Lübnanlı milletvekillerinin ‘aşı ihlali’ Dünya Bankası’nın uyarısına neden oldu

Ulusal Aşı Komitesi başkanı Dr. Abdurrahman el-Bizri protesto amacıyla istifa etmekle tehdit etti (Reuters)
Ulusal Aşı Komitesi başkanı Dr. Abdurrahman el-Bizri protesto amacıyla istifa etmekle tehdit etti (Reuters)
TT

Lübnanlı milletvekillerinin ‘aşı ihlali’ Dünya Bankası’nın uyarısına neden oldu

Ulusal Aşı Komitesi başkanı Dr. Abdurrahman el-Bizri protesto amacıyla istifa etmekle tehdit etti (Reuters)
Ulusal Aşı Komitesi başkanı Dr. Abdurrahman el-Bizri protesto amacıyla istifa etmekle tehdit etti (Reuters)

Lübnan’da bazı milletvekillerinin, Ulusal Aşı Komitesi’nin onayını almadan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşını yaptırması ülkede büyük tepkilere neden olurken, Ulusal Aşı Komitesi Başkanı Abdurrahman el-Bizri istifa edebileceğini ima eden bir açıklama yaptı.
Dünya Bankası (WB) ise, Lübnanlı yetkilileri, şeffaflık ihlallerinin doğrulanması durumunda aşı finansmanını askıya alabilecekleri konusunda uyardı.
Lübnan Temsilciler Meclisi Genel Sekreteri Adnan Daher, aşı olan 16 milletvekilinin 75 yaşın üzerinde olduğunu söyleyerek, hepsinin isminin Sağlık Bakanlığı’nın aşı kayıt listesinde yer aldığını bildirdi.
Daher, konuya ilişkin tepkilerin ardından yaptığı açıklamada, “Milletvekilleri, aktif çalışmaları ve sürekli toplantılarda bulunmaları yüzünden koronavirüse yakalanmaları halinde bunu topluma yaymaktan korktukları için bunu yaptık” dedi.
Daher, milletvekillerinin aşı sürecinin Sağlık Bakanlığı ve Lübnan Kızılhaç’ından bir ekibin gözetiminde mecliste gerçekleştiğine de dikkati çekti.
Ulusal Aşı Komitesi Başkanı Dr. Abdurrahman el-Bizri ise, tepkilerin artması nedeniyle Sayda şehrindeki evinde bir basın toplantısı düzenledi.
Söz konusu olayın ardından istifa etmek istediğini ancak Komite üyelerinin bu karardan kendisini vazgeçirdiğini dile getiren Bizri şu ifadelerle devam etti;
“Bir grup insana ayrımcılık yapma girişimi olan bu ihlale karşı sessiz kalmamız mümkün değil. Kritik bir durumla karşı karşıyaydım ve bu duruma karşı verilecek mantıklı yanıt istifa etmekti. Ancak iletişim kurmam gereken bir komite var ve komite üyelerinin çoğu benimle istifa etmek istedi.”
Bizri, Ulusal Aşı Komitesi’nin uygun kararı almak için bugün bir toplantı yapılacağı bilgisini de verdi.
Lübnan Tabipler Birliği Başkanı Profesör Şeref Ebu Şeref de, daha fazla şeffaflık çağrısında bulunarak, çok sayıda ihlal olduğunu bildirdi.
Şeref, öncelikli grup içerisinde yer almayan veya kayıtlı olmayan kişilerin aşı olduğunu, bazı sağlık çalışanları ve yaşlıların ise hala beklediğini belirtti.
Lübnan Ketaib Partisi Genel Başkanı Sami Cemayel ise, aşı kaydı yaptırmak için mevcut ve eski tüm milletvekilleri ve bakanlar ile iletişime geçildiğini söyleyerek, “Temsilciler Meclisi’nden bir telefon aldım. Kayıt için benim ve ailemin kimlik bilgileri istendi. Ancak aşı önceliklerinin ihlali olacağı için bunu reddettik” dedi.
Bu olay, Lübnan’ın aşı satın almasına ve iki milyon kişiyi kapsayan ulusal aşı kampanyası başlatmasına yardım etmek için 34 milyon dolar ayıran Dünya Bankası’nın da tepkisine yol açtı.
Dünya Bankası Ortadoğu Bölge Direktörü Saroj Kumar, konuya dair Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “İhlalin onaylanması halinde, Dünya Bankası, Lübnan genelinde aşı finansmanını ve Kovid-19 müdahalesine desteği askıya alabilir. Herkese sesleniyorum; pozisyonunuz ne olursa olsun, lütfen kayıt olun ve sıranızı bekleyin” ifadelerini kullandı.
Lübnan, bu ay Dünya Bankası’nın yardımıyla Pfizer/BioNTech aşısından 28 bin 500 dozluk ilk sevkiyatı teslim aldıktan sonra aşılamaya başladı.
Şu ana kadar sağlık çalışanları ve 75 yaş üzerindekileri içeren öncelik listesinden yaklaşık 25 bin kişi aşılandı.
Dünya Bankası ve Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), aşı dağıtımında şeffaflığı sağlamak için aşılama sürecini izliyor.
Lübnan Kızılhaçı ise, ulusal aşılama kampanyasında herhangi bir düzenleyici veya operasyonel gözetim rolü olmadığını açıklayarak, ekiplerin herhangi bir acil durumda 75 yaş ve üstü vatandaşlara yardım etmek amacıyla tüm aşı merkezlerinde bulunduğunu belirtti.
Konuyla ilgili beyanda bulunan Göçmen Bakanı Gada Şureym, Twitter hesabından koronavirüs karşısında kimsenin öncelikli olmadığına vurgu yaparak, “Aşı her vatandaş için bir haktır ve hepimiz sıramızı beklemeliyiz. İşlerin doğal olarak ilerlemesine izin verin” ifadeleri ile çağrıda bulundu.



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.