Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar
TT

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Papa’nın Irak ziyareti ve yapılan hazırlıklar

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus, peygamberlerin atasının doğum yeri olan Irak'a geldi. Bu, tüm etnik köken ve milletten Iraklılar için mutluluk ve oldukça önem arz eden bir durum. Diğer yandan Irak’ta en az üç gündür Papa’nın ziyareti nedeniyle zor ve karmaşık koşullar hâkim.
Onlarca yıldır acı çeken bu ülkeye yapılan ziyaret, Hıristiyan dünyasındaki en yüksek manevi statü tarafından gerçekleştiriliyor. Irak’a dair dilekler barış ve güvenlik olarak sıralanıyor. Bu nedenle Iraklıların Papa ziyaretinin ardından ilk beklentisi destek ve güvence olacak. Söz konusu ziyaret uzun zamandır nadiren sağlanan güvenlik ve huzuru destekliyor.
Ziyaretten memnun olanlar arasında görüş ayrılıkları da var. Hatta Papa’nın ziyareti hususunda davetkar olan kesimlerde dahi görüş ayrılıkları mevcut. Iraklılar, en uzlaşmacı durumlarda bile farklılık gösteriyorlar. Meseleyi daha az önemli kılan, belki de farklılık oklarının genellikle yetkililere ve ülkenin genel olarak misafirin manevi ağırlığından ve benzeri görülmemiş tarihi ziyaretinden yararlanma kabiliyetine yöneltilmiş olmasıdır.
Resmi karşılama kaçınılmazken gayri resmi eğilimler, Papa'nın ziyaretinden duyulan memnuniyeti gösterdi. Kufa Üniversitesi’nde görev yapan akademisyen Ahmed el-Alyavi, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada Papa'nın ziyaretinin önemine ilişkin şunları söyledi:
 “Ruhlara işleyen mutlak bir çaresizlik hakimken, Hristiyanların liderinin Irak ziyareti düşünmeyi gerektiriyor. Bu ziyaret, kırk yıldır çatışmalardan ve savaşlardan bunalan, hatta neredeyse dünya haritasından silinme tehlikesi ile karşı karşıya kalan bu ülke için bir başlangıç noktasının kapısını açıyor. Papa’nın ziyareti, Irak'ı on yıllardır çevreleyen dumanı da ortadan kaldırıyor. Çünkü artık tüm dünyanın Mezopotamya'ya ziyaret düzenleyebileceğine dair bir umut var.”
Siyaset bilimi profesörü Haris Hasan, Papa’nın ziyareti ile ilgili "belirli dini, milliyetçi ve ulusal yaklaşımlardan” etkilenen dört farklı Irak eğilimi hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Hasan, bazı gençlerin de desteklediği "Irak ulusu fikrini canlandırma" düşüncesinin yanında yer aldı. Bazı gençler, özellikle "Irakçılığın" dine karşı bir kimlik olmadığını daha çok dine ve dinin çeşitli ifadelerine uyum sağladığını vurgulamayı başarırlarsa Papa’nın ziyaretinin projelerine yakınlaşabileceğine inanıyorlar. Papa Francis'in ziyaretiyle ilgili Irak kamuoyunda yapılan tartışmalarda Irak ve İran arasındaki, daha doğrusu İran'daki Necef ve Kum havzaları arasındaki ilişki üzerine herhangi bir tartışma ise yer almadı. Bazı İran destekçileri ise ziyareti hafife aldılar. Nitekim, Hizbullah Tugayları Sözcüsü Ebu Ali el-Askeri, Twitter hesabından şunları söyledi:
“Papa'nın ziyareti ve evlerimizi sakin ve huzurlu hale getireceği konusunda iyimser olmamalıyız. Papa önce, büyüklüğü Bağdat'taki Sadr bölgesinin hacmini aşmayan ülkesini ıslah etmelidir.”
İran’daki Velayet’i Fakih rejiminin vesayetine ve Irak'taki etkisine karşı çıkan eğilimlere gelince…
Ziyaretin, özellikle de Papa'nın Necef'teki, ülkenin en büyük Şii dini otoritesi Ayetullahuzma Ali es-Sistani ziyaretiyle ilgili kısmını, genel olarak Irak'ın ve dünyanın ilk Şii başkentinin önemine yönelik “bir teyit” olarak görüyorlar. Iraklı gazeteci Muntazar Nasır, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminin İran Kültür ve İrşad Bakanı Ataullah Muhacerani tarafından paylaşılan bir Twitter mesajından alıntı yaptı. Muhacerani, İranlı bir araştırmacının Papa’nın Irak’ı ziyareti hakkında yaptığı açıklamaya yorum olarak şunları yazdı:
“Necef Havzası, gelenekçiliği bakımından derindir, Kum Havzası ise modernliği bakımından yüzeyseldir.”
Irak’ta adaletsizlik ve yolsuzluğa karşı Ekim 2019'da bir protesto hareketi başlatıldı. Bir yıldan fazla süren bu gösterilerde ağır can kayıpları yaşandı. Yetkililer şimdiye kadar protestocuların taleplerine kayıtsız kalmış olsa da Papa’nın "desteği ve sempatisi" belki bir çözüm olabilir. Papa'nın ziyareti protestocuların seslerini dünyaya duyurması için bir fırsat oldu. Necef, Nasiriye ve Bağdat'taki gruplar taleplerini, hedeflerini ve şikayetlerini Papa’ya iletecekler. Söz konusu gruplar taleplerini, içerisinde "şehitlerin" fotoğraflarının yer aldığı yüzlerce pankart ve "afiş" hazırlayarak ve Papa Francis'in geçtiği sokaklarda ve yollarda protesto gösterilerinde bulunarak gösterecekler.
Papa'nın ziyaret edeceği bazı cadde ve mekanların hazır hale getirilmesiyle ilgili hükümet hazırlıkları ve önlemleri halen sürüyor. Iraklıların hüzünlü yönleri olduğu gibi nüktedan ve mizahi yönleri de vardır. Birçok Iraklı meseleye mizahi açıdan yaklaşarak, Katolik Papa’ya gösterilerle ilgili soruşturmalara müdahale talebinin yanı sıra çoğu hizmet niteliğinde olan "acil ve komik" istekler de sundular. Örneğin bir Iraklı, Kerbela vilayetindeki Teavun mahallesinde on yıllardır ihmal edilen sokakların yenilenmesini ya da Bağdat'taki Ez-Zaferaniye mahallesindeki çukurların onarılmasını istedi. Bir başa Iraklı da Diyala ve Kerkük vilayetlerini birbirine bağlayan ve neredeyse her gün felaketle sonuçlanan kazalara neden olan yolun onarılmasını istedi. Iraklılar, Papa’nın ziyaretinde kullanacağı yolların onarılmasının ardından bu taleplerini nükteli bir biçimde dile getiriyorlar.
Örneğin son günlerde Başkent Belediyesi, Papa’nın ziyareti sırasında ayin yaptığı El-Kerade mahallesindeki Kurtuluş Meryem Ana Kilisesi'ne giden yolların temizliğini ve onarımını gerçekleştirdi. Kilisenin yakınında oturan yönetmen Nebil Joy, Bağdat Belediyesi'nin yıllarca ihmalinden sonra rekor sürede "altyapıyı" onarmaya yönelik çalışmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Nasıriye, Ziggurat ve İbrahim peygamberin yaşadığı Ur kentinde yetkililer, Papa'nın uğrayacağı sokakları yenilediler. 4 yıllık bir karanlığın ardından Ziggurat kentinde aydınlatma sorunları giderildi. Necef'te de sokaklarda ve caddelerde yenileme çalışmaları yapıldı.
Necefli bir vatandaş alaylı bir şekilde şu açıklamada bulundu:
“Birçok Cadde ve 1920 Irak Devrim Meydanı rekor sürede onarıldı. Papa'nın ziyaretine devam etmesini umuyoruz. Ninova vilayetinde de Papa’nın uğraması planlanan caddelerde, yollarda ve mahallelerde benzer yenileme çalışmaları yapıldı. Kürt bölgesinde de  Papa için hoş geldin pankartları asıldı ve basit yenileme çalışmaları yapıldı.



Bağdat, ABD güçlerinin çekilmesinin eylül sonuna kadar tamamlanacağı konusunda kararlı

DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon askerleri (Arşiv- AFP)
DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon askerleri (Arşiv- AFP)
TT

Bağdat, ABD güçlerinin çekilmesinin eylül sonuna kadar tamamlanacağı konusunda kararlı

DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon askerleri (Arşiv- AFP)
DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon askerleri (Arşiv- AFP)

Kaynaklar, Bağdat yönetiminin uluslararası koalisyon güçlerinin Irak’taki askeri varlığını sona erdirmek için gelecek 30 Eylül tarihine bağlılığını sürdürdüğünü belirtti. Bu açıklama, ABD ve ortaklarının askeri misyonlarını azaltarak tamamen çekilmek yerine Irak hükümetiyle ikili bir güvenlik çerçevesine geçmeyi planladıklarına ilişkin basında çıkan haberlerin ardından geldi.

Iraklı resmi bir kaynak, “Eylül ayından sonra Irak’ta ABD ve diğer yabancı güçlerin varlığını sürdüreceğine” ilişkin haberlerin, “önceki Irak hükümeti ile ABD yönetimi arasında varılan mutabakatla çeliştiğini” söyledi. Ancak kaynak, “ABD’den resmi bir kaynağa dayanmayan basın haberleri hakkında yorum yapmak için henüz erken” ifadelerini kullandı.

Basında yer alan haberlerde bugün, kimliği ve görevi açıklanmayan bir ABD’li yetkilinin, ABD ve koalisyon ortaklarının Başkan Donald Trump’ın talimatları doğrultusunda gelecek 30 Eylül’e kadar Irak’taki askeri görevlerini azaltacağı yönündeki sözlerine yer verildi.

Yetkiliye atfedilen açıklamalara göre misyonun azaltılması, “DEAŞ’la mücadeledeki ortak başarının” bir sonucu ve Bağdat ile Washington arasında kalıcı bir ikili güvenlik ortaklığına geçiş anlamına geliyor. Bu sürecin ABD’nin çıkarları, Irak Anayasası ve iki ülke arasındaki Stratejik Çerçeve Anlaşması’yla uyumlu olduğu belirtildi.

ABD’li yetkili, bu adımın DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyonun sona erdiği anlamına gelmediğini, aksine koalisyonun askeri misyonunun ikili ilişkiler çerçevesinde daha geleneksel bir yapıya dönüşeceğini söyledi. Ayrıca sorumlu ve sorunsuz bir geçişin sağlanması amacıyla, Irak hükümeti ile koalisyona katılan ülkeler arasındaki koordinasyonun süreceğini ifade etti.

Bağdat’taki Irak güvenlik güçlerinden bir asker (AFP)
Bağdat’taki Irak güvenlik güçlerinden bir asker (AFP)

Önceki anlaşma ve takvim

Irak ve ABD, Eylül 2024’te Washington öncülüğündeki uluslararası koalisyonun Irak’ta DEAŞ’a karşı yürüttüğü askeri misyonun sona erdirilmesi ve kademeli olarak ikili bir güvenlik ilişkisine geçilmesine yönelik planı açıklamıştı.

Plan kapsamında misyonun ilk aşaması Eylül 2025’te sona ererken, Suriye’de terör örgütüne karşı yürütülen operasyonları desteklemek amacıyla Irak Kürdistan Bölgesi’nde bazı güçlerin kalması ve son aşamanın Eylül 2026’da tamamlanması öngörülmüştü.

Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın askeri sözcüsü Sabah el-Numan, gelecek 30 Eylül’ün “Irak’ın bayramı” olacağını belirterek, Bağdat’ın koalisyon güçlerinin çekilmesini belirlenen tarihte tamamlama konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

El-Numan ayrıca hükümetin silahların devletin kontrolünde toplanması ve silahlı yapıların meşru devlet kurumlarına entegre edilmesi yönündeki çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Iraklı resmi kaynak ise hükümetin “Bağdat ile Washington arasında varılan mutabakata bağlı olduğunu” ve Irak’ın topraklarında herhangi bir amaçla yabancı güçlere artık ihtiyaç duymadığını ifade etti.

Kaynak Şarku’l Avsat’a, ABD askerlerinin ülkedeki varlığının devam etmesi halinde bunun silahların devlet kontrolünde toplanması projesinden geri adım atmaları için silahlı gruplara gerekçe sunmasından endişe edildiğini belirtti.

Silahlar ve Washington’la ilişkiler

Irak’taki silahlı grupların elindeki silahlar meselesi, ABD güçlerinin ülkedeki varlığını yalnızca askeri düzenlemelerin ötesine taşıyor. Irak yönetimi, Iraklı yetkililerin açıklamalarına göre silahların devlet otoritesi altında toplanmasını hedeflerken, ABD güçlerinin varlığı bazı silahlı grupların Washington’la ilişkilere yönelik tutumlarının temel unsurlarından birini oluşturuyor.

Iraklı eski bir güvenlik yetkilisi, hükümetin silahlı grupların silahlarını bırakmasına ilişkin takvime uymaması halinde, Washington’un çekilme konusundaki tutumunu yeniden değerlendirebileceğini söyledi.

Yetkili, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki siyasi güçlerden oluşan bir komitenin silah meselesini ele alması ve silahların tamamen bırakılması yerine yeniden düzenlenmesi veya depolanmasına ilişkin fikirlerin gündeme gelmesinin Washington tarafından bu konuda yeterli ciddiyetin gösterilmediğine dair bir işaret olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Yetkili, değerlendirmesine göre ABD’nin tutumundaki değişimin nedenlerinden birinin İran Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Irak ziyareti olduğunu söyledi. Ziyaretin ardından ABD’nin askeri varlık ve yaptırımlar da dahil olmak üzere çeşitli konularda tutumunu sertleştirdiğini öne sürdü.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi

Ancak bu yorumlar, şu aşamada yetkililer ve gözlemcilerin değerlendirmeleri niteliğinde bulunuyor; Washington’dan Bağdat’la varılan anlaşmayı değiştirdiğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmış değil.

Eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Said el-Ciyaşi, Irak ile ABD arasında bir buçuk yıldan uzun süren müzakerelerin ardından varılan anlaşmanın, DEAŞ’a karşı Irak ve Suriye’de yürütülen “Doğal Kararlılık Operasyonu” kapsamında Irak’ta görev yapan ABD Ortak Görev Gücü unsurlarının çekilmesini öngördüğünü söyledi.

El-Ciyaşi, çekilme sürecinin Eylül 2025’te başladığını ve 30 Eylül 2026’da tamamlanmasının planlandığını belirterek, bunun ABD ve koalisyon ülkelerinin Irak’taki askeri varlığını sona erdireceğini ifade etti.

Bununla birlikte el-Ciyaşi, bunun Irak ile ABD veya diğer ülkeler arasındaki güvenlik iş birliğinin sona ermesi anlamına gelmediğini, terörle mücadele alanındaki koordinasyonun devam edeceğini vurguladı.

Mevcut anlaşmazlık, esas olarak bir sonraki aşamanın nasıl yorumlanacağı noktasında yoğunlaşıyor: Yabancı güçlerin askeri misyonu üzerinde anlaşmaya varılan tarihte tamamen sona mı erecek, yoksa ikili güvenlik ilişkisi kapsamında sınırlı bir askeri varlığa mı dönüşecek? ABD’den bu konuda henüz net bir resmî açıklama gelmemesi nedeniyle nihai yanıtın önümüzdeki haftalarda Bağdat ile Washington arasındaki görüşmelere bağlı olduğu değerlendiriliyor.


Gazze Şeridi’nin merkezinde İsrail ateşiyle bir Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki Şeyh Rıdvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasarı inceliyor (EPA)
Filistinliler, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki Şeyh Rıdvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasarı inceliyor (EPA)
TT

Gazze Şeridi’nin merkezinde İsrail ateşiyle bir Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki Şeyh Rıdvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasarı inceliyor (EPA)
Filistinliler, Gazze şehrinin kuzeybatısındaki Şeyh Rıdvan mahallesine İsrail'in düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasarı inceliyor (EPA)

Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde bugün bombardıman ve silah sesleri sürerken, DPA’nın haberine göre İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir Filistinli hayatını kaybetti.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) haberine göre, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nin merkezindeki El-Masdar köyü ve köye komşu El-Meğazi Mülteci Kampı’nın çevresindeki yollarda sabah saatlerinden beri ateş açtığı bildirildi.

Şarku'l Avsat'ın  El-Aksa TV'den aktardığına göre yerel kaynaklar, İsrail güçlerinin Gazze kentinin doğusunda konuşlandırdığı iş makinelerinden açılan ateş sonucu yaralanan bir kişinin Şifa Hastanesi’ne getirildiğini bildirdi.

İsrail’e ait insansız savaş uçakları, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi çevresine en az bir hava saldırısı düzenledi. Günün ilk saatlerinde Gazze kentinin doğusundaki bölgeler topçu ateşine tutulurken, İsrail askeri araçlarının da kentin doğusunda ateş açtığı ve Gazze’nin kuzeydoğusundaki Tuffah Mahallesi’nin hedef alındığı bildirildi.

Şeridin güneyindeki yerel sakinler ise İsrail tanklarının Han Yunus kentinin güneyindeki Batn es-Semin bölgesine yoğun ateş açtığını belirtti. Kentin doğusundaki bölgelerin de sabah saatlerinde tekrar ateş altına alındığı aktarıldı.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta İsrail savaş helikopterlerinden kente doğru ateş açılırken, İsrail’e ait insansız hava araçlarının Han Yunus’un El-Mevasi bölgesi üzerinde alçak irtifada uçtuğu bildirildi.


Sudan’daki savaş, Etiyopya sınırına yaklaşıyor

Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki Assosa’da bulunan Ora Kampı’ndaki Sudanlı mülteciler (AFP)
Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki Assosa’da bulunan Ora Kampı’ndaki Sudanlı mülteciler (AFP)
TT

Sudan’daki savaş, Etiyopya sınırına yaklaşıyor

Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki Assosa’da bulunan Ora Kampı’ndaki Sudanlı mülteciler (AFP)
Etiyopya’nın Benishangul-Gumuz bölgesindeki Assosa’da bulunan Ora Kampı’ndaki Sudanlı mülteciler (AFP)

Sudan’ın Çad ile batı sınırında gerilimin tırmanmasından günler sonra, savaşın yansımaları bu kez Etiyopya ile doğu sınırına daha fazla yaklaştı. Mavi Nil eyaletinde çatışmaların şiddetlenmesinin yanı sıra ordunun, Etiyopya toprakları yönünden geldiğini belirttiği insansız hava araçlarını (İHA) düşürdüğünü açıklaması tansiyonu yükseltti. Bu gelişme, Hızlı Destek Kuvvetleri HDK ve müttefiklerinin sınır eyaletindeki stratejik bölgelerin kontrolünü ele geçirdiklerini duyurdukları bir dönemde yaşandı.

Gelişme, Sudan’ın batısındaki Çad ile doğusundaki Etiyopya’yı dördüncü yılına giren savaşla giderek daha fazla karşı karşıya getiriyor. Sınır bölgeleri yakınındaki askeri operasyonların genişlemesinin, çatışmanın etkilerinin bölgeye yayılması riskini artırmasından endişe ediliyor. Encemine yönetimi, Sudan ordusunu Çad toprakları içinde bir araç konvoyunu hedef alan saldırı düzenlemekle suçlamasının ardından Sudan sınırındaki alarm seviyesini yükseltmişti. Hartum ise bağımsız bir soruşturma yürütülmeden saldırının sorumluluğunun orduya yüklenmesini reddetmişti.

Mavi Nil’de ilerleme

Doğu cephesindeki son gelişmede HDK, Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey ile birlikte, orduyla yaşanan şiddetli çatışmaların ardından Mavi Nil eyaletinde, Etiyopya sınırı yakınındaki Sarkam ve Bakuri üslerinin kontrolünü ele geçirdiğini açıkladı.

HDK Sözcüsü el-Fatih Kureşi, Sudan Kuruluş Güçleri (Tesis) ittifakına bağlı güçlerin iki üssün kontrolünü ele geçirdiğini, ordu ve destek güçlerine kayıplar verdirdiğini ve savaş araçları, tanklar, silah ve mühimmat ele geçirdiğini söyledi. HDK, orduya ait Sarkam askeri üssünde unsurlarının konuşlandığını gösterdiğini belirttiği görüntüler de yayımladı. Ancak örgütün anlatımındaki tüm ayrıntıların veya açıklanan kayıpların boyutunun bağımsız olarak doğrulanması mümkün değil.

Buna karşılık yerel kaynaklar, ordunun “Bakuri’ye yönelik saldırıyı püskürttüğünü” bildirdi. Ordunun sahadaki durumu netleştiren ayrıntılı bir açıklama yapmaması nedeniyle bölgenin kontrolünün kimde olduğu konusunda çelişkili bilgiler bulunuyor.

Sarkam ve Bakuri, saldıran güçlerin operasyonlarını kuzeye doğru genişleterek Mavi Nil bölgesinin başkenti ve siyasi, askeri ve idari merkezi ed-Dama­zin yönünde ilerlemesine imkân verebilecek güzergâhlar üzerindeki konumları nedeniyle askeri önem taşıyor.

Gerilim, ordunun bir gün önce ‘düşman stratejik İHA’sı’ olarak nitelendirdiği bir insansız hava aracını düşürdüğünü açıklamasının ardından tırmandı. Ordu, İHA’nın Etiyopya toprakları yönünden geldiğini ve bir haftadan kısa süre içinde düşürdüğü üçüncü İHA olduğunu belirtti. İHA’ların nereden havalandırıldığı veya hangi tarafça yönetildiğine ilişkin bağımsız bir soruşturma bulunmuyor.

Kısa süre önce Etiyopya sınırına yakın Kaysan kentini ele geçirdiğini açıklayan HDK milisleri (AP)
Kısa süre önce Etiyopya sınırına yakın Kaysan kentini ele geçirdiğini açıklayan HDK milisleri (AP)

HDK ile müttefiki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, ağustos ayının başında Etiyopya sınırındaki stratejik öneme sahip Karmek ve Kaysan bölgelerinin kontrolünü ele geçirmişti. Bu ilerleyiş, geniş çaplı yerinden edilme dalgalarına yol açarken Mavi Nil’i savaşın en hareketli cephelerinden biri haline getirdi.

İHA’lar sivilleri öldürüyor

Mavi Nil’deki çatışmalarla eş zamanlı olarak, Kuzey Kordofan eyaletinin Sodra yerel yönetiminin kuzeyindeki Sero bölgesinde İHA’larla düzenlenen iki saldırıda en az 8 kişi hayatını kaybetti, onlarca sivil yaralandı. Savaş sırasında yaşanan ihlalleri belgeleyen Acil Durum Avukatları oluşumu, bir İHA’nın bölgedeki sivilleri hedef aldığını, ardından yaralılara yardım edilmeye çalışıldığı sırada ikinci bir saldırı düzenlendiğini ve bu saldırıda dört sivil aracın da imha edildiğini bildirdi.

Oluşum, saldırının sorumlusunu belirlemezken ordu veya HDK’den (HDK) de konuya ilişkin açıklama gelmedi. Grup, bağımsız soruşturma yürütülmesi ve sorumluların hesap vermesi çağrısında bulunarak, saldırının düzenlendiği bölgenin sivil bir alan olduğunu ve burada herhangi bir askeri unsur bulunmadığını vurguladı. Savaşta İHA kullanımının son aylarda belirgin şekilde arttığı, saldırıların özellikle Kordofan bölgesinde askeri mevzilerin yanı sıra sivil bölgeleri, enerji ve su tesislerini de hedef aldığı belirtiliyor.

Operasyonların ağırlık merkezinin Çad ile batı sınırından Etiyopya ile güneydoğu sınırına kayması, savaşın coğrafi kapsamının genişlediğini gösterirken, sınır bölgelerinin yalnızca ikmal ve göç güzergâhları olmaktan çıkıp komşu ülkelerle gerilimi artırabilecek çatışma alanlarına dönüşmesi yönündeki endişeleri de artırıyor.