Mişri: Meşruiyet, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda ihlal edildi

Dibeybe, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda sunum yaptı. (UNSMIL)
Dibeybe, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda sunum yaptı. (UNSMIL)
TT

Mişri: Meşruiyet, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda ihlal edildi

Dibeybe, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda sunum yaptı. (UNSMIL)
Dibeybe, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda sunum yaptı. (UNSMIL)

Libya’nın önündeki siyasi engelin aşılması için yakın zamanda bir kapı açılması beklenirken Libya Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Halid el-Mişri, yakın zamanda Cenevre’de toplantıları sona eren Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda (LSDF) meşruiyetin ihlal edildiğini duyurdu. “Gerçek meşruiyet kaynağını ihlal ettik, o da halktı” dedi.
Mişri’nin tepkisi, Cenevre’de 75 üyeden oluşan LSDF’nin çalışmalarından günler sonra geldi. LSDF’nin çalışmaları 5 Şubat’ta yeni bir geçici yürütme otoritesi seçilmesi ile sonuçlanmıştı. Bu durum yerel, ulusal ve bölgesel düzeyde geniş bir destek görmüştü.
Libya’nın doğusundaki hükümetten siyasi bir yetkili “ülkenin içinden geçtiği bu zor zamanlarda Mişri’nin tutumunun değişmesi” karşısında şaşkınlık duyduğunu dile getirdi. Yetkili dün Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Şu anki aşama, siyasi yolu sorgulamaktan kaçınmayı ve ülkeyi birleştirmek için çaba harcamayı gerektiriyor” dedi.
Bulunduğu pozisyondan dolayı isminin açıklanmasını istemeyen siyasi yetkili açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sayın Mişri bu komitenin başkanlığı altında Başkanlık Konseyi Başkanlığı yarışına girmeyi kabul etmişken neden şimdi gelip bu komitenin kurulma yönteminden memnun olmadığını söylüyor? Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) bu komiteyi seçtiğini bilmiyor muydu? Yoksa ülkesi için mücadele eden vatansever kişilerin yer aldığı, Cenevre’den oturumlarını canlı olarak izlediğimiz ve herkesin şeffaflık ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalındığına şahit olduğu komitenin çalışmalarının sonuçlarından şüphe etmek mi istiyor?”
Mişri iki gün önce France 24 kanalına verdiği röportajda LSDF’nin katılımcılarının seçilme şekline ilişkin şunları söyledi:
“Eski BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams öyle ya da böyle komiteyi seçti. Komite’deki Temsilciler Meclisi ve Yüksek Devlet Konseyi temsilcileri hariç tutuldu. Bu üyelerin seçilmesinde titiz ölçütler yoktu.”
Cenevre’de LSDF’nin yürüttüğü çabalar geçici bir yürütme otoritesi seçilmesiyle sonuçlanmıştı. “Liste yöntemine” göre yapılan oylamada Büyükelçi Muhammed el-Menfi, Musa el-Koni, Abdullah el-Lafi ve Abdulhamid Hamid Dibeybe’den oluşan üçüncü liste, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Uluslararası Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın bulunduğu dördüncü listeyi yenmeyi başardı. Bunun sonucunda Muhammed el-Menfi Başkanlık Konseyi Başkanı olarak seçilirken Abdulhamid Hamid Dibeybe Başbakan oldu.
Dibeybe, Temsilciler Meclisi’ne sunmak üzere kabinesini kurma aşamasını neredeyse bitirmek, Menfi de devlet kurumlarını birleştirmenin yollarını aramak üzere Libya’nın doğusundan batısına turlar düzenlerken Müslüman Kardeşler’in (İhvan) siyasi kanadı olan “Adalet ve İnşa” Partisi lideri Mişri, bu komitenin seçilme sürecinin ve çalışmalardan çıkan sonuçların her zaman tartışmaya açık olacağını söyledi. “Memnun olsak da bu mesele bizi endişelendiriyor. Bu, gördüğümüz gibi Temsilciler Meclisi’nin toplanamaması sonucu meydana geldi. Halen de toplanamıyor” dedi.
Mişri, LSDF’nin yürütme otoritesini seçtiğini duyurmasından bir gün önce Başkanlık Konseyi Başkanı için düzenlenen yarıştan geri çekilmişti. Mişri televizyonda yaptığı açıklamada “daha büyük bir uzlaşmaya kapı aralamak için” böyle bir karar aldığını duyurmuş ve “ilk turda kendisine oy veren herkese teşekkürlerini” iletmişti. Ancak izleyenler Mişri’nin geri çekilme kararını, İhvan örgütünün hazırladığı ancak tanımlanamayan ittifaklar ve düzenlemeler ile ilişkilendirdiler.
El-Vasat gazetesi ve internet sitesinin Genel Yayın Yönetmeni Libyalı gazeteci Beşir Zabiyye, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı’nın tutumu karşısında şaşkınlığını dile getirdi. “Mişri, açıklamadığı nedenlerle geri çekilmeden önce LSDF üyeleri önünde Başkanlık Konseyi’ne adaylığını koymuştu. Daha sonra da yeni yürütme otoritesinin oluşturulmasında UNSMIL Başkanı’nın başarısını dile getirerek övgüde bulunmuştu” ifadesini kullandı.
Zabiyye, Facebook hesabından yaptığı açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Televizyondaki bu açıklamaları karşısında şaşkınım. Konseyin 13 üye ile temsil edildiği ve aynı zamanda üyesi olabileceği bu otoriteye güvenoyu verilmesi konusunu tartışırken 75 kişiden oluşan komitenin meşruiyetini sorguladı.”
Diğer taraftan yeni otoriteye yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a verdikleri demeçte, Dibeybe’nin kabinesini oluşturma aşamasını bitirmek üzere olduğunu ve ardından güvenoyu almak üzere Temsilciler Meclisi’ne sunacağını aktardılar. Kaynaklar, yeni kabinenin ülkedeki 13 nüfuz bölgesinin tamamını kapsayacak şekilde kapsamlı olacağını kaydettiler.
Kabine oluşumuna ilişkin listeler birkaç gün önce sızdı. Ancak Dibeybe’nin medya ofisi “bunların hepsinin uydurma olduğunu ve dikkatleri çekmek için medyada bazı kişilerin isimlerinin yayılmaya çalışıldığını” bildirdi.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.