Filistinliler zaferi kutlarken İsrailliler denklemin değiştiğini savunuyor

Hamas’tan yapılan açıklamalar “elin tetikte” olduğu yönünde.

Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
TT

Filistinliler zaferi kutlarken İsrailliler denklemin değiştiğini savunuyor

Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)
Gazze'de ilan edilen ateşkes dolayısıyla Mescid-i Aksa’da tatlı dağıtan Filistinli bir kadın. (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki yıkıntıların üzerinde duran, zafer işaretleri yapan, ateşkesi işgal gücü için bir yenilgi olarak gören on binlerce Filistinli zaferi kutlamak için sokaklara döküldü. İsrail’de ise hükümete ve orduya yönelik başarısızlık suçlamaları arttı. Operasyonda hedefe ulaşılmadan “hemen” ateşkes ilan edilmesine yönelik eleştiriler hız kazanırken zor bir hesap süreci başladı.
İsrail polisi dün Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın dışında çıkan çatışmalarda Filistinlilere ses bombaları attı. İsrail Polis Sözcüsü Micky Rosenfeld konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Mescid-i Aksa kapılarından birinde İsrail polissine taş atıldığını, “birimlerin karşılık vererek Tapınak Tepesi bölgesine girdiklerini ve durumu kontrol altında tutmak amacıyla karışıklıklarla ilgilendiklerini” söyledi. Kudüs Kızılayı, Mescid-i Aksa’da çıkan çatışmada yaralanan 20 kişiye müdahalede bulunduklarını bildirdi.
İsrail medyasının, bir dizi siyasetçinin ve askeri uzmanın Gazze’ye yönelik yürütülen savaşta hükümetin, ordunun ve istihbarat birimlerinin performansına sert eleştirilerde bulunmasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün “İsrail’e olağanüstü kazanımlar sağlayan büyük operasyondan” övgüyle söz etti. Netanyahu açıklamasında şu ifadeleri kulandı:
“Askeri operasyonu başlatmaya karar verdiğimizde operasyonun asıl amacını belirledik: Caydırıcılığı sağlamlaştırarak sükuneti yeniden sağlamak ve terör örgütlerine ağır bir darbe indirmek. Operasyonu da bu yönde düzenledik.”
Netanyahu dün öğleden sonra Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı karargahında Savunma Bakanı Benny Gantz, Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kochavi ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Başkanı Nadav Argaman’ın katılımıyla düzenlenen basın toplantısında konuştu.
Netanyahu, savaşın başlangıcından bu yana gösterdiği performansa yönelik eleştirileri ve bu savaşı, kendisine muhalif bir hükümet kurma çabalarını engellemek, başbakan olarak pozisyonunu güçlendirmek ve yolsuzlukla ilgili davasını düşürmek amacıyla kişisel çıkarlarına hizmet etmesi için başlattığı yönündeki suçlamaları reddetti. İrail Başbakanı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bunların hepsi iftiradır. Hamas ve örgütlerine büyük darbeler indirdik ve onları yıllarca geriye götürdük. Şu an her şey halk tarafından bilinmiyor. Bu Hamas için de geçerli. Tüm başarılarımız zamanla ortaya çıkacak. Bu noktada gereksiz maceralara çekilmeden cesur, yeni ve eşi görülmemiş işler başardığımızı söyleyebilirim. Gazze Şeridi'ni yok etmemiz ve kara kuvvetleriyle buraya girmemiz gerekseydi bunu yapardık. Ancak bu sefer, belirlediğimiz hedefe karşılık daha güvenli başka yollarla daha iyi sonuçlar elde edebileceğimizi düşündüm. İsrail’de en az zayiatla Hamas’a ciddi şekilde zarar verdik. Hamas, rüyalarında da kabuslarında da varlığını hayal bile edemeyeceği darbeler aldı.”
Netanyahu ordusunun yürüttüğü, Filistinlilerin "korkunç bir yıkım" olarak gördüğü ve dünyanın dört bir yanında tepki çeken operasyonlarla övündü:
“100 kilometre uzunluğundaki saldırı tünellerini çökerttik. Bu, bugüne kadar dünya üzerindeki hiçbir ordunun başaramadığı müthiş bir başarıdır. Dokuz terörist kulesini ve liderlere ait onlarca evi yıktık. Bu hedefler masum değildi. Buralar Hamas’ın ofisleri, karargahları ve silah depolarıydı. Füze fabrikalarını, laboratuvarları ve silah depolarını hedef aldık. Tüm bunları savaşa katılmayan sivilleri asgari düzeyde hedef alarak yaptık.”
Netanyahu sözlerinin devamında Hamas’a tolerans göstermeyeceklerini vurguladı:
“Denklemi sadece askeri harekat günlerinde ve harekat esnasında değil, gelecek için de değiştirdik. Hamas roketlerin düşmesine tolerans göstereceğimizi düşünüyorsa yanılıyor. Gazze sınırındaki Sderot yerleşim birimine veya başka herhangi bir yere saldırı yapılacağına dair tek bir işaret görürsek farklı bir güçle karşılık vereceğiz. Kendi elleriyle kendilerine getirdikleri yıkımı biliyorlar. Onları yıllarca geriye götürdüğümüzün farkındalar.”
Mavi-Beyaz İttifakı (Kahol Lavan) lideri Savunma Bakanı Benny Gantz da şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güvenlik güçleri ve İsrail ordusu son günlerde İsrail Devleti tarihindeki en güçlü istihbarat yeteneklerini ve operasyonlarını ortaya koydular. Koyduğumuz askeri hedeflere ulaştık. Hamas'a çok yüksek bir bedel ödettik. Tünel sistemini yok ettik ve aralarında birçok üst düzey liderin de bulunduğu 200'den fazla terörist eylemciyi öldürdük. Sızma operasyonları, insansız hava araçları (İHA) gönderme ve benzeri yöntemlerle Hamas’ın planlarını suya düşürmeyi başardık. Bu noktada askeri eylemin sona ermesiyle siyasi eylem başladı. Siyasi eylem anlık bir anlaşma yapmaktan ziyade aşırılık yanlılarını zayıflatacak, ılımlıları güçlendirip birbirine bağlayacak ve kuvvetlendirecek uzun vadeli adımlar atmak demek. Bugün ılımlı Arap ülkelerinin liderleriyle görüştüm. Açılan kapıyı kapatmamız yasak. Siyasi açıdan hızlı ve doğru bir şekilde hareket etmezsek, Surların Muhafızı Operasyonu bir sonraki askeri operasyona giden yolda başka bir raunt olarak kaydedilecek. İsrail hükümetinin eşi görülmemiş bir askeri başarıyı hiç edilmiş siyasi bir fırsata dönüştürme yetkisi yok.”
Duruma dair açıklama yapan bir diğer isim de Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Kochavi oldu:
“Hamas, İsrail Devleti’ne doğru füzeler fırlatarak büyük bir hata yaptı. Basit bir ifadeyle; gücümüzü doğru bir şekilde değerlendirmiş oldu. Hiç görmediği ve beklemediği şekilde bir saldırı gücü ve savunma sistemleri ile karşılaştı. Düşmanımızın aldığı darbenin boyutunu idrak etmesi uzun zaman alacak. Bana ve İsrail ordusuna göre mesele bitti ama henüz tamamlanmış değil. Her an geri dönüp güçlü bir şekilde harekete geçmeye hazırız.”
İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Başkanı Nadav Argaman da şunları söyledi:
“Bu askeri operasyon, İsrail ordusu ve Şin-Bet tarafından yapılan titiz hazırlıkların ve kusursuz istihbarat çalışmalarının bir sonucu. Bu operasyon Hamas'ın aldığı darbe açısından önceki askeri operasyonlara benzemiyor. Bu operasyon, bundan sonraki performansımıza bağlı olarak gerçek bir değişim süreci başlatabilir. Oyunun kuralları değişti.”
İsrail medyası dün sabah, içinde hükümete ve orduya yönelik ağır eleştirilerin olduğu haberler yayınladı. Bu eleştirilerin bizzat hükümetin masasına ulaştığını aktardı. Nitekim perşembe akşamı ateşkesi onaylamak için yapılan İsrail'in Güvenlik İşleri için Küçültülmüş Bakanlar Kurulu’nun (Kabinet) oturumunda bazı bakanlar güvenlik teşkilatının Gazze'ye yönelik yürütülen savaşta sergilediği performansa ağır eleştirilerde bulunurken siyasetçiler ve uzmanlar da hükümeti eleştirdi.
Haaretz gazetesinin internet sitesinde, Netanyahu ve Kabinet bakanlarının Filistinlilerin ve bazı İsraillilerin Hamas Hareketi için zafer olarak kabul ettikleri “askeri operasyonun” sonuçlarından dolayı endişeli oldukları ifade edildi.
Medya kuruluşlarında yer alan haberlere göre Kabinet’teki bakanlar söz konusu operasyonu “İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırısının gerçekliğini değiştirecek hedefler sunamaması ve başarılı bir operasyonel sonuç elde edememesi nedeniyle faydasız” olarak nitelendirdi. Bakanlardan biri “İsrail Hava Kuvvetleri’nin, askeri operasyonun ana görevlerinden biri olan Hamas’ın savunma tünellerinin çoğunu yok etmekte başarısız olduğunu” söyledi. Ayrıca bakanlar, İsrail’deki askeri ve siyasi liderlerin Gazze Şeridi’ne girip kara harekatı yapmaktan kaçınarak çoğunlukla hava saldırıları ile yetinmelerini eleştirdiler. Yahya Sinvar veya Muhammed ed-Dayf gibi Hamas'ın önde gelen liderlerine suikast düzenlenememesini İsrail ordusunun büyük bir başarısızlığı olarak değerlendirdiler.

Hamas: Elimiz tetikte
Hamas Siyasi Büro Üyesi İzzet er-Rişk yaptığı açıklamada “Bugün bu savaşın durduğu doğru. Ancak Netanyahu ve tüm dünya bilsin ki elimiz tetikte ve bu direnişin imkanlarını büyütmeye devam edeceğiz. Netanyahu ve ordusuna sözümüz şu: Dönerseniz döneriz” ifadesini kullandı. Rişk, Doha’da Reuters’a verdiği demeçte Mescid-i Aksa’nın korunmasının ve Filistinlilerin Doğu Kudüs’teki evlerinden çıkarılmasına bir sona verilmesinin de Hamas’ın taleplerinin içerisinde olduğunu belirterek bunun “kırmızı çizgileri” olduğunun altını çizdi. Rişk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kudüs’ün Kılıcı savaşı sonrası öncesi gibi olmayacak. Çünkü Filistin halkımız direnişin etrafında toplandı ve direnişin topraklarını özgürleştireceğini ve kutsal yerlerini koruyacağını biliyor.”
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye de dün para ve silah yardımı yaparak Filistin “direnişine” verdiği destekten ötürü İran’a teşekkür etti. İsrail ile yapılan son askeri çarpışmanın ardından hazır hale geldiklerini vurguladı. AFP’nin haberine göre Heniyye, Hamas’a ait El-Aksa Kanalı tarafından yayınlanan televizyon konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kudüs’ün Kılıcı savaşı sonrası öncesi gibi olmayacak. Kelimenin tam anlamıyla kendimizi Kudüs'ün Kılıcı savaşından sonraki döneme hazırlayacağız. Bu savaşı, İsrail ile mücadele tarihinde ciddi bir sıçrama ve düşman içerisindeki tüm karar mercilerinin anlayacağı çok büyük bir dönüm noktası olarak görüyoruz.”
Ateşkes, İsrail ve Hamas liderliğindeki grupların Mısır'ın önerisini kabul ettiklerini açıklamasının ardından dün saat 02.00’da yürürlüğe kondu. Netanyahu’nun Sözcüsü, İsrail’in “Mısır’ın karşılıklı ve koşulsuz olarak ateşkes yapılmasına yönelik önerisini kabul ettiğini” söyledi. Hamas ve İslami Cihat Örgütü de Mısır’ın önerisini kabul ettiklerini duyurdu.
Kahire, uygulama prosedürlerini takip etmek ve kalıcı olarak durumun istikrarını sağlayacak müteakip uygulamalar üzerinde mutabakata varmak amacıyla biri Tel Aviv’e diğeri ise Filistin bölgelerine olmak üzere iki ayrı güvenlik heyeti gönderdiğini duyurdu. Filistin tarafı bu adımı Kudüs meselesini müzakere etmek anlamına geldiği şeklinde yorumladı. İsrail'deki siyasi kaynaklar ise bunu yalanladı. Kaynaklar basına yaptıkları açıklamalarda “Hamas'ın ateşkesin bir parçası olarak Kudüs, Tapınak Tepesi ve Şeyh Cerrah mahallesi konusunda uzlaşmaların olduğuna ilişkin iddiaları hayali ve asılsız” ifadelerini kullandılar.
Gece 02.00’da ateşkesin ilan edilmesiyle Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Kudüs’teki on binlerce Filistinli sokaklara döküldü. Kornolar çaldılar. Havaya ateş açıp havai fişekler patlattılar. Filistin’in yanı sıra Hamas Hareketi’nin, İslami Cihat Örgütü’nün ve Fetih Hareketi’nin bayraklarını açtılar. Arabalarla ve yayan olarak sokaklara akın edip kutlayamadıkları bayramın tekbirlerini getirdiler. Aynı şekilde dün Gazze’deki çocuklar da bayramlıklarını giyerek sokaklara çıktılar. Ancak evlerine dönüp yuvalarını yıkılmış, dağılmış ve oturulamayacak halde bulanların ve İsrail bombardımanlarının büyük hasar verdiği dükkanlarını tanımakta zorlanan dükkan sahiplerinin sevinçleri kursaklarında kaldı.
Diğer yandan özellikle Gazze Şeridi civarındaki güney kasabalarında yaşayan İsrailliler bir “Filistin oyununa” ve tekrar bir füze saldırısına başlamasına hazırlık olarak sivil savunma talimatları doğrultusunda sığınaklarda kaldılar. Belediye makamlarındaki yerel liderler, hükümeti ateşkes kararından ötürü eleştirerek hükümetin kendilerini önemsemediğini, sadece Tel Aviv ile kenar mahallelerinde yaşayanlarla ilgilendiğini, Hamas’ı dize getirip kötülüğünü üstlerinden tamamen çekme fırsatını kaçırdığını ve onlar sığınaktayken Tel Aviv'dekilerin restoranları ve gece kulüpleri doldurduğunu savundular.
Dün Filistinli gruplar Gazze Şeridi halkının “efsanevi direnişi” neticesinde varılan ateşkesi kabul etti. Gazze Şeridi’ndeki birçok grubun lideri zafer kelimesini kullandı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Başbakan Muhammed Iştiyye ateşkes kararını memnuniyetle karşıladılar. Ateşkesin Kudüs için verilen barışçıl mücadelenin durdurulacağı, yerleşimcilik ve Yahudileştirme planlarına karşı direnilmeyeceği veya Mescid-i Aksa'ya zarar verilmesine müsaade edileceği anlamına gelmediğini vurguladılar.
Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada Mısır, Katar, Ürdün ve ABD yönetimi ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler'in (BM) ateşkes sağlama çabalarından övgüyle söz edildi. Söz konusu açıklamada Filistin Devlet Başkanlığı “Mısır, Arap ülkeleri ve ABD'nin çabaları ile BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Kurulu ve BM İnsan Hakları Konseyi'ne yönelik hareketlilik de dahil olmak üzere Filistin'in 7/24 yaptığı görüşmelerle eş zamanlı olarak gelen Gazze Şeridi’ndeki halkın direnişini ve fedakarlıklarını, Kudüslülerin İsrail’in uygulamalarına meydan okumalarını ve Batı Şeria'daki barışçıl halk hareketini” kutladı.
Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye de yaptığı açıklamada “İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki insanlara yönelik saldırısını durdurmak için kardeş Mısır Arap Cumhuriyeti'nin liderliğinde uluslararası çapta yürütülen çabaların başarısından” övgüyle bahsedildi.



Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times


Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki SDG heyeti, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle bir araya geldi. Kritik görüşmede, sahadaki son gelişmeler, ateşkesin durumu ve Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi süreç ele alındı.

Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet Barrack görüşmesi öncesi Erbil’de temaslar gerçekleştirdi. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de yer aldığı heyet Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Toplantı öncesinde Tom Barrack, Mazlum Abdi ve SDG Yürütme Konseyi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Barrack, SDG heyetiyle yapılan temaslara büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelmekten onur duyduk” diyen Barrack, bölgede istikrarın sağlanması açısından ateşkesin korunmasının kritik olduğunun altını çizdi.  Barrack, açıklamasında tüm tarafların ortak bir noktada buluştuğunu da dile getirdi. Buna göre, karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için her kesimi kapsayan güven artırıcı adımların birlikte belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiği konusunda mutabakata varıldı. Bu sürecin en temel ve vazgeçilmez adımının ise mevcut ateşkesin eksiksiz biçimde korunması olduğu vurgulandı.

Barrack şunları söyledi:

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta varılan anlaşmada öngörülen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve bu konudaki kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, karşılıklı güveni tesis etmek ve kalıcı istikrarı sağlamak amacıyla her kesimi kapsayan güven artırıcı adımları birlikte belirleyip hayata geçirirken, en temel ilk adımın mevcut ateşkesin eksiksiz şekilde korunması olduğu konusunda mutabık kaldı.

Suriye hükümetiyle görüşme iddiası

Öte yandan Arap basınında yer alan haberlere göre, SDG heyetinin bugün Erbil’de Suriye hükümetiyle de bir araya gelmesi bekleniyor. İddiaya göre görüşme, Mesud Barzani’nin arabuluculuğunda gerçekleşecek ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda yer alacak.

Haberlere göre, görüşmelere Suriye tarafı adına Dışişleri Bakanı Şeybani katılırken, SDG cephesinden Mazlum Abdi ve Rohilat Afrin masada olacak. Görüşmenin ana gündemini, Şam yönetimi ile SDG arasında sürdürülen müzakereler ve bu kapsamda ele alınan 14 maddelik anlaşma oluşturacak. Görüşmenin, taraflar arasındaki siyasi temaslar açısından yeni bir aşamaya işaret edebileceği değerlendiriliyor.

Independent Türkçe


Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
TT

Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Arap ve Müslüman liderlerden gelen artan destekle birlikte, uğun Davos Forumu'nun oturum aralarında "Barış Konseyi"ni açıklamaya hazırlanıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (sekiz ülke) dışişleri bakanlarının, "ABD Başkanı Donald Trump'ın liderlerine Barış Konseyi'ne katılmaları için yaptığı daveti memnuniyetle karşıladıklarını" belirtti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da daha sonra Gazze Barış Konseyi'ne katıldığını duyurdu.

Konsey, “Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlamayı, Şeridin yeniden inşasını desteklemeyi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve uluslararası hukuka uygun olarak kendi devletini kurma hakkına dayalı adil ve kalıcı bir barışı ilerletmeyi, böylece bölgedeki tüm ülkeler ve halklar için güvenlik ve istikrarın yolunu açmayı” amaçlamaktadır.

Bu arada, ABD Başkanı Grönland konusunda acil müzakereler çağrısında bulunarak, güç kullanmadan "kontrol altına alma" konusundaki kararlılığını yineledi ve "ABD'den başka hiçbir ülke onu koruyamaz" dedi.

Davos Forumu'nun üçüncü gününde geniş yankı uyandıran konuşmasında Trump, "İnsanlar güç kullanacağımı düşündüler ama buna gerek yok... Güç kullanmak istemiyorum ve kullanmayacağım" ifadelerini kullandı.