John Kerry, Zarif’in İsrail saldırılarıyla ilgili ifadelerinin ardından ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla karşı karşıya

ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi John Kerry ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki geçen hafta basın toplantısı düzenlerken (EPA)
ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi John Kerry ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki geçen hafta basın toplantısı düzenlerken (EPA)
TT

John Kerry, Zarif’in İsrail saldırılarıyla ilgili ifadelerinin ardından ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla karşı karşıya

ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi John Kerry ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki geçen hafta basın toplantısı düzenlerken (EPA)
ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi John Kerry ve Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki geçen hafta basın toplantısı düzenlerken (EPA)

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in sızdırılan ses kaydında İsrail’in Suriye’de İran hedeflerine düzenlediği saldırılar hakkında ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi ve Eski Dışişleri Bakanı John Kerry’den bilgi aldığı yönündeki ifadeleri nedeniyle Kerry bir dizi suçlamayla karşı karşıya.
ABD’deki Cumhuriyetçi senatörler, bu olanların “vatana ihanet” niteliği taşıdığını belirterek, Kerry’ye derhal istifa etmesi için çağrıda bulundular. Cumhuriyet Partisi Senatörü Dan Sullivan, “Birçok kişi ihanetten söz ediyor. Ben bu kelimenin değerini hafifletmeyi sevmiyorum. Kerry, tahammül edemeyeceğim birçok iş yaptı. Fakat bu kez bana göre bu bardağı taşıran son damla oldu” ifadesini kullandı.
Cumhuriyetçi Senatör Marsha Blackburn, Fox News televizyon kanalında yaptığı açıklamada, Kongre’nin Kerry’nin açıklamaları hakkında bir an önce soruşturma açması gerektiğini vurgulayarak, “Bu, Senato’nun soruşturmasını gerektiren bir durum. Açıklamalar doğrulanırsa John Kerry istifa etmelidir” dedi.
Kerry’yi, ABD güçlerinin hayatını tehlikeye atmakla suçlayan Blackburn, “Bu ciddi bir konu. O, ABD’ye en yüksek makamlarda hizmet etmiş bir şahıs. Senato üyesi ve Dışişleri Bakanı iken hassas bilgilere sahipti. O, askeri ve diplomasi alanlarında olup bitenler hakkında bilgi sahibi. Bu bilgileri bizim düşmanımıza vermişse bu bana göre son derece endişe verici bir durum” diye konuştu.

Joe Biden'a Kerry’nin güvenlik izninin dondurulması çağrısı
Bu bağlamda bazı senatörler, ABD Başkanı Joe Biden’a yaptığı çağrıda, Kerry’nin İklim Değişikliğiyle Mücadele Özel Temsilcisi sıfatıyla faydalandığı güvenlik izninin iddialar doğrulanana kadar dondurulması talebinde bulundu. Cumhuriyetçi Senatör Mitt Romney İddiaları son derece endişe verici bulduğunu belirterek, “Olanları, bunu kimin yaptığını ve bunun arkasındaki amacı anlamak ve ardından yargılama için tam şeffaflık olmalı. Elimizde İranlı yetkiliye ait bir ses kaydı bulunuyor. Buna bakılması ve doğruluğunun araştırılması gerekiyor” dedi.
Cumhuriyetçi Senatör Mike Gallagher, Kerry’yi hassas bilgileri sızdırmakla suçladığı açıklamada, “Mevcut veya eski herhangi bir ABD’li diplomatın, en yakın müttefiklerimizden birinin aleyhine teröre sponsorluk eden bir ülkeye hassas istihbarat bilgilerini vermesi öfke verici” ifadesini kullandı. Cumhuriyetçi Senatör Todd Young, müttefik ülkeyle ilgili noktaya vurgu yaparak, “Bölgedeki en yakın müttefikimizin çıkarını tehdit eden bir ABD’li İklim Temsilcisi istemiyoruz” ifadesini kullandı. Young, Kerry’ye olanları bir an önce açıklığa kavuşturma çağrısında bulundu.

Kerry, Twitter hesabı üzerinden haberleri yalanladı
Kerry, tepkiler üzerine Twitter hesabı üzerinden haberleri kesin bir dille yalanladığı mesajında, “Şunu ifade edebilirim ki, bu haber ve tüm bu iddialar kesin surette yanlıştır. Ne bakanken ne de ondan sonra böyle bir şey oldu” diye yazdı. Kerry bu açıklamayla birlikte, İran ile nükleer anlaşmaya varma konusunda başmüzakereci rolü üstlendiği sırada veya ABD’nin eski Başkanı Donald Trump döneminde Zarif ile yaptığı şahsi görüşmeler esnasında hassas bilgileri Zarif’le paylaştığı iddiasını yalanladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, söz konusu iddialara dolaylı yoldan değinerek, “İsrail saldırılarıyla ilgili dolaşan bilgiler sır değildi. Bu sır değildi. Adı geçen hükümetler bu durumu açık bir şekilde dile getirdi” ifadelerini kullandı. Price, açıklamasında, İsrail’in daha önce Suriye’de İran’a ait hedefleri en az 200 kez vurduğunu duyurduğu açıklamaya işaret ediyor.
Kerry hakkındaki iddialar, Cumhuriyetçi senatörlere Tahran üzerindeki ABD yaptırımlarının korunması gerektiği yönünde söylem oluşturma fırsatı verdi. ABD Senatosu Azınlık Lideri Cumhuriyetçi Mitch McConnell, “İran’a verilen ön tavizlerin daha iyi bir anlaşma sağlamayacağını ve ABD ile müttefiklerini daha güvenli hale getirmeyeceğini biliyoruz” ifadesini kullandı.
Cumhuriyetçi senatörler genel olarak Kerry’yi doğrudan eleştirerek onu istifa etmeye çağırırken, bazı şahin politikacılardan da dikkatli olmalarını ve iddiaların doğruluğunu araştırmasını talep ettiler. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, “Sızdırılana güvenip güvenemeyeceğimi bilmiyorum. Eğer doğruysa bu son derece zararlı. Ben, John Kerry’i severim. Fakat eğer olup bitenler doğruysa bu ona (Kerry’e) hiçbir şekilde yardımcı olmaz ve ona büyük bir sorun oluşturacak. Sızıntıların ne derece doğru olduğunu bekleyip görelim” dedi.

ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, konuyla ilgili daha önce Twitter hesabından paylaştığı mesajda şunları kaydetmişti:
“Sızıntılar yıllardır söylediğimi doğruladı; Zarif, Kerry ile hem dışişleri bakanlığı döneminde hem de bakanlığı bittikten sonra siyasi meseleleri görüşmeye devam ediyor. Zarif’e göre Kerry İran’ı İsrail operasyonları konusunda bilgilendirmiş. ABD’nin güvenliğini zayıflatacak yeni bir anlaşma yapmadan önce Kerry ve Zarif arasındaki temasların niteliğini bilmemiz iyi olacak.”



İran’da Dini Lider nasıl seçiliyor... Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel adaylar kimler?

 İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
TT

İran’da Dini Lider nasıl seçiliyor... Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel adaylar kimler?

 İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Tahran’da yanında duran Hasan Humeyni ile birlikte destekçilerini selamlıyor. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in yaklaşık 37 yıllık iktidarının ardından öldürülmesi, ülkenin geleceğiyle ilgili önemli soruları gündeme getirdi. Hamaney suikastının ertesi sabahı, karmaşık bir halefiyet sürecinin ilk işaretleri ortaya çıkmaya başladı.

Hamaney’in öldüğünün doğrulanmasının ardından İran bugün anayasaya uygun olarak ülkeyi yönetmek ve liderlik görevlerini üstlenmek üzere bir konsey oluşturdu.

Bu konsey, mevcut İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ve Anayasayı Koruyucular Konseyi üyesi olarak, İran Dini Lideri’ne bağlı en yüksek danışma organı olan Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi tarafından seçilen bir üyeden oluşuyor. Konsey, hükümet ile parlamento arasındaki anlaşmazlıkları çözme yetkisine de sahip.

Konsey, geçici olarak ‘tüm liderlik görevlerini’ üstlenecek.

vvbf
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, kendisi 21 Eylül 2024’te Tahran’da Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ile birlikte görülüyor.

Hamaney ölmeden önce, İran’da üçüncü liderlik için resmi olarak tanınmış bir aday bulunmuyordu; ancak konu yıllardır İran siyaset çevrelerinde tartışılıyordu.

Geçiş döneminde liderliği konsey üstlenecek olsa da, İran yasalarına göre, 88 üyeden oluşan ve Uzmanlar Meclisi olarak bilinen etkili bir kurul, mümkün olan en kısa sürede yeni bir Dini Lider seçmekle yükümlü.

Konseyin tamamı Şii din adamlarından oluşuyor ve üyeler her 8 yılda bir halk tarafından seçiliyor. Aday listeleri, İran’daki anayasal denetim organı olan Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından onaylanıyor. Anayasayı Koruyucular Konseyi, İran’daki çeşitli seçimlerde adayları elemesiyle biliniyor ve Uzmanlar Meclisi seçimleri de bundan muaf değil.

Örneğin, Anayasayı Koruyucular Konseyi Mart 2024’te, İran’ın ilk lideri Ayetullah Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni ile nispeten ılımlı olarak bilinen eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Uzmanlar Meclisi seçimlerine katılmasını engellemişti.

cddsc
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Şubat 2023’te Uzmanlar Meclisi üyeleriyle bir araya geldi. (İran Dini Lideri Ali Hamaney’in internet sitesi)

Hamaney’in halefini belirleme süreci, haziran ayındaki savaştan sonra hız kazandı. İlk İsrail saldırılarında çok sayıda askeri lider ve nükleer program yetkilisi hayatını kaybetmişti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Hamaney’in iki yıl önce atadığı ve halefini belirlemekle görevli üç kişilik Uzmanlar Meclisi alt komitesi, haziran ayındaki savaş sırasında planlarını hızlandırdı.

Komite, Hamaney’in halefi olarak iki isim üzerinde yoğunlaştı. Bunlar, 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney ve İran’ın ilk lideri Ayetullah Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni.

Hamaney’in oğlu potansiyel aday

Din adamları arasındaki halefiyet tartışmaları ve buna bağlı siyasi düzenlemeler, halktan uzak şekilde yürütülüyor; bu durum, en güçlü adayın kim olabileceğini tahmin etmeyi zorlaştırıyor.

Daha önce, Hamaney’in müttefiki ve sert görüşlü Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin bu görevi üstlenebileceği düşünülüyordu. Ancak Reisi, Mayıs 2024’te meydana gelen bir helikopter kazasında hayatını kaybetti.

Bu gelişme, Hamaney’in 56 yaşındaki oğlu Mücteba’yı potansiyel bir aday olarak öne çıkardı. Mücteba daha önce herhangi bir devlet görevinde bulunmamış olsa da, babasının politikalarını sıkı bir şekilde sürdürmeye kararlı.

sdcdsv
Mücteba Hamaney (solda) kardeşleri Mesud ve Meysam ile birlikte dini bir tören sırasında (Jamaran)

Ancak liderlik makamının babadan oğula geçmesi, sadece din adamlarının yönetimini eleştiren İranlılar arasında değil, aynı zamanda rejim yanlıları arasında da tepki yaratabilir. Bazıları bunu, iktidarın miras yoluyla geçişine hazırlık olarak görebilir.

Hamaney, halefini seçmiş herhangi bir kişiyi resmi olarak açıklamadı ve geçmişteki halefiyet tartışmalarında oğlunun görevi devralması fikrine defalarca karşı çıktı.

ABD Hazine Bakanlığı, Mücteba Hamaney’e 2019 yılında yaptırım uyguladı. Bakanlık, Mücteba’nın resmen seçilmemiş veya atanmış olmasa da babasının ofisinde çalışıyor olmasının ötesinde, Dini Lider’i ‘resmen temsil ettiğini’ belirtti.

Eylül 2024’te, Mücteba Hamaney’in bir dersini internet üzerinden yayımladığı video sosyal medyada yayıldı. Videoda, Fıkhu’l Haric derslerini vermeyi bıraktığını açıklıyordu; bu, Şii din okullarındaki en yüksek mertebe olan ictihad seviyesine ulaşmasının ardından, olası halefiyet sinyali olarak yorumlandı.

Mücteba, dersleri bırakma kararını ‘kişisel bir tercih’ olarak nitelendirdi ve bunun ‘politik meselelerle ilgisi olmadığını’ vurguladı. “Bu sadece ben ve Allah arasındaki bir konu” dedi ve babasının kararından haberdar olduğunu ifade etti.

Uzmanlar Meclisi Üyesi Mahmud Muhammedi Irakî, Şubat 2024’te, Hamaney’in ‘oğullarından birinin liderlik makamına atanması değerlendirmesine karşı çıktığını; böylece iktidarın miras yoluyla geçmesi şüphesini önlemek istediğini’ iddia etti. Aynı yıl temmuz ayında sert görüşlü Uzmanlar Meclisi Üyesi Ahmed Hatemî, kasım ayı sonunda liderin halefinin belirlendiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Hamaney, oğlunun görev üstlenmesini sağlama çabalarıyla suçlandı. 8 Ağustos 2023’te, Şubat 2011’den beri ev hapsinde bulunan reformist lider Mir Hüseyin Musevi, ‘halefiyet komplosu’ konusunda uyarıda bulundu. Musevi, resmi blogunda bazı çevrelerin ‘Şii liderin ölümünden sonra oğullarının görevi devralabileceğini’ söylediklerini aktardı. Musevi, yakın zamanda Hamaney yanlısı sitelerin, imametin babadan oğula geçmesiyle ilgili anlatıları öne çıkardığına dikkat çekti.

Yaklaşık üç hafta sonra Musevi’nin uyarısı daha ciddi bir boyut kazandı. Kum’daki bir dini eğitim kurumunun resmî sitesinde, Mücteba Hamaney’in adından önce ilk kez ‘Ayetullah’ unvanı kullanıldı. İran’da bu unvan, din adamlarının en yüksek mertebesine verilen dini bir sıfat olarak kabul ediliyor. Bu durum, Hamaney’in makamın miras yoluyla geçmesi ihtimaline işaret olarak yorumlandı.

Mücteba Hamaney, İran Dini Lideri’nin Kültür Danışmanı Gulam Ali Haddad Adil’in kızıyla evli. Babasının ofisindeki en etkili isim olarak biliniyor ve özellikle liderin ofisindeki özel koruma ekibi aracılığıyla Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) liderleriyle yakın ilişkilere sahip. Kasım 2019’da ABD, Mücteba Hamaney’e, Hamaney’in dar çevresinden dokuz kişi ile birlikte yaptırım uyguladı.

Mücteba’nın babasının ofisindeki rolü, 2005 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ön plana çıktı. O dönemde reformist lider Mehdi Kerrubi, Hamaney’e Mücteba’nın seçimlere müdahale ederek belirli bir adayı desteklediği uyarısında bulunmuş, bu durum özellikle Mahmud Ahmedinejad’a yönelik olarak yorumlanmıştı.

2009 seçimlerinde Mücteba Hamaney daha geniş çapta tartışmaya girdi; bu kez protestoların bastırılması ve seçimlere müdahale ettiği iddiaları gündeme geldi. Yeşil Hareket protestolarına katılanlar, onun aleyhine sert sloganlar attı.

Aralık 2018’de Mehdi Kerrubi, Hamaney’e yönelik sert bir mektup yazarak 30 yıllık icraatlarından sorumlu olması gerektiğini belirtti. Mektubunda, “Oğlunun önünü kesmeni istedim ama engellemedin. 2009’da devrimci akımı destekleyerek ne yaptığını gördün, sistem ve devrim açısından neler yaptığı ortada” ifadelerini kullandı.

İlk Dini Lider’in torunu

53 yaşındaki Hasan Humeyni, sosyal ve siyasi kısıtlamaların hafifletilmesini savunan reformist kanadın yakın müttefiki olarak biliniyor. Bununla birlikte, devrim kurucusunun torunu olması nedeniyle üst düzey din adamları ve DMO arasında da saygı görüyor.

Uzun süredir Hasan Humeyni, reformistler tarafından üçüncü liderlik makamı için tercih edilen aday olarak değerlendiriliyor.

fvfdv
Ruhani’nin internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi ve eski Meclis Başkanı Ali Ekber Natık Nuri’nin, 11 Ocak 2024’te eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin yedinci ölüm yıldönümü töreninde Hasan Humeyni’nin yanında durdukları görülüyor.

Hasan Humeyni, 2016’da Uzmanlar Meclisi üyeliğine aday olmaktan menedildi ve 2021’de Hamaney tarafından Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmaması yönünde uyarıldı.

Hasan’ın yıllardır Necef’te yaşayan kardeşi Ali Humeyni de olası adaylar arasında değerlendiriliyor.

Hamaney’in üçüncü oğlu Mesud Hamaney de babasının ofisindeki rolü nedeniyle potansiyel bir aday olarak görülüyor. Mesud, eski Dışişleri Bakanı Kemal Harazi’nin ağabeyinin kızıyla evli.

Hamaney’in çocukları ve Humeyni’nin torunlarının yanı sıra, yükselen bazı din adamlarının isimleri de öne çıkıyor. Bunların başında, ‘Ayetullah’ unvanına sahip 67 yaşındaki Ali Rıza Arafi geliyor. Arafi, İran’daki din eğitimi okullarının yöneticisi ve Uzmanlar Meclisi’nin başkan yardımcısı olarak görev yapıyor.

Benzer bir geçiş daha önce sadece bir kez gerçekleşti

İran’da 1979 devriminden bu yana son sözü söyleyen Dini Liderlik makamında yalnızca bir kez iktidar değişimi yaşandı.

1989 yılında, İran’ın ilk Dini Lideri Ayetullah Humeyni, 86 yaşında hayatını kaybetti.

Mevcut güç geçişi, Haziran 2025’te İsrail’in İran’a karşı 12 gün süren saldırılar düzenlemesinin ardından gerçekleşti.

scderdf
İran Dini Lideri Ali Hamaney, Haziran 2013’te ilk Dini Lider Humeyni’nin vefatını anmak için bir konuşma yaparken, oğlu Mesud da onu izliyor. (Arşiv – Tabnak)

Hamaney’in potansiyel halefleri arasında uzun süredir öne çıkan birçok kişi yaşamını yitirdi.

Eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani 2017’de, eski Yargı Erki Başkanı Mahmud Haşimi Şahrudi doğal sebeplerle 2018’de, eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise 2024’te bir helikopter kazasında öldü. Ayrıca, bir diğer yüksek rütbeli din adamı Sadık Amoli Laricani de dışlandı.

Dini Lider’in geniş yetkileri

Dini Liderlik makamı, İran’daki güç paylaşımı ve görev dağılımına dayalı karmaşık Velayet-i Fakih sisteminin kalbini oluşturuyor.

Dini Lider, İran Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olarak görev yapıyor. Bu kuvvetler arasında, düzenli orduya paralel yapıdaki DMO da bulunuyor. ABD, 2019 yılında DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmıştı. Hamaney, iktidarı süresince DMO’ya geniş yetkiler ve nüfuz sağladı.

DMO, ABD ve İsrail’e karşı mücadele amacıyla Ortadoğu’da faaliyet gösteren silahlı gruplar ve müttefiklerden oluşan ‘direniş eksenini’ yönetiyor. Ayrıca İran içinde geniş servet, varlık ve mülklere sahip.


ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir nokta

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters
TT

ABD-İsrail'in İran'a saldırısı: Geri dönüşü olmayan bir nokta

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters

Michael Horowitz

28 Şubat 2026 sabahı, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail İran'a karşı koordineli bir askeri saldırı başlattı. ABD tarafı saldırı için “Destansı Öfke Operasyonu” kod adını kullanırken, İsrail tarafı “Kükreyen Aslan Operasyonu” adını kullandı. Saldırı, Tahran, İsfahan, Kum, Karac ve Kirmanşah'taki çeşitli noktaları hedef aldı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, operasyonu “İsrail Devleti'ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmayı” amaçlayan “önleyici bir saldırı” olarak tanımladı. Başkan Trump ise Truth Social platformundan yayınladığı bir videoda, operasyonu İran'ın füze gücünü yok etmeyi ve rejimin nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan “büyük ve devam eden bir operasyon” olarak tanımladı.

Bu sınırlı bir operasyon değil ve her iki hükümet de bunun günlerce, hatta daha uzun sürebileceğine işaret etti.

Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik etti

Bu sabahki operasyon, geçen yılki “Gece Yarısı Çekici Operasyonu”ndan önemli ölçüde farklı. Haziran 2025’teki saldırılar nükleer tesisleri hedef alırken, bugünkü operasyon füze fırlatma rampalarını, balistik füze altyapısını ve askeri komuta merkezini ve en önemlisi, ülkenin siyasi kalbini hedef alıyor.

Başkan Trump konuşmasında bunun sınırlı bir operasyon olmadığını açıkça belirtti ve İranlıları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik ederek şunları söyledi: “Biz işimizi bitirdiğimizde gidin ve iktidarı alın. Ondan sonra İran'ın kaderini İranlılar çizecektir. Bu, muhtemelen nesiller boyunca tek şansınız.” Sekiz dakikalık videosu açıkça rejim değişikliği çağrısında bulundu ve İran Devrim Muhafızları üyelerine “silahlarını bırakmaları halinde tam dokunulmazlık elde edeceklerini, aksi takdirde kesin ölümle karşı karşıya kalacaklarını” söyledi. Bu, rejim saflarında iç bölünmeler yaratma girişimi gibi görünüyor. Şimdiye kadar, 30 bine ulaşan bir can kaybına neden olmuş olabilecek protestoların büyük bir baskıyla bastırılmasının ardından rejim içinde ciddi bir iç bölünme yaşanmadı, ancak ABD Başkanı bunun değişebileceğine inanıyor gibi görünüyor.

Netanyahu, Trump ile aynı pozisyonu benimseyerek, ABD-İsrail operasyonunun İran halkının “kendi kaderini eline almasını” sağlayacak koşulları yaratacağını söyledi. Başkan Trump'ın Amerikalıların da can kayıpları yaşayabileceğinden bahsetmesi, bunun sınırlı bir saldırı değil, daha geniş bir operasyonun başlangıcı olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İlk saldırı dalgası İran'ın misilleme yapma kabiliyetlerine odaklanırken, Tahran'a yönelik saldırılar daha geniş bir yelpazedeki hedefleri hedef almış gibi görünüyor. Tahran'da, Dini Liderin ofislerinin bulunduğu, ağır şekilde tahkim edilmiş bir bölgede çok sayıda patlama yaşandığına dair haberler gelirken, Hameney'in başkentin dışında olduğu düşünülüyor. Ayrıca İran parlamentosu, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi ve İstihbarat Bakanlığı da dahil olmak üzere hükümet binalarının yakınlarında da patlamalar kaydedildi. İsrail'de kaynaklar, rejime ait herhangi bir yerin meşru bir hedef olduğunu vurguladı.

İran'ın yanıtı

Öte yandan İran’ın yanıtı çatışmanın sınırlı olmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. ABD-İsrail ortak saldırısından sadece birkaç saat sonra, İran, BAE, Bahreyn, Katar ve Kuveyt de dahil olmak üzere Körfez ülkelerine bir dizi füze saldırısı düzenledi. Bahreyn'de muhtemel hedef, büyük bir ABD deniz üssüydü.

İran, en güçlü kozlarından birini oynuyor. Körfez'i hedef alarak, çatışmanın alanını genişletiyor ve küresel ekonomide dalgalanmalara yol açabilecek bir enerji şoku tehdidinde bulunuyor. Körfez'i kapatmaya yönelik daha uzun süreli herhangi bir çaba, ABD doğalgaz fiyatları da dahil olmak üzere küresel ekonomi üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Saldırıdan sadece bir gün önce, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Başkan Trump'ın fiyatları düşük tutma gücünü övüyordu.

İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır

Husiler, Kızıldeniz'deki saldırılarına yeniden başlayacaklarını zaten duyurdular; bu da İran ve vekillerinin daha geniş çaplı bir ekonomik şok yaratmaya çalıştığının ve operasyonlarını askıya almaları için İsrail ile ABD üzerindeki baskıyı artırmayı umduklarının bir başka göstergesi.

fbfgrb
Trump, Hamaney ve Netanyahu'yu bir araya getiren bir fotoğraf (AFP)

ABD ve İsrail de bu olasılığı dikkate aldı. Ortak saldırının ilk saatlerinde, ABD ve İsrail saldırıları, muhtemelen denizden saldırılar için kullanılacak İran deniz üslerini hedef aldı. Başkan Trump, ABD saldırılarının amaçlarından birinin İran donanmasını “yok etmek” olduğunu vurguladı. İran'ın önemli deniz varlıkları da dahil olmak üzere bir dizi önemli hedef vurulmuş olsa da, İran hızlı saldırı botları, deniz mayınları, füzeler ve insansız hava araçları gibi izlenmesi daha zor olacak bir dizi asimetrik gücü halen koruyor. Körfez tamamen kapanmasa bile, seyrüseferi aksatacak herhangi bir sürekli saldırı durumu dünyayı etkileyecektir.

Hedefler

İran'ın hedefi nispeten açık görünüyor: ABD-İsrail harekatının mümkün olduğunca kısa sürmesini sağlarken, Amerikan kayıpları ve ekonomik acı yoluyla ağır bedeller ödetmek. Trump, operasyonun planlanan süresinin ne kadar olduğunu veya nihai biçimini belirtmedi. 14 Şubat tarihinden beri, ABD’li yetkililer Reuters'e, ordunun sadece nükleer ve füze tesislerini değil, aynı zamanda daha geniş devlet ve güvenlik altyapısını da hedef alan “haftalarca sürecek sürekli operasyonlar” için hazırlandığını söylemişti. Bu dil, tek bir cezalandırıcı saldırıdan ziyade stratejik bir harekata daha yakın bir şeye işaret ediyor; bu da uzun süreli bir çatışmaya dönüşme riskini taşıyor ve ABD'li üst düzey askeri liderler özel konuşmalarda bu riske karşı uyarıda bulunmuşlardı.

En önemli soru şu: İran, İsrail'e, Körfez'e ve bölgedeki ABD çıkarlarına yönelik devam eden füze saldırılarını sürdürebilecek mi? Yetkililere yönelik saldırılara ek olarak, büyük ihtimalle ABD ve İsrail İran'ın füze ve insansız hava aracı cephaneliğine ve deniz kuvvetlerine odaklanacak, İran'ı mümkün olan en kısa sürede susturmayı hedefleyecektir. Bu, ABD-İsrail operasyonlarının başarısını veya başarısızlığını belirleyecektir. İran yüksek maliyete sebep verecek misillemelerde bulunma gücünü korursa, ABD ve İsrail hedeflerini küçültmek zorunda kalabilir. Ancak, İran'ın misilleme yapma gücü ortadan kalkarsa, ABD ve İsrail, haftalar sürse bile, rejimin daha geniş çaplı çöküşü için daha fazla hareket alanı bulacaktır.


Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor
TT

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

Hamaney öldü… İran tehditler savuruyor, Trump uyarıyor

İran, Pazar gecesi yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail iş birliğiyle Tahran’daki konutuna düzenlenen saldırıda İran’ın Yüksek Lideri Ali Hamaney’in öldüğünü doğruladı. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD ve İsrail’i “benzeri görülmemiş” saldırılarla karşı karşıya bırakmakla tehdit etti.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hamaney’in söz konusu saldırıda öldüğünü ve bu eylemin ABD ile İsrail’in İran’a yönelik eşi görülmemiş bir operasyonunun parçası olduğunu ifade etti. Operasyonun amacı, İran yönetimini devirmek olarak duyuruldu.

Trump bugün yaptığı açıklamada, eğer İran, Hamaney’in ölümüyle sonuçlanan ABD ve İsrail saldırılarına karşılık verirse, Washington’ın Tahran’a “benzeri görülmemiş bir güçle” karşılık vereceğini yineledi.

Tahran ise saldırılara yanıt olarak İsrail ve ABD üslerinin bulunduğu Arap ülkelerine “meşru hedefler” olarak gördüğü noktalara yönelik füzeler attı.