Güney Afrika merkezli MTN Group, Suriye’deki hissesini 65 milyon dolara satıyor

 2020 Uluslararası Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon Fuarı’na katılan MTN
2020 Uluslararası Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon Fuarı’na katılan MTN
TT

Güney Afrika merkezli MTN Group, Suriye’deki hissesini 65 milyon dolara satıyor

 2020 Uluslararası Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon Fuarı’na katılan MTN
2020 Uluslararası Bilgi Teknolojileri ve Telekomünikasyon Fuarı’na katılan MTN

Güney Afrika merkezli telekomünikasyon şirketi MTN Group dün yaptığı açıklamada, geçen hafta Suriye yargısının denetimine tabi tutulmasına rağmen Suriye şubesinde yüzde 75’e ulaşan hissesini 65 milyon dolar karşılığında satmak için hala müzakerede bulunmaya kararlı olduğunu söyledi.
Şam’daki bir mahkeme, MTN Group’un ruhsat sözleşmesinin şartlarını ihlal ettiği suçlamasıyla MTN Suriye’nin gözetim altına alınmasına karar verdi. Devlet MTN Suriye’nin sözleşmeyi ihlal ederek hükümeti gelirlerden mahrum bıraktığını söylüyor ve MTN bu iddiaları reddediyor. Şirket cuma günü yaptığı açıklamada temyiz başvurusunda bulunacaklarını açıkladı. Perşembe günü Suriye Devlet Konseyi MTN’nin ruhsat sözleşmesinin yükümlülüklerini ihlal ettiğini söyleyerek bunun kamu hazine haklarını toplam gelirlerin yüzde 21,5’i oranında etkilediğini belirtti.
MTN Suriye’de azınlık hissesi olan TeleInvest’in başkanı şubenin başına kayyum olarak atandı. Böylece başkan, adli denetim kararı yürürlükte olduğu sürece şubenin günlük faaliyetlerini yönetmekten sorumlu olacak. Mahkemenin beyanında kararın ne kadar süre yürürlükte olacağı belirtilmedi. Telelnvest, MTN Group’un MTN Suriye’deki yüzde 75 hissesini daha önceden belirtilmemiş bir fiyata satın almak istiyor.
Güney Afrika şirketinin bir sözcüsü Reuters'a verdiği demeçte “MTN Group, yüzde 75 hissesini ve kredilerini toplamda 65 milyon dolar karşılığında satmak için TeleInvest ile vardığı anlaşmanın yürürlükte kalmasına hala bağlı” ifadelerini kullandı. TeleInvest'e satış yapılması, MTN Group’un orta vadede Orta Doğu’dan çıkma planlarının bir parçası olarak geliyor.
MTN Group’un Ortadoğu'daki faaliyetleri, İran'da 15 yıllık işletme ruhsatı kazanmak için rüşvet verdiği ve Afganistan'daki aşırılık yanlısı gruplara yardım ettiği iddialarıyla gölgelendi. MTN bu iddiaları reddediyor. Geçtiğimiz yılın ilk altı ayında MTN Suriye, MTN Group’un faiz, vergi ve amortisman öncesi esas kazancına yüzde 0,7 oranında katkıda bulunmuştu.
O dönem MTN Group hesaplarındaki MTN Suriye’ye ait olan net kıymetler, 1,4 milyar rand (80 milyon dolar) tahmini geri kazanılabilir tutar olarak kaydedilmişti.



Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
TT

Askeri gerilim ve İsrail’in Güney Lübnan’da düzenlediği ‘sınırlı’ kara operasyonu

İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)
İsrail ordusunun, ön savunma hattının kapsamını genişletmek amacıyla Güney Lübnan’daki önemli mevzileri hedef alan sınırlı bir kara harekâtı düzenlediğini duyurmasının ardından, Lübnan sınırında İsrail askeri araçları görüldü. (Reuters)

Lübnan cephesindeki gerilim, İsrail’in kara operasyonlarını genişletme hazırlığı kapsamında 450 bin yedek askerin seferber edilebileceğine dair açıklamalarıyla eş zamanlı olarak tırmanıyor. Bu süreçte Güney Lübnan, Bekaa Vadisi ve Beyrut’un güney banliyölerine yoğun hava saldırıları düzenlendi.

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, son günlerde 91. Tümen’e bağlı birliklerin Güney Lübnan’da ‘ileri savunma hattını genişletmek amacıyla’ sınırlı kara faaliyetlerine başladığını duyurdu. İsrail radyosu, ordunun daha geniş çaplı bir kara harekâtına hazırlık kapsamında 450 bin yedek askerin çağırılması için onay talep edeceğini aktardı. Yedioth Ahronoth ise bir askeri yetkiliye dayandırdığı haberinde, çatışmaların mayıs ayı sonuna kadar sürebileceğini bildirdi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da kara operasyonunun başladığını açıklayarak, Güney Lübnan sakinlerinin ‘İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerin güvenliği sağlanmadan geri dönemeyeceğini’ ifade etti. Katz, İsrail ordusunun sınır köylerinde tehdit olarak görülen yapıların imhasıyla görevlendirildiğini belirtti.

vvfde
Askeri gerilimin artmaya devam ettiği Lübnan sınırına askeri araçlar konuşlandırıldı. (Reuters)

Bu gelişmeler, Hizbullah ile sınır hattının farklı noktalarında süren çatışmalarla aynı döneme denk geldi. Yerel medya, Adise-Taybe hattında İsrail’in sızma girişimiyle birlikte çatışmaların yaşandığını aktardı. İsrail ordusunun Rab Selasin’de evleri havaya uçurduğu, ayrıca Yaron ve Marun er-Ras çevresinde askeri araçların ilerleyişinin gözlendiği bildirildi.

Tampon bölge ve ileri operasyon üslerinin kurulması

Askerî gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan emekli Tuğgeneral Said Kazh, ‘450 bin civarında İsrail askerinin göreve çağrılmasından söz edilmesinin, sınır hattındaki sınırlı operasyonların ötesine geçecek geniş çaplı bir askerî harekâta hazırlık anlamına geldiğini’ belirtti.

Kazh, öngörülebilecek en düşük senaryonun, ‘Lübnan toprakları içinde 5 ila 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturmayı hedefleyen kara operasyonu’ olduğunu ifade etti. Bu ihtimalin, sahadaki gelişmelerle örtüştüğünü ve İsrail’in çeşitli sınır noktalarındaki hareketliliğiyle desteklendiğini kaydetti.

Kazh, ‘gündemdeki bilgilerin, bu tampon bölgenin ez-Zehrani Nehri’ne kadar genişletilebileceğine işaret ettiğini’ belirterek, bunun Lübnan toprakları içinde yaklaşık 40 kilometrelik bir ilerleme anlamına gelebileceğini söyledi. Kazh, “Eğer hedef gerçekten Zehrani bölgesine ulaşmaksa, bu ölçekte bir askerî yığınak daha gerçekçi hale gelir” dedi.

vfdev
Güney sınırındaki el-Hıyam kasabasında İsrail bombardımanı sonucu hedef alınan bir binadan yükselen dumanlar (AFP)

Sahadaki mevcut göstergelerin, ‘İsrail’in sınır hattı boyunca 2 ila 4 kilometre derinlikte ileri askerî noktalar tesis etmeye çalıştığını’ ortaya koyduğunu dile getiren Kazh, bu hatların el-Hıyam tepelerinden el-Lebune’ye kadar uzandığını, Marun er-Ras ve Aytarun üzerinden geçtiğini ifade etti. Bu noktaların, ileride gerçekleştirilebilecek daha geniş çaplı bir kara harekâtı için çıkış üsleri niteliği taşıyabileceğini söyledi.

Kazh’a göre yaklaşık 10 kilometre derinliğinde bir tampon bölge oluşturulmasının temel amacı, sınır yerleşimlerini tanksavar silahlar ve kısa menzilli doğrudan saldırılardan korumak. Derinliğin 40 kilometreye kadar genişlemesi halinde ise hedefin, menzili yaklaşık 40 kilometre olan Grad tipi orta menzilli roketlerin tehdidini bertaraf etmek olacağı değerlendiriliyor.

Askeri birliklerin konuşlandırılması

İsrail basınında yer alan haberlere göre, Güney Lübnan’daki operasyonlara birden fazla askerî birlik katılıyor. Maariv, 91. ve 36. tümenlerin bölgede eş zamanlı olarak faaliyet yürüttüğünü, bu operasyonların yoğun hava saldırıları ve topçu atışlarıyla desteklendiğini aktardı. Gazete, 91. Tümen’e bağlı özel operasyon birimi 769’un, Givati Tugayı ile koordinasyon içinde devreye alındığını belirtti. Ayrıca İsrail Hava Kuvvetleri ve topçu birliklerinin, kara birliklerinin ilerleyişini desteklemek ve operasyon sahasını hazırlamak amacıyla yoğun bombardıman gerçekleştirdiği ifade edildi.

Geniş bölgelere yoğun hava saldırıları

Sahada ise askerî tırmanışın sürmesiyle birlikte İsrail savaş uçakları, pazar gece yarısından itibaren Güney Lübnan’daki birçok yerleşime yoğun hava saldırıları düzenledi. Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırıların Cibal el-Batm, Yatar, es-Sultaniye, Sarbin, Burc Kalaviye, Şakra, Bint Cubeyl, Miyfdun ve et-Taybe’nin yanı sıra Yatar ile Beyt Lif arasındaki bölgeyi hedef aldığını bildirdi.

Ayrıca hava saldırılarında Kafr Sır beldesinde bir ev vuruldu ve bir kişi hayatını kaybetti. Sarbin’de boş bir evin de hedef alındığı aktarıldı. Nebatiye kentinde ise eski Saray Mahallesi’nde bulunan Ebu’l Fazl Abbas Camii çevresi hava saldırısına maruz kaldı; çevredeki binalarda büyük hasar meydana geldi. Bölgede el-Hıyam beldesi de saldırıların hedefi olurken, Arabsalim ile Habuş arasındaki alan da vuruldu. Gece saatlerinde Cezin ilçesine bağlı Reyhan beldesine yönelik bir başka hava saldırısının daha düzenlendiği kaydedildi.

rf
İsrail’in Güney Lübnan’daki Burc Kalaviye kasabasına düzenlediği bombardıman sonucu yıkılan bir bina (DPA)

Hava saldırılarına, Vadi es-Seluki, Debbin beldesinin çevresi ve Hardali Nehri civarını hedef alan topçu atışları da eşlik etti. İsrail topçusunun ayrıca Kafr Şuba, Halta Çiftlikleri, el-Mecidiye ve Vadi Hansa üzerinde aydınlatma fişekleri kullandığı bildirildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı Acil Operasyonlar Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Mercuyun ilçesine bağlı el-Kantara beldesine düzenlenen İsrail hava saldırılarında ilk belirlemelere göre aralarında iki çocuğun da bulunduğu dört kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

İsrail tarafında ise İsrail İç Cephe Komutanlığı, Yukarı Celile’deki Mesgav Am yerleşiminde sirenlerin çaldığını bildirdi.

Öte yandan Hizbullah yaptığı açıklamalarda, savaşçılarının Kiryat Şmona yerleşimindeki Beit HaHayal merkezini gelişmiş bir füze ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldığını duyurdu. Örgüt, günün ilerleyen saatlerinde yayımladığı iki ayrı açıklamada ise aynı hedefin roketlerle iki kez daha vurulduğunu açıkladı.

Saldırılar ve uyarılar

İsrail savaş uçakları, 48 saatlik sükûnetin ardından dün sabaha karşı Beyrut’un güney banliyösünde yer alan Haret Hreik bölgesine iki hava saldırısı düzenledi. Batı Bekaa’daki Yahmur beldesinin çevresi de hedef alınırken, saldırılarda can kaybı ya da yaralanma bildirilmedi. Güneyde bazı belediye başkanlarının, beldelerinin tahliye edilmesi yönünde uyarı telefonları aldığı aktarıldı.

y6ku
Lübnan’ın güneyindeki Burc Kalaviye kasabasında saldırıya uğrayan bölgelerden birinde yere düşmüş bir kitap (DPA)

Bu gelişmeler, pazar akşamı Bekaa’daki Şutura’da bulunan Şems Center binasının ihtiyati olarak tahliye edilmesi ve Beyrut’taki Ramlet el-Beyda bölgesinde bir binanın boşaltılmasının ardından yaşandı. Söz konusu tahliyelerin, Al-İnsaf Exchange şirketinin sahibi Ali Şems’in, Beyrut’taki iş yeri ve konutunu terk etmesi yönünde tehdit içerikli bir mesaj almasının ardından gerçekleştiği belirtildi. İsrail’in, 2024 yılında aynı şirkete ait el-Hamra’daki merkezi hedef aldığı ve şirketi Hizbullah’a finans aktarımı yapmakla suçladığı biliniyor.

UNIFIL güçlerine saldırı

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) pazar akşamı, Yatar, Deyr Kifa ve Kalaviye bölgelerindeki devriye görevleri sırasında üç ayrı olayda ateş açıldığını duyurmuş, bu eylemin muhtemelen ‘devlete bağlı olmayan silahlı gruplar’ tarafından gerçekleştirildiğini belirtmişti.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı ‘tehlikeli ve kabul edilemez’ olarak nitelendirerek, bunun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararlarının ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, 2 Mart 2026 tarihli Bakanlar Kurulu kararına atıfta bulunarak, Hizbullah’ın askerî ve güvenlik faaliyetlerinin yasaklandığını ve silahlarını devlete teslim etmekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Kararın ‘açık ve net’ olduğu, devletin egemenliğini sağlamaya ve silahların yalnızca meşru kurumların elinde olmasını güvence altına almaya kararlı olduğu belirtildi.


Güvenlik kaynakları: Bağdat'taki ABD büyükelçiliği İHA ve füzelerle hedef alındı

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
TT

Güvenlik kaynakları: Bağdat'taki ABD büyükelçiliği İHA ve füzelerle hedef alındı

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında, İHA ve füzelerle yapılan saldırının ardından çıkan yangın ve duman (Reuters)

Iraklı güvenlik kaynakları, bu sabah Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği'nin en az beş insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısına maruz kaldığını belirtti ve bu saldırıyı, ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın başlangıcından bu yana en yoğun saldırı olarak nitelendirdi.

Reuters haber ajansından bir tanık, en az üç İHA’nın büyükelçiliğe doğru ilerlediğini gördü. Tanık, “C-RAM” hava savunma sisteminin bunlardan ikisini düşürdüğünü, üçüncüsünün ise büyükelçilik kompleksinin içine düştüğünü ve orada alev ve dumanların yükseldiğini gördüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir başka görgü tanığı, Irak başkentinde şiddetli bir patlama sesi duyulduğunu söyledi.

Daha sonra güvenlik kaynakları, Bağdat havaalanı yakınlarındaki bir ABD diplomatik tesisinin roketlerle hedef alındığını ve siren seslerinin duyulduğunu açıkladı.

Reuters ajansı yorum almak için aradığında, ABD Büyükelçiliği'ndeki telefonlar kapalıydı.

İran destekli silahlı gruplar, 28 Şubat'ta başlayan savaşa tepki olarak Irak'taki ABD menfaatlerine saldırılar düzenliyor.

İran destekli Ketaib Hizbullah, dün grubun üst düzey bir komutanının öldüğünü duyurdu. Haşdi Şabi  Güçleri, Suriye sınırına yakın Irak'ın Kaym kentinde düzenlenen hava saldırılarında en az 8 savaşçısının öldüğünü ve saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğini açıkladı. I

rak güvenlik güçleri başkentin bazı bölgelerine konuşlandırıldı ve hükümet binaları ile ABD Büyükelçiliği de dahil olmak üzere diplomatik misyonların bulunduğu, ağır güvenlik önlemleriyle korunan Bağdat'taki Yeşil Bölge kapatıldı.


Gazze anlaşması... Karmaşıklıklar ve endişeler karşısında ivme kazanıyor

Gazze şehrindeki yıkılmış binaların yanında yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (AFP)
Gazze şehrindeki yıkılmış binaların yanında yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (AFP)
TT

Gazze anlaşması... Karmaşıklıklar ve endişeler karşısında ivme kazanıyor

Gazze şehrindeki yıkılmış binaların yanında yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (AFP)
Gazze şehrindeki yıkılmış binaların yanında yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar (AFP)

Gazze’de ateşkes anlaşması dosyasında, yaklaşık iki hafta önce patlak veren İran savaşıyla birlikte artan durgunluğun ardından yeniden hareketlilik yaşanıyor. Bu kapsamda Kahire’de, Hamas heyeti ile ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü Barış Konseyi temsilcileri arasında bir görüşme gerçekleştirildi. Aynı zamanda İsrail tarafından, Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına ve ‘uluslararası istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin takvim belirlenmesine dair açıklamalar yapıldı.

Ancak uzmanlara göre bu dikkat çekici hareketlilik önemli zorluklar ve endişelerle karşı karşıya. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, Trump yönetimi için İran savaşının sona erdirilmesinin öncelikli olduğunu, Gazze dosyasının ise ikinci planda kaldığını belirtti. Ayrıca İsrail’in açıklamalarının büyük ölçüde kamuoyuna yönelik olduğu ve Gazze anlaşmasında öngörülen kademeli çekilme gibi adımlara dönüşmesinin beklenmediği ifade edildi.

Üç kaynağın Reuters’a dün verdiği bilgiye göre, savaş sonrası Gazze Şeridi’ni denetlemekle görevlendirilen Barış Konseyi temsilcileri, hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle bir araya geldi. Görüşmenin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından ciddi baskı altında olan Gazze’deki ateşkesi koruma amacı taşıdığı belirtildi.

İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik bombardımanın başlamasından bu yana kapalı olan Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılacağını duyurdu. Açıklamaya göre geçişler çarşamba gününden itibaren her iki yönde sınırlı sayıda kişi için, daha önce uygulanan mekanizma çerçevesinde, Mısır ile koordinasyon içinde ve Avrupa Birliği (AB) misyonunun gözetiminde gerçekleştirilecek.

Söz konusu sınır kapısı, 2 Şubat’ta sınırlı ve kısmi olarak yeniden açılmış, ancak 28 Şubat’ta İran savaşının başlamasıyla birlikte tekrar kapatılmıştı.

Geçtiğimiz ocak ayının ortasında Washington, Gazze’deki savaşı sona erdirmeye yönelik Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama, İsrail’in Gazze Şeridi’nden kademeli olarak çekilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve istikrarı sağlamak amacıyla uluslararası bir gücün konuşlandırılması gibi maddeleri içeriyor. Buna karşın İsrail ordusu halen Gazze Şeridi’nin yarısından fazlasını kontrol altında tutarken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu, cumartesi akşamı yayımladığı haberde, uluslararası gücün Gazze Şeridi’nde konuşlandırılmasına önümüzdeki mayıs ayında başlanmasının planlandığını bildirdi.

fgthyj
Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Nuseyrat’taki bir aşevinden sıcak yemek almak için sıraya giren yerlerinden edilmiş Filistinliler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail üzerine çalışan araştırmacı Said Ukkaşe, Gazze anlaşmasına ilişkin yeniden oluşan hareketliliğin, uluslararası topluma olumlu bir tablo sunma ve İsrail lehine propaganda yapma çabası olduğunu belirtti. Ukkaşe’ye göre İsrail, bölgede artan savaşlar ve Gazze’de gerçek bir kıtlık ihtimaline dair raporlar ışığında dosyaya büyük önem verdiği izlenimini yaratmaya çalışırken, İran tarafını tek ‘vahşi aktör’ olarak göstermeyi hedefliyor.

Anlaşmaya ilişkin endişe ve karmaşıklıklara değinen Ukkaşe, İsrail’in anlaşmanın ilk aşamasından sonra, Hamas’ın silahsızlandırılması şartı yerine getirilmeden somut adımlar atmayacağını vurguladı. Uluslararası güçlerin konuşlandırılması ihtimaline de değinen Ukkaşe, bunun gerçekleşse bile fiili bir yönetimden ziyade sembolik bir adım olabileceğini, İsrail’in ise ABD yönetimiyle doğrudan çatışmadan kaçınmak için bazı adımları kısmi olarak uygulayabileceğini ancak tam bir bağlılık göstermeyeceğini ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise söz konusu toplantılar ve açıklamalar ışığında Gazze anlaşması dosyasında bir hareketlilik olduğunu kabul etmekle birlikte, bunun İsrail’e özgü bir manevra olabileceği uyarısında bulundu. Nazzal, İsrail’in ikinci aşamaya ilişkin hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini ve bu sürecin daha çok uluslararası kamuoyunu yatıştırmaya yönelik olabileceğini dile getirdi.

Nazzal, mevcut karmaşıklıkların Washington ve Tel Aviv’in savaşla meşgul olmasından kaynaklandığını, ayrıca İsrail’de yaklaşan seçimlerin de süreci zorlaştırdığını belirtti. Bu seçimlerin Gazze anlaşmasına fayda sağlamayacağını, aksine yeni zorluklar doğurabileceğini ifade eden Nazzal, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yeni bir seçime giderken Gazze Şeridi’nden çekilmeyeceğini ve Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin henüz sahada faaliyete başlamadığını hatırlattı.

Dosyaya ilişkin arabulucuların temasları da yeniden hız kazandı. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh arasında dün gerçekleşen telefon görüşmesinde Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı.

Abdulati görüşmede, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin görevlerini sahadan yürütebilmesi için hızlı şekilde yetkilendirilmesinin önemine dikkat çekerek, bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi açısından temel bir adım olduğunu vurguladı.

Ukkaşe, Mısır’ın Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ni devreye sokma talebine ilişkin olarak, mevcut güvenlik koşulları nedeniyle bunun kısa vadede mümkün görünmediğini ifade etti. Ukkaşe’ye göre Gazze dosyası, ABD Başkanı Donald Trump açısından şu aşamada İran’la yaşanan çatışmanın gölgesinde ikincil önemde kalıyor.

Nazzal ise Mısır’ın, İsrail’in Gazze anlaşmasını zayıflatmaya yönelik planlarını boşa çıkarmaya çalıştığını ve tüm taraflarla birlikte anlaşmayı ayakta tutmayı hedeflediğini belirtti. Nazzal, İran savaşının devam etmesi halinde kısa vadede Gazze’de sahaya yansıyan somut sonuçlar görülmesinin zor olduğunu sözlerine ekledi.