Avrupa İlaç Ajansı: Sınırlama olmadan AstraZeneca’nın kullanılmasını tavsiye ediyor

Bir sağlık çalışanı, Londra'da AstraZeneca aşısı hazırlıyor (Reuters)
Bir sağlık çalışanı, Londra'da AstraZeneca aşısı hazırlıyor (Reuters)
TT

Avrupa İlaç Ajansı: Sınırlama olmadan AstraZeneca’nın kullanılmasını tavsiye ediyor

Bir sağlık çalışanı, Londra'da AstraZeneca aşısı hazırlıyor (Reuters)
Bir sağlık çalışanı, Londra'da AstraZeneca aşısı hazırlıyor (Reuters)

Avrupa İlaç Ajansı (EMA) dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, AstraZeneca şirketi tarafından yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen aşının yaş, ırk veya sağlık geçmişi kısıtlaması olmaksızın kullanılmasına yönelik tavsiyesini yeniledi. EMA yaptığı açıklamada, kan pıhtılaşmasının bu aşının çok nadir görülen olası etkilerinden olduğunu ve “Bu durumun, ilaçlarda yaygın bir durum olduğunu” belirtti.
Kovid-19’a karşı aşı geliştirme araştırmaları yarışının başlamasından bu yana, tüm gözler, köklü Oxford Üniversitesi’nin İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca ile oluşturduğu, bir grup bilim adamı tarafından yönetilen projeye odaklanmıştı. Söz konusu aşının ilk klinik denemelerinin ortaya çıkmasının ardından umutlar arttı ve ülkeler özellikle de salgına karşı bir ilaç bulma ihtimalinin her geçen gün daha fazla engelle karşılaşılması sebebiyle, mümkün olan en yüksek miktarda aşı dozu alabilmek için anlaşma yapmada acele ettiler.
Aşının taşıdığı tüm özellikler, hala düzeltmek için çaba gösterilen dünyanın hareketliliği ve ekonomisinin durmasına neden olan salgının seyrini değiştirmede ana faktör olarak aşıya güvenmemize neden oldu. Bu aşı dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olan Oxford’un laboratuvarından çıkıyor, klinik denemelerde virüs ile şiddetli enfeksiyonlara karşı yüzde 100’e ulaşan etkinliğe ulaşıyor, normal buzdolaplarından korunup depolanabiliyordu. Ayrıca Pfizer aşısı 15 dolar ve Moderna aşısı 21 dolar iken, AstraZeneca aşısının fiyatı 3 doları geçmiyor. Bunların yanı sıra şirket, bu yıl 3 milyar doz aşıyı kar etmeden dağıtma ve aşıların bir miktarını dünyanın en fakir ülkelerine tahsis etme sözü de vermişti.
Ancak, aşılama kampanyalarının başlamasından haftalar sonra, aşıların uygulanmasının ardından nadir görülen yan etkilerden olan kan pıhtılaşması ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve EMA, aşı ile kan pıhtıları arasında nedensel bir ilişki olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmadığını ve aşının faydalarının olası yan etkilerine ağır bastığını defalarca belirtmelerine rağmen bazı ülkeler aşının dağıtımını askıya alma veya aşının belli yaş gruplarına uygulanmaması kararı aldı.
Aşı olmalarının ardından kan pıhtılaşması görülen yeni vakaların ortaya çıkması sebebiyle EMA Aşı Stratejileri Sorumlusu Marco Cavalieri’nin salı günü yaptığı açıklamalarda EMA, aşı ile kan pıhtıları arasında bir bağlantının bulunduğunu belirtti. Kurum, giderek daha fazla Avrupalının aşı olmayı reddettiği aşının kullanımıyla ilgili bir genelge yayınlamak amacıyla dün (Çarşamba) olağanüstü bir toplantı düzenlemek zorunda kaldı.
Cavalieri geçen ayın sonlarında, EMA’nın Avrupa’da 9 milyon dozdan fazla aşının uygulanmasının ardından ortaya çıkan bu pıhtıların görüldüğü 44 vakanın incelediğini duyurmuş, bu vakaların çok düşük bir yüzdeye tekabül ettiğini ve sebebinin düşük trombosit olduğunu belirtmişti.
Ancak EMA’nın viroloji uzmanları, aşı uzmanları ve hematoloji uzmanlarından bir ekibin katılımıyla düzenlediği ve sonuçları Avrupa ülkeleri tarafından büyük bir ilgi ile takip edilen toplantı, aşının olası yan etkilerine yönelik korkuları ve şüpheleri ortadan kaldıracak hiçbir yeni bilgi içermiyordu.
EMA Direktörü Emer Cooke tarafından düzenlenen basın konferansında, AstraZeneca aşısının Kovid-19’u önlemeye yönelik faydalarının, tüm olası yan etkilere ağır bastığını ve vakaların yüksek bir oranı için hastaneye yatmayı önleme konusunda çok etkili bir aşı olduğunu söyledi. Cooke, şu ana kadar sağlanan verilere ve kanıtlara dayanarak, Avrupa’nın birçok ülkesinde tespit edilen kan pıhtısı vakalarının, yaş, cinsiyet veya sağlık geçmişi ile ilişkili olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadığını belirtti. Yetkili, kan pıhtılarının oluşmasının nedeninin bağışıklık sistemi olabileceğini ancak bunun henüz doğrulanmadığını ve kan pıhtılaşmasının aşının çok nadir görülen yan etkileri listesine eklenmesi gerektiğini belirtti.
Cooke, tarihte daha önce görülmemiş yoğun aşılama kampanyalarının, ilaç kullanımını düzenleyen tüm sağlık sistemleri ve kurumları için bir zorluk teşkil ettiğini vurguladı. Avrupa risk izleme ve değerlendirme sisteminin faydalı olduğunu belirten Cooke, ülkelere, aşının kullanımına ilişkin karar alırken, genel epidemiyolojik durumu, hastanelerin kapasitelerini ve mevcut aşı miktarlarını hesaba katmaları çağrısında bulundu.
Birkaç Avrupa ülkesi aşının kullanımına yönelik kısıtlamalar getirdi. Almanya aşının sadece 60 yaş üstü kişilerde uygulanmasına yönelik karar alırken, Fransa 55 yaş üstü kişilerde kullanımına izin verdi. Kan pıhtılarının çoğunun 55 yaş altı kadınlarda görülmesi ile ilgili olarak EMA bu durumun kısmen, aşılama kampanyalarının kadınların yüksek oranda bulunduğu sağlık sektörü ve eğitim kurumları arasında başlamış olmasına bağlı olabileceğini belirtti.
WHO’dan bir uzmanın dün (Çarşamba) Cenevre’de yaptığı açıklamada, mevcut verilerin bir milyon doz AstraZeneca aşısının uygulanmasının 120 bin enfeksiyonu engellediğini, 4 bin 100 vakanın tedavi için hastaneye yatırılmasını önlediğini, 80 hastayı ölümden kurtardığını ve aşının sebep olabileceği kan pıhtılaşması görülen bir veya iki vaka olabileceğini gösterdiğini açıkladı.
İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) ise geçen ayın sonlarına kadar 18 milyon doz AstraZeneca aşısının uygulanmasının ardından beyin damarlarında kan pıhtılaşması görülen 22 vaka ile 8 diğer vakayı inceliyor. MHRA bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, Kovid-19 aşılarının faydalarının hala tüm risklerine ağır bastığını ve herkesin aşı olma çağrısına uymaya davet edildiğini belirtti.
WHO Avrupa Bölge Ofisi, Avrupa şehirlerindeki hastanelerin aşı ile bağlantılı olmadan, günlük olarak bir milyon kişide yaklaşık 40 kan pıhtısı görülen vakanın gözlemlendiğini tahmin ediyor. Alman hematoloji uzmanı Andreas Greinacher tarafından yürütülen ilk araştırmalar, aşının uygulanmasından kaynaklanan pıhtıların sebebinin, ironik bir şekilde kan pıhtılaşmasına karşı “Heparin” ilacının kullanımının ardından nadir bir şekilde kan pıhtıları görülen vakaların oluşması gibi, bağışıklık sisteminin bir tepkisi olabileceği ihtimalinin ağır bastığını belirtti.
AstraZeneca’nın baş sağlık görevlisi Ann Taylor birkaç hafta önce yaptığı açıklamada, aşı ile kan pıhtıları arasında bir bağlantı olduğuna dair hiçbir bilimsel kanıtın bulunmadığı ve şirketin aşı olan on milyonlarca insan üzerinde analiz yaptığı ve aşı olan kişiler arasında kan pıhtılaşması vakalarının aşı olmayan kişilerde görülen oranları aşmadığını belirtti. EMA’nın gelecek haftadan itibaren Rus Sputnik aşısına yönelik yürütülen klinik denemelerin, bilimsel ve etik gereklilikleri yerine getirip getirmediğini belirlemek için araştırmaya başlamasına karar verildi. EMA’nın bu kararı Macaristan’ın uygulamaya başlamış olduğu aşının kullanımına izin verilmesi için birçok hükümetin maruz kaldığı baskının giderek artmasının ardından geldi. Bazı Avrupa ülkeleri AstraZeneca aşısının belirlenen zamanlarda teslim edilmesindeki gecikmeyi telafi etmesi için Sputnik aşısının ithal edilmesini talep ediyorlar.
EMA’dan bir kaynak, Sputnik aşısı üzerinde yürütülen klinik denemelerin gerekli bilimsel prosedürleri karşılamadığına yönelik şüpheler bulunduğunu açıklamış, bunun yanı sıra Rus yetkililerin şu ana kadar aşının kullanılması için tam olarak resmi onay talebinde bulunmadıklarını belirtmişti.
Sputnik aşısını geliştiren laboratuvarın yaptığı açıklamada, klinik denemelere katılan gönüllülerin silahlı kuvvetler ve devlet memurlarından oluştuğunu ayrıca 59 ülkenin ilaç düzenleme kurumlarının aşı verilerini dikkatlice incelemelerinin ardından aşının kullanımını onayladığını belirtti. Kaynak, Sputnik’in aşıların klinik denemelerine yönelik tüm şartları yerine getirdiğine yönelik memnuniyetini dile getirdi. Almanya’nın Bavyera eyaletin yerel yetkilileri, EMA’nın aşının kullanımını onaylaması halinde 2,5 milyon doz Sputnik aşısı alacaklarını duyurdu.



Londra polisi eski bakan Peter Mandelson’ı Epstein soruşturması kapsamında gözaltına aldı

Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
TT

Londra polisi eski bakan Peter Mandelson’ı Epstein soruşturması kapsamında gözaltına aldı

Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)
Eski Birleşik Krallık Ekonomi Bakanı Peter Mandelson (AFP)

İngiliz polisi, İngiltere'nin eski Ekonomi Bakanı ve Washington  Büyükelçisi  Peter Mandelson'ı, cinsel suçlu Jeffrey Epstein'la bağlantılı olarak yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına aldı.

Mandelson'ın, bakanlık döneminde Epstein'a bilgi aktardığı iddiasıyla soruşturulduğu, incelemeler çerçevesinde Wiltshire ve Camden'daki iki mülkünde arama yapıldığı bildirildi.

Polis sözcüsü, "Görevi kötüye kullanma şüphesiyle 72 yaşındaki bir erkek gözaltına alınmıştır. Şüpheli, 23 Şubat Pazartesi günü Camden'daki bir adreste yakalanmış, Londra'daki bir polis merkezine götürülerek ifadesi alınmaktadır. Soruşturma kapsamında Wiltshire ve Camden'daki iki adreste arama kararı uygulanmıştır" açıklamasını yaptı.

Yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve ayrıntıların kamuoyuyla daha sonra paylaşılacağını belirtti.

Mandelson'ın büyükelçi olarak atanması ve Epstein'la ilişkilerine dair iddialar, İngiltere Başbakanı Keir Starmer üzerindeki siyasi baskıyı da artırmıştı.

BBC ve Sky News, 72 yaşındaki Mandelson’ın Londra’nın merkezindeki evinden sivil kıyafetli bir erkek ve bir kadın eşliğinde çıkarılarak sivil bir araca bindirildiğini gösteren görüntüler yayımladı.

Bir dönem İşçi Partisi’nin önde gelen isimlerinden olan Mandelson’ın gözaltına alınması, Perşembe günü eski Prens Prens Andrew’ın Epstein davası kapsamında şüpheli sıfatıyla gözaltına alınmasından dört gün sonra gerçekleşti.

Eskiden York Dükü unvanını taşıyan Andrew’un, 2001–2011 yılları arasında Birleşik Krallık’ın uluslararası ticaret özel temsilcisi olarak görev yaptığı dönemde Epstein’a gizli nitelik taşıyabilecek bilgiler sızdırdığı şüphesi bulunuyor. Andrew, Perşembe akşamı birkaç saatlik gözaltının ardından “soruşturma kapsamında” serbest bırakıldı.

Londra polisi, 3 Şubat’ta Mandelson hakkında soruşturma başlatıldığını duyurmuştu. ABD Adalet Bakanlığı’nın Ocak ayı sonunda yayımladığı Epstein dosyalarındaki belgelerde, Mandelson’ın özellikle 2008–2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, piyasaları etkileyebilecek borsa bilgilerini Epstein’a sızdırmış olabileceğine işaret edildiği belirtilmişti.

Polis, üç gün sonra Mandelson’a ait iki konutta arama yapıldığını açıkladı. Bunlardan biri Londra’nın Camden semtinde, diğeri ise İngiltere’nin güneybatısındaki Wiltshire’da bulunuyor.

Bu gelişmeler, İşçi Partili Başbakan Keir Starmer hükümetini zayıflattı. Hükümet, 2024 yılı sonunda Mandelson’ı Washington’a büyükelçi olarak atamakla eleştiriliyor. Eleştiriler, eski bakan ve Avrupa Komiseri olan Mandelson’ın, cinsel suçlardan mahkûmiyetine rağmen Epstein ile yakın ilişkisini sürdürdüğünün bilindiği iddialarına dayanıyor.

Starmer, Mandelson’ı Aralık 2024’te, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşü öncesinde bu hassas göreve atamıştı. Ancak Epstein ile ilişkisine dair ayrıntıların yer aldığı belgelerin yayımlanmasının ardından Eylül 2025’te görevden aldı.

Starmer, Jeffrey Epstein’ın mağdurlarından özür dilerken, özel kalem müdürü ve basın sorumlusu istifa etti.

Hükümet, Mandelson’ın atanması ve görevden alınmasına ilişkin tüm belgelerin yayımlanacağını taahhüt etti. Bir hükümet yetkilisinin Pazartesi günü verdiği bilgiye göre, ilk belge paketi Mart ayı başında kamuoyuna açıklanacak.


Le Figaro: Ruhani’nin, Hamaney’i yönetiminden uzaklaştırmak başlattığı darbe girişimi engellendi

İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
TT

Le Figaro: Ruhani’nin, Hamaney’i yönetiminden uzaklaştırmak başlattığı darbe girişimi engellendi

İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)
İran lideri Ali Hamaney, üst düzey yetkililerle yaptığı bir toplantıda konuşma yaparken; sağında, cumhurbaşkanı olduğu dönemde Hasan Ruhani, yanında ise Nisan 2018’de Meclis Başkanlığı görevini yürüttüğü sırada Ali Laricani görülüyor (Arşiv – Hamaney Ofisi)

Fransız Le Figaro gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran’ın eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesi başlatılan baskı kampanyası öncesinde, ülke lideri Ali Hamaney’i yönetimden uzaklaştırmak amacıyla rejim içinde bir girişime öncülük ettiğini yazdı.

86 yaşındaki Hamaney’in kamuoyu karşısına çıkışları, İsrailli yetkililerin kendisini hedef alabilecekleri yönündeki tehditlerinin ardından ve İran medyasında 1989’da görevi devraldığı ilk lider Ruhullah Humeyni’nin halefi olarak yerine geçecek isimle ilgili spekülasyonların artmasıyla, İsrail’le 12 gün süren savaş sonrasında en düşük seviyeye geriledi.

Le Figaro’ya konuşan kaynaklara göre Ruhani, eski hükümetinden isimlerin katıldığı bir toplantı düzenledi. Toplantıya eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Kum’dan din adamları ve Devrim Muhafızları’ndan bazı isimler katıldı. Amaç, güvenlik ve siyasi dosyaların yönetimini liderin elinden almaktı.

Ancak Laricani'nin girişime destek vermemesi üzerine girişim başarısızlıkla sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ise planın ifşa olmasını engellemek için girişimden haberdar edilmediği öne sürüldü. Planın ortaya çıkmasıyla birlikte Ruhani ve Zarif'in birkaç gün ev hapsinde tutulduğu, onlara yakın bazı reformist figürlerinse gözaltına alındığı iddia edildi.

fgtrhyju
Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim News Agency’nin geçen Aralık ayında yayımlanan haftalık bülten kapağı; kapakta, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani İsrail’e hizmet etmekle suçlanıyor.

Haberde, The New York Times gazetesinin daha önce, Hamaney’in, protestolar ve ABD ile muhtemel bir çatışma ihtimalinin yükseldiği ortamda lider kadroya yönelik suikast senaryoları da dahil olmak üzere yönetiminde kaos yaşanmaması için en güvendiği isimlerden Laricani’yi görevlendirdiğini yazdığı hatırlatıldı.

Gazete, isimleri açıklanmayan 6 üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı mensubu ve eski diplomatlara dayandırdığı haberinde, Laricani’nin Ocak başından bu yana hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını fiilen yönettiğini aktardı.

Haziran ayında İsrail’le 12 gün süren savaş sırasında Hamaney’in halefliği için 3 potansiyel aday belirlediği, ancak isimlerin açıklanmadığı kaydedildi. The New York Times, Laricani’nin dini yeterlilik şartlarını taşımadığı için bu isimler arasında yer almasının muhtemel olmadığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios’tan aktardığı habere göre Cumartesi günü, İran liderliği ile birlikte Hamaney ve oğlu Mücteba’nın hedef alınmasının, ABD Başkanı Donald Trump’a sunulan geniş askeri seçenek paketinde yer alan senaryolar arasında bulunuyor. Siteye konuşan bir kaynak, lider ve oğlunun hedef alınmasına yönelik planın haftalar önce iç tartışmalarda gündeme geldiğini söyledi.

Baskı kampanyası sırasında Ruhani ve Zarif’e ev hapsi uygulandığı yönünde haberler yayılmış, ancak Zarif’in ofisi ile Ruhani’ye yakın isimler bunu yalanlamıştı.

Ruhani ve Zarif’in adları, Hamaney sonrası döneme ilişkin tartışmalarda ilk kez gündeme gelmedi. İsrail’in lideri hedef alma tehditlerinin ardından da benzer spekülasyonlar ortaya atılmıştı.

Resmi haber ajansı IRNA, 20 Ocak’ta Zarif’in ofisinden yapılan açıklamayı yayımlayarak iddiaları yalanladı. Açıklamada, söz konusu bilgilerin “asılsız” olduğu belirtilerek, “Bu aşağılık yalan, İran’ı parçalamayı amaçlayan Netanyahu ve çetesinin ürettiği sahte bir anlatıya zemin hazırlamıştır” denildi. Ayrıca “kötü niyetlerin, aşırı Amerikan medya organlarında yayımlanan son makalelerde ortaya çıktığı” ifade edildi.

6jku78
Ruhani’nin internet sitesinde yayımlanan fotoğrafta, eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ortada yer alırken; yanında eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, eski Meclis Başkanı Ali Ekber Natık Nuri ve torun olarak bilinen din adamı Hasan Humeyni görülüyor. Fotoğraf, müttefiki eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin 11 Ocak 2024’te düzenlenen yedinci ölüm yılı anma töreninde çekildi.

Açıklamada, iddianın “aşağılık hizipsel çıkarlar için uydurulduğu” ve “bazı iç grupların dış ajanlarla iş birliği” yaptığı öne sürülerek, İsrail medyasının bunu “bu acılı günlerde” yaymasının resmi yalanlamayı gerekli kıldığı belirtildi.

Hamaney ise 9 Şubat’ta yaptığı konuşmada, son protestoların ABD ve İsrail tarafından kurgulanan bir darbe girişimi olduğunu savundu. Bu konuşma, Ocak protestolarına ilişkin tutumları nedeniyle reformist isimlere yönelik gözaltı dalgasıyla eş zamanlı gerçekleşti.

8 Şubat’ta başlayan gözaltılar kapsamında reformist lider Mehdi Kerrubi’nin oğlu Hüseyin Kerrubi’nin yanı sıra Reform Cephesi Başkanı Azer Mansuri, eski “İran Millet Birliği” Genel Sekreteri Ali Şekuri Rad ve eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde dışişleri bakan yardımcılığı yapan Muhsin Eminzade gözaltına alındı.

Ayrıca Reform Cephesi Merkez Komitesi üyeleri Muhsin Armin, Bedr es-Sadat Mofidi ve Ferac Kemicani’ye yargı bildirimleri gönderildi. Bir gün önce ise 2009 seçimlerinde Mir Hüseyin Musevi’nin seçim kampanyası başkanlığını yürüten ve danışmanı olan Kurban Behzadiyan Nejad’ın tutuklandığı duyuruldu.

Reform Cephesi Sözcüsü Cevad İmam ile eski milletvekili İbrahim Asgarzade ise kefaletle serbest bırakıldı.

Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars News Agency, “güvenlik ve yargı kurumlarının” söz konusu isimleri gözaltına aldığını, yöneltilen suçlamalar arasında “ulusal birliğe zarar verme, anayasaya karşı tutum alma, düşman propagandasıyla eşgüdüm, teslimiyetçi yaklaşımı teşvik etme ve gizli yıkıcı mekanizmalar oluşturma” bulunduğunu bildirdi.

Yargı erkinin haber ajansı Mizan News Agency ise isim vermeden “bir dizi siyasi şahsiyetin” gözaltına alındığını ve haklarında suçlama yöneltildiğini duyurdu. Açıklamada, gözaltıların “Siyonist oluşum ve ABD’yi destekleyen bazı önemli siyasi unsurların faaliyetlerine ilişkin soruşturmaların tamamlanmasının ardından” gerçekleştiği belirtildi.

Gözaltı dalgası genişlemeden önce Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reform ve ulusal hakikat komisyonu kurulması çağrısı yapan iç siyasi şahsiyetleri sert ifadelerle eleştirdi.

Ejei, “Cumhuriyet aleyhine içeriden bildiri yayımlayanlar, Siyonist rejim ve ABD’nin sesini tekrarlamaktadır” dedi ve “Veliyyü’l-Fakih’in yanında yer almamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanların akıbetine yol açacağını” söyledi.

Muhalif Iran International kanalı ise 20 Ocak’ta Reform Cephesi Merkez Komitesi’nin, Hamaney’in görevden çekilmesini ve ülkeyi yönetecek bir “geçiş konseyi” kurulmasını talep eden taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı yaptığını ileri sürdü.

Habere göre güvenlik birimleri müdahale ederek cephe liderlerini tehdit etti; bunun üzerine bildiri yayımlanmadı ve “toplu istifalar” ile “geniş çaplı gösteri çağrıları” gibi önerilerden geri adım atıldı.

Musevi’nin ofisine bağlı “Kelime” sitesi ise yeni gözaltı dalgasının, Musevi’nin önerdiği “İran’ı Kurtarma Cephesi” fikrini destekleyen isimleri hedef aldığını bildirdi. Musevi’nin danışmanı Emir Ercümend, rejimin “muhalefetin ağırlık merkezinin ülke içine kaymasını ve ulusal bir muhalefetin oluşmasını varoluşsal tehdit olarak gördüğünü”, son gözaltıların da bu çerçevede tasarlandığını söyledi.


Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
TT

Macaristan, Moskova'ya karşı Avrupa yaptırımlarının geçmesini Kiev'in bir petrol boru hattını yeniden açmasına bağlıyor

Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)
Macaristan Başbakanı Viktor Orban (Reuters)

Macaristan ve Slovakya başbakanları, Kiev'in ülkeye Moskova'dan petrol sağlayan önemli bir petrol boru hattını yeniden açmadığı sürece, Avrupa Birliği'nin Rusya'ya uygulamayı planladığı 20 günlük yaptırım paketinin Macaristan tarafından onaylanmasını engelleyeceğini açıkladı.

Başbakan Viktor Orbán, X platformunda şöyle yazdı: “Yaptırımlara destek yok. 20. paket reddedilecek.”

Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ise şöyle yazdı: “Ukrayna, Druzhba boru hattı üzerinden Macaristan ve Slovakya'ya petrol sevkiyatını yeniden başlatana kadar, Kiev için önemli kararların alınmasına izin vermeyeceğiz.”

Ukrayna, kendi topraklarından geçen ve Rus petrolünü Slovakya ve Macaristan'a taşıyan boru hattının 27 Ocak'ta Moskova'nın düzenlediği saldırılarla hasar gördüğünü belirtiyor.

Şubat ayı başında, Avrupa Birliği Rusya'nın bankacılık ve enerji sektörlerini hedef alan yeni yaptırımlar önerdi. Bu önerilen paket, Moskova'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgalinden bu yana 20. Yaptırım paketidir.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yaptırımların yürürlüğe girmesi için 27 AB üye ülkesinin tamamının onayı gerekiyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca, Rusya'ya yeniden ihracat riski yüksek olan ülkelere tüm kablosuz cihaz ve ekipmanların ihracatını yasaklamak için ilk kez zorlama önleme aracını devreye sokmayı planlıyor.

Slovakya Başbakanı Robert Fico dün akşam, Kiev boru hattını yeniden açmazsa Ukrayna'ya acil elektrik tedarikini kesme tehdidini yerine getireceğini söyledi.

Facebook'ta yaptığı bir paylaşımda, “Pazartesi günü (bugün) Ukrayna'ya acil elektrik tedarikinin kesilmesini talep edeceğim” diye yazdı.

“Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya dışında başka bir yerden petrol almamızı isterse, bu bize çok pahalıya mal olsa bile, buna cevap verme hakkımız var” dedi.