İran Anayasa Koruma Konseyi, cumhurbaşkanlığı adaylarının ilanını erteliyor

Yeni bir anket, İran seçimlerinde yüzdü 53’lük kesimin çekimser kalmasını bekliyor

Devrim Muhafızları Komutanı’nın danışmanı Said Muhammed, geçen hafta koruma ekibiyle çevrili bir şekilde cumhurbaşkanlığı başvurusunu sunuyor (Tesnim)
Devrim Muhafızları Komutanı’nın danışmanı Said Muhammed, geçen hafta koruma ekibiyle çevrili bir şekilde cumhurbaşkanlığı başvurusunu sunuyor (Tesnim)
TT

İran Anayasa Koruma Konseyi, cumhurbaşkanlığı adaylarının ilanını erteliyor

Devrim Muhafızları Komutanı’nın danışmanı Said Muhammed, geçen hafta koruma ekibiyle çevrili bir şekilde cumhurbaşkanlığı başvurusunu sunuyor (Tesnim)
Devrim Muhafızları Komutanı’nın danışmanı Said Muhammed, geçen hafta koruma ekibiyle çevrili bir şekilde cumhurbaşkanlığı başvurusunu sunuyor (Tesnim)

İran Anayasa Koruma Konseyi (AKK), uyarılara rağmen adaylar arasındaki söz savaşının artması nedeniyle gelecek ay yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri adaylarının başvurularının incelenmesi sürecini beş güne daha uzatmaya karar verdi. Ayrıca Cumhurbaşkanı adayı General Said Muhammed de dahil Devrim Muhafızları çevreleri, kötüleşen ekonomik durumla ilgili olarak muhafazakâr müttefiklerine yönelik eleştirilerini artıran eski meclis başkanı Ali Laricani’yi eleştirdi.
AKK Sözcüsü Ali Abbas Kedhudayi, yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanlığı için başvuranlardan hiçbirinin uygunluğu henüz onaylanmadı. Yasaların öngördüğü on gün içinde adayların uygunluğunu açıklayacağız” dedi. Komisyon üyelerinin adayların raporlarını ve dosyalarını ‘dikkatlice’ incelediğini belirten Kedhudayi, “Dosyaların her biri, ön fikir birliğine varma konusunda saatler alıyor” ifadelerini kullandı.
Başvuruları inceleme sürecinin beş gün içinde tamamlanması bekleniyordu, ancak seçim takviminde sürenin beş gün daha uzatılması öngörülüyor.
AKK, İran Dini Lideri’nin yetkilerine tabi bir organ olarak biliniyor. Parlamento tarafından onaylanan yasaları gözden geçirmenin yanı sıra cumhurbaşkanlığı ve yasama seçimleri için adaylık başvurularını incelemekte. 12 üyesi doğrudan rejim lideri “Rehber” Hamaney tarafından belirlenirken, diğer yarısı da Dini Liderin belirlediği yetkililer arasında sayılan Yargı Erki Başkanı tarafından seçiliyor.
İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre İran polis gücü yardımcısı General Kasım Rızai, “Düşmanlar, hayati seçimlerin yapılması için çalışıyor. Ama hata yapıyorlar. İran halkı, canlı ve etkin bir şekilde katılacak” dedi.
Geçen hafta adaylar için kayıt kapılarının beş günlüğüne açılmasının ardından, İranlı yetkililerin tavırlarına ‘en üst düzeyde katılım’, ‘onurlu katılım’ ve ‘etkili katılım’ çağrıları hâkim oldu.
Yetkililer, resmi istatistiklere göre 41 yılın en düşük katılım oranını (yüzde 43) kaydeden yasama seçimleri senaryosunun tekrarlanmasından korkuyor. Başkent Tahran’da yüzde 25 aşılamamıştı.
Öte yandan Devrim Muhafızları’na ait Fars Haber Ajansı, yeni bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarını bildirdi. Ajans, anketin ülkenin en önemli merkezlerinden biri tarafından gerçekleştirildiğini söylerken, merkezin ismini açıklamadı. Ajansa göre anket, şu ana kadar beklenen katılım oranının yüzde 42,9 olduğunu ve önceki bir ankete kıyasla yüzde üç iyileşme kaydedildiğini gösterdi. Ankete göre yüzde 32’lük kesim, yaşamsal ve ekonomik koşullar dolayısıyla ve yüzde 21’lik bir kesim ise koronavirüs korkusu nedeniyle seçimlere katılmayacak.
Ankete göre Tahran, İsfahan, Şiraz, Senendec, Kerec ve Reşt şehirleri, seçimlere katılım açısından en düşük oranı kaydetti. Afganistan sınırındaki Kum, İlam, Zahidan, Hürremabad ve Bircend şehirleri de en yüksek oranı kaydetti.
Ankete göre Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, yüzde 32,6 ile birinci sırada yer alırken, onu yüzde 26,7 ile eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad takip ediyor. Olumsuz oylar açısından ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı İshak cihangiri yüzde 21, eski Meclis Başkanı Ali Laricani yüzde 8, Ahmedinejad yüzde 6 ve Reisi de yüzde 4,7 oy aldı.
Ahmedinejad’a oy vereceğini söyleyenlere, adaylık başvurusu reddedildiği takdirde oylarını kime verecekleri soruldu. Bu çerçevede yüzde 10’lık kesim Reisi’ye, yüzde 1,5’lik kesim ise Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rezai’ye oy vereceğini söyledi. Aynı şekilde yüzde 1,3, Laricani’ye oy vereceğini ve yüzde 3,3 ise seçimlere katılmayacağını belirtirken, Fars ajansına göre diğerleri ise henüz karar vermediklerini ifade etti.
Ajans, Laricani’nin yalnızca yüzde 1,5, Devrim Muhafızları Komutanı General Said Muhammed’in yüzde 3,6 oy alacağını kaydetti.
Hükümet yanlısı çevreler ve müttefikleri, adaylarını cumhurbaşkanlığı yarışında koruma ve AKK tarafından başvurularının reddedilmemesi taleplerini savunmak için sorumlu kurumların endişelerine yatırım yapma konusunda bahis oynuyorlar.
Bu çerçevede İran cumhurbaşkanlığı bürosu direktörü Mahmud Vaizi, seçimlere maksimum bir katılım gösterilmesinin, herkesin çıkarına olduğunu ve hükümetin, bir başkası karşısında bir adayı destekleme durumundan uzak olduğunu belirtti. “Hükümet, seçimlerde tarafsız ve siyasi akımların hiçbiri lehine bir rekabet vermiyor” diyen Vaizi, Twitter üzerinden de “Saygı değer adaylar, hükümet aleyhine suçlamalarda bulunmak ve yanlış bir atmosfer yaymak yerine ülkeyi yönetme programlarını sunmalıdır” açıklamasında bulundu.
Muhafazakâr akımın sert bir kanadı olan ‘Baidari’ grubunun medya platformu olan ‘Raja News’ internet sitesi, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin geçen çarşamba günü cumhurbaşkanlığı adaylarına yönelik yaptığı eleştirilerinin, eski Meclis Başkanı Ali Laricani tarafından üstü kapalı şekilde alay konusu olduğunu belirtti.
Ruhani, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, eski müzakerecilerin İran’a karşı Birleşmiş Milletler (BM) kararı olmadan müzakerelere gitmediklerini belirtti.
Laricani, 2004- 2006 yılları arasında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri olarak Ruhani’nin yerini aldı ve mesele BM’ye sevk edilmeden ve Aralık 2006 sonlarında 1737 sayılı kanun kabul edilmeden önce Avrupa troykası ile ‘İran meselesini’ müzakere görevini üstlendi. Kanun, İran’a nükleer teknolojinin temini yasaklıyor ve İran’ın uranyum zenginleştirmesine dahil olan şirketlere yaptırımlar içeriyor. Söz konusu kanun, İran’ın Temmuz 2006 sonunda zenginleştirme faaliyetlerini askıya almasını talep eden 1696 sayılı karardan sonraki ikinci karar olarak biliniyor.
Raja News, “Ruhani, seçim günlerinde muhaliflerine saldırmaya çalışıyor. Ancak görünen o ki Laricani, üçüncü hükümetini kurmak isteyen müttefiki Ruhani’nin iki yılda 3 BM kararını aldığını unutmuş” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan Devrim Muhafızları’na bağlı kanallar, eski Meclis Başkanı Ali Laricani’ye üstü kapalı bir saldırı başlattı. Cumhurbaşkanı adayı General Said Muhammed’e yakın olan ‘Sabereen News’, “Edinilen bilgiler, cumhurbaşkanı adaylarından birinin akrabalarının etkisiyle rakiplerinden bazılarını dışlamaya çalıştığını gösteriyor” açıklamasında bulundu. Kanal, “Adayların uygunluğuna karar veren birimdeki bu akımın garip açıklaması; adayların bazı rakiplerinin seçim sepetlerini güçlendirmeye devam etmeleri halinde İslam Cumhuriyeti için büyük bir tehlike oluşturacağı yönündedir. Bu nedenle son günlerde sahte nedenlerle bazı adayların seçime katılamayacağı söylentisi yayıldı” ifadelerini kullandı. ‘Islahat Press’ internet sitesinin, Anayasa Koruma Konseyi’nin Düzenin ‘Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ve Devrim Muhafızları komutanı danışmanı General Said Muhammed’in adaylığını reddettiğini açıklaması sonrasında geçen salı günü, Anayasa Koruma Konseyi Sözcüsü, konuya ilişkin olarak ‘söylentileri’ yalanlamıştı.
Sabereen News ise, adayların uygunluğunu inceleyen 12 yetkili arasında, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi eski başkanı olan Sadık Laricani’nin (Ali Laricani’in kardeşi) de bulunduğunu aktardı.
Öte yandan General Said Muhammed, 20 Mayıs’ta Laricani’nin, adaylık başvurusunda yaptığı ve muhafazakâr kampta öfkeye yol açan bir açıklamasını eleştirdi. Muhammed, Hamaney’in ‘bir sonraki hükümet için önceliğin ekonomi olduğu’ yönündeki ifadeleri göz önüne alındığında, ekonomik nedenlerle aday olanlara sözlü saldırıda bulundu. Laricani, “Ekonomi bir askeri kışla ya da mahkeme değildir” diyerek, cumhurbaşkanlığı adayları olan Devrim Muhafızları Generali ve Yargı Erki Başkanına atıfta bulunmuştu. Bu bağlamda Said Muhammed, Laricani’ye cevaben, “Devrim Muhafızları ve askeri kışlalarda bulunan bir şahıs ve yıllarca mahkemelerde başkan olan kardeşi, şu an tüm ölçeklere ilişkin sorular ortaya koyuyor” dedi. “Bir kez daha ikilik oluşturmak ve insanları savaş ve güç talebiyle yıldırmak istiyorlar” diyen General Muhammed, “Bizim ve aşırılık yanlısı reformcular arasında var olan sorun kadar, Velayet-i Fakih’e mensup olanlar da zarar görüyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Laricani, 20 Mayıs’ta bir kez daha Twitter üzerinden bir açıklama yaparak, “Dünya ile finansal takas ve ihracat sorununun çözülmesine karşı çıkıyorlar. Yaptırımları kaldırmak için hiçbir kararlılıkları ve deneyimleri yok, içeride fikir birliği yerine çatışmayı körüklüyorlar. Ancak tüm dünyayla uğraşmak istediklerini söylüyorlar. Bu bir çelişki ve kamuoyu aldatmacasıdır” ifadelerine yer verdi.
Laricani, hükümetin ‘kara para aklanması ve terör finansmanıyla ilgili FATF anlaşmasına katılma’ projesine ilişkin çatışmaya dikkati çekerken, bu durumun uluslararası örgütü İran’ı yeniden ‘küresel finans sistemi için en tehlikeli ülkelerin kara listesine’ dahil etmeye ittiğini belirtti.
Ali Laricani, son günlerde Twitter ve Clubhouse uygulamalarında aktif. Adaylık başvurusu yaptıktan sonraki ilk videosunda, halk ve iktidar arasındaki ilişkinin belirginleşmesi, halkın hak ve görevlerinin tanımlanması çağrısı yaptı.
Laricani’nin ofisine bağlı ‘Haber Online’ internet sitesi, 20 Mayıs’ta uzun bir analiz yayınlayarak, ‘muhafazakarların seçimleri kazanacağını ve bunun bir hayal olmadığını’ belirtti. Ancak Reisi’nin seçimlerde ikinci kez yenilgi yaşamasının, mevcut Dini Lider Ali Hamaney’in yerine geçme şansını etkileyeceğini dile getirirken, internet sitesinin editörü de Laricani’nin rakiplerinden bir adım önde olduğunu kaydetti.
Aynı şekilde cumhurbaşkanlığı adayı ve Tahran Belediye Meclis üyesi Muhammed Cevad Hak Şanas, ‘Jahane Sanat’ gazetesinde yayınlanan bir makalede, seçimlerin ikinci tura uzayacağını ve Reisi’nin cumhurbaşkanlığı koltuğunu kazanmasının beklendiğini duyurdu.



Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: ABD ve İran nükleer anlaşma konusunda uzlaşmaya hazır görünüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran’ın bir nükleer anlaşmaya varmak için uzlaşmaya hazır göründüğünü belirterek, görüşmelerin kapsamının Tahran’ın balistik füze programını içerecek şekilde genişletilmesinin yalnızca “başka bir savaşa” yol açacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times gazetesine aktardığı röportajda Fidan, “Amerikalıların İran’ın uranyum zenginleştirmesine açık ve net sınırlar içinde müsamaha göstermeye hazır olması olumlu” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, “İranlılar artık Amerikalılarla bir anlaşmaya varmaları gerektiğini biliyor. Amerikalılar da İranlıların belirli sınırları olduğunu biliyor. Onları zorlamaya çalışmanın bir anlamı yok” dedi.

Washington, İran’dan saflık oranı yüzde 60’a ulaşan zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini talep ediyor. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ülkesinin mali yaptırımların kaldırılmasını talep etmeyi ve zenginleştirme dâhil olmak üzere “nükleer haklarında” ısrarcı olmayı sürdüreceğini söyledi.

Fidan, Financial Times’a yaptığı açıklamada, Tahran’ın “gerçekten gerçek bir anlaşma yapmak istediğine” inandığını ve 2015’te ABD ve diğer ülkelerle imzalanan anlaşmada olduğu gibi zenginleştirme seviyelerine sınırlamalar ve sıkı bir denetim mekanizmasını kabul edebileceğini belirtti.

ABD’li ve İranlı diplomatlar, geçen hafta Umman’ın arabuluculuğunda Maskat’ta bir araya gelerek diplomatik çabaları yeniden canlandırma amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu temaslar, ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgede bir filo konuşlandırmasının ardından yeni bir askeri harekât ihtimaline ilişkin endişelerin arttığı bir dönemde yapıldı.

Trump salı günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran’ın müzakerelere yeniden başlamaya hazırlandığı bir süreçte Ortadoğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray ise mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine yanıt vermedi.


Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.