Pandemide buzdolabı kapağını defalarca açanlar! Yalnız değilsiniz… Online diyetlere talep artışı yüzde 100'ü geçti

Pandemide buzdolabı kapağını defalarca açanlar! Yalnız değilsiniz… Online diyetlere talep artışı yüzde 100'ü geçti
TT

Pandemide buzdolabı kapağını defalarca açanlar! Yalnız değilsiniz… Online diyetlere talep artışı yüzde 100'ü geçti

Pandemide buzdolabı kapağını defalarca açanlar! Yalnız değilsiniz… Online diyetlere talep artışı yüzde 100'ü geçti

ABD'nin Louisiana eyaletinde yer alan Pennington Biyomedikal Araştırma Merkezi'nin 50 ülkede 8 bin yetişkin üzerinde yaptığı araştırmaya göre pandemi ve karantinalar süresince sağlıklı beslenmekten uzaklaşmak hemen her coğrafyada görülen bir sorun oldu. 
Yani tok olmamıza rağmen bir şeyler yemek isterken, 10 dakika önce kapısını açtığımız buzdolabının kendi kendine sufle yapmasını ümit ederken, pandemi stresini yemeklerden çıkarırken yalnız değiliz. 
Ankete katılan kişilerin yüzde 27'si kilo aldığını söylerken, her 100 kişiden 17'si ise kilo kaybettiğini dile getirdi. 
Ankete göre pandemi boyunca uyku düzeni bozulanların oranı yüzde 44.
Endişe kontrolü yaşamakta zorlananlar ise yüzde 20 olarak ölçüldü.

"Eve depolanan hazır gıdalar, besin değil" 
Independent Türkçe'ye konuşan Diyetisyen Emre Uzun'a göre pandemi boyunca en fazla artan şikayet de duygusal yeme bozukluğu. 
Evde kalan, canı sıkılan, psikolojik olarak kendini kötü hisseden, strese giren, yoksulluk duygusuna giren, korkan kişilerini kendini yemeğe verdiğini söyleyen Uzun, marketlerin erken kapanıyor olmasının da kişiyi depolamaya yönelttiğini belirtti.  
"Evde depolanan hazır gıdalara besin denmez" diyen Emre Uzun, "Besin, bizim için fayda sağlayan, içinde vitamin ve mineraller barındıran gıdalardır. İngilizcede "Junk Food" dediğimiz atıştırmalıkları da besin olarak değerlendirmek de doğru değil. Ancak evin içindeki stres arttıkça bunları tüketim arttı. Fizikselden ziyade duygusal yeme bozukluklarıyla karşı karşıya kalmaya başladık" ifadelerini kullandı. 
Kişilerin hobi edinmesinin, gerekiyorsa bir psikologla görüşmesinin, açık havada yürüyüşlerin önemli olduğunu söyleyen Uzun, evlere alınan kalorili ürünlerin de kişinin sinirli ya da kötü anında ilk tüketilen gıda olduğunu hatırlattı. 

"Eskiden yüzde 70 oranında olan birebir görüşmeler, yüzde 20'ye kadar geriledi" 
Pandemide evden çıkamayan ancak daha fazla kilo alımının da önüne geçmek isteyen kişilerin başvurduğu ilk adres ise online diyetisyenlik hizmetleri. 
Özellikle pandeminin ilk aylarında oluşan "yokluk psikolojisi" ile insanların ekmek, makarna, pirinç, bulgur gibi bozulmayan ve kalorisi yüksek gıdaları depolamaya başladığını söyleyen Uzun'a göre bu dönemde online diyet taleplerinde de bir patlama oldu: 
"Pandemiden önce benim online seanslarım yüzde 30, yüz yüze seanlarım yüzde 70 civarındaydı. Pandemiyle birlikte bu tam tersine döndü. Hatta birebir görüşmeler yüzde 20'ye kadar indi. 
Çok az insan evden çıkma konusunda rahattı. Birebir görüşmeleri haftada bir gün ile sınırlı tutuyordum. 
Mart, nisan, mayıs aylarında böyle devam etti. Haziranda sokağa çıkma yasaklarının kalkmasıyla birlikte insanlar tatile gidince bizim işlerimiz bir miktar düştü. 
Hem insanlar evde durmaktan sıkılmıştı hem de tatilde oldukları için diyete devam etmediler. Hükümetin başlattığı tatil için kredi verilmesi kampanyası da etkili oldu. 
Online diyetler de bir tık azaldı ama devam etti. Sonrasında ise birebir görüşmeler yeniden artmaya başladı. Gelinen noktada yüz yüze görüşmeler yüzde 60- yüzde 70 oranında. Online yüzde 30-40. Evde kalan sayısı çok çok azaldı. 
İstanbul'da olup online danışanım iki elin parmaklarını geçmeyecek vaziyette. Şehir dışından ve yurt dışından online diyetlerimiz ise devam ediyor."
"Orta sınıfın giderek kaybolduğu sistemde biz de o sınıftaki müşterilerimizi kaybediyoruz" 
Pandemiyle birlikte online diyet taleplerinin yüzde 100'e yakın arttığını söyleyen Diyetisyen Emre Uzun'a göre diyetisyenlik, her zaman halkın refah seviyesine göre değişim gösteren bir sektör oldu. 
"Kişinin refah seviyesi yüksek olmalı ki kendine ve sağlığına dikkat etsin" diyen Uzun, ekonomik sıkıntısı yüksek olanın "ben kendi başıma yaparım" düşüncesinde olduğunu söylüyor ve ekliyor: 
"Zenginin daha çok zenginleştiği, yoksulun daha fazla yoksullaştığı ve orta sınıfın kaybolduğu bir sistem var. Makas giderek açılıyor. Üst tabaka çok etkilenmedi ama biz orta seviyedeki müşterilerimizi kaybediyoruz. Kendine dikkat etmek isteyen beyaz yakalıları kaybediyoruz."
 
Dövizin yükselmesiyle online ve yüz yüze diyetisyenlik ücretleri eşitlendi 
Haftalık seanslarda danışanlarıyla ayda dört kez görüşen Emre Uzun'un aktardığına göre pandemi öncesi online ve yüz yüze görüşmelerde fiyat farklılığı oluşuyordu. 
Ancak pandemiyle birlikte hem fiyat artırımına hem de fiyat eşitlemesine gidilmek zorunda kalındı. Zira, dövizin yükselmesi, ofisin kira masrafının devam etmesi gibi nedenlerle hem online hem de birebir diyetisyenlik hizmeti 1500 liraya kadar çıktı. 
Kendisinin genel diyetisyen ücretleri ortalamasını yansıtmadığını kabul eden Uzun, online diyetlerde yağ-kas ölçümünün nasıl yapıldığını sorduğumuzda ise şu yanıtı verdi: 
"Online diyetisyenlik hizmetlerinde yağ-kas ölçümü için kişiler dilerse bu ölçümleri yapan tartıları alabilir. Ya da bir eczane ya da spor salonunda bu ölçümü yapabiliri. Ancak online olunca yağ-kas ölçümü çok güvenilir olmuyor. Hele ki ucuz tartıların yağ ölçümüne hiç güven olmuyor. O nedenle biz kilo kaybını takip ediyoruz. Benim uyguladığım diyetler, kişiye özgü ve sağlıklı diyetler olduğu için çoğunlukla yağdan kaybettiren cinsten. Basen, bel gibi yerler mezura ile ölçüldüğünde ya da kan tahlillerinde de bu kendini gösteriyor zaten."

"Son üç ayda, marttaki psikolojiye geri dönüldü"
Diyetisyen Seçil Kenar da online diyetisyenliği, sokağa çıkma yasaklarının başladığı ilk günden bu yana devam ettiren beslenme uzmanlarından. 
Ofisinin de bir süre kapalı kaldığı o günlerdeki belirsizliğin medyadaki felaket senaryolarıyla daha da tetiklendiğini, insanların korkarak daha çok evde kaldığını hatırlatan Kenar, "Mart, nisan, mayıs aylarında herkes inanılmaz kilo aldı. Psikolojik yemeler çok başladı" diye konuştu. 
Kenar'ın aktardığına göre normalleşme sürecinin başladığı hazirandan ekime kadarki süreçte insanların psikolojisi biraz olsun toparlayınca danışan sayısı da arttı. 
Son üç ayda ise vakaların artmasıyla korkunun yeniden mart dönemine benzemeye başladığını söyleyen Seçil Kenar, "Son üç aydır insanlarda çok ciddi bunalım var. Umutsuzluk, sıkılmışlık… Dışarı çıkamamanın ve sosyalleşememenin verdiği yeme bozukluklarını görüyoruz. Psikolojik yeme bozuklukları çok arttı. Elbette danışanlar devam ediyor diyetisyene ancak diyete devam etme direnci çok düştü" dedi ve ekledi: 
"İnsanlar üç aşağı beş yukarı gün içerisinde idare edebiliyorlar. Çocuklarıyla ilgileniyorlar, ofise gidenler var… Ancak burada problem hafta sonları ve akşamları. Sürekli oturuyoruz, sürekli bir şeyler izliyoruz, sürekli hareketsiziz. İnsanlarda ciddi kas kayıpları ve aşırı yağlanma problemleri var. Gece atıştırmaları çok arttı." 

Kötü psikolojiyle mücadele için: Sağlıklı tarifler, hobi edinme, diyet yapan grupları 
Seçil Kenar'ın da bu soruna farklı çözümleri var. 
Bunlardan biri pandemiyle birlikte mutfakta daha fazla zaman geçirenlere sağlıklı yemek tarifi önerileri. 
Canı börek çekene, yufkasız kabak böreği, paket paket çikolata almak isteyen hurmalı tatlı tarifleri, bu önerilerin arasında. 
Danışanlarına pandemi sürecinin geçici olduğunu ve yemek yerine konulabilecek bir terapi sistemi bulunması gerektiğini her seferin hatırlatan Seçil Kenar, insanları farklı hobilere de yönlendirdiğini söylüyor. 
Online yoga, pilates, zumba gibi dersler evdeki stresi azaltırken, birbiriyle bağlantılı birkaç danışanın kurduğu Whatsapp grupları da grubun üyelerinin motive olması için önemli bir araç haline geliyor. 

"Yüzde 70 kapasiteyle çalışıyordum, yüzde 110'a çıktı" 
Seçil Kenar ise en "ben online sistemde yapamam" diyen danışan bile çevirimiçi hizmet almaya başladıklarını aktardı. 
Beş günün 2 buçuk gününde online, kalan yarısında da yüz yüze danışmanlık hizmeti veren Kenar, 2-3 yıl içerisinde de sektörün tamamen online olacağını öngördü. 
Emre Uzun gibi online diyetisyenlikte danışanlarının kas-yağ ölçümünü hassas tartılar, mezura, spor salonu ya da eczanelerde ölçüm ile yürüten Seçil Kenar, 2019'da yüzde 70, şimdi ise yüzde 110 kapasite ile çalıştığını belirtiyor. 
"Online diyeti 100 liraya yapan da var 500 liraya yapan da" diyen Kenar şöyle konuştu: 
"Online diyetlerin maliyeti daha düşük çünkü çoğu diyetisyen ofisini kapattı. Benim ofisin maliyeti ayda 10 bin lira. Giderlerle 12 bin lirayı buluyor. Benim giderim azalmadı. Alet kullanılmıyor, geç kalma problemi yok.. Her şey tıkır tıkır işliyor online'da. En az 100-150 TL kadar düşük seans başı." 
"Gelecekte beslenme problemleriyle ilgili bizi ne gibi hastalıklar bekliyor?" sorusuna Seçik Kenar, şu yanıtı verdi:
"Hareketsizlik çok ciddi problem. Hareketsizliğimizin bize ağır bir bedeli olacak. Kaslarımızda çok ciddi problemler çıkmaya başladı. Kas, kemik, sırt, eklem problemleri olacak. 
Hareket etmek her yerden kesildi. Spor salonuna gidilemediği gibi insanlar arkadaşının yanına bile gidemiyor. 
Bu tür hastalıklar çok öne geçecek. "

Online hizmet de Youtube kanalı da pandemide başladı
Özel bir tıp merkezinde diyetisyen olarak görev yapan Melek Sona ise mart ayında salgının başlaması ve yüz yüze randevuların birer birer iptal edilmesiyle öncelikle ücretsiz izne çıkmak durumunda kaldı. 
Ancak karamsarlığa düşmeyen Sona için pandemi bir nevi "fırsat" oldu. Çünkü kendisinin anlatımıyla çok istediği ama bir türlü cesaret edemediği online diyetisyenliğe nisan ayında başladı.
Mayıs ve haziran aylarını, danışanlarıyla internet ortamında görüşerek geçiren Sona, haziranda ise işine tekrar geri döndü. 
Sona için pandemiyle gelen bir yenilik daha vardı: YouTube kanalı 
"Hızlı yaşam bizi içine hapsetmişken odaklanamadığım YouTube işine sonunda girişmiştim" diyen Melek Sona bu durumdan hayli memnun. 
Zira Sona, hiç tanımadığı evlere girip hiç tanımadığı insanlara dokunabilmenin kendisini çok motive ettiğini söylüyor: Beni YouTube'dan görerek online diyete başlamak isteyen birçok kişi ile tanıştım. Bu benim yaptığım işin doğru kişilere ulaştığını gösteriyor. Çok minnettarım.
Sona'nın açıklamasına göre online diyetisyen görüşmelerine başlamak ilk başlarda, kendisi kadar danışanları için de bir belirsizlik taşıyordu. 
"Online diyet nedir? Ben bile tanımını doğru düzgün yapamazken insanların online diyete sıcak bakması beklenilemezdi ama bir ihtiyaçtan doğduğu için artık sıkça tercih edilen bir alan haline geldi" diyen Sona için artık online seansların yüz yüze seanslardan hiçbir farkı yok. 

Online diyetin avantajları
Hatta online diyetin evden çıkmamak, hastaneye gitmemek, trafiğe takılmamak, arabayı park etmekle uğraşmamak gibi avantajları olduğunu söylen Sona, kilo takiplerini ise evdeki tartıla ve mezura ile yapıyor. 
Bel ve kalçanın mezura ile ölçümlenmesiyle kilonun yağdan gidip gitmediğini anladıklarını söyleyen Sona'nın anlattığına göre çalıştığı tıp merkezinde seans ücretleri de uygun: 
"Yüz yüze hizmet alan danışanlarıma genellikle iki haftada bir gelmelerini öneriyorum. Ancak online da danışanlarımla sürekli iletişim halindeyiz. O yüzden online seanslarımın ücreti, yüz yüze seanslarıma göre biraz daha fazla diyebilirim. Online diyet yapan danışanlarımı bir miktar daha avantajlı görüyorum. Çünkü kendileri ile hemen her gün birebir iletişimdeyim. Sağlıklı beslenmeyi ilk ağızdan kişisel olarak göstermeye çalışıyorum." 
Görüştüğümüz diğer diyetisyenler gibi Melek Sona da pandemi sürecinde en sık rastlanan problemin duygusal yeme bozukluğu olduğunu söylüyor. 
Sona, "Çoğu kişi duygularını kontrol edemediği için bunu yemek yeme ile kapatmaya çalışıyor. Yemekten aldığı haz ile duygusal açıklarını kapatmak istiyor. Bu da doğru orantılı olarak kilo artışına sebep oluyor" değerlendirmesini yaptı. 
Pandemi psikolojisi ile mücadele etmenin bazı kişiler için daha zor olabileceğinin altını çizen Sona, başından beri koronavirüsle mücadele için sıraladığı tavsiyeleri, Independent Türkçe için yineliyor: 
"- Sağlıklı beslenelim, 
- Yeteri kadar uykumuzu alalım, 
- Bol su içelim,
- Hareketimizi artıralım.
Bunların sonucunda bağışıklığımızın kuvvetlenmesi kaçınılmaz.  Böyle bir durumda da koronavirüs bizden korkmalı, biz ondan değil."

Independent Türkçe

 



Exorcist evrenine yıldız takviyesi: Emmy ödüllü oyuncu kadroya katıldı

William Peter Blatty'nin 1971 tarihli çok satan romanından yine Blatty tarafından beyazperdeye uyarlanan Şeytan, iki Katolik rahibin genç bir kızın bedenini ele geçiren şeytani varlığa karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor (Warner Bros.)
William Peter Blatty'nin 1971 tarihli çok satan romanından yine Blatty tarafından beyazperdeye uyarlanan Şeytan, iki Katolik rahibin genç bir kızın bedenini ele geçiren şeytani varlığa karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor (Warner Bros.)
TT

Exorcist evrenine yıldız takviyesi: Emmy ödüllü oyuncu kadroya katıldı

William Peter Blatty'nin 1971 tarihli çok satan romanından yine Blatty tarafından beyazperdeye uyarlanan Şeytan, iki Katolik rahibin genç bir kızın bedenini ele geçiren şeytani varlığa karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor (Warner Bros.)
William Peter Blatty'nin 1971 tarihli çok satan romanından yine Blatty tarafından beyazperdeye uyarlanan Şeytan, iki Katolik rahibin genç bir kızın bedenini ele geçiren şeytani varlığa karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor (Warner Bros.)

Korku sinemasının The Haunting: Tepedeki Ev (The Haunting of Hill House) ve Doktor Uyku'yla (Doctor Sleep) tanınan usta ismi Mike Flanagan'ın yazıp yöneteceği yeni Şeytan (The Exorcist) filminin kadrosuna, usta aktör John Leguizamo dahil oldu. 

Hollywood Reporter'ın haberine göre Emmy ödüllü oyuncu; Scarlett Johansson, Jacobi Jupe, Diane Lane, Chiwetel Ejiofor ve Sasha Calle gibi yıldızlarla dolu bir kadroya katılıyor.

Projenin konusu henüz sır gibi saklansa da filmin, The Exorcist evreninde geçen tamamen yeni bir hikayeyi konu alacağı biliniyor. 

Yapım, ne William Friedkin'in 1974 yapımı korku klasiğinin bir yeniden çevrimi ne de 2023'te hayal kırıklığı yaratan Exorcist: İnançlı'nın (The Exorcist: Believer) devamı niteliğinde olacak.

Filmde Scarlett Johansson bir anneye, Jacobi Jupe ise onun oğluna hayat verecek. John Leguizamo'nun ise hikayenin ana kötü karakteri olarak karşımıza çıkabileceği belirtiliyor.

"Kariyerimin en korkunç filmi olacak"

Filmin yapımcılığını Flanagan'ın Red Room Pictures şirketiyle birlikte Jason Blum ve David Robinson üstleniyor. Proje hakkında 2024'te Hollywood Reporter'a konuşan Flanagan, şu ifadeleri kullanmıştı:

Bu, seride daha önce hiç yapılmamış bir şeyi deneme fırsatı. Geçmişe saygı duyan ancak nostalji üzerine kurulmayan bir iş olacak. Sadece şimdiye kadar çektiğim en korkunç filmi yapma fırsatını değerlendirdim. Beklentilerin çok yüksek olduğunun farkındayım ve bu konuda herkesten daha fazla tedirginim.

Vizyon tarihi 2027

Universal Pictures tarafından dağıtılacak filmin çekimleri, gelecek hafta New York'ta start alıyor. Merakla beklenen yapım, 12 Mart 2027'de sinemaseverlerle buluşacak.

2022'de Latin History for Morons gösterisiyle Tony ödülü kazanan Leguizamo, son olarak milyar dolarlık hasılat yaparak rekor kıran Zootropolis 2'de (Zootopia 2) seslendirme yapmıştı. 

Ayrıca Apple TV dizisi Smoke'ta başrol oynayan aktörün bir sonraki büyük projesi, Christopher Nolan'ın 17 Temmuz'da vizyona girecek yıldızlar geçidi destanı The Odyssey.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Bloody Disgusting


Netflix duyurdu: Yıldızlarla dolu komedi ikinci sezonuyla dönüyor

10 Emmy ödüllü Tina Fey (solda) ve Oscar adayı Colman Domingo'yu (sağda) buluşturan Dört Mevsim, ilk haftasında 51 milyon saat seyredilerek büyük bir başarıya imza atmıştı (Netflix)
10 Emmy ödüllü Tina Fey (solda) ve Oscar adayı Colman Domingo'yu (sağda) buluşturan Dört Mevsim, ilk haftasında 51 milyon saat seyredilerek büyük bir başarıya imza atmıştı (Netflix)
TT

Netflix duyurdu: Yıldızlarla dolu komedi ikinci sezonuyla dönüyor

10 Emmy ödüllü Tina Fey (solda) ve Oscar adayı Colman Domingo'yu (sağda) buluşturan Dört Mevsim, ilk haftasında 51 milyon saat seyredilerek büyük bir başarıya imza atmıştı (Netflix)
10 Emmy ödüllü Tina Fey (solda) ve Oscar adayı Colman Domingo'yu (sağda) buluşturan Dört Mevsim, ilk haftasında 51 milyon saat seyredilerek büyük bir başarıya imza atmıştı (Netflix)

Netflix, sevilen dizisi Dört Mevsim'in (The Four Seasons) ikinci sezonunun 28 Mayıs'ta prömiyer yapacağını açıkladı. Dijital yayın platformu, duyuruyla birlikte 8 bölümlük yeni sezondan ilk kareleri de izleyicilerin beğenisine sundu.

Tina Fey, Lang Fisher ve Tracey Wigfield üçlüsünün imzasını taşıyan dizi, ikinci sezonda da bir yılda 4 farklı tatile çıkan 6 yakın arkadaşın hikayesini anlatmaya devam edecek.

Fey'in yanı sıra Will Forte, Kerri Kenney-Silver, Marco Calvani, Erika Henningsen ve Colman Domingo gibi isimler, Dört Mevsim'in ana kadrosu olarak yeni sezonda da rollerini sürdürecek.

Dizinin ilk sezonunda Kate, Jack, Nick, Anne, Danny ve Claude'dan oluşan 6 kişilik arkadaş grubunun, çiftlerden birinin ayrılık kararıyla sarsılan dinamiklerini izlemiştik. 4 farklı tatil boyunca, bu değişimin grup içindeki dengeleri nasıl bozduğuna ve eski defterlerin nasıl açıldığına tanık olmuştuk.

Dizinin yaratıcılarından Tina Fey, geçen mayısta düzenlenen etkinlikte yeni sezonun yazım sürecine dair detaylar paylaşmıştı. Fey, yazar kadrosunun aynı kaldığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:

Tekrar bir araya gelip sadece geçen sezonu değil, kendi hayatlarımızdaki deneyimleri de paylaşmak çok ilginçti. Yazarlarımız bu konuda çok cömert davrandı. İlk sezonda gördüğünüz pek çok şey orijinal filmden alınmış olsa da önemli bir kısmı bizim gerçek hayatlarımızdan süzüldü.

Fey, bu sezonun en büyük farkının ise filmin artık bir çıkış noktası olarak kullanılmaması olduğunu vurgulamıştı. Ünlü yazar ve oyuncu, bu kez ekibin hikayeye tamamen "sıfırdan başladığını" eklemişti.

Universal Television tarafından Netflix için hazırlanan yapımda Fey, Lang Fisher ve Tracey Wigfield'ın yanı sıra Jeff Richmond, Eric Gurian ve David Miner yönetici yapımcı olarak görev alıyor. Sezonun yönetmen koltuğunda ise aynı zamanda dizinin ortak yaratıcısı olan Fisher oturuyor.

Independent Türkçe, Deadline, Hollywood Reporter 


Milyar dolarlık korku kulvarının yeni yüzü: Tarihi başarı

Çığlık 7'de Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Neve Campbell'a (solda) muhabir Gale Weathers'ı canlandıran Friends yıldızı Courteney Cox (sağda) eşlik ediyor (Paramount Pictures)
Çığlık 7'de Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Neve Campbell'a (solda) muhabir Gale Weathers'ı canlandıran Friends yıldızı Courteney Cox (sağda) eşlik ediyor (Paramount Pictures)
TT

Milyar dolarlık korku kulvarının yeni yüzü: Tarihi başarı

Çığlık 7'de Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Neve Campbell'a (solda) muhabir Gale Weathers'ı canlandıran Friends yıldızı Courteney Cox (sağda) eşlik ediyor (Paramount Pictures)
Çığlık 7'de Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Neve Campbell'a (solda) muhabir Gale Weathers'ı canlandıran Friends yıldızı Courteney Cox (sağda) eşlik ediyor (Paramount Pictures)

Ghostface ve Sidney Prescott, korku sineması tarihinde büyük bir başarıya imza attı. Çığlık 7'nin (Scream 7) vizyondaki ilk günlerinde elde ettiği gişe başarısı sayesinde, efsanevi slasher serisi resmen 1 milyar dolar kulübüne katıldı.

Bu sonuçla Çığlık, Cadılar Bayramı (Halloween) ve 13. Cuma (Friday the 13th) gibi devleri geride bırakarak tüm zamanların en çok kazandıran slasher serisi unvanını kazandı.

Çığlık filmleri dünya çapında toplamda 1,01 milyar dolar hasılata ulaştı. Enflasyondan arındırılmamış rakamlara göre Wes Craven imzalı 1996 yapımı ilk Çığlık, 173 milyon dolarlık hasılatıyla hâlâ listenin başında yer alıyor. 

Onu 172 milyon dolarla ikinci film takip ederken, serinin en düşük hasılatlı halkası 96 milyon dolarla 2011 yapımı Çığlık 4 (Scream 4) olmaya devam ediyor. Buna rağmen seri, düşük bütçeleri ve yüksek gişe getirileriyle istikrarlı bir başarı grafiği sergiliyor.

Eleştirilere rağmen rekor açılış

Eleştirmenlerden pek de olumlu yorumlar alamayan Çığlık 7, buna rağmen küresel çapta yaklaşık 100 milyon dolarlık bir açılış yaparak seri rekorunu kırdı. 

Birçok jenerasyonun Ghostface ve Sidney Prescott karakterlerine duyduğu sevgi ve seriyi diğer slasher yapımlardan ayıran "Katil kim?" gizemi, ilginin canlı kalmasını sağlıyor. Maskenin ardındaki yüzün her filmde değişmesi, serinin hem merak duygusunu hem de tazelik hissini ayakta tutuyor.

2022 yapımı Çığlık 5 (Scream) ve Çığlık 6 (Scream VI), seriyi sadece nostaljiye hapsetmeyip yeni ve genç oyuncu kadrosuyla Z kuşağını da hikayeye dahil etmeyi başarmıştı. Yeni kuşak karakterlerle kurulan bu köprü, serinin gişede yeniden büyümesinin de ana nedenlerinden biri olmuştu.

Korku dünyasının "milyar dolarlık" seçkin kulübü

Çığlık'ın bu tarihi başarısı, onu korku sinemasının en prestijli çevrelerinden birine dahil etti. Bu seçkin kulübün zirvesinde, 2,89 milyar dolarlık devasa hasılatıyla erişilmesi güç bir rekoru elinde tutan Korku Seansı (The Conjuring) evreni yer alıyor. Onu 1,9 milyar dolarla bilimkurgu-korku klasiği Yaratık (Alien) ve 1,2 milyar dolarla Ölümcül Deney (Resident Evil) serisi takip ediyor.

Listenin en dikkat çekici üyelerinden biriyse sadece iki filmle 1,17 milyar dolar kazanarak müthiş bir gişe verimliliği sergileyen O (It) serisi olurken; 1,14 milyar dolara ulaşan Testere (Saw) da bu dar kadronun son halkasını oluşturuyor. Çığlık artık bu dev isimlerle aynı kategoride anılmanın gururunu yaşıyor.

Çığlık 8 yakın mı?

Çığlık 7 vizyon yolculuğunu tamamladığında toplam hasılatın 1,1 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Rotten Tomatoes'da eleştirmen puanı yüzde 31'de kalmasına rağmen, izleyici puanının yüzde 76 gibi yüksek bir seviyede olması, Paramount'un Çığlık 8 için çalışmaları hızlandıracağının işareti olarak görülüyor.

30 yıllık serinin yeni halkası, Sidney'nin kızı Tatum'la birlikte memleketine dönüşünü izliyor. Ancak ikilinin yolu kısa süre içinde yeni bir Ghostface katiliyle kesişiyor.

Çığlık 7 halen sinemalarda.

Independent Türkçe, Bloody Disgusting, Fangoria, GamesRadar