Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
TT

Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP

"İyi bir hayatım vardı ama bu yaşta bir meydan okuma gerekti. Beni buna sportif direktör Luis Campos ikna etti..."
Burak Yılmaz, Beşiktaş'tan Lille'e transferinin üçüncü ayında bu sözleri dile getirdiğinde kimse onların Olympique Lyon, Monaco, Marsilya ve son üç sezonun şampiyonu Paris Saint-Germain'i geride bırakarak zafere ulaşacaklarına ihtimal vermiyordu.
Lille'de forma giyen Burak Yılmaz, Yusuf Yazıcı ve Mehmet Zeki Çelik, Paris Saint-Germain, Monaco, Lyon ile kıyasıya mücadele ettiği şampiyonluk yarışını kazanarak isimlerinden söz ettirdiler.
Bu sezon sergiledikleri performansla takımlarının 10 yıllık şampiyonluk hasretine son veren ekibin en önemli parçaları arasında yer alan futbolcular, şampiyonluğu da doyasıya kutladı.
Üç futbolcu arasındaki en özel isim ise hiç şüphesiz Burak Yılmaz oldu.
Temmuz ayında 36. yaşını dolduracak futbolcu, kariyeri boyunca elde ettiği başarılara Ligue şampiyonluğunu da ekleyerek, önemli bir rekora imza atmanın gururunu yaşıyor.

Bu sezon Lille formasıyla 16 gol ve 5 asistlik performans sergileyen Yılmaz, 2007-08 sezonundan sonra Avrupa'nın 5 büyük liginde bu sayıya ulaşan 2'nci isim olarak tarihe geçti.
Kariyeri boyunca birçok farklı kulüpte yer alan ve Türkiye'de "Dört Büyükler" olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'da oynama başarısı gösteren ender isimlerden olan Yılmaz'ın futbol hikayesi ise Antalya'da başladı.
Beşiktaş'ın eski kalecilerinden Fikret Yılmaz ile basketbolcu Belgin Yılmaz'ın oğlu Burak, 15 Temmuz 1985'te Antalya'da doğdu.
Sporcu bir aileden gelmesinin etkisiyle futbolla erken yaşlarda tanışan Burak, okul takımında oynadığı dönemde Antalyaspor yetkilileri tarafından keşfedilerek kırmızı-beyazlı ekibin altyapısına katıldı.
Antalyaspor altyapısında kısa sürede farkını ortaya koyan ve PAF takıma yükselen Burak, yine kırmızı-beyazlı ekiple ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı.

Türkiye A takımındaki ilk maçına 29 Ağustos'ta Karşıyaka ile oynanan TFF 1. Lig maçında çıkan Burak, 62. dakikada rakip, 87. dakikada da kendi kalesine gol attı. 
Antalyaspor formasıyla çıktığı 78 maçta 35 gol atan ve takımının Süper Lig'e yükselmesinde de etkili olan Yılmaz, 2006'da dönemin Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana'nın isteğiyle siyah-beyazlı ekibe transfer oldu.
Bir milyon euro karşılığında geldiği İstanbul temsilcisinde bir buçuk sezon boy gösteren Yılmaz, buradaki ilk sezonunda Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.
2007-08 sezonu ara transfer döneminde Filip Holosko karşılığında Koray Avcı ile birlikte Vestel Manisaspor'a transfer edilen Yılmaz, hedeflerinden vazgeçmeyerek burada da adından söz ettirmeyi başardı.
Manisaspor ile ligin ikinci yarısında 16 maça çıkan Burak Yılmaz, 9 gol ve 1 asistle yeniden İstanbul ekiplerinin radarına girdi.
 
Fenerbahçe'de beklentilerin altında kaldı
Sezon sonunda Luis Aragones yönetimindeki Fenerbahçe'ye transfer olan Burak Yılmaz, Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya geldiği için gururlu olduğunu dile getirerek, şunları kaydetmişti:
"Çok mutluyum. Bana güvenen kimseyi mahcup etmeyeceğim. Fenerbahçe'nin kazanacağı kupalarda benim de emeğim olacağı için çok mutluyum. Forma yarışı içinde tabii ki olacağım... Fenerbahçe'nin büyüklüğü tartışılmaz. İlk önce kendimi burada kanıtlamak ve burada forma giydikten sonra burayı tabii ki Avrupa futbolu için bir basamak olarak kullanmak istiyorum... Artık başka bir Burak var..."
Burak Yılmaz'ın büyük umutlarla başlayan Fenerbahçe serüveni, çok da uzun sürmeyecekti. 
2008-09 sezonunda sarı-lacivertli kulüple ilk maçına 30 Temmuz 2008'de oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci tur ilk maçında MTK Budapeşte karşısında çıkan Yılmaz, sezon boyu sadece 16 maçta süre alabildi.
Fenerbahçe'ye toplamda 2 asistlik katkı sunan Yılmaz'ın yolu bir kez daha İstanbul'dan ayrıldı.
Takip eden sezonda önce Eskişehirspor'a kiralanan Yılmaz, devre arasında Trabzonspor'a Gökhan Ünal+3 milyon 200 bin euro karşılığında bonservisiyle gönderildi.

Şenol Güneş ile hayatı değişti
Beşiktaş ve Fenerbahçe'de istediğini bulamayan Yılmaz, şansını bu kez Şenol Güneş yönetimindeki Trabzonspor'da deneyecekti.
Trabzon Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'ndeki imza töreninde konuşan Burak, bu kez daha temkinli konuşmuştu:
"Trabzonspor'dan yurt dışına gideceğim diye bir şey söylemek istemem. Tek düşüncem Trabzonspor'da başarılı olmak. Trabzonsporlu Burak olmak. Dediğim gibi inşallah 2 buçuk senelik kontratımı bitirir ve uzun yıllar burada oynarım. Tek isteğim Trabzonsporlu Burak olmak..."
2009-10 sezonuna kadar farklı mevkilerde denenen Burak Yılmaz'ın kaderi tam da Trabzonspor'da değişti.
Teknik direktör Şenol Güneş tarafından forvet mevkiine çekilen Yılmaz, bordo-mavili ekipteki ilk maçına ise 15 Şubat 2010'da oynanan Bursaspor maçıyla çıkarken, ilk golünü ise 26 Şubat'taki Antalyaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, Trabzonspor'daki ilk sezonunda 14 maça çıktı, 3 gol üretti. Bu gollerden en trajik olanı ise Bursaspor ile şampiyonluk yarışındaki Fenerbahçe'ye ligin son haftasında oynanan ve şampiyonluğun Anadolu'ya gitmesini sağlayan Kadıköy'deki maçta kaydetti.
 
2010-11'de küllerinden doğdu, 2011-12'de gol kralı oldu
Burak Yılmaz için en önemli sezonlardan biri ise hiç şüphesiz 2010-11 dönemi oldu.
Fenerbahçe ile girişilen şampiyonluk yarışını averajla kaybeden Trabzonspor'da çıktığı 30 Süper Lig maçında 19 gol ve 2 asistlik performans sergileyen Yılmaz, kalitesini ortaya koyarak takımın en önemli isimleri arasında yer aldı.
Şampiyonluğun kaybedilmesinin ardından sonraki sezona daha hırsla hazırlanan Burak Yılmaz, şike iddialarıyla geçen yaz döneminin ardından yeni başlayan 2011-12 sezonuna da golle "merhaba" dedi.
Ligin ilk karşılaşmasında Manisaspor ile karşılaşan Trabzonspor'un tek golünü atan Burak Yılmaz, forma giydiği 30 maçta 32 gol atarak sezonun "gol kralı" unvanını kazandı.

Kariyerinin en başarılı dönemini Galatasaray'da yaşadı
Trabzonspor ile geçen başarılı yıllarından ardından Avrupa kulüplerinin radarına giren Burak Yılmaz, Lokomotiv Moskova'nın sezon başı kampına katılmış ancak bordo-mavili kulüple olan sözleşmesi kullanılarak 5 milyon euro karşılığında Galatasaray'a transfer edilmişti.
Rotasını yeniden İstanbul'a çevrilen ve Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor'un ardından Galatasaray'da da forma giyme şansı yakalayan Burak Yılmaz, Sergen Yalçın'ın kırdığı "Dört Büyükler"de forma giyen tek oyuncu rekoruna ortak olmuştu.
Galatasaray formasıyla ilk maçına Süper Lig'in 2. haftasındaki Beşiktaş maçında giyerken, ilk golünü ise 3. haftada oynanan Bursaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, futbol kariyerinin en önemli başarılarını da yine en çok formasını giydiği Galatasaray'da yaşadı.
3 buçuk sezon Galatasaray'da oynayan Burak Yılmaz, 141 kez giydiği sarı-kırmızılı formayla 82 gol ve 23 asist üreterek kariyerinin en verimli dönemlerinden birini geçirdi.
Burak Yılmaz, 2012-13 ve 2014-15 sezonlarında Süper Lig; 2012-13, 2013-14 ve 2015-16 sezonlarında TFF Süper Kupa; 2013-14, 2014-15 ve 2015-16 sezonlarında ise Türkiye Kupası şampiyonlukları elde etti.
Burak Yılmaz, ayrıca 2012-13 sezonunda Süper Lig'de attığı 24 golle ikinci kez gol kralı unvanını kazandı.

Astronomik bedelle Çin'e gitti
Kariyerinin en parlak dönemlerinden geçen Burak Yılmaz, Galatasaray'da geçirdiği üç buçuk sezonun ardından Çin'in Beijing Guoan ekibinden gelen teklifi geri çevirmeyerek, ilk yurt dışı transferine imza attı.
Süper Lig’de 2015-16 sezonu ikinci yarısının ilk mücadelesi olan Sivasspor karşısında kaçırdığı pozisyonlar nedeniyle taraftarların tepkisini gören Burak Yılmaz, Beijing Guoan'ın bonuslarla birlikte yıllık 8 milyon euroluk teklifini geri çevirmedi.
Galatasaray, Çin ekibinden kazanacağı 8 milyon euro bonservis bedelinin ise yüzde 25'ini sözleşme gereği Trabzonspor ile paylaşacaktı.
Süper Lig'de 2 kez gol krallığı tacını giyen Yılmaz'ın Çin macerası ise yaklaşık 1 buçuk sezon sürdü.
Pekin temsilcisiyle çıktığı 32 maçta 19 gole imza atan Yılmaz, 6 asist yaparak takımına katkı sundu.

2017'de küllerinden doğduğu Trabzonspor'a geri döndü
Tarihler 2 Ağustos 2017'yi gösterdiğinde Burak Yılmaz'ın yeniden Türkiye'ye dönüş yapacağı ve eski kulübü Trabzonspor ile anlaştığı haberleri ajanslarda yer aldı.
Golcü futbolcu, Beijing Guoan ile yollarını ayırmasının ardından bordo-mavililer ile 3 yıllık resmi sözleşme imzaladı.
2017-18 sezonunda Trabzonspor formasıyla 25 maça çıkan Yılmaz, 23 gol ve 4 asistlik performansıyla sezona damga vurdu. 
2018-19 sezonunda yaşadığı sakatlıklar ve sorunlar nedeniyle sahalardan uzak kalan yıldız futbolcu, 7 maçta 5 gol bulabildi. 
Trabzonspor'daki ikinci sezonunda bekleneni veremeyen Burak Yılmaz, ara transfer döneminde bu kez yeniden Beşiktaş'ın yolunu tuttu.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ile Beşiktaş'a transfer olduğunu açıklayan Yılmaz, siyah beyazlı forma için terinin son damlasına kadar mücadele edeceğini söyledi:
"Hayat geriye doğru anlaşılır ama ileri doğru yaşanır. Ben de hayatı ileri doğru yaşamaya çalışırken hayat beni tekrar gönül verdiğim takımımla buluşturdu. İnanıyorum ki bu yeniden buluşmanın ileride bir gün geriye bakıp anlayacağımız güzel ve anlamlı bir sebebi var. Ben şimdiden bu yeniden buluşmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum. Benim yeniden Beşiktaş forması giymemi sağlayan başta Şenol hocama ve bana inanan herkese çok teşekkür ederim. Bana olan güvene layık olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Büyük Beşiktaş taraftarının her bir ferdinin övgüsünü de eleştirisini de saygıyla karşılıyorum. Sadece bilmenizi isterim ki; Beşiktaş formasını giydiğim an itibariyle Beşiktaşlılığın tanımı olan tüm değerlerin ve Beşiktaşlı duruşunun sorumluluğunda olacak ve terimin son damlasına kadar Beşiktaş'ımız için mücadele edeceğim."

Söz konusu dönemde Beşiktaşlı taraftarlar Burak Yılmaz transferini eleştirse de tepkiler yerini zamanla övgüye bıraktı.
Beşiktaş'taki ikinci döneminde gösterdiği performansla takımın galibiyetlerinde başrol oynayan ve siyah-beyazlı camiayı şampiyonluk potasında tutan Yılmaz, forma giydiği 15 maçta 11 gol, 1 asist üreterek taraftarların da gönlünü kazanmayı başardı.
2019-20 sezonuna mutlak şampiyonluk parolasıyla çıkan Beşiktaş'ın en önemli kozları arasında yer alan Burak Yılmaz, siyah-beyazlı ekipteki son sezonunu da etkili performansıyla noktaladı.
Oynadığı 26 maçta attığı 14 gol ve yaptığı 7 asist şampiyonluğu getirmese de Beşiktaşlı taraftarların övgüsünü kazanmaya yetti.

İlk Avrupa deneyimini şampiyonlukla taçlandırdı
Beşiktaş'ta yaşanan ekonomik sorunları gerekçe gösteren ve sözleşme şartları nedeniyle takımına yardımcı olmak isteyen Burak Yılmaz, sezon sonunda alacaklarına karşılık bonservisini alarak Fransa'nın Lille ekibinden gelen transfer teklifini kabul etti.
Türkiye milli futbolcularından Zeki Çelik ve Yusuf Yazıcı'nın ardından Fransız temsilcisindeki üçüncü Türk olan Burak Yılmaz, kalitesini burada da konuşturarak ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu bir kez daha ispat etti.
Sezon boyunca Avrupa basınında manşetlere taşınan ve Lille Belediye Başkanı'nın "Böyle giderse heykelini dikeceğiz" dediği Burak Yılmaz, oynadığı 33 maçta 18 gol ve 5 asist üretti.
Burak Yılmaz, Lille'in Paris Saint-Germain, Olympique Lyon, Monaco ve Marsilya gibi dev kulüpleri geride bırakarak 10 yıllık şampiyonluk hasretine son vermesinde en büyük rolü üstlendi.

EURO 2020 finallerinde Türkiye'nin en büyük silahı
Burak Yılmaz, 3 Temmuz 2001'de U17 seviyesinden başladığı Türk milli takım kariyerinde 54 kez alt yaş, 66 kez de Türkiye A Milli olmak üzere toplam 120 kez ay-yıldızlı formayı giydi.
2006’da Fatih Terim tarafından Azerbaycan ile oynanacak hazırlık maçı öncesi aday kadroya davet edilen Burak Yılmaz, Bakü Tevfik Behramov Stadı’ndaki mücadelenin 70. dakikasında oyuna girerek ilk kez A Milli Futbol Takımı formasını terletti.
Yılmaz, ay-yıldızlı formayla ilk golünü ise 3 Haziran 2011'de Belçika karşısında attı.
Türkiye A Milli Futbol Takımı ile bugüne kadar çıktığı 66 maçta 28 kez fileleri havalandıran deneyimli golcü ayrıca 5 asistlik katkı sundu.
Yılmaz, önümüzdeki ay düzenlenecek EURO 2020 finalleri öncesi Türkiye'nin en önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

Independent Türkçe



Gökyüzünde takım oyunu: Paraşüt formasyonu ve wingsuit şampiyonaları

Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
TT

Gökyüzünde takım oyunu: Paraşüt formasyonu ve wingsuit şampiyonaları

Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)
Wingsuit uçuşunda sporcular, yarışmanın hız kategorisinde saatte 200 kilometreyi aşabilen yatay hızlara ulaşabiliyor. Özel rekor denemelerindeyse bu değer çok daha yukarı çıkabiliyor (Red Bull)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta rotamızı hava sporlarına çevirip Dünya Kanopi Formasyonu ve Wingsuit Uçuşu Şampiyonaları'nı inceliyoruz.

Paraşütçülerin gökyüzünde birbirlerinin paraşütlerine tutunarak oluşturduğu şekiller, ilk bakışta havada sergilenen tehlikeli bir gösteriyi andırabilir.

Oysa bu hareketlerin arkasında sıkı bir takım çalışması, hassas zamanlama ve ileri düzey paraşüt kontrolü var. Gökyüzünde hızla ilerleyen sporcuların birbirleriyle kurduğu bağlantılar, saniyeler içinde tamamlanması gereken bir yarışın parçası.

Hava sporlarının bir başka dalında ise sporcular, kolları ve bacakları arasındaki özel kumaş yüzeyler sayesinde düşüşlerini kontrollü bir süzülüşe dönüştürüyor. 

Paraşüt formasyonu ve wingsuit uçuşu, insanın gökyüzündeki hareket kabiliyetini farklı biçimlerde sınayan iki ayrı disiplin.

Her iki sporun en iyi isimleri, 8-14 Ekim'de ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Lake Elsinore kentinde düzenlenen 22. FAI Dünya Paraşüt Formasyonu Şampiyonası ve 6. FAI Dünya Wingsuit Uçuşu Şampiyonası'nda bir araya geliyor. 

Şampiyonaların son günü olan 14 Ekim, Uluslararası Hava Sporları Günü kutlamalarına da denk geliyor. FAI'nin resmi programı, iki disiplinde toplam 5 yarışma kategorisi bulunduğunu gösteriyor.

Paraşütler birbirine nasıl bağlanıyor?

İngilizcede Canopy Formation adı verilen paraşüt formasyonu, geçmişte Canopy Relative Work veya kısaca CRW olarak da biliniyordu. 

Bu disiplinde sporcular, uçaktan atladıktan hemen sonra paraşütlerini açıyor ve havada birbirlerine yaklaşarak paraşütleriyle bağlantı kuruyor. 

Sporun 1980'lerde gelişmeye başladığını belirten Dünya Hava Sporları Federasyonu (FAI), zamanla bu becerilerin resmi yarışma disiplinine dönüştüğünü aktarıyor. 

Formasyon oluşturmanın temelinde, sporcuların birbirlerinin paraşüt iplerine veya bağlantı noktalarına tutunarak kontrollü bir düzen kurması yatıyor. 

Örneğin dikey bir dizilimde bir paraşütçü, ayaklarıyla altındaki sporcunun paraşütünün üst bölümüne tutunabiliyor. Böylece paraşütler üst üste sıralanarak gökyüzünde hareket eden bir kule görünümü ortaya çıkıyor.

Ancak formasyonu kurmak tek başına yeterli değil. Sporcuların bağlantıları doğru sırayla oluşturması, hareketlerini takım arkadaşlarının hızına göre ayarlaması ve dizilimi bozmadan manevra yapması gerekiyor. 

Hatalı bir hareket, hem takımın puan kaybetmesine hem de tehlikeli bir duruma yol açabiliyor.

Zamana karşı yarış

Paraşüt formasyonunda üç temel yarışma türü var: İkili sıralı formasyon, dörtlü sıralı formasyon ve dörtlü rotasyon.

İkili sıralı formasyonda iki sporcu, önceden belirlenen şekilleri bir dakika içinde tamamlamaya çalışıyor. Dörtlü sıralı formasyonda ise 4 kişilik ekipler, önceden belirlenen formasyon dizisini 2 dakika içinde mümkün olduğunca çok kez doğru biçimde tamamlayarak puan topluyor.

Her iki kategoride de takımın performansı, iniş sonrasında hakemlere sunulan video kayıtları üzerinden değerlendiriliyor.

Dörtlü rotasyonda amaç, paraşütçülerin oluşturduğu dikey dizilimi sürekli hareket halinde tutmak. 4 kişilik ekip başlangıç formasyonunu kurduktan sonra en üstteki sporcu bağlantıyı bırakıp dizilimin altına geçiyor. 

Ardından sıradaki sporcu aynı hareketi tekrarlıyor. Her başarılı rotasyon takıma puan kazandırıyor. Bu kategoride ekiplerin başlangıç formasyonunu kurmak için 30 saniyesi, puan toplamak için de 90 saniyesi bulunuyor.

Bu nedenle paraşüt formasyonu yalnızca cesaretle ilgili değil. Sporcuların birbirlerinin hareketlerini okuyabilmesi, doğru anda bağlantı kurması ve formasyonun devamını önceden planlaması gerekiyor. Gökyüzünde birkaç saniye süren bir hareketin arkasında uzun bir eğitim ve tekrar süreci bulunuyor.

Bir kıyafet insanı nasıl süzülür hale getiriyor?

Wingsuit uçuşu, paraşüt formasyonundan farklı bir beceriye dayanıyor. İngilizcede "kanat kıyafeti" anlamına gelen wingsuit, kollarla gövde ve bacaklar arasında gerilen özel kumaş yüzeylerden oluşuyor. 

Bu yüzeyler hava akımıyla dolarak vücudun havayla temas eden alanını artırıyor ve kaldırma kuvveti oluşturuyor.

Böylece sporcu, geleneksel paraşüt atlayışındaki gibi büyük ölçüde dikey düşmek yerine ileri doğru hareket ederek daha yavaş irtifa kaybediyor. Bu, bir uçağın yaptığı gibi yukarı doğru uçmak anlamına gelmiyor; kontrollü bir süzülüşten söz ediliyor. 

Uygun koşullarda deneyimli bir wingsuit sporcusu, dikey yönde 1 metre alçalırken yatayda yaklaşık 3 metre ilerleyebiliyor. Bu oran, uçuş tekniğine ve koşullara göre değişebiliyor.

Wingsuit uçuşunun kökleri 20. yüzyılın başlarına uzanıyor. Avusturya doğumlu terzi Franz Reichelt, 1912'de kendi tasarladığı paraşüt benzeri bir kıyafetle Eyfel Kulesi'nden atlayarak insanın süzülmesini sağlayacak bir tasarımı denedi. 

Deneme başarısız oldu. Sonraki yıllarda farklı kumaş ve kanat tasarımları geliştirildi ancak ilk örneklerin kontrol edilmesi son derece zordu.

1990'larda Fransız paraşütçü Patrick de Gayardon'un geliştirdiği tasarımlar daha kontrollü uçuşun önünü açtı. 1999'da Fin Jari Kuosma'yla Hırvat tasarımcı Robert Pečnik'in ticari wingsuit modellerini piyasaya sürmesi ve eğitmenlik programlarının gelişmesiyle spor daha geniş bir çevreye yayıldı.

Hız, mesafe ve akrobasi

Wingsuit yarışmalarında iki ana kategori bulunuyor: Performans uçuşu ve akrobatik uçuş. 

FAI, performans kategorisinde sporcuların havada kalma süresini, yatayda katettikleri mesafe ve hızlarını ayrı ayrı ölçüyor. GPS kayıtlarıyla yapılan bu ölçümler bir araya getirilerek genel performans değerlendiriliyor.

Süre kategorisinde belirlenen irtifa aralığında daha uzun süre kalmak, mesafe kategorisinde daha fazla yatay mesafe katetmek, hız kategorisinde ise mümkün olan en yüksek ortalama yatay hıza ulaşmak hedefleniyor. 

Böylece yalnızca hızlı uçmak değil, hava akımını kullanarak verimli bir süzülüş gerçekleştirmek de önem kazanıyor.

Akrobatik uçuşta ise iki kişilik ekiplerin performansları, kendilerine eşlik eden bir kamera pilotunun çektiği görüntüler üzerinden hakemler tarafından değerlendiriliyor.

Takımlar belirli hareketleri tamamlamanın yanı sıra dönüşler, taklalar, birbirlerine yaklaşma ve kontrollü bağlantılar gibi manevralarda da becerilerini gösteriyor. Hareketlerin düzgünlüğü, yaratıcılık ve ekip üyelerinin birbirleriyle uyumu puanlamada rol oynuyor.

Wingsuit uçuşunda mesafe ve hız rekorları dikkat çekse de bu rakamlar tek başına başarıyı açıklamıyor. Hava koşullarının, uçuş rotasının ve irtifanın doğru değerlendirilmesi gerekiyor.

Sporcular uçuş öncesinde rüzgarı, araziyi, atlayış yüksekliğini ve paraşütün hangi noktada açılacağını planlıyor. Wingsuit kıyafeti, güvenli iniş için yeterli yavaşlamayı sağlayamadığından sporcular yere ulaşmadan önce ayrıca paraşüt açmak zorunda.

Gökyüzünde iki farklı mücadele

Paraşüt formasyonuyla wingsuit uçuşu, dışarıdan benzer görünse de farklı beceriler üzerine kurulu. İlkinde başarı, sporcuların birbirleriyle doğru bağlantıları kurmasına ve takım halinde hareket etmesine bağlı.

İkincisinde ise vücut pozisyonu, hava akımını kullanma, hız ve mesafe kontrolü ön plana çıkıyor.

İki disiplinde de hata payı sınırlı. Paraşüt formasyonunda sporcuların birbirine çok yakın hareket etmesi, wingsuit uçuşunda ise yüksek hızlarda araziye ve diğer sporculara göre konum belirlenmesi ciddi dikkat gerektiriyor.

Bu nedenle her iki dal da ileri düzey eğitim, planlama ve güvenlik prosedürlerine dayanıyor.

Lake Elsinore'deki dünya şampiyonaları, hava sporlarının yalnızca yükseklikten atlamakla sınırlı olmadığını gösteriyor.

Bir tarafta açılmış paraşütlerle havada kurulan ve saniyeler içinde değişen geometrik şekiller, diğer tarafta kumaş kanatlarla gerçekleştirilen kontrollü uçuşlar var. İkisinin ortak noktası ise gökyüzünde hareket etmenin, cesaretin ötesinde teknik bilgi ve kusursuz zamanlama gerektirmesi.

Kaynaklar: FAI, Red Bull, USPA


TFF resmen açıklad: Montella dönemi sona erdi

İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
TT

TFF resmen açıklad: Montella dönemi sona erdi

İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)
İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, Türkiye Milli Takımı’nın başındaki görevinden alındı (Reuters)

Türkiye Futbol Federasyonu, UEFA Uluslar Ligi’nde alınan üst üste mağlubiyetlerin ardından İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella ile yollarını ayırdı. Son dönemde taraftarların ve yerel medyanın Montella’ya yönelik tepkilerinin artması da ayrılık kararında etkili oldu.

Türkiye Futbol Federasyonu, cuma günü X platformundan yaptığı açıklamada, “Teknik direktörümüzle yola devam etmeme kararı alınmıştır” ifadelerini kullandı.

Eski milli futbolcu Montella, Eylül 2023’te göreve getirilmişti. İtalyan teknik adam, Türkiye’yi Avrupa’nın önde gelen milli takımlarıyla birlikte UEFA Uluslar Ligi’nin en üst seviyesine taşıyarak önemli başarılara imza atmıştı.

Türkiye, 2024 yılında Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselerek tarihinin en önemli başarılarından birine imza atmış.  Çeyrek finalde Hollanda’ya 2-1 mağlup olarak turnuvaya veda etmişti.

Ancak son aylarda sonuçlar kötüleşmeye devam etti. Türkiye, bu yaz ABD’de düzenlenen Dünya Kupası’nda beklentilerin altında bir performans sergileyerek üç maçta yalnızca bir galibiyet alabildi ve grubunu son sırada tamamladı.

Milli takım, son haftalarda UEFA Uluslar Ligi’nde çıktığı tüm maçları kaybetti. Bu karşılaşmalar arasında Fransa ve Belçika’ya karşı alınan mağlubiyetlerin yanı sıra İtalya karşısında yaşanan iki yenilgi de yer aldı. Kendi sahasında oynadığı iki maçı da kaybeden Türkiye, hayal kırıklığı yaratan kampanyada puan alamadı. Takım, bazı karşılaşmalarda rakibine karşılık vermekte zorlanan ve saha içinde uyum sorunu yaşayan bir görüntü ortaya koydu.

Bazı gözlemciler, Hakan Çalhanoğlu (Inter), Arda Güler (Real Madrid) ve Kenan Yıldız’ın (Juventus) önderliğindeki mevcut kadroyu, 2000’li yılların ilk dönemindeki jenerasyondan bu yana Türkiye’nin yetiştirdiği en umut verici nesillerden biri olarak değerlendiriyor.

Montella’nın, takımın UEFA Uluslar Ligi’nin en üst seviyesinde rekabet edebilmesi için aşması gereken engellere ilişkin açıklamaları ise eleştirileri dindirmeye yetmedi. İtalyan teknik adam, İtalya’ya 3-1 kaybedilen ikinci maçın ardından yaptığı açıklamada, “Birlikte mücadele eden bir takımımız var. Birliğimiz mümkün olan en iyi şekilde devam ediyor” demişti.

Türkiye, Uluslar Ligi’ndeki son iki maçında sahasında Belçika’yı ağırlayacak ve ardından Fransa’ya konuk olacak.

Montella, teknik direktörlük kariyerinde İtalya’da Fiorentina, Sampdoria ve Milan’ın yanı sıra İspanya’da Sevilla’yı da çalıştırdı.

İtalyan teknik adam, 2021-2023 yılları arasında iki sezon boyunca Adana Demirspor’un başında görev yaptı ve takımı Süper Lig’de dördüncü sıraya taşıdı. Montella, Alman teknik direktör Stefan Kuntz’un görevden alınmasının ardından Türkiye Milli Takımı’nın başına getirilmişti.


Al Nassr kazandı, Ronaldo 1000 gol hedefine bir adım daha yaklaştı

Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
TT

Al Nassr kazandı, Ronaldo 1000 gol hedefine bir adım daha yaklaştı

Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)
Ronaldo gol sevincini yaşarken (Fotoğraf: Abdülaziz en-Numan)

Cristiano Ronaldo’nun liderliğindeki Al Nassr, millî maç arasının ardından sahalara güçlü bir dönüş yaptı. Suudi Arabistan Pro Ligi’nin sekizinci haftasında Al Diriyah’ı Al-Awwal Park’ta konuk eden Al Nassr, sahadan 3-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı.

Bu sonuçla puanını 19’a yükselten Al Nassr, maç fazlasıyla  lider olan Al Qadsiah ile aynı puana ulaşarak ikinci sıradaki yerini korudu. Al Diriyah ise 11 puanda kalarak dokuzuncu sırada yer aldı.

Al Nassr’ın gollerini 23. dakikada takım kaptanı Cristiano Ronaldo, 35. dakikada Samu Costa ve 77. dakikada Kingsley Coman kaydetti.

Ronaldo, bu golle profesyonel kariyerindeki gol sayısını 980’e çıkardı ve 1000 gol barajına ulaşmasına yalnızca 20 gol kaldı.

Portekizli yıldızın kariyerindeki 980’inci golü, Portekiz Millî Takımı Teknik Direktörü Roberto Martínez ile yaşadığı gerilimin ardından geldi. İkili arasındaki anlaşmazlık, Ronaldo’nun son millî maç arasında millî takım kampından ayrılmasıyla sonuçlanmıştı.

Bu gelişmenin ardından Al Nassr taraftarları, Portekizli yıldızın dönüşünü görkemli bir gösteriyle kutladı. Tribünlerde Ronaldo için dev bir pankart açılırken binlerce taraftar da oyuncunun fotoğraflarını ve özel sloganlarını taşıdı. Ronaldo, karşılaşmanın bitiminde taraftarlarını selamlayarak onların coşkusuna ortak oldu.