Türki el-Faysal Manama’da düzenlenen forumda konuştu: Körfez ülkeleri nükleer bomba sahibi bir İran’a hazırlıklı olmalı

Prens Türki el-Faysal
Prens Türki el-Faysal
TT

Türki el-Faysal Manama’da düzenlenen forumda konuştu: Körfez ülkeleri nükleer bomba sahibi bir İran’a hazırlıklı olmalı

Prens Türki el-Faysal
Prens Türki el-Faysal

Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Merkezi Başkanı Prens Turki el- Faysal, İran’a sert eleştiriler yöneltti. İran’ın özelde Körfez ülkesi genelde Arap ülkesi komşularına karşı saldırgan davranışlarda bulunarak bölgede ‘zorbalık ve kabadayılık’ politikası uyguladığını söyleyen Faysal, Körfez ülkelerinden İran’ın nükleer bomba sahibi olmasına hazırlıklı olmalarını talep ederek, bazı büyük devletlerin İran yönetimine şantaj yapma kabiliyetine sahip olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan'ın eski İstihbarat Başkanı Faysal, Bahreyn merkezli El-Bilad gazetesinin sanal ortamda düzenlediği ve Arap ülkelerinden 60’tan fazla yetkilinin katıldığı büyük Arap forumuna katıldı.
Faysal, forumda yaptığı konuşmada, “İran yönetiminin, ülkelerimizin içişlerine müdahalelerde bulunmasından, siyaseti üzerinde hegemonya kurmasından, muğlak niyetlerle nükleer teknolojiye ve akabinde nükleer silah sahibi olmak için amansız bir çaba sarf etmesinden apaçık bir şekilde görülen tehdide karşı uyarıyorum” dedi.
İran yönetiminin davranışlarını görmezden gelmenin ve bu davranışları nükleer program, nükleer başlıklı füze programı ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) tehdidinden ayırmanın mümkün olmadığını dile getiren Faysal, “Bölge, her gün bu tehdidi yaşıyor çünkü bu yönetim duraksamıyor. Gelecekte ne yapacağını bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın özellikle 40 yıldır uygulamaya çalıştığı politikalarıyla gerçek bir tehdit olduğunu belirten Faysal, “Müslümanlar ve komşu olarak ne İran’a ne de halkına düşman olmasak da güvenliğimizi korumamız gerekir. Bu da onunla güç dengeleri kurmayı gerektirir. Çatlak, İran yönetimine boşluklardan yararlanma izni veriyor” diye konuştu.
Faysal, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“İran tehdidi, sadece nükleer programından değil -ki bunun barışçıl olduğunu iddia ediyor- aynı zamanda son 40 yıldır ülkelerimizin iç işlerine karışması ve tüm yıkıcı çabalarının izlenmesine mahal vermemek adına toplumlarımızın ulusal dokusunu parçalamak için gizli bir şekilde çalışması açısından gösterdiği asi davranışlardan kaynaklanıyor. Körfez ülkeleri, müttefikleri tarafından endişeleri dikkate alınmasa da İran’ın bölgesel ve bölge üzerindeki tehditlerini ortaya koydu. Bunun (endişelerin dikkate alınmamasının) sebebi tecrübesiz (ABD’nin eski Başkanı Barack) Obama yönetimiydi. Bununla birlikte Körfez ülkeleri, eğer nükleer dosyanın kapanmasına ve İran’ın bölgesel meselelere devrim mantığıyla değil yeniden devlet mantığıyla yaklaşmasına katkı sağlayacaksa bu anlaşmayı memnuniyetle karşılarız dediler. Doğrusu İran, bölgesel hegemonya konusundaki politikalarını uygulama noktasında üzerindeki tüm yaptırımlardan ve kısıtlamalardan kurtuldu, zorbalıkta ve kabadayılıkta daha da ileriye gitti.”
ABD’nin 2018’de İran’ı nükleer anlaşmada değişiklik yapılmasını ve anlaşma maddelerinde bölgenin kaygılarına yer verilmesini kabul etmeye zorlamak amacıyla nükleer anlaşmadan, ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın kararıyla çekildiğini hatırlatan Prens Faysal, bugün ise Biden yönetiminin bölge ülkelerinin İran’ın bölgesel politikaları ve davranışları sebebiyle aynı anlaşmaya yönelik endişe ve çekincelerinin farkında olmasına rağmen Başkan Biden’ın anlaşmaya döndüğünü söyledi.
Anlaşmaya dönmenin İran yönetiminin bölge üzerindeki tehlike sorununu çözmeyeceğini bilakis çatışmaları körükleyeceğini vurgulayan Faysal, bazı büyük devletlerin İran yönetimine şantaj uygulama kabiliyetine sahipken bölge ülkelerinin istikrarını korumak için başka seçenekler aradığını ve İran yönetiminin nükleer silah sahibi olacağı güne hazırlandığını kaydederek ekledi: “Körfez ülkeleri olarak her türlü ihtimale, özellikle de İran’ın nükleer silah sahibi olmasına hazırlıklı olmalıyız. Biz, kitlesel imha silahlarının yasaklı olduğu bir bölgeye bağlıyız.”
Yemen’deki savaşa da değinen Prens Faysal, Suudi Arabistan’ın son yaptığı girişimin kesinlikle ilk olmadığını belirterek, “Suudi Arabistan barışa çağırırken, onlar savaşa çağırıyor” dedi. Faysal, bu bağlamda gelecekte Husilerle iş birliği yapma konusunda iyimser olmadığını ifade etti.

Amr Musa: Arap ve Körfez unsurunun Viyana’da olmaması ciddi ve tehlikeli bir eksilik
Arap Birliği Eski Genel Sekreteri Amr Musa da çevrimiçi forumda yaptığı konuşmada, Batı’nın çıkarlarını net bir şekilde anlamak, Arap ve Körfez ülkelerinin çıkarlarını sağlamak ve nükleer anlaşmanın hayaletini kendilerinden uzaklaştırmak amacıyla Avusturya’nın başkenti Viyana’da nükleer program için toplanan tarafların neler görüştüğünü takip etmek adına Arap temsilcilerden oluşan paralel bir grup kurma önerisinde bulundu.
Arap ve Körfez unsurunun Viyana’daki müzakerelerde yer almamasının ciddi ve tehlikeli bir eksilik olduğunu söyleyen Musa, Arap ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan’ın tutumunun Viyana’da toplanan taraflara iletilmesini talep etti. Musa, oturumlara bizzat katılımın İran tarafından reddedileceğini ve 6 ülkenin Arap ülkelerinin katılımına hazır olmadıklarını kaydetti.

Abdurrahman Raşid: Sadece Körfez değil Araplar toplu hareket etmeli
El Arabiya Yayın Kurulu Başkanı ve yazar Abdurrahman er-Raşid, forumda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:  “Sadece Körfez’in değil Arapların toplu bir şekilde hareket etmesini gerektiren zor bir aşamadayız. Net bir yol, anlaşmanın değiştirilmesine dair beklentilerimizi, anlaşmanın imzalanması halinde hangi seçenekler olduğunu dikkate alır. Arap dünyasının anlaşmaya bağlı ülkelere gönderdiği mesajlar görmezden gelindi. İran şu an emrivaki politikasını uygulama konumunda. Bunun kanıtı, ABD güçlerinin bir kısmının Irak’tan çekilmesidir. Bu da bölgede yeni bir boşluk anlamına gelir. Yeni ABD yönetimi, İran’ın davranışları ve balistik füzelere ilişkin düzenlemelerle birlikte anlaşmaya dair konuşmasında açıktı.”
Kuveyt Üniversitesi Sosyoloji Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed er-Rumeyhi, forumda söz alarak, Körfez ve Arap ülkelerinin İran davranışlarıyla mücadelesindeki kusurlu yönlere değindi. Rumeyhi, “İran’ın diplomatik temsilcilikler, büyükelçilikler, bilim ve araştırma merkezleri üzerinden söylediği yalanları püskürtmek için bilimsel, sistematik ve örgütlü çalışmalar ile İran’ın kendisinin de yaptığı gibi Körfez Arap lobilerinin çalışmaları bulunmuyor” ifadelerini kullandı.



İran Büyükelçisi İnayeti, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan önemli bir ortak ve ilişkilerimiz ‘güçlendirilmiş’ durumda

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
TT

İran Büyükelçisi İnayeti, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan önemli bir ortak ve ilişkilerimiz ‘güçlendirilmiş’ durumda

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)

Üst düzey bir İranlı yetkili, Suudi Arabistan ile ilişkilerin ‘sağlam ve korunmuş’ olduğunu, bu ilişkilerin zedelenemeyeceğini söyledi. Tahran ile Riyad’ın bölgenin güvenliği ve istikrarına önem verdiğini vurgulayan yetkili, gerilimin tırmandırılmasından ve bölgesel huzuru bozabilecek her türlü adımdan kaçınıldığını ifade etti.

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, iki ülke arasındaki temas ve koordinasyonun farklı düzeylerde sürdüğünü belirtti. İnayeti, bu kapsamda bazı ziyaret ve toplantıların kamuoyuna açık şekilde gerçekleştiğini, bazılarının ise gözlerden uzak yürütüldüğünü kaydetti.

 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz eylül ayında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’yi kabul etti. (SPA)

İnayeti, “Bölgenin karşı karşıya olduğu tehditler ve benzeri görülmemiş bir gerilim riskinin bulunduğu mevcut koşullarda durumun hassasiyetinin farkında olmamız gerekiyor. İran İslam Cumhuriyeti olarak bölgesel istikrarın tüm bölge ülkelerinin çıkarına olduğuna inanıyoruz. Suudi yetkililerle yaptığımız toplantı ve görüşmelerde bu yaklaşımın defalarca teyit edildiğini gördük” dedi.

Üst düzey bir Suudi yetkili ise cumartesi günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bazı medya organlarında yer alan ve Krallığın bölgedeki gerilime yaklaşımında bir değişiklik olduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Yetkili, Suudi Arabistan’ın ABD ile İran arasındaki tüm ihtilaflı konuların diyalog ve diplomatik yollarla barışçıl şekilde çözülmesine yönelik çabaları desteklediğini vurgularken, Krallığın hava sahasının ya da topraklarının İran’a karşı herhangi bir askeri faaliyette kullanılmasını reddettiğinin altını çizdi.

İnayeti de iki ülke arasında farklı düzeylerde ‘süregelen temas ve karşılıklı görüş alışverişinin’ bulunduğunu, bunlar kapsamında bazı ziyaret ve toplantıların kamuoyuna açık şekilde gerçekleştirildiğini, bazılarının ise medya dışında yürütüldüğünü ifade etti.

Suudi Arabistan çok önemli bir ülke

İnayeti, Tahran’ın Suudi Arabistan’ı ‘bölgede kilit ve etkili bir ülke olarak gördüğünü’ vurgulayarak, iki ülke arasındaki iş birliğinin ortak ilgi alanlarındaki konularda ‘bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağladığını’ bildirdi.

İnayeti, “İran ve Suudi Arabistan, bölgenin güvenliği ve istikrarına önem veriyor; gerilimin tırmandırılmaması ve bölgesel huzuru bozabilecek her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini vurguluyor” dedi. İki taraf arasında süregelen istişarelerin, ‘her iki ülkede de oluşan stratejik bir kanaatten kaynaklandığını ve bunun yalnızca ikili çıkarlara değil, bölgenin tamamının menfaatine hizmet ettiğini’ belirtti. İnayeti ayrıca, “Suudi Arabistan İran’ı güvenilir bir ortak olarak görürken, İran da Suudi Arabistan’ı bölgede önemli ve etkili bir aktör olarak değerlendiriyor. Ortak ilgi alanlarındaki iş birliği, bölgesel güvenlik ve istikrarın tesis edilmesine yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın Nisan 2025'te Tahran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmeden (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın Nisan 2025'te Tahran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmeden (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

‘Güçlendirilmiş’ ilişkiler

İnayeti, iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘korunaklı olduğunu ve zedelenemeyeceğini’ belirterek, bunun her iki ülkenin liderliğinin bu ilişkilerin kaçınılmazlığını kavramasından kaynaklandığını söyledi. İnayeti, bu anlayışın ilişkilerin sürmesini ve gelişmesini sağladığını, olumlu etkilerinin de tüm taraflara yansıdığını ifade etti.

İnayeti, İsrail’in son saldırıları sırasında Suudi Arabistan’ın Tahran’a verdiği desteği hatırlatarak, “İran, kendisine dayatılan savaş sırasında Suudi Arabistan’ın destekleyici tutumunu memnuniyetle karşıladı. Suudi Arabistan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını güçlü biçimde kınadı. O sabah Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’ndan bir telefon aldık. Bu tutum, o dönemde yanımızda duran Suudi kardeşlerimizden beklenen bir tavırdı” dedi.

İnayeti sözlerini şöyle sürdürdü: “İkinci olarak, İran’a yönelik herhangi bir saldırı tüm bölgenin güvenliğini etkiler. Bu durum, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere sergilenen yapıcı tutumlarda açık biçimde görülmüştür. Üçüncü olarak ise İran’a yönelik saldırı, İsrail’in bölge ülkelerine karşı gerçekleştirdiği saldırılar zincirinin bir parçasıdır ve hiçbir ülke bu saldırılardan muaf değildir.”

ABD ile müzakere çerçevesi

İran ile ABD arasında şekillenmekte olduğu belirtilen müzakere çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnayeti, “İran İslam Cumhuriyeti 2015 ve 2025 yıllarında yürütülen müzakerelere son derece ciddi bir yaklaşımla girdi; ancak bu süreçlerden çekilen ve çelişkili bir tutum sergileyen taraf ABD oldu” dedi.

İnayeti, “Eğer ABD, ön koşulsuz ve eşit bir diyalog konusunda samimiyse, İran bunu memnuniyetle karşılar. İranlı yetkililer bu tutumu defalarca dile getirdi. Son dönemde iki tarafın müzakereler için bir çerçeve oluşturmaya çalıştığına işaret eden açıklamalar duyduk; ancak müzakereler önceden belirlenmiş sonuçlarla başlayamaz. Sonuçlar, müzakere sürecinin kendisinden doğmalı, önceden dayatılmamalı” ifadelerini kullandı.

 Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı, geçtiğimiz ocak ayında İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi’ni kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı, geçtiğimiz ocak ayında İran'ın Suudi Arabistan Büyükelçisi’ni kabul etti. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’la yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki güvenlik ve istikrarı güçlendirecek diyalog yoluyla anlaşmazlıkların çözülmesine yönelik her türlü çabayı desteklediklerini vurguladı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmede Riyad’ın Tahran’ın egemenliğine saygı konusundaki tutumunu yineleyerek, Suudi Arabistan’ın hava sahasının veya topraklarının herhangi bir askeri operasyon veya saldırı için kullanılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Bu uyarının, saldırının kaynağı veya hedefi ne olursa olsun geçerli olduğu ifade edildi.

Pezeşkiyan da İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı konusundaki tutumundan dolayı Suudi Arabistan’a teşekkür ederek, Veliaht Prens’in bölge güvenliği ve istikrarını sağlama çabalarını takdir etti.


Suudi Arabistan "denetim" otoritesi: Yolsuzluk davalarına karışan çalışanlar görevden uzaklaştırıldı

Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan "denetim" otoritesi: Yolsuzluk davalarına karışan çalışanlar görevden uzaklaştırıldı

Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)
Riyad'daki "Denetim ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu"nun genel merkezi (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Yolsuzlukla Mücadele ve Denetim Kurumu dün, son zamanlarda soruşturduğu suç davalarına karışan hem kamu hem de özel sektör çalışanlarını içeren kişilerin gözaltına alındığını duyurdu. Kurum, gerekli yasal işlemlerin tamamlanması için yasal süreçlerin devam ettiğini belirtti.

Kurum, yaptığı açıklamada, Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile iş birliği içinde, PIF'in bir yan kuruluşunda proje yöneticisi olarak çalışan bir Suudi vatandaşının gözaltına alındığını açıkladı. Bu kişi, ticari bir işletmenin sahibi olan iki Suudi vatandaşından (onlar da tutuklandı) ve farklı bir ticari işletmede yönetici olarak çalışan başka bir Suudi vatandaşından (o da tutuklandı) 2.175.000 riyal rüşvet aldığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Rüşvetler, ticari işletmeye bir şirket alanının yenilenmesi projesinin verilmesi ve her iki işletmenin de projede taşeronluk işi almasının sağlanması karşılığında ödenmişti.

Açıklamada, Sağlık İşleri Bakanlığı'nda çalışan bir kişinin, toplam 384 milyon 295 bin 150 riyal tutarındaki iki projenin ticari bir kuruluşa verilmesi ve ihale süreçlerinin kolaylaştırılması karşılığında 500 bin riyal aldığı sırada gözaltına alındığı belirtildi. Soruşturmalar sonucunda, kararlaştırılan toplam tutarın 10 milyon riyal olduğu, bu tutarın 4 milyon 500 bin riyalinin daha önce ticari kuruluşun genel müdüründen (görevden uzaklaştırılmış) alındığı, ilk olarak bu tutarın mühendislik işleri müdürüne, yardımcısına ve ihale inceleme komitesi başkanına (görevden uzaklaştırılmış) teslim edildiğinin kanıtlandığı ifade edildi.

İçişleri Bakanlığı ile iş birliği içinde, emekli bir astsubay, polis karakolunda görev yaptığı dönemde suç davalarında ele geçirilen 2,16 milyon riyali zimmetine geçirmekten; Sivil Savunma'da görevli bir astsubay, ticari kuruluşlardan güvenlik yönetmeliklerine uymama nedeniyle ceza kesmemek karşılığında para talep etmekten; ve bir polis karakolunda görevli bir asker ile iki vatandaş, bir vatandaştan 1,4 milyon riyali zimmetine geçirmek ve bu olaya katılmaktan tutuklandı.

Açıklamada, Nüfus Müdürlüğü'nde çalışan 3 kişinin, gözaltına alınan bir vatandaştan, usulsüz bir şekilde doğum kaydı yaptırmak ve ulusal kimlik kartı çıkarmak karşılığında taksitler halinde 850 bin riyal aldıkları gerekçesiyle tutuklandığı belirtildi. Ayrıca, belediyelerde çalışan 3 kişiden ilkinin, arsa ruhsatı ve imar planı işlemlerinin kolaylaştırılması ve tamamlanması karşılığında kararlaştırılan 800 bin riyalden 300 bin riyal aldığı, ikincisinin, ihale değerlendirme komitesi üyesi olması nedeniyle belediye binası inşaatı ve geliştirme projesi ihalesinin kolaylaştırılması karşılığında gözaltına alınan bir vatandaştan 20 bin riyal aldığı, üçüncüsünün ise bir müteahhit firmada çalışan ve gözaltına alınan bir vatandaşla iş birliği içinde usulsüz bir şekilde inşaat ruhsatı ve inşaat tamamlama belgesi düzenlemek karşılığında para aldığı belirtildi.

Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı çalışanı ve bir bölge sakini, vatandaşlardan para alarak, var olmayan hayvanlar için hayali kayıt numaraları oluşturarak tarımsal hayvancılık desteği konusunda dosya açma ve uygunluk güncellemesi yapma suçundan tutuklandı. Bölgesel kalkınma otoritesinin bir başka çalışanı ise eşini işvereninin sözleşme yaptığı şirketlerde çalışıyor gibi gösterip, çalışmadığı halde aylık maaşını ödemesi nedeniyle tutuklandı. Otorite, kamu fonlarını zimmete geçiren veya konumunu kişisel kazanç veya kamu yararına zarar vermek için kullanan herkesi izleme ve yakalama konusundaki kararlılığını teyit etti ve bu kişilerin işlerine son verildikten sonra bile hesap vereceklerini belirtti. Mali ve idari yolsuzluk suçlarının zaman aşımı olmadığını vurgulayan otorite, ihlal edenlere karşı kanunun tüm gücünü hoşgörü göstermeden uygulama kararlılığını dile getirdi.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden Fas Kralı'na geçmiş olsun telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nden Fas Kralı'na geçmiş olsun telefonu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz, Başbakan sıfatıyla dün Fas Kralı VI. Muhammed ile telefon görüşmesi yaptı.

Görüşme sırasında Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Fas Kralı'nın sağlık durumunu sordu ve kendisine geçmiş olsun dileklerini iletti.

Kral VI. Muhammed ise Prens Muhammed bin Salman'a asil kardeşlik duygularından dolayı minnettarlığını ifade etti.