Muhalifler ile SDG arasında çatışmalar sürerken Rusya ve Türkiye ‘insani geçiş noktaları’ konusunda anlaştı

İdlib kırsalında rejim güçleri ile muhalif gruplar arasında çatışmalar meydana geldi

Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
TT

Muhalifler ile SDG arasında çatışmalar sürerken Rusya ve Türkiye ‘insani geçiş noktaları’ konusunda anlaştı

Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)
Suriye Demokratik Güçleri savaşçıları önceki gün Fırat Nehri’nin doğusundaki Ömer petrol sahasında askeri tören düzenledi (AFP)

Rusya İdlib’de Türkiye ile insani geçiş noktaları çerçevesinde anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Türkiye’nin (Suriye’de) kontrol ettiği topraklarda yaşanan zor insani koşulları hafifletmek amacıyla” Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ve Halep bölgelerinde bulunan 3 geçiş noktasının yeniden açılması hususunda Türkiye ile anlaşmaya varıldığı bildirildi.
Rusya, Gerilimi Azaltma Bölgesi’nde gerginliğin sürdüğü ve Ankara ile Moskova’nın bölgedeki düzenlemelerle ilgili görüş ayrılığına düştüğü bir ortamda hamlesini yaptı.
Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Aleksandr Karpov, dün basına yaptığı açıklamada, “İki taraf (Rusya ve Türkiye) sivillerin mustarip olduğu izolasyonu ve iç ablukayı kaldırmak amacıyla geçiş noktalarının yeniden açılmasında anlaştı. Anlaşma uyarınca İdlib Gerilimi Azaltma Bölgesi’ndeki Serakib, Miznaz ve Halep’teki Ebu Zeydin geçiş noktalarının açıldı” ifadesini kullandı.
Karpov, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Bu uygulamanın, Türkiye’deki ortaklarımızla birlikte Suriye krizinin barışçıl çözümüne olan bağlılığımızı dünyaya ve bölgeye doğrudan göstereceğine inanıyoruz. Bu adım, sosyal durumun iyileştirilmesine, aile bağlarının kopmasından ve gündelik yaşamın zorluklarından kaynaklanan toplumdaki gerginliği azaltmaya katkı sağlayacak.”
Anlaşmaya konu olan bölgeler, insani durumların kötüleşmesi nedeniyle son haftalarda sık sık protestolara sahne olmuş ve bu protestolar Türkiye destekli askeri teşkilatlar eliyle dağıtılmıştı.
Moskova, salı günü Türkiye’ye geçiş noktalarını açma önerisinde bulundu. Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi’nin öneriye ilişkin açıklamasında, “Öneri, 25 Mart’tan itibaren insani yardım tırlarının bölgeye ulaştırılması ve yerinden edilenlerin koridorlar aracılığıyla çıkmasını kapsıyor” denildi.
Bu gelişme, Gerilimi Azaltma Bölgesi’nde homurdanmaların artması ve protestoların tırmanması sebebiyle Türkiye ve Rusya’nın yaşadığı endişeden izler taşımasının yanı sıra son zamanlarda Moskova ve Ankara’nın İdlib’deki Gerilimi Azaltma Bölgesi ile ilgili artan görüş ayrılıklarını azaltma yolunda yapılan ilk ortak girişim olması yönüyle dikkat çekicidir. Karpov’un yorumunun aksine, Moskova anlaşmaya varıldığını ilan etmeden önce Türkiye’nin Rusya’nın önerisine olumlu yanıt vereceğinden emin değildi. Zira Rus bir askeri yetkili gazetecilere verdiği demeçte, “Maalesef Türkiye’nin alınan tedbirlerle ilgili yanı hakkında elimde herhangi bir bilgi bulunmuyor. Fakat şahsi kanaatimden ve sivillerin durumunun iyileştirilmesi ihtiyacını görmemden hareketle Türk tarafının bu duruma katılmasını dört gözle bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Moskova ve Ankara her ne kadar aralarındaki ihtilafları kamuoyu önünde belli etmeme yolunda çaba gösterse de Rus medya organları son günlerde iki taraf arasındaki ihtilaf noktalarına odaklanmış durumda. İki taraf arasındaki ihtilafların boyutları hakkında bilgi sahibi olan Rus kaynaklar, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye konusunda vardığı anlaşmaların iptal tehdidiyle karşı karşıya olduğuna” işaret ediyorlar.
Rus Kommersant gazetesinde çıkan bir haberde, “Suriye muhalefeti, Rus güçlerini İdlib’i bombalamakla suçluyor. Aynı zamanda Ankara, Moskova’dan, Suriye hükümet yanlısı güçlerin Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde kontrol ettiği bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını talep ediyor. Moskova’nın da Türkiye’den anlaşmalara bağlı kalmasını talep etmesi için sebepleri var. Türk hava gücü pazar gecesi 17 aydan bu yana ilk kez Rakka’yı bombaladı. Rus güçler de Türkiye destekli oluşumların eylemlerinden memnun değil” ifadelerine yer verildi.
Kommersant ayrıca “Moskova ve Ankara’nın, devlet başkanları düzeyinde imzalanan anlaşmaların uygulanışıyla ilgili şikayetlerinin olduğunu” yazdı.
Haberin devamında şunlar kaydedildi:
“Moskova, mevcut zorluklara rağmen Ankara ile ilişkilerde her şeyin halen istikrarlı olduğu görüntüsü vermek için en üst düzeyde çaba gösteriyor. Savunma Bakanı Sergey Şoygu basına verdiği son röportajda, Rusya ve Türkiye’nin imkansız görünen bazı yerlerde bile orta yollu çözümler bulmakta başarılı olduğunu söyledi.”
Türkiye ve Rusya’nın geçiş noktalarının açılmasıyla ilgili vardığı anlaşma, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’de rejimin düzenli ordusu ile muhalifler arasındaki çatışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. Hükümet güçleri İdlib’in güneyine yönelik füze bombardımanını sürdürdü ve Hama’nın kuzeybatısındaki Sehl El-Gab bölgesine bağlı Kalidin ve El-Ankavi’nin yanı sıra İdlib’in güneyindeki Safuhan, El-Bare, Kenasfara, Fuleyfel, Beynen ve Ravhiye’yi hedef aldı. Sehl El-Gab bölgesindeki temas noktalarında bulunan mevziler, rejim ve muhalif gruplar arasında ağır silahlarla gerçekleşen çatışmalara sahne oldu. Çatışmalar sırasında can kaybı olup olmadığına dair bilgi bulunmuyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) rejime bağlı Ulusal Savunma Güçleri mensubu bir unsurun, Halep kırsalındaki Basratun köyünde bulunan mevzide beraberindeki grubu hedef alan termal füzeyle yapılan saldırıda aldığı ağır yaralar sonucu öldüğünü bildirdi. Lazkiye kırsalında da çatışma mevzilerinin yakınında kara mayınına basmasının ardından ağır yaralanan rejim güçlerine bağlı bir unsur aldığı ağır yaralar sonucu öldü.
Gözlemevi, rejim güçlerine bağlı iki unsurun daha Lazkiye kırsalındaki çatışma cephelerindeki mayınlara basması sonucu öldüğünü bildirdi.

Muhalif gruplar ile SDG arasında çatışma
Öte yandan dün (çarşamba) sabahın ilk saatlerinde Halep’in kuzeyinde yer alan Azez kırsalındaki Kefer Kelbin cephesinde Türkiye destekli muhalif gruplar ile bölgede konuşlu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında çatışma meydana geldi.
Suriye’nin kuzeyinde stratejik öneme sahip Ayn İsa beldesinin kuzey kırsalında salı ve çarşamba akşamları Türk ordusu ve desteklediği Suriyeli gruplar ile SDG arasındaki çatışmalar yeniden başladı.
SDG’ye bağlı Tel Abyad Askeri Konseyi’nin Komutanı Riyad el-Halef, Türk güçleri ve destekli grupların düzenlediği operasyonlarda top ve havan atışlarına savaş uçaklarından atılan füzelerin eşlik ettiğine işaret ederek, birliklerin “ihlallere karşılık verdiğini ve sızma girişimlerini boşa çıkardığını ancak Ayn İsa çevresindeki durumun halen gergin olduğunu” söyledi.
Özerk Yönetim’in Tel Abyad İlçe Başkanı Leyla Maşu, Rusya’nın tutumunu eleştirdi. Maşu, açıklamasında, “Sayda ve Muallak köylerindeki mülklerine dönen sivilleri koruma sözü veren Rus ordusu, her seferinde olduğu gibi Türklerle çıkarlarını gözetmek için sivillerin hayatlarını tehlikeye attı ve doğrudan hedef alındılar” dedi.



Irak: El-Kazımi'ye yönelik özür dalgası, hükümetinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı

Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi (AP)
Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi (AP)
TT

Irak: El-Kazımi'ye yönelik özür dalgası, hükümetinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı

Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi (AP)
Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi (AP)

Yıllarca siyasi çevreler ve medya tarafından yolsuzlukla suçlanan Irak eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi, hakkında açılan davaların lehine sonuçlanmasının ardından kamuoyunda dikkat çeken bir gelişmeyle karşı karşıya kaldı. Kazımi ve hükümetini yolsuzlukla suçlayan ya da bu iddiaların yayılmasına katkı sağlayan çok sayıda siyasetçi ve gazeteci, eski başbakandan kamuoyu önünde özür dilemeye başladı.

Söz konusu özürler, Kazımi'nin kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle açtığı davalarda mahkemelerin, iddiaları destekleyen yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle eski başbakan lehine karar vermesi sonrasında geldi. Bu gelişme, mevcut Irak hükümetinin yürüttüğü geniş kapsamlı yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla eş zamanlı olarak Kazımi dönemine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Başbakanlıktan ayrılmasının ardından Kazımi ve hükümeti, yolsuzluk ve kötü yönetim suçlamalarıyla yoğun bir siyasi ve medya kampanyasının hedefi olmuştu. Kampanyaya siyasetçiler, gazeteciler ve sosyal medya aktivistleri de katılmıştı. Kazımi'ye yakın isimler ise söz konusu suçlamaların önemli bölümünün, iktidar değişimi sürecindeki siyasi hesaplaşmaların uzantısı olduğunu savunmuştu.

Hukuk mücadelesi

Kazımi'nin avukatı Emir ed-Dami, savunma ekibinin, müvekkilini ve hükümetini somut delil sunulmadan doğrudan yolsuzlukla ilişkilendiren suçlamaların artması üzerine yargıya başvurma kararı aldığını söyledi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Dami, "Adil bir hukuk mücadelesi sonunda eski başbakan aklandı" ifadelerini kullanarak, mahkemelerin dosyaları siyasi eleştiri değil, doğrudan ceza hukuku kapsamındaki ithamlar olarak değerlendirdiğini belirtti.

Dami, dava açılan kişilerin hiçbirinin Kazımi'ye yönelttikleri suçlamaları ispatlayamadığını, bu nedenle mahkemelerin eski başbakan lehine karar verdiğini ifade etti. Dami, Irak yargısının, siyasi eleştiri ile hukuki dayanağı bulunmayan yolsuzluk suçlamaları arasında açık bir ayrım yaptığını vurguladı.

Yargı kararlarının ardından, Kazımi'nin en sert eleştirmenleri arasında yer alan bazı isimler de kamuoyu önünde tutumlarını gözden geçirdiklerini açıkladı.

Gazeteciler, siyasetçiler ve eski milletvekilleri yayımladıkları açıklamalarda, kesin kanıt bulunmaksızın dolaşımdaki iddiaları gerçek kabul etmekle hata yaptıklarını belirterek, eski başbakandan özür diledi.

Kazımi'nin en sert muhaliflerinden gazeteci İyad es-Semavi de ortaya çıkan yeni verilerin kendisini görüşlerini yeniden değerlendirmeye yönelttiğini belirterek, "Gerçekler değiştiğinde doğru olan hatayı kabul etmektir. Siyasi görüş ayrılıkları, delilsiz suçlamaların benimsenmesine yol açmamalıdır" dedi.

Siyasi gözlemciler, özürlerin kapsamı sınırlı kalsa bile bunun Kazımi döneminin yeniden değerlendirilmesine işaret ettiğini belirtiyor. Bazı yorumcular ise yaşananları ülkedeki siyasi atmosferde değişimin göstergesi olarak değerlendiriyor.

Kazımi'ye yakın bir kaynak, şimdiye kadar 14'ten fazla Iraklı siyasetçi ve kanaat önderinin eski başbakana yönelik tutumunu gözden geçirerek özür açıkladığını belirtti.

Kazımi, Irak'ın yakın tarihindeki en zorlu dönemlerden birinde başbakanlık görevini üstlenmiş; kitlesel protestolar, ekonomik kriz, silahlı grupların artan etkisi ve COVID-19 salgınıyla aynı anda mücadele etmişti. Görevi süresinde konutuna insansız hava aracıyla suikast girişimi düzenlenmiş, Yeşil Bölge'de hükümet sarayı çevresine kadar ulaşan silahlı grup gösterileri yaşanmıştı.

Kazımi destekçileri, hükümetinin hassas bir geçiş dönemini başarıyla yönettiğini ve genel bütçenin çıkarılamadığı süreçte kabul edilen Gıda Güvenliği ve Kalkınma İçin Acil Destek Yasası sayesinde devletin önemli mali kaynaklara kavuştuğunu savunuyor.

Bazı gözlemciler bu kaynakların sonraki hükümete önemli bir mali hareket alanı sağladığını belirtirken, Kazımi'nin eleştirmenleri ise dönemin ekonomik ve idari politikalarının bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

 Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi, Mayıs 2026'da mevcut Başbakan Ali el-Zeydi'yi kabul etti (Hükümet Medyası)Irak Eski Başbakanı Mustafa el-Kazımi, Mayıs 2026'da mevcut Başbakan Ali el-Zeydi'yi kabul etti (Hükümet Medyası)

Zeydi hükümetinin yolsuzlukla mücadele kampanyası

Kazımi dönemine ilişkin tartışmalar, Başbakan Ali Zeydi'nin yürüttüğü kapsamlı yolsuzlukla mücadele kampanyasının gölgesinde yaşanıyor.

Zeydi, yolsuzlukla mücadeleden vazgeçmeyeceğini ve bu uğurda gerekirse hayatını feda etmeye hazır olduğunu birçok kez dile getirdi. Kampanya kapsamında üst düzey yetkililer hakkında soruşturmalar açılırken, uzun yıllardır dokunulmayan bazı dosyalar da yeniden incelemeye alındı. Kamuoyunda ise soruşturmaların siyasi ve parti çıkarlarından bağımsız şekilde sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Soruşturmaların genişlemesiyle birlikte Zeydi hükümeti üzerindeki siyasi baskının da arttığı ifade ediliyor.

Bağdat'taki hükümet sarayı yakınlarında tespit edilen İHA olayı da ülkede geniş yankı uyandırdı. Güvenlik makamları olayın herhangi bir zarara yol açmadan kontrol altına alındığını açıklarken, Şarku'l Avsat'a konuşan siyasi bir kaynak, bazı çevrelerin bunu yolsuzlukla mücadele kampanyasından rahatsız olan grupların uyarı mesajı olarak yorumladığını söyledi. Ancak bu değerlendirme resmi makamlarca doğrulanmadı.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr da dün yaptığı açıklamada reform ve yolsuzlukla mücadele konusundaki tutumunun değişmediğini belirterek, hükümetin reform programına tam destek verdiğini açıkladı. Sadr, aynı zamanda "reformcuların" hedef alınmaması uyarısında bulunarak, dolaylı biçimde Başbakan Zeydi'ye destek verdi.

Zeydi'nin son günlerde Bağdat'taki bir alışveriş merkezinde vatandaşlarla bir araya gelmesi de kamuoyunda dikkat çekti. Gözlemciler, bu adımı başbakanın halk desteğine dayandığını gösterme çabası olarak değerlendirirken, Zeydi'nin siyasi parti kurmayacağı ve gelecek seçimlerde aday olmayacağı yönündeki açıklamalarının da yolsuzlukla mücadele kampanyasının seçim odaklı değil, devlet politikası olduğu mesajını güçlendirdiğini belirtiyor.

Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şemmeri ise Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, gelecekte yolsuzluk dosyalarına ilişkin olası uzlaşmaların geçmişteki siyasi pazarlıklardan farklı olarak tamamen hukuki çerçevede yürütülmesi gerektiğini söyledi. Şemmeri, kamu kaynaklarının geri kazanılması ve sorumluların hesap vermesinin ancak tüm failler ortaya çıkarıldıktan sonra hukuk kuralları çerçevesinde mümkün olabileceğini ifade etti.


Irak, "petrol kaçakçılığı"na karışanların peşinde

Necef'te Irak hükümetinin yolsuzlukla mücadele önlemlerini desteklemek amacıyla dün düzenlenen gösteriye, din adamı Mukteda el-Sadr'ın destekçileri Irak bayraklarıyla katıldı, (AP)
Necef'te Irak hükümetinin yolsuzlukla mücadele önlemlerini desteklemek amacıyla dün düzenlenen gösteriye, din adamı Mukteda el-Sadr'ın destekçileri Irak bayraklarıyla katıldı, (AP)
TT

Irak, "petrol kaçakçılığı"na karışanların peşinde

Necef'te Irak hükümetinin yolsuzlukla mücadele önlemlerini desteklemek amacıyla dün düzenlenen gösteriye, din adamı Mukteda el-Sadr'ın destekçileri Irak bayraklarıyla katıldı, (AP)
Necef'te Irak hükümetinin yolsuzlukla mücadele önlemlerini desteklemek amacıyla dün düzenlenen gösteriye, din adamı Mukteda el-Sadr'ın destekçileri Irak bayraklarıyla katıldı, (AP)

Irak güvenlik kaynakları, Terörle Mücadele Birimi’nin perşembe-cuma gecesi ülkenin farklı bölgelerinde petrol kaçakçılığına karıştığı belirlenen şüphelileri gözaltına aldığını ve Bağdat’ın güneyinde bir silahlı grupla çatışmaya girdiğini bildirdi.

Kaynaklar Şarku'l Avsat'a, gözaltına alınan kişilerden bazılarının, petrol kaçakçılığına ilişkin yolsuzluk şüphesiyle tutuklu bulunan ve hâlen soruşturması süren kişilerle akrabalık bağı bulunduğunu belirtti.

Ayrıca güvenlik güçlerinin, başkentin güneyinde bir çiftlikte kontrolü ele geçirmeye çalışan silahlı grupla çatıştığı ve özel bir operasyon kapsamında aynı bölgede 5 kişinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Öte yandan, binlerce Sadr Hareketi destekçisi, “yolsuzlukla mücadelede hükümetin çalışmalarını desteklemek” amacıyla gösteriler düzenledi.

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, cuma namazının ardından farklı vilayetlerde okunan konuşmasında, “ıslahatı ve Başbakan Ali Zeydi’yi desteklemek için barışçıl bir şekilde harekete geçin” çağrısında bulundu.

Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada ise Başbakan Ali Zeydi’nin güvenlik ve ekonomi başlıklarında üst düzey güvenlik ve denetim kurumlarının katıldığı bir toplantıya başkanlık ettiği ve yolsuzlukla mücadele tedbirlerinin devletin bütün kurumlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi talimatını verdiği belirtildi.


Suriye yetkilileri, Süveyda'daki olaylarla ilgili yargılamaların başladığını duyurdu

Temmuz 2025'te çatışmaların yaşandığı Süveyda şehrinin havadan görünümü (DPA)
Temmuz 2025'te çatışmaların yaşandığı Süveyda şehrinin havadan görünümü (DPA)
TT

Suriye yetkilileri, Süveyda'daki olaylarla ilgili yargılamaların başladığını duyurdu

Temmuz 2025'te çatışmaların yaşandığı Süveyda şehrinin havadan görünümü (DPA)
Temmuz 2025'te çatışmaların yaşandığı Süveyda şehrinin havadan görünümü (DPA)

Suriye Adalet Bakanlığı, geçen yıl Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda ilinde yaşanan şiddet olaylarıyla bağlantılı sanıkların yargılanmasına Şam'da başlandığını, soruşturmalar kapsamında yeni şüphelilerin de adli makamlara sevk edilmeyi sürdürdüğünü açıkladı.

Temmuz 2025'te mezhep temelli çatışmalara sahne olan Süveyda'da, Suriye basınına göre 789'u Dürzi sivil olmak üzere 2 binden fazla kişi yaşamını yitirdi. Olayları araştırmak üzere kurulan resmi soruşturma komisyonu ise mart ayında yayımladığı raporda en az bin 760 kişinin öldüğünü belgeledi.

Suriye Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı açıklamada, Soruşturma Komisyonu Başkanı, askeri savcılığın bazı şüphelileri sorgu hâkimine sevk ettiğini, bazı dosyaların ise Şam Askeri Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiğini belirtti.

Mahkemenin, 1 Temmuz'dan itibaren sanıklar ve avukatlarının katılımıyla, yürürlükteki yasal prosedürler ve adil yargılanma güvenceleri çerçevesinde kamuya açık duruşmalarla davaları görmeye başladığını ifade eden komisyon başkanı, sürecin amacının olayların bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve statüsü ya da bağlı olduğu kurum ne olursa olsun ihlallerden sorumlu olduğu tespit edilen herkesin hesap vermesini sağlamak olduğunu kaydetti.

Bedeviler ile Dürziler arasındaki çatışmalar sonucu Süveyde'de yaşanan yıkım (DPA)Bedeviler ile Dürziler arasındaki çatışmalar sonucu Süveyde'de yaşanan yıkım (DPA)

Komisyon, kurulmasının ardından yaptığı açıklamada, Savunma ve İçişleri bakanlıklarına bağlı personel, Dürzi silahlı gruplar ile Bedeviler ve aşiret mensupları da dahil sivillerden oluşan şüpheliler listesi hazırladığını ve bu kişilerin ağır suçlar ile ciddi hak ihlalleri işlemekle suçlandığını duyurmuştu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Süveyda'da Temmuz 2025 boyunca yaklaşık bir hafta süren çatışmalar, Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında başlamış, hükümet güçlerinin ve daha sonra Bedevilerin yanında çatışmalara katılan aşiret mensuplarının müdahalesiyle geniş çaplı kanlı olaylara dönüşmüştü. Hayatta kalanların ve insan hakları örgütlerinin aktardığına göre şiddet olayları sırasında Dürzilere yönelik saha infazları ve çeşitli hak ihlalleri yaşandı.

Birleşmiş Milletler Suriye Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu da Süveyda'da yaşananların savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girebileceğini değerlendirdi.

Komisyon, mart ayında yayımladığı raporda, 2011'de başlayan Suriye iç savaşından bu yana yürüttüğü soruşturmalar kapsamında Süveyda'daki olayların mezhepsel gerilimle başladığını ve "üç yıkıcı şiddet dalgasına" dönüştüğünü belirtti. Raporda, ilk iki dalganın Dürzi sivilleri, üçüncü dalganın ise Bedevi sivilleri hedef aldığı ifade edildi.

BM komisyonu ayrıca, yaygın biçimde gerçekleştirilen infazlar, işkence, şiddet eylemleri ve evlerin yakılması başta olmak üzere çok sayıda insan hakları ihlalini belgelediğini açıkladı.