Ninova Ovası sakinlerinin endişesi: Demografik değişim

Bölgede bulunan Hristiyanlar bu değişimi durdurması için umutlarını Papa’nın ziyaretine bağlamış durumda

Ninova Ovası’ndaki Karakuş’ta bulunan bir kilise (AP)
Ninova Ovası’ndaki Karakuş’ta bulunan bir kilise (AP)
TT

Ninova Ovası sakinlerinin endişesi: Demografik değişim

Ninova Ovası’ndaki Karakuş’ta bulunan bir kilise (AP)
Ninova Ovası’ndaki Karakuş’ta bulunan bir kilise (AP)

Ninova Ovası’nda yaşayan Hristiyanlar, Vatikan Papası’nın bugün bölgelerine yapacağı tarihi ziyareti dört gözle bekliyor. Papa’nın, silahlı gruplar tarafından bölgelerindeki sistematik demografik değişimi durdurmak için müdahalede bulunmasını umuyorlar. Hristiyanlar Şarku’l Avsat’a verdikleri demeçte Papa’nın ziyaretinin, genel olarak Irak’ta özel olarak da Ninova bölgelerinde varlıkları sona ermek üzere olan Hristiyan halkı kurtarmak için son fırsat olarak gördüklerini dile getirdiler.
Keldani Katolik Kilisesi Piskoposu Beşar Werde Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Ninova Ovası bölgesinde beş farklı silahlı grubun olması, Hristiyan vatandaşların üzerinde bir güvensizlik hissi oluşturuyor. Zira bu gruplar arasında herhangi bir anlaşmazlık çıkması durumunda, anlaşmazlık Ninova’daki Hristiyanların bulunduğu bölgeleri ateşe verecek silahlı bir çatışmaya dönüşecektir. Bu grupların varlığı burada devletin olmadığı izlenimini veriyor. Dünyanın neresi olursa olsun milisler, siyasi süreçte her zaman bir problemdir” ifadelerini kullandı.
Werde “Bu grupların çoğunu içine alan Şebekler, yasal ve yasadışı yollarla Hristiyan varlığının aleyhine her şekilde genişlemeye çalışıyor. Hristiyan evlerinin iki katı fiyatına satın alınması ve bölgedeki arazilerin diğer gruplara pay edilmesiyle başlayan sistematik bir demografik değişim süreci var. Bu sürecin hedefi Hristiyanları göç etmeye ve bölgeyi terk etmeye zorlamak” dedi.
Şarku’l Avsat’a demeç veren sivil aktivist Ekrem el-Bağdidi (takma ismi) Şii grupların Ninova Ovası bölgesine yönelmelerin sebebi hakkında “Haşdi Şabi gruplarının Ninova Ovası bölgesinde mevzilenmesinin amacı, İran ve müttefiklerinin Ninova üzerinden İran'dan Suriye'ye giden yolun kapanmasını engellemek için koruma altına almak istedikleri Hilal adını verdikleri yeri kontrol etme planını tamamlamak. İran’ın silahlı gruplardan müttefikleri, başta Karakuş (Bağdida) ve Bartella olmak üzere bu bölgelerdeki kontrolünü tamamen ele geçirmek için her türlü yola başvuruyor. Papa bu sistematik demografik değişimi durdurmak için müdahalede bulunmazsa, Ninova ve genel olarak Irak'ta Hristiyan varlığının sona ermesiyle karşı karşıya kalacağız” şeklinde konuştu.
2020 yılının Eylül ayında silahlı gruplar, Haşdi Şabi bünyesindeki "30. Tugay" tarafından kontrol edilen Bartella bölgesindeki taşınabilir bir üsten bir dizi füze fırlatarak Erbil Uluslararası Havaalanı’nı hedef almıştı. Bunu geçtiğimiz ay havaalanına yönelik ikinci bir saldırı izledi. Saldırı sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlı güvenlik birimleri, güvenlik güçleri tarafından yakalanan zanlılardan birinin itiraflarını açıkladıktan sonra Seyyid eş-Şüheda Tugayları’nın da saldırıya karıştığını bildirdi.
Bartella vatandaşlarından Sam Ebu Firas (takma ad) Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Ninova Ovası halkı, milislerin desteklediği diğer oluşumlar tarafından gelen saldırgan bir yayılma politikası ile karşı karşıya. Bölgenin dışındaki gelenek ve görenekleri farklı insanları buraya yerleştirmekle başlayarak halkı çeşitli şekillerde hedef alıyorlar. İnsanların oturduğu mahallelerde hayvan yetiştirmek ve herhangi bir gelenek, görenek ve komşuluk ahlakı gözetmeksizin Hristiyan kadınları taciz etmek gibi Batılı davranışlar sergileyerek bölgenin Hristiyan sakinlerini rahatsız ediyorlar” dedi.
Ninova Ovası bölgesinden Erbil’e göçen tacir Halid Yuşa ise “Haşdi Şabi gruplarına ait kontrol noktaları, bölgeden geçen her arabadan geçiş ücreti alarak doğrudan Hristiyanları gasp ediyor. Ayrıca Hristiyanları bölgeyi terk etmeye zorlamak için rahatsız edici uygulamalarda bulunuyorlar. Papa’nın ziyaretinin bölgedeki durumu değiştirmeye ve Hristiyanları hedef alan ve varlıklarının sonsuza dek silinmesine sebep olacak eylemlere bir son vermeye etkisi olacağına dair büyük bir umut var” dedi.
Diğer taraftan Şebeklerden milletvekili Kası Abbas bölgede herhangi bir demografik değişimin olmadığını söyledi. Şarku’l Avsat’a demeç veren Abbas “Ninova Ova bölgesi, Şebekler’in asıl vatanlarıdır ve Irak’ta bundan başka yurtları yoktur. Bazı Hristiyan kardeşler zaman zaman Şebekleri, kendilerine zarar verecek şekilde yayılmakla suçluyorlar. Bu doğru değil. Zira Şebekler diğer gruplarla ortaklık içerisinde ve bölgedeki varlıkları eskiye dayanıyor” dedi.
Abbas “Bölgede bulunan Haşdi Şabi güçlerinin işi demografik değişim değil. Onlar sadece her vatandaşın güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Haşdi Şabi saflarında Hristiyanlar ve Babil güçleri olmak üzere her türlü kesimden birileri var” dedi.
Siyasi bir aktivist olan Johny ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Papa’nın ziyareti tüm Hristiyanlar için mezhepsel açıdan büyük bir öneme sahip. Bununla birlikte Ninova Ovası bölgesinde yaşayanlar, bu ziyaretin durumu gerçekçi bir şekilde değiştirmeye olumlu bir katkısı olacağını umuyorlar. Papa’nın Iraklı yetkilileri ve dini otoriteyi, silahlı grupları Ninova Ovası bölgesinden çıkarmaya ve halkın maruz kaldığı sistematik demografik değişim sürecini durdurmaya teşvik edeceğine inanıyorlar. Böylece bu, Hristiyanlar için babalarının ve dedelerinin topraklarında devam eden göç dalgasını durdurup bölgelerinde kalmaları için yeni bir umut olacak.”



 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.


Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
TT

Fas’ta Asalet ve Çağdaşlık Partisi, milletvekili seçimlerinde ilk sırada

Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)
Rabat’ta milletvekili seçimleri sırasında bir oy verme merkezi (AP)

Fas’ta dün düzenlenen milletvekili seçimlerinde, görev süresi sona eren hükümette yer alan Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM) 97 sandalye kazanarak ilk sırada yer aldı. İçişleri Bakanı Abdülvafi Leftit’in bu sabah açıkladığı geçici sonuçlara göre, mevcut hükümet koalisyonunun lideri Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) 66 sandalyeyle ikinci, hükümet çoğunluğunun ortağı İstiklal Partisi 65 sandalyeyle üçüncü oldu. Muhalefetteki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ise 54 sandalyeyle dördüncü sırada yer aldı.

Faslı seçmenler dün, 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği hazırlıkları kapsamında 20 milyar dolarlık planın son aşamalarını yürütecek hükümetin yapısını belirleyecek parlamento seçimleri için sandık başına gitti. Seçimlerin,  ekonomik kazanımların ülkedeki gelecekleri konusunda hayal kırıklığı yaşayan gençlere yönlendirilmesine ilişkin projelerin kaderini belirlemesi bekleniyor.

İçişleri Bakanlığı, yerel saatle 19.00’da sandıkların kapanmasının ardından yaptığı açıklamada, katılım oranının yüzde 38,02 olduğunu bildirdi ve “oy verme işleminin krallığın bütün bölgelerinde normal koşullarda gerçekleştiğini” belirtti. Geçici sonuçlar genellikle seçimlerin ertesi günü açıklanıyor.

Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)
Rabat’taki bir oy verme merkezinde oy kullanan bir kadın (AP)

Seçimlerin Fas’taki güç dengelerinde köklü bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. Zira kral, siyasi yönelimlerin yanı sıra, savunma ve dış politika alanlarında geniş yetkilere sahip.

Bununla birlikte, yeni Temsilciler Meclisi’nin gençler arasındaki hoşnutsuzluğun giderilmesine odaklanan girişimleri hayata geçirmesi gerekecek. Bu hoşnutsuzluk, toplu halde İspanya’ya bağlı Ceuta (Sebte) özerk bölgesine geçme girişiminde ve geçen yıl çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği, Z Kuşağı öncülüğündeki protestolarda kendini göstermişti.

Mevcut hükümet, ikisi kraliyet sarayına yakın isimler tarafından kurulan üç partiden oluşuyor. Bu partiler, 2011’deki Arap Baharı protestolarının ardından iktidara gelen ılımlı İslamcı bir partinin yerini aldı.

Söz konusu protestolar, seçilmiş parlamentoya daha geniş yetkiler verilmesini sağlamıştı. Ancak kral daha sonra dış politika ve İçişleri Bakanlığı gibi alanlarda kontrolünü yeniden sağladı.

2011’de kabul edilen Anayasa uyarınca kral, 395 sandalyeli parlamentoda en fazla sandalyeyi kazanan partinin liderini başbakan olarak atıyor.

Başbakan daha sonra hükümet koalisyonunu oluşturmak üzere istişarelerde bulunuyor ve bakanların listesini kralın onayına sunuyor.

Fas’ta oy kullanma yaşındaki kişi sayısı yaklaşık 27 milyon. Ancak seçmen kütüklerine kayıtlı kişi sayısı 15,8 milyonda kalıyor. Bu sayı, 2021 seçimlerine kıyasla yaklaşık yüzde 12’lik düşüş anlamına geliyor.

Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)
Fas’ın başkenti Rabat’ta bir oy verme merkezinde oy kullanan bir seçmen (EPA)

Rabat’ın merkezindeki yoksul mahallede bulunan bir okulda kurulan sandıkta oy kullanmaya gelen 46 yaşındaki Naima Misbahi, “Değişim ve kendimizle çocuklarımız için daha iyi bir gelecek umuduyla her zaman sandık başına gidiyorum. Acilen istediğimiz şey sağlık ve eğitim sistemlerinde reform yapılması” dedi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Rabat’ın lüks Agdal semtinde 27 yaşındaki Lamia Hasni ise “Doğru, gelecek hükümetin önünde başta sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu ile fiyatların düşürülmesi olmak üzere büyük zorluklar olacak. Ancak oy verme sürecine katılmak önemli; böylece oylarla oynayabilecek kişilere kapıyı açık bırakmamış oluruz” diye konuştu.

Bazı seçmenlerde ise büyük bir hayal kırıklığı hâkim. Buna rağmen koşulların az da olsa iyileşmesini umuyorlar.

Tam adının yayımlanmasını istemeyen bir genç olan Tevfik, sandık merkezinden çıkarken “Gelecek hükümetin Faslıların yaşamında gerçekten bir şeyi değiştirebileceğine dair inancım yok. Çünkü halkların kaderini belirleyen başka iç ve dış faktörler de var” dedi.

Oy kullanırken parmaklarına bulaşan mürekkebi gidermek için ellerini ovuşturan Tevfik, “Ama gelecek hükümetin Faslıların yaşam koşullarını en azından biraz olsun iyileştirmesini umuyorum” diye belirtti.

Harcama planları

Mevcut parlamentodaki en büyük iki parti olan Ulusal Bağımsızlar Birliği (RNI) ile Asalet ve Çağdaşlık Partisi (PAM), önümüzdeki beş yıllık yasama döneminde yaklaşık 1 milyon istihdam yaratma sözü verdi. Partiler ayrıca konut, ücretler ve hastanelerde iyileştirme vaatlerinde bulundu.

İki parti hâlihazırda koalisyon hükümetinde birlikte yer alıyor. Ancak seçim kampanyası sırasında gıda fiyatlarındaki artışın önlenememesi ve diğer politika eksiklikleri konusunda birbirlerini suçladılar.

Bu anlaşmazlıklar nedeniyle PAM yöneticileri, seçimlerde birinci çıkması halinde RNI ile yeniden koalisyon kurmayacağını açıkladı.

2021’den bu yana hükümete başbakanlık eden milyarder iş insanı Aziz Ahnuş ise bu kez aday olmayacak. Ahnuş, bu yıl RNI liderliğinden de istifa etti.

Fas Kraliyet Futbol Federasyonu Başkanı ve Ekonomi ve Maliye Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu bakan yardımcısı Fouzi Lekjaa, seçimlerden birkaç hafta önce PAM yönetimine katıldı. Lekjaa, 2030 FIFA Dünya Kupası’nın organizasyon komitesine başkanlık ediyor.

Fas, İspanya ve Portekiz ile birlikte ev sahipliği yapacağı 2030 Dünya Kupası öncesinde stadyumlar, demiryolları ve diğer altyapı projelerine büyük yatırımlar yapıyor. Ülke ayrıca 2035’e kadar kişi başına düşen ekonomik üretimi iki katına çıkarmayı hedefliyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), planlanan harcamaların yaklaşık 190 milyar dirhem, yani yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. Bu tutar, Fas’ın 2024 yılındaki gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 12’sine denk geliyor.

Seçimlerde yarışan diğer partiler arasında, iktidar koalisyonunun ortağı olan muhafazakâr milliyetçi İstiklal Partisi, önceki seçimlerde ağır bir yenilgi alan İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi ile çeşitli sol partiler bulunuyor.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.