Kuveyt'te bugünden itibaren sokağa çıkma yasağı yürürlüğe girecek

Kuveyt’te bir caddede yürüyen vatandaşlar (AFP)
Kuveyt’te bir caddede yürüyen vatandaşlar (AFP)
TT

Kuveyt'te bugünden itibaren sokağa çıkma yasağı yürürlüğe girecek

Kuveyt’te bir caddede yürüyen vatandaşlar (AFP)
Kuveyt’te bir caddede yürüyen vatandaşlar (AFP)

Kuveyt'te Kovid-19 vakalarında önemli bir artış yaşanırken ülkede bugünden (Perşembe) itibaren, 22 Nisan’a kadar sürecek kısmi sokağa çıkma yasağı başladı. 
Kuveyt’te bugünden itibaren 22 Nisan'a kadar akşam 19:00’dan sabah 05:00’e kadar kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Ayrıca vatandaşların spor amaçlı yürüyüş yapabilecekleri saatlerin ve marketler, AVM’ler ve restoranların paket servis saatlerinin aynı kalacağı bildirildi.
Bakanlar Kurulu, kararın salgının yayılma durumuna göre tekrar değerlendirileceğini belirtti. Bir dizi Körfez ülkesi, Kovid-19 vakalarının artması nedeniyle ihtiyati tedbirlerini sıkılaştırırken, Kuveyt 1 Nisan'da sokağa çıkma yasağının bir ay daha uzatıldığını duyurmuştu.
Kuveyt Sağlık Bakanlığı Kovid-19 Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Halid el-Carallah, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Kuveyt'te uygulanan kısmi yasağın Ramazan ayında da devam etmesini gösteren nedenlerin varlığına dikkati çekti. 
Kuveyt hükümet sözcüsü Tarık el-Muzrim, ülke genelinde 8-22 Nisan tarihleri arasında akşam 19:00’dan sabah 05:00’e kadar kısmi sokağa çıkma yasağının uygulanmaya devam edeceğini açıkladı. 
Muzrim açıklamasında, Ramazan ayı boyunca Kuveyt genelinde lokanta, kafe ve AVM gibi işletmelerin hizmetlerinin akşam 19:00’dan sabah 03:00’e kadar paket servisle sınırlandırılacağını duyurdu. Ayrıca, vatandaşların Kovid-19'a karşı alınan ihtiyati tedbirlere riayet etmek, araç kullanmamak ve ikamet bölgeleriyle sınırlı kalmak kaydıyla akşam 19:00-22:00 saatleri arası spor amaçlı yürüyüş yapabileceklerini belirtti.



Suudi Arabistan Kuruluş Günü’nde istikrar ve birliğini kutladı

Kültür Bakanlığı’nın Riyad’ın Daru’l Beyda bölgesinde Kuruluş Günü münasebetiyle düzenlediği etkinliklerden bir kesit (Fotoğraf: Saad ed-Dusari)
Kültür Bakanlığı’nın Riyad’ın Daru’l Beyda bölgesinde Kuruluş Günü münasebetiyle düzenlediği etkinliklerden bir kesit (Fotoğraf: Saad ed-Dusari)
TT

Suudi Arabistan Kuruluş Günü’nde istikrar ve birliğini kutladı

Kültür Bakanlığı’nın Riyad’ın Daru’l Beyda bölgesinde Kuruluş Günü münasebetiyle düzenlediği etkinliklerden bir kesit (Fotoğraf: Saad ed-Dusari)
Kültür Bakanlığı’nın Riyad’ın Daru’l Beyda bölgesinde Kuruluş Günü münasebetiyle düzenlediği etkinliklerden bir kesit (Fotoğraf: Saad ed-Dusari)

Suudiler, 1727 yılında İmam Muhammed bin Suud tarafından devletin Kuruluş Günü’nü dün çeşitli etkinliklerle kutladı.

Suudi Arabistan, her yıl 22 Şubat’ta devleti istikrara kavuşturma sürecini ve liderliğin halkla bütünleşmesini kutluyor.


Kuveyt, UAD'deki duruşmalarda İsrail'i anmamak için "işgalci güç" tabirini kullandı

(AA)
(AA)
TT

Kuveyt, UAD'deki duruşmalarda İsrail'i anmamak için "işgalci güç" tabirini kullandı

(AA)
(AA)

Hollanda'nın idari başkenti Lahey'deki Barış Sarayı'nda faaliyetlerini yürüten UAD'de İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının ele alındığı duruşmalar sürüyor.

Duruşmalarda Kuveyt adına söz alan Lahey Büyükelçisi Ali Ahmet İbrahim Al-Dafiri, konuşması boyunca İsrail'den "işgalci güç" olarak bahsedeceğini belirtti.

İsrail'in Gazze'deki ihlallerinin 57 yıllık işgalin sonucu olduğunu belirten Al-Dafiri, Gazze'deki durum hakkında, “Bir tarafta tüm askeri araçlarla donatılmış işgalci güç ve diğer tarafta savunma kabiliyeti olmayan işgal altındaki ulusun yer aldığı yasa dışı bir işgal çatışması" değerlendirmesinde bulundu.

Al-Dafiri, Kuveyt Emiri'nin Filistin’deki duruma ilişkin “Neden kurban? Kurban neden katil olarak gösterilmeye devam ediyor? Neden tüm bu evlatlar kaybedildi?” şeklindeki ifadelerini okurken gözyaşlarına hakim olamadı.

Kuveyt'in BM Daimi Temsilcisi Tarık Al-Banai de sunumunda, “İşgalci güç, evlerini yıkarak ve topraklarına el koyarak Filistinlilere karşı yerinden etme kampanyası yürütmektedir. Zorla yerinden etme uluslararası hukuku ihlal etmektedir. İşgalci güç, işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyetlerinin savaş zamanında sivillerin korunmasına ilişkin 1949 tarihli 4. Cenevre Sözleşmesi'ne uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.” dedi.

Filistin topraklarındaki yasa dışı Yahudi yerleşimler için Filistinlilerin yaşamlarını ve geçim kaynaklarını ciddi şekilde sınırlayan, sadece Yahudilere ait yolların bulunduğunu hatırlatan Al-Banai, bunların temel insan hakları ihlalleri olduğunu vurguladı.

Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı Tahani Al-Naser de Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkının engellenmesinin, diğer ihlallerin İsrail'in işgalini yasa dışı hale getirdiğini dile getirerek, “Dahası, işgalci gücün işgal altındaki Filistin topraklarındaki tutumu uluslararası insancıl hukuk kurallarını ihlal etmektedir.” dedi.

Al-Naser, işgalci gücün çeşitli tedbirler almakla yükümlü olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

İlk olarak, uluslararası teamül hukuku ilkelerine uygun olarak Filistinlilere yardım sağlamalıdır. Bir devletin uluslararası haksız fiillerden dolayı sorumluluğu söz konusu olduğunda, bu, yasa dışı işgalin derhal sona erdirilmesi yoluyla gerçekleştirilmelidir. İkinci olarak, işgalci güç uluslararası hukuk ihlallerinin tekrarlanmayacağına dair güvence ve teminat vermelidir. İşgalci güç, gelecekte aynı ihlalleri tekrarlamayacağını taahhüt etmelidir. Son olarak, işgalci güç, işgalinin ve ayrımcı politika ve uygulamalarının neden olduğu zararları tam olarak tazmin etme yükümlülüğü altındadır. Diğer ülkelerde bu ihlallerin ve işgalin tanınmaması ve desteklenmemesi yükümlülüğü altındadır.


Suudi Arabistan Kralı 22 Şubat ‘Kuruluş Günü’nü kutladı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kralı 22 Şubat ‘Kuruluş Günü’nü kutladı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, ülkenin 300 yılı aşkın istikrarını ve liderliğin halkla bütünleşmesi sürecini sağlayan 22 Şubat ‘Kuruluş Günü’nü kutladı.

Kral Selman sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu mübarek vatanın ve halkın birliğini, 300 yılı aşkın istikrar yolunu bizlere bahşeden Cenab-ı Allah’a hamdolsun. Onunla birlikte bu kutlu ülkenin kuruluş gününü, önderliğinin halkıyla bütünleşmesini kutluyoruz” ifadelerini kullandı.


Kuveyt'in Ankara Büyükelçisi Al-Enzi, ülkesi için Türkiye'nin yerinin apayrı olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Büyükelçisi Wael Yousef Alenzi'yi kabul etti, 14 Eylül 2022 (AA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Büyükelçisi Wael Yousef Alenzi'yi kabul etti, 14 Eylül 2022 (AA)
TT

Kuveyt'in Ankara Büyükelçisi Al-Enzi, ülkesi için Türkiye'nin yerinin apayrı olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Büyükelçisi Wael Yousef Alenzi'yi kabul etti, 14 Eylül 2022 (AA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuveyt Büyükelçisi Wael Yousef Alenzi'yi kabul etti, 14 Eylül 2022 (AA)

Kuveyt'in Ankara Büyükelçiliğince, Ankara'da Kuveyt Milli Günü'nün 63. yıl dönümü ve Kurtuluş Günü'nün 33. yıl dönümü vesilesiyle resepsiyon düzenlendi. Etkinliğe Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız, birçok üst düzey yetkili ve misafir katıldı.

Etkinlikte konuşan Kuveyt'in Ankara Büyükelçisi Al-Enzi, Kovid-19 salgını ve 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle 3 yıl boyunca bir araya gelemediklerini belirtti, hayatını kaybedenler için başsağlığı dileğinde bulundu.

Al-Enzi, Kuveyt Milli ve Kurtuluş günlerinin yıl dönümünün yanı sıra 2024'ün Kuveyt ile Türkiye arasında diplomatik ilişki kurulmasının 60. yıl dönümüne tekabül ettiğini dile getirdi.

Kuveyt hükümetini ve halkını tebrik eden Al-Enzi, Türkiye dahil dünyadaki diğer müttefikleri Kuveyt'e bağlayan küresel dostluk ve güvenlik ilkeleri üzerine kurulu güçlü ve istikrarlı ilişkilere de dikkati çekti.

Al-Enzi, Kuveyt ile Türkiye arasındaki ilişkilerin 1960'lı yıllarda başladığını anımsatarak "Karşılıklı saygıya ve ortak çıkarlara dayalı sağlam temeller üzerine inşa edilen bu ortaklık, gelişerek ve neredeyse tüm konularda anlaşmaya varma seviyesine ilerlemiştir. Zira Türkiye, kritik zamanlarda gerçek bir ortak olarak ortaya çıkmıştır. Örneğin, Irak rejiminin Kuveyt'i işgal etmesi sırasında Türkiye, Kuveyt'e destek olmak için belirgin adımlar atmıştır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bu tutumu ve duruşunun zorluklar karşısında gösterilen dayanışma ve işbirliğinin derinliğini yansıttığını aktaran Al-Enzi, iki ülke arasında şimdiye kadar 62 anlaşma ve mutabakat zaptının imzalandığını hatırlattı.

Türkiye ve Kuveyt uyumun teşvik edilmesi ve çatışmaların barışçıl şekilde çözülmesinde kararlı

Al-Enzi, Kuveyt ile Türkiye'nin dış politika alanında ortak ve sağlam bir zemin üzerinde durduğunu vurgulayarak, "Uyumun teşvik edilmesi ve çatışmaları barışçıl bir şekilde çözme hususlarındaki kararlılığımız, Kuveyt'in Yemen barış görüşmelerine ev sahipliği yapması ve Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasında barışa yönelik çabalarıyla açıkça görülmektedir. Ayrıca, Suriye için uluslararası donörleri bir araya getiren 3 toplantının Kuveyt'in ev sahipliğinde gerçekleşmesi için gösterilen ortak çabalar da bu kararlılığın ayrı bir göstergesidir." diye konuştu.

İki ülkenin de insan haklarını koruyan ve saygı duyan yasaların uygulanmasında ve uluslararası düzeyde hukukun üstünlüğünü güçlendirmede bir rol model teşkil ettiğini vurgulayan Al-Enzi, radikalizme ve terörizme karşı mücadelede ortak adımlar atıldığını da kaydetti.

Al-Enzi, Kuveyt ve Türkiye'nin ekonomi, askeri, güvenlik, kültür, ticaret, sağlık ve yatırım alanlarında yakın işbirliği yürüttüğüne işaret ederek, sağlık turizmini artırmak amacıyla Türkiye'de bir Sağlık Ataşeliği açmayı planladıklarını duyurdu.

Kuveytli öğrencilerin Türkiye'deki üniversitelerde eğitim görebileceğini söyleyen Al-Enzi, Türkiye'nin, Kuveyt vatandaşlarının ilk tercih ettiği turizm rotası olduğunun da altını çizdi.

Al-Enzi, ikili ilişkileri geliştirmek için üst düzey ziyaretlerin artırılmasını, yatırımların teşvik edilmesini ve ticaret hacminin genişletilmesini amaçladıklarını kaydederek, "Bizler sürekli olarak Türkiye ve tüm kardeş ve dost ülkelerle ilişkilerimizi geliştirme ve güçlendirmeyi arzuluyoruz. Bu ilişkilerin her daim uluslararası işbirliği ve ortaklık için rol model olacağına ve samimi kardeşlik için bir sembol niteliği taşıyacağına inancımız tamdır." dedi.

Kuveyt'in güvenliği ve istikrarı için dua eden Al-Enzi, Filistin ve Gazze'nin korunması, Filistinlilerin 1967 sınırları dahilinde başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinde güven ve istikrar içinde olmaları için de dua etti.

"Kuveyt için Türkiye'nin yeri apayrı"

Türkiye ile Kuveyt arasındaki ilişkilere dair değerlendirmede bulunan Al-Enzi, ilişkilerin 60. yılının kutlandığını ve ilerleyen günlerde daha da gelişmesini umduğunu söyledi.

Al-Enzi, Türkiye ile Kuveyt arasındaki ilişkilerin uluslararası alanda örnek bir ilişki olduğuna işaret ederek, "Kuveyt için Türkiye'nin yeri apayrıdır. Kuveyt'in de Türkiye'de yeri ayrı. Her yıl yaklaşık 500 bin Kuveyt vatandaşı Türkiye'yi ziyaret ediyor. Türkiye, Kuveyt halkının birinci destinasyonu oldu. Türkiye ile çok ayrıcalıklı ilişkilere sahibiz." dedi.

Yakında İstanbul'da Kuveyt Sağlık Ofisi açma hazırlığında olduklarını hatırlatan Al-Enzi, bunun, Türkiye'deki hastanelerde tedavi için gelecek vatandaşlarla ilgileneceğini söyledi.

Al-Enzi, Türkiye'nin askeri ve savunma sanayisi alanında çok ayrıcalıklı konumda olduğunu vurgulayarak Kuveyt'in, Türkiye ile bu alanda da işbirliği içinde olacağını dile getirdi.


Diriye: Genel bakışlar ve anılar…

Seyyahların, tarihçilerin ve şarkiyatçıların İlk Suudi devletinin başkentine dair tanıklıkları, ülkenin dünden bugüne içinden geçtiği aşamaları gözler önüne seriyor. (Görsel: Nesma Moharam)
Seyyahların, tarihçilerin ve şarkiyatçıların İlk Suudi devletinin başkentine dair tanıklıkları, ülkenin dünden bugüne içinden geçtiği aşamaları gözler önüne seriyor. (Görsel: Nesma Moharam)
TT

Diriye: Genel bakışlar ve anılar…

Seyyahların, tarihçilerin ve şarkiyatçıların İlk Suudi devletinin başkentine dair tanıklıkları, ülkenin dünden bugüne içinden geçtiği aşamaları gözler önüne seriyor. (Görsel: Nesma Moharam)
Seyyahların, tarihçilerin ve şarkiyatçıların İlk Suudi devletinin başkentine dair tanıklıkları, ülkenin dünden bugüne içinden geçtiği aşamaları gözler önüne seriyor. (Görsel: Nesma Moharam)

Abdullah Reşid

Lübnanlı tarihçi ve edebiyatçı Emin er-Reyhani, ‘Mülûku’l-Arab’ adlı kitabında Arap topraklarına yaptığı yolculukları anlatıyor. Kral Abdülaziz’le görüşmek üzere yola çıkan Reyhani, bu ülkeyi ve tarihini derinlemesine yazdı. İlk Suudi Devleti’nin başkenti Diriye’ye giderken de anılarını şöyle kayda geçirdi:

“Değerli okur. Şu an bulutlu göğün altında, güneyde Muallakat şairlerinden el-A’şâ’nın ülkesi el-Menfuha’ya kadar uzanan Riyad bahçelerinin gölgesindeyiz. Tuvayk Dağı’na biraz tırmandık. Arkamızdaki dağın eteğinde Necd’in başkenti, onun da altında el-Menfuha var. Üç saat kuzeye doğru yürüdükten sonra yıkılmış bir kule gördük. Hezlûl ona işaret ederek şöyle dedi: İbrahim el-Mısrî, toplarını oraya yerleştirip, Diriye’ye doğru ateşledi.

O bize bu savaşın hikâyesini anlatırken, yarım saat sonra altındaki yıkıntılar belirdi. Onun karşısında kuzeydoğuda hurma ve ılgın bahçeleri vardı. Bu bahçelerde, bugün Yeni Diriye olarak bilinen köy saklıydı. Yemame’ye doğru giden Hanife Vadisi’nden topluca indik ve iki Diriye arasında bir süre yürüdük. Sonra harabelerin ve hurma ağaçlarının gölgeleri arasında soluklandık. Diriye, yüzyıldır adanın en büyük şehriydi. Arap ülkelerinin iki kutsal camiden sonra yöneldiği hedef olan Birinci Abdülaziz ve Büyük Suud’un dönemindeki ihtişamlı günlerinde en uzak noktalardan Arapların, emirlerinden yardım istemek ve ticaret yapmak için buraya gelmelerine şaşırmamak gerek. Umman’dan, Maskat’tan ve Hadramut’tan, Irak’tan, Kuveyt’ten, Bahreyn’den, Yemen’den, Asir’den ve Hicaz’dan Araplar, Diriye’ye geliyordu.”

Fotoğraf Altı: Suudi devletinde Diriye’nin en eski tarihî haritası, 1808 yılında Fransa’nın Basra ve Bağdat Konsolosu Jean Baptiste Louis-Jacques Rousseau tarafından çizildi.
Suudi devletinde Diriye’nin en eski tarihî haritası, 1808 yılında Fransa’nın Basra ve Bağdat Konsolosu Jean Baptiste Louis-Jacques Rousseau tarafından çizildi.

İlk Suudi Devleti döneminde Diriye, kendisini ‘Arap ülkelerinin kutbu’ haline getiren özellikleriyle öne çıktı

Emin er-Reyhani bu ifadeleri kullanırken gerçeği çarpıtmıyor ve hakikatten uzaklaşmıyordu. Nitekim (1727 yılında kurulan) İlk Suudi Devleti döneminde Diriye, kendisini ‘Arap ülkelerinin kutbu’ haline getiren özellikleriyle öne çıkıyordu. Diriye, ‘Arap Yarımadası ve ona yakın bölgelerin başkenti olarak siyasi merkez; ilim talebelerinin mezun olduğu üniversite, alimlerin karargâhı ve ders halkalarının mekânı olarak dinî ve kültürel merkez ve ilim taliplerinin, iş arayanların ve tacirlerin oluşturduğu bir nüfusun cazibe noktası olarak da ekonomik merkez haline geldi.’

Fotoğraf Altı: Diriye, dünyanın en büyük miras projesidir.
Diriye, dünyanın en büyük miras projesidir.

Nüfusu arttı ve buradaki kentleşme hareketi aktifleşti. Evleri, el-Melibid ile Guseybe arasında dağınık haldeki yetmiş evi geçmezken, vadinin merkezine ve yamaçlarına yeni mahalleler kuruldu. Ta ki evlerin sayısı, taş ve kilden yapılmış ve çatısı ahşapla, hurma yapraklarıyla ve kille örtülmüş iki bin beş yüz eve kadar ulaştı (bkz. Bir Çöl Savaşçısının Ansiklopedisi (Mevsûatü Mukâtil mine’s-Sahrâ).

İngiliz gezgin Reno: Diriye, küçük ama Arap tarzında inşa edilmiş güzel bir şehir. Buradaki nüfus da çok sağlıklı.

Gezginlerin ve şarkiyatçıların eserlerinde de o dönemde Diriye’de mevcut kentsel ve toplumsal koşulların bir tarifini buluruz. Münir el-Aclani, Suudi Arabistan’ın Tarihi adlı kitabında Diriye ve bu şehrin emirleri hakkında yabancı birine, Avrupalı bir gezgine ait en eski tarife işaret ediyor. Bu gezgin, donanma subayı olan İngiliz gezgin Reno’dur. İmam Abdülaziz bin Muhammed döneminde Diriye’yi ziyaret eden Reno, burayı şöyle tarif etmiştir:

“Diriye, küçük ama Arap tarzında inşa edilmiş güzel bir şehir. Burada yaşayan halk da çok sağlıklı. Şehir mahsulü bol, zümrüt yeşili tepelerle çevrili. Tüm bölge küçük bir kaynakla sulanıyor. İnsan Diriye’de çeşit çeşit meyve, ama en çok da üzüm ve hurma bulur. Bunların bir kısmı olgunlaşmadan yenmiş olabilir. Bu bölgenin insanı, cömert ve misafirperver. Burada siyah kıllı, iri kulaklı ve eti en kaliteli et sınıfından olan bolca koyun var. At da çok fazla, üstelik fiyatları da pahalı değil. Aralarında en iyi cinsten safkan Arap atları da var…

Diriye’de bir hafta geçirdim. O dönemde emiri Şeyh Abdülaziz bin Muhammed bin Suud idi. Altmış yaşlarında, boylu poslu, zayıf, kültür ve bilgi haznesi geniş biriydi. Bana, ailesinde seksen kişi olduğu söylendi. Batı’daki lüks kraliyet saraylarına benzer bir sarayı yoktu. Meclisi de yoktu; işlerini kendisi yürütüyor ve ona bir kâtip yardımcı oluyordu. Askerlerinin sayısı da yüz bindi, ama istediği zaman bu sayının iki katını savaş meydanına sevk edebilir.”

Fotoğraf Altı: Suudi Arabistan Krallığı, Suudi devletinin kuruluş yıl dönümünü kutluyor.
Suudi Arabistan Krallığı, Suudi devletinin kuruluş yıl dönümünü kutluyor.

Fransız tarihçi Corancez de (MS. 1810) Diriye’nin mimari ve kentsel tarzını şöyle tarif ediyor:

“Taştan yapılara sahip bir şehir olan Diriye, yarım fersah genişliğinde ve genişliğinin üç katı uzunluğunda. İki mahalle arasında uzanır: Biri solda, Âl-i Suud’un karargâhı olan et-Turayf, diğeri de doğuda, el-Buceyri. Şehirde yirmi sekiz cami ve otuz medrese var. Çarşılarında bir yerden bir yere taşınabilen, kamıştan yapılmış dükkânlar mevcut. Diriye’de taştan ve tuğladan yapılmış tahminen iki bin beş yüz ev bulunuyor. Diriye, surlarla çevrili değil, ancak kuzeyden güneye uzanan ve Tuvayk adı verilen yüksek sıradağların eteğinde yer alıyor. İnsanlar bu şehrin güneyindeki bir vadiyi geçerek, Necd’in batı bölgelerine ulaşıyorlar. Diriye’nin üzerinden bir vadi geçiyor. Hanife Vadisi denen bu vadi, yazın kuruyor, kışın ise çevre dağlardan inen akıntı sularıyla doluyor. Diriye’nin etrafında hurma, kayısı ve şeftali gibi meyve ağaçlarının, ayrıca karpuz, buğday, arpa ve mısır gibi ürünlerin yetiştiği bahçeler var.”

Diriye, Arap Yarımadası’nın dört bir yanından ilim talebelerinin ve araştırmacıların yöneldiği bir hedefti. Diriye’nin liderleri ve ileri gelenleri, ilim ve irfan derslerini destekleyenlerin başında geliyordu.

Diriye aynı zamanda bilimsel ve kültürel etkinlikle de doluydu. Burada sabah namazından yatsı namazına kadar süren eğitim halkaları faaliyet yürütüyordu. İmam İbn Suud, sabah namazından sonra çarşı meydanındaki bir derse katılır, emirler ve liderler de ona eşlik ederdi. Sonra sarayına döner ve öğleden sonra sarayda bir meclis daha düzenler, bunu da akşam ile yatsı arasında bir başka meclis izlerdi.

Fotoğraf Altı: Diriye’nin girişindeki bir pano. (Getty Images)
Diriye’nin girişindeki bir pano. (Getty Images)

Tarihçi İbn Bişr bize o dönemde Diriye’deki kültürel ve bilimsel vaziyeti anlatıyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre o dönemde Diriye, Arap Yarımadası’nın dört bir yanından gelen ilim talebesinin ve araştırmacıların hedef noktasıydı. Diriye’nin liderleri ve ileri gelenleri de ilim irfan derslerini destekleyenlerin başında geliyordu. İbn Bişr, o döneme dair şu tabloyu çiziyor:

“Güneş doğduğunda Diriye halkından olan ve olmayan insanlar ders almak için içeride, alışverişin yapıldığı mevsime göre belirlenen yerde oturuyor; bu yer, yaz ise doğudaki dükkânlar, kış ise batıdaki dükkânlar oluyor. Büyük bir kalabalık toplandı. O kadar ki geride yalnızca iş adamlarından oluşan bir azınlık kaldı. Halka halinde oturuyorlar ve her bir halkanın arkasında bir halka oluşuyor; sayılamayacak kadar çok.

Meclisin ön kısmı Suud’a, iki oğluna, amcası Abdullah’a ve onun iki oğluna, kardeşleri Abdullah’a, Ömer’e, Abdurrahman’a ve Şeyh’in oğullarına bırakılıyor. Sonra Suud’un oğulları, bir grup halinde geliyor; her birinin yanında has adamlarından, maiyetinden ve hizmetlilerinden oluşan bir grup bulunuyor. Onlardan biri, o halkaya yöneldiğinde bununla yetinmediklerinden onlar için ayağa kalkmadılar. Bu meclisteki her bir erkek, o, amcalarının yanındaki yerini alana kadar omzunun üzerinden baktı. Onun yanındakiler de halkanın bir ucuna oturuyor.

İnsanlar toplandığında Suud, yanında kölelerinden oluşan büyük bir kalabalıkla sarayından çıkıyor. Değerli ve süslü kılıçların şakırtısına ve yoğun kalabalığa bakarak onun maiyetinin geldiğini anlayabilirsiniz. O meclise yöneldiğinde kendi yerine varana kadarki yolda herkes onun için ayağa kalkıyor. O da herkese selam veriyor ve o dersi verecek şeyhin yanına oturuyor. Maiyetindekilerin çoğu da halkanın bir ucuna oturuyor. Oturuşu tamamlandığında sağındaki ve solundaki Müslüman alimlere ve liderlere dönüyor; onlar ona selam veriyor, o da onlara karşılık. Sonra da tefsir dersine başlanıyor.

Ben, Hafız Muhammed bin Cerir et-Taberi’nin ve İbn Kesîr’in tefsiriyle yapılan derse katıldım. Ders bitince Suud heybetiyle ayağa kaldı.”

Suudi Arabistan’ın kuruluşunun yıl dönümü vesilesiyle geleceği inşa eden ve tarihiyle, cömertliğiyle ve görkemli bugünüyle parlayarak yüzyıllardır dimdik ayakta kalmış bir devlet kuran büyük adamların ve liderlerin hoş kokulu hayat hikâyesini ve bu şanlı tarihi anıyoruz. Kuruluşun şafağı Diriye’den başladı ve tarihe şanlı sayfalar eklendi.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.


Suudi Arabistan Medya Forumu 2024 ödüllerinin kazananlarını belirledi

Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed Duseyri Suudi Arabistan Medya Forumu’nun ödüllerini kazanlarla ( Fotoğraf: Beşir Salih)
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed Duseyri Suudi Arabistan Medya Forumu’nun ödüllerini kazanlarla ( Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Suudi Arabistan Medya Forumu 2024 ödüllerinin kazananlarını belirledi

Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed Duseyri Suudi Arabistan Medya Forumu’nun ödüllerini kazanlarla ( Fotoğraf: Beşir Salih)
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed Duseyri Suudi Arabistan Medya Forumu’nun ödüllerini kazanlarla ( Fotoğraf: Beşir Salih)

Suudi  Arabistan Medya Forumu, Radyo ve Televizyon Kurumu tarafından Suudi Gazeteciler Derneği ile işbirliği içinde düzenlenen üçüncü medya ödüllerinin kazananları ödüllerini aldı. Üç gün süren forum Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed Duseyri’nin yanı sıra ülke içinden ve dışından medya profesyonellerinin huzurunda gerçekleşti.

Medya Forumu’nda Şarku’l Avsat’tan Semir Ataullah ve Gazi el Harisi iki ödül aldı. Eski Enformasyon Bakanı Dr. Abdulaziz Hoca, “2024 Yılının Medya Kişiliği” seçildi. El Eqtisadiah gazetesi ise, Dijital Sanatlar ödülüne layık görüldü.

Medya Forumu’nda Şarku’l Avsat’tan Semir Ataullah ve Gazi el Harisi iki ödül aldı ( Fotoğraf: Beşir Salih)
Medya Forumu’nda Şarku’l Avsat’tan Semir Ataullah ve Gazi el Harisi iki ödül aldı ( Fotoğraf: Beşir Salih)

Gazetecilik Makalesi ödülünü Okaz’da Turki ed Dahli, Gazetecilik Diyalogu ödülünü Okaz’dan Abdullah Abyan, Medya Çalışmaları ve Araştırması ödülünü ise Dr. Riyad el Farici aldı. Adalet Bakanlığı, ise Sosyal Medya Platformları Medya,  Kurumsal İletişimde İnovasyon Suudi Veri ve Yapay Zeka Kurumu (SDAIA), Tewekkelna uygulamasının kimliğini hayata geçirme planını duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı Devlet İletişim Merkezi'nin Mediathon projesi Öncü Proje ödülünü alırken, Kral Abdülaziz Vakfı programı tarafından Kar Amacı Gütmeyen Sektöre Yönelik Medya Üretiminde Yenilik programı da ödüle layık görüldü. Dijital Medya Platformu ödülü Şahid’e, Kısa Filmler ödülü Arapça Konuş’a, Podcastler ödülü Mikes Network'e, Görsel Programlar ödülü ise Ithael firmasına verildi.

FOTO: Meslektaşımız Muhammed el Bishi,  El Eqtisadiah’ın  medya alanında “Dijital Sanatlar” ödülünü alırken ( Fotoğraf: Beşir Salih)
Meslektaşımız Muhammed el Bishi, El Eqtisadiah’ın  medya alanında “Dijital Sanatlar” ödülünü alırken ( Fotoğraf: Beşir Salih)

Bu ödül, yaratıcı erkekler ve kadınlar arasında rekabet yaratan, alandaki aktörlerin yerel ve bölgesel olarak onurlandırılmasının önemine duyulan inançtan kaynaklanmakta. Ödüller, nitelikli bireyleri ve grupları seçkin eserler sunmaya teşvik eder ve öncü Suudi deneyimlerinin tanıtılmasına ve medya sürecine katkıda bulunan şahsiyetlerin takdir edilmesine katkıda bulunur, böylece onların yerel ve Arap dünyasındaki varlıklarını artırır.


Suudi Arabistan Medya Forumu, yanıltıcı içeriklerin takibini ve becerilerin geliştirilmesini ele aldı

Müreffeh bir dünya için diplomasi ( SPA)
Müreffeh bir dünya için diplomasi ( SPA)
TT

Suudi Arabistan Medya Forumu, yanıltıcı içeriklerin takibini ve becerilerin geliştirilmesini ele aldı

Müreffeh bir dünya için diplomasi ( SPA)
Müreffeh bir dünya için diplomasi ( SPA)

Suudi Arabistan Medya Forumu, farklı ülkelerden medya patronları, uzmanlar ve 150 konuşmacının katıldığı 60'tan fazla diyalog oturumu ve çalıştay düzenledikten sonra dün başkent Riyad'da çalışmalarını tamamladı. Forumda medyanın geleceği, bölgedeki mevcut durum, medyayı iyileştirme ve geliştirme yolları gibi birçok konu ele alındı.

Katılımcılar yanıltıcı ve yalan haber üretiminde yapay zekanın kullanımını tartışarak, bu program ve platformların izlenmesi ve düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, medyada siyasi medya uzmanlarının bulunmasının öneminin yanı sıra, toplumdaki siyasi haberlerin önemi göz önüne alındığında, sorumsuz yayıncılığın ve sahte içeriklerin sınırlandırılması için platformlar üzerindeki denetimin arttırılması çağrısında bulunuldu.

Oturumlarda ayrıca gençlerin medya becerilerini geliştirmenin ve genç yetenekleri medya alanına çekmenin önemi üzerinde duruldu. Ayrıca fotoğrafçılık, hazırlık, yazma, tasarım ve dijital içerikle ilgilenme gibi birden fazla becerinin edinilmesinin gerekliliği vurgulandı.

Konuşmacılar, medyadaki modern teknolojilere ayak uydurmanın önemine ve yetenekleri çekmenin gerekliliğine dikkati çekerek, işgücü piyasasında ihtiyaç duyulan mesleki becerilerin izlenmesi ve üniversiteler, kamu kurumları ve özel sektör arasındaki eğitimlerin koordine edilmesi gerektiği kaydedildi.


Suudi Arabistan Kuruluş Günü kutlamaları ile 300 yıllık tarih canlanıyor

Kuruluş Günü vesilesiyle Cizan Bölgesi Eğitim İdaresi’nin düzenlediği etkinliklerden bir kısım (SPA)
Kuruluş Günü vesilesiyle Cizan Bölgesi Eğitim İdaresi’nin düzenlediği etkinliklerden bir kısım (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kuruluş Günü kutlamaları ile 300 yıllık tarih canlanıyor

Kuruluş Günü vesilesiyle Cizan Bölgesi Eğitim İdaresi’nin düzenlediği etkinliklerden bir kısım (SPA)
Kuruluş Günü vesilesiyle Cizan Bölgesi Eğitim İdaresi’nin düzenlediği etkinliklerden bir kısım (SPA)

Suudi Arabistan Krallığı, Suudi devletinin 1727 yılında İmam Muhammed bin Suud tarafından kuruluşunun yıldönümünü kutluyor. Kuruluş kutlamalarında aynı zamanda Suudilerin, devletlerinin üç asırlık siyasi, sosyal, ekonomik ve entelektüel konuları bakımından zengin hafızalarının diri tutulması amaçlanıyor.

Şarku’l Avsat Kuruluş Günü vesilesiyle, Arap Yarımadası’nda, kurucu kralın elinde merkezi bir devletin doğuşunu gerektiren siyasi ve kültürel koşulları, dönüşümleri ele alan araştırmaları, makaleleri ve röportajları içeren özel bir dosya hazırladı. Dosya ilk Suudi devletinin kimlik, miras, toplum ve medeniyet başarıları gibi konulara odaklanıyor.

Dosyada, çağdaş sosyolojinin en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edilen, ilk Suudi devleti döneminde sıradan insanların sosyal yönlerinin ve günlük yaşamlarının araştırılmasına da önem veriliyor. Çünkü bu, başarılı bir toplumun kimliğinin, kültürünün, mirasının ve değerlerinin ölçülerinden biri. Suudi toplumu 300 yıldır gelenek, görenek ve iş birliğinin gücüyle günlük yaşamını sürdürmekte olup, geçim kaynakları tarım, hayvancılık, ticaret, zanaat ve basit endüstrilere dayanmakta.

Toplumun bu uyumunun korunması için güvenlik ve istikrarı tesis eden, yakın ve uzak çevreyle bağlantılar kuran güçlü bir merkezi devlete ihtiyaç duyuldu. Kurucu kral bu ihtiyaca binaen Suudi devletini tesis etti.


Suudi Arabistan ve Mısır İsrail'in Refah operasyonuna reddettiklerini açıkladı

Prens Faysal bin Farhan ve Samih Şükri, G20 ülkeleri dışişleri bakanları toplantısının oturum aralarında bir araya geldi (Suudi Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan ve Samih Şükri, G20 ülkeleri dışişleri bakanları toplantısının oturum aralarında bir araya geldi (Suudi Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Mısır İsrail'in Refah operasyonuna reddettiklerini açıkladı

Prens Faysal bin Farhan ve Samih Şükri, G20 ülkeleri dışişleri bakanları toplantısının oturum aralarında bir araya geldi (Suudi Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan ve Samih Şükri, G20 ülkeleri dışişleri bakanları toplantısının oturum aralarında bir araya geldi (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan ve Mısır, İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah şehrine yönelik herhangi bir askeri operasyonunu ve Filistinlileri topraklarından zorla çıkarmaya yönelik girişimlerini kesin olarak reddettiklerini vurguladılar.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan, bugün (Perşembe) İsrail'in Refah şehrine yönelik herhangi bir askeri operasyonunu ve Filistinlilere yönelik zorla yerinden etme girişimlerini kategorik olarak reddettiklerini ifade ettiler.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, iki bakanın Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen G20 dışişleri bakanları toplantılarına katılımı sırasında Gazze'deki İsrail savaşında yaşanan gelişmeleri ele aldığını açıkladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, Şükri'nin Suudi mevkidaşı ile Gazze'deki krizi azaltmak için Arap Grubu çerçevesinde ve çok taraflı eylem düzeyinde yapılabilecekleri görüştüğü belirtildi. Bakanlığın açıklamasında ayrıca Gazze Şeridi'ne yönelik savaşı durdurmak ve derhal ateşkes sağlamak için uluslararası tarafların taşıdığı hukuki ve insani sorumluluğa işaret edildi.

Mısır Dışişleri Bakanı ayrıca "Güvenlik Konseyi'nin dün yapılan oturumunda, Amerikan vetosu nedeniyle ateşkes kararı çıkarmakta defalarca başarısız olmasını" da kınadı. Şükri, karar çıkarmadaki başarısızlığın "uluslararası sistemin çalışma kuralları ve mekanizmalarının uygulanabilirliği ile güvenilirliği hakkında soru işaretleri meydana getirdiğini" vurguladı.

Açıklamaya göre Mısır Dışişleri Bakanı ve Suudi mevkidaşı, "Kızıldeniz'de seyir güvenliğine yönelik tehditler de dahil olmak üzere, Gazze'deki durumun arka planında bölgede artan gerilimleri" görüştü.

İki bakan, sakin çabaları desteklemek ve bölgedeki çatışmanın yayılmasını önlemek için çeşitli taraflarla temasların devam ettiğini vurguladı ve Gazze'deki krizi sınırlamak ve yansımalarını kontrol altına almak için koordinasyonu sürdürme konusunda mutabakata vardı.

İki bakan, bölgede durumun sakinleştirilmesi ve çatışmanın yayılmasının önlenmesine yönelik çabalara destek olmak için taraflarla temasların devam ettiğini vurguladı ve Gazze'deki krizi azaltmak ve etkilerini kontrol altına almak için koordinasyonu sürdürme konusunda mutabakata vardı.


Katar ile Bahreyn’i birbirine bağlayan köprü projesine start verildi

Katar-Bahreyn takip komitesinin salı günü Manama’da yaptığı toplantıdan bir kare (QNA)
Katar-Bahreyn takip komitesinin salı günü Manama’da yaptığı toplantıdan bir kare (QNA)
TT

Katar ile Bahreyn’i birbirine bağlayan köprü projesine start verildi

Katar-Bahreyn takip komitesinin salı günü Manama’da yaptığı toplantıdan bir kare (QNA)
Katar-Bahreyn takip komitesinin salı günü Manama’da yaptığı toplantıdan bir kare (QNA)

Katar-Bahreyn İzleme Komitesi yaptığı toplantıda, Katar-Bahreyn Köprüsü’nün Yönetim Kurulu’nun yeniden oluşturulması ve iki ülkenin 2009 yılından bu yana hayata geçirmeyi planladığı, 40 kilometre uzunluğunda, Bahreyn Adası’nı Katar Yarımadası’na bağlayan iddialı projenin hayata geçirilmesi için gerekli adımların atılmaya başlaması konusunda mutabakata vardı.

17 Kasım’da Bahreyn Veliaht Prensi Selman bin Hamed Âl Halife ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Âl Sani arasında Manama’da gerçekleşen görüşmenin ardından, iki ülkenin Katar-Bahreyn Köprüsü Projesine başlamaya hazır olduğunu duyurmuştu.

Katar-Bahreyn İzleme Komitesi dördüncü toplantısını Bahreyn’in başkenti Manama’da gerçekleştirdi. Katar heyetine Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dr. Ahmed el-Hammadi başkanlık ederken, Bahreyn heyetine Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Müsteşarı Şeyh Abdullah bin Ahmed Al Halife başkanlık etti.

Şarku’l Avsat’ın Katar Haber Ajansı’ndan aktardığı habere göre toplantıda gündemdeki konular görüşüldü. Katar-Bahreyn Köprüsü Yönetim Kurulu’nun yeniden oluşturulması ve iki ülke liderlerinin direktifleri doğrultusunda projenin hayata geçirilmesi için gerekli adımların atılmaya başlaması konusunda mutabakata varıldı. Bu adımın, iki kardeş halkın arzularını karşılayacak şekilde, iki ülkenin büyümesine ve refahına olumlu yansımaları olması beklendiği belirtildi.

Katar haber ajansı son olarak “Komitenin çalışmaları, önceki toplantılarının devamı olarak, el-Ula’da yapılan toplantının bildirisinde yer alan hususların uygulanması ve iki ülke liderlerinin iradesi doğrultusunda iki tarafın çıkar ve isteklerini gerçekleştirecek şekilde yürütülüyor” ifadelerine yer verdi.