ABD, DEAŞ yeniden ortaya çıkmasın diye Suriye’de kalmaya devam edecek

Suriye’deki ABD’li askeri yetkililer, Fırat Nehri’nin doğusunda SDG’nin desteklendiğini doğruladılar

Suriye'nin kuzeydoğusunda yanından geçen bir ABD askeri devriyesine bakan Suriyeli bir çocuk (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusunda yanından geçen bir ABD askeri devriyesine bakan Suriyeli bir çocuk (AFP)
TT

ABD, DEAŞ yeniden ortaya çıkmasın diye Suriye’de kalmaya devam edecek

Suriye'nin kuzeydoğusunda yanından geçen bir ABD askeri devriyesine bakan Suriyeli bir çocuk (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusunda yanından geçen bir ABD askeri devriyesine bakan Suriyeli bir çocuk (AFP)

ABD’li yetkililer, Amerikan askerlerinin DEAŞ'la mücadele etmek ve Fırat Nehri’nin doğusunda terör örgütüyle savaşan yerel güçlere destek olmak için Suriye’nin kuzeydoğusunda kalmaya devam edeceklerini açıkladılar.
Bazı askeri yetkililer, ABD güçlerinin Suriye’den ayrılmayacağını ve ülkeyi yakın bir zamanda terk edeceklerine dair herhangi bir işaret olmadığını söylediler. Bu durum, kimileri tarafından ABD'nin Suriye dosyasıyla gerçekleştirmek istediği siyasi süreçlere ve DEAŞ'la mücadelenin yanı sıra DEAŞ’lıların kaldıkları hapishaneleri ve DEAŞ’lıların ailelerini barındıran kampları denetlemek için sahada en çok çabayı gösteren Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) destek olarak görülüyor.
Defence One isimli savunma haberleri sitesinin yayımladığı bir analiz, Suriye'de Amerikan ve Rus güçleri arasındaki askeri etkileşim ve saha koordinasyonunda azalma olduğunu ve Suriye'deki bazı bölgelerin DEAŞ terör örgütünün yeniden ortaya çıkma riski doğurabileceğini ortaya koydu. Ancak Suriye ve Irak’taki geniş toprakları ve bölgeleri kontrol ettiği zamanki kadar güçlü olmayacağı belirtildi. Ayrıca ABD ordusu, sadece askerlerini güvende tutmak ve Rus ordusuyla sürtüşmelerin yaşanmaması için değil, aynı zamanda ABD ile çalışan SDG unsurlarının DEAŞ ile mücadeleye odaklanmalarını sağlamak için de rutin olarak resmi kanalları kullanıyor.
ABD ordusu, Suriye köylerinden ve kırsal kasabalarından birinde bölge sakinleri tarafından reddedilme ve kınama ile karşı karşıya kalırken bu köy veya kasabaların çocukları tarafından bazen taş, bazen de ‘meyve’ yağmuruna tutulurlar. Bölge sakinlerinin bu tutumu, ABD güçlerinin orayı terk etmelerini ve oradan çıkmalarını isteyen üstü kapalı ‘siyasi mesajlar’ olabilir. Birçok kişi, ABD’nin buradaki askeri varlığını, Rusya ve İran’ın bölgedeki nüfuzuna karşı stratejik bir denge olarak görüyor ve diğer bölgesel güçlerin Suriye'de nüfuz kazanmak için yaptıkları jeopolitik manevralar nedeniyle önemli olduğunu düşünüyorlar.
DEAŞ’ın kalıntılarının varlığına ve özellikle el-Badiye (Suriye Çölü) gibi düzenlemeye tabi olmayan bölgelerde, ülke içinde halen aktif olmalarına rağmen, bu bölgeler üzerinde yeniden kontrol sağlama yeteneklerinden yoksunlar. ABD’li üst düzey askeri yetkililer, DEAŞ kalıntılarını, düşük düzeyli bir asiler grubu olarak nitelendirirken grubun daha önce İngiltere büyüklüğünde bir alanı kontrol eden uluslararası bir terörist grup olmaktan ziyade bir suç çetesine benzediğini düşünüyorlar.
ABD liderliğindeki Irak ve Suriye misyonunun komutanı Korgeneral Paul Calvert yaptığı bir açıklamada, Amerikan askerlerinin yakın bir tarihte evlerine dönmeyeceklerini söyledi. DEAŞ’ın halen ABD askerlerinin bulunmadığı alanlar olan el-Badiye’de eğitim kampları ve diğer altyapılar kurabildiğini söyleyen Korgeneral Calvert, örgütün aynı zamanda yüksek profilli eylemler gerçekleştirebildiğini belirtti.
Korgeneral Calvert açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bence DEAŞ’ın şuan için ortaya çıkma ihtimali çok düşük, ancak El-Badiye’de çok fazla baskıya maruz kalmadıklarından bu potansiyel her zaman var. Suriye'de büyük bir karmaşa söz konusu. Burası belki de 33 yıllık hizmet hayatımda gördüğüm en karmaşık ortamlardan biri.”
Askeri yetkililer, danışmanların, SDG tarafından yönetilen ve binlerce DEAŞ’lının kaldığı geçici hapishanelerin desteklenmesine yardımcı olmak da dahil olmak üzere ‘ABD’nin parasını’ kullanarak yerel istikrarı teşvik etmeye ve DEAŞ’ın yeniden ortaya çıkmasını önlemeye yönelik adımların atıldığını söyledikleri bir zamanda, Suriye'deki tek görevlerinin DEAŞ'ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılması olduğu konusunda ısrar ediyorlar. SDG aynı zamanda DEAŞ’lıların ailelerinden 65 bin kadın ve çocuğun kaldığı El Hol Kampı’ndaki insani kriz ve güvenlik kriziyle boğuşuyor.
ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Koalisyonu’nun (DMUK) Strateji Komutan Yardımcısı Tümgeneral Kevin Copsey, “SDG’yi DEAŞ’la mücadelede ne kadar destekleyebilirsek, rejimin, Rusya’nın veya kuzeyde Türkiye’nin eylemlerine karşı kendilerini daha az güçsüz veya dikkatleri dağılmış hissedecekler. El Hol Kampı’nda kalanlarla ilgilenmeye devam edebilmelerini sağlamak için buradayız. Çünkü bunların hepsini yapabilmeleri için çok sınırlı güçleri var” diyerek, DMUK güçlerinin misyonlarının bir kısmının SDG'yi desteklemek olduğunu teyit etti.
Öte yandan ABD’de basınında yer alan haberlerde, Başkan Joe Biden'ın, Beyaz Saray'daki Yönetim Ofisi’ne (EOP) askeri güç kullanma yetkisi verecek terörle savaş dönemi izinlerini iptal etmeyi düşündüğü bilgisi yer aldı.
Bu haber, ABD Kongresi'ndeki temsilcilerin, Biden yönetimine ABD’nin Suriye'deki askeri varlığı da dahil olmak üzere yönetimin tüm askeri güç kullanma yetkilerini gözden geçirmeye iten bir baskı uyguladıkları bir dönemde basında yer aldı.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi, yeni terör tehditler çerçevesinde söz konusu askeri gözden geçirmeye öncülük ederken geçmiş stratejileri inceliyor. Böylece askeri güç kullanımına ilişkin geçici yönelimlerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Bunun yanı sıra Başkanın incelemesinden doğabilecek siyasi değişiklikler hakkında son sözü sahadaki değişkenler ve olaylar söyleyecektir. ABD Kongresi de kararın alınmasında rol oynayabilir.



“Mekke İttifakı” ülkeleri ile İran, iş birliğini güçlendirmek amacıyla görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştı

Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve İran arasında düzenlenen dörtlü toplantıda ülkesinin heyetine başkanlık eden Prens Halid bin Selman (AFP)
Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve İran arasında düzenlenen dörtlü toplantıda ülkesinin heyetine başkanlık eden Prens Halid bin Selman (AFP)
TT

“Mekke İttifakı” ülkeleri ile İran, iş birliğini güçlendirmek amacıyla görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştı

Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve İran arasında düzenlenen dörtlü toplantıda ülkesinin heyetine başkanlık eden Prens Halid bin Selman (AFP)
Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve İran arasında düzenlenen dörtlü toplantıda ülkesinin heyetine başkanlık eden Prens Halid bin Selman (AFP)

İran devlet televizyonunun haberine göre, “Mekke İttifakı”nın üç üye ülkesi ile İran, dün Tahran’ın ev sahipliğinde düzenlenen dörtlü toplantıda, “bölgesel barış ve güvenlik alanları da dâhil olmak üzere iş birliğini güçlendirmek amacıyla görüşmeleri sürdürme” konusunda anlaşmaya vardı.

Toplantıya, “Mekke İttifakı” ülkelerini temsilen Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Türkiye’yi temsilen Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanı İbrahim Kalın katıldı. Heyetler, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ile bir araya geldi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Prens Halid bin Selman ile “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ülkeleri temsilcilerinin İranlı üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretin, Suudi Arabistan’ın bölgesel ve uluslararası diyalog ile barışın tesis edilmesine yönelik çabalarının devamı niteliğinde olduğunu bildirdi. Açıklamada, ziyaretin mevcut krizin tarafları arasındaki gerilimi azaltmayı, diyaloğu ve diplomatik çözüm yollarını teşvik etmeyi amaçlayan girişimler kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.

Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye temsilcileri İran heyetiyle toplantıda (AP)
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye temsilcileri İran heyetiyle toplantıda (AP)

Suudi Arabistan, mevcut krizin taraflarının ziyaretin sonuçlarına ve Katar ile Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk girişimlerine olumlu ve yapıcı yaklaşmasının önemini vurguladı. Açıklamada, bölgede askerî gerilimin yeniden artmasını önlemek ve krizi sona erdirecek bir anlaşmaya zemin hazırlamak amacıyla müzakere kanallarının açılması gerektiği ifade edildi.

Bakanlık, söz konusu girişimin Katar ve Pakistan’ın arabuluculuk çabalarına destek amacı da taşıdığını belirterek, Suudi Arabistan’ın krizin taraflarının ziyaretin sonuçlarına ve iki ülkenin devam eden girişimlerine yapıcı yaklaşmasını beklediğini kaydetti. Bu yaklaşımın, krizin diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, askerî gerilimin yeniden artmasını önlemek ve krizi sona erdirecek bir anlaşmaya ulaşmak için müzakere kanallarının açılmasının, bölgede ve dünyada güvenlik ile barışın güçlendirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi.

İran heyetine Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan başkanlık etti (AP)
İran heyetine Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan başkanlık etti (AP)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Kamu Diplomasisi Sorumlusu Büyükelçi Raid Karmali de ziyaretin, mevcut krizin tarafları arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik devam eden çabalar ve Katar ile Pakistan’ın arabuluculuk girişimlerine destek çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirtti. Karmali, mevcut gerilimlerin aşılması için diyaloğun ve diplomatik çözüm yollarının güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, son olarak “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ülkelerinin bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasındaki merkezi rolüne dikkat çekerek, bölgesel ve uluslararası barışın tesis edilmesi için farklı ülkelerle iş birliği içinde çalışmayı sürdüreceklerini bildirdi.


İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in El Halil’deki operasyonu, hükümet ile ordu arasında görüş ayrılığına yol açtı

İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)
İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yürütülen askerî operasyon kapsamında Filistinlilere ait binalara baskın düzenliyor. (Reuters)

İsrail’in El Halil’de başlattığı baskın ve arama operasyonu, hükümet ile ordu komutanlığı arasında büyük bir görüş ayrılığına yol açtı. Cuma günü, iki İsrail askerinin ölümüne neden olan saldırının ardından başlatılan operasyon, bugün yapılacak seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti ile İsrail ordusu yönetimi arasında tartışma konusu oldu.

İsrail ordusuna bağlı 98. Tümen, kentte yoğun operasyonlarını sürdürürken belirli bölgelerde Filistinlileri evlerinden ayrılmaya zorluyor, gözaltılar gerçekleştiriyor, silah arıyor ve binaları yıkıyor. Ancak İsrail ordusu, şu ana kadar elde edilen operasyonel sonuçların yetersiz olduğu gerekçesiyle operasyonun mevcut şekliyle sürdürülmesinin gerekliliğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, pazar günü sokaklara konuşlanan İsrail askerleri ve askerî araçlar. (DPA)

Yedioth Ahronoth gazetesinin dün, “konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara” dayandırdığı haberine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Israel Katz’ın katıldığı bir toplantıda Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, El Halil’deki operasyonu sona erdirmenin zamanının geldiğini ifade etti. Ancak Netanyahu ve Katz bu görüşe karşı çıkarak operasyonun devam etmesini istedi. Sonuçta Genelkurmay Başkanı’nın önerisi kabul edilmedi ve operasyonun sürdürülmesine karar verildi.

Netanyahu ve Katz, operasyonun başlatılması talimatını geçen cuma günü vermişti. İkili, operasyonun kapsamlı olacağını belirtmiş; işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki mülteci kamplarında uygulanan modeli El Halil’e taşımaktan, yani Filistinlileri yerlerinden ederek yerleşim alanlarını yıkmaktan söz etmişti. Özellikle saldırganların geldiği mahallelerin yıkılması ve ordunun bölgede kalıcı biçimde konuşlanması gündeme getirilmişti. Ayrıca altyapının imha edilmesi, aranan kişilerin yakalanması ve silahların toplanması vaat edilmişti. Ancak İsrail ordusu bu yaklaşımı benimsemedi ve Netanyahu ile Katz’ın kamuoyuna yansıttığı kapsamlı planın aksine, birkaç günle sınırlı bir operasyon duyurdu.

Operasyonun başlamasından birkaç gün sonra İsrail ordusu yaklaşık 2 bin 600 Filistinliyi evlerinden çıkardı ve bazı kişileri gözaltına aldı. Ancak 500 evde yapılan aramalarda yalnızca bir tüfek ve bir tabanca bulundu. Ordu, ayrıca 500 noktada arama yaptığını, 50 kişiyi gözaltına aldığını ve geçen hafta sonu yaşanan çatışmaya katılan saldırganlardan birinin evinin yakınında yer altında bir çukur bulduğunu açıkladı.

İsrail ordusuna göre çukurun bir çıkış açıklığı bulunmuyor. İlgili birimler tarafından yürütülen inceleme sürüyor. Yaklaşık 15 metre derinliğinde ve 75 santimetre genişliğinde olduğu belirtilen çukurun El Halil kent sınırları içerisinde bulunduğu, yakınında herhangi bir İsrail yerleşiminin olmadığı vurgulandı.

Çukurun içinde bulunan elektronik bir cihaz, incelemelerin sürdürülmesi amacıyla güvenlik güçlerine teslim edildi.

İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)
İsrail ordusunun, El Halil’de saldırganlardan birinin evinin yakınında bulduğunu açıkladığı yer altındaki çukur. (İsrail ordusu)

İsrail kamu yayıncısı Kan’a konuşan bir askerî kaynak, El Halil’deki operasyonun caydırıcılık ve istihbarat toplama hedeflerine ulaştığını söyledi. Operasyona katılan bazı askerler ise kentte fiilen hareketsiz kaldıklarını ve yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını belirterek operasyonun sona erdirilmesini istemeyen birilerinin bulunduğunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın Kan’dan aktardığına göre İsrail ordusu operasyonu bitirmeyi planlıyor; ancak Netanyahu ve Katz buna karşı çıkarak operasyonun devam etmesini talep ediyor.

Operasyona katılan askerlerden biri, “Şu anda yalnızca zaman kaybediyoruz. Bir tabanca daha ya da Hamas bayrağı bulmak için operasyonu sürdürmenin bir anlamı yok. Her zaman başka bir silah veya bayrak bulunabilir, ancak mesele bu değil” dedi. Askerin bu sözleri, operasyonun sürdürülmesinde seçim hesaplarının etkili olduğu yönündeki değerlendirmelere işaret etti.

El Halil Valisi Halid Dudin, 500’den fazla evin aranmasının ve kentin farklı bölgeleri arasındaki ulaşımın kesintiye uğramasının ardından evlerini terk eden Filistinlilerin sayısının yaklaşık 2 bin 600’e yükseldiğini açıkladı.

Ancak Dudin, Netanyahu ve Katz’ın istediği modelin aksine, kent sakinlerinin yakın zamanda evlerine dönebileceğini düşünüyor. Batı Şeria’daki mülteci kamplarında yaşananlara benzer bir durumun El Halil’de tekrarlanmasını beklemiyor. Söz konusu kamplarda yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edilmiş durumda.

Çok sayıda gösterge, İsrail ordusunun bu aşamada El Halil’de mülteci kamplarında uygulanan modeli hayata geçirmeyeceğini gösteriyor.

İsrail ordusu, özellikle Filistinli sivillerin uzun süre evlerinden uzak tutulmasının hukuki açıdan sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor. Bu durum, operasyonun somut ve kayda değer askerî sonuçlar üretmediği koşullarda daha da önemli bir mesele olarak görülüyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde, cumartesi günü kapalı bir İsrail kontrol noktasının altından poşet geçiren iki Filistinli. (AFP)

Ancak İsrail’deki siyasi yönetim bu değerlendirmeye karşı çıkıyor. Netanyahu ve Katz, saldırganların otomatik silahlar ve çok miktarda mühimmatla hareket etmiş olmasının, ordunun bölgede silah arama çalışmalarını sürdürmesini ve silahların bulunduğu noktaları tespit etmesini gerektirdiğini savunuyor. Operasyonun devam etmesinin caydırıcı bir etki yaratacağını ileri sürüyorlar.

Savunma Bakanlığı kaynakları ise İsrail ordusunun Batı Şeria’nın en büyük kenti olan El Halil’de yoğun askerî faaliyet yürütmesinin, Filistinliler üzerinde psikolojik ve algısal bir etki oluşturduğunu belirtiyor. Kaynaklar, bunun özellikle El Halil gibi bir Filistin kentinde gerçekleştiriliyor olmasına dikkat çekiyor. Bu durumun, daha önce Cenin, Nur Şems ve Tulkerim mülteci kamplarında yürütülen operasyonlardan farklı olduğu ifade ediliyor.


Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
TT

Suriyeli eski subaylar savaş suçları suçlamasıyla gözaltına alındı; aralarında Beşşar Esed’in kuzeni de var

Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)
Göstericiler, 26 Nisan 2026’da Şam’daki Adalet Sarayı’nda Atıf Necib’in duruşması sırasında işkence mağdurlarının fotoğraflarını taşıyor. (Reuters)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Humus kentinde İç Güvenlik Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonlarda, Suriyeli eski subay ve yetkililerden 15 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Nuriddin el-Baba dün düzenlediği basın toplantısında gözaltına alınanlar arasında, 105. Şube’de görev yapmış albay ve Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed’in de bulunduğunu açıkladı.

El-Baba’nın açıkladığı gözaltı listesinde, eski 24. Tümen Komutanı ve Hava Savunma Dairesi Başkanı Tümgeneral Muhammed Dib Afuf, Hava İstihbarat Dairesi Soruşturma Bölümü Başkanı Muhammed Türki Menun ve aynı dairenin Soruşturma Şubesi Başkanı Salim Nurs ed-Dağıstani de yer aldı.

Listede ayrıca Siyasi Güvenlik Şubesi’nde görev yapan Tuğgeneral Riyad Hamdu Şehade, “Terör Mahkemesi” Başkanı Gazi Bedr Abdüssalih, Tişrin Askerî Hastanesi’nde görevli Tuğgeneral Saadullah Cercis Mesud, Tuğgeneral Merhaf Muhsin Ali es-Selame, Cumhuriyet Muhafızları’nda görev yapan Tuğgeneral Ahmed Faysal el-Mustafa ve askerî doktor Şuayb Fuad el-Merkadi de bulunuyor.

Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)
Eski rejimin devrik lideri Beşşar Esed’in kuzeni Yahya Esed, onlarca subayla birlikte gözaltına alındı. (Sosyal medya)

Gözaltına alınanlar arasında helikopter pilotu Racih Hıdır Venus, helikopter pilotu İbrahim Yasin Selame ve savaş pilotu Münzir Ali Muhammed el-Ali de yer aldı. Listede ayrıca, “Tedamun Katliamı” olaylarına karışmakla suçlanan Kamil Muhammed Şerif ile Ala Salih Esed’in isimleri de bulunuyor.

El-Baba, listede isimleri yer alan eski subay ve yetkililerin Humus İç Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülen operasyonlar kapsamında gözaltına alındığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Şam Ağı (Şebeke Şam) internet sitesinden aktardığına göre, açıklamada gözaltına alınanların tamamının kimlikleri veya her birine somut suçlamalar hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi. Soruşturmaların, şüphelilerin sorumluluklarının ve haklarındaki suçlamaların kapsamını ortaya koyması bekleniyor.

Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)
Esed rejimine karşı Hama cephelerinde yürütülen operasyonları sırasında hayatını kaybeden savaşçı Muhammed Subeyha’nın babasına, oğlunun fedakârlıkları dolayısıyla onur plaketi takdim edildi. (İç kurtuluş Güvenlik Güçleri)

Öte yandan İç Güvenlik Güçleri, Suriye devrimi sırasında savaş suçları işlemek ve sivillere yönelik ihlallerde bulunmakla suçlanan Abdülber Yusuf es-Saad’ı da gözaltına aldı.

İç Güvenlik Güçleri dün yaptığı açıklamada, soruşturma kayıtlarının söz konusu kişinin eski rejim saflarında çeşitli çatışmalara ve askerî operasyonlara katıldığını ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca, görüntü kayıtlarında şüphelinin “Redu’l Udvan” (Saldırganlığın Püskürtülmesi) Muharebesi sırasında hayatını kaybeden bir kişinin naaşına kötü muamelede bulunduğunun belgelendiği belirtildi.

Şüphelinin işlediği öne sürülen suçların ayrıntılarının aydınlatılması ve ilgili delillerin toplanması amacıyla soruşturmanın sürdüğü, işlemlerin tamamlanmasının ardından dosyanın yargı makamlarına sevk edileceği kaydedildi.

Suriye el-İhbariyye televizyonunun 20 Eylül tarihli haberine göre, İç Güvenlik Güçleri daha önce de eski rejimin istihbarat teşkilatında görev yapan Yarbay Süleyman Ahmed Hasan’ı, hareketlerinin izlenmesi ve takip edilmesine dayanan bir güvenlik operasyonuyla gözaltına almıştı.

Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)
Suriyeli bir kadın, geçen nisan ayında Şam’ın güneyindeki Tedamun Katliamı’nda hayatını kaybeden yakınlarının fotoğraflarını taşıyor. (AP)

O dönemde yürütülen ilk soruşturmalar, Hasan’ın Askerî İstihbarat Şubesi’nde görev yaptığını, ardından 248. Şube’de önce Soruşturma Bölümü’nün, daha sonra Hukuk İşleri Bölümü’nün başkanlığını üstlendiğini ortaya koymuştu. Hasan’ın görevlerinin, Suriye devrimi yıllarında gösteriler, muhalifler ve ordudan ayrılan subaylarla ilgili soruşturmaları kapsadığı belirtilmişti.

Aynı gün, 22. Tümen’in 2012-2020 yılları arasında Operasyonlar Şubesi Başkanlığı görevini yürüten Tuğgeneral pilot Zekeriya Muhammed Sünun da gözaltına alınmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı, 15 Haziran’da yayımladığı istatistiklerde, eski rejimle bağlantılı askerî rütbelere sahip 3 bin 548 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Söz konusu kişiler arasında farklı rütbelerden subayların bulunduğu; bunlardan 42’sinin tümgeneral, 172’sinin tuğgeneral ve 218’inin albay olduğu bildirildi.