Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar
TT

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus, peygamberlerin atasının doğum yeri olan Irak'a geldi. Bu, tüm etnik köken ve milletten Iraklılar için mutluluk ve oldukça önem arz eden bir durum. Diğer yandan Irak’ta en az üç gündür Papa’nın ziyareti nedeniyle zor ve karmaşık koşullar hâkim.
Onlarca yıldır acı çeken bu ülkeye yapılan ziyaret, Hıristiyan dünyasındaki en yüksek manevi statü tarafından gerçekleştiriliyor. Irak’a dair dilekler barış ve güvenlik olarak sıralanıyor. Bu nedenle Iraklıların Papa ziyaretinin ardından ilk beklentisi destek ve güvence olacak. Söz konusu ziyaret uzun zamandır nadiren sağlanan güvenlik ve huzuru destekliyor.
Ziyaretten memnun olanlar arasında görüş ayrılıkları da var. Hatta Papa’nın ziyareti hususunda davetkar olan kesimlerde dahi görüş ayrılıkları mevcut. Iraklılar, en uzlaşmacı durumlarda bile farklılık gösteriyorlar. Meseleyi daha az önemli kılan, belki de farklılık oklarının genellikle yetkililere ve ülkenin genel olarak misafirin manevi ağırlığından ve benzeri görülmemiş tarihi ziyaretinden yararlanma kabiliyetine yöneltilmiş olmasıdır.
Resmi karşılama kaçınılmazken gayri resmi eğilimler, Papa'nın ziyaretinden duyulan memnuniyeti gösterdi. Kufa Üniversitesi’nde görev yapan akademisyen Ahmed el-Alyavi, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada Papa'nın ziyaretinin önemine ilişkin şunları söyledi:
 “Ruhlara işleyen mutlak bir çaresizlik hakimken, Hristiyanların liderinin Irak ziyareti düşünmeyi gerektiriyor. Bu ziyaret, kırk yıldır çatışmalardan ve savaşlardan bunalan, hatta neredeyse dünya haritasından silinme tehlikesi ile karşı karşıya kalan bu ülke için bir başlangıç noktasının kapısını açıyor. Papa’nın ziyareti, Irak'ı on yıllardır çevreleyen dumanı da ortadan kaldırıyor. Çünkü artık tüm dünyanın Mezopotamya'ya ziyaret düzenleyebileceğine dair bir umut var.”
Siyaset bilimi profesörü Haris Hasan, Papa’nın ziyareti ile ilgili "belirli dini, milliyetçi ve ulusal yaklaşımlardan” etkilenen dört farklı Irak eğilimi hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Hasan, bazı gençlerin de desteklediği "Irak ulusu fikrini canlandırma" düşüncesinin yanında yer aldı. Bazı gençler, özellikle "Irakçılığın" dine karşı bir kimlik olmadığını daha çok dine ve dinin çeşitli ifadelerine uyum sağladığını vurgulamayı başarırlarsa Papa’nın ziyaretinin projelerine yakınlaşabileceğine inanıyorlar. Papa Francis'in ziyaretiyle ilgili Irak kamuoyunda yapılan tartışmalarda Irak ve İran arasındaki, daha doğrusu İran'daki Necef ve Kum havzaları arasındaki ilişki üzerine herhangi bir tartışma ise yer almadı. Bazı İran destekçileri ise ziyareti hafife aldılar. Nitekim, Hizbullah Tugayları Sözcüsü Ebu Ali el-Askeri, Twitter hesabından şunları söyledi:
“Papa'nın ziyareti ve evlerimizi sakin ve huzurlu hale getireceği konusunda iyimser olmamalıyız. Papa önce, büyüklüğü Bağdat'taki Sadr bölgesinin hacmini aşmayan ülkesini ıslah etmelidir.”
İran’daki Velayet’i Fakih rejiminin vesayetine ve Irak'taki etkisine karşı çıkan eğilimlere gelince…
Ziyaretin, özellikle de Papa'nın Necef'teki, ülkenin en büyük Şii dini otoritesi Ayetullahuzma Ali es-Sistani ziyaretiyle ilgili kısmını, genel olarak Irak'ın ve dünyanın ilk Şii başkentinin önemine yönelik “bir teyit” olarak görüyorlar. Iraklı gazeteci Muntazar Nasır, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminin İran Kültür ve İrşad Bakanı Ataullah Muhacerani tarafından paylaşılan bir Twitter mesajından alıntı yaptı. Muhacerani, İranlı bir araştırmacının Papa’nın Irak’ı ziyareti hakkında yaptığı açıklamaya yorum olarak şunları yazdı:
“Necef Havzası, gelenekçiliği bakımından derindir, Kum Havzası ise modernliği bakımından yüzeyseldir.”
Irak’ta adaletsizlik ve yolsuzluğa karşı Ekim 2019'da bir protesto hareketi başlatıldı. Bir yıldan fazla süren bu gösterilerde ağır can kayıpları yaşandı. Yetkililer şimdiye kadar protestocuların taleplerine kayıtsız kalmış olsa da Papa’nın "desteği ve sempatisi" belki bir çözüm olabilir. Papa'nın ziyareti protestocuların seslerini dünyaya duyurması için bir fırsat oldu. Necef, Nasiriye ve Bağdat'taki gruplar taleplerini, hedeflerini ve şikayetlerini Papa’ya iletecekler. Söz konusu gruplar taleplerini, içerisinde "şehitlerin" fotoğraflarının yer aldığı yüzlerce pankart ve "afiş" hazırlayarak ve Papa Francis'in geçtiği sokaklarda ve yollarda protesto gösterilerinde bulunarak gösterecekler.
Papa'nın ziyaret edeceği bazı cadde ve mekanların hazır hale getirilmesiyle ilgili hükümet hazırlıkları ve önlemleri halen sürüyor. Iraklıların hüzünlü yönleri olduğu gibi nüktedan ve mizahi yönleri de vardır. Birçok Iraklı meseleye mizahi açıdan yaklaşarak, Katolik Papa’ya gösterilerle ilgili soruşturmalara müdahale talebinin yanı sıra çoğu hizmet niteliğinde olan "acil ve komik" istekler de sundular. Örneğin bir Iraklı, Kerbela vilayetindeki Teavun mahallesinde on yıllardır ihmal edilen sokakların yenilenmesini ya da Bağdat'taki Ez-Zaferaniye mahallesindeki çukurların onarılmasını istedi. Bir başa Iraklı da Diyala ve Kerkük vilayetlerini birbirine bağlayan ve neredeyse her gün felaketle sonuçlanan kazalara neden olan yolun onarılmasını istedi. Iraklılar, Papa’nın ziyaretinde kullanacağı yolların onarılmasının ardından bu taleplerini nükteli bir biçimde dile getiriyorlar.
Örneğin son günlerde Başkent Belediyesi, Papa’nın ziyareti sırasında ayin yaptığı El-Kerade mahallesindeki Kurtuluş Meryem Ana Kilisesi'ne giden yolların temizliğini ve onarımını gerçekleştirdi. Kilisenin yakınında oturan yönetmen Nebil Joy, Bağdat Belediyesi'nin yıllarca ihmalinden sonra rekor sürede "altyapıyı" onarmaya yönelik çalışmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Nasıriye, Ziggurat ve İbrahim peygamberin yaşadığı Ur kentinde yetkililer, Papa'nın uğrayacağı sokakları yenilediler. 4 yıllık bir karanlığın ardından Ziggurat kentinde aydınlatma sorunları giderildi. Necef'te de sokaklarda ve caddelerde yenileme çalışmaları yapıldı.
Necefli bir vatandaş alaylı bir şekilde şu açıklamada bulundu:
“Birçok Cadde ve 1920 Irak Devrim Meydanı rekor sürede onarıldı. Papa'nın ziyaretine devam etmesini umuyoruz. Ninova vilayetinde de Papa’nın uğraması planlanan caddelerde, yollarda ve mahallelerde benzer yenileme çalışmaları yapıldı. Kürt bölgesinde de  Papa için hoş geldin pankartları asıldı ve basit yenileme çalışmaları yapıldı.



Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yeni Kassam Tugayları komutanının suikasta uğradığını doğruladı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yeni Kassam Tugayları komutanının suikasta uğradığını doğruladı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)

Hamas Hareketi’nden 3 kaynak dün akşam yaptıkları açıklamada, hareketin silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın yeni lideri Muhammed Avde’nin, İsrail ordusunun Gazze kentinin merkezindeki er-Rimal mahallesinde bir apartman dairesine düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Avde’nin cenazesinin saldırının şiddeti nedeniyle parçalanmış halde enkaz altından çıkarıldığını, olay yerinde ailesine ait olduğu değerlendirilen başka insan kalıntılarının da bulunduğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, Avde’nin naaşının aile üyeleri tarafından teşhis edildiğini, ayrıca yerini bilen yakın çevresinden bir kişinin de kimliğini doğruladığını aktardı.

Sahadaki bir kaynak ise İsrail savaş uçaklarının söz konusu daireye en az 3 füze fırlattığını, saldırının bina ile çevresinde büyük yıkıma yol açtığını ifade etti. Saldırıda yoldan geçen bir kadının hayatını kaybettiği, er-Rimal mahallesindeki mağazalarda alışveriş yapan çocuklarının ise yaralandığı bildirildi.

İlk saldırıdan yaklaşık 20 dakika sonra bir helikopterin, ilk hedef alınan daireden yüzlerce metre uzaklıktaki başka bir apartman dairesine ikinci bir hava saldırısı düzenlediği kaydedildi. Saldırıda aralarında Kassam Tugayları istihbarat biriminde görevli bir saha komutanının da bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığı, söz konusu komutanın durumunun ağır olduğu belirtildi. Avde, Kassam Tugayları liderliğine getirilmeden önce örgütün istihbarat biriminin başında bulunuyordu. Önceki lider İzzeddin el-Haddad ise yaklaşık 10 gün önce öldürülmüştü.

İsrail, dün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın yeni liderini Gazze’de hedef aldığını duyurmuş, ancak saldırıda hedef alınan kişinin öldürülüp öldürülmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Başbakan Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İsrail ordusunun ‘bugün Gazze’de terör örgütü Hamas’ın askeri kanadının yeni lideri ve 7 Ekim saldırısının planlayıcılarından biri olan Muhammed Avde’ye yönelik operasyon gerçekleştirdiği’ ifade edildi.

Sağdan: Kassam Tugayları'nın mevcut komutanı Muhammed Avde  ve yanında İsrail'in ayrı ayrı saldırılarında suikasta kurban giden Tugayların 3 lideri: Rafa Salame, Ebu Ubeyde ve Muhammed Dayf (İsrail ordusu).Sağdan: Kassam Tugayları'nın mevcut komutanı Muhammed Avde  ve yanında İsrail'in ayrı ayrı saldırılarında suikasta kurban giden Tugayların 3 lideri: Rafa Salame, Ebu Ubeyde ve Muhammed Dayf (İsrail ordusu tarafından yayınlanan fotoğraf).

Netanyahu, Avde’nin 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik sınır ötesi saldırı sırasında Hamas’ın istihbarat biriminin başında bulunduğunu söyledi. Avde’nin yaklaşık bir hafta önce, 15 Mayıs’ta İsrail ordusu tarafından öldürülen Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin el-Haddad’ın yerine göreve getirildiği belirtildi.

Avde kimdir?

Muhammed Avde’nin Hamas ile ilişkisi, 1987 yılında başlayan Birinci İntifada dönemine kadar uzanıyor. Avde, bir süre Hamas’ın eski liderlerinden Yahya Sinvar tarafından ‘İsrail adına çalışan ajan ve iş birlikçileri takip etmek’ amacıyla kurulan ‘el-Mecd’ adlı güvenlik yapılanmasının faaliyetlerinde yer aldı.

Kaynakların tahminine göre 40’lı yaşlarının sonu ile 50’li yaşlarının başında olan Avde, 2000 yılının sonunda başlayan İkinci İntifada sırasında Kassam Tugayları’nda görev yapan ilk isimler arasında yer aldı. Avde’nin, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda bulunan Hulefâ-i Râşidîn bölgesinde yaşadığı belirtildi.

Hulefâ-i Râşidîn bölgesi, Hamas’ın ilk önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Avde’nin de hareketin üst düzey isimleriyle yakın ilişkiler kurduğu ifade ediliyor. Bunlar arasında, Hamas ve Kassam Tugayları içinde militan devşirme konusunda etkili isimlerden biri olarak görülen ve örgüt liderlerinin belirlenmesinde rol oynayan Nizar Reyyan da bulunuyordu.

Söz konusu bölge uzun yıllar boyunca Kassam Tugayları’nın askeri merkezi niteliğinde faaliyet gösterdi. Hamas’ın askeri kanadının önde gelen liderlerinden Muhammed ed-Dayf ile diğer askeri komutanların da burada bulunduğu, Avde ile Dayf arasındaki ilişkinin de bu dönemde aynı bölgede yürüttükleri faaliyetler sırasında başladığı aktarıldı.

Avde’nin askeri geçmişinde güvenlik ve istihbarat faaliyetleri öne çıksa da zaman içerisinde saha komutanlığı görevlerinde yükseldiği belirtiliyor. Buna göre Avde, uzun yıllar Cibaliya Mülteci Kampı’nın merkez taburunun komutanlığını yürüttü. Daha sonra bir süre askeri üretim biriminde görev alan Avde, 2017-2019 yılları arasında yaklaşık 2 ila 3 yıl boyunca Kuzey Tugayı Komutanı olarak görev yaptı.

Avde’nin Kuzey Tugayı Komutanlığı döneminde, Kassam Tugayları’nın saha komutanlarından Muhammed Sinvar’ı ağırladığı ve ikilinin Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı yakınlarında bir tünelde araçla dolaştıkları belirtildi. Daha sonra İsrail’in ele geçirdiği görüntülerde, Avde ile Sinvar’ın tünel içinde araçla ilerlediği anların yer aldığı ifade edildi.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Muhammed Avde’nin Kassam Tugayları bünyesinde son derece önemli hale gelen istihbarat yapılanmasının geliştirilmesinde büyük rol oynadığını belirtti. Kaynaklara göre Avde, doğrudan saha faaliyetlerinden ziyade istihbarat çalışmalarını tercih ediyor, kişisel koruma ya da şoför kullanmaktan kaçınıyor ve yüksek güvenlik hassasiyeti nedeniyle görevlerini tek başına yürütmeyi benimsiyordu.

Avde’nin hem savaş sürecinde hem de öncesinde birçok suikast girişiminin hedefi olduğu, ancak çoğu saldırı sırasında hedef alınan noktalarda bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkesin ardından Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki baba evinin bombalandığı, saldırıda büyük oğlu Amr’ın hayatını kaybettiği aktarıldı.

İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yönelik iki yıl süren yoğun saldırılar sırasında, Kassam Tugayları’nın üst düzey komutanları ile Hamas’ın Gazze çevresindeki yerleşimlere düzenlediği saldırının planlama ve yönetiminde rol oynayan birçok kilit ismi hedef alarak öldürdü.

Avde’nin yönettiği Kassam Tugayları askeri istihbarat biriminin, İsrail ordusunun Gazze Tümeni’ndeki zayıf noktaları analiz ederek belirli bölgelere yönelik saldırı planları hazırladığı belirtildi. Elde edilen bilgilerin düzenli olarak askeri konsey liderliğine iletildiği ifade edildi.

Kaynaklar, Avde’nin, İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesinin ardından fiilen Kassam Tugayları liderliğine seçildiğini aktardı. Avde’nin, Haddad’a yakın isimlerden biri olduğu ve özellikle Muhammed ed-Dayf ile Muhammed Sinvar’ın öldürülmesinin ardından Haddad’ın yürüttüğü ‘örgütsel yapılanmayı yenileme’ planları konusunda sürekli temas halinde bulunduğu kaydedildi.

Avde’nin öldürülmesiyle birlikte, Kassam Tugayları’nın ana askeri konseyinden geriye yalnızca iç cephe komutanı İmad Akl’ın kaldığı belirtildi. Hamas kaynakları, Akl’ın 7 Ekim saldırısının planlanması ya da yönetiminde etkin bir rol üstlenmediğini ifade etti.


İsrail, Hizbullah'ın İHA’larını durdurmak için Litani Nehri'ni geçti

 İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
TT

İsrail, Hizbullah'ın İHA’larını durdurmak için Litani Nehri'ni geçti

 İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)

İsrail ordusu, Güney Lübnan’daki “sarı hat” olarak bilinen hattın kuzeyine geçerek Litani Nehri çevresinde kara operasyonları ve ilerleme hamleleri gerçekleştirdi. Bu gelişme, İsrail’in Nebatiye halkına yaptığı tahliye uyarısıyla eş zamanlı yaşanırken, çatışmaların daha geniş çaplı bir sahaya yayıldığını gösterdi.

İsrail medyası, operasyonların Hizbullah’a ait insansız hava araçlarını (İHA) durdurmayı hedeflediğini bildirirken, Doğu Zutar ekseninde şiddetli çatışmalar yaşandı. Hizbullah ise İsrail güçlerinin nehir yatağına doğru ilerleme girişimlerine roketler, topçu atışları ve kamikaze İHA’larla karşılık verdiğini açıkladı.

İsrail hava saldırıları ayrıca Sur, Bint Cubeyl, Cezzin ve Batı Bekaa bölgelerine kadar genişledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre özellikle Meşgara kasabası, “ateş kuşağını” andıran yoğun hava saldırılarının hedefi oldu.

Sahadaki gerilim sürerken, cuma günü Washington’da ABD arabuluculuğunda Lübnanlı ve İsrailli askeri yetkililer arasında bir toplantı düzenlenecek. Lübnan tarafı toplantının tamamen teknik nitelikte olduğunu ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesiyle Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine konuşlanmasının ele alınacağını belirtiyor.

Lübnanlı kaynaklar ayrıca, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın doğrudan talebi doğrultusunda “silahların sınırlandırılması” konusunun toplantıda gündeme getirilmeyeceğini, bu başlığın siyasi süreç ve ileride yapılacak doğrudan müzakerelerin konusu olduğunu ifade etti.


Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
TT

Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")

Fırat Nehri üzerindeki Rakka ve Deyrizor illerinde, Fırat Barajı’nda dört tahliye kapağının açılmasıyla birlikte alarm durumu ilan edildi. Yetkililer, barajdan saniyede bırakılan su miktarının 1500 metreküpten 1800 metreküpe çıkarıldığını belirtti. Son yılların en yüksek su akışı nedeniyle baraj gölündeki seviyenin onlarca yıldır görülmeyen düzeye ulaştığı, bunun da dün Rakka’da evlerin ve tarım arazilerinin sular altında kalmasına yol açtığı bildirildi.

Resmî televizyona konuşan Fırat Barajı Genel Müdürü Haytam Bakur, su seviyesindeki artışı izlemek için üç operasyon merkezi kurulduğunu söyledi. Bakur, son 15 yılın en yüksek su tahliyesinin gerçekleştirildiğini belirterek, nehir yatağı çevresindeki tarım alanları, yerleşimler ve kampların risk altında olduğunu ifade etti. Geçmiş dönemde mühendislik altyapısı olmadan acil şekilde inşa edilen toprak setlerin de zarar görebileceği uyarısında bulunan Bakur, buna karşın su seviyesindeki yükselişin baraj gövdesi açısından tehlike oluşturmadığını vurguladı.

İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.

Tedbir amacıyla Rakka’nın doğu kırsalındaki el-Muğla Köprüsü ulaşıma kapatıldı. Yerel el-Habur sitesi tarafından yayımlanan görüntülerde, yükselen nehir seviyesi nedeniyle Rakka ve çevresindeki evler ile tarım arazilerinin zarar gördüğü görüldü. Yetkililer, önümüzdeki saatlerde yeni bir su yükselişi dalgasının hasarı artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Deyrizor’da da Fırat Nehri’nin yükselmesine karşı acil durum ekipleri nehir kıyısındaki köprülerde koruyucu setler oluşturdu. Batıdaki Muhaymide beldesi yakınlarında, içinde araç bulunan bir feribotun nehirde battığı bildirildi. Yerel kaynakların aktardığına göre olayda yalnızca maddi hasar meydana geldi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı’na bağlı Erken Uyarı ve Hazırlık Dairesi, Fırat Barajı Genel Kurumu ile koordinasyon içinde son 24 saat içinde ikinci kez halka tahliye çağrısı yaptı. Yetkililer, Rakka ve Deyrizor’da nehir kıyısında veya taşkın sahasında yaşayanların evlerini ve iş yerlerini derhal boşaltmalarını istedi. Özellikle alçak bölgelerde yaşayanların ailelerini, hayvanlarını, araçlarını ve tarım ekipmanlarını güvenli ve yüksek bölgelere taşımaları çağrısında bulunuldu. Açıklamada, Fırat Nehri seviyesinin normalin iki metre üzerine çıktığı, önümüzdeki saat ve günlerde bunun bir metre daha artabileceği belirtildi.

Öte yandan Haseke kentinin bazı mahallelerinde, Fırat Barajı’ndan gelen elektriğin kesilmesi nedeniyle içme suyu pompalamada aksama yaşandığı bildirildi. Su İdaresi, vatandaşlardan su tüketimini azaltmaları ve kesintilere karşı iş birliği yapmaları çağrısında bulundu.

Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).

Bölgede ayrıca Güney Haseke Barajı gövdesinde görülen su sızıntısı endişe yarattı. Yerel medya, Habur Nehri boyunca uzanan yerleşimlerin ve Deyrizor’daki el-Buseyra kentine kadar olan bölgelerin risk altında olabileceğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın Haseke Medya Merkezi’nden aktardığına göre Arişa Nahiyesi Müdürü sızıntının baraj gövdesinden değil, sulama türbinlerinden kaynaklandığını açıkladı. Yetkili, kapaklardan birinin kısmen açık kalmış veya aşınmış olabileceğini, teknik ekiplerin sorunu çözmeye çalıştığını ancak henüz başarılı olunamadığını ifade etti.

Uzmanlar, Türkiye’deki barajlardan bırakılan su miktarındaki artışın Fırat Nehri’nde rekor seviyede yükselişe neden olduğunu ifade ediyor. Bu durum, Cerablus çevresinde nehrin taşmasına yol açtığı, Türkiye sınırındaki Şuyuh Köprüsü yakınlarında yaklaşık 500 hektarlık alanın sular altında kaldığı bildirildi. Taşkınların tarım arazileri, balıkçılık faaliyetleri ve altyapıda ciddi hasara neden olduğu kaydedildi.