Mısır’da hatalı haberler nedeniyle medyaya yönelik soruşturma yürütülüyor

Mısırlı gazeteci Tamir Amin, Facebook aracılığıyla Mısır halkından özür diledi.
Mısırlı gazeteci Tamir Amin, Facebook aracılığıyla Mısır halkından özür diledi.
TT

Mısır’da hatalı haberler nedeniyle medyaya yönelik soruşturma yürütülüyor

Mısırlı gazeteci Tamir Amin, Facebook aracılığıyla Mısır halkından özür diledi.
Mısırlı gazeteci Tamir Amin, Facebook aracılığıyla Mısır halkından özür diledi.

Mısır medyasında son zamanlarda yapılan hatalı haberler arttı. Tartışmalara ve eleştirilere neden olan bu hatalar, yayıncılar da dahil olmak üzere birçok kuruluşa ve isme yaptırımlar uygulanmasına yol açtı.
Bu yaptırımların sonuncusu cumartesi günü geldi. Mısır devlet televizyon kanalı ekibi “mesleki kurallara ve standartlara uyulmadığı” gerekçesiyle Ulusal Medya Otoritesi tarafından bazı yaptırımlara maruz kaldı. Yayın durduruldu ve ekibe soruşturma açılmasına karar verildi.
Haber bülteni sunucusu Umeyme Temam, canlı yayına ruj sürmüş bir şekilde çıktı. Bu durum sosyal medyada alaya ve öfkeye neden oldu.
Ulusal Medya Otoritesi tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Çalışma ekibi ve haber sunucusu, manşetleri okurken yaptıkları hatalardan dolayı mesleki kurallara ve standartlara uymadılar.”
Söz konusu açıklamalar, “uygunsuz ve medya standartlarına aykırı” olarak değerlendirilen video kliplerin yayınlanmasının ardından dün, Mısır Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) El-Yevm es-Sabi gazetesi sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Halid Salah’a soruşturma açılması için başvurmasından bir kaç saat sonra geldi.
Mısırlı aktris Nahla Salama’nın “The Seventh Day” platformunda sunduğu “Without Gael” programında yaptığı açıklamalar tartışmalara neden oldu. Bu durum Salah’ın sert bir dille eleştirilmesine yol açtı. Gazete “uygunsuz ve ahlaksız” olarak değerlendirilen ifadeler için resmi bir özür dilemek zorunda kaldı.
Gelecekte benzer bir yayının yapılmamasının önemi vurgulanan açıklamalarda söz konusu yayına yönelik soruşturma başlatıldığı kaydedildi.
Öte yandan bu ay içerisinde “Mısırlı kadınlara hakaret” iddiaları sebebiyle Tamir Amin’in “El-Nehar” televizyon kanalında yayınlanan programı yayından kaldırıldı ve 250 bin Mısır lirası ceza verildi. İhlallerin devam etmesi durumunda da yayın ruhsatının alınacağı bildirildi. Ayrıca Tamir Amin’in programının durdurulması, iki ay süreyle medyada yer almasının engellenmesi ve konuya ilişkin soruşturma başlatılması gerektiği iletildi.
Mısır Parlamentosu Başkanı Dr. Hanefi Cibali dün  genel oturumda bazı milletvekillerinin gazeteci Tamir Amin’in programında yaptığı açıklamalar hakkında konuşma yapma taleplerini reddetti. Cibali, “Konu şu an yargıda. Yargının çalışmalarına saygı gösterilmeli” dedi.
Kahire Üniversitesi Kitle İletişim Fakültesi’nde Profesör Leyla Abdulmecid, fikir özgürlüğünü savunan program sunucuları olgusunun 2011’deki 25 Ocak devriminin ardından önemli ölçüde artış gösterdiğini aktardı. Söz konusu olgu, terörist gruplarla yüzleşme döneminde de devam etti. Aşırıcılıkla mücadelede önemli bir rolü vardı ancak bu aşama sona erdi.
Abdulmecid, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu değerlendirmelerde bulundu:
“Profesyonel olmayan ve hatalı uygulamalara karşıyım. Cezaların kademeli olarak uygulanması ve hatalarda tekrar veya ısrara gidilmesi durumunda cezaların artırılmasının yanı sıra öncelikle medya çalışanlarını, profesyonel tüzük ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kuralları kapsamında eğitmeye çağırıyorum.”
Abdulmecid ayrıca sosyal medyanın halkı kışkırtmada güçlü bir rol oynadığına işaret etti.
Tartışmaları ateşleyen Mısırlı yayıncıların hataları, Ağustos 2019’da başlayan ve uzun yıllardır devam eden tartışmaların devamı niteliğinde.
Mısır Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Mısır’daki aşırı kilolu kadınlara ilişkin hakaretinin ardından Riham Said’in bir yıl boyunca görsel-işitsel medyada yer almasını yasaklamıştı.
Said 2019 yılında emekli olduğunu açıklasa da kararından geri adım attı. “En-Nehar” televizyon kanalında yeniden görünen Said, sunduğu programda tilki avlamakla ilgili bir bölümün Mısır medyasında büyük tartışmalara sebep olmasının ardından Mısır Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından aralık ayında yeniden cezaya çarptırıldı ve yayını durduruldu.
Aynı ay Mısır’daki RTÜK, “el-Mehwar” televizyon kanalında yayınlanan “90 Dakika” programının sunucusu Usame Kemal’in çalışmasını 2 hafta süreyle durdurma kararı aldı. Kanalı 100 bin lira para cezasına çarptırdı.
 RTÜK, “Telecom Egypt” tarafından yapılan şikayetin incelenmesinin ardından yayıncı şirketin delil ve belge sunulmadan milyarlarca pound israf etmekle suçlanması üzerine bu durumu, “Konu, kişisel yayıncının görüşüne dayanılarak gönderilen ve bazı yabancı gazeteler tarafından doğrulanmadan yayınlanan ifadelerden ibaret” değerlendirmesinde bulundu.



Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
TT

Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)

Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.

Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması

Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler

Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.

sdvd
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)

İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.

Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

Hizbullah’ın hareket özgürlüğü

Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.

sdvds
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)

Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.

Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.

fdvfd
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.


İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
TT

İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)

Reuters'e dün konuşan iki İsrailli yetkili, İsrail ve Lübnan'ın önümüzdeki günlerde Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yol açacak kalıcı bir ateşkes sağlamayı amaçlayan görüşmeler yapmasının beklendiğini, ancak bu görüşmelerin zamanlaması ve şartları konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirtti.

Lübnan, görüşmeler için bir heyet oluşturmak üzere çalışıyor, ancak henüz bir tarih belirlenmedi. Dün üç Lübnanlı yetkili, Beyrut'un, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ilk olarak dile getirdiği noktaya, yani müzakerelerin önünü açacak tam bir ateşkese İsrail'in uyup uymayacağı konusunda açıklığa ihtiyaç duyduğunu söyledi.

İsrail gazetesi Haaretz, cumartesi günü beklenen görüşmelerle ilgili ilk haberi veren gazete oldu. Bir Lübnanlı yetkili dün, Lübnan'ın bu görüşmelerle ilgili olarak İsrail'den henüz resmi bildirim almadığını söyledi.

İki İsrailli yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yakın çalışma arkadaşı Ron Dermer'in İsrail tarafında görüşmelere başkanlık edeceğini ve Fransa'nın da bu girişime dahil olduğunu belirtti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün yaptığı açıklamada, Lübnan ile herhangi bir görüşmenin yapıldığını yalanladı. Lübnan, 2 Mart'ta Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını almak amacıyla İsrail'e saldırmasıyla Ortadoğu'daki daha geniş çatışmanın içine çekildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Lübnan'da 800'den fazla kişinin ölümüne ve 800 binden fazla kişinin evlerinden kaçmasına neden olan bir saldırıyla karşılık verdi.

Avn, savaşı sona erdirmek için İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya hazır olduklarını ifade etti.

Lübnan hükümetinin İsrail ile görüşme isteği, Hizbullah'ın silahlı bir grup olarak statüsü konusunda Lübnan içinde artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde geliyor. Lübnan hükümeti bu ay Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasakladı, ancak grup bu kararı reddederek savaşmaya devam etti ve İsrail'e yüzlerce roket fırlattı.


İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
TT

İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail ordusunun sabah saatlerinde bölgedeki çeşitli mahalleleri kapsayan bir tahliye uyarısı yayınlamasının ardından, İsrail dün akşamı Beyrut'un güney banliyölerini hedef alan hava saldırısı düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'in bu ayın başlarında savaşın yeniden başlamasından beri defalarca hedef aldığı Hizbullah kalesi bölgesine yönelik son saldırıda, şehrin çeşitli yerlerinde şiddetli bir patlama sesi duyuldu.