‘Kayıplar dosyası’ Irak’ta tartışmaları alevlendirdi

Bağdat Merkez Cezaevi (Arşiv - Reuters)
Bağdat Merkez Cezaevi (Arşiv - Reuters)
TT

‘Kayıplar dosyası’ Irak’ta tartışmaları alevlendirdi

Bağdat Merkez Cezaevi (Arşiv - Reuters)
Bağdat Merkez Cezaevi (Arşiv - Reuters)

Irak’ta Sünni Güçler Birliği Koalisyonu Milletvekili Dr. Zafer el-Ani’nin birkaç gün önce Arap Parlamentosu’nda yaptığı açıklama, Şiiler ve Sünniler arasında sert bir tartışmaya ve anlaşmazlığa yol açtı. Ani, parlamento oturumlarından birinde İran yanlısı bazı silahlı grupların gözetiminde olduğu söylenen, resmi veya gizli Irak hapishaneleri ve cezaevlerindeki tutuklulardan bahsetti.
Ani, son iki yıldır gösterilerde gözaltına alınanların yanı sıra Sünni ve Şii olsun, güç kullanılarak tutuklananların ve kaybolanların sorunlarını çözmeye çalışsa da hala çok sayıda kişi kaçırılmaya ve ortadan kaybolmaya devam ediyor. Ancak birçok Şii güç, Ani’ye karşı sert açıklamalarda bulundu. Hatta bu açıklamalar, 18 Nisan’da yeniden başlaması planlanan ilk oturumda, Irak parlamentosu üyeliğinden çıkarılması çağrısına kadar ileri gitti.
Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi ve Sairun koalisyonuna mensup meclis başkanının birinci yardımcısı Hasan el-Kaabi, Ani’nin açıklamalarını sert bir şekilde kınadı. Kaabi, Ani’nin görevden alınmasını talep eden ilk isim oldu. Çeşitli çevreler, Dr. Zafer el-Ani’nin açıklamalarının, ‘ister kayıpların haklarını savunma açısından Sünniler tarafından, isterse de dış araçlarla Şiilere saldırma amaçlı söylemlere karşı gelen Şiiler tarafından olsun’, gelecek seçimler için zengin bir materyal olacağını söyledi. Parlamento Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Irak Güçler İttifakı, Kaabi’nin sözlerine sert bir şekilde yanıt verdi. İttifak yaptığı açıklamada, “Meclis Başkanı Birinci Yardımcısı Milletvekili Hasan el-Kaabi’nin ifadesinde yer alan şiddetli saldırı ve birçok yanıltıcı söz, ayrıca Irak ve Iraklıların haklarını savunmadaki cesareti ve ılımlılığıyla tanınmış ulusal bir isim olan Milletvekili Zafer el-Ani’ye karşı yapılmış kabul edilemez ihlal karşısında şaşkınız. Açıklamayı, zulmedenlerin zulüm görenlere karşı kazandığı bir zafer olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi. Irak Güçler İttifakı, “Açıklamada yer alan suçlamaların ve ayrıntıların çoğu anekdot niteliğindeydi; Gerçekleri birçok yönden çarpıtmaya yönelik açık bir girişimle açıklama, milletvekilini mezhepçi bir dilde konuşmakla suçluyor. Konuşmada mezhep meselesine herhangi bir atıfta bulunulmamakla birlikte Ani, kayıplar, Curf es-Sahar göçmenler ve barışçıl Ekim protestocularının suikastları gibi tüm Iraklılar için insan hakları meselelerini savunuyor. Kendisi, açıklamasında Irak hükümetine ve yargıya da övgüde bulunuyor. Mezhepçilik bunun neresinde?” dedi.
İttifak, açıklamasının devamında ise şunlara yer verdi;
“Kayıp ya da kaçırılan bir kimsenin mevcut olmadığı ifadesine gelince, bu gerçeklerle desteklenmemektedir. Saklaviye, Bezibez, Curf es-Sahar ve Ninova’da kaçırılan binlerce kişi var. Onları kaçıran taraflar, hükümet ve herkes tarafından bilinmesi gerekiyor. Ve biz geçtiğimiz dönem her şeyi isimleriyle zikrettik. Mukteda es-Sadr’ın ‘kaba milisler’ olarak isimlendirdiği bu taraflar ve onları örtbas edenler, onları savunmaya ve suçlarını haklı çıkarmaya devam ettiler.”
İttifak ayrıca, Kaabi’yi ‘mantığa başvurma, gelecekte Irak’ın çıkarlarına öncelik verme, büyükelçilikleri ve diplomatik misyonları hedef alarak ve Iraklı vatandaşları kaçırarak ülkeyi uluslararası toplum nezdinde utandıran terör gruplarını karşı savunma kararında acele etmeme’ çağrısında bulundu.
Kaabi, Ani’nin Arap Parlamentosu’ndaki açıklamalarını, ‘ucuz, yanlış ve mezhepçi seçim propagandası’ olarak nitelendirirken, Temsilciler Meclisi’ne de Ani’yi ilk parlamento oturumunda görevden alma çağrısı yaptı.
Irak’taki sabit bir şekilde gerçekleşen ‘güç kullanarak kaçırma’ vakası olmadığı belirtilirken, özellikle İnsan Hakları Komisyonu ve diğer hükümet kurumları, Curf es-Sahar bölgesi de dahil silahlı grupların karargahına giremediği için çok sayıda milletvekili ve Sünni lider de bu durumu şaşırtıcı buldu.
Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu da Milletvekili Zafer el-Ani’nin açıklamalarına saldıranlar arasında yer aldı. Çok sayıda silahlı grubu içeren koalisyon, yaptığı açıklamada “Ani, gerçekleri tahrif etmek, olayları, standartları ve ifadeleri manipüle etmek istiyor. Ancak Irak’ın son yıllarda tanık olduğu gerçekleri, özellikle her kesimden Iraklının savaştığı kapsamlı kurtuluş savaşını değiştiremeyecektir” ifadelerini kullandı. “Ani, bu konuşmayı kendisi yaptı. O, Sünni unsurun savunulması çağrısı yaparak Baas’ı savunma pozisyonundan, mezhepçi ve ulusal hedefleme projesinden ve soykırım savaşlarından tekfirci DEAŞ örgütünü savunmaya geçen bir kişidir” diyen koalisyon, “Zafer el-Ani’nin söylediği şey, Irak Temsilciler Meclisi’nin görüşünü temsil etmemektedir ve meclis, buna karşı gerekli tüm yasal önlemleri alacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan Irak parlamentosunun eski başkanı Usame en-Nuceyfi liderliğindeki Kurtuluş ve Kalkınma Cephesi, sert Şii eleştirileri karşısında Milletvekili Ani’yi savunanlar arasına katıldı. Cephe, yaptığı açıklamada “Gururlu insanlarımızın bildiği gerçekler, propaganda istismarı ve kökenlerin inkârına yol açan suçlamalar aracılığıyla bu gerçekleri yok etme girişimleri için madde değildir. Bunlar, savunulması her samimi insanın görevi olması gereken Irak vatandaşlarının haklarıdır” dedi. Açıklamada, “Zafer el-Ani’nin Arap Parlamentosu konferansında insan haklarıyla söyledikleri, güç kullanılarak kaçırılanlar meselesine, Curf es-Sahar davasına ve Ekim intifadası şehitlerine atıfta bulunuyor. Bu gerçekleri görmezden gelmenin, sözde ulusal uzlaşmaya hizmet edebileceğini ya da iş birliği ve uyum geliştirebileceğini düşünmüyoruz. Çünkü Iraklı yetkililer ve Birleşmiş Milletler’in (BM) ellerinde kaybolan vatandaşların durumları ve isimlerinin tam dosyaları var. Belgelenmiş sonuçlara ulaşan araştırma komiteleri var” ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, Cufr es-Sahar vatandaşlarıyla ilgili olarak ise “Yakın ve uzak herkes, Cufr es-Sahar’ın terörizmden kurtulmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen halkının, bölgelerine geri dönüşlerinin engellendiğini biliyor. Adil fikirli herhangi bir kişinin tüm bir terörizm bölgesi vatandaşlarını suçlayabileceğine inanmıyoruz. Bu, mantık dışı bir durumdur” değerlendirmesi yapıldı. Kurtuluş ve Kalkınma Cephesi, açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı;
“Yasadışı milislere atıf yapmak, Haşdi Şabi güçlerini suçlamak anlamına gelmez. Tüm siyasi güçler, bu grupların yasalara aykırı faaliyetlerinin varlığını doğruluyor. Füze fırlatma ve aktivistleri hedef alma meselesi, bunun için onlarca kanıt sunabilir.”
Öte yandan Dr. Zafer el-Ani, Şarku’l Avsat’ın ‘kendisine karşı yapılan eleştirileri nasıl gördüğü’ yönündeki bir sorusuna, “Irak Güçler İttifakı’nın açıklaması yeterli” şeklinde yanıt verdi.



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.