Viyana’daki nükleer anlaşma müzakereleri ‘nihai anlaşmaya doğru’ yavaş adımlarla ilerliyor

Borell, “Detaylara girdik ve İran nükleer anlaşmasını kurtarma eğilimleri görüyoruz” dedi.

AB Temsilcisi Enrique Mora Perşembe günü müzakerelere ev sahipliği yapan otelden ayrılırken (EPA)
AB Temsilcisi Enrique Mora Perşembe günü müzakerelere ev sahipliği yapan otelden ayrılırken (EPA)
TT

Viyana’daki nükleer anlaşma müzakereleri ‘nihai anlaşmaya doğru’ yavaş adımlarla ilerliyor

AB Temsilcisi Enrique Mora Perşembe günü müzakerelere ev sahipliği yapan otelden ayrılırken (EPA)
AB Temsilcisi Enrique Mora Perşembe günü müzakerelere ev sahipliği yapan otelden ayrılırken (EPA)

Avusturya’nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşma konusunda devam eden müzakerelerle ilgili olumlu göstergeler olsa da pek çok ihtilaf noktası yerini koruyor. Perşembe gününden bu yana Viyana’da bulunan heyetler anlaşmayı yazmak için ilk adımları atmaya başladı. Buna rağmen ABD’nin kaldırabileceği yaptırımlar ile İran’ın mı yoksa ABD’nin mi ilk adımı atacağı meselesinde henüz bir gelişme bulunmuyor.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, geçen haftadan bu yana süren görüşmelerde ilerleme olduğuna işaret ederek, ABD ve İran tarafının 2015’te imzalanan nükleer anlaşmayı kurtarmak istediğini gördüğünü söyledi.
Reuters’ın haberine göre, “sevindirici haberler” olduğunu belirten Borrell, “Her iki tarafın da bir anlaşmaya varmakla gerçekten ilgilendiğini düşünüyorum. İki taraf genel meselelerden daha ayrıntılı olanlara doğru gidiyor. Bu meseleler de açıkçası, bir taraftan yaptırımların kaldırılması diğer taraftan nükleer anlaşmaya bağlı kalınmasına ilişkin meselelerle ilgili” dedi.
Alman Hükümeti Sözcüsü, “İran nükleer görüşmelerinde ilerleme arzusu görüyoruz” dedi.
Rusya'nın Viyana Uluslararası Kuruluşlar Daimi Temsilcisi Mikhail Ulyanov, Twitter hesabı paylaşımında, “İki hafta süren görüşmelerden sonra, müzakerelerin (anlaşmayı) yazma aşamasına girdiğini memnuniyetle not edebiliriz. Pratik çözümler hala çok uzak ancak hedefe doğru atılan belirli adımlarla genel sözlerden anlaşma (aşamasına) geçtik” diye yazdı.

Ortak Komite, bugün resmi bir oturum düzenleyecek
Şarku’l Avsat’ın Avrupalı kaynaklardan edindiği bilgilere göre, nükleer anlaşmayla ilgili müzakereleri yürüten Ortak Komite, müzakerelerde ilerleme noktalarını belirlemek amacıyla bugün resmi bir oturum düzenleyecek. Komite geçen hafta Viyana’da ikinci turun başlamasından bu yana iki kez toplandı. Katılımcıların kaydedilen ilerleme hakkında bilgilendirilmesi amacıyla yapılan birinci toplantı Perşembe, ikincisi de Cuma günü yapıldı.
Heyetler Viyana’da üç büyük otelde kalıyor. Avrupalılar ana oteli karargah edinirken, Amerikalılar karşısındaki otelde kalıyorlar. İran heyeti görüşmelerinin çoğunu, ana otele arabayla birkaç dakika mesafede bulunan üçüncü otelde gerçekleştiriyor. Avusturya hükümeti devam eden görüşmelerin “hesapta olmayan bir nedenden ötürü tökezlemesini önlemek için” katılımcılara günlük olarak koronavirüs testi uyguluyor.
Viyana’daki görüşmelerle eşzamanlı olarak İran’ın orta kesiminde yer alan Natanz uranyum zenginleştirme tesisine 11 Nisan’da ‘sabotaj eylemi’ düzenlendi. İran İslam Cumhuriyeti, düşmanı İsrail’i olayın arkasında olmakla suçladı. Tesisteki patlamanın ardından Tahran, yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirme çalışmalarına başladığını duyurdu. Bu da İran’ın, uranyumun askeri amaçlarla kullanımı için gerekli olan yüzde 90 saflığa her zamankinden daha çok yaklaştığı anlamına geliyor.
Reuters’a konuşan İranlı yetkililer, her iki taraftan birbirini izleyen adımların atılmasının çözümü getireceğini ifade etti. İranlı yetkililer, Viyana’daki son derece önemli görüşmelerin, kalıcı bir çözüme ulaşmak amacıyla diplomasiye alan tanınması için geçici bir anlaşmayla sonuçlanabileceğini ifade etti.
Reuters’a konuşan İranlı bir yetkili, “Mayıs ayındaki son tarih yaklaşıyor… Viyana'da tartışılan şeyler, kısa vadede tüm taraflara karmaşık teknik sorunları çözmeleri için daha fazla zaman tanıyan bir ara anlaşmanın ana hatlarıdır” dedi.
Yetkili, bu ifadelerle, muhafazakar milletvekillerin çoğunlukta olduğu İran Meclisi tarafından onaylanan ve hükümeti, yaptırımlar kalkmadığı sürece nükleer anlaşma noktasında daha sert bir tavır benimsemekle yükümlü tutan yasaya işaret ediyor.
Başka bir İranlı yetkili, tüm yaptırımların kaldırılmasına ilişkin teknik adımlarla ilgili bir siyasi anlaşmaya varılması halinde Tahran’ın, diğer ülkelerde bloke edilen mal varlığının serbest bırakılması karşılığında yüzde 20 saflıkta uranyum zenginleştirme kararını askıya alacağını belirtti.
İran, ABD’nin 2018’den bu yana kendisine uyguladığı yaptırımlar nedeniyle 20 milyar dolarlık petrol gelirlerinin Güney Kore, Irak ve Japonya’da dondurulduğunu söylüyor.
Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) İran’ın daha önce bildirmediği tesislerde bulunan uranyum izlerinin kökeni hakkında bir açıklama yapması ümidiyle dün Tahran’la temas kurdu. Nitekim bu husus, nükleer anlaşmayı canlandırma çabalarını etkileyebilecek nitelikte bir mesele.
Viyana’da şu anki görüşmelerin yapılması için varılan anlaşma, Avrupa ülkelerini, 35 ülkeden oluşan IAEA Guvernörler Kurulu’nun geçen ayki toplantısında İran hakkında suçlayıcı bir karar çıkarma çabalarını ertelemesi konusunda ikna etti.
IAEA, açıklamasında, “IAEA ve İran bugün, güvencelerle ilgili askıda duran meselelere açıklık getirmek amacıyla bir odaklama sürecine başladı” ifadelerini kullandı. Açıklamaya göre iki taraf arasındaki toplantı uzmanlar düzeyinde gerçekleştirildi.
İran’ın daha önce bildirmediği tesislerde bulunan uranyum izlerinin kökeni meselesinin görüşülmesi amacıyla IAEA ve İran arasındaki ilk toplantının Nisan’ın ilk haftasında Tahran’da yapılması planlandı. Ancak nükleer anlaşmanın kurtarılması hedefiyle anlaşmanın diğer taraflarının Viyana’da katılacağı ve ABD tarafıyla yoğun bir diplomasinin yürütüleceği görüşmelere hazırlık kapsamında toplantı ertelendi.

Viyana’daki görüşmeler olumlu ilerliyor
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade, düzenlediği basın toplantısında, Viyana’daki görüşmelerin “olumlu ilerlediğini” söyledi. Olası bir anlaşmaya varılması halinde bunun “İran Meclisi’nin oylamasından çıkacak onayı gerektirmeyeceğini” ve “bu düzeydeki meselelerin Ulusal Güvenlik Konseyi’ne sunulması ve Rehber (İran’ın dini lideri) Hamaney’in imzasını taşımasının” yeterli olacağını ifade etti.
Hatipzade, “Bu görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildi ve doğru yoldayız. Ancak bu, görüşmelerin son aşamaya geldiği anlamına gelmiyor” dedi.
Hatipzade bu ifadelerle, bazı İranlı vekillerin, Viyana’da nükleer anlaşma Ortak Komitesi’nin arabuluculuğunda ABD ve İran arasında yürütülen dolaylı görüşmelerden çıkacak muhtemel bir anlaşmanın Meclis’te oylanması ve ABD’nin uygulamalarının incelenmesi gerektiği şeklindeki açıklamalarına yanıt verdi.
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in Ofisi’ne yakın duran Keyhan gazetesinin, üst düzey İranlı müzakerecilerin Viyana’da yürüttüğü “dolaylı müzakereler” ve “yeni uzlaşı” konusunda soru işaretlerine neden olan haberine de üstü kapalı bir şekilde yanıt veren Hatipzade, Viyana’daki müzakerelerin ABD ile değil nükleer anlaşma Ortak Komitesi ile yapıldığını ve “ABD ile doğrudan veya dolaylı müzakerelerin olmadığını” vurguladı.
Keyhan gazetesi dünkü sayısında, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cuma günü Japonya Başbakanı Suga Yoşihide ile düzenlediği ortak basın toplantısı sırasında “ABD İran’a büyük tavizler vermeyecek” açıklamasına dayanarak “ABD temel yaptırımları kaldırmayacak, nükleer ekip Viyana’da niye takılı kaldı” başlığını kullandı. Gazete, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Viyana’ya giden İran heyetinin başkanı Abbas Arakçı’nın İran basınında Cumartesi çıkan “herkes arasında yeni bir uzlaşı ve ortak bir zemin belirginleşti” ve “müzakereler tarafların ortak bir metin üzerinde çalışmaya başlayabilecekleri bir aşamaya ulaştı” yönündeki açıklamalarına yer verdi.
Gazete, Arakçı’nın tavrını şaşkınlıkla karşıladığı haberinde, “Bu iki açıklama, Hasan Ruhani hükümeti ve Barack Obama yönetimindeki yetkililerin nükleer anlaşma imzalanmadan önceki açıklamalarına benziyor” diye yazdı. Gazete, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in o dönem kullandığı “herhangi bir anlaşma, anlaşmamaktan iyidir” ifadesini aktardı.
Keyhan gazetesi, İran’ın dini lideri Hamaney’in son yaptığı “Viyana’daki nükleer müzakereler yıprandırma temeline dayanmamalı” uyarısına atıfta bulunduğu haberinde, “ABD ve Avrupa'nın amacı, ilk aşamada nükleer anlaşma müzakerelerini ‘yaptırımları kaldırmadan’ yıpratma müzakerelerine dönüştürmek ve (İran’ı) nükleer anlaşmaya geri döndürmek, sonraki aşama alacaklı konuma oturup İran'ı borçlu olarak sunmaktır” ifadelerini kaydetti.
“ABD yönetimi nükleer anlaşmaya dönmek için dikkate değer bir adım atmaya hazır olmadığını açıkça ifade ederken ve yerine getirmesi gereken görevleri İran’a özel bir ayrıcalık gibi sunarken, Arakçı hangi nihai anlaşmadan bahsediyor?” sorusunu yönelten gazete, nükleer anlaşmaya destek veren basın yayın organlarının Viyana’daki müzakerelerin ardından, “sanki ekonomik fetihlerin en büyüğü Viyana’da yapılacakmış gibi” ekonominin iyileştiği izlenimi veren başlıklar kullanmakla suçladı.



Haiti'nin başkentini saran çeteler, kırsala da yayılıyor

23 Ağustos saldırısında ölenlerin cenaze töreni sırasında yerel savunma birlikleri devriye gezmişti (Reuters)
23 Ağustos saldırısında ölenlerin cenaze töreni sırasında yerel savunma birlikleri devriye gezmişti (Reuters)
TT

Haiti'nin başkentini saran çeteler, kırsala da yayılıyor

23 Ağustos saldırısında ölenlerin cenaze töreni sırasında yerel savunma birlikleri devriye gezmişti (Reuters)
23 Ağustos saldırısında ölenlerin cenaze töreni sırasında yerel savunma birlikleri devriye gezmişti (Reuters)

Haiti'de başkentin büyük kısmını kontrol eden çeteler hakkında korkutucu bir uyarı geldi. 

İsviçre merkezli kâr amacı gütmeyen Uluslararası Organize Suça Karşı Küresel Girişim'in (Global Initiative Against Transnational Organized Crime) Haiti misyonu, pazartesi yeni bir rapor yayımladı. 

Karayip ülkesindeki silahlı çetelerin başkent Port-au-Prince'ten kırsal bölgelere giderek daha fazla yayıldığı bildirildi. 

Çetelerin insan kaçırma, büyükbaş hayvan hırsızlığı ve yol kesme gibi taktiklere başvurduğu belirtilirken ülkedeki güvenliği sağlama çabalarının başkente odaklandığı hatırlatıldı. 

23 Ağustos'ta başkent yakınlarındaki Kenscoff'a düzenlenen, en az 47 kişinin öldüğü, onlarca kişinin de kaçırıldığı baskın gibi olayların geçmişte pek yaşanmadığı anımsatıldı. 

Çetelerin Haiti'nin başlıca tarım bölgelerinden biri olan Artibonite'deki kişileri ve tarım arazilerini hedef aldığı ifade edildi.

Rapora göre çeteler, hızlı baskınlar düzenlemek, yerel toplulukları baskı altına almak ve sığınak olarak kullandıkları bölgelerle hedef aldıkları yerler arasında hareket etmek için küçük ve hareketli birlikler kullanıyor. Bu yöntem, silahlı grupların bölgeleri kalıcı olarak işgal etmeden nüfuzlarını artırmalarına ve günlük yaşamı sekteye uğratmalarına olanak sağlıyor.

Güvenlik güçlerinin, geniş dağlık alanlarda hızla hareket eden silahlı örgütlerle mücadele için gerekli personel, ekipman ve eğitimden yoksun olduğu vurgulandı.

Raporda yalnızca güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağı savunuldu. Çiftçilerin korunması, yerel ekonomilerin yeniden canlandırılması ve uzun süredir devam eden toprak anlaşmazlıklarının ele alınması çağrısı yapıldı. 

Bunların yanı sıra çete üyelerinin silahsızlandırılması ve topluma yeniden kazandırılması için de adımlar atılması gerektiği belirtildi.

dfrgthyj
Öğrencilerin yeni eğitim öğretim yılına pazartesi başladığı ülkede mevcut durum ve gelecek pek parlak görünmüyor (Reuters)

Halihazırda çok uluslu bir görev gücü Haiti'de faaliyet gösteriyor. BM'ye bağlı olan, Kenya liderliğindeki Çok Uluslu Güvenlik Destek Misyonu, Haiti polisi ve ordusuna yardım ediyor. Misyonun personel sayısının kısa süre içinde 5 bin 500'e çıkarılması planlanıyor.

Ancak Haiti'de düzeni sağlama çabaları bir türlü istenen sonuçları vermiyor. Başkentin en az yüzde 70'ini çetelerin kontrol ettiği düşünülüyor.

Temmuz 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'ye suikast düzenlenmesi ve aynı yıl ağustosta 2 bin 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan 7,2 büyüklüğündeki deprem, 11 milyonu aşkın nüfuslu Haiti'deki toplumsal huzursuzluğu artırmıştı. 

Haiti'deki çatışmalar yüzünden 2022'den bu yana 21 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 1,5 milyon kişinin de evinden olduğu tahmin ediliyor. 

Independent Türkçe, Reuters, AP


ABD, Ortadoğu'da 11 Eylül öncesine dönmeyi tartışıyor

2003'te ortaklarıyla birlikte Irak işgaline başlayan ABD, o dönemden beri sıcak çatışmaların içinde yer alıyor (AFP)
2003'te ortaklarıyla birlikte Irak işgaline başlayan ABD, o dönemden beri sıcak çatışmaların içinde yer alıyor (AFP)
TT

ABD, Ortadoğu'da 11 Eylül öncesine dönmeyi tartışıyor

2003'te ortaklarıyla birlikte Irak işgaline başlayan ABD, o dönemden beri sıcak çatışmaların içinde yer alıyor (AFP)
2003'te ortaklarıyla birlikte Irak işgaline başlayan ABD, o dönemden beri sıcak çatışmaların içinde yer alıyor (AFP)

CNN'in Amerikalı 6 kaynağına dayandırdığı habere göre, ülkedeki askerler ve istihbaratçılar Ortadoğu'daki asker sayısını 11 Eylül öncesi seviyelerine indirmeyi tartışıyor.

Amerikan medya devinin haber kaynakları, Washington'ın İran savaşını sonlandırabilmesi halinde Ortadoğu'daki askeri tesislerini azaltmayı düşündüğünü söyledi. 

11 Eylül 2001'deki El Kaide saldırılarının ardından ABD, Irak'ı işgal ederken bölgedeki istihbarat ve ordu tesislerinin sayısını da artırmıştı. 

Halihazırda ABD'nin 50 bine yakın askeri, iki uçak gemisi ve bir düzineden fazla güdümlü füze destroyeri bölgede konuşlandırılmış durumda. 

11 Eylül saldırılarından önceki yıllarda Ortadoğu'daki askeri varlığını önemli ölçüde artırmaya başlayan ABD'nin 1998 itibarıyla bölgede yaklaşık 27 bin askeri vardı. 

2003'te başlayan Irak işgali sırasında ABD'nin Ortadoğu'daki asker sayısı yaklaşık 250 bine çıkmıştı.

28 Şubat'ta İsrail'le birlikte İran'a savaş açan ABD'ye Tahran'ın yaptığı misillemeler, bölgedeki Amerikan üslerinin füze ve İHA saldırılarına karşı savunmasızlığını ortaya çıkardı. Resmi kayıtlara göre İran savaşı sırasında 18 ABD askeri öldü.

Amerikalı bir yetkili, "Kırılganlıklar her zaman biliniyordu ancak ABD hiçbir zaman bunlara acil müdahale gereksinimi hissetmedi" dedi.

CNN, Ortadoğu'da ciddi hasar alan Amerikan tesislerinin yeniden inşa edilmeyeceğini, bazılarınınsa yer altına taşınabileceğini aktardı. 

Habere göre CIA ve ABD ordusunun özel operasyon birimleri, bazı görevlerin kalıcı üsler olmadan yürütülüp yürütülemeyeceğini değerlendiriyor. Bu modele geçilirse personel ve ekipman ABD'de tutularak yalnızca ihtiyaç duyulduğunda bölgeye gönderilecek.

Körfez Arap ülkelerindeki ABD askeri varlığının azaltılarak savunma yükünün önemli kısmının bölgedeki ortaklara devredilmek istendiği belirtildi. 

ABD'nin bölgeden çekilme girişimleri daha önce de sonuçsuz kaldı. Barack Obama ve Donald Trump, Çin'i başlıca stratejik tehdit olarak gördüklerini belirtse de Ortadoğu'daki gelişmeler Washington'ın güçlerini Asya'nın doğusuna taşıma planlarına engel oldu.

Independent Türkçe, CNN, AP


Trump tüm Kuzey Amerika'yı sınırlarına kattı

ABD Başkanı Trump, Birleşik Devletler'in Kuzey Amerika'nın tamamını kapsadığını gösteren bir görsel paylaştı. Bu, ABD'nin dünya genelindeki topraklarını yeniden adlandırma veya genişletme yönündeki kışkırtıcı mesajlar zincirinin son halkası (@realDonaldTrump/Truth Social)
ABD Başkanı Trump, Birleşik Devletler'in Kuzey Amerika'nın tamamını kapsadığını gösteren bir görsel paylaştı. Bu, ABD'nin dünya genelindeki topraklarını yeniden adlandırma veya genişletme yönündeki kışkırtıcı mesajlar zincirinin son halkası (@realDonaldTrump/Truth Social)
TT

Trump tüm Kuzey Amerika'yı sınırlarına kattı

ABD Başkanı Trump, Birleşik Devletler'in Kuzey Amerika'nın tamamını kapsadığını gösteren bir görsel paylaştı. Bu, ABD'nin dünya genelindeki topraklarını yeniden adlandırma veya genişletme yönündeki kışkırtıcı mesajlar zincirinin son halkası (@realDonaldTrump/Truth Social)
ABD Başkanı Trump, Birleşik Devletler'in Kuzey Amerika'nın tamamını kapsadığını gösteren bir görsel paylaştı. Bu, ABD'nin dünya genelindeki topraklarını yeniden adlandırma veya genişletme yönündeki kışkırtıcı mesajlar zincirinin son halkası (@realDonaldTrump/Truth Social)

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Truth Social'da Birleşik Devletler'in Kuzey Amerika kıtasının tamamıyla Grönland'ı kapladığını gösteren bir harita paylaştı. ABD'nin Kanada'yla ticaret savaşı sürerken gelen gönderi, emperyalist çağrışımlar taşıyan kışkırtıcı paylaşımlar zincirinin son halkası oldu.

Görsel, Trump'ın eleştirmenlerinin tepkisini çekti.

Trump karşıtı grup Republicans Against Trump, X'te "Trump tamamen kafayı yemiş" diye yazdı.

Dış politika uzmanı Kurt Taylor Gaubatz ise başkanın art arda yaptığı paylaşımların ardından Bluesky'da, "Bence tüm haber kaynakları köşeye 'Trump'ın dün yaptığı çılgınlıklar' yazan küçük bir kutu koymalı. Truth paylaşımlarını, saçındaki değişiklikleri ve benzeri şeyleri bu kutuya koyalım ki bunlar, Amerika'yı, demokrasiyi ve dünyayı nasıl baltaladığına ilişkin günlük haberlerin önüne geçmesin" dedi.

Başkanın muhafazakar destekçileri ise paylaşımı memnuniyetle karşıladı. Bu paylaşım, Cumhuriyetçinin hafta sonu yaptığı ve Hürmüz Boğazı'nın yeni ABD toprağı olduğunu ve New Mexico'nun adının New America olarak değiştirileceğini öne sürdüğü mesajların ardından geldi.

Yorumcu Eric Daugherty, X'te "HAHAHA!" diye yazdı ve Trump'ın "tam anlamıyla Kuzey Amerika imparatorluğu moduna" geçtiğini, "Demokratların, Trump'ın geniş çaplı işgallere girişeceğinden endişelenerek azil sürecini başlatacak maddeler sunacağını" söyledi.

The Independent, yorum almak için Beyaz Saray'la iletişime geçti.

ABD Başkanı daha önce de eleştirmenlerini ve rakiplerini kızdırma amacını taşıdığı anlaşılan benzer görseller paylaşmıştı. Ancak Beyaz Saray, en azından ABD'nin bakış açısından haritayı yeniden şekillendirecek adımlar da attı.

ABD'nin Kanada'yla ticaret savaşı sürerken başkan, geçen hafta ABD haritalarında Ontario Gölü'nün adını Amerika Gölü diye değiştirdi. Geçen yıl da Meksika Körfezi'nin adını Amerika Körfezi diye değiştirmişti.

Trump yönetimi, sosyal medyadaki kışkırtıcı paylaşımların ve ABD'deki yer adlarının değiştirilmesinin ötesinde, yabancı ülkelere müdahaleleri nedeniyle yöneltilen tekrarlanan eleştirilere rağmen, Trump'ın ilk başkanlık dönemindekinden ve seçim kampanyasındaki vaatlerinin işaret ettiğinden çok daha saldırgan ve emperyalist bir dış politika izliyor.

jukı
Başkan ayrıca New Mexico'nun adını değiştirme fikrini ortaya attı ve son günlerde Ontario Gölü'nün adını gerçekten de Amerika Gölü olarak değiştirdi. (Beyaz Saray)

ABD, İran'la savaş yürüttü, Venezuela liderini devirdi ve ülkenin petrol endüstrisinin kontrolünü ele geçirdi, Karayipler'de uyuşturucu taşıdığı öne sürülen teknelere saldırdı, NATO müttefiki Danimarka'ya bağlı Grönland'ı istila etme tehdidinde bulundu ve Küba'daki komünist rejimi devirmeyi hedefleyerek ülkeye ağır ekonomik baskı uyguladı.

Bu tutum, ABD'nin geleneksel müttefiklerinin tepkisine ve endişelerine yol açtı.

Kanada, ABD'nin ticaret savaşı hamlelerine benzer hamlelerle karşılık verdi. ABD'nin hakim olduğu mevcut uluslararası düzenin sona ermekte olduğunu ve "geri dönmeyeceğini" dile getirerek yeni ittifaklara ihtiyaç duyulduğunu savundu.

ABD'nin saldırgan tutumu karşısında Danimarka'nın, iddialara göre Grönland'ı savunmak üzere askeri planlar hazırladığı bildirildi.

Son anketlere göre başkanın giderek daha pervasız hale gelen üslubu, partisinin 2026 ara seçimlerindeki şansını tehdit ediyor olabilir.

The Financial Times/Focaldata'nın araştırmasında katılımcıların yüzde 46'sı Trump'ın Beyaz Saray'daki icraatlarının muhafazakarların kasımdaki seçimleri kazanmasını "zorlaştırdığını" düşündüğünü söyledi. Bu görüşü paylaşan Cumhuriyetçi seçmenlerin oranı ise yüzde 30'du.

Independent Türkçe