Viyana'daki nükleer görüşmeler İran’ın uyarılarıyla eş zamanlı olarak yeniden başladı

Çin görüşmelerin hızlandırılmasını talep ederken Rusya da izlenimlerin olumlu olduğunu duyurdu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi dün Viyana'da nükleer anlaşma taraflarının toplantısına katılmak için kaldığı otelden ayrılırken. (EPA)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi dün Viyana'da nükleer anlaşma taraflarının toplantısına katılmak için kaldığı otelden ayrılırken. (EPA)
TT

Viyana'daki nükleer görüşmeler İran’ın uyarılarıyla eş zamanlı olarak yeniden başladı

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi dün Viyana'da nükleer anlaşma taraflarının toplantısına katılmak için kaldığı otelden ayrılırken. (EPA)
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi dün Viyana'da nükleer anlaşma taraflarının toplantısına katılmak için kaldığı otelden ayrılırken. (EPA)

Tahran’ın nükleer anlaşmayı yeniden hayata geçirme yönündeki Viyana görüşmelerinin ikinci turu öncesinde hız kazanan açıklamaları, Natanz Nükleer Tesisi’ne yapılan saldırı ve İran'ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarma kararını açıklaması sonrasında müzakere heyeti ile gerçekleştirilen ilk görüşmenin ardından yapılan kapalı toplantılara yansımadı. Nitekim toplantılara katılan Rus heyeti, oturumun ‘olumlu bir izlenimle’ sona erdiğini bildirdi.
Toplantılarda Rus heyetine başkanlık eden Ulyanov, Twitter hesabından yaptığı açıklamada ‘genel izlenimin olumlu olduğunu’ söyledi. Aynı zamanda Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu’nun diplomatların anlaşmayı kurtarma yönünde zor bir müzakere turu olmasını bekledikleri gidişatı belirlemek için ihtiyaç duyulduğu taktirde yeniden toplanabileceğine işaret etti.
Mihail Ulyanov’un ifadelerine gore ABD’lilerin dahil olmadığı üst düzey diplomatların resmi oturumu, yaklaşık iki saatlik görüşmenin ardından toplantıların ‘gayri resmi bir şekilde’ tamamlanması yönündeki anlaşma ile sona erdi.
4 + 1 ülkeleri ile İran’ın resmi görüşmelerine katılan Avrupa Birliği (AB) Koordinatörü Enrique Mora, oturumun sona ermesinin ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Geçtiğimiz günlerde yaşanan zorlu gelişmelere ve duyurulara rağmen, herkesin müzakerelerde ilerleme kaydetmek ve ABD’nin nükleer anlaşmaya tam bir uyumla dönülmesi yönündeki tek hedef için çalışmak amacıyla Viyana'da olduğunu görmek güzeldi.”
Uzman düzeyindeki iki çalışma grubu görüşmeye, Washington'ın yaptırımların yanı sıra İran'ın yerine getirmesi gereken yükümlülükleri tartışarak başladı.
Nükleer görüşmeleri yeniden hayata geçirme çabalarının ‘yeteri kadar engele ve kesintiye maruz kaldığını’ öne süren Viyana’daki Çin Daimi Temsilcisi Büyükelçi Wang Qun da görüşmeleri engelleyebilecek ‘her türlü gelişmenin’ durdurulması gerektiğini vurguladı. Müzakerelerin hızlandırılması çağrısında bulunan Wang Qun, ‘ilerleme anahtarının’ tüm ABD yaptırımlarının kaldırılması olduğunu kaydetti.
İran’ın Viyana’daki Başmüzakerecisi Abbas Arakçi, müzakereler başlamadan kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, İran heyetinin geri çekilme olasılığına işaret ederek ‘zaman kaybetmeme’ uyarısında bulunmuştu. İran televizyonuna konuşan Arakçi şu ifadeleri kullanmıştı:
“Tahran'ın bozgun amaçlı müzakereler yapmak istemediğini vurgulayacağız. Amacımız sadece görüşmüş olmak değil. Yapıcı bir sonuç alındığı taktirde müzakerelere devam edeceğiz. Aksi takdirde görüşmeler duracak.”
Reuters, görüşmelere katılan bir temsilciden alıntı yaptığı haberinde Natanz'da meydana gelen olayların dikkat dağıtmaması ve mevcut turun ABD’lilerin gerçekleştirmeye gerçekten hazır olduğu konulara odaklanması gerektiğini aktardı. Habrde söz konusu temsilcinin “Ne kastettiklerini henüz söylemediler. ABD’lilerin hangi yaptırımları kaldırmak istediklerini söylemelerine ihtiyacımız var” ifadelerine yer verildi.
Defalarca kez tüm yaptırımların bir kerede sonlandırılması gerektiğini vurgulayan Tahran ise yaptırımlar kaldırılmadığı taktirde müzakereleri durdurabileceği uyarısında bulunmuştu. Washington ise buna karşılık İran'ın anlaşmaya aykırı attığı adımları geri çekmesini istiyor.
Tahran'ın ABD ile doğrudan görüşmeyi reddetmesi, İran ve diğer imzacıların anlaşmayı kurtarmak için ‘yapıcı’ olarak nitelendirilen görüşmelere katılan Avrupalı ​​arabulucuları geçen hafta zora sokmuştu.
Mora'nın bildirdiklerinin haricinde, söz konusu yeni görüşmelere katılan Batılı yetkililer tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı. İngiltere, Fransa ve Almanya, bir gün önce yaptıkları açıklamada, İran'ın uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarma kararını eleştirmiş, bunun Viyana görüşmelerinin yapıcı ruhu ile çeliştiği vurgulanmıştı.
AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano “Bu açıklama, nükleer silahların yayılmasını önleme açısından son derece endişe verici. Böyle bir adım için makul bir gerekçe mevcut değil” ifadelerini kullandı.
Reuters’ın kıdemli bir diplomattan aktardığına gore İran'ın en son ihlali, ilerlemek istenmesine rağmen göz ardı edilemez. Bu adımın 18 Haziran’da İran’da gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir atılım kaydedilmesini daha da zorlaştırdığını belirten diplomat, “İran’ın son kararlarındaki tehlike, bu sürece zarar vererek derecede gerilimi artırdı” ifadelerini kullandı.
İran merkezli sosyal medya platformlarında, Avrupa ülkelerinin Natanz Nükleer Tesisi’nde olup bitenlere dair ‘zayıf’ tutumuna dikkat çekildi. Arakçi’nin anlaşma taraflarını ‘siyasi kaygılar olmaksızın sabotaj eylemini kınamaya’ çağırdığı aktarıldı.
Söz konusu olaydan İsrail’i sorumlu tutan İran, hasar gören zenginleştirme araçlarının yenileriyle değiştirileceğini vaat etmişti. Arakçi, ülkesinin son kararı 26’ıncı ve 36’ıncı maddeler kapsamında, tıp alanındaki bazı ihtiyaçlarını karşılamak için aldığını öne sürdü. Zira Avrupalı taraflar bu kararın ‘geçerli bir sivil gerekçesinin olmadığını’ vurgulamıştı.  
Toplantıdan sonra İran televizyonuna konuşan Arakçi şunları söyledi:
“Bu oturumlar ile yola devam edeceğimizi, bir çözüme ulaşma yönünde net bir perspektif sunacak bir sonuca varacağımızı umuyoruz. Bunu başarıp başaramayacağımızı söylemek için henüz çok erken. Zira bizi bekleyen zorluklar var.”
Toplantının zorlu geçtiğine işaret eden Arakçi, Washington'ın kaldırması gereken yaptırımların ve İran'ın atması gereken adımların bir listesini hazırlama yönünde ciddi ve pratik adımlar atma ihtiyacı konusunda ‘herkesin hemfikir olduğuna’ işaret etti. Aynı zamanda, “Geçen hafta yaşananların toplantılara etkisi oldu” dedi.
Yaptırımlara tabi olan Petrol Bakanlığı ve Merkez Bankası yetkililerinin de İranlı heyete eşlik etmesi, Biden yönetiminin kaldırmayı planladığı yaptırımların nükleer anlaşmayla ilgili olmayanlar da dahil olmak üzere Trump yönetimi tarafından uygulanan her türlü başlığı içereceği yönündeki İran iyimserliğini gözler önüne serdi. Zira bu kişiler, Trump yönetimi tarafından terörizme finansman sağlamakla suçlanmıştı.
Hoşgörülü ve yetersiz bulduğu nükleer anlaşmadan 2018 yılında çekilen Trump, yaptırımları yeniden uygulamaya koymuş, ocak ayında yönetimden ayrılana dek bunları artırmaya devam etmişti. Nitekim nükleer programla ilgili olmayan diğer suçlamalar dolayısıyla başka yaptırımlar da eklenmişti. ABD, Devrim Muhafızları’nı 2019’da yabancı terör örgütleri listesine dahil etmişti.
Terörizm, insan hakları ihlalleri ve İran’ın balistik füze programının geliştirilmesiyle mücadelede getirilen yaptırımlar, nükleer program sebebiyle esas olarak hedef alınan kişi ve varlıkların sayısını artırmıştı. Örneğin İran Merkez Bankası, nükleer programa destek vermek ve terör finansörlüğünde bulunmak suçlarından olmak üzere iki kez cezalandırılmıştı. Yeni ABD Başkanı Biden ise İran'ın nükleer taahhütlerine yeniden uyması şartıyla 2015 anlaşmasına dönerek yaptırımları kaldırmaya söz vermişti.  
Daha önce Viyana Anlaşması müzakerelerinde bulunan eski bir ABD hükümet danışmanı geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD'nin ‘yaptırımları bir kalemde silebileceğini’ söylese de AFP’nin haberine göre mesele bu kadar basit değil.
Nitekim Tahran, Trump yönetimi altında ‘uygulanan, yeniden getirilen veya başka bir isim altında sunulan tüm yaptırımlardan’ vazgeçilmesini talep ediyor. “Bu; gerek terörizm ve insan hakları ihlalleri, gerek ise seçim müdahalesi ve diğer nedenlerle ilgili olsun, ABD'nin nükleer dosya ile ilgili olmayan nedenlerle yaptırım uygulamasına izin veren anlaşmayla tutarsızlık teşkil ediyor” ifadelerini kullanan üst düzey bir ABD yetkilisi de İran’ın 2017'den bu yana uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasını talep etmeye devam ettiği taktirde sürecin çıkmaza girileceği uyarısında bulundu.
Ancak ABD’liler yine de müzakere için bir pay bırakıyor. Nitekim söz konsu yetkili açıklamasında “2015 anlaşmasına aykırı olan tüm yaptırımları kaldırmaya hazırız” ifadelerini kullandı.
Trump yönetiminin anlaşmaya geri dönmeye istekli yeni bir hükümetin görevini karmaşık bir hale getirmek için ‘yaptırım duvarı’ inşa ettiğini açıkça belirten söz konusu ABD’li müzakereci, nükleer dosya ile ilgili olmayan bazı cezai tedbirlerin ‘haksız’ olduğu düşüncesine işaret etti. “Bu nedenle, hangi yaptırımların kaldırılması ve hangilerinin sürdürülmesi gerektiğini belirlemek için bu acı verici çabayı göstermemiz gerekiyor” ifadelerini kullanan müzakereci, henüz üzerinde tartışılan ayrıntılı bir listenin bulunmadığını vurguladı.
Joe Biden’ın karşı karşıya kaldığı birçok siyasi risk mevcut. Nitekim başta Cumhuriyetçiler olmak üzere şimdiye kadar Viyana Anlaşması’na karşı çıkan pek çok kişi, ABD’nin ‘teslimiyet gösterdiğini’, özellikle İran'ın nükleer programıyla ilgili olmayan yaptırımların kaldırılmasının protesto edileceğini öne sürüyor.



Netanyahu: Süveyda’daki olaylar sırasında Şara’yı aradım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
TT

Netanyahu: Süveyda’daki olaylar sırasında Şara’yı aradım

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (EPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Temmuz 2025’te Suriye Savunma Bakanlığına ve Şam’daki başkanlık sarayı yakınlarına düzenlenen İsrail saldırılarından kısa süre sonra Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile telefonda görüştüğünü açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın The Times of Israel haber sitesinden aktardığına göre Netanyahu, Likud Partisi’nin düzenlediği bir konferansta, “Telefonu kaldırıp Şara’yı aradım. Görüşme çok kısa ve oldukça sertti” ifadelerini kullandı.

İsrailli yetkililer, saldırıların Süveyda bölgesinde çatışmaların yaşandığı sırada Suriye’nin güneyindeki Dürzileri korumak amacıyla düzenlendiğini belirtmişti.

Netanyahu, Dürzi topluluğuna hitap ettiği konferansta, “Kardeşlerimizi ve sizin kardeşlerinizi korumak için elimden gelen her şeyi yapacağım” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Netanyahu ile 2024’ün sonlarında Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından iktidara gelen Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen bir görüşmeye ilişkin ilk haber olma özelliği taşıyor. Görüşme, İsrail ve Suriye liderleri arasında gerçekleşen ilk doğrudan temas da olabilir.

Suriye’nin Süveyda vilayetinde Temmuz 2025’te mezhepsel gerilimler nedeniyle şiddet olayları yaşanmış, yetkililer tarafından oluşturulan resmî soruşturma komisyonunun kayıtlarına göre en az bin 760 kişi hayatını kaybetmişti.


Manş Tüneli’nde otobüs ile trenin çarpışması sonucu 19 kişi yaralandı

Fransız deniz polisi, Manş Denizi’ni geçmeye çalışırken botları batan göçmenleri kurtarmak için müdahalede bulunuyor (Fransız Deniz Polisi – AFP)
Fransız deniz polisi, Manş Denizi’ni geçmeye çalışırken botları batan göçmenleri kurtarmak için müdahalede bulunuyor (Fransız Deniz Polisi – AFP)
TT

Manş Tüneli’nde otobüs ile trenin çarpışması sonucu 19 kişi yaralandı

Fransız deniz polisi, Manş Denizi’ni geçmeye çalışırken botları batan göçmenleri kurtarmak için müdahalede bulunuyor (Fransız Deniz Polisi – AFP)
Fransız deniz polisi, Manş Denizi’ni geçmeye çalışırken botları batan göçmenleri kurtarmak için müdahalede bulunuyor (Fransız Deniz Polisi – AFP)

Fransa’nın kuzeyindeki yetkililer, dün akşam Manş Tüneli’nin Fransa tarafında, araç yükleme peronunda duran bir tren vagonuna minibüsün çarptığını ve kazada 19 kişinin yaralandığını açıkladı.

Ağır vasıta sürücülerini taşıyan minibüsün karıştığı kazaya ilişkin Pas-de-Calais Valiliğinden yapılan açıklamada, “Olayda can kaybı yaşanmadı ve yaralılardan hiçbirinin hayati tehlikesi bulunmuyor” denildi.

Açıklamada, mobil acil müdahale ve yoğun bakım birimine bağlı bir helikopterin yanı sıra, sınır polisi ekiplerinin de aralarında bulunduğu kurtarma ekiplerinin hızla olay yerine sevk edildiği belirtildi.


Ukrayna’da “Starshield” sistemine kısıtlama getirilmesi talimatı Beyaz Saray’dan verildi

Ukrayna’nın Odesa kentinde Rus saldırısının ardından yıkılan bir bina (AFP)
Ukrayna’nın Odesa kentinde Rus saldırısının ardından yıkılan bir bina (AFP)
TT

Ukrayna’da “Starshield” sistemine kısıtlama getirilmesi talimatı Beyaz Saray’dan verildi

Ukrayna’nın Odesa kentinde Rus saldırısının ardından yıkılan bir bina (AFP)
Ukrayna’nın Odesa kentinde Rus saldırısının ardından yıkılan bir bina (AFP)

İki ABD’li ve bir Batılı yetkili, Ukrayna’nın savaş alanındaki iletişiminde ve insansız hava aracı (İHA) operasyonlarında kullandığı uydu sisteminin kapasitesini sınırlama kararının Beyaz Saray’dan alındığını belirtti. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre söz konusu karar Starshield sistemine yönelik kısıtlamaları içeriyor.

Yetkililer, ABD Savaş Bakanlığı yöneticilerine, Ukrayna ordusunun kullandığı SpaceX’e ait Starshield hizmetinin yavaşlatılması gerektiğine ilişkin bir mesaj iletildiğini söyledi.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, Beyaz Saray’da kararı kimin aldığını veya talimatın uygulanmasından kimin sorumlu olduğunu belirtmedi. Öte yandan Başkan Donald Trump, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını eleştirmeyi sürdürerek, bu saldırıları “utanç verici” olarak nitelendirdi.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), Starlink hizmetinin askerî versiyonu olan Starshield’ın en büyük müşterisi konumunda bulunuyor.

Ukraynalı yetkililer bu hafta, askerî özelliklere sahip Starlink alıcılarının hızlı hareket eden araçlara monte edildiklerinde Ukrayna’da çalışmayı durdurduğunu bildirdi. Bu durumun, gömülü yönlendirme sistemlerine bağımlı olan Ukrayna İHA’larının performansını etkilediği belirtildi.

Ukrayna Savunma Bakanlığından bir kaynak ise dün yaptığı açıklamada, alıcıların şu anda hareket hâlindeyken çalıştığını, ancak yalnızca saatte 160 kilometreye kadar olan hızlarda kullanılabildiğini belirtti.

Rafineri saldırılarının durdurulması için baskı

Hayati öneme sahip iletişim sistemine yönelik geçici kısıtlama, Başkan Donald Trump’ın Kiev yönetimine Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması için baskı yaptığı bir dönemde gerçekleşti. Trump, söz konusu saldırıların enerji fiyatlarındaki artışın nedenlerinden biri olduğunu savunmuştu. Artan fiyatların, Cumhuriyetçi Parti’nin kasım ayındaki ara seçimlerdeki şansını tehdit ettiği belirtiliyor.

 ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, (Arşiv-AFP)

Ancak uzmanlar, enerji maliyetlerindeki sert yükselişin başlıca nedeninin ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre İran da enerji tesislerini hedef aldı ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına yol açtı.

Starshield sistemine kısıtlama getirilmesi talimatına ilişkin yorum yapması istenen üst düzey bir ABD’li yetkili, “Başkan böyle bir talepte kesinlikle bulunmadı” dedi.

Beyaz Saray ise yönetimdeki başka yetkililerin böyle bir talepte bulunup bulunmadığına ilişkin soruları cevaplamadı.

SpaceX, Starshield sistemini özellikle Pentagon başta olmak üzere hükümet kurumları ve ulusal güvenlikle bağlantılı kuruluşlar için geliştirdi. Sistem, Starlink uydu ağından yararlanıyor.

Ukraynalı yetkililer, kısıtlamaların işgal altındaki topraklarda Rus birliklerine ve lojistik unsurlarına yönelik saldırı operasyonlarını aksattığını, ayrıca Rusya’nın fırlattığı Şahid tipi İHA’ları düşürmek için kullanılan önleme dronlarının hızını düşürdüğünü belirtti.

SpaceX Üst Yöneticisi (CEO) Elon Musk, çarşamba günü X platformunda yaptığı açıklamada, Starshield sistemlerinin ABD hükümetine ait olduğunu ve onun kontrolünde bulunduğunu söyledi. Musk, bu nedenle hız veya kullanım kısıtlamalarına ilişkin kararların ABD ordusu ya da başkan tarafından alındığını ifade etti.

SpaceX, yorum talebine cevap vermedi. Pentagon ve Ukrayna’nın Washington Büyükelçiliği de konuya ilişkin açıklama taleplerini cevapsız bıraktı.