayaklanması veya devriminin birçok olumsuz yönü vardı. Çünkü hedeflerine ulaşamadı. Tüm devrim hayalleri, Libya’yı sağılacak bir inek gibi gören ve bunun için verilen tüm vaatlere aldırış edilmediğine inanan bir grup tarafından çalındı. Ülkeyi güvenlik kaosuna, siyasi bölünmelere ve halkın halen sıkıntılarını çektiği bir ekonomik krize sürükledi. Ancak, yeni yönetimle Libya'nın halkına geri döneceğini ve on yılın acısının sona ereceğini umuyoruz.”

