Netanyahu başbakanlık yarışında puan kaybetti

İsrail’de aşırı sağın lideri Bennet ile İslami hareket lideri Abbas arasında bir toplantı yapıldı

Netanyahu, 2019'un sonunda Tel Aviv'deki Likud destekçilerine yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Netanyahu, 2019'un sonunda Tel Aviv'deki Likud destekçilerine yaptığı konuşma sırasında (AFP)
TT

Netanyahu başbakanlık yarışında puan kaybetti

Netanyahu, 2019'un sonunda Tel Aviv'deki Likud destekçilerine yaptığı konuşma sırasında (AFP)
Netanyahu, 2019'un sonunda Tel Aviv'deki Likud destekçilerine yaptığı konuşma sırasında (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, partisinden ve bloğundan bile ağır eleştirilere maruz kaldıktan ve  aşırı sağcı rakibi Naftali Bennett'in karşı bloğa katılması için Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) lideri Mansur Abbas ile görüşmesinin ardından geri adım atarak,  koalisyon ortağı Mavi-Beyaz İttifakı (Kahol Lavan) lideri ve Savunma Bakanı Benny Gantz'ın Adalet Bakanı olarak atanmasını onayladı. Netanyahu bu adımla kendisine yönelik saldırıyı yumuşatsa da, aynı zamanda başbakanlık pozisyonunu korumak için girdiği yarışta yeni zayıf noktalar da kaydetti. Karşı tarafın liderleri, alternatif bir hükümet kurma yolunda hızla ilerlediklerini açıkladılar. Netanyahu, kendisine yakın bir isim olan milletvekili Ofir Akunis'i yasadışı bir şekilde atamaya karar verdiğinde yargı ile doğrudan bir çatışmaya girmişti. İsrail Başsavcısı Avichai Mandelblit, söz konusu oylamayı "yasa dışı" olduğu gerekçesiyle reddetmişti. Likud ve Kahol Lavan arasındaki koalisyon anlaşmasına göre bakanın Kahol Lavan’dan biri olması gerekiyor. 
Netanyahu, Mandelblit’e sert sözlerle eleştirdi ve güvenilirliğini sorguladı. Ancak sonuç olarak, kendi partisi ve kampı içinde bile geniş bir eleştiri kampanyasına maruz kaldı. Netanyahu’ya yakın isimler ona geri adım atmasını tavsiye etti. Sonunda Netanyahu 3 aydır reddettiği Gantz'ın atanmasını onayladığını duyurdu. Ardından dün (Çarşamba), atamanın onaylandığı acil durum toplantısı çağrısında bulundu.
Netanyahu'yu destekleyen hükümet koalisyonunda üst düzey bir yetkili, çatışma hakkında yaptığı açıklamada, ‘ağır yaralarla sona erdiğini’ belirtti. Netanyahu'nun bu konudaki tutumunun kendisine ciddi siyasi ve adli açıdan zarar verdiğini ve geri çekileceğini duyurarak zararı azaltmaya çalıştığını ifade etti. “Netanyahu, Akunis'i atama kararını dondurmaya karar veren mahkeme ile gereksiz bir çatışmaya girdi. Mahkeme Netanyahu'nun kararının yasadışı olduğunu ve bu nedenle geçersiz bir karar olduğunu belirten bir emir çıkardı.”
Netanyahu'nun yoldaşlarının desteği olmadan tek başına savaştığı bu savaşın karşı kampa fayda sağladığı ve hem Naftali Bennett hem de Tikva Hadasha (Yeni Umut) Partisi lideri Gideon Saar'ın şu anki muhalefet lideri Yair Lapid ile alternatif bir hükümet kurmak için görüşmeler yapmaya geri dönmesini kolaylaştırdığı kaydedildi. Lapid yaptığı açıklamada, "Netanyahu kör gibi davranıyor. Hiçbir şey görmüyor. Bu şekilde, iki gözü ve bir beyni olan herkese, yasaya saygılı hiçbir politikacıya ortak olmaya uygun olmadığını bir kez daha göstermiş oldu” dedi.
Netanyahu’nun hükümet kurma girişimlerini durdurma çabaları çerçevesinde sağ bloğun lideri Naftali Bennett dün ilk kez Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) lideri Mansur Abbas ile bir araya geldi.
İki parti tarafından yapılan ortak açıklamada, toplantının Bennett’in Knesset’teki ofisinde yapıldığı belirtilerek, iki partinin güncel siyasi olaylara yönelik tutumlarının ele alındığı kaydedildi. Ayrıca görüşmenin olumlu bir atmosferde yapıldığı ifade edildi. Sağ bloktan bir kaynak, Bennett'in bu toplantı ile Arap temsilciler tarafından dışarıdan desteklenecek merkez ve sol partilerle bir hükümet kurulmasını kabul etme isteğini açıkça göstermek niyetinde olduğunu belirtti. Bennett’in amacının, İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin'i Lapid veya Bennett veya her ikisi tarafından yönetilen alternatif bir hükümet kurmak için gerçek bir fırsat olduğuna ikna etmek olduğunu vurguladı.
Bennett, Mansur Abbas ile görüşmesinin ardından Gideon Saar ile bir araya geldi. Buna paralel olarak Lapid, Tikva Hadasha’dan Knesset üyesi Ze'ev Elkin ile bir araya geldi. Lapid'e yakın kaynaklar, iki taraf arasındaki farklılıklara rağmen Netanyahu'ya tanınan görev süresinin sonuna kadar (gelecek Salı) bir anlaşmaya varmak amacıyla Netanyahu'ya karşı çıkan kamptaki taraflar arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirtti. Bezalel Smotrich'in başkanlık ettiği Dini Siyonizm Listesi, Bennett'in Abbas'la görüşmesinden yararlanarak Bennett’e karşı yoğun bir kışkırtma kampanyası başlattı. Dini Siyonizm Listesi lideri, "Abbas ile bir hükümet Hamas ile bir hükümet demektir” dedi. Kaynaklar, Netanyahu'nun Cumartesi günü sokaklara pankartlar ve sinagoglarda dağıtılan broşürler asan ve sol bir hükümetin lehine sağdan ayrılmamalarını talep eden Yamina Partisi’nden Knesset üyesi Ayelet Şaked'in temsil ettiği zayıf bir nokta bulduğunu söyledi. 
Dini Siyonizm Listesi’nin kampanyası, Bennett'in seçim kampanyası sırasında yaptığı açıklamalardan alıntılar içeriyor: "Hiçbir koşulda, Yair Lapid başkanlığında bir hükümetin kurulmasına ne normal yolla ne de başka bir şekilde izin vermeyeceğim. Çünkü basit bir nedenden ötürü, O da benim sağdan ve onun ise sol bloktan olması. Değerlerime aykırı hareket etmem."



Netanyahu Gazze’de iki ateş arasında: Trump baskısı ve aşırı sağın vetosu

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
TT

Netanyahu Gazze’de iki ateş arasında: Trump baskısı ve aşırı sağın vetosu

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025’te Florida’daki Mar-a-Lago’da Binyamin Netanyahu ile birlikte. (AFP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, ABD yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kalıpları kırmamaya karar verdiğini belirtti. Washington, Barış Konseyi tarafından yayımlanan Gazze Şeridi’ne ilişkin yol haritasını Netanyahu’nun reddetmesinden memnun olmasa da kendisine bu haritanın uygulanmasını engellemek için açık çek vermediği mesajını iletti. Washington ayrıca Netanyahu’nun bu tutumunu sürdürmesi halinde kararlı ve sert karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Kaynaklara göre Washington, Netanyahu’nun geçen pazartesiden bu yana Gazze’de suikastların durdurulması yönündeki talebine uymasından, enkaz kaldırma çalışmalarını engellememesinden ve Yeşil Refah kentinin altyapısının inşasına başlanmasından memnun. ABD, Netanyahu’nun bu konularda ve yol haritasının uygulanmasıyla ilgili diğer başlıklarda iş birliğini sürdürmesini bekliyor. Buna karşılık Washington, Netanyahu’nun pazar günü Gazze’deki 15 maddelik anlaşmayı reddettiğini açıklamasına sınırlı bir süre tahammül edecek.

Barış Konseyi Direktörü Nikolay Mladenov da benzer bir tutum sergiledi. Mladenov, İsrail’in konseyin talebine verdiği karşılığı övdü ve İsrail’in, Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerden çekilmesinin Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından gerçekleşeceği yönündeki tutumuyla uyumlu olduğunu gösterdi.

dfvghj
Gazze Şeridi’nde İsrail sınırı yakınlarında, «İstikrar Gücü»ne ait kamp, 10 Ağustos. (Reuters)

Haaretz gazetesine göre, Amerikalı kaynaklar Netanyahu’nun içinde bulunduğu sıkışmış durumu anlayışla karşılıyor. Başbakan, seçimlere iki buçuk ay kala kendisini birbiriyle çelişen iki taraf arasında manevra yapmak zorunda buluyor. Bir tarafta Gazze’nin yeniden imarı için somut adımlar atılması yönünde baskı yapan ABD Başkanı Donald Trump, diğer tarafta ise geri adım atmaması ve en küçük bir taviz dahi vermemesi için kendisini zorlayan sağcı ortakları ve seçim kampanyası tökezleyen Likud liderleri bulunuyor.

Netanyahu, son 10 gün boyunca Barış Konseyi’nin, İsrail’in Gazze Şeridi’nden Hamas’ın silahsızlandırılması süreciyle paralel ve tam koordinasyon içinde çekilmesini talep eden 15 maddelik planı yayımlamasına izin vermesini savunmak zorunda kaldı. Bu tutum, Netanyahu’nun daha önceki tüm açıklamalarıyla açık bir çelişki oluşturuyordu.

ABD yönetimi yetkilileri, Netanyahu’nun müttefiklerinin kendisine karşı alışılmadık biçimde harekete geçtiğini de gözlemledi. Bakanlar Bezalel Smotrich ve Orit Strock kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda, hükümetin yanıltıldığını; yani Amerikalılar tarafından yanıltıldığını söylediler. İki bakan, hükümetin iki hafta önce istikrar gücünün Gazze Şeridi’ne girmesine izin verme kararını yanlış bilgilere dayanarak aldığını savundu.

Netanyahu bunun üzerine geri adım atarak İsrail’in 15 maddelik belgeyi reddettiğini ve İsrail ordusunun Hamas’ın gerçek anlamda, göstermelik olmayan şekilde silahsızlandırılması gerçekleşmeden çekilmeyeceğini açıkladı. Netanyahu ayrıca Gazze Şeridi’nde veya Batı Şeria’da Filistin devleti kurulmayacağını söyledi.

Smotrich ise Netanyahu’yu, İsrail devletinin yol haritasını kabul etmediğini açıkça ortaya koyduğu gerekçesiyle kutladı.

Kaynaklar, Washington’un Netanyahu’nun durumu kontrol etmekte zorlandığının» farkında olduğunu belirtti. Bu nedenle Washington, geçen hafta Barış Konseyi’ni Gazze anlaşmasının ilk formülasyonundan geri adım atmaya yöneltti. Konsey, İsrail’in Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından Gazze’deki sarı hattan çekileceğini açıkladı.

Oysa Hamas’la yapılan anlaşmanın ilk metninde çekilmenin kademeli olacağı ve hareketin silahsızlandırılmasıyla eş zamanlı gerçekleştirileceği belirtiliyordu. Konsey ilk açıklamasında İsrail’in silahsızlandırmanın ardından sarı hattan tamamen çekilmek zorunda kalacağını duyurdu ancak birkaç dakika sonra metni değiştirerek tamamen ifadesini çıkardı.

cyj
Gazze Şeridi’nde İsrail sınırı yakınlarında bulunan İstikrar Gücü kampının girişinde bir asker, 10 Ağustos. (Reuters)

İbrani medyasına konuşan Amerikalı bir yetkili, meselenin seçim dönemiyle sınırlı kalması halinde bunun tolere edilebilir olduğunu söyledi. Yetkili, “Bu konuda büyük bir sorun yaratılmamalı” dedi.

ABD’li yetkili, “Amerikan baskısı, İsrail hükümet başkanını savaş yılları boyunca defalarca geri adım atmaya zorladı. Netanyahu her zaman İran’da, Lübnan’da ve Gazze’de İsrail saldırılarını sürdürmeye çalıştı. Ancak Beyaz Saray girişimlerini engelledi” ifadelerini kullandı.

Yetkili, Netanyahu’nun Trump’ın öfkeli itirazının ardından İran’a saldırmak üzere harekete geçen İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarını son anda durdurmak zorunda kaldığını belirtti. Netanyahu’nun ayrıca mutlak zafer elde edilmeden önce, tüm rehinelerin geri getirilmesini öngören bir anlaşma karşılığında Gazze’de çatışmaların durdurulmasını kabul ettiğini ve Hamas liderlerine Katar topraklarında düzenlenen saldırı nedeniyle Katar hükümetinden küçük düşürücü şekilde özür dilediğini söyledi.

Amerikalı yetkili, “Bu nedenle Washington Netanyahu’ya karşı sabırlı davranacak ve seçimlere kadar aşırı sağa verilecek tavizleri mümkün olduğunca azaltmak için tüm gücüyle çalışacak” dedi.

Yetkili, Trump’ın şu anda Netanyahu’ya hediye vermek konusunda artık eskisi kadar istekli olmadığını da belirtti.

Trump, daha önceki görüşmelerinde Netanyahu’ya yönelik bir dizi kişisel jestte bulunmuş, ayrıca İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u Netanyahu’ya başkanlık affı vermesi yönünde teşvik etmeye çalışmıştı. Ancak ABD Başkanı son aylarda İran’a karşı yürütülen savaşta ortağı olan Netanyahu’ya yönelik ilgisiz bir tutum sergilemeye başladı.

Geçen ay Beyaz Saray’da yapılması planlanan görüşmenin, Likud’un seçim kampanyası için görkemli bir başlangıç olması ve Netanyahu’nun Ortadoğu’nun çehresini değiştirmek üzere süper güç lideriyle iş birliğini öne çıkarması bekleniyordu.

Ancak görüşme nispeten sakin geçti; medyaya ortak bir açıklama yapılmadı ve iki lider arasında kamuoyu önünde herhangi bir dostane görüntü verilmedi.


Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
TT

Hamaney İran askeri yönetimini yeniden şekillendiriyor

Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)
Tahran’da, ABD ile savaşın sona erdirilmesine ilişkin anlaşmanın imzalanmasının ertesi günü İranlı bir kişi, Dini Lider Mücteba Hamaney’in fotoğrafının önünden geçiyor. (AP)

İran dini lideri Mücteba Hamaney, pazartesi günü Silahlı Kuvvetler, Devrim Muhafızları ve Besic güçlerinin komuta kademelerinde kapsamlı değişikliklere gitti. Değişiklikler, altı üst düzey komutanı kapsarken, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreterinin değiştirilmesinden bir gün sonra geldi. Böylece savaşın, güvenliğin ve askeri operasyonların yönetiminden sorumlu makamlarda hızlı bir yeniden yapılanma süreci başlatılmış oldu.

Hamaney’in ofisi tarafından yayımlanan ayrı kararnamelerle, İran operasyonlarının komutanı Ali Abdullahi Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı, General Keyumars Haydari yardımcısı, Ahmed Vahidi ise Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atandı ve kendisine tümgeneral rütbesi verildi. Mustafa İzdi de Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcılığına getirildi.

Kararlar kapsamında ayrıca Ali Azmai Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hüseyin Taib ise Besic Teşkilatı Başkanı olarak atandı.

thy
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma törenine katılıyor. (AP)

Değişiklikler, bir gün önce Muhsin Rızai’nin, Muhammed Bakır Zülkadr’ın yerine Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve Hamaney’in konseydeki temsilcisi olarak atanmasının ardından geldi.

Yeni kararlar; askeri planlama ve operasyonlardan, Devrim Muhafızları komutasından ve Körfez ile Hürmüz Boğazı'nda devam eden çatışmada kilit rol oynayan deniz kuvvetlerinden sorumlu üst düzey makamların yanı sıra ülke içinde güvenlik ve seferberlik görevleri yürüten Besic’in yönetimini de kapsıyor.

Abdullahi Genelkurmay Başkanlığında

Hamaney, tümgeneral Ali Abdullahi’yi, savaşta öldürülen Abdülrahim Musevi’nin yerine Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı olarak atadı.

Hamaney, atama kararnamesinde Abdullahi’nin geçmişteki deneyimleri ve hizmetleri doğrultusunda bu göreve seçildiğini belirterek, kendisine Silahlı Kuvvetlerin askeri ve güvenlik hazırlık seviyesinin yükseltilmesi ve üst düzey komuta yapısının yeniden düzenlenmesiyle ilgili üç görev verdi.

Kararnamede Abdullahi’den Silahlı Kuvvetlerin ve «halk seferberliğinin» savunma ve güvenlik kapasitesini artırması ve modernize etmesi, bunları geleneksel ve yeni nitelikteki farklı düzeylerdeki askeri tehditlerle mücadeleye hazırlaması istendi. Bunlar arasında kararnamede «bilişsel ve hibrit tehditler» olarak tanımlanan unsurlar da yer aldı.

tyu
Abdullahi, Tahran’da son savaşta hayatını kaybedenlerin anma töreninde. (AP)

Abdullahi ayrıca söz konusu tehditlere zamanında ve etkili şekilde karşılık verebilecek askeri kapasitenin güvence altına alınmasıyla görevlendirildi.

Kararnamede, Genelkurmay Başkanlığı ile Genelkurmay Harekât Merkezi'nin, eski dini lider Ali Hamaney döneminde başlatılan bir plan doğrultusunda birleştirilmesi sürecinin tamamlanması yönünde de talimat verildi.

Abdullahı daha önce Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütmüş, İran’ın silahlı kuvvetlerini denetleyen en üst düzey askeri kurumun başına geçmeden önce çeşitli askeri ve güvenlik görevlerinde bulunmuştu.

Hamaney, ayrı bir kararnameyle Tuğgeneral Keyumars Haydari’yi Abdullahi’nin önerisi üzerine Genelkurmay Başkanı Yardımcısı olarak atadı.

Haydari’den savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlaması, Silahlı Kuvvetler içinde cihatçı ruh olarak adlandırılan anlayışın güçlendirilmesi ve Genelkurmay Başkanı ile koordinasyon içinde askerlerin yaşam koşullarına ilişkin ihtiyaçların gözetilmesi istendi.

Vahidi Devrim Muhafızları’nın başına geçti

Devrim Muhafızları içindeki en önemli değişikliklerden birinde Hamaney, Ahmed Vahidi’yi savaşta öldürülen Muhammed Bakpur’un yerine Devrim Muhafızları Genel Komutanı olarak atadı ve kendisine tümgeneral rütbesi verdi.

Hamaney, kararnameyle yaptığı atamanın ABD ve müttefikleriyle «stratejik ve kader belirleyici bir karşılaşma» ortamında gerçekleştiğini belirterek yeni komutana bir dizi askeri ve örgütsel görev verdi.

Vahidi’den Devrim Muhafızları’nın kapasitesini «azami caydırıcılık» düzeyine çıkarmaya devam etmesi ve rakiplere karşı «güçlü saldırı operasyonları» düzenlemeye hazır olması istendi.

Talimatlar, Devrim Muhafızları içindeki yönetim ve komuta yapısının geliştirilmesini, kurumun farklı kademelerinde modern beceri ve teknolojilerden yararlanılmasını ve komutanlar ile personel arasındaki ideolojik disiplinin ve devrimci ruhun güçlendirilmesini de kapsadı.

Vahidi, askeri ve güvenlik kurumlarında uzun bir geçmişe sahip. Daha önce Kudüs Gücü Komutanlığı görevini üstlenen Vahidi, savunma bakanı ve ardından içişleri bakanı olarak görev yaptıktan sonra yeniden askeri komuta kademesine döndü.

Aynı değişiklikler kapsamında Hamaney, Tümgeneral Mustafa İzdi’yi Devrim Muhafızları Genel Komutan Yardımcısı olarak atadı.

Bu kararla İzdi, Vahidi’nin ardından Devrim Muhafızları'nın komuta hiyerarşisindeki ikinci isim oldu. İlk atama duyurusunda Hamaney’in kendisine verdiği görevlere ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nde yeni komuta

Hamaney, Ali Azmai’yi, savaşta öldürülen Ali Rıza Tengsiri’nin yerine Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı olarak atadı.

Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin yeni komutanı ve Hürmüz’de geçiş kuralları üzerindeki mücadele

Değişiklik, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin İran’ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonlarında kilit rol oynadığı bir dönemde gerçekleşti. İran ile ABD arasında boğazın yeniden açılması için gerekli koşullar konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle deniz trafiği halen sınırlı durumda.

Hamaney, Azmai’den eğitim ve personel becerilerinin seviyesini yükseltmesini, deniz ekipmanları ve kapasitesini geliştirmesini, istihbarat yeteneklerini ve savaş hazırlığını güçlendirmesini istedi.

Kararnamede ayrıca Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ile diğer Devrim Muhafızları birlikleri, Besic ve İran ordusunun deniz kuvvetleri arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve ilgili askeri ve sivil kurumlarla iş birliğinin artırılması vurgulandı.

Azmai’nin adı, mart ayının sonundan bu yana deniz kuvvetlerinin komutanlığıyla ilişkilendiriliyordu. Ancak ataması, İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney’in geçen ay düzenlenen cenaze töreni vesilesiyle Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yayımlanan açıklamada resmen doğrulandı.

Azmai, Ali Rıza Tengsiri döneminde Deniz Kuvvetleri Komutan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. İran Silahlı Kuvvetleri, Tengsiri’nin 26 Mart’ta düzenlenen ABD-İsrail saldırısında öldürüldüğünü, İsrail’in daha önce yaptığı açıklamanın ardından doğrulamıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Tengsiri’yi mayın döşeme operasyonlarından ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma girişimlerinden doğrudan sorumlu kişi olarak nitelendirmişti.

ABD Hazine Bakanlığı, Devrim Muhafızları liderliğinin terör listesine alınmasının ardından Haziran 2019’da Azmai’yi de yaptırım listesine dahil etmişti.

Azmai daha önce Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin Beşinci Bölgesi'nin komutanlığını yürütmüştü. 2012 yılında kurulan bölgenin operasyon alanı Hürmüz Boğazı'nı ve Basra Körfezi'ndeki İran kıyılarını, Kiş ve Kişm adaları çevresindeki bölgeler dahil olmak üzere kapsıyor.

Bu talimatlar, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımına ilişkin yeni bir güzergâh haritası konusunda müzakerelerin sürdüğü bir dönemde geldi. Tahran, gemilerin geçiş güzergâhları konusunda anlaşmaya varılmasının boğazın tamamen yeniden açılması anlamına gelmeyeceği konusunda ısrar ediyor.

Taib Besic’in başına dönüyor

Güvenlik kurumundaki bir diğer değişiklikte Hamaney, Hüseyin Taib’i, savaşta öldürülen Gulam Rıza Süleymani’nin yerine Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı.

Bu kararla Taib, Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı'nın başında on yıldan fazla kaldıktan ve bu görevden ayrılmasından yıllar sonra yeniden en önemli güvenlik makamlarından birine döndü.

Atama kararnamesi Taib’e iç güvenlik, seferberlik ve Besic’e bağlı istihbarat ağlarıyla ilgili görevler verdi. Hamaney, Taib’den seferberlik kampanyasını genişletmesini istedi.

Taib ayrıca halk istihbarat ağını güçlendirmek, tehditlere karşı koymak amacıyla eğitim ve beceri seviyesini yükseltmek ve modern teknolojilerin kullanımını artırmakla görevlendirildi.

Kendisinden ayrıca devlet ve kamu kurumlarıyla iş birliğini güçlendirmesi, Besic’e bağlı grupları mahalleler ve meslek grupları arasında genişletmesi ve camiler merkezli sosyal faaliyetleri artırması istendi.

Kararnamede ayrıca Besic modelinin İran dışında yaygınlaştırılması ve bunun «halk direnişi ve dayanıklılığının» bir modeli olarak sunulması yönünde bir görev de yer aldı.

Taib’in atanması, savaş ve protestolar sırasında Tahran ve diğer kentlerde yolların ve kritik noktaların kontrol altına alınmasında Besic ve polis güçlerinin oynadığı role ilişkin Devrim Muhafızları komutanlarının açıklamalarının ardından geldi.

Askeri değişikliklerden önce, güvenlik dosyaları ile dış politika koordinasyonundan sorumlu ve savaş ile müzakerelere ilişkin kararlarda önemli rol oynayan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nde de yeniden yapılanmaya gidilmişti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, pazar günü Muhsin Rızai’yi, Muhammed Bakır Zülkadr’ın istifasını kabul etmesinin ardından konseyin yeni sekreteri olarak atadı. Bu atama, Hamaney’in Rızai’yi Zülkadr’ın yerine konseydeki temsilcisi olarak görevlendirmesinden birkaç saat sonra gerçekleşti.

Böylece Rızai, Hamaney’in askeri danışmanlığı görevini sürdürürken aynı zamanda Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreteri ve dini liderin konseydeki temsilcisi oldu.

Pezeşkiyan, değişiklik öncesinde Zülkadr konusunda «anlaşmazlıklar» bulunduğunu kabul etmişti. İran yönetim kurumları içinde savaşın ve ABD ile müzakerelerin yönetimi ile Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için öne sürülen şartlar konusunda tartışmalar yaşanıyordu.

İran Cumhurbaşkanı, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin İslamabad mutabakatının onaylanmasındaki rolünü savunarak askeri ve güvenlik yetkililerinin bu mutabakatı görüşmelere katıldığını ve 13 üyeli konseyin 12 üyesinin anlaşmayı desteklediğini söyledi.

Konsey yönetimindeki değişiklik, Genelkurmay Başkanlığı, Devrim Muhafızları, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Besic’in komutasını yeni isimlere devreden askeri kararnamelerden bir günden daha kısa süre önce gerçekleşti.


Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor
TT

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

Mücteba İran askeri komuta kademesini yeniden şekillendirdi... Hürmüz konusunda belirsizlik sürüyor

İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney, askeri komuta kademesini yeniden şekillendirerek Ali Abdullah’ı Genelkurmay Başkanı, Ahmed Vahidi’yi Devrim Muhafızları Komutanı, Ali Azemai’yi Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Hüseyin Taib’i Besic Teşkilatı Başkanı olarak atadı. Bu atamalar, Muhsin Rızai’nin Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak görevlendirilmesinin ardından geldi.

Washington ve Tahran, Hürmüz Boğazı krizini tarafların ellerindeki baskı araçlarını koruduğu ve taviz vermeden önce karşı tarafın hamlesini beklediği açık uçlu bir satranç oyununa dönüştürdü. Umman ile deniz ulaşım güzergâhları konusunda varılan mutabakat ise boğazın yeniden açılmasının akıbetini henüz netleştirmedi. Tahran, boğazın açılmasını başta ABD ablukasının kaldırılması olmak üzere bir dizi şarta bağlamış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’ın geçmişteki çatışmalarda sorumlu olduğunu söylediği ölümler ve yaralanmalar nedeniyle İran’dan tazminat talep edeceğini açıkladı. Trump’ın bu açıklaması, İran’ın Washington’dan savaşın yol açtığı zararlar için tazminat talep etmesine karşılık geldi. Trump, pazar günü yaptığı açıklamada ise yönetiminin İran konusunda ihtiyatlı hareket ettiğini ve ülkedeki ekonomik baskıların artışını izlediğini söylemiş, yaşanan karşılaşmayı bir satranç oyunu olarak nitelendirmişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İranlıların profesyonel satranç oyuncuları olduklarını kanıtladıklarını söyledi. Bekayi, Umman ile deniz ulaşım haritası konusunda bir mutabakata varıldığını doğrularken, bazı teknik noktaların henüz çözüme kavuşturulamadığını belirtti.