Filistinliler zaferi kutlarken İsrailliler denklemin değiştiğini savunuyor

Hamas’tan yapılan açıklamalar “elin tetikte” olduğu yönünde.

Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
TT

Filistinliler zaferi kutlarken İsrailliler denklemin değiştiğini savunuyor

Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki yıkıntıların üzerinde duran, zafer işaretleri yapan, ateşkesi işgal gücü için bir yenilgi olarak gören on binlerce Filistinli zaferi kutlamak için sokaklara döküldü. İsrail’de ise hükümete ve orduya yönelik başarısızlık suçlamaları arttı. Operasyonda hedefe ulaşılmadan “hemen” ateşkes ilan edilmesine yönelik eleştiriler hız kazanırken zor bir hesap süreci başladı.
İsrail polisi dün Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın dışında çıkan çatışmalarda Filistinlilere ses bombaları attı. İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Mescid-i Aksa kapılarından birinde İsrail polissine taş atıldığını, “birimlerin karşılık vererek Tapınak Tepesi bölgesine girdiklerini ve durumu kontrol altında tutmak amacıyla karışıklıklarla ilgilendiklerini” söyledi. Kudüs Kızılayı, Mescid-i Aksa’da çıkan çatışmada yaralanan 20 kişiye müdahalede bulunduklarını bildirdi.
İsrail medyasının, bir dizi siyasetçinin ve askeri uzmanın Gazze’ye yönelik yürütülen savaşta hükümetin, ordunun ve istihbarat birimlerinin performansına sert eleştirilerde bulunmasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün “İsrail’e olağanüstü kazanımlar sağlayan büyük operasyondan” övgüyle söz etti. Netanyahu açıklamasında şu ifadeleri kulandı:
“Askeri operasyonu başlatmaya karar verdiğimizde operasyonun asıl amacını belirledik: Caydırıcılığı sağlamlaştırarak sükuneti yeniden sağlamak ve terör örgütlerine ağır bir darbe indirmek. Operasyonu da bu yönde düzenledik.”
Netanyahu dün öğleden sonra Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı karargahında Savunma Bakanı Benny Gantz, Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kochavi ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Başkanı Nadav Argaman’ın katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuştu.
Netanyahu, savaşın başlangıcından bu yana gösterdiği performansa yönelik eleştirileri ve bu savaşı, kendisine muhalif bir hükümet kurma çabalarını engellemek, başbakan olarak pozisyonunu güçlendirmek ve yolsuzlukla ilgili davasını düşürmek amacıyla kişisel çıkarlarına hizmet etmesi için başlattığı yönündeki suçlamaları reddetti. İrail Başbakanı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bunların hepsi iftiradır. Hamas ve örgütlerine büyük darbeler indirdik ve onları yıllarca geriye götürdük. Şu an her şey halk tarafından bilinmiyor. Bu Hamas için de geçerli. Tüm başarılarımız zamanla ortaya çıkacak. Bu noktada gereksiz maceralara çekilmeden cesur, yeni ve eşi görülmemiş işler başardığımızı söyleyebilirim. Gazze Şeridi'ni yok etmemiz ve kara kuvvetleriyle buraya girmemiz gerekseydi bunu yapardık. Ancak bu sefer, belirlediğimiz hedefe karşılık daha güvenli başka yollarla daha iyi sonuçlar elde edebileceğimizi düşündüm. İsrail’de en az zayiatla Hamas’a ciddi şekilde zarar verdik. Hamas, rüyalarında da kabuslarında da varlığını hayal bile edemeyeceği darbeler aldı.”
Netanyahu ordusunun yürüttüğü, Filistinlilerin "korkunç bir yıkım" olarak gördüğü ve dünyanın dört bir yanında tepki çeken operasyonlarla övündü:
“100 kilometre uzunluğundaki saldırı tünellerini çökerttik. Bu, bugüne kadar dünya üzerindeki hiçbir ordunun başaramadığı müthiş bir başarıdır. Dokuz terörist kulesini ve liderlere ait onlarca evi yıktık. Bu hedefler masum değildi. Buralar Hamas’ın ofisleri, karargahları ve silah depolarıydı. Füze fabrikalarını, laboratuvarları ve silah depolarını hedef aldık. Tüm bunları savaşa katılmayan sivilleri asgari düzeyde hedef alarak yaptık.”
Netanyahu sözlerinin devamında Hamas’a tolerans göstermeyeceklerini vurguladı:
“Denklemi sadece askeri harekat günlerinde ve harekat esnasında değil, gelecek için de değiştirdik. Hamas roketlerin düşmesine tolerans göstereceğimizi düşünüyorsa yanılıyor. Gazze sınırındaki Sderot yerleşim birimine veya başka herhangi bir yere saldırı yapılacağına dair tek bir işaret görürsek farklı bir güçle karşılık vereceğiz. Kendi elleriyle kendilerine getirdikleri yıkımı biliyorlar. Onları yıllarca geriye götürdüğümüzün farkındalar.”
Mavi-Beyaz İttifakı (Kahol Lavan) lideri Savunma Bakanı Benny Gantz da şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güvenlik güçleri ve İsrail ordusu son günlerde İsrail Devleti tarihindeki en güçlü istihbarat yeteneklerini ve operasyonlarını ortaya koydular. Koyduğumuz askeri hedeflere ulaştık. Hamas'a çok yüksek bir bedel ödettik. Tünel sistemini yok ettik ve aralarında birçok üst düzey liderin de bulunduğu 200'den fazla terörist eylemciyi öldürdük. Sızma operasyonları, insansız hava araçları (İHA) gönderme ve benzeri yöntemlerle Hamas’ın planlarını suya düşürmeyi başardık. Bu noktada askeri eylemin sona ermesiyle siyasi eylem başladı. Siyasi eylem anlık bir anlaşma yapmaktan ziyade aşırılık yanlılarını zayıflatacak, ılımlıları güçlendirip birbirine bağlayacak ve kuvvetlendirecek uzun vadeli adımlar atmak demek. Bugün ılımlı Arap ülkelerinin liderleriyle görüştüm. Açılan kapıyı kapatmamız yasak. Siyasi açıdan hızlı ve doğru bir şekilde hareket etmezsek, Surların Muhafızı Operasyonu bir sonraki askeri operasyona giden yolda başka bir raunt olarak kaydedilecek. İsrail hükümetinin eşi görülmemiş bir askeri başarıyı hiç edilmiş siyasi bir fırsata dönüştürme yetkisi yok.”
Duruma dair açıklama yapan bir diğer isim de Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kochavi oldu:
“Hamas, İsrail Devleti’ne doğru füzeler fırlatarak büyük bir hata yaptı. Basit bir ifadeyle; gücümüzü doğru bir şekilde değerlendirmiş oldu. Hiç görmediği ve beklemediği şekilde bir saldırı gücü ve savunma sistemleri ile karşılaştı. Düşmanımızın aldığı darbenin boyutunu idrak etmesi uzun zaman alacak. Bana ve İsrail ordusuna göre mesele bitti ama henüz tamamlanmış değil. Her an geri dönüp güçlü bir şekilde harekete geçmeye hazırız.”
İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Başkanı Nadav Argaman da şunları söyledi:
“Bu askeri operasyon, İsrail ordusu ve Şin-Bet tarafından yapılan titiz hazırlıkların ve kusursuz istihbarat çalışmalarının bir sonucu. Bu operasyon Hamas'ın aldığı darbe açısından önceki askeri operasyonlara benzemiyor. Bu operasyon, bundan sonraki performansımıza bağlı olarak gerçek bir değişim süreci başlatabilir. Oyunun kuralları değişti.”
İsrail medyası dün sabah, içinde hükümete ve orduya yönelik ağır eleştirilerin olduğu haberler yayınladı. Bu eleştirilerin bizzat hükümetin masasına ulaştığını aktardı. Nitekim perşembe akşamı ateşkesi onaylamak için yapılan İsrail'in Güvenlik İşleri için Küçültülmüş Bakanlar Kurulu’nun (Kabinet) oturumunda bazı bakanlar güvenlik teşkilatının Gazze'ye yönelik yürütülen savaşta sergilediği performansa ağır eleştirilerde bulunurken siyasetçiler ve uzmanlar da hükümeti eleştirdi.
Haaretz gazetesinin internet sitesinde, Netanyahu ve Kabinet bakanlarının Filistinlilerin ve bazı İsraillilerin Hamas Hareketi için zafer olarak kabul ettikleri “askeri operasyonun” sonuçlarından dolayı endişeli oldukları ifade edildi.
Medya kuruluşlarında yer alan haberlere göre Kabinet’teki bakanlar söz konusu operasyonu “İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırısının gerçekliğini değiştirecek hedefler sunamaması ve başarılı bir operasyonel sonuç elde edememesi nedeniyle faydasız” olarak nitelendirdi. Bakanlardan biri “İsrail Hava Kuvvetleri’nin, askeri operasyonun ana görevlerinden biri olan Hamas’ın savunma tünellerinin çoğunu yok etmekte başarısız olduğunu” söyledi. Ayrıca bakanlar, İsrail’deki askeri ve siyasi liderlerin Gazze Şeridi’ne girip kara harekatı yapmaktan kaçınarak çoğunlukla hava saldırıları ile yetinmelerini eleştirdiler. Yahya Sinvar veya Muhammed ed-Dayf gibi Hamas'ın önde gelen liderlerine suikast düzenlenememesini İsrail ordusunun büyük bir başarısızlığı olarak değerlendirdiler.

Hamas: Elimiz tetikte
Hamas Siyasi Büro Üyesi İzzet er-Rişk yaptığı açıklamada “Bugün bu savaşın durduğu doğru. Ancak Netanyahu ve tüm dünya bilsin ki elimiz tetikte ve bu direnişin imkanlarını büyütmeye devam edeceğiz. Netanyahu ve ordusuna sözümüz şu: Dönerseniz döneriz” ifadesini kullandı. Rişk, Doha’da Reuters’a verdiği demeçte Mescid-i Aksa’nın korunmasının ve Filistinlilerin Doğu Kudüs’teki evlerinden çıkarılmasına bir sona verilmesinin de Hamas’ın taleplerinin içerisinde olduğunu belirterek bunun “kırmızı çizgileri” olduğunun altını çizdi. Rişk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kudüs’ün Kılıcı savaşı sonrası öncesi gibi olmayacak. Çünkü Filistin halkımız direnişin etrafında toplandı ve direnişin topraklarını özgürleştireceğini ve kutsal yerlerini koruyacağını biliyor.”
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de dün para ve silah yardımı yaparak Filistin “direnişine” verdiği destekten ötürü İran’a teşekkür etti. İsrail ile yapılan son askeri çarpışmanın ardından hazır hale geldiklerini vurguladı. AFP’nin haberine göre Heniyye, Hamas’a ait El-Aksa Kanalı tarafından yayınlanan televizyon konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kudüs’ün Kılıcı savaşı sonrası öncesi gibi olmayacak. Kelimenin tam anlamıyla kendimizi Kudüs'ün Kılıcı savaşından sonraki döneme hazırlayacağız. Bu savaşı, İsrail ile mücadele tarihinde ciddi bir sıçrama ve düşman içerisindeki tüm karar mercilerinin anlayacağı çok büyük bir dönüm noktası olarak görüyoruz.”
Ateşkes, İsrail ve Hamas liderliğindeki grupların Mısır'ın önerisini kabul ettiklerini açıklamasının ardından dün saat 02.00’da yürürlüğe kondu. Netanyahu’nun Sözcüsü, İsrail’in “Mısır’ın karşılıklı ve koşulsuz olarak ateşkes yapılmasına yönelik önerisini kabul ettiğini” söyledi. Hamas ve İslami Cihat Örgütü de Mısır’ın önerisini kabul ettiklerini duyurdu.
Kahire, uygulama prosedürlerini takip etmek ve kalıcı olarak durumun istikrarını sağlayacak müteakip uygulamalar üzerinde mutabakata varmak amacıyla biri Tel Aviv’e diğeri ise Filistin bölgelerine olmak üzere iki ayrı güvenlik heyeti gönderdiğini duyurdu. Filistin tarafı bu adımı Kudüs meselesini müzakere etmek anlamına geldiği şeklinde yorumladı. İsrail'deki siyasi kaynaklar ise bunu yalanladı. Kaynaklar basına yaptıkları açıklamalarda “Hamas'ın ateşkesin bir parçası olarak Kudüs, Tapınak Tepesi ve Şeyh Cerrah mahallesi konusunda uzlaşmaların olduğuna ilişkin iddiaları hayali ve asılsız” ifadelerini kullandılar.
Gece 02.00’da ateşkesin ilan edilmesiyle Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Kudüs’teki on binlerce Filistinli sokaklara döküldü. Kornolar çaldılar. Havaya ateş açıp havai fişekler patlattılar. Filistin’in yanı sıra Hamas Hareketi’nin, İslami Cihat Örgütü’nün ve Fetih Hareketi’nin bayraklarını açtılar. Arabalarla ve yayan olarak sokaklara akın edip kutlayamadıkları bayramın tekbirlerini getirdiler. Aynı şekilde dün Gazze’deki çocuklar da bayramlıklarını giyerek sokaklara çıktılar. Ancak evlerine dönüp yuvalarını yıkılmış, dağılmış ve oturulamayacak halde bulanların ve İsrail bombardımanlarının büyük hasar verdiği dükkanlarını tanımakta zorlanan dükkan sahiplerinin sevinçleri kursaklarında kaldı.
Diğer yandan özellikle Gazze Şeridi civarındaki güney kasabalarında yaşayan İsrailliler bir “Filistin oyununa” ve tekrar bir füze saldırısına başlamasına hazırlık olarak sivil savunma talimatları doğrultusunda sığınaklarda kaldılar. Belediye makamlarındaki yerel liderler, hükümeti ateşkes kararından ötürü eleştirerek hükümetin kendilerini önemsemediğini, sadece Tel Aviv ile kenar mahallelerinde yaşayanlarla ilgilendiğini, Hamas’ı dize getirip kötülüğünü üstlerinden tamamen çekme fırsatını kaçırdığını ve onlar sığınaktayken Tel Aviv'dekilerin restoranları ve gece kulüpleri doldurduğunu savundular.
Dün Filistinli gruplar Gazze Şeridi halkının “efsanevi direnişi” neticesinde varılan ateşkesi kabul etti. Gazze Şeridi’ndeki birçok grubun lideri zafer kelimesini kullandı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakan Muhammed Iştiyye ateşkes kararını memnuniyetle karşıladılar. Ateşkesin Kudüs için verilen barışçıl mücadelenin durdurulacağı, yerleşimcilik ve Yahudileştirme planlarına karşı direnilmeyeceği veya Mescid-i Aksa'ya zarar verilmesine müsaade edileceği anlamına gelmediğini vurguladılar.
Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, Katar, Ürdün ve ABD yönetimi ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler'in (BM) ateşkes sağlama çabalarından övgüyle söz edildi. Söz konusu açıklamada Filistin Devlet Başkanlığı “Mısır, Arap ülkeleri ve ABD'nin çabaları ile BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu ve BM İnsan Hakları Konseyi'ne yönelik hareketlilik de dahil olmak üzere Filistin'in 7/24 yaptığı görüşmelerle eş zamanlı olarak gelen Gazze Şeridi’ndeki halkın direnişini ve fedakarlıklarını, Kudüslülerin İsrail’in uygulamalarına meydan okumalarını ve Batı Şeria'daki barışçıl halk hareketini” kutladı.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye de yaptığı açıklamada “İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki insanlara yönelik saldırısını durdurmak için kardeş Mısır Arap Cumhuriyeti'nin liderliğinde uluslararası çapta yürütülen çabaların başarısından” övgüyle bahsedildi.



Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
TT

Irak’ta Maliki’nin adaylığını veto eden ABD’den İran’a sert mesaj

Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)
Irak’ta Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, çekincelere rağmen Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı gösterdi (AP)

Irak’ta yeni hükümetin kurulmasına ilişkin süreç, Nuri el-Maliki’nin başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından Washington’dan gelen itirazlarla kilitlenme riskiyle karşı karşıya kaldı. ABD’nin, “ülkedeki İran nüfuzunu zayıflatmayan” bir hükümetin kurulmasına karşı çıktığı yönündeki mesajları, Maliki’nin görevden dışlanmasına yol açabilecek bir krize işaret ediyor. Washington, mevcut seçeneklerin Tahran’ın olası bir savaşı önleyecek bir anlaşmayı reddetmesi anlamına geldiğini değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat, ABD’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin pazartesi akşamı yaptığı toplantıya sunulan ve Washington’un başbakan ile diğer kilit görevler için izlenen aday belirleme mekanizmalarına itirazını içeren mesajın metnine ulaştı. Bu gelişme, Maliki’nin iki gün önce mecliste en fazla sandalyeye sahip blok tarafından başbakanlığa aday gösterilmesinin ardından yaşandı.

frgtyu7ı8
Maliki, Kasım 2025’teki son parlamento seçimleri sırasında bir sandık merkezinde (AFP)

Bir kaynak, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki önde gelen bir liderin pazartesi günü şafak vakti sürpriz bir ABD telefonu aldığını, görüşmede Washington’un hükümet kurma süreçlerinde İran’ın süregelen hâkimiyetine itirazının iletildiğini söyledi. Maliki liderliğindeki Kanun Devleti koalisyonundan üst düzey bir isim de ABD mesajının adaylığı sarstığını ve üçüncü dönem yolunu son derece zorlaştırdığını kabul etti.

Daha önce, ülkedeki en büyük Şii ittifak olan Koordinasyon Çerçevesi’nin, Maliki’nin adaylığı açıklanmadan önce ABD’den itiraz sinyalleri alıp almadığı ya da Washington’un tutumunun, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in adaylığı “onayladığı” yönündeki haberlerden sonra mı değiştiği tartışma konusuydu.

Ne oldu?

26 Ocak 2026 sabahı, bir Şii siyasi lider ABD’den aranarak, Koordinasyon Çerçevesi’nin İran’ın onayladığı bir hükümet kurma çağrısının yerel ve bölgesel çekinceleri gözetmediği, Irak’ta İran nüfuzunun süreceğine dair şüpheleri güçlendirdiği ve ülkeyi riskler ile yaptırımlara açık hâle getirdiği mesajını aldı. Mesajda, “Bunu kötü niyetli bir kontrol altındaki hükümet olarak değerlendiririz ve onunla çalışmama hakkımız vardır” denildi.

Geçici hükümetin başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan benzer bir telefon aldığı, Rubio’nun İran’ın kontrolündeki bir hükümetin Irak’ın çıkarlarını önceliklendiremeyeceği ve ülkeyi bölgesel çatışmalardan uzak tutamayacağı uyarısında bulunduğu aktarıldı.

İkinci dönem için siyasi ve idari nüfuzunu seferber eden Sudani’nin, sonunda Maliki lehine geri adım attığı ve onu “en güçlü isim” olarak savunduğu, ancak bu feragat karşılığındaki anlaşmanın hâlâ netleşmediği belirtiliyor.

ABD’nin diplomatik baskısı pazartesi akşamı daha da arttı. ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’ye, “İran tarafından dayatılan bir hükümetin, Iraklıların ya da Suriyelilerin beklentileri ve ABD ile etkili bir ortaklık açısından başarılı olamayacağını” iletti.

Barrack’ın Irak ve Suriye halklarına atfı, Maliki’nin Şam’daki değişime yönelik tutumunu hatırlatıyor. Maliki, uzun süre Beşar Esad rejiminin güçlü bir siyasi müttefiki olmuştu.

frgthyu
Kürt lider Mesud Barzani, Cumartesi günü Erbil’in Salahaddin Mahallesi’ndeki Birmam’da ABD’nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack’la bir araya geldi (Kürdistan Demokrat Partisi)

Barrack-Barzani görüşmesinin ardından, bugün (salı) yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçimi oturumunun ertelendiği açıklandı. Yaygın kanaate göre, Maliki’ye itiraz, Barzani’nin desteklediği bir cumhurbaşkanının seçilmesini de içeren bir uzlaşmayı durdurdu.

Kürt kaynaklar, oturumun Barzani’ye iletilen ABD mesajı sonrası Kürtlerin talebiyle ertelendiğini, Maliki’nin başbakanlığını garanti eden bir anlaşmayla cumhurbaşkanı seçmenin ABD’yi karşıya almak anlamına geleceğini söyledi. Aynı kaynaklar, Barzani’nin iki ay önce Maliki ile hükümet kurma konusunda uzlaştığı yönündeki iddiaların ardından geri attığını ifade etti.

Sert toplantı

26 Ocak akşamı Koordinasyon Çerçevesi, İslami Fazilet Partisi’nin merkezinde toplandı. Şii lider, ABD mesajının içeriğini ittifak üyelerine aktardı. Toplantıda, Maliki’nin adaylığının gözden geçirilmesini isteyenlerle itirazları görmezden gelip süreci sürdürmek isteyenler arasında bölünme yaşandı.

İttifak içinde, yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerden gelen mesajlara dair şüpheler artarken, yapı giderek “gevşek ve dağınık” bir blok olarak tasvir edilmeye başlandı. Karşılıklı güvensizlik ve suçlama atmosferi toplantıya damga vurdu. Bir katılımcının “Hiçbir dış tarafın itirazını dinlemeyeceğiz. Bu aşamada güçlü bir Maliki’ye ihtiyaç var” demesiyle tartışmanın büyüdüğü ve kavgaya dönüştüğü aktarıldı.

Maliki’yi nasıl hatırlıyoruz?

Toplantıda okunan mesaja göre ABD yönetimi, Iraklı liderlerin ülkeyi çatışmalardan uzak tutma yönündeki taahhüdünü destekliyor. Başbakan ve diğer kilit isimlerin seçimi Irak’ın egemen bir kararı olsa da Washington, gelecek hükümete ilişkin kendi egemen kararlarını çıkarları doğrultusunda alacağını vurguluyor.

Mesajda, ABD’nin önceliğinin bireysel isimlerden ziyade çıkarlar olduğu vurgulanıyor. Washington’a göre, güçlü bir ABD-Irak ortaklığı için İran destekli milisleri etkisiz hâle getiren, tehlikeli silahları devlet kontrolüne alan ve ABD tarafından terör örgütü kabul edilen grupları hükümete katmayan bir yönetim gerekiyor. Böyle bir hükümet, iki taraf için karşılıklı fayda sağlayabilir.

Irak’ın tüm toplumsal bileşenlerini kapsayan bir hükümet kurulması, bölgesel ortaklarla açılım politikasının sürdürülmesi ve mezhepsel kutuplaşma ile bölgesel gerilimlerin yaşandığı geçmiş dönemlere dönülmemesi çağrısı yapılıyor.

Mesajda ayrıca, Maliki’nin adaylığının Washington ve bölgede olumsuz hatırlanan önceki dönemleri geri getirebileceği uyarısı yer alıyor. Bu, Irak’ın ABD ile karşılıklı faydaya dayalı bir ortaklık içinde istikrar, refah ve güvenlik arayışında olduğu bir dönemde dile getiriliyor.

ABD kaynaklarından mesajın doğrulanması mümkün olmazken, Koordinasyon Çerçevesi’nden bir yetkili bunun “ABD yönetiminden gelen yeni ve kesin bir tutum” olarak aktarıldığını söyledi. Kanun Devleti ittifakından bir isim ise Maliki’nin adaylığının “artık çalışmayabileceğini” belirterek, “Dün üçüncü dönem ihtimalinin üzerine bir tavan çöktü” dedi.

xdfvgthy
Irak Parlamentosu, Salı günü yapılması planlanan cumhurbaşkanı seçim oturumunu gerçekleştiremedi (AFP)

Öte yandan Kanun Devleti koalisyonu sözcüsü Akil el-Fetlevi, ABD’nin Maliki’nin adaylığından memnun olduğunu ve grupları kontrol edebileceğini savundu. Maliki’ye yakın isimler de görevlendirme şansının kaybedildiği iddialarını reddetti.

Maliki nasıl geçti?

Kaynaklar, cumartesi günü Maliki’nin adaylığının ilan edildiği “Koordinasyon Çerçevesi” toplantısında, bazı Avrupa ve Arap ülkelerinden, bölgesel istikrarı güçlendirmeyebilecek “sorunlu seçeneklere” yönelik çekincelerin iletildiğini aktardı. Toplantıda bir üyenin “Ne zamandan beri bölgesel ve uluslararası görüşleri dinlemeyi seviyorsunuz?” dediği kaydedildi.

Adaylık açıklanmadan önce, çerçevenin ikinci kademesinden iki isim Tahran’a giderek orada yaşayan üst düzey bir liderle birlikte İranlı yetkililerle görüştü. Hamaney’in adaylığı gerçekten destekleyip desteklemediğini sordular ve “Anlaşmanızı memnuniyetle karşılıyoruz. Devam edin ve hızlanın. Zaman yok” yanıtını aldılar.

ABD’nin itirazının, İran’ın hükümet kurma sürecine doğrudan müdahalesi görünür hâle gelmeden önce Maliki’nin ismine yönelik olmadığı değerlendiriliyor. Bir Batılı diplomat, Hamaney’in Maliki seçeneğini onayladığının açıklanmasının Washington’u rahatsız ettiğini ve bu nedenle son saatlerde baskının artırıldığını söyledi.

Diplomata göre Maliki’nin adaylığı, ABD’nin İran’ı kendi şartlarıyla bir anlaşmaya zorlamak istediği bir dönemde geldi. Washington’un isimlerle genel bir sorunu yoktu; ancak bu aşamada İran’a yakın, tartışmalı bir hükümetin, bölgesel gerilimin tırmanabileceği hassas bir anda kabul edilemez olduğu düşünülüyor.

Diplomat, ABD hamlelerini, Tahran’a siyasi bağlılığını açıkça ilan eden bir Irak hükümetini engelleme, Şii güçleri daha az kışkırtıcı bir uzlaşmaya zorlama ve İran’a “müzakere ederken nüfuzunu genişletme” mesajı verme çabası olarak yorumladı.


Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
TT

Gazze’de silahlı çeteler Hamas’ın güvenlik baskısı altında taktik değiştiriyor

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Han Yunus’ta – 20 Şubat 2025 (DPA)

Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan silahlı çeteler, son dönemde örgütlenme ve operasyonel taktiklerini değiştirerek “Hamas” yönetimini güvenlik açısından zorlamaya başladı. İlk aşamada dağınık ve etkisiz yapılar olarak görülen bu gruplar, özellikle son bir ayda gerçekleştirdikleri suikastlarla dikkat çekti.

Başlangıçta dağınık hareket eden çeteler zamanla organize oldular

İlk aşamada “Hamas” yönetimini zorlayabilecek bir güç olarak görülen silahlı çeteler, ilerleyen süreçte beklentilerin gerisinde kaldı. Dağınık yapıları ve sürdürülebilir bir örgütlenme kuramamaları, bu grupların etkisini zayıflattı.

sdfrg
Gazze’de “Hamas” karşıtı silahlı bir gruba liderlik eden Filistinli Yaser Ebu Şebab (Yedioth Ahronoth tarafından yayımlanan fotoğraf)

En fazla ün kazanan yapı, daha önce Hamas yönetimi tarafından adli suçlar nedeniyle tutuklu bulunan Yaser Ebu Şebab’ın liderliğini yaptığı çeteydi. Ebu Şebab, Ekim 2023’te savaşın başlamasıyla serbest kaldıktan sonra, akrabaları ve yakın çevresiyle birlikte insani yardımların yağmalanmasında rol aldı ve Refah’ın doğusunda, İsrail kontrolündeki bölgelerde silahlı bir grup kurdu.

İsrail’in bir süre Ebu Şebab çetesini Hamas’a karşı alternatif bir güç olarak değerlendirdiği, Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan gelen yardımların yağmalanması ve Hamas karşıtı ailelerle yaşanan silahlı gerilimlerde bu grubu dolaylı olarak kullandığı belirtiliyor.

dfrt
Husam el-Esdal (fotoğrafta ortada), Gazze Şeridi’nde çekildiği belirtilen, tarihsiz bir karede silahlı grubunun üyeleriyle birlikte; fotoğraf Facebook’ta yayımlandı (Esdal’ın Facebook sayfası)

Hamas ise her seferinde bu girişimlere sert şekilde karşılık verdi. Çatışmalarda her iki taraftan da kayıplar yaşanırken, özellikle çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bazı aileler ağır bedeller ödedi. Ateşkes sonrasında Hamasın daha da güçlenerek bazı aşiret ve ailelere yönelik operasyonlar düzenlediği, bunun da İsrail’le iş birliği yapanlara yönelik caydırıcı bir mesaj olarak görüldüğü ifade ediliyor.

Yeni çeteler, yeni yöntemler

Bu süreçte Gazze’nin farklı bölgelerinde başka silahlı çeteler de ortaya çıktı. Güney Han Yunus’ta Husam el-Esdal, Gazze kentinin doğusunda Rami Halis, kuzeyde Eşref el-Mansi ve en son olarak Han Yunus’un kuzeydoğusunda Şevki Ebu Nasira’nın liderliğinde gruplar kuruldu. Bu yapılar kendilerini “terörle mücadele güçleri” veya “halk güçleri” gibi adlarla tanımladı.

sdfvgth
Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları, Gazze’nin güneyindeki Refah’ta (Arşiv – Reuters)

Yaser Ebu Şebab’ın Refah’ın doğusunda ailevi bir anlaşmazlığı çözmeye çalışırken öldürülmesinin ardından, grubun fiili liderliğini yardımcısı Gassan ed-Dehini üstlendi. Ancak Ebu Şebab çetesinin etkisi, liderinin öldürülmesiyle birlikte büyük ölçüde azaldı. Bazı üyeleri Hamas tarafından düzenlenen pusularda öldürüldü ya da yakalandı.

gthyyju
Husam el-Esdal (WAFA)

Son dönemde özellikle Rami Halis’in liderliğindeki çetenin taktik değişikliğine gittiği belirtiliyor. Bu grubun, Şucaiyye ve Tuffah mahallelerinde “sarı hat” olarak bilinen bölgeye yaklaşan sivillere ateş açtığı ve bir konut alanını İsrail talebiyle boşalttığı bildirildi. Bu gelişme, çetelerin daha tehlikeli bir aşamaya geçtiği şeklinde yorumlandı.

Suikastlar alarm zillerini çaldırdı

Son bir ay içinde iki Hamas güvenlik yetkilisinin evlerinin yakınında öldürülmesi, dengeleri değiştirdi. İlk suikast 14 Aralık 2025’te Orta Gazze’deki Megazi Mülteci Kampı’nda, İç Güvenlik Teşkilatı mensubu Ahmed Zemzem’e yönelik gerçekleştirildi. İkinci suikast ise 12 Ocak’ta Han Yunus’ta, Hamas hükümetine bağlı istihbarat müdürü Mahmud el-Esdal’ın öldürülmesiyle yaşandı.

dfgt
Gazze’de Hamas mensubu savaşçılar (Arşiv – Reuters)

Saha kaynaklarına göre bu iki saldırı, Şevki Ebu Nasira ve Husam el-Esdal’ın liderliğindeki gruplar tarafından, uzun süreli takiplerin ardından gerçekleştirildi. Operasyonlarda susturucu takılı tabancalar ve vücuda monte edilmiş küçük kameralar kullanıldığı, bunun da İsrail desteğine işaret ettiği ifade ediliyor.

Aynı kaynaklar, bu çetelerin ilk kez İsrail yapımı yeni silahlar, hatta tanksavar mühimmatları temin ettiğini belirtiyor. Daha önce bu düzeyde bir silah desteği, diğer çetelere verilmemişti.

İsrail’le bağlar ve güvenlik kaygısı

Saha bilgilerine göre Ebu Nasira ve Husam el-Esdal, geçmişte Filistin Yönetimi güvenlik aygıtlarında üst düzey görevlerde bulundu. El-Esdal’ın İsrail istihbarat servisleri tarafından eğitildiği ve 2018’de Malezya’da “İzzeddin el-Kassam Tugayları” mensubu mühendis Fadi el-Batş’ın suikastında rol aldığı iddia ediliyor.

dcfrgty
Gazze kentinde bir bölgeyi koruyan Hamas mensubu iki silahlı kişi (Arşiv – AFP)

Bu iki ismin sahip olduğu güvenlik ve istihbarat tecrübesinin, özellikle Hamasın yeni kadroları arasından eleman devşirmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Hamas alarmda

Yaşanan gelişmeler, Hamasın güvenlik alarm seviyesini yükseltmesine yol açtı. Hareket, lider kadrosu ve güvenlik mensuplarına yönelik yeni talimatlar yayımlayarak, günlük hareket güzergâhlarının değiştirilmesini, kişisel güvenliğin artırılmasını ve cep telefonu kullanımının sınırlandırılmasını istedi.

cdfgt
Gazze kentindeki bir caddede Hamas’a bağlı polis unsurları, 1 Ekim 2025 (Reuters)

Hamas kaynakları, İsrail’in istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde, bu silahlı çetelerin yeni suikastlar düzenleyebileceği endişesiyle önlemlerin sıkılaştırıldığını vurguluyor.


Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
TT

Aden, güvenlik, temizlik ve kapsamlı organizasyon kampanyalarıyla sivil yaşamın yeniden tesis edilmesini teşvik ediyor

Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)
Aden'deki diplomatik bölgenin ulusal güvenlik güçlerine devri (X)

Yemen’in geçici başkenti Aden, sivil kimliğini yeniden kazanmak, devletin ve kurumlarının varlığını güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir dizi adımı hızla hayata geçiriyor. Güvenlik düzenlemeleri, geniş çaplı temizlik kampanyaları, trafik ve ulaşımın yeniden organize edilmesi ile ekonomik ve kültürel öncelikli dosyaların canlandırılmasını kapsayan bu adımlar, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi hedefliyor.

Söz konusu çalışmalar, hizmet kalitesini artırmayı, istikrarı pekiştirmeyi ve Aden’i birlikte yaşam kenti olarak yeniden konumlandırmayı amaçlayan bütüncül bir vizyon çerçevesinde yürütülüyor.

Bu kapsamda Amalika Tugayları, Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mahrami’nin talimatları doğrultusunda, askeri güçlerin Aden dışına yeniden konuşlandırılmasına yönelik planın ikinci aşamasını uyguladı. Buna göre, diplomatik bölgenin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin görevler ulusal güvenlik güçlerine devredildi. Bu adım, askeri birliklerin şehir dışına çıkarılması ve kurumsal güvenlik yapısının güçlendirilmesi sürecinde önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor.

Teslim edilen bölgeler arasında, çok sayıda büyükelçilik, konsolosluk ve uluslararası kuruluşun merkezlerine ev sahipliği yapan Büyükelçilikler Mahallesi ile el-Urud Meydanı da yer aldı. Bu durum, diplomatik öneme sahip hayati bölgelerde en üst düzey güvenliğin sağlanmasına verilen önemi ortaya koyuyor.

fdvedrv
Aden'deki kampların kaldırılması planının ikinci aşamasının uygulanmasına başlandı. (Hükümet medyası)

Bu adımlar, askeri birliklerin şehirlerin dışına konuşlandırılmasını öngören daha geniş kapsamlı bir planın parçası olarak gerçekleştiriliyor. Amaç, silahlı görüntüleri azaltmak, vatandaşların güvenini artırmak ve sivil yaşam için istikrarlı bir ortam hazırlamak.

Amalika Tugayları, bu ayın başında, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ve yerel yönetim ile koordineli olarak, kamu düzeninin korunması ve kamu ile özel çıkarların güvence altına alınmasını desteklemek için müdahalede bulunmuştu. Bu süreçte Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, askeri kamp ve birliklerin şehir dışına çıkarılmasını, güvenlik düzenlemelerinin denetlenmesini ve askeri yapılanmanın yeniden yapılandırılmasını sürdürüyor.

Temizlik ve topluluk ortaklığı

Güvenlik çalışmalarının paralelinde, Aden yerel yönetimi, vilayetin tüm ilçelerinde ‘Güçlü ve Sivil Yeni Aden İçin Birlikte’ sloganıyla kapsamlı bir temizlik kampanyası başlattı. Aden Valiliği Birinci Vekili Muhammed Şazeli’nin başkanlık ettiği geniş katılımlı toplantıda, kampanyanın uygulanma mekanizmaları ele alındı. Toplantıya geniş bir toplum kesimi dahil edilirken, tüm ilçelerde ayda bir gün temizlik günü olarak belirlenmesi kararlaştırıldı.

frgthy
Aden, Yemen'de medeniyetin ve birlikte yaşamanın sembolünü temsil ediyor. (Yerel medya)

Şazeli, kampanyanın temizlik kültürünü ortak bir sorumluluk olarak yerleştirmeyi, toplum temelli çalışmaları güçlendirmeyi, kentin genel görünümünü iyileştirmeyi ve çevrenin korunmasını hedeflediğini vurguladı. Şazeli, gençler, öğrenciler ve kadınlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti; okullarda farkındalık programlarının desteklenmesi, medyanın aktif rol oynaması ve yerel sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün kampanyanın başarısına katkıda bulunması gerektiğini belirtti.

Buna karşılık, Temizlik ve Kent Geliştirme Fonu’nun İcra Direktörü Kaid Raşid, kampanyanın düzenli ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi için gerekli teknik ve lojistik imkanları sağlayacağını ve ilgili kurumlarla koordinasyonu üstleneceğini taahhüt etti.

Toplantıda ayrıca, kampanyayı hazırlamak ve denetlemek üzere küçük bir komite kurulması kararlaştırıldı. Kampanya, önce pilot uygulama olarak bir ilçede başlatılacak ve değerlendirme sonrasında diğer ilçelere genişletilecek.

Dosyaları düzenleme ve taşıma

Sivil yaşamın normalleşmesi ve Aden’in sivil kimliğinin yeniden kazanılması çerçevesinde, Aden Valisi ve Devlet Bakanı Abdurrahman Şeyh el-Yafei, kara ulaşımı ofisi ve trafik polisi yönetimi yetkililerinin katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, ulaşım ve trafik sektörlerinin düzenlenmesi ele alındı. Vali, kurumsal performansın yükseltilmesinin, özellikle vatandaşların hizmet alma kalitesini artırmada önemli rol oynayacağını vurguladı ve mevcut yaşam zorlukları göz önünde bulundurularak hizmetlerin iyileştirilmesinin önemine dikkat çekti.

fvgfr
Aden'deki trafik ve yolcu taşımacılığı istasyonlarının yeniden düzenlenmesi toplantısından (Hükümet medyası)

Toplantıda, yolcu taşımacılığı istasyonlarının düzenlenmesi, bazı istasyonların şehrin dış mahallelerine taşınarak trafik yoğunluğunun azaltılması ele alındı. Ayrıca, yetkililer resmi taksi plakalarının belirlenmesi, etiketlenmesi ve tüm ulaşım araçlarının güzergâhlarının tespit edilmesi konularını görüştü. Araçların teknik muayene süreçleri ve farklı kategorilere göre ücretlendirme mekanizmaları da değerlendirildi; bu adımların trafik güvenliğini artıracağı ve sektörde düzeni sağlayacağı vurgulandı.

Toplantıda ayrıca, farklı ilçelerden öğrencilere ücretsiz taşımanın yeniden başlatılması planları da ele alındı. Bu uygulamanın, ailelerin ekonomik yükünü hafifletmek ve eğitim sürecini desteklemek amacıyla hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Aden Valisi, Aden Rafinerileri Şirketi’nin mevcut durumunu ve yeniden işletilmesini engelleyen sorunları da inceledi. Vali, karşılaşılan zorlukların Başkanlık Konseyi ve hükümete iletilerek çözülmesini ve rafinerinin faaliyetlerinin hızla yeniden başlatılmasını talep etti.

Kültürel alanda ise Vali, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) projesi yöneticisi Nuno Oliveira ile Aden’in kültürel mirasının korunması ve tarihi mirasının yaşatılması için ortaklığın güçlendirilmesini görüştü. Toplantıda, UNESCO’nun gelecek planları, tarihi evlerin restorasyon projesinde kaydedilen ilerleme ve erken uyarı sisteminin yeniden aktive edilerek risk ve felaketlerin önlenmesine yönelik olasılıklar değerlendirildi.