Mısır, Filistin-İsrail müzakerelerine ev sahipliği yapacakhttps://turkish.aawsat.com/home/article/2988161/m%C4%B1s%C4%B1r-filistin-i%CC%87srail-m%C3%BCzakerelerine-ev-sahipli%C4%9Fi-yapacak
Mısır, Filistin-İsrail müzakerelerine ev sahipliği yapacak
İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi “sükûneti sağladığı için” Mısır’a teşekkür etti
Gazze’deki ateşkesi kutlamak için dün Batı Şeria’daki kutlamalara katılan bir çocuk (AFP)
Kahire / Muhammed Nebil Hamli
TT
TT
Mısır, Filistin-İsrail müzakerelerine ev sahipliği yapacak
Gazze’deki ateşkesi kutlamak için dün Batı Şeria’daki kutlamalara katılan bir çocuk (AFP)
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, ülkesinin, İsrail ve Filistin ile farklı çerçevelerde istişarelerde bulunduğunu, ateşkes şartlarının iyileştirilmesi ve iletişim kanallarının açılması için çabaladığını, yakın bir gelecekte iki taraf arasında yapılacak bir müzakere sürecine ev sahipliği yapabileceğini aktardı.
Hedeflerinin müzakereler başlatarak bir sonuca varmak olduğunu vurgulayan Şukri, uzun yıllardır müzakerelerde bulunduklarını ancak Filistin’in bekası için iki devletli bir çözüm yolunun tatbik edilmesini sağlayacak bir sonuca ulaşamadıklarını ifade etti.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, MBC Mısır’a verdiği demeçte ülkesinin İsrail ile Filistin arasındaki ateşkes sağlanmasındaki başarısının ayrıntılarını açıkladı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin tüm gelişmeleri yakından takip ettiği, durumun vehametinden bizzat kaygılandığını, ateşkes sağlanana kadar yapılan çalışmalar ve gerçekleşen temasların her bir aşamasından haberdar olduğunu iletti.
Mısır Güvenlik ve İstihbarat servislerinin Hamas ve İsrail’le görüşmeler gerçekleştirerek ateşkese önderlik ettiğini böylece çatışmanın daha fazla genişlemeden kontrol altına alındığını aktardı.
Devletin sağlık kurumlarının da Filistinli kardeşlerine yardım edebilmek için süreci yakından takip ettiğine, artık onların ihtiyaçlarını karşılamak için önlerinde bir engel kalmadığına vurgu yaptı.
Ateşkesi korumak için Mısır’dan gönderilecek iki heyet hakkında da açıklamalarda bulunan Şukri, “Konuyu dikkat ve ihtimam ile ele alıyoruz. Gönderilecek iki heyetin amacı ateşkesi teyit etmek, taraflarla konuşarak ateşkesi bozabilecek unsurlara karşı tedbir almaktır” ifadelerini kullandı.
Mısır kaynaklarından yapılan açıklamaya göre İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi dün akşam Mısırlı mevkidaşı Şukri’yi arayarak Mısır’ın ateşkes sürecindeki çabalarını takdir etti ve ülkesinin sükuneti sürdürme konusundaki kararlılığını aktardı. İki bakan telefon görüşmesinde bir sonraki adım olarak Gazze’yi yeninden yapılandırma sürecini kolaylaştıracak tedbirleri, istikrarı sağlamak ve iletişim kanallarını tekrar açmak için koordineli çalışmanın önemini tartıştılar.
Şukri, yaklaşan müzakere sürecinde bölgeyi bu gerilimden ve yaşanan şiddet eylemlerinden kurtarmak için ülkesi Mısır’ın önerilerinin neler olacağına da değindi. Şukri, “Filistin halkının meşru haklarına kavuşabilmesi için Filistin Ulusal Otoritesi ile İsrail arasında doğrudan müzakereler başlamalıdır. Bu müzakerelerde başta ABD olmak üzere Birleşmiş Milletler ve iki ülkenin stratejik ortakları merkezi rollerde bulunmalıdır. Sonuç olarak 1967 sınırlarına bağlı kalınarak başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmalıdır” ifadelerini kullandı.
Şeyh Cerrah Mahallesi ve el-Aksa Camii Külliyesi’ndeki saldırılar hakkında da konuşan Şukri, Kahire’nin Ramazan ayının son günlerinden bu yana yapılan her türlü şiddet eylemini takip ettiğini, kutsal bir ayda, kutsal bir mekanda ibadet eden Müslümanlara yapılan kışkırtıcı saldırıların durdurulması için sürekli bir diplomasi ve telefon trafiğinde bulunduğunu kaydetti.
Bahreyn Dışişleri Bakanı Dr. Abdullatif al-Zayani de dün Mısırlı mevkidaşı Şukri’yi arayarak Filistin konusundaki son gelişmeleri sordu. Mısır Dışişleri Bakanlığı, görüşmenin iki taraf arasında sürekli istişare ve koordinasyon çerçevesinde yapılan görüşmelerden biri olduğunu, iki kardeş ülkenin Gazze’nin yeniden yapılandırılması sürecinde koordinasyon içinde çalışmanın önemine vurgu yaptığını, Şukri’nin Bahreynli mevkidaşına Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin yeniden yapılandırma süreci için Gazze’ye 500 milyon dolar yardım sağlayacağını aktardığını açıkladı.
İsrail ordusu Dera kırsalında evlere baskın düzenledi, Kuneytra kırsalında bir genci kaçırdıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5325114-i%CC%87srail-ordusu-dera-k%C4%B1rsal%C4%B1nda-evlere-bask%C4%B1n-d%C3%BCzenledi-kuneytra-k%C4%B1rsal%C4%B1nda-bir
İsrail ordusu Dera kırsalında evlere baskın düzenledi, Kuneytra kırsalında bir genci kaçırdı
İsrail’e ait askeri araçlar, işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye arasındaki ateşkes hattı yakınında ilerliyor (Reuters)
İsrail ordusuna bağlı güçler, Kuneytra’nın kuzey kırsalındaki Hamidiye beldesinde bir genci evinin önünden kaçırdı. Suriye’deki El-İhbariye kanalının haberine göre olay, beldede çok sayıda eve yönelik baskın ve arama operasyonlarıyla eş zamanlı gerçekleşti.
El-İhbariye, İsrail güçlerinin bölgeye 15’ten fazla askeri araçla girmesinin ardından Dera’nın batı kırsalındaki Meariye köyünde çok sayıda eve baskın düzenlediğini ve arama yaptığını bildirdi.
Kanal ayrıca İsrail güçlerinin Kuneytra’nın orta kesimlerindeki Mentara Barajı çevresine iki topçu mermisiyle saldırı düzenlediğini aktardı.
İsrail güçleri dün de Kuneytra’nın kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine girmişti.
Şarku’l Avsat’ın El-İhbariye’den aktardığı habere göre İsrail güçleri operasyon sırasında beldedeki bir eve baskın düzenleyerek evin içindeki eşyalara zarar verdi.
İsrail güçleri, Suriye sınırındaki çit boyunca devriye geziyor (AFP)
Daha önce de İsrail ordusuna bağlı bir güç, öğrencilerin okullarına gitmek üzere yola çıktığı sırada Kuneytra’nın güney kırsalındaki Sayda el-Culan köyüne girmişti.
El-İhbariye, 12 askeri araçtan oluşan İsrail gücünün daha sonra herhangi bir gözaltı veya ev araması gerçekleştirmeden Yermuk Havzası’ndaki köylere doğru çekildiğini bildirdi.
İsrail ordusu, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal ederek ve güney bölgelerine yönelik girişlerini sürdürerek saldırılarına devam ediyor. İsrail güçleri ayrıca sivillere yönelik saldırılar düzenliyor, gözaltılar gerçekleştiriyor ve arazileri tahrip ediyor.
İsrail, tarihi evleri yıkarak Güney Lübnan’ın siyasi hafızasını siliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/i%CC%87srail/5323585-i%CC%87srail-tarihi-evleri-y%C4%B1karak-g%C3%BCney-l%C3%BCbnan%E2%80%99%C4%B1n-siyasi-haf%C4%B1zas%C4%B1n%C4%B1-siliyor
İsrail, tarihi evleri yıkarak Güney Lübnan’ın siyasi hafızasını siliyor
Kafr Rumman’daki Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)
Nebatiye kentinin çevresi ile Kafr Rumman beldesinin günlük olarak bombalanması, Zeyn ailesinin birkaç ay önce yoğun İsrail hava saldırılarında hasar gören Yusuf Bey ez-Zeyn’in evinde ‘onarılabilecek ne varsa onarmak’ amacıyla restorasyon çalışması başlatmasını engellemedi. Nebatiye’nin en tanınmış ailelerinden birinin torunları, mirası korumanın, İsrail’in bölgedeki izleri ve hafızayı silme girişimine karşı bir meydan okuma olduğunu düşünüyor. İsrail’in, Güney Lübnan’daki özgün mimariye sahip tarihi evleri, siyasi ailelere ait konutları ve kentsel ve tarihi yapıları çeşitli biçimlerde ortadan kaldırmaya çalıştığı belirtiliyor.
Abdulaziz ez-Zeyn’in evi, yıkılmadan önce (Saad ez-Zeyn arşivi)
İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik düzenlediği iki geniş çaplı savaş sırasında hava saldırıları ve bombardımanlar onlarca kültürel miras yapısını yok etti. Saldırılar, mimarileri ve kütüphaneleriyle Cebel Amil’in son iki yüzyıldaki siyasi tarihinin farklı dönemlerine ışık tutan siyasi ailelerin evlerini de hedef aldı. Yalnızca Nebatiye kentinde İsrail bombardımanı, 80 ila 110 yıllık 147 evi yıktı. Bu evlerin bazıları ise 200 yıl önce inşa edilen yapılardan zaman içinde genişletilmişti. Söz konusu yapılar, bölgede geçmiş on yıllarda etkili olmuş yerel liderlere, bakanlara ve milletvekillerine ait tarihi miras niteliğindeki mülklerdi. Yerel aktivistlerin aktardığına göre yıkım, Nebatiye çevresindeki siyasi ailelere ait konutları da kapsadı. Bunlar arasında Tayyibe beldesindeki Esad ailesinin konutu da bulunuyor. Konutla birlikte çok sayıda eski ev de yerle bir edildi. Bunlardan biri, bölgenin önde gelen tarihi siyasi figürlerinden Halil Abdullah’ın el-Hıyam’da 1862 yılında inşa edilen konağıydı.
Abdulaziz ez-Zeyn’in evi: Kültürel bir rol
İsrail bombardımanında çok ağır hasar gören Yusuf Bey ez-Zeyn’in evi, Abdulaziz ez-Zeyn’in konağının yıkılmasının ardından Nebatiye bölgesinde ayakta kalan son tarihi miras yapılarından ve mimari tanıklıklardan biri olma özelliğini taşıyor. Söz konusu konak, son yıllarda bölgenin kültürel merkezlerinden birine dönüşmüş, Abdulaziz ez-Zeyn’in oğlu Dr. Saad ez-Zeyn tarafından kültürel ve toplumsal etkinliklere ev sahipliği yapması amacıyla genişletilmişti.
Dr. Saad ez-Zeyn Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Ailemin evi (Abdulaziz ez-Zeyn’in konağı) 80 yıldan daha eskiydi. İsrail saldırısı evi tamamen yıktı ve yalnızca mimari özelliklerini değil, evin kültürel işlevini de ortadan kaldırdı” dedi. Doktor, evin en az 2000 yılından bu yana kültürel ve sosyal etkinliklere ev sahipliği yapılan bir alan olduğunu belirterek, burada Cebel Amil’in tarihini belgeleyen küçük bir müze kurduğunu anlattı. Evin zamanla ‘bölgenin kültürel uğrak noktalarından biri haline geldiğini’ ifade eden ez-Zeyn, daha sonra konağın bahçeler ve Lübnan’ın güneyindeki geleneksel yapıların temel unsurlarından biri olan divanhane yönünde genişletildiğini söyledi. Konak, son yıllarda ‘Saad ez-Zeyn’in evi’ olarak tanınıyordu.
Yıkıldıktan sonra Abdulaziz ez-Zeyn’in evi (Saad ez-Zeyn arşivi)
Büyük evin bombalanmasının ardından bitişiğindeki ‘Zeyn ailesinin konağı’ da hasar gördü. Söz konusu konak, 100 yılı aşkın süredir siyasi ve toplumsal liderliğin merkezi konumundaydı. Yaklaşık 150 yıl önce inşa edilen konakta, 19. yüzyılda Osmanlı Valisi yaşamış, daha sonra mülkiyeti Zeyn ailesine geçmişti.
Mezarlıklar da bu durumdan nasibini aldı
Zeyn, Lübnan’ın Büyük Lübnan Devleti ilan edilmesinin ardından 1924 yılında parlamentoya girdi. Ailesi, geçen yüzyıl boyunca Cebel Amil’in önde gelen siyasi ailelerinden biri haline geldi ve ailenin parlamentodaki temsili 2018 yılına kadar kesintisiz devam etti.
El-Hıyam’daki Al Abdullah ailesinin konutu, yıkımdan önce... İç mekânı kemerli taş tarzında inşa edilmiş (Sosyal medya)
Dr. Saad ez-Zeyn, “Yusuf Bey ez-Zeyn’in konağı ağır hasar gördü. Hasar çatıyı, avluyu ve Yusuf Bey’in mezarının da bulunduğu aile mezarlığını etkiledi. Şu anda evin yeniden kullanılabilir hale gelmesi ve bir siyasi döneme tanıklık etmeyi sürdürmesi için yoğun ve hızlı bir restorasyon çalışması yürütüyoruz. Aile, Cebel Amil’in kurucu ailelerinden biri ve kültürel, kalkınma ve toplumsal düzeylerde varlığını sürdürüyor. Bu rol benim ve amcam tarafından da devam ettiriliyor” dedi. Ez-Zeyn, siyasi ailelerin evleri ile kentsel ve tarihi yapıların yok edilmesinin, ‘izleri ve hafızayı topraktan silmeyi, böylece Lübnanlının evi, toprağı ve mirasıyla olan bağını koparmayı’ amaçladığını belirtti.
Kasıtlı ve sistematik yıkım
Nebatiye kentindeki kültürel ve sosyal çevreler, 2024 ve 2026 savaşlarında yaşananların ‘herhangi bir gerçek gerekçesi bulunmaksızın hafızanın sistematik biçimde yok edilmesi’ süreci olduğu görüşünde birleşiyor. Tarihsel olarak Hizbullah’a siyasi açıdan karşı konumda bulunan köklü ailelere ait evlerin hedef alınarak bombalanması ve yıkılması, İsrail ordusunun saldırıların yalnızca Hizbullah’ın tesisleri ve karargahlarına yönelik olduğu yönündeki açıklamalarını da boşa düşürüyor.
Bu kapsamda en dikkat çekici gelişmelerden biri, Güney Lübnan Kültür Konseyi’nin kurucusu ve eski milletvekili Habib Sadık’ın, Nebatiye’nin batısındaki Kefur beldesinde bulunan evinin yıkılması oldu.
Adnan eş-Şerif’in Nebatiye’deki evi, yıkılmadan önce (Kâmil Cabir arşivi)
Sadık, Güney Lübnan’ın en tanınmış siyasi ve kültürel aktivistlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1992’de milletvekilliği yapan Sadık, 1940’lı yıllardan bu yana İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik ihlallerini belgeleyen en önemli tarihçiler arasında yer aldı. Güney Lübnan Kültür Konseyi tarafından yayımlanan eserlerin hazırlanmasını teşvik eden Sadık, siyasi deneyiminin yanı sıra edebiyatçı, şair ve düşünür kimliğiyle de öne çıktı.
İhlalleri belgeleyen el yazmaları
Güney Lübnan Kültür Konseyi’nin Nebatiye Şubesi Başkanı Kâmil Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Habib Sadık’ın el-Hıyam’daki evinin 1977’de yıkılmasının ve bölgenin 2000 yılına kadar işgal altında kalmasının ardından aile, Beyrut ile Nebatiye arasında yaşamak zorunda kaldı. Bunun üzerine aile, kent dışında Güney Lübnanlıların evlerine benzeyen, çevresi çam ağaçlarıyla kaplı ve güllerin açtığı bir bahçesi bulunan bir ev inşa etmekte kararlıydı” dedi.
Habib Sadık’ın evi, Ağustos 2026’da İsrail hava saldırısı sonucu yıkıldıktan sonra (Sosyal medya)
Cabir, “Sadık, evin alt katındaki divanhaneye özel önem verdi. Burada çeşitli radyo programlarında sunduğu çok sayıda el yazması ile 1960’lı ve 1970’li yıllara ait yazılarını muhafaza ediyordu. Divanhanede kitap, el yazması ve diğer kültürel miras unsurlarından oluşan geniş kütüphaneler oluşturdu” ifadelerini kullandı. Sadık’ın ‘Güney Lübnan hakkında eserler ve kitaplar kaleme alıp yayımlayan en önemli kültürel isimlerden biri olduğunu’ belirten Cabir, bunların İsrail’in Güney Lübnan’daki ihlallerini ve işgal biçimlerini belgelediğini söyledi. Cabir, söz konusu çalışmaların su kaynakları ve coğrafya gibi konulardaki İsrail emellerinin yanı sıra işgal yoluyla Güney Lübnan’a verilen zararı da ortaya koyduğunu kaydetti.
Habib Sadık’ın arkadaşlarıyla bir araya geldiği bir fotoğraf (Sosyal medya)
Bu açıdan bakıldığında evin hedef alınmasının ‘Habib Sadık’ı, rolünü, mirasını ve yaşam çizgisini hedef almak’ anlamına geldiğini belirten Cabir, ‘kapalı olan ve her gün bir görevli tarafından kontrol edilen’ evin hedef alınmasının herhangi bir güvenlik boyutu taşıdığı görüşünü ise reddetti.
Mimari ve siyasi mirasın silinmesi
Bu yıkım, Nebatiye kentindeki kentsel, mimari ve siyasi mirası ortadan kaldırmaya yönelik planın bir parçasını oluşturuyor. 2024 savaşının ardından kentteki kültürel çevrelerin öncülüğünde, sivil toplum kuruluşlarının belediyeyle iş birliği yaptığı bir girişim başlatıldı. İsrail bombardımanında yıkılan tarihi yapıların belgelenmesini amaçlayan çalışma, metnin kaleme alınmasından yalnızca iki hafta önce güncellendi. Yapılan envanter çalışmasında, 147 evin tamamen yıkıldığı ve bu evlerden geriye çok azının kaldığı tespit edildi.
Nebatiye’nin er-Rahibat mahallesindeki Muhammed el-Fadl Sarayı (Kâmil Cabir arşivi)
2026 savaşında ise Menşiye bölgesinde bulunan Fadl el-Fadl’ın evinden geriye kalanlar da yıkıldı. Yapımı geçen yüzyılın sonlarına dayanan evin tasarımını Mısırlı bir mühendis üstlenmişti. Fransız Yüksek Komiseri olarak Lübnan’da görev yapan General Gouraud da 1920’li yıllarda Güney Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bu evi ziyaret etmişti.
Nebatiye’deki Dr. Behcet el-Mirza’nın evi (Kâmil Cabir arşivi)
Eski milletvekili Muhammed Bey el-Fadl’ın evinin ise çevresine düzenlenen saldırılar nedeniyle büyük bölümleri 2024’te yıkıldı. 102 yıllık evin durumunu Nebatiye’deki bir sivil toplum kuruluşu aracılığıyla belgeleyen Kâmil Cabir, evi satın alan kişinin yapıyı yeniden restore etme kararı aldığını söyledi.
Kültürel hafızanın yok edilmesi
Nebatiye sakinleri, yıkımın kentin kültürel mirasına, toplumsal ve siyasi hafızasına, ayrıca kentsel dokusuna işaret eden yapılara yönelik olduğunu düşünüyor. Nebatiye’de örneğin, eski bakan ve milletvekili Refik Şahin’in konağı ile eski milletvekilleri ve bakanlar Galib ve Fehmi Şahin’in babası Said Şahin’in evi İsrail’in hava saldırılarıyla tamamen yıkıldı. Bunun yanı sıra, bir dönem mimari şaheser olarak kabul edilen yapılar da öne çıkıyor. Bunlar arasında, cephelerinde doğal taş işlemeleri bulunan ve 20. yüzyılda Nebatiye’de halka sağlık hizmeti sunmak amacıyla evini açan ilk doktorlardan biri olan Dr. Behcet el-Mirza’nın evi de bulunuyor. Söz konusu yapı, kentin en güzel evlerinden biri olarak değerlendiriliyordu.
Nebatiye şehrinde tamamen yıkılan Said Şahin, Galib Şahin ve Fehmi Şahin’in evi (Kâmil Cabir arşivi)
Mahmud Şahin’in evi de 2026 yılında yıkıldı. Geçtiğimiz yüzyılda okul olarak kullanılan bu ev, 200 yıl önce inşa edilmiş eski yapıların kalıntıları üzerine kurulan evlerden biriydi.
6 Eylül 2026’da İsrail'in düzenlediği hava saldırısında, 100 yıl önce inşa edilmiş bir mimari şaheser olan Dr. Adnan Şerif’in evi yıkıldı. Ayrıca eski milletvekili Enver Sabbah’ın evi de yıkıldı. 1990’ların başında Nebatiye kentindeki bir tepenin üzerine inşa edilen ev yıkılırken, ailenin Nebatiye’deki konağı ayakta kaldı. Saldırılarda, 1980’lerden bu yana işgal döneminde Nebatiye bölgesine sağlık hizmeti sunan en önemli hastanelerden biri olan Gandur Hastanesi de yıkıldı.
Tarihe karşı savaş
İsrail’in hava saldırıları yalnızca ev ve konakların yıkılmasıyla sınırlı kalmadı, güneydeki arkeolojik alanları da kapsadı. Nebatiye kentinde Memlük dönemine ait bir çarşı yoğun bombardımana maruz kaldı ve çarşının bir bölümü yıkıldı. Güney Lübnan’ın sahil kenti Sur’da, UNESCO’nun listesinde yer alan bir alandaki tarihi bir sütunun tepesindeki başlık da yerinden söküldü. Ayrıca hem Müslümanların hem de Hristiyanların ziyaret ettiği Güney Lübnan’daki Şama beldesinde bulunan ve Şemun es-Safa adını taşıyan dini alan yıkıldı. Şama Haçlı Kalesi de tahrip edildi.
Bunun yanı sıra, et-Taybe beldesinde bulunan ve çevresi belde meydanında yıkılan el-Ayn el-Fuka hakkında da herhangi bir bilgi bulunmuyor. Su toplamak amacıyla inşa edilen ve spiral biçimde tasarlanan sarnıç, Roma ve Bizans dönemlerine ait örneklerle benzerlik taşıyan mimari unsurlar barındırıyor. Sarnıç, Osmanlı döneminde restore edilmişti.
Et-Taybe kasabasındaki antik kaynak (Sosyal medya)
Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame, geçtiğimiz ay Reuters’a yaptığı açıklamada, söz konusu bölgenin dışında kalan tarihi beldelerin de yoğun hava saldırılarına maruz kaldığını belirterek bunlar arasında Sur ve Nebatiye’yi gösterdi. Selame, yoğun bombardımanın Tibnin beldesini de vurduğunu ve bunun burada bulunan Haçlı kalesinin zarar görmüş olabileceğine ilişkin endişelere yol açtığını söyledi. Selame, “Miras yalnızca Roma ve Fenike dönemlerine ait eserler değildir. Miras aynı zamanda tarihi yapılar, arkeolojik alanlar ve kültürel işlev taşıyan yapılardır” ifadelerini kullandı. Selame, İsrail’in yürüttüğü operasyonun Lübnan tarihinin yüzyıllarını tamamen silmesinden endişe ettiğini dile getirdi.
UNESCO da yaptığı açıklamada, Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve örgüt tarafından güçlendirilmiş koruma statüsüne tabi tutulan Sur kentinin durumundan endişe duyduğunu belirtti. Örgüt ayrıca, Güney Lübnan’daki Şama Kalesi’nin zarar gördüğüne ilişkin haberlerden ve Şekif Kalesi yakınlarında çatışmalar yaşanmasından ‘büyük endişe’ duyduğunu ifade ederek ‘kültürel varlıklara yönelik yasa dışı saldırılar’ olarak nitelendirdiği eylemleri kınadı.
Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5318872-netanyahu-bir-birlik-h%C3%BCk%C3%BCmetinin-kurtulu%C5%9F-yolu-olabilece%C4%9Fini-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BCyor-s%C3%B6yleminde
Netanyahu, bir birlik hükümetinin kurtuluş yolu olabileceğini düşünüyor... Söyleminde değişiklik yapmayı değerlendiriyor
(foto altı) İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaklaşan seçimlerde kendi kampının seçimleri kazanma ihtimalinin zayıfladığına ilişkin göstergelerin artması üzerine, son çıkış yolu olarak ‘birlik hükümeti’ kurulması fikrine yöneliyor. Bunun öncesinde ise seçimlere kalan birkaç hafta içinde seçim söyleminde muhtemel bir değişikliğe giderek, kendi kampı içinde sorun yaratan başlıklar yerine sağ ve sol arasındaki ayrışmayı yeniden şekillendirecek konulara odaklanması bekleniyor.
İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi dün, bu yönelimin Netanyahu’nun endişelerinin yalnızca parlamentodaki çoğunluğu kaybetme ihtimaliyle sınırlı kalmamasından, iktidarda kalma imkanını yitirme kaygısına da dönüşmesinin ardından ortaya çıktığını bildirdi. Gazete, Netanyahu’nun rakiplerinin birleşmesinin beklendiğine dikkat çekti.
İsrail seçimlerinde yarışan partiler, toplam 120 sandalyeden oluşan Knesset’te çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Şarku’l Avsat’ın Maariv’den aktardığına göre seçim yarışı kritik aşamaya yaklaşırken, Netanyahu çevresinde onun açısından son derece tehlikeli olabilecek çeşitli senaryolar değerlendiriliyor. Likud’un kaç sandalye kazanacağından bağımsız olarak asıl endişenin sağ bloğun toplam sandalye sayısında olduğu, özellikle de bu sayının 61 sandalyelik çoğunluk eşiğinin altında kalması ihtimalinin kaygı yarattığı belirtiliyor.
Tahminlere göre Netanyahu, mevcut seçimlerde sağ bloğun toplam 59 sandalye kazanmasının kendisini gerçek bir siyasi tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceğinin farkında. Bunun nedeni ise böyle bir durumda karşı bloğun, dört yıl boyunca istikrarlı bir hükümet kuramasa ve Arap partileri fiilen bu ittifaka katılmasa dahi hükümet kurmasına imkân verecek bir parlamento çoğunluğu oluşturabilmesi.
Birleşik Arap Listesi Partisi lideri Mansur Abbas ve eski üst düzey emniyet müdürü Yoav Segalovitz (AFP)
Gündeme getirilen senaryo, Avigdor Liberman, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett’in partilerinin yanı sıra Değişim Bloğu’nda yer alan diğer partilerin, Arap partilerinin parlamentodaki desteğiyle ittifak kurmasını öngörüyor.
Böyle bir senaryoda Birleşik Arap Listesi, Ortak Liste veya Demokratik Ulusal Birlik’in aynı koalisyona dahil olması gerekmiyor. Bu partilerin hükümete her zaman destek vermek üzere oy kullanması da zorunlu olmayacak. Bunun yerine dışarıdan destek vermeleri, oylamalarda çekimser kalmaları veya karşı bloğun 61 milletvekilinden oluşan çoğunluğu oluşturmasına imkân verecek başka bir parlamenter formülün uygulanması yeterli olacak.
Netanyahu ne yapacak?
Bu senaryo karşısında Netanyahu, öncelikle seçim kampanyasını kamplar arasındaki ayrışmayı, yani sağ ile sol arasındaki karşıtlığı öne çıkaracak şekilde yürütmeyi planlıyor. Bu kapsamda Arap partilerine yönelik tutum, devletin kimliği ve kültürel ve siyasi anlaşmazlıklar gibi konulara odaklanılması bekleniyor.
Netanyahu’nun ekibi, aşırı sağ seçmenleri muhalefete oy vermekten uzaklaştırarak kendi saflarına çekmek amacıyla muhalefeti Arap partileriyle ittifak kurmaya çalışmakla suçlamayı sürdürüyor.
Maariv, tartışmaların ‘Araplarla kim ittifak kuruyor?’, ‘Demokratlarla kim iş birliği yapıyor?’ ve ‘Solun devlete bakışı nedir?’ gibi sorulara yönelmesinin, söylemi sağ blok içinde sorun yaratan askerlik hizmeti meselesi gibi konulardan uzaklaştırdığını belirtti.
Maariv’e göre Netanyahu, askerlik hizmeti meselesinin seçimlerin ana gündem maddesine dönüşmesini istemiyor. Bunun nedeni ise basit: Bu konu, kendi bloğundaki neredeyse tüm unsurlar açısından sorun yaratıyor.
1 Nisan 2024 tarihinde Tel Aviv’in doğusundaki Bnei Brak yakınlarında, ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik yasasına karşı düzenledikleri protestolar sırasında polis memurları (EPA)
Maariv, bunun Netanyahu açısından yeni bir durum olduğunu belirtiyor. Netanyahu, önceki seçimlerde bu kadar kapsamlı bir stratejiye başvurmak zorunda değildi. Çünkü 61 sandalyeye ulaşamasa bile karşı kampın çoğunluk oluşturmakta zorlanacağını ve Arap partilerinin bu kampa katılmayacağını biliyordu. Ancak mevcut seçimlerde, tahminlere göre durum değişebilir. Zira Değişim Bloğu’nun Arap partilerinin desteğinden yararlanmaya hazır olduğu belirtiliyor.
Netanyahu’nun en büyük endişelerinden biri de buradan kaynaklanıyor. Bu durum, seçimlerin ardından ‘birlik hükümeti’ seçeneğini açık tutmasına yol açabilecek nedenlerden biri olarak değerlendiriliyor. Sağ bloğun 61 sandalyeye ulaşamadığının ve karşı tarafta Netanyahu’yu iktidardan düşürmeye yetecek bir çoğunluğun bulunduğunun ortaya çıkması halinde, merkezden veya muhalefetten bir partiyi hükümete dahil etme seçeneği, Netanyahu açısından siyasi iktidarını korumanın bir aracı haline gelebilir.
Netanyahu’nun kampında, başbakanın seçimlerin ardından gerçekten geniş tabanlı bir ulusal hükümet kurmaya yönelebileceği yönündeki kanaat de güçleniyor. Bunun, Itamar Ben-Gvir’in koalisyon dışında bırakılması pahasına gerçekleşebileceği belirtiliyor. Netanyahu’nun söylemindeki değişime dikkat çeken çevreler, önceki seçimlerde kullandığı ‘tam teşekküllü sağ hükümet’ ifadesinden bu kez ‘geniş tabanlı ulusal hükümet’ söylemine yönelmesini, merkez partileriyle daha geniş bir manevra alanı oluşturma isteğinin göstergesi olarak değerlendiriyor.
İsrail’de yayımlanan son kamuoyu yoklamaları da Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi’nin önde olduğunu ve Netanyahu’nun kampının hükümet kurmasına imkân verecek çoğunluğa ulaşamadığını ortaya koydu. Kanal 12’nin anketine göre Eisenkot liderliğindeki Yashar, önceki ankete kıyasla iki sandalye kaybetmesine rağmen 23 sandalyeyle ilk sıradaki yerini korudu. Likud ise bir sandalye kaybederek 20 sandalyeye geriledi. Naftali Bennett liderliğindeki Birlikte Partisi ise 13 sandalyede kaldı.
Yair Golan liderliğindeki Demokratlar 10 sandalye alırken, Ortak Liste, Birleşik Tevrat Yahudiliği ve İsrail Evimiz partilerinin her biri 8 sandalye elde etti.
Yair Golan (Arşiv)
Ankette Şas Partisi’ne 7, Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü’ne 6 sandalye verilirken, Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm ittifakı 5 sandalye aldı.
Birleşik Arap Listesi 4 sandalye kazanırken, Amcha Yisrael ile Yedekler ve Ekonomi listeleri de 4’er sandalye elde etti. Aralarında Beni Gantz liderliğindeki Mavi-Beyaz’ın da bulunduğu bazı listeler ise yüzde 0,5 oy oranında kalan Gantz’ın partisi dahil seçim barajını aşamadı.
Buna göre Netanyahu karşıtı blok 54 sandalye elde ederken, Netanyahu’nun bloğu 50 sandalyede kaldı. İki Arap liste toplam 12 sandalye kazanırken, Hendel-Zelekha listesi 4 sandalyeyle her iki bloğun da dışında kaldı.
Hükümet başkanlığı için kimin daha uygun olduğu yönündeki soruya Eisenkot yüzde 42, Netanyahu ise yüzde 36 oranında destek aldı. Böylece Eisenkot, önceki ankette yüzde 38 oy alan Netanyahu ile arasındaki farkı daha da açtı.
Muhalefet seçmenleri arasında da Eisenkot, hükümet başkanlığı için en uygun aday olarak açık bir üstünlük sağladı. Eisenkot’u yüzde 53’lük kesim tercih ederken, bu oran Bennett için yüzde 31, Liberman için ise yüzde 13 oldu.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة