Pentegon, UFO'lara ait olduğu öne sürülen görüntüleri servis ederken, uzayı araştıran NASA'da neden tek görüntü yok?

TT

Pentegon, UFO'lara ait olduğu öne sürülen görüntüleri servis ederken, uzayı araştıran NASA'da neden tek görüntü yok?

Dünya dışı yaşamın olup olmadığı her zaman merak konusu oldu.
Bununla bağlantılı olarak dünya dışı varlıklara ait olduğu iddia edilen ve UFO olarak adlandırılan uçan cisimlerin varlığı somut olarak kanıtlanmamakla birlikte gördüğünü iddia eden çok insan bulunuyor.
Bu konu geçmişten beri güncelliğini yitirmediği gibi zaman zaman ortaya atılan yeni iddialar ve kimi görüntüler tartışmaları alevlendiriyor.
Son olarak geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından yapılan açıklamada bir belgesel yapımcısı olan Jeremy Corbell tarafından paylaşılan görüntülerde yer alan ve UFO olarak nitelendirilen piramit şeklindeki cisimlerin donanma personeli tarafından çekildiği doğrulandı.
2019'da kaydedilen videoların birinde Kaliforniya açıklarındaki bir savaş gemisinin üzerinde gezinen ve piramit şeklindeki nesneler görülüyor.
Sözkonusu haber kısa sürede dünya genelinde birçok medya kuruluşunun bültenlerinde yer aldı.
UFO iddialarında Pentegon'un özel bir yeri var. Zaman zaman Pentegon tarafından UFO meraklılarını heyecanlandıran açıklamalar geliyor.
2020 yılı içerisinde Pentegon tarafından biri 2004 diğeri ise 2015 yılında kaydedilmiş UFO olduğu iddia edilen uçan cisimlere ait görüntüler yayınlanmış, bu görüntüler uzun süre dünya kamuoyunu meşgul etmişti.

Peki UFO iddialarına bilim ne diyor?
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Sinan Aliş, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

"UFO'yu uzaylılar kabul ediyorsak, bilim dünyası bunu kabul etmiyor"
Sıklıkla gündeme gelmesine karşın UFO olarak adlandırılan cisimler bilim dünyasında kabul ediliyor mu?
UFO'nun kelime anlamı açıklanamayan uçak cisimdir. Bu anlamda kabul edilip edilmeyecek bir konu yok. Ancak eğer UFO'yu "uzaylılar" olarak düşünüyorsak, bu durumda bilim dünyası elbette kabul etmiyor. Kabul etmemek keyfi bir tutum değil. Şimdiye kadar somut herhangi bir kanıt elde edilebilmiş değil. 

"Geniş kitlenin aynı anda gördüğü olay olmadı"
Bugüne kadar yapılan incelemelerde hangi sonuçlara varıldı?

Uluslararası bilim dünyasının incelenmesine sunulan herhangi bir bulgu veya gözlem olmadı. Genellikle, savunma, istihbarat gibi birimlerin çok zor koşullarda yaşadıkları tanıklıklar bulunuyor. Geniş bir kitlenin aynı anda gördüğü bir olay olmadı. Sadece bir veya iki kişinin gördüğü, hep sıradışı şartlarda gözlemler rapor edildi.

"ABD'de sıkça görünmesinin bir nedeni gizli askeri çalışmalar"
Neden belli ülkelerde bu konuda duyumlar veya görüntüler daha fazla? Bulunulan bölgenin ve coğrafi yapının bununla bir ilgisi var mı?

Coğrafyanın değil ama belirli ülkelerin etkisi var. Özellikle ABD'de sıkça görülmelerinin veya daha doğru ifadeyle görüldüklerinin rapor edilmesinin bazı nedenleri var. Bunların başında yürütülen gizli askeri çalışmalar. Şimdiye kadar rapor edilen UFO benzeri olayların önemli bir çoğunluğu, halka gerçekte ne olduğu söylenemeyen bazı araçların denemelerine ait. Geçmişte özellikle çok yaygın değilken insansız hava araçları en çok rapor edilen UFO olaylarıydı.

"UFO'lar konusunda Pentegon pek ciddiye alınan bir kurum değil"
Pentegon kaynaklı UFO iddialarını nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Pentagon'da bulunan Gelişmiş Uzay Tehdit Tanımlama Programı'na (AATIP) destek elde etmek, bunu meşru kılmak için bazı çabalar olduğu ve bir önceki ABD yönetiminde bazı senatörlerin yalnızca kişisel ilgileri nedeniyle bu programa destek verdiği ve hatta bir takım çıkar ilişkileri içeren ihaleler gerçekleştirildiği biliniyor. Bu nedenle UFO'lar konusunda Pentagon pek ciddiye alınan bir kurum değil. ABD'nin uzay ve havacılık konusunda en yetkin kurumu olan NASA'nın bu çalışmaları yapması veya şimdiye kadar benzeri görüntüler yayımlaması gerekirken, bu görüntülerin savaş uçakları veya askeri kaynaklardan yayılması da çok düşündürücü. Bu nedenle bu konularda dünyadaki gelişmiş ülkelerin uzay ajanslarının tutumlarını takip etmek ve değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.

"Uydularca ve teleskoplarca görüntülenen cisim yok"
UFO'lara ait olduğu iddia edilen görüntüler genelde uçakların kameralarına, el kameralarına, fotoğraf makinelerine ait. Peki hiç uydularca veya uzayı görüntüleyen teleskoplara takılmıyor mu?
Evet örneğin biraz önce bahsettiğim NASA'nın uzayda onlarca uydusu, teleskobu var. Bu uyduların bir kısmı sürekli dünyayı gözlüyor ancak ne garip ki şimdiye kadar hiçbiri uzaydan gelip dünyaya giren tanımlanamayan bir hava aracı kaydedemedi. Gözlem uyduları artık neredeyse sokaktaki arabanın plakalarını bile görüntüleyebilecek çözünürlükte. Bu hassasiyete sahip uyduların hiçbir uzay aracını görüntüleyememiş olmasının rasyonel bir açıklaması yok. Yine uzayı incelemek için kullanılan teleskoplarda bu tür tanımlanamayan hava cisimlerini görüntülemedi. Bunlar görüntüleyemezken savaş uçaklarındaki daha düşük çözünürlüklü kameraların bunları tespit ediyor oluşu anlaşılır değil.

"Ne Türkiye'de ne dünyada UFO olayı yeterli bilimsel düzeyde incelenmedi"
Türkiye'de UFO konusu bilimsel olarak incelendi mi? Bugüne kadar ciddi anlamda UFO görüldüğü iddia edilen kaç olay bulunuyor?

Ne dünyada ne Türkiye'de hiçbir UFO olayı yeterli bilimsel düzeyde incelenememiştir. Çeşitli spekülatif görüntüler olmakla birlikte, bu görüntülerin ham halleri veya olası tüm kanıtlar uluslararası bilim dünyası ile paylaşılmamıştır. Yalnızca olayın olduğu bilgisi çeşitli kanallardan yayılmıştır.

"Bir insanın UFO uzmanı olması mümkün değil"
Ekranlarda kendisine UFO uzmanı diyen insanları görüyoruz. Söylemleri ne kadarı doğru?

Bir insanın UFO uzmanı olması mümkün değil. Bu hiçbir bilimsel disiplinin kabul edebileceği bir uzmanlık tanımı değil. Doğası gereği uçan cisimler olduklarından havacılık ve uzay mühendisliği araştırmacıları veya mühendislerinin yorumları önemli olabilir. Ancak, bunun dışındaki kişiler geniş kitlelerin saf meraklarını sömürüyorlar. İlgi çekip, kendilerini takip eden bir kitle yaratıyorlar. Günümüzde hayatın parçası haline gelmiş çeşitli yollarla kendilerini tatmin etmekten başka bir amaçları olmayan insanlar bunlar. Bilim felsefesinde "sahte bilim" olarak adlandırılan bir konunun baş aktörleri. İnsanların gerçek uzmanlara, bilim insanlarına, saygın kurumlara inanmaları gerekiyor. Hatta bilimin genelde hep söylediği gibi, inanmayın, sorgulayın. Bunun için de temel bilgileri edinmek, çeşitli okumalar yapmak, güncel yayınları takip etmek gerekiyor.

"Kurulan üç dev teleskop dünya dışı yaşamı araştırmada aşama olacak"
Tespitler sonucunda dünya dışı yaşam olduğuna dair iddiaları ispatlamaya daha mı yakınız?

UFO'lardan bağımsız olarak, astronomlar Güneş Sistemi dışındaki gezegenleri (öte gezegenler) belirliyorlar, keşfediyorlar. Bu gözlemler hem yer tabanlı teleskoplarla hem de bu amaç için tasarlanmış uzay teleskopları ile sürdürülüyor. Şimdiye kadar doğrulanmış 4375 öte gezegen keşfi var. Bunlar içinden 165'i yer benzeri gezegenler. Yer benzeri gezegenlerin boyutları küçük olduğundan büyük uzaklıklardan doğrudan görüntülenmesi veya atmosferlerinin analizi biraz zor. Ancak kurulmakta olan 25, 30 ve 39 metre çapındaki üç dev teleskop ile bu gezegenlerin fiziksel özellikleri ayrıntılı bir şekilde ortaya konabilecek. Bu elbette yaşamın varlığını göstermek için yeterli olmayabilir. Ancak bu gezegenlerin atmosferlerinin kimyasal kompozisyonunu belirlemek önemli bir aşama olacak. Dünya'dan başka bildiğimiz türden yaşama elverişli gezegen olup olmadığını araştırıyoruz.

"Jupiter'in uydularında yaşam bulunabilir özellikle de Europa'da"
Son olarak incelenen gezegenlerden hangisinde yaşam olma ihtimali daha yüksek?

Jüpiter'in uydularında yaşam bulunabilir. Özellikle yüzeyi buzla kaplı Europa'nın yaşam barındırması mümkün olabilir. Donmuş yüzeyin altında devasa bir okyanus bulunan uydunun basit formlarda bile olsa yaşam barındırabileceği bilim çevrelerinde tartışılıyor. Maddi sıkıntılar aşılabilir ise NASA'nın Europa'nın yüzeyine inecek ve buzu delerek altındaki okyanusu inceleyecek bir uzay aracı göndermesi bekleniyor.
 
Independent Türkçe



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news