Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
TT

Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP

"İyi bir hayatım vardı ama bu yaşta bir meydan okuma gerekti. Beni buna sportif direktör Luis Campos ikna etti..."
Burak Yılmaz, Beşiktaş'tan Lille'e transferinin üçüncü ayında bu sözleri dile getirdiğinde kimse onların Olympique Lyon, Monaco, Marsilya ve son üç sezonun şampiyonu Paris Saint-Germain'i geride bırakarak zafere ulaşacaklarına ihtimal vermiyordu.
Lille'de forma giyen Burak Yılmaz, Yusuf Yazıcı ve Mehmet Zeki Çelik, Paris Saint-Germain, Monaco, Lyon ile kıyasıya mücadele ettiği şampiyonluk yarışını kazanarak isimlerinden söz ettirdiler.
Bu sezon sergiledikleri performansla takımlarının 10 yıllık şampiyonluk hasretine son veren ekibin en önemli parçaları arasında yer alan futbolcular, şampiyonluğu da doyasıya kutladı.
Üç futbolcu arasındaki en özel isim ise hiç şüphesiz Burak Yılmaz oldu.
Temmuz ayında 36. yaşını dolduracak futbolcu, kariyeri boyunca elde ettiği başarılara Ligue şampiyonluğunu da ekleyerek, önemli bir rekora imza atmanın gururunu yaşıyor.

Bu sezon Lille formasıyla 16 gol ve 5 asistlik performans sergileyen Yılmaz, 2007-08 sezonundan sonra Avrupa'nın 5 büyük liginde bu sayıya ulaşan 2'nci isim olarak tarihe geçti.
Kariyeri boyunca birçok farklı kulüpte yer alan ve Türkiye'de "Dört Büyükler" olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'da oynama başarısı gösteren ender isimlerden olan Yılmaz'ın futbol hikayesi ise Antalya'da başladı.
Beşiktaş'ın eski kalecilerinden Fikret Yılmaz ile basketbolcu Belgin Yılmaz'ın oğlu Burak, 15 Temmuz 1985'te Antalya'da doğdu.
Sporcu bir aileden gelmesinin etkisiyle futbolla erken yaşlarda tanışan Burak, okul takımında oynadığı dönemde Antalyaspor yetkilileri tarafından keşfedilerek kırmızı-beyazlı ekibin altyapısına katıldı.
Antalyaspor altyapısında kısa sürede farkını ortaya koyan ve PAF takıma yükselen Burak, yine kırmızı-beyazlı ekiple ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı.

Türkiye A takımındaki ilk maçına 29 Ağustos'ta Karşıyaka ile oynanan TFF 1. Lig maçında çıkan Burak, 62. dakikada rakip, 87. dakikada da kendi kalesine gol attı. 
Antalyaspor formasıyla çıktığı 78 maçta 35 gol atan ve takımının Süper Lig'e yükselmesinde de etkili olan Yılmaz, 2006'da dönemin Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana'nın isteğiyle siyah-beyazlı ekibe transfer oldu.
Bir milyon euro karşılığında geldiği İstanbul temsilcisinde bir buçuk sezon boy gösteren Yılmaz, buradaki ilk sezonunda Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.
2007-08 sezonu ara transfer döneminde Filip Holosko karşılığında Koray Avcı ile birlikte Vestel Manisaspor'a transfer edilen Yılmaz, hedeflerinden vazgeçmeyerek burada da adından söz ettirmeyi başardı.
Manisaspor ile ligin ikinci yarısında 16 maça çıkan Burak Yılmaz, 9 gol ve 1 asistle yeniden İstanbul ekiplerinin radarına girdi.
 
Fenerbahçe'de beklentilerin altında kaldı
Sezon sonunda Luis Aragones yönetimindeki Fenerbahçe'ye transfer olan Burak Yılmaz, Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya geldiği için gururlu olduğunu dile getirerek, şunları kaydetmişti:
"Çok mutluyum. Bana güvenen kimseyi mahcup etmeyeceğim. Fenerbahçe'nin kazanacağı kupalarda benim de emeğim olacağı için çok mutluyum. Forma yarışı içinde tabii ki olacağım... Fenerbahçe'nin büyüklüğü tartışılmaz. İlk önce kendimi burada kanıtlamak ve burada forma giydikten sonra burayı tabii ki Avrupa futbolu için bir basamak olarak kullanmak istiyorum... Artık başka bir Burak var..."
Burak Yılmaz'ın büyük umutlarla başlayan Fenerbahçe serüveni, çok da uzun sürmeyecekti. 
2008-09 sezonunda sarı-lacivertli kulüple ilk maçına 30 Temmuz 2008'de oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci tur ilk maçında MTK Budapeşte karşısında çıkan Yılmaz, sezon boyu sadece 16 maçta süre alabildi.
Fenerbahçe'ye toplamda 2 asistlik katkı sunan Yılmaz'ın yolu bir kez daha İstanbul'dan ayrıldı.
Takip eden sezonda önce Eskişehirspor'a kiralanan Yılmaz, devre arasında Trabzonspor'a Gökhan Ünal+3 milyon 200 bin euro karşılığında bonservisiyle gönderildi.

Şenol Güneş ile hayatı değişti
Beşiktaş ve Fenerbahçe'de istediğini bulamayan Yılmaz, şansını bu kez Şenol Güneş yönetimindeki Trabzonspor'da deneyecekti.
Trabzon Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'ndeki imza töreninde konuşan Burak, bu kez daha temkinli konuşmuştu:
"Trabzonspor'dan yurt dışına gideceğim diye bir şey söylemek istemem. Tek düşüncem Trabzonspor'da başarılı olmak. Trabzonsporlu Burak olmak. Dediğim gibi inşallah 2 buçuk senelik kontratımı bitirir ve uzun yıllar burada oynarım. Tek isteğim Trabzonsporlu Burak olmak..."
2009-10 sezonuna kadar farklı mevkilerde denenen Burak Yılmaz'ın kaderi tam da Trabzonspor'da değişti.
Teknik direktör Şenol Güneş tarafından forvet mevkiine çekilen Yılmaz, bordo-mavili ekipteki ilk maçına ise 15 Şubat 2010'da oynanan Bursaspor maçıyla çıkarken, ilk golünü ise 26 Şubat'taki Antalyaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, Trabzonspor'daki ilk sezonunda 14 maça çıktı, 3 gol üretti. Bu gollerden en trajik olanı ise Bursaspor ile şampiyonluk yarışındaki Fenerbahçe'ye ligin son haftasında oynanan ve şampiyonluğun Anadolu'ya gitmesini sağlayan Kadıköy'deki maçta kaydetti.
 
2010-11'de küllerinden doğdu, 2011-12'de gol kralı oldu
Burak Yılmaz için en önemli sezonlardan biri ise hiç şüphesiz 2010-11 dönemi oldu.
Fenerbahçe ile girişilen şampiyonluk yarışını averajla kaybeden Trabzonspor'da çıktığı 30 Süper Lig maçında 19 gol ve 2 asistlik performans sergileyen Yılmaz, kalitesini ortaya koyarak takımın en önemli isimleri arasında yer aldı.
Şampiyonluğun kaybedilmesinin ardından sonraki sezona daha hırsla hazırlanan Burak Yılmaz, şike iddialarıyla geçen yaz döneminin ardından yeni başlayan 2011-12 sezonuna da golle "merhaba" dedi.
Ligin ilk karşılaşmasında Manisaspor ile karşılaşan Trabzonspor'un tek golünü atan Burak Yılmaz, forma giydiği 30 maçta 32 gol atarak sezonun "gol kralı" unvanını kazandı.

Kariyerinin en başarılı dönemini Galatasaray'da yaşadı
Trabzonspor ile geçen başarılı yıllarından ardından Avrupa kulüplerinin radarına giren Burak Yılmaz, Lokomotiv Moskova'nın sezon başı kampına katılmış ancak bordo-mavili kulüple olan sözleşmesi kullanılarak 5 milyon euro karşılığında Galatasaray'a transfer edilmişti.
Rotasını yeniden İstanbul'a çevrilen ve Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor'un ardından Galatasaray'da da forma giyme şansı yakalayan Burak Yılmaz, Sergen Yalçın'ın kırdığı "Dört Büyükler"de forma giyen tek oyuncu rekoruna ortak olmuştu.
Galatasaray formasıyla ilk maçına Süper Lig'in 2. haftasındaki Beşiktaş maçında giyerken, ilk golünü ise 3. haftada oynanan Bursaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, futbol kariyerinin en önemli başarılarını da yine en çok formasını giydiği Galatasaray'da yaşadı.
3 buçuk sezon Galatasaray'da oynayan Burak Yılmaz, 141 kez giydiği sarı-kırmızılı formayla 82 gol ve 23 asist üreterek kariyerinin en verimli dönemlerinden birini geçirdi.
Burak Yılmaz, 2012-13 ve 2014-15 sezonlarında Süper Lig; 2012-13, 2013-14 ve 2015-16 sezonlarında TFF Süper Kupa; 2013-14, 2014-15 ve 2015-16 sezonlarında ise Türkiye Kupası şampiyonlukları elde etti.
Burak Yılmaz, ayrıca 2012-13 sezonunda Süper Lig'de attığı 24 golle ikinci kez gol kralı unvanını kazandı.

Astronomik bedelle Çin'e gitti
Kariyerinin en parlak dönemlerinden geçen Burak Yılmaz, Galatasaray'da geçirdiği üç buçuk sezonun ardından Çin'in Beijing Guoan ekibinden gelen teklifi geri çevirmeyerek, ilk yurt dışı transferine imza attı.
Süper Lig’de 2015-16 sezonu ikinci yarısının ilk mücadelesi olan Sivasspor karşısında kaçırdığı pozisyonlar nedeniyle taraftarların tepkisini gören Burak Yılmaz, Beijing Guoan'ın bonuslarla birlikte yıllık 8 milyon euroluk teklifini geri çevirmedi.
Galatasaray, Çin ekibinden kazanacağı 8 milyon euro bonservis bedelinin ise yüzde 25'ini sözleşme gereği Trabzonspor ile paylaşacaktı.
Süper Lig'de 2 kez gol krallığı tacını giyen Yılmaz'ın Çin macerası ise yaklaşık 1 buçuk sezon sürdü.
Pekin temsilcisiyle çıktığı 32 maçta 19 gole imza atan Yılmaz, 6 asist yaparak takımına katkı sundu.

2017'de küllerinden doğduğu Trabzonspor'a geri döndü
Tarihler 2 Ağustos 2017'yi gösterdiğinde Burak Yılmaz'ın yeniden Türkiye'ye dönüş yapacağı ve eski kulübü Trabzonspor ile anlaştığı haberleri ajanslarda yer aldı.
Golcü futbolcu, Beijing Guoan ile yollarını ayırmasının ardından bordo-mavililer ile 3 yıllık resmi sözleşme imzaladı.
2017-18 sezonunda Trabzonspor formasıyla 25 maça çıkan Yılmaz, 23 gol ve 4 asistlik performansıyla sezona damga vurdu. 
2018-19 sezonunda yaşadığı sakatlıklar ve sorunlar nedeniyle sahalardan uzak kalan yıldız futbolcu, 7 maçta 5 gol bulabildi. 
Trabzonspor'daki ikinci sezonunda bekleneni veremeyen Burak Yılmaz, ara transfer döneminde bu kez yeniden Beşiktaş'ın yolunu tuttu.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ile Beşiktaş'a transfer olduğunu açıklayan Yılmaz, siyah beyazlı forma için terinin son damlasına kadar mücadele edeceğini söyledi:
"Hayat geriye doğru anlaşılır ama ileri doğru yaşanır. Ben de hayatı ileri doğru yaşamaya çalışırken hayat beni tekrar gönül verdiğim takımımla buluşturdu. İnanıyorum ki bu yeniden buluşmanın ileride bir gün geriye bakıp anlayacağımız güzel ve anlamlı bir sebebi var. Ben şimdiden bu yeniden buluşmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum. Benim yeniden Beşiktaş forması giymemi sağlayan başta Şenol hocama ve bana inanan herkese çok teşekkür ederim. Bana olan güvene layık olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Büyük Beşiktaş taraftarının her bir ferdinin övgüsünü de eleştirisini de saygıyla karşılıyorum. Sadece bilmenizi isterim ki; Beşiktaş formasını giydiğim an itibariyle Beşiktaşlılığın tanımı olan tüm değerlerin ve Beşiktaşlı duruşunun sorumluluğunda olacak ve terimin son damlasına kadar Beşiktaş'ımız için mücadele edeceğim."

Söz konusu dönemde Beşiktaşlı taraftarlar Burak Yılmaz transferini eleştirse de tepkiler yerini zamanla övgüye bıraktı.
Beşiktaş'taki ikinci döneminde gösterdiği performansla takımın galibiyetlerinde başrol oynayan ve siyah-beyazlı camiayı şampiyonluk potasında tutan Yılmaz, forma giydiği 15 maçta 11 gol, 1 asist üreterek taraftarların da gönlünü kazanmayı başardı.
2019-20 sezonuna mutlak şampiyonluk parolasıyla çıkan Beşiktaş'ın en önemli kozları arasında yer alan Burak Yılmaz, siyah-beyazlı ekipteki son sezonunu da etkili performansıyla noktaladı.
Oynadığı 26 maçta attığı 14 gol ve yaptığı 7 asist şampiyonluğu getirmese de Beşiktaşlı taraftarların övgüsünü kazanmaya yetti.

İlk Avrupa deneyimini şampiyonlukla taçlandırdı
Beşiktaş'ta yaşanan ekonomik sorunları gerekçe gösteren ve sözleşme şartları nedeniyle takımına yardımcı olmak isteyen Burak Yılmaz, sezon sonunda alacaklarına karşılık bonservisini alarak Fransa'nın Lille ekibinden gelen transfer teklifini kabul etti.
Türkiye milli futbolcularından Zeki Çelik ve Yusuf Yazıcı'nın ardından Fransız temsilcisindeki üçüncü Türk olan Burak Yılmaz, kalitesini burada da konuşturarak ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu bir kez daha ispat etti.
Sezon boyunca Avrupa basınında manşetlere taşınan ve Lille Belediye Başkanı'nın "Böyle giderse heykelini dikeceğiz" dediği Burak Yılmaz, oynadığı 33 maçta 18 gol ve 5 asist üretti.
Burak Yılmaz, Lille'in Paris Saint-Germain, Olympique Lyon, Monaco ve Marsilya gibi dev kulüpleri geride bırakarak 10 yıllık şampiyonluk hasretine son vermesinde en büyük rolü üstlendi.

EURO 2020 finallerinde Türkiye'nin en büyük silahı
Burak Yılmaz, 3 Temmuz 2001'de U17 seviyesinden başladığı Türk milli takım kariyerinde 54 kez alt yaş, 66 kez de Türkiye A Milli olmak üzere toplam 120 kez ay-yıldızlı formayı giydi.
2006’da Fatih Terim tarafından Azerbaycan ile oynanacak hazırlık maçı öncesi aday kadroya davet edilen Burak Yılmaz, Bakü Tevfik Behramov Stadı’ndaki mücadelenin 70. dakikasında oyuna girerek ilk kez A Milli Futbol Takımı formasını terletti.
Yılmaz, ay-yıldızlı formayla ilk golünü ise 3 Haziran 2011'de Belçika karşısında attı.
Türkiye A Milli Futbol Takımı ile bugüne kadar çıktığı 66 maçta 28 kez fileleri havalandıran deneyimli golcü ayrıca 5 asistlik katkı sundu.
Yılmaz, önümüzdeki ay düzenlenecek EURO 2020 finalleri öncesi Türkiye'nin en önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

Independent Türkçe



Ballon d’Or kazanan en iyi İngiliz futbolcu kim?

Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
TT

Ballon d’Or kazanan en iyi İngiliz futbolcu kim?

Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)
Harry Kane, 2026 yılında dünyanın en iyi futbolcusu seçilerek Altın Top (Ballon d’Or) ödülünü kazandı (AP)

İngiliz futbolu, Ballon d’Or ödülünü kazanan yıldızlar bakımından zengin bir geçmişe sahip değil. Buna rağmen ödüle uzanan beş isim, başarılarıyla hafızalara kazındı.

İngiltere Milli Takımı’nın kaptanı ve en önemli sembollerinden biri olan Harry Kane, Bayern Münih formasıyla geçirdiği olağanüstü sezonun ardından 25 yıl aradan sonra futbolun en prestijli bireysel ödülünü kazanan ilk İngiliz futbolcu oldu. Böylece bu başarıya ulaşan beşinci İngiliz oyuncu olarak tarihe geçti.

Kane’den önce ödülü kazanan son İngiliz futbolcu, 2001 yılında Michael Owen olmuştu. Owen, Kevin Keegan’ın 22 yıl önce üst üste iki kez kazandığı ödülün ardından Ballon d’Or’a uzanan ilk İngiliz yıldızdı.

İngiltere ile Dünya Kupası’nı kazanan Bobby Charlton da 1966 yılında ödülün sahibi olmuştu. Charlton’dan on yıl önce, 1956’da ise Avrupa’da Yılın Futbolcusu adıyla verilen ilk Ballon d’Or ödülünü Stanley Matthews kazanmıştı.

Zaman içinde kapsamı giderek genişleyen ödül, bugün dünya çapında büyük ilgi gören bir organizasyona dönüştü.

BBC’den Alex Bysouth’un haberinde de belirtildiği üzere Ballon d’Or, ilk yıllarında küresel bir nitelik taşımıyordu. Ödül, 1995’e kadar yalnızca Avrupalı futbolculara verilirken 2007’de dünya genelindeki tüm kulüplerde oynayan futbolculara açıldı.

Peki, bu prestijli ödülü kazanan beş İngiliz futbolcudan hangisi gelmiş geçmiş en iyi İngiliz Ballon d’Or sahibi olarak öne çıkıyor?

İşte beş futbolcunun kariyerleri ve başarıları:

1. Kevin Keegan (Hamburg, 1978 ve 1979)

Kevin Keegan, Ballon d’Or’u iki kez kazanan tek İngiliz futbolcu. Keegan, 1977 yılında Liverpool’un Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı ve İngiltere Birinci Ligi şampiyonluğunu kazanmasına 20 golle katkı sağladı. Liverpool o sezon üç kupa kazanma fırsatını yakalamış olsa da İngiltere Federasyon Kupası finalinde Manchester United’a mağlup oldu.

Keegan, aynı yıl Ballon d’Or oylamasını Borussia Mönchengladbach’ın Danimarkalı yıldızı Allan Simonsen’in ardından ikinci sırada tamamladı.

Ödülün açıklanacağı dönemde Keegan, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın son şampiyonu Hamburg’a transfer olmuştu. Alman kulübüne geçişi, kendisi açısından oldukça kazançlı bir anlaşmaydı.

cfvgthy
Kevin Keegan (EPA)

Ancak yeni takımıyla ilk maçları istediği gibi gitmedi. Hamburg, UEFA Süper Kupası’nda Keegan’ın eski takımı Liverpool karşısında ağır bir yenilgi aldı. İngiltere’den Almanya’ya geçiş yapan yıldız futbolcu, Bundesliga’ya da istediği başlangıcı yapamadı. Kış arasındaki bir hazırlık maçında rakibine vurması nedeniyle sekiz hafta men cezası alması, işlerini daha da zorlaştırdı.

Keegan kısa sürede yeni takımına uyum sağladı ancak ilk sezonu olağanüstü geçmedi. Asıl çıkışını bir sonraki sezon yaptı. Hamburg’u kulüp tarihindeki ilk Bundesliga şampiyonluğuna taşıyan Keegan, İngiltere Milli Takımı formasıyla da etkileyici performanslar sergiledi.

Başarısı, Ballon d’Or oylaması açısından da doğru zamana denk geldi. Bir yıl önce ödülü kazanmayı hak ettiği yönündeki düşüncenin seçmenlerin aklında kalmış olması da bunda etkili olmuş olabilir. Keegan, 26 seçmenin 22’sinin oy pusulasında yer aldı ve dokuzunda ilk sıraya yazıldı. Böylece Barcelona’nın Avusturyalı yıldızı Hans Krankl’ı geride bıraktı.

Hücum futboluna dayalı esnek oyun anlayışıyla Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finaline doğru ilerleyen Hamburg’un en önemli isimlerinden biri olan Keegan, 25 Aralık 1979’da açıklanan sonuçlarla üst üste ikinci kez Avrupa’da Yılın Futbolcusu seçildi. Bu kez 26 seçmenden 18’i onu ilk sıraya yerleştirdi.

Keegan, Ballon d’Or’u iki kez kazanan tek Britanyalı futbolcu olmayı sürdürüyor. O döneme kadar bu başarıya yalnızca Johan Cruyff üst üste iki yılda ulaşmıştı. Bu yönüyle Keegan, İngiliz futbol tarihinin en başarılı Ballon d’Or kazananı olarak öne çıkıyor.

2. Bobby Charlton (Manchester United, 1966)

1995’ten önce, ödülün Avrupa dışındaki futbolculara açılmadığı dönemde kazanan isimler hakkında zaman zaman tartışmalar yaşanıyor. Benzer şekilde, 2007’den önce Ballon d’Or’un henüz küresel bir ödüle dönüşmemiş olması da bazı futbolcuların değerlendirme dışında kalmış olabileceği düşüncesini doğuruyor.

Örneğin bazı futbolseverler, 1986 yılında ödülü kazanan Igor Belanov yerine Diego Maradona’nın bu onura layık olduğunu savunabilir.

gthy
Bobby Charlton (AP)

Ancak bundan 20 yıl önce, 1966’da Bobby Charlton’ın ödülü kazanmayı hak ettiğine ilişkin ciddi bir tartışma yoktu. Manchester United’ın yıldız futbolcusu, İngiltere Milli Takımı’nı tarihindeki tek Dünya Kupası şampiyonluğuna taşıyan kadronun en önemli isimlerinden biriydi.

1958’deki Münih uçak kazasından sağ kurtulan Charlton, Manchester United formasıyla yükselişini sürdürdü. Takımıyla 1963’te İngiltere Federasyon Kupası’nı, iki yıl sonra da lig şampiyonluğunu kazandı.

1966 yılına gelindiğinde 28 yaşında olan Charlton, kariyerinin en verimli dönemlerinden birini yaşıyordu. Orta sahada görev yapmasına rağmen Dünya Kupası öncesindeki sezonda İngiltere Birinci Ligi’nde 16 gol kaydetmişti.

Charlton, Manchester United’ın Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı finale yükselmesinde önemli rol oynamakla kalmadı. İngiltere Milli Takımı Teknik Direktörü Alf Ramsey de ülkesinde düzenlenen ilk Dünya Kupası için kurduğu kadronun merkezine onu yerleştirdi.

Finalde Batı Almanya’nın yıldızı Franz Beckenbauer ile karşı karşıya gelen Charlton, uzatmalara giden mücadelede İngiltere’nin 4-2’lik zaferine katkıda bulundu.

1966 Ballon d’Or sıralamasında Benfica’nın Portekizli yıldızı Eusébio ikinci, Bayern Münih forması giyen Beckenbauer ise üçüncü oldu.

3. Harry Kane (Bayern Münih, 2026)

Harry Kane, futbol tarihinin en etkileyici bireysel sezonlarından birini geride bıraktı. Bu performans, bazılarına göre onu listenin daha üst sıralarına taşımayı gerektirebilir. Ancak önünde yer alan futbolcuların da olağanüstü başarılara imza attığı unutulmamalı.

2025-2026 sezonunun başlangıcından bu yaz düzenlenen Dünya Kupası’nın sonuna kadar uzanan ve bu yılki Ballon d’Or değerlendirmesinde esas alınan döneme bakıldığında Kane, Avrupa’nın beş büyük liginde kulüp ve milli takım düzeyinde en fazla gol atan futbolcu oldu. Bu düzeyde bir performans, Lionel Messi’nin 2011-2012 sezonundaki olağanüstü başarısından bu yana görülmemişti.

İngiltere Milli Takımı’nın kaptanı, Bayern Münih formasıyla tüm kulvarlarda çıktığı 51 maçta 61 gol kaydetti. Alman ekibiyle lig ve kupa şampiyonluklarını kazanan Kane, Bundesliga’da 100 gol barajına en hızlı ulaşan futbolcu unvanını da elde etti.

Kane, İngiltere Milli Takımı adına da 12 gol attı. Bu gollerin yarısı, İngiltere’nin Dünya Kupası’nda yarı finale yükseldiği süreçte geldi.

Bazıları, Kane’in her sezon şampiyonluğun en güçlü adayı olarak gösterilen Bayern Münih gibi bir takımda oynamasının başarısını kolaylaştırdığını ileri sürebilir.

Ancak bu görüşe karşı en güçlü yanıt, 33 yaşındaki futbolcunun santrfor pozisyonuna getirdiği yeni yorum. Pas yeteneği ve topu saklama becerisi sayesinde Kane, yalnızca gol atan bir oyuncu olmaktan çıkarak oyunu yönlendirebilen eksiksiz bir hücum futbolcusuna dönüştü.

Leyton Orient ve Millwall’da kiralık olarak forma giydiği ilk yıllardan bu yana büyük gelişim gösteren Kane, İngiltere tarihinin en büyük futbolcularından biri haline geldi.

Tottenham formasıyla Premier Lig’de her sezon etkileyici performanslar sergileyen İngiliz yıldız, golcülüğünün yanına zamanla asist yapma ve takım arkadaşlarına pozisyon hazırlama becerisini de ekledi.

Münih’te, özellikle geçen sezon, performansını bambaşka bir seviyeye taşıdı.

4. Stanley Matthews (Blackpool, 1956)

Sir Stanley Matthews, Ballon d’Or’u kazanan ilk futbolcu olmasının yanı sıra ödülü kazandığı sırada en ileri yaştaki oyuncuydu. O dönemde ödül, 16 ülkeden temsilcilerin oylarıyla belirleniyordu.

Jüri üyelerinden 12’si Blackpool’un kanat oyuncusunu kendi listesine aldı. Bunların altısı Matthews’u ilk sıraya yerleştirdi. Böylece ilk Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Real Madrid ve Stade de Reims formalarıyla karşılaşan Alfredo Di Stéfano ile Raymond Kopa’yı geride bıraktı. Bu sonuç bile Matthews’un futbol dünyasında ne kadar büyük saygı gördüğünü ortaya koyuyordu.

Matthews, ödülü kazandığında 42. yaş gününe yalnızca iki ay kalmıştı. O sezon Blackpool’u İngiltere Birinci Ligi’nde Manchester United’ın ardından ikinciliğe taşıdı.

Bununla birlikte seçmenlerin, Matthews’un üç yıl önce İngiltere Federasyon Kupası finalinde sergilediği performanstan da etkilenmiş olması muhtemel. Blackpool, Bolton Wanderers’ı 4-3 mağlup ederek kupayı kazanmıştı. Matthews’un öne çıkan performansı nedeniyle karşılaşma, futbol tarihine “Matthews Finali” adıyla geçti ve sinemalarda da gösterildi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında dünyaya gelen Matthews, ödülü kazandıktan sonra da dokuz yıl boyunca futbol oynamayı sürdürdü. 50 yaşında futbolu bıraktı. Uzun kariyeri önemli bir başarı olsa da yıllar boyunca sergilediği üstün performansın gölgede bırakılmaması gerekiyor.

Matthews dünya çapında ün kazandı ve döneminin yıldızları tarafından yaratıcılığı ve futbol zekâsı nedeniyle övgüyle anıldı. O yıllarda bir futbolcunun büyüklüğü yalnızca bireysel istatistiklerle ölçülmüyordu. Matthews da gol atmaktan çok pozisyon hazırlayan, takım arkadaşlarını oyuna dahil eden bir futbolcuydu.

Yenilikçi oyun tarzı sayesinde “çalım sihirbazı” olarak anılan Matthews, fiziksel hazırlığına da büyük önem veriyordu. Esneme ve nefes egzersizleri yapıyor, ilave antrenmanlara katılıyor ve oruç tutmayı, alkolden uzak durmayı da içeren sıkı bir beslenme programı uyguluyordu.

5. Michael Owen (Liverpool, 2001)

Michael Owen’ın, Ballon d’Or’u kazandığını öğrendiğinde kendisini arayan Liverpool Teknik Direktörü Gérard Houllier’ye ödülün ne olduğunu bilmediğini söylemesine şaşırmamak gerek. Henüz 22 yaşında olan futbolcu, ödül töreni öncesinde geçmişte bu onuru kazanan isimlerin listesini inceleyerek kendisini hazırlamıştı.

O dönemde hamstring sakatlıkları nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşayan Owen, buna rağmen olağanüstü bir patlayıcı güce ve dinamizme sahipti. Müthiş hızı, üst düzey tekniği ve pozisyonları gole çevirme becerisiyle dikkat çekiyordu.

Henüz ergenlik çağındayken etkili bir golcü olduğunu kanıtlayan Owen, 2001 yılına gelindiğinde dünya futbolunun en çok talep gören genç oyuncularından biri haline gelmişti.

hyju
Michael Owen (EPA)

Ballon d’Or’u kazandığı 2001 yılı, Owen için unutulmaz başarılarla doluydu. Liverpool’un üç kupa kazanmasına katkıda bulunan İngiliz yıldız, önce penaltı atışları sonucunda İngiltere Lig Kupası şampiyonluğu yaşadı.

Ardından İngiltere Federasyon Kupası finalinde Arsenal ile karşılaşan Liverpool, Owen’ın son bölümde attığı iki golle geriden gelerek maçı kazandı ve kupaya uzandı.


Kartal’ın istifasının ardından Kuyt, Fenerbahçe’nin teknik direktörü oldu

Dirk Kuyt (Reuters)
Dirk Kuyt (Reuters)
TT

Kartal’ın istifasının ardından Kuyt, Fenerbahçe’nin teknik direktörü oldu

Dirk Kuyt (Reuters)
Dirk Kuyt (Reuters)

Türkiye Süper Lig ekiplerinden Fenerbahçe, bugün Hollandalı Dirk Kuyt’ın, İsmail Kartal’ın istifasının ardından geçici teknik direktör olarak göreve getirildiğini açıkladı.

Kartal, Fenerbahçe’nin salı günü ezeli rakibi Galatasaray’a 2-1 mağlup olmasının ardından istifasını sunmuştu.

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Liverpool’da 200’den fazla maça çıkan Kuyt, 2012 yılında Fenerbahçe’ye transfer olmuş ve iki yıl sonra kulübün Süper Lig şampiyonluğuna ulaşmasına katkı sağlamıştı.

Hollandalı teknik adam, ülkesinde ve Belçika’da çeşitli takımları çalıştırdı. Kuyt, geçen haziran ayında Kartal’ın teknik ekibinde yardımcı antrenör olarak görev yapmak üzere Fenerbahçe’ye geri döndü.

Kulüpten yapılan açıklamada, “İsmail Kartal’ın istifasının ardından Dirk Kuyt, yeni bir teknik direktörle anlaşma sağlanana kadar takımın teknik sorumluluğunu üstlenmiştir” denildi.

Fenerbahçe, ligde lider Galatasaray’ın 6 puan gerisinde beşinci sırada bulunuyor.


Çin’de Mbappe krizi büyüyor: Özür tartışmaları dindirmedi

Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
TT

Çin’de Mbappe krizi büyüyor: Özür tartışmaları dindirmedi

Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)
Çin’de bir otobüste Fransız futbolcu Kylian Mbappe’nin fotoğrafı yer alıyor. (AFP)

Fransız futbolcu Kylian Mbappe, Mao Zedong hakkındaki sözleri nedeniyle özür dilemesine rağmen bugün (Çarşamba) Çin sosyal medyasında yükselen öfke dalgasını yatıştırmakta zorlandı. Açıklamaları, dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Çin’de birçok ticari anlaşmasını kaybetmesine yol açtı.

1976 yılında hayatını kaybeden Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong hakkında şaka yapılması, ülkede hakaret olarak değerlendiriliyor ve toplumsal açıdan hâlâ tabu kabul ediliyor.

Çinli birçok marka Mbappe ile iş birliğini sonlandırırken, Çin devlet televizyonu da İspanya La Liga maçlarının yayınını durdurdu.

Real Madrid’in yıldızı Mbappe, salı günü yaptığı açıklamada, internette kendisiyle ilgili dolaşan en komik görselin, yüzünün dijital düzenlemeyle başka bir kişinin fotoğrafına yerleştirildiği görüntü olduğunu söylemişti. Mbappe, söz konusu kişi için “Bir adam, sanırım Çinli bir diktatör” ifadesini kullanmıştı. Bu sözlerin Mao Zedong’a gönderme yaptığı değerlendirildi.

Mbappe’nin ilk açıklaması, sıkı denetim altındaki Çin sosyal medya platformlarında yeniden paylaşılmadı ya da paylaşımlardan kaldırıldı. Çin’in resmî medya kuruluşları da Mao’nun adını anmaktan kaçınarak futbolcunun “Çin hakkında uygunsuz açıklamalarda bulunduğunu” belirtmekle yetindi. Buna rağmen Mbappe, bugün (Çarşamba) Çinli kullanıcıların yoğun eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.

Weibo platformundaki kullanıcılardan biri, “Açıklamaları Çin’e ve Çin halkına hakaret niteliğindeydi. Bu nedenle çevrilemez” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, bir milyondan fazla takipçisi bulunan Mbappe’nin Xiaohongshu platformundaki hesabı donduruldu. Böylece futbolcunun yeni takipçiler kazanması engellendi. Weibo’da da benzer bir kısıtlama uygulandı. Platformda, “Bu kullanıcıyı takip etmek, yasaları veya Weibo Topluluk Kuralları’nı ihlal etmesi nedeniyle engellenmiştir” uyarısı yayımlandı.

Çin medyasında yer alan haberlere göre Dior ve Hublot gibi uluslararası markalar da Mbappe ile bağlantılı içerikleri Weibo hesaplarından kaldırdı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  Dior ve Hublot’nun Weibo hesaplarında futbolcunun Çince adını kullanarak yaptığı aramalarda da herhangi bir sonuca ulaşılamadı.

Tepkiler internetle sınırlı kalmadı. AFP’nin Pekin’deki Sanlitun alışveriş bölgesinde bulunan Adidas’ın amiral mağazasında yaptığı incelemede, Real Madrid formalarının satışta olduğu ancak Mbappe’nin adını taşıyan formaların bulunmadığı görüldü.

Buna karşın, futbolcuyla bağlantılı bazı ürünler hâlâ satışta. Resmî olmayan formalar, örgü bereler ve şapkalar, Taobao adlı e-ticaret platformunda bulunabiliyor.

Çin’in resmî medyası daha önce Mbappe’yi “futbol fenomeni” ve “yetenek” olarak nitelendirmişti. Ülkede geniş bir hayran kitlesine sahip olan Fransız futbolcunun fotoğrafları reklam panolarında, elektrolit içeren içeceklerin ambalajlarında ve sosyal medya platformlarında sıkça görülüyor.

Mbappe, Çin’de zaman zaman “Guigui” lakabıyla da anılıyor. “Kaplumbağa” anlamına gelen bu lakap, futbolcunun Ninja Kaplumbağalar filmindeki karakterlerden birine benzetilmesinden kaynaklanıyor.