Çin'in ilk uzay istasyonu çalışmasında yeni adım: 12 astronot eğitime başladı

Görselde Çin'in geçen ay Mar yörüngesine ulaşan keşif aracı Tianwen 1 resmediliyor (Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Kurumu)
Görselde Çin'in geçen ay Mar yörüngesine ulaşan keşif aracı Tianwen 1 resmediliyor (Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Kurumu)
TT

Çin'in ilk uzay istasyonu çalışmasında yeni adım: 12 astronot eğitime başladı

Görselde Çin'in geçen ay Mar yörüngesine ulaşan keşif aracı Tianwen 1 resmediliyor (Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Kurumu)
Görselde Çin'in geçen ay Mar yörüngesine ulaşan keşif aracı Tianwen 1 resmediliyor (Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Kurumu)

Dünya yörüngesindeki ilk kalıcı uzay istasyonunu kurmaya çalışan Çin, planlanan 4 mürettebatlı görevde yer alacak 12 astronotun eğitim gördüğünü açıkladı.
Çin Ulusal Uzay İdaresi, söz konusu istasyonun "göksel nehir" anlamına gelen Tianhe isimli ana modülünü önümüzdeki ay fırlatmayı planlıyor.
Fırlatmada kullanılacak Uzun Yüryüş-5B Y2 isimli roket ve taşınacak yük, montajlanmak ve gerekli testlerden geçirilmek üzere geçen ay, Hainan eyaletindeki Wenchang Uzay Aracı Fırlatma Sahası'na taşındı.
Bu fırlatma, Çinli yetkililerin 2022 sonunda istasyonun inşasını bitirmek için önümüzdeki iki yıl içinde gerçekleştirmeyi planladığı 11 görevden ilki olacak. İstasyonun diğer iki modülü, Tianzhou kargo tedarik görevleri ve mürettebatlı Shenzhou görevleriyle birlikte daha sonra fırlatılacak.
Uzay idaresi, mürettebatlı görevler için eğitilecek 12 astronot belirledi. Listede önceki Shenzhou uçuşlarında görev alan astronotlar da bulunuyor. Mürettebatlı görevler için başka astronotların seçilip seçilmeyeceği ise belli değil.
Yeni uzay istasyonu tamamlandığında astronotlar, tıpkı Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) olduğu gibi 6 aya kadar orada barınabilecek. Çin istasyonunun şimdilerde ömrünün sonuna yaklaşan UUİ'den daha uzun süre dayanabileceği öne sürülüyor.
UUİ'yi kullanan ülkeler arasında ABD, Rusya, Japonya, Avrupa, Kanada yer alıyor. Çin ise teknolojisini paylaşmaktan çekinen ABD'nin ısrarı üzerine programa katılmadı.
Ülkenin uzay programı, 2003'te yapılan ilk insanlı uzay uçuşu görevinden beri istikrarlı bir ilerleme kaydetti.
2019'da Ay'ın karanlık yüzüne bir uzay aracı yollayan ülke, Tianwen-1 isimli bir keşif aracını da geçen ay Mars yörüngesine yerleştirmeyi başardı.
Tianwen-1'in taşıdığı bir iniş aracının da önümüzdeki aylarda Kızıl Gezegen'in yüzeyine inmesi bekleniyor. Görev başarıyla tamamlanırsa Çin, ABD'den sonra Mars yüzeyine araç indiren ikinci ülke olacak.
 
Independent Türkçe, AP



"Asya tek boynuzlu atı"nın genom haritası ilk kez çıkarıldı: Yok olmalarını engelleyebilir mi?

Laos'ta 1999'da kameralara yakalanan saolanın en iyi tahminlere göre 100'den az üyesi kaldı (Ban Vangban Village/Wildlife Conservation Society)
Laos'ta 1999'da kameralara yakalanan saolanın en iyi tahminlere göre 100'den az üyesi kaldı (Ban Vangban Village/Wildlife Conservation Society)
TT

"Asya tek boynuzlu atı"nın genom haritası ilk kez çıkarıldı: Yok olmalarını engelleyebilir mi?

Laos'ta 1999'da kameralara yakalanan saolanın en iyi tahminlere göre 100'den az üyesi kaldı (Ban Vangban Village/Wildlife Conservation Society)
Laos'ta 1999'da kameralara yakalanan saolanın en iyi tahminlere göre 100'den az üyesi kaldı (Ban Vangban Village/Wildlife Conservation Society)

Son derece nadir rastlanan "Asya tek boynuzlu atı" saolanın ilk defa genom haritası çıkarıldı. Yeni çalışma nesli kritik tehlike altındaki türün yaşamasını sağlayabilir. 

İlk kez 1992'de tanımlanan saola (Pseudoryx nghetinhensis), en yakın zamanda keşfedilen büyük memeli türü. Vietnam ve Laos'un dağlık ormanlarında yaşayan bu sığır türü, boynuzlarının yanı sıra çok nadir görülmesi nedeniyle "Asya tek boynuzlu atı" diye biliniyor.

Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'ne (IUCN) göre nesli kritik tehlike altındaki bu türün 100'den daha az üyesi kaldığı tahmin ediliyor. Üstelik en son 2013'te görülmesi, soyunun çoktan tükenmiş olabileceği ihtimalini de gündeme getiriyor. 

Uluslararası bir araştırma ekibi, avcıların evlerinden toplanan saola kalıntılarından alınan parçaları analiz ederek 26 saolanın tam genomunu çıkardı. Türünün ilk örneği olan bu çalışma, saolanın geçmişini anlama ve geleceğini güvence altına alma yolunda kritik bilgiler sundu. 

Bulguları hakemli dergi Cell'de 5 Mayıs Pazartesi günü yayımlanan çalışmaya göre saolalar 5 bin ila 20 bin yıl önce iki ayrı popülasyona ayrılmış. 

Makalenin başyazarı Genís Garcia Erill "Saolanın önemli genetik farklılıklara sahip iki popülasyona ayrıldığını görmek bizi epey şaşırttı" diyerek ekliyor: 

Bu daha önce hiç bilinmiyordu ve genetik veriler olmadan bilmemizin yolu yoktu. Bu önemli bir sonuç çünkü türün genetik varyasyonunun nasıl dağıldığını etkiliyor.

Bilim insanları ayrıca iki popülasyonun da Son Buzul Çağı'ndan itibaren azaldığını saptadı. Ekip, toplam saola nüfusunun 10 bin yıldır hiçbir zaman 5 binin üstüne çıkmadığını tahmin ediyor.

Bu durum, iki grubun da genetik çeşitliliğini kaybettiği anlamına geliyor. Ancak her biri genetik kodlarının farklı kısımlarını kaybetmiş. Araştırmacılara göre bu, nesillerinin tükenmesini önlemede kritik bir rol oynayabilir. 

Garcia Erill "Bir popülasyonda kaybolan genetik varyasyon diğerini tamamlıyor. Yani eğer bunları karıştırırsak, diğerindeki eksiklik giderilebilir" diye açıklıyor.

Bilim insanları saolaların hayatta kalması için esaret altında çiftleşmelerini sağlayacak bir program geliştirmeye çalışıyor. Yeni çalışmayı yürüten ekibin hesaplamalarına göre böyle bir program, tükenme riski karşısında en etkili çözümü sunuyor. 

Çalışmanın bir diğer yazarı Rasmus Heller şöyle diyor:

Gelecekteki bir popülasyonun temelini oluşturmak için en az bir düzine saolayı (ideal olarak her iki popülasyonun karışımı) bir araya getirebilirsek, modellerimiz türlerin uzun vadede hayatta kalma şansının yüksek olacağını gösteriyor.

En son 2013'te görülen bir türün 12 üyesini bulmak zorlu bir iş. Ancak araştırmacılar, yeni çalışmanın bu sorunu çözebileceğine inanıyor. Saolanın genetik haritasının çıkarılması, daha kapsamlı arama çalışmalarının önünü açabilir. 

Makalenin yazarlarından Minh Duc Le, "Birçok araştırmacı, suda ve hatta aynı habitatta yaşayan kan emiciler olan sülüklerde, saola DNA'sının izlerini bulmayı deneyip başaramadı" diyerek ekliyor:

Bu tekniklerin hepsi küçük DNA parçalarını tespit etmeye dayanıyor ama artık saola genomunun tamamını bildiğimize göre, bu parçaları bulmak için çok daha geniş bir el kitabımız var.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Cell