İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iç belirleyicileri ve yarattıkları zorluklar

Reformistler, son 20 yıldır ne sosyal ve ekonomik adaleti sağlayabildiler, ne de güçlü bir orta sınıf yaratabildiler

Şubat 2020 yapılan milletvekili seçimlerinde oy kullanan bir İranlı (AFP)
Şubat 2020 yapılan milletvekili seçimlerinde oy kullanan bir İranlı (AFP)
TT

İran cumhurbaşkanlığı seçimlerinin iç belirleyicileri ve yarattıkları zorluklar

Şubat 2020 yapılan milletvekili seçimlerinde oy kullanan bir İranlı (AFP)
Şubat 2020 yapılan milletvekili seçimlerinde oy kullanan bir İranlı (AFP)

Huda Rauf
İran, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin ikinci döneminin sona ermesinin ardından yeni bir cumhurbaşkanı seçmek için 13’üncü cumhurbaşkanlığı seçimlerine gitmeye hazırlanıyor. Seçimler yaklaşırken İran içeride ve dışarıda bir takım gelişmelere tanık oluyor. Yani, İran nükleer dosyasıyla ilgili yurtdışında yaşanan gelişmelerde ve Başkan Joe Biden yönetimiyle birlikte ABD ile ilişkilerde yenilikler yaşanıyor. Öte yandan dış politika, aslında bir devletin iç belirleyicilerinin etkisinin ve etkileşiminin ürünüdür. İran Cumhurbaşkanlığı bağımsız bir makam olmadığından bu durum, Cumhurbaşkanını, İran'ın iç belirleyicileriyle bağlantılı dış politikasının amaçlarını ve araçlarını belirleyen kişi yapıyor. Bu nedenle, önümüzdeki seçim sürecindeki iç belirleyicileri ve yarattıkları zorlukları anlamak için İran'da hakim olan siyasi iklimi iyi okumak gerekir. Henüz netleşmemiş bir aşamadayız ve adayların isimleri halen kesin olarak belirlenmedi. İttifakların ve potansiyel adayların kesin olarak belirlenmediği mevcut seçim sürecini en iyi bu belirsizlik tanımlıyor.
İran'ın son yıllarda tanık olduğu, bölgesel ve uluslararası bağlamlardan hiçbir şekilde ayrılmayan iç gelişmelerine göre önümüzdeki seçimlerle ilgili en önemli zorlukların şunlar olduğu söylenebilir:

Seçimlere katılımın düşük olması beklentileri
İranlılar, geçtiğimiz Şubat ayında yapılan milletvekili seçimlerine yüzde 42,6 oranında bir katılım gerçekleştirdi. ‘İran Devrimi’nden ve 1979 rejiminin kurulmasından bu yana seçimlere yönelik en düşük katılım oranı olarak tarihe geçti. Seçimler sonucunda muhafazakarların ağırlıklı olduğu bir Meclis ortaya çıktı. Seçimler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının patlak verdiği ve İran hükümetinin salgınla baş etmekte zorlandığı bir dönemde yapıldı. Ortadoğu’daki Kovid-19 kaynaklı en fazla vaka ve can kaybı İran’da kaydedildi. Ancak vatandaşların seçimlere katılma konusundaki isteksizliğinin gerçek nedenleri, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında hayat şartlarının ve ekonomik koşullarının bozulması, Ukrayna’ya ait bir sivil uçağının yanlışlıkla düşürülmesi gibi rejimin art arda imza attığı başarısızlıklar nedeniyle yapılan halk protestolarının şiddet kullanılarak bastırılmasıyla siyasi sisteme yönelik duyulan hayal kırıklığından kaynaklanıyordu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, rejim, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımın da düşük olmasından korkuyor gibi görünüyor. Eğer yine düşük katılım olursa rejimin meşruiyeti darbe alacak. Bu yüzden rejim, yüksek katılım oranlarının öneminin farkında.
Ruhani'nin pragmatik hükümetinin popülaritesini gerilerken, reformistlerin güç kaybetmesi
Reformistlerin bir adayı destekleme konusunda aralarında fikir birliğine varamamaları güç kaybettiklerinin bir göstergesi olarak görülürken, bazıları, eski reformist Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin kendisinden sonra fazla seçenek olmadığını düşünerek desteklenmesini istediği Ruhani'nin arkasında durmalarını gerekçe göstererek, ‘kiralık’ bir adayı destekleme deneyimini bir kez daha tekrarlamak istemediklerini belirttiler. Ancak, Ruhani'nin görev süresi boyunca, reformist ve ılımlı hareketin gücünün azalmasında etkili oldu.
Reformistler, son 20 yıldır ne sosyal ve ekonomik adaleti sağlayabildiler, ne de güçlü bir orta sınıf, güçlendirilmiş bir sivil toplum, serbest piyasa ekonomisi ve siyasi katılım kültürü yaratmada başarılı olamadılar.
Reformistlerin, özellikle 2009 yılında Mahmud Ahmedinejad'ın yeniden seçilmesine karşı ayaklanan Yeşil Hareket'in ardından, rejim tarafından ötekileştirilmeleri ve baskı altına alınmaları nedeniyle güç kaybı yaşamaları, onları reform hareketine bağlılığını ilan etmemesine ya da bir reform gündemi benimsememesine rağmen Ruhani'nin adaylığını desteklemeye itti. Bu nedenle İran’daki bazı çevreler, Ahmedinejad’ın iç politika, sivil özgürlükler, muhalefetin bastırılması, mali yolsuzluk ve dış politika açısından aşırı muhafazakar olan hükümeti ile ılımlı Ruhani yönetimi arasında pek bir fark olmadığını düşünüyorlar.
Ruhani döneminde İran’ın dış politikasında ve Kudüs Gücü’ne dayanan askeri güç kullanımında bir yoğunluk yaşandığını, Suriye, Irak ve Yemen'deki askeri varlığını güçlendirdiğini görüyoruz. Ancak  İran, Husileri askeri olarak desteklediği suçlamalarını reddediyor.
Ruhani'nin birinci dönemde yüzde 72, ikinci döneminde yüzde 73.33 olan oy oranındaki artışa rağmen, 2017 yılından itibaren patlak veren protesto gösterileri, İran vatandaşları nezdinde bir bütün olarak rejimin güvenilirliğinin zayıflığının ve Ruhani hükümetinin meşruiyetin kaybetmeye başladığının en önemli göstergeleriydi. Ruhani hükümeti, protesto gösterilerinin fitilinin muhafazakarlar tarafından ateşlendiğini öne sürerken muhafazakarlar ise gösterileri, Ruhani hükümetinin başarısızlığının kanıtı, vatandaşların, sosyal ve ekonomik şikayetlerinin ele alınmayışına verdikleri bir tepki olarak nitelediler.

Güç dengesi muhafazakarların lehine eğilim gösteriyor
Siyasi akımlar arasında yaşanan rekabette, İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından yapılan devrimci bir cumhurbaşkanı seçilmesi çağrısıyla iç atmosferdeki güç dengesinin muhafazakarlar lehine bir eğilim göstermesine tanık olunuyor. Öte yandan, kendini dindar ve devrimci bir isim olarak göstermeye istekli olan ve son seçimlerde Ruhani ile yarışan, ancak önümüzdeki seçimlerde aday olup olmayacağını açıklamayan İbrahim Reisi'nin başkanlık ettiği Yargı Erki gibi aynı muhafazakar eğilime mensup olanlar tarafından kontrol edilen birçok kurum var. Daha önce bahsettiğimiz gibi 2020 yılı başlarındaki milletvekili seçimlerinin sadece vatandaşların düşük katılım oranlarıyla sonuçlanmadığını, daha ziyade muhafazakarların sandalyelerin yüzde 76’sına reformistlerin ise yüzde 6’sına sahip olduğu bir Meclis’in ortaya çıktığını gördük. Diğer yandan İran Meclisi’nin mevcut başkanı ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun eski komutanlarından muhafazakar bir isim olan Muhammed Bakir Kalibaf, yaklaşan seçimlerde yarışması beklenen adaylardan biri olarak öne çıkıyor.
Bu arada Meclis’in önümüzdeki seçimlerde bazı kişilerin aday olarak gösterilmesini engellemek için Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Kanununda değişiklik yaptığını belirtmekte fayda var. Bu değişiklik, muhafazakar hareket veya DMO ile bağlantılı bir isme yer açma niyetine işaret ediyor.
Değişiklikler arasında cumhurbaşkanlığına aday olmak için adayın en az 45 yaşında olması gerektiğine ilişkin bir şart öne sürüldü. Bazı çevreler, bu şartın, Instagram uygulamasının yasaklanmasını reddeden İranlı gençler ve bazı işletme sahipleri arasında popüler olan 38 yaşındaki İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi’nin aday gösterilmesini engellemek için tasarlandığını düşünüyorlar. Bir diğer değişiklik ise cumhurbaşkanı adaylarını araştıran kurumlar arasında DMO istihbarat servisinin de eklenmesiydi.
Muhafazakarların hegemonyası burada bitmiyor. Aday isimlerin anayasal standartlara uygun olarak göreve aday olma yeterliliklerini doğrulamakla görevli olan İran Anayasayı Koruyucular Konseyi (AKK) de muhafazakarların kontrolü altında. AKK, geçtiğimiz seçimlerde başta bazı reformistler olmak üzere çok sayıda kişinin adaylık başvurusunu geri çevirmişti. Bu, şuan devlet kurumlarını elinde tutan muhafazakar elitlere uygun bir adayın seçilmesini sağlamak içindi.
Yukarıda bahsedilen zorlukların, bazı isimlerin veya kesimlerin önünü kapatıp bazılarının önünü açmada rol oynayan belirleyiciler olduğu da söylenebilir. Bu da ittifaklar kurulmasını veya iki akımdan ortak bir aday seçilmesini ve belki de reformist hareketin tek bir adayı desteklemesi gibi konuları olumsuz yönde etkiliyor.
Burada en önemli nokta, İran seçimlerinin, ABD-İran ilişkileri denklemi veya nükleer dosya bağlamında değil, içerideki belirleyiciler bağlamında ele alınmasıdır. Söz konusu seçimler, İran toplumunun çeşitli kesimlerinin ekonomik ve sosyal baskı altında olduğu ve elitlerin hiçbirinin bu belirleyicilere cevap veremediği bir zamanda yapılacak. Kesin adayların kimler olacağını, kimlerin onaylanacağını veya reddedileceğini öğrenmek için aday başvuru süresinin sona ermesini beklememiz gerekiyor.



Trump'ın temsilcileri, Gazze Şeridi'nin geleceği ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması konularını görüşmek üzere İsrail'de

Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular – 14 Ekim 2023 (DPA)
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular – 14 Ekim 2023 (DPA)
TT

Trump'ın temsilcileri, Gazze Şeridi'nin geleceği ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması konularını görüşmek üzere İsrail'de

Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular – 14 Ekim 2023 (DPA)
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafındaki yolcular – 14 Ekim 2023 (DPA)

ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner, ‘Yeni Gazze’ planlarını ilerletmek için İsrail’de çalışmalarını sürdürüyor. İkili, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Refah Sınır Kapısı’nın sorunsuz şekilde açılmasına dair anlaşma sağlamaya çalışıyor.

Witkoff ve Kushner, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını görüşmek üzere bugün toplanacak Güvenlik Kabinesi’nden bir gün önce (dün) İsrail’e ulaştı.

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi ve Reuters’a göre, İsrail’e gelen temsilciler Gazze Şeridi’nin geleceğine dair müzakerelerde bulunuyor.

Yedioth Ahronoth, görüşme gündeminde, Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın vizyonuna uygun şekilde Gazze Şeridi’nin yeniden imar sürecinin başlatılmasının yer aldığını bildirdi.

cdfrgthy
ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner, 22 Ocak 2026'da Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda (Reuters)

ABD, perşembe günü Gazze Şeridi’ni baştan inşa etmeyi öngören Yeni Gazze planlarını açıkladı. Planın, konutlar, veri merkezleri ve sahil şeridinde tatil tesislerini kapsadığı belirtildi. Bu girişimin, İsrail ile Hamas arasında, sık sık ihlallerle sekteye uğrayan ateşkes anlaşmasını ilerletme amacı taşıyan ABD Başkanı Donald Trump’ın çabaları kapsamında gündeme geldiği ifade edildi.

ABD tarafından desteklenen ve geçici olarak Gazze Şeridi’ni yönetmekle görevlendirilen Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, perşembe günü yaptığı açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta açılacağını söyledi. Sınır kapısı, nüfusu iki milyonu aşan Gazze halkı için fiilen bölgeye giriş ve çıkışın tek yolu konumunda bulunuyor.

ABD, İsrail’den Refah Sınır Kapısı’nı, Ran Gvili’nin kemiklerinin geri getirilmesinden önce açmasını talep ediyor ve İsrail’e Gvili’yi bulmak için her türlü çabanın gösterileceğini garanti ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre, görüşmelerin gündeminde üçüncü bir konu daha bulunuyor: Gazze’deki Yürütme Kurulu’na Türkiye ve Katar’ın dahil edilmesi. İsrail bu duruma şiddetle karşı çıkıyor.

Bir İsrailli yetkili, söz konusu konseyin İsrail’in onayı olmadan kurulduğunu belirterek, bunun “Netanyahu’nun Ran Gvili bulunmadan Refah Sınır Kapısı’nı açmayı reddetmesine karşı Witkoff ve Kushner’ın bir misillemesi” niteliğinde olduğunu ifade etti.

csdvfgth
ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta Barış Konseyi’ni kuran belgeyi elinde tutuyor. (Reuters)

Refah Sınır Kapısı’nın, Trump’ın savaşın sona erdirilmesine yönelik planının ilk aşamasında, Ekim 2025’te İsrail ile Hamas arasında yapılan ateşkes anlaşması uyarınca açılması planlanmıştı. Ancak Netanyahu, kapının açılmasını engelleyerek, Gazze Şeridi’ndeki son cesedin teslim edilmesini şart koştu. Bunun üzerine ABD, perşembe günü Filistinli teknokratlar komitesinin başkanı Ali Şaas’ı görevlendirerek, Refah Kapısı’nın bu hafta açılacağını duyurmasını sağladı.

İsrail’de yaygın görüş, Netanyahu’nun kapıyı açmayı reddedeceği ve kapının işleyişine ilişkin şartlarında ısrar edeceği yönünde.

ABD’li bir yetkili ve Arap bir diplomat, Times of Israel’e yaptıkları açıklamada, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ‘İsrail’e dayatıldığını’ söyledi.

İsrail medyası, ülkenin uluslararası baskılar altında kapıyı açmaya hazırlanırken, aynı zamanda sıkı bir denetim uygulamayı planladığını aktardı. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, sınır kapısında uzaktan izleme sistemi kurulacağını, gelen ve giden yolculara önceden onay verilmesinden İsrail’in sorumlu olacağını ve bilgisayar veya diğer elektronik cihazların denetleneceğini bildirdi.

Fiilen sınır kapısında İsrail askerleri bulunmayacak, ancak yakın bölgede silahlı güçler konuşlandırılacak ve buradaki özel bir kontrol noktasıyla silah kaçakçılığının önlenmesi hedeflenecek.

Kapı, Avrupa Birliği Sınır Yardım Misyonu’ndan (EUBAM) görevli subaylar ve Filistin Yönetimi Genel İstihbarat Teşkilatı’na bağlı sivil giyimli personel tarafından işletilecek. Bu çerçeve, Ocak 2025’te İsrail ile Hamas arasında uygulanan önceki ateşkes döneminde de kullanılmıştı. İsrail, yaklaşık iki ay sonra kapıyı yeniden kapatmış ve o tarihten bu yana kapı kapalı durumda kalmıştı.

sdfgt
Gazze Yönetim Komitesi Başkanı Ali Şaas, 16 Ocak 2026'da Kahire'de düzenlenen ilk toplantı öncesinde (AFP)

Görünüşe göre İsrail’in sıkı denetim politikası, nihai olarak Filistinlileri Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik bir planı hayata geçirmek amacını taşıyor.

İsrail, geçen yılın sonlarında Refah Sınır Kapısı’nı yeniden açmayı teklif etmiş, ancak sadece Gazze sakinlerinin çıkışı için izin vermek istemişti. Mısır ise bu kısmi açılıma onay vermemiş ve kapı kapalı kalmaya devam etmişti.

Reuters’a konuşan üç kaynak, İsrail’in Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ne dönebilecek Filistinli sayısını kısıtlamak istediğini, böylece bölgeden çıkanların sayısının geri dönenlerden fazla olmasını sağlamayı amaçladığını belirtti.

Konunun nihai kararı bugün yapılacak Güvenlik Kabinesi toplantısında verilecek. Bir İsrailli kaynak, kapının fiilen yeniden açılacağını açıkladı.

Geçtiğimiz hafta pazar günü Güvenlik Kabinesi, Türkiye ve Katar’dan üst düzey temsilcilerin, Trump’ın kurduğu Barış Konseyi çatısı altında Gazze’nin savaş sonrası yönetimini denetleyecek Yürütme Kurulu’na katılmasına öfke nedeniyle Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını askıya almıştı. Ayrıca İsrail, kapının yeniden açılmasını, Ran Gvili’nin cesedinin teslim edilmesine ve Hamas’ın silahlarını teslim etmesine bağlamıştı; bu iki şart henüz yerine getirilmiş değil.

İsrail Kanal 12 televizyonu, geçen hafta sonu yaptığı haberde, ABD ve Gazze’deki başlıca arabulucuların, Hamas’ı kademeli olarak silahsızlandırmayı ve örgütün askeri altyapısını tasfiye etmeyi öngören gizli görüşmelere başladığını bildirdi.

sdfgt
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafı (Arşiv – Reuters)

Kanal 12’ye göre, ABD, Katar, Türkiye ve Mısır’ın dahil olduğu görüşmeler yaklaşık iki ila üç haftadır sürüyor. Hamas’a sunulan plan, ağır silahların, tünellerin, silah üretim tesislerinin ve askerî altyapının derhal imha edilmesini öngörürken, ardından Hamas mensupları ile diğer silahlı unsurların elindeki bireysel silahların toplanması ve tasfiyesine yönelik uzun soluklu ve aşamalı bir sürecin başlatılmasını içeriyor.

Öneriye göre, silahlarını teslim etmeyi kabul edenlere iki seçenek sunulacak: Gazze’den güvenli çıkış sağlanması ya da geçici olarak Gazze’yi yönetmekle görevli Filistinli teknokrat hükümetine bağlı güvenlik güçlerine entegre olmaları. Aynı zamanda ABD, bu hükümete bağlı ve güç kullanma yetkisini münhasıran elinde bulunduracak bir Filistin polis gücü kurulması için girişimde bulunacak.

Kanal 12, planın ayrıca İsrail ordusunun Gazze içindeki mevzilerinden kademeli olarak çekilmesini de içerdiğini bildirdi. Buna, Hamas kontrolündeki bölgeler ile İsrail arasındaki sınırı oluşturan ‘sarı hattan’ aşamalı geri çekilme de dahil olacak. Bu adımların, silahsızlanma sürecinde kaydedilecek ilerlemeye bağlı olacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Kanal 12’den aktardığı haberde, Kushner’ın Davos’ta daha önce açıkladığı üzere, yeniden imar çabalarının da silahların teslim edilmesine uyum şartına bağlanacağı ifade edildi.

dsf
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta iki İsrail askeri (Arşiv – Reuters)

Filistinli kaynaklar, konuyla ilgili görüşmelerin sürdüğünü ve Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik temasların devam ettiğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, özellikle İsrail’in dışarıdakilerin Gazze Şeridi’ne geri dönmesini engellemesine izin verilmemesi gerektiği üzerinde durulduğunu belirtti.

Kaynaklar, “Sağlık sorunu olanlar, öğrenciler ve diğerleri geri dönmek istiyor. Ayrıca savaşın başında kapının açılması sırasında cehennemden kaçan aileler, şimdi dışarıda kalmayı değil, geri dönmeyi tercih ediyor. Arabulucuların, İsrail’e bu Gazze sakinlerini geri dönmekten mahrum etme hakkı verilmeyeceğini açıkça dile getirmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.


Çin ordusundaki en büyük tasfiye

General Cang Youşia, Mart 2025'te Pekin'de düzenlenen bir toplantıda (AFP)
General Cang Youşia, Mart 2025'te Pekin'de düzenlenen bir toplantıda (AFP)
TT

Çin ordusundaki en büyük tasfiye

General Cang Youşia, Mart 2025'te Pekin'de düzenlenen bir toplantıda (AFP)
General Cang Youşia, Mart 2025'te Pekin'de düzenlenen bir toplantıda (AFP)

Çin Savunma Bakanlığı dün, üst düzey bir ordu generalinin disiplin ve hukuk kurallarını ciddi şekilde ihlal ettiği şüphesiyle soruşturma başlattığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre güçlü Merkezi Askeri Komisyon'un en uzun süre görev yapan iki başkan yardımcısından biri olan Zhang Youxia, (Cang Youşia)  uzun süredir devam eden askeri yetkililere yönelik tasfiye operasyonunun son kurbanı oldu.

Analistler, tasfiyelerin orduyu reforme etmeyi ve aynı zamanda komisyonun başında bulunan Çin lideri Şi Cinping'e bağlılığı sağlamayı amaçladığına inanıyor. Bu tasfiyeler, Şi'nin 2012 yılında iktidara gelmesinden bu yana 200 binden fazla yetkiliyi cezalandıran daha geniş bir yolsuzlukla mücadele kampanyasının bir parçasıdır.

Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, iktidardaki Komünist Parti'nin Askeri Komisyon Ortak Kurmay Başkanlığı Genelkurmay Başkanı Liu Cınli (Liu Zhenli) hakkında da soruşturma başlattığı belirtildi.


Venezuela Devlet Başkanı, halkın yararı için muhalefetle uzlaşma çağrısında bulundu

Venezuela başkan vekili Delcy Rodriguez (AFP)
Venezuela başkan vekili Delcy Rodriguez (AFP)
TT

Venezuela Devlet Başkanı, halkın yararı için muhalefetle uzlaşma çağrısında bulundu

Venezuela başkan vekili Delcy Rodriguez (AFP)
Venezuela başkan vekili Delcy Rodriguez (AFP)

Venezuela'da geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, ABD'nin Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasına yol açan baskınından üç hafta sonra, dün devlet televizyonunda "muhalefetle uzlaşma" çağrısında bulundu.

Yeni seçimler yapılana kadar yaklaşık altı ay sürebilecek geçici başkanlığını yürüten Rodriguez şunları söyledi: "Farklılıklarımız göz önüne alındığında, bir araya gelmeli ve uzlaşmaya varmalıyız. Neden? Venezuela halkının iyiliği için."

Rodriguez açıklamasında, "Venezuela'da barış söz konusu olduğunda siyasi veya partizan farklılıklar olamaz" ifadelerini kullandı.