Suudi Arabistan vizyonuyla yeni bir alan

Suudi mühendis Mishaal Ashemimry
Suudi mühendis Mishaal Ashemimry
TT

Suudi Arabistan vizyonuyla yeni bir alan

Suudi mühendis Mishaal Ashemimry
Suudi mühendis Mishaal Ashemimry

Mishaal Ashemimry
Uzay endüstrisi son on yılda, büyük ve hırslı özel şirketlerin dahil olmasıyla kademeli olarak değişti. Şirketlerin hedefleri, mevcut maliyetlerin altında fırlatma hizmeti vermek, uzay turizmi organize etmek, asteroit ve ay kaynaklı madencilik yapmak ve yakıt depoları üretmek arasında değişiyor.
Başlangıçta birçok kişi “Bunlar çılgınca işler! Asla havalanamayacaklar. Uzaya gitme maliyetinin ne kadar olduğunu bilmiyorlar mı?” dedikleri için söz konusu şirketlerden şüphe duyuyorlardı. Şüphelenenlerin çoğu, bu şirketlerin çok sınırlı rekabetin bulunduğunun ve fiyatları düşürmeye çalışmayan bir endüstride devrim yaratmaya hazır olduklarının farkında değillerdi. Hızla devam eden bu değişimi tahmin edemediler.
Bugün fırlatma maliyeti, kilogram başına 20 bin dolar olan yarım milyar dolarlık lansman fiyatından kilogram başına maliyetin 2 bin 7 yüz dolar olduğu 100 milyondan az lansman fiyatına kadar düştü. Bu gelişme, ABD’de başlayan uzay yarışı etkisiyle harekete geçirilen ve küresel düzeyde "eski uzaydan” "yeni uzaya"  geçişin güçlü bir kanıtı niteliğinde.
Sonuç olarak, daha fazla ülke ve özel şirket uzayda atılım yapmayı hedefliyor.
Bu bizim için neden önemli? Uzaya ilgisi 1985'te başlayan Suudi Arabistan, geleceğin uzayda olduğunun farkında ve bu alanda öncü olmak için aktif adımlar attı. Sultan bin Selman, STS-51-G çalışmasında uzayda geçirdiği 7 gün bir saat 38 dakikalık başarılı görevden sonra ben dahil birçok kişiye ilham verdi.
Bugün, Suudi Arabistan, "eski uzay" ve "yeni uzay" tecrübelerinden elde ettiği avantaj göz önüne alındığında, öz konusu endüstriyi yerel olarak geliştirebilecek bir konumda bulunuyor.
Peki, bugün farklı bir uzay endüstrisi üretmenin en iyi yolu nedir? Küresel olarak rekabet etmek ve uzayda atılım yapmak için ne yapmamız gerekiyor?
Rekabetçi bir uzay endüstrisi başlatmalı ve büyük ölçekte uzay bilimleri öğretmeliyiz. Her ikisinde de en iyiye ulaşmak için hem eski hem de yeni uzay tecrübesini incelemeli ve öğrendiklerimizi uygulamaya başlamalıyız. Bu sektördeki insan kaynağımızı geliştirmeye önem vererek, iş yapısını ve yeni uzay teknolojisi modelini kullanan hızlı, verimli ve düşük maliyetli bir uzay endüstrisi yaratmalıyız.
Zorluklara rağmen devlet ve özel şirketlerle iş birliği yapılarak uzay endüstrisi için sıfırdan bir altyapı oluşturmak, akıllıca ve hızlı bir şekilde uygulanabilecek bir hedeftir. Bunu yaparken, öğrenme eğrisi kısaltılarak, eğitim ve insan kaynakları gelişimini kapsayan iyi tanımlanmış stratejik pilot projelere odaklanılabilir. Yeni uzay projelerinde de gördüğümüz gibi, Suudi Arabistan'da uzay endüstrisinin altyapısının havacılık alanında girişimciliği desteklemesi ve kucaklaması büyük önem taşıyor. Bu durum, sıfırdan başlayarak çevik bir Suudi uzay endüstrisinin yaratılmasına imkan sağlayacak.
İş birliğine dayalı bu aşamalı süreç, Suudi uzay endüstrisinin gelecekteki büyümesini sürdürebilecek bir temelin kurulmasına imkan tanıyacak. Bu da uzay sondalarının, uyduların, yüklerin ve hatta insanların Suudi topraklarından Suudi yapımı füzelerle fırlatılmasını sağlayacak.
*Uçak, uzay aracı ve füze mühendisliği alanında çalışan Suudi mühendis.



Hilal göründü: Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayı yarın başlıyor

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
TT

Hilal göründü: Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde Ramazan ayı yarın başlıyor

Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.
Ramazan ayı hilalinin, Majmaah Üniversitesi bünyesindeki Hawtat Sudair Astronomi Gözlemevi’nde gözlemlendiği an.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Filistin, Bahreyn, Kuveyt ve Irak, salı akşamı hilalin görülmesinin ardından çarşamba gününün mübarek Ramazan ayının ilk günü olduğunu resmen duyurdu.

Suudi Arabistan Yüksek Mahkemesi yaptığı açıklamada, Hilal Gözlem Dairesi’nin salı akşamı toplandığını, Ramazan hilalinin gözlemlenmesine ilişkin mahkemelerden gelen tüm bildirimleri incelediğini belirtti. Açıklamada, yapılan değerlendirme ve güvenilir şahitlerin hilali gördüğüne dair beyanları doğrultusunda, Ümmü’l-Kurâ takvimine göre 1 Ramazan 1447’ye, miladi takvime göre ise 18 Şubat 2026 Çarşamba gününe tekabül eden tarihin bu yıl Ramazan ayının ilk günü olarak kararlaştırıldığı ifade edildi.

Öte yandan Suriye, Ürdün, Mısır, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Singapur, Malezya, Brunei Darüsselam ve Endonezya, salı günü hilalin görülememesi nedeniyle perşembe gününün Ramazan ayının ilk günü olduğunu açıkladı.


Suudi Arabistan ve İngiltere arasında savunma iş birliğinin güçlendirilmesi görüşüldü

Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve İngiltere arasında savunma iş birliğinin güçlendirilmesi görüşüldü

Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)
Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi toplantısından (Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan-İngiltere ikili askeri iş birliği komitesi, dün Riyad'da gerçekleştirdiği beşinci toplantısında, ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konunun yanı sıra, savunma ve askeri iş birliğini geliştirmenin yollarını da ele aldı.

Resim  Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Fayyad Al-Ruwaili ve İngiltere Genelkurmay Başkanı Richard Knighton, (Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Korgeneral Fayyad Al-Ruwaili ve İngiliz Genelkurmay Başkanı General Richard Knighton başkanlığında gerçekleşen toplantı, her iki tarafın da Suudi Arabistan ve İngiltere arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirmesiyle başladı.


Suudi Arabistan: İşgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in egemenliği yok

Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
TT

Suudi Arabistan: İşgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in egemenliği yok

Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)
Ramallah kenti yakınındaki Batı Şeria’da yer alan Giv'at Ze'ev İsrail yerleşiminde yakın zamanda inşa edilen binalar (AFP)

Suudi Arabistan, İsrail işgal makamlarının Batı Şeria’daki toprakları “devlet arazisi” olarak nitelendirme kararını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından bugün (Pazartesi) yapılan açıklamada, “Krallık, İsrail işgal makamlarının Batı Şeria’daki toprakları ‘işgal otoritelerine bağlı devlet arazisi’ olarak dönüştürme kararını kınamaktadır. Bu adım, işgal altındaki Batı Şeria’da yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatmayı hedefleyen planların parçasıdır ve bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamaktadır” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Krallık, işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde İsrail’in hiçbir egemenliği olmadığını vurgulamakta; uluslararası hukukun ağır bir ihlali niteliğindeki ve iki devletli çözümü zayıflatan bu yasa dışı uygulamaları kesin bir dille reddetmektedir. Bu adımlar, kardeş Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen devletini kurma yönündeki asli hakkına yönelik bir saldırıdır” ifadelerine yer verildi.

İbranice yayımlanan “Ahronoth gazetesine bağlı Ynet sitesinin verdiği habere göre İsrail hükümeti dün (Pazar), Batı Şeria’da 1967’den bu yana ilk kez arazi kayıt sürecinin başlatılmasına yönelik bir öneriyi onayladı.

İsrail Yayın Kurumu’na göre karar, Batı Şeria’da arazi tasfiye ve tescil işlemlerinin başlatılmasını ve geniş alanların “devlet arazisi” olarak kaydedilmesini öngörüyor. Bu durumun, söz konusu alanlar üzerinde kontrolün pekiştirilmesinin önünü açacağı ifade edildi.

İsrail hükümeti geçen hafta da işgal altındaki Batı Şeria’da yetkilerini genişleten ve Yahudilerin arazi satın alma sürecini kolaylaştıran bir dizi karar almıştı. Kabine kararları kapsamında, arazi kayıtlarının gizliliği kaldırılarak satın alma işlemlerinin kolaylaştırılması sağlandı. Böylece alıcıların arazi sahiplerini tespit edip doğrudan iletişime geçmesine imkân tanındı; zira bu kayıtlar uzun süredir gizli tutuluyordu.