BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen Şarku'l Avsat'a konuştu: 'Suriye trajedisini durduramayışımızdan hepimiz utanmalıyız'

Geir Pedersen: 'Çözüme yönelik yeni faktörler var. Görevimin önümüzdeki başkanlık seçimleriyle hiçbir ilgisi yok'

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in Suriye Anayasa Komitesi'nin 29 Ocak'ta Cenevre’de yapılan toplantısında salondakilere hitap etti (AFP)
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in Suriye Anayasa Komitesi'nin 29 Ocak'ta Cenevre’de yapılan toplantısında salondakilere hitap etti (AFP)
TT

BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen Şarku'l Avsat'a konuştu: 'Suriye trajedisini durduramayışımızdan hepimiz utanmalıyız'

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in Suriye Anayasa Komitesi'nin 29 Ocak'ta Cenevre’de yapılan toplantısında salondakilere hitap etti (AFP)
BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’in Suriye Anayasa Komitesi'nin 29 Ocak'ta Cenevre’de yapılan toplantısında salondakilere hitap etti (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Suriyelilerin ‘sonsuz savaş tuzağına düştüğünü’ ve Suriye trajedisini durdurmadaki başarısızlıktan ötürü herkesin ‘utanması’ gerektiğini söyledi.
Pedersen, Suriye’de 15 Mart 2011'de başlayan protesto gösterilerinin onuncu yıldönümünde verdiği röportajda, sahadaki ihtiyatlı sakinlik, Suriye’nin tüm bölgelerini vuran ekonomik kriz, Suriye hükümeti, muhalefet, Astana grubu ve ABD’nin çözümü tek başlarına tekelleştiremeyecekleri ve müzakere edilmiş bir sonuç (çözüm) olması gerektiğine inanmaları gibi Suriye'de çözüme yönelik ilerleme olabileceğine dair umutları yeşerten ‘yeni faktörler’ olduğunu söyledi. Washington, Moskova, Arap ve Avrupa ülkelerinin başkentleri, Tahran ve Ankara'daki başlıca muhataplarla sürekli temas halinde olduğunu söyleyen Pedersen, “Herkesin çözümü tekelleştirebilecek bir tarafın olmadığını anladıklarını hissediyorum” dedi.
ABD ve Rusya’nın aralarındaki ‘mevcut durum’ nedeniyle Suriye konusunda kısa bir müzakere gerçekleşmesine ihtimal vermeyen BM Özel Temsilcisi, ancak, ‘Suriye'de iki ülke arasında terörle mücadele, istikrarın sağlanması ve mülteci krizine çözüm getirilmesi gibi ortak çıkarlar’ olduğuna dikkat çekti.
Pedersen ayrıca Suriye konulu bir konferans düzenlemek amacıyla ‘sessiz diplomasi’ yürüttüğünü ve ABD’nin bu konferansın bir parçası olması gerektiğini söyledi.
Pedersen bir soruya verdiği yanıtta şunları söyledi:
“Suriye’de bu yılın ortalarında yapılması planlanan başkanlık seçimleri, ‘seçimlerin yeni bir anayasa çerçevesinde yapılmasını öngören’ BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı uyarınca görevimin bir parçası değil. Bu seçimler, diasporadaki Suriyelilerin katılımıyla en yüksek uluslararası standartlara göre yapılmalıdır.”

Şarku’l Avsat’ın BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen röportajının tam metni:

Dün, Suriye’de protesto gösterilerinin başlamasının onuncu yıldönümüydü. Son on yıl nasıl geçti? Suriyelilere hangi mesajı vermek istersiniz?
Öncelikle BMGK’ya söylediğim gibi, Suriye trajedisi uzun sürdü. Neredeyse Birinci ve İkinci Dünya Savaşı kadar uzundu. Suriyeliler sonu olmayan bir savaş tuzağına düşmüş durumdalar. Bu bir trajedidir. Onlara, bu trajedinin modern çağın en karanlık bölümlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Bundan hepimiz utanmalıyız. Geçtiğimiz yüzyılda savaşlara en fazla kurban veren Suriye halkıdır. Hepimiz başarısız olduk. Bu çatışmanın sona ermesine katkıda bulunamadığımız için duyduğum derin üzüntüyü ifade ediyorum. En büyük sorumluluğun Suriyeli taraflara ve uluslararası oyunculara ait olduğunu biliyoruz. BM Genel Sekreteri'nin açıklamasını okudunuz mu bilmiyorum.

Antonio Guterres'in Suriye'deki iç savaşın 10'uncu yılı dolayısıyla gazetecilere yaptığı açıklamaları mı kastediyorsun?
Evet. Suriye çatışmasına çözüm bulunamamasının uluslararası toplumun elindeki mevcut güvenlik mekanizmasının (BMGK) etkili olmamasından kaynaklandığını söyledi.

Suriyeli tarafların sorumluluklarından bahsettiniz, sizce trajedideki en büyük sorumluluk kime ait?
Benim için önemli olan, Suriye halkına ne olduğunu dikkatlice anlatmaya odaklanmaktır. Daima ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguladım. Eğer durumlar değişmezse birtakım riskler vardır. Bir yıl, iki yıl veya birkaç yıl sonra, mevcut durum aynı şekilde devam edebilir. Dolayısıyla bugün Suriyeli taraflara ve uluslararası topluma vereceğim başlıca mesajım şu; her zaman bir fırsat ve bir olasılık vardır.

Neden bu mesaj, fırsat nerede?
Geçtiğimiz yıl İdlib'deki askeri saldırıların durmasının ardından göreli bir sakinlik yaşandı. Bu, herhangi bir ölüm veya ihlal olmamasına rağmen, halen kırılgan seyreden bir sakinliktir.

On yıldır çekilen sıkıntıların ardından mağdurların, yerlerinden edilenlerin ve mültecilerin ailelerine ve tüm Suriyelilere ne demek istersiniz? Suriye'nin bir çözüme her zamankinden daha yakın olduğunu düşünüyor musunuz?
Onlara şunu söyleyebilirim: Pes etmeyeceğiz. Suriyelilerin bu tür sözleri duyduklarında bazı şüphelere kapılmalarını anlıyorum. Ancak yeni faktörler var.

Nedir onlar?
Sahada göreceli bir sakinlik hâkim ve Suriye'nin tüm bölgelerini vuran bir ekonomik kriz yaşanıyor. Bu yüzden ne Suriye hükümetinin, ne muhalefetin, ne Astana grubunun ne de ABD’nin çözümü tek başlarına ele almaya muktedir olmadıklarına inanıyoruz.  Müzakere edilmiş bir sonuç (çözüm) olmalıdır. Bu, üzerine ilerleme kaydedilecek yeni bir faktördür. Bu, tüm tarafların yeni bir bakış açısı ve siyasi irade edinmelerini gerektiriyor. Bu da mümkün ve yapılabilirdir.

Bunu böyle olmasını umduğunuz için mi yoksa sahadaki aktörlerle yaptığınız görüşmeler sonucu elde ettiğiniz verilere dayanarak mı söylüyorsunuz?
Bu, birincil muhataplarımla yaptığım tartışmalara dayanan bir inançtır. Bildiğiniz gibi Washington, Moskova, Arap ve Avrupa ülkelerinin başkentleri, Tahran ve Ankara'daki başlıca muhataplarla sürekli temas halindeyim. Bence çözümü tekelleştirebilecek, herhangi bir tarafın olmadığını anlıyorlar.

Çözüm tasarlanabilseydi nasıl olurdu ve hangi özellikleri taşırdı?
Bu soruyu cevaplamak için siyasi sürecin ilerlemesini sağlamalıyız. Önemli olan, tüm tarafların gerçekçi olduğunu düşündüklerini belirtmeleri ve müzakere için masaya neyin konması gerektiğini tanımlamalarıdır. Bazı sorunların çözülmesi gerektiğini biliyoruz. Örneğin, kayıp kişiler ve tutuklular dosyası. Bu benim üzerinde çalıştığım bir dosya ve ciddi bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Ayrıca, yerlerinden edilenler ve mültecilerle ilgili sorunlar da masaya yatırılmalıdır. Yaptırımlar konusu ve yeniden yapılanma konusu da masada olmalıdır. Masada olması gereken çok sayıda konu var. Yalnızca bir müzakere süreci, bunların son şeklini tanımlayabilir.

Kimse bir siyasi geçişten bahsetmiyor. Gerçekten görüşmeler, siyasi bir süreç ve BMGK’nın 2254 sayılı kararının uygulanmasıyla mı ilgili?
Genelde şunu söylüyorum; Suriye anlaşmazlığına çözüm getiren tüm gerekli unsurlar BMGK’nın 2254 sayılı kararında yer almaktadır. Bildiğiniz üzere Aralık 2015'te kararın çıkarılmasından bu yana, sahadaki durumda köklü değişiklikler meydana geldi. Ancak bana göre çözüme 2015'teki kadar yakın değiliz. O dönem nasıl bir ilerleme kaydedeceğimiz belliydi. Aslında bizi çözüme doğru ilerlemeye yaklaştıran, sahadaki durumdu.

Yani sahadaki durumun, çözümün şeklini belirlememesi gerektiğini mi söylüyorsunuz?
Siyasi çözümün, çeşitli tarafların önemli olduğunu düşündüklerini masaya yatırdığını bildiği bir müzakere ve  bir alıp-verme sürecine dayanması gerektiğini söylüyorum. Ayrıca kimsenin nihai çözümü tekeline alamayacağına dair derin bir anlayış olmalı. Suriye halkını barışçıl bir şekilde yeni bir sürece taşıyan bir çözüm bulunmalıdır.

Sürekli Suriye’deki beş ordudan bahsediliyor. Ani bir gerilim yaşanması konusunda endişeli misiniz? Bu konuda hangi mesajı vermek istersiniz?
Suriye'de çeşitli orduların olmasının, bir takım kazalara yol açabileceği ve işlerin kontrolden çıkacağı anlamına gelmesinden endişe ediyoruz. Ayrıca Suriye’nin kuzeybatısındaki ateşkesin kırılganlığından bahsettim. Suriye'nin kuzeydoğusundaki mevcut düzenlemeler de son derece kırılgan. Bu, uluslararası aktörlerin masaya oturup nasıl bir ilerleme kaydedileceğine dair önemli tartışmalar başlatmaları için kullanılabilecek bir faktördür.

O halde Suriye’yi çözüme ulaştıracak uluslararası bir şemsiye mi oluşturmak istiyorsunuz?
Şu an başlıca uluslararası muhataplarla temaslarda bulunuyorum. Biden yönetiminin ilk günlerindeyiz. ABD’nin süreci ilerletecek tüm çalışmaların parçası olmasını istiyoruz. Şu an bu konuların tartışıldığı bir ‘sessiz diplomasi’ yürütüyorum. Umarım birkaç ay içinde bu süreci nasıl ilerleteceğimi belirleyebilirim.

Tıpkı Libya konulu Berlin Konferansı gibi Suriye konulu bir Berlin konferansı mı düzenlemeyi planlıyorsunuz?
Nasıl ilerleyeceğimizi açıklamadan önce ciddi adımlar atmayı bekliyoruz.

Rusya ile ABD arasında bir ‘adım adım’ yaklaşımı vardı. İki ülke, Viyana'da birkaç kez bir araya geldi. Siz de adım adım yaklaşımı için çağrıda bulunuyorsunuz. Sizce mevcut durum, Washington ile Moskova arasında bu yaklaşıma dayalı bir diyalog için uygun mu?
Sadece güven kaybı yüzünden olmasa da hepimiz bunun zor olacağını biliyoruz. Aynı zamanda Suriye'de terörle mücadele, istikrarın sağlanması, mülteci krizine çözüm bulunması gibi ortak çıkarlar olduğuna inanıyorum. Bu konular, çözümün kimsenin tekelinde olmadığı ve herkes arasında iş birliği yapılması gerektiği inancının yanı sıra, Rusya ile ABD arasında Suriye konusunda iş birliği yapılması ihtimalini de desteklemektedir.

ABD ve Rusya arasındaki tartışmalı konulardan biri de, Suriye’de bu yılın ortalarında yapılması planlanan başkanlık seçimleridir. Siz bu seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Söz konusu seçimler, 2012 tarihli Suriye’nin mevcut anayasasına göre yapılıyor. Bu yüzden benim görevimin bir parçası değil. Benim görevim, seçimlerin yeni bir anayasa kapsamında yapılmasını öngören BMGK’nın 2254 sayılı kararıyla tanımlandı. Bu seçimler 2254 sayılı karar uyarınca ve diasporadaki Suriyelilerin katılımıyla en yüksek uluslararası standartlara göre yapılmalıdır. Suriye'deki başkanlık seçimlerinde herhangi rolüm yok.

Batılı ülkeler ve Avrupa Birliği (AB), seçimlerin Şam'la normalleşmenin önünü açamayacağına dair açıklamalar yaptılar. Rusya neden bu seçimleri meşru görüyor?
Daha önce de dediğim gibi, benim için önemli olan siyasi süreci başlatmak için neler yapılabileceğime odaklanmaktır. Önümüzdeki seçimlerin yaptığımız işler üzerinde olumsuz bir etkisi olmamasını umuyorum. Tekrar söylüyorum, bu seçimler benim görevimin bir parçası değil.

Rejim ve muhalefet heyetleri arasında Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmaları hakkında yazılı bir anlaşma imzalamaya ve Komitenin altıncı tur toplantılarını düzenlemeye yakın olduğunuz söylenebilir mi?
İki heyetin başkanlarıyla önümüzdeki günlerde nasıl bir ilerleme kaydedileceğini görüştüm. Bildiğiniz üzere, aralarında evrak alışverişini kolaylaştırıyoruz. Onlardan olumlu şeyler duyuyorum. Teklifleri tartışmaya hazırlar. İki taraf da ilerleme kaydetmek için (Anayasa Komitesi çalışmalarında) kesin bir anlaşmaya varılması gerektiğini biliyor. Umarım fazla ileri olmayan bir tarihte böyle bir anlaşmaya varırız.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye ve Katar dışişleri bakanlarıyla gerçekleştirdiği üçlü görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Suriye Anayasa Komitesi’nin altıncı tur toplantılarının Ramazan ayından önce gerçekleşmesini umduğunu söyledi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bunun mümkün olabileceğini sanmıyorum. BM, heyet başkanları arasında bir anlaşmaya varır varmaz, derhal Anayasa Komitesi toplantısını düzenleyecek.

Anayasa Komitesi toplantıları ile Suriye Cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında bir bağlantı yok gibi görünüyor. Doğru mu?
BMGK’nın 2254 sayılı kararı yeni bir anayasa oluşturulmasını ve özgür ve adil seçimlerin bu yeni anayasa çerçevesinde düzenlenmesini öngörüyor. Odaklandığım konu bu. Anayasa Komitesi üyelerinin de buna odaklanacaklarını umuyorum.

Birkaç gün önce bazı Batı ülkeleri Suriye'de hesap verebilirlik hakkında açıklamalarda bulundular. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
BM Genel Sekreteri, bir kaç gün önce yaptığı açıklamada, Suriye’de hesap verebilirliğin önünde birtakım engeller ve güçlükler olabileceğini söyledi. Ancak siyasi bir çözüm olduğunda Suriyelilerin adaleti ve uzlaşmayı sağladıklarını da ifade etti. Ben de, bunun altını çiziyorum.

Peki ya yaptırımlar meselesi? İngiltere, dün Şam'daki yetkililere yönelik yeni bir yaptırım listesi açıkladı. Tüm bu yaptırımlara nasıl bakıyorsunuz?
Bu yaptırımlar, BM’nin uyguladığı yaptırımların bir parçası değil. Sanırım benim için önemli olan, söylediklerimi defalarca tekrarlamak. Yine Suriye'deki mevcut ekonomik sorunlar çerçevesinde, herhangi bir yaptırım, Suriye'nin dört bir yanına gönderilen insani yardımları etkilememelidir. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılması çerçevesinde yaptırımların, Suriyelilerin gıda ve sağlık desteğine erişimini etkilemesinden kaçınmalıyız. Yardımların Suriye'nin tamamına ulaşması gerektiğini vurgulamalıyım.

ABD’de artık yeni yönetim var. ABD yetkilileri sizinle iletişim kurdu mu? Onlardan neler duydunuz?
Yeni ABD yönetimiyle ilk görüşme gerçekleşti. Washington ile görüşmelerimize önümüzdeki günlerde devam edeceğiz. Hepimiz Suriye'nin yeni yönetimin başlıca önceliği olmadığını biliyoruz. Çin, Rusya ve İran gibi üzerinde çalışmak istedikleri bir takım zorlukların olduğunu anlıyoruz. BMGK brifinginde ve tartışmalarımda da söylediğim gibi, ABD’nin, çatışmaya çözüm bulunması çabalarının bir parçası olması önemli. Bunun için Washington'daki en üst düzeydeki yetkililerin konuya dikkat kesilmeleri gerekiyor.

Son soru: Bir yıl sonra, yani 15 Mart 2022’de çabalarınızın nereye ulaştığını görüyorsunuz? Barış sürecinin başlamış olabileceğini öngörüyor musunuz?
Sakinliğin devam etmesini sağladığımızı, bu sakinliği tüm ülkede ateşkes haline getirdiğimizi ve siyasi süreci ciddi bir şekilde başlattığımızı görmek istiyorum. Bu amaçla dünyanın kilit ülkeleriyle iş birliği yapıyoruz. Suriye'ye istikrar getirmek amacıyla adım adım yaklaşımını uygulamaya başladık. Dürüst olmamız gerekirse bu başladıktan sonra süreç zaman alacaktır. İşler, bir gecede değişebilir. Ama önemli olan, süreci bir yıl içinde başlatmış ve Suriyelilerin kendilerini daha iyi hissedecekleri bir yola girmiş olmamızdır.

 


ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.