Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
TT

Futbol serüveni Antalyaspor'da başladı, Fransa'da şampiyonlukla taçlandı

Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP
Burak Yılmaz, şampiyonluk vitrinine Süper Lig, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'nın ardından Ligue 1'i de ekledi / Fotoğraf: AFP

"İyi bir hayatım vardı ama bu yaşta bir meydan okuma gerekti. Beni buna sportif direktör Luis Campos ikna etti..."
Burak Yılmaz, Beşiktaş'tan Lille'e transferinin üçüncü ayında bu sözleri dile getirdiğinde kimse onların Olympique Lyon, Monaco, Marsilya ve son üç sezonun şampiyonu Paris Saint-Germain'i geride bırakarak zafere ulaşacaklarına ihtimal vermiyordu.
Lille'de forma giyen Burak Yılmaz, Yusuf Yazıcı ve Mehmet Zeki Çelik, Paris Saint-Germain, Monaco, Lyon ile kıyasıya mücadele ettiği şampiyonluk yarışını kazanarak isimlerinden söz ettirdiler.
Bu sezon sergiledikleri performansla takımlarının 10 yıllık şampiyonluk hasretine son veren ekibin en önemli parçaları arasında yer alan futbolcular, şampiyonluğu da doyasıya kutladı.
Üç futbolcu arasındaki en özel isim ise hiç şüphesiz Burak Yılmaz oldu.
Temmuz ayında 36. yaşını dolduracak futbolcu, kariyeri boyunca elde ettiği başarılara Ligue şampiyonluğunu da ekleyerek, önemli bir rekora imza atmanın gururunu yaşıyor.

Bu sezon Lille formasıyla 16 gol ve 5 asistlik performans sergileyen Yılmaz, 2007-08 sezonundan sonra Avrupa'nın 5 büyük liginde bu sayıya ulaşan 2'nci isim olarak tarihe geçti.
Kariyeri boyunca birçok farklı kulüpte yer alan ve Türkiye'de "Dört Büyükler" olarak adlandırılan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'da oynama başarısı gösteren ender isimlerden olan Yılmaz'ın futbol hikayesi ise Antalya'da başladı.
Beşiktaş'ın eski kalecilerinden Fikret Yılmaz ile basketbolcu Belgin Yılmaz'ın oğlu Burak, 15 Temmuz 1985'te Antalya'da doğdu.
Sporcu bir aileden gelmesinin etkisiyle futbolla erken yaşlarda tanışan Burak, okul takımında oynadığı dönemde Antalyaspor yetkilileri tarafından keşfedilerek kırmızı-beyazlı ekibin altyapısına katıldı.
Antalyaspor altyapısında kısa sürede farkını ortaya koyan ve PAF takıma yükselen Burak, yine kırmızı-beyazlı ekiple ilk profesyonel sözleşmesini imzaladı.

Türkiye A takımındaki ilk maçına 29 Ağustos'ta Karşıyaka ile oynanan TFF 1. Lig maçında çıkan Burak, 62. dakikada rakip, 87. dakikada da kendi kalesine gol attı. 
Antalyaspor formasıyla çıktığı 78 maçta 35 gol atan ve takımının Süper Lig'e yükselmesinde de etkili olan Yılmaz, 2006'da dönemin Beşiktaş Teknik Direktörü Jean Tigana'nın isteğiyle siyah-beyazlı ekibe transfer oldu.
Bir milyon euro karşılığında geldiği İstanbul temsilcisinde bir buçuk sezon boy gösteren Yılmaz, buradaki ilk sezonunda Türkiye Kupası şampiyonluğu yaşadı.
2007-08 sezonu ara transfer döneminde Filip Holosko karşılığında Koray Avcı ile birlikte Vestel Manisaspor'a transfer edilen Yılmaz, hedeflerinden vazgeçmeyerek burada da adından söz ettirmeyi başardı.
Manisaspor ile ligin ikinci yarısında 16 maça çıkan Burak Yılmaz, 9 gol ve 1 asistle yeniden İstanbul ekiplerinin radarına girdi.
 
Fenerbahçe'de beklentilerin altında kaldı
Sezon sonunda Luis Aragones yönetimindeki Fenerbahçe'ye transfer olan Burak Yılmaz, Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya geldiği için gururlu olduğunu dile getirerek, şunları kaydetmişti:
"Çok mutluyum. Bana güvenen kimseyi mahcup etmeyeceğim. Fenerbahçe'nin kazanacağı kupalarda benim de emeğim olacağı için çok mutluyum. Forma yarışı içinde tabii ki olacağım... Fenerbahçe'nin büyüklüğü tartışılmaz. İlk önce kendimi burada kanıtlamak ve burada forma giydikten sonra burayı tabii ki Avrupa futbolu için bir basamak olarak kullanmak istiyorum... Artık başka bir Burak var..."
Burak Yılmaz'ın büyük umutlarla başlayan Fenerbahçe serüveni, çok da uzun sürmeyecekti. 
2008-09 sezonunda sarı-lacivertli kulüple ilk maçına 30 Temmuz 2008'de oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci tur ilk maçında MTK Budapeşte karşısında çıkan Yılmaz, sezon boyu sadece 16 maçta süre alabildi.
Fenerbahçe'ye toplamda 2 asistlik katkı sunan Yılmaz'ın yolu bir kez daha İstanbul'dan ayrıldı.
Takip eden sezonda önce Eskişehirspor'a kiralanan Yılmaz, devre arasında Trabzonspor'a Gökhan Ünal+3 milyon 200 bin euro karşılığında bonservisiyle gönderildi.

Şenol Güneş ile hayatı değişti
Beşiktaş ve Fenerbahçe'de istediğini bulamayan Yılmaz, şansını bu kez Şenol Güneş yönetimindeki Trabzonspor'da deneyecekti.
Trabzon Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri'ndeki imza töreninde konuşan Burak, bu kez daha temkinli konuşmuştu:
"Trabzonspor'dan yurt dışına gideceğim diye bir şey söylemek istemem. Tek düşüncem Trabzonspor'da başarılı olmak. Trabzonsporlu Burak olmak. Dediğim gibi inşallah 2 buçuk senelik kontratımı bitirir ve uzun yıllar burada oynarım. Tek isteğim Trabzonsporlu Burak olmak..."
2009-10 sezonuna kadar farklı mevkilerde denenen Burak Yılmaz'ın kaderi tam da Trabzonspor'da değişti.
Teknik direktör Şenol Güneş tarafından forvet mevkiine çekilen Yılmaz, bordo-mavili ekipteki ilk maçına ise 15 Şubat 2010'da oynanan Bursaspor maçıyla çıkarken, ilk golünü ise 26 Şubat'taki Antalyaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, Trabzonspor'daki ilk sezonunda 14 maça çıktı, 3 gol üretti. Bu gollerden en trajik olanı ise Bursaspor ile şampiyonluk yarışındaki Fenerbahçe'ye ligin son haftasında oynanan ve şampiyonluğun Anadolu'ya gitmesini sağlayan Kadıköy'deki maçta kaydetti.
 
2010-11'de küllerinden doğdu, 2011-12'de gol kralı oldu
Burak Yılmaz için en önemli sezonlardan biri ise hiç şüphesiz 2010-11 dönemi oldu.
Fenerbahçe ile girişilen şampiyonluk yarışını averajla kaybeden Trabzonspor'da çıktığı 30 Süper Lig maçında 19 gol ve 2 asistlik performans sergileyen Yılmaz, kalitesini ortaya koyarak takımın en önemli isimleri arasında yer aldı.
Şampiyonluğun kaybedilmesinin ardından sonraki sezona daha hırsla hazırlanan Burak Yılmaz, şike iddialarıyla geçen yaz döneminin ardından yeni başlayan 2011-12 sezonuna da golle "merhaba" dedi.
Ligin ilk karşılaşmasında Manisaspor ile karşılaşan Trabzonspor'un tek golünü atan Burak Yılmaz, forma giydiği 30 maçta 32 gol atarak sezonun "gol kralı" unvanını kazandı.

Kariyerinin en başarılı dönemini Galatasaray'da yaşadı
Trabzonspor ile geçen başarılı yıllarından ardından Avrupa kulüplerinin radarına giren Burak Yılmaz, Lokomotiv Moskova'nın sezon başı kampına katılmış ancak bordo-mavili kulüple olan sözleşmesi kullanılarak 5 milyon euro karşılığında Galatasaray'a transfer edilmişti.
Rotasını yeniden İstanbul'a çevrilen ve Beşiktaş, Fenerbahçe, Trabzonspor'un ardından Galatasaray'da da forma giyme şansı yakalayan Burak Yılmaz, Sergen Yalçın'ın kırdığı "Dört Büyükler"de forma giyen tek oyuncu rekoruna ortak olmuştu.
Galatasaray formasıyla ilk maçına Süper Lig'in 2. haftasındaki Beşiktaş maçında giyerken, ilk golünü ise 3. haftada oynanan Bursaspor karşılaşmasında kaydetti.
Burak Yılmaz, futbol kariyerinin en önemli başarılarını da yine en çok formasını giydiği Galatasaray'da yaşadı.
3 buçuk sezon Galatasaray'da oynayan Burak Yılmaz, 141 kez giydiği sarı-kırmızılı formayla 82 gol ve 23 asist üreterek kariyerinin en verimli dönemlerinden birini geçirdi.
Burak Yılmaz, 2012-13 ve 2014-15 sezonlarında Süper Lig; 2012-13, 2013-14 ve 2015-16 sezonlarında TFF Süper Kupa; 2013-14, 2014-15 ve 2015-16 sezonlarında ise Türkiye Kupası şampiyonlukları elde etti.
Burak Yılmaz, ayrıca 2012-13 sezonunda Süper Lig'de attığı 24 golle ikinci kez gol kralı unvanını kazandı.

Astronomik bedelle Çin'e gitti
Kariyerinin en parlak dönemlerinden geçen Burak Yılmaz, Galatasaray'da geçirdiği üç buçuk sezonun ardından Çin'in Beijing Guoan ekibinden gelen teklifi geri çevirmeyerek, ilk yurt dışı transferine imza attı.
Süper Lig’de 2015-16 sezonu ikinci yarısının ilk mücadelesi olan Sivasspor karşısında kaçırdığı pozisyonlar nedeniyle taraftarların tepkisini gören Burak Yılmaz, Beijing Guoan'ın bonuslarla birlikte yıllık 8 milyon euroluk teklifini geri çevirmedi.
Galatasaray, Çin ekibinden kazanacağı 8 milyon euro bonservis bedelinin ise yüzde 25'ini sözleşme gereği Trabzonspor ile paylaşacaktı.
Süper Lig'de 2 kez gol krallığı tacını giyen Yılmaz'ın Çin macerası ise yaklaşık 1 buçuk sezon sürdü.
Pekin temsilcisiyle çıktığı 32 maçta 19 gole imza atan Yılmaz, 6 asist yaparak takımına katkı sundu.

2017'de küllerinden doğduğu Trabzonspor'a geri döndü
Tarihler 2 Ağustos 2017'yi gösterdiğinde Burak Yılmaz'ın yeniden Türkiye'ye dönüş yapacağı ve eski kulübü Trabzonspor ile anlaştığı haberleri ajanslarda yer aldı.
Golcü futbolcu, Beijing Guoan ile yollarını ayırmasının ardından bordo-mavililer ile 3 yıllık resmi sözleşme imzaladı.
2017-18 sezonunda Trabzonspor formasıyla 25 maça çıkan Yılmaz, 23 gol ve 4 asistlik performansıyla sezona damga vurdu. 
2018-19 sezonunda yaşadığı sakatlıklar ve sorunlar nedeniyle sahalardan uzak kalan yıldız futbolcu, 7 maçta 5 gol bulabildi. 
Trabzonspor'daki ikinci sezonunda bekleneni veremeyen Burak Yılmaz, ara transfer döneminde bu kez yeniden Beşiktaş'ın yolunu tuttu.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşım ile Beşiktaş'a transfer olduğunu açıklayan Yılmaz, siyah beyazlı forma için terinin son damlasına kadar mücadele edeceğini söyledi:
"Hayat geriye doğru anlaşılır ama ileri doğru yaşanır. Ben de hayatı ileri doğru yaşamaya çalışırken hayat beni tekrar gönül verdiğim takımımla buluşturdu. İnanıyorum ki bu yeniden buluşmanın ileride bir gün geriye bakıp anlayacağımız güzel ve anlamlı bir sebebi var. Ben şimdiden bu yeniden buluşmanın heyecanını ve gururunu yaşıyorum. Benim yeniden Beşiktaş forması giymemi sağlayan başta Şenol hocama ve bana inanan herkese çok teşekkür ederim. Bana olan güvene layık olmak için elimden gelen her şeyi yapacağım. Büyük Beşiktaş taraftarının her bir ferdinin övgüsünü de eleştirisini de saygıyla karşılıyorum. Sadece bilmenizi isterim ki; Beşiktaş formasını giydiğim an itibariyle Beşiktaşlılığın tanımı olan tüm değerlerin ve Beşiktaşlı duruşunun sorumluluğunda olacak ve terimin son damlasına kadar Beşiktaş'ımız için mücadele edeceğim."

Söz konusu dönemde Beşiktaşlı taraftarlar Burak Yılmaz transferini eleştirse de tepkiler yerini zamanla övgüye bıraktı.
Beşiktaş'taki ikinci döneminde gösterdiği performansla takımın galibiyetlerinde başrol oynayan ve siyah-beyazlı camiayı şampiyonluk potasında tutan Yılmaz, forma giydiği 15 maçta 11 gol, 1 asist üreterek taraftarların da gönlünü kazanmayı başardı.
2019-20 sezonuna mutlak şampiyonluk parolasıyla çıkan Beşiktaş'ın en önemli kozları arasında yer alan Burak Yılmaz, siyah-beyazlı ekipteki son sezonunu da etkili performansıyla noktaladı.
Oynadığı 26 maçta attığı 14 gol ve yaptığı 7 asist şampiyonluğu getirmese de Beşiktaşlı taraftarların övgüsünü kazanmaya yetti.

İlk Avrupa deneyimini şampiyonlukla taçlandırdı
Beşiktaş'ta yaşanan ekonomik sorunları gerekçe gösteren ve sözleşme şartları nedeniyle takımına yardımcı olmak isteyen Burak Yılmaz, sezon sonunda alacaklarına karşılık bonservisini alarak Fransa'nın Lille ekibinden gelen transfer teklifini kabul etti.
Türkiye milli futbolcularından Zeki Çelik ve Yusuf Yazıcı'nın ardından Fransız temsilcisindeki üçüncü Türk olan Burak Yılmaz, kalitesini burada da konuşturarak ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu bir kez daha ispat etti.
Sezon boyunca Avrupa basınında manşetlere taşınan ve Lille Belediye Başkanı'nın "Böyle giderse heykelini dikeceğiz" dediği Burak Yılmaz, oynadığı 33 maçta 18 gol ve 5 asist üretti.
Burak Yılmaz, Lille'in Paris Saint-Germain, Olympique Lyon, Monaco ve Marsilya gibi dev kulüpleri geride bırakarak 10 yıllık şampiyonluk hasretine son vermesinde en büyük rolü üstlendi.

EURO 2020 finallerinde Türkiye'nin en büyük silahı
Burak Yılmaz, 3 Temmuz 2001'de U17 seviyesinden başladığı Türk milli takım kariyerinde 54 kez alt yaş, 66 kez de Türkiye A Milli olmak üzere toplam 120 kez ay-yıldızlı formayı giydi.
2006’da Fatih Terim tarafından Azerbaycan ile oynanacak hazırlık maçı öncesi aday kadroya davet edilen Burak Yılmaz, Bakü Tevfik Behramov Stadı’ndaki mücadelenin 70. dakikasında oyuna girerek ilk kez A Milli Futbol Takımı formasını terletti.
Yılmaz, ay-yıldızlı formayla ilk golünü ise 3 Haziran 2011'de Belçika karşısında attı.
Türkiye A Milli Futbol Takımı ile bugüne kadar çıktığı 66 maçta 28 kez fileleri havalandıran deneyimli golcü ayrıca 5 asistlik katkı sundu.
Yılmaz, önümüzdeki ay düzenlenecek EURO 2020 finalleri öncesi Türkiye'nin en önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

Independent Türkçe



Formula 1, Britanya'daki mabedinde: Silverstone

Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
TT

Formula 1, Britanya'daki mabedinde: Silverstone

Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta 2026 Formula 1 Britanya Grand Prix'sine yakından bakıyoruz. 

Formula 1 takviminde bazı yarışlar sadece puan dağıtır, bazıları da tarihe geçer. Silverstone ise bunların çok ötesinde bir anlam taşır. Çünkü burası sadece bir yarış pisti değil; Formula 1'in doğduğu yer.

Bugün tüm dünyanın ekran başında takip ettiği dünya şampiyonası, 13 Mayıs 1950'de ilk kez burada start aldı. Aradan geçen 76 yılın ardından Silverstone sporun kalbi olmayı sürdürüyor.

Bu hafta sonu yine motor sesleri Northamptonshire semalarını dolduracak. Tribünlerde 565 bini aşması beklenen seyirciyle Formula 1 tarihinin en kalabalık hafta sonlarından biri yaşanabilir.

Ancak Silverstone'u özel yapan yalnızca bu atmosfer değil. Bu pistin her metresinde geçmişten bugüne uzanan ayrı bir hikaye saklı.

Silverstone'un hikayesi yarış pisti olarak başlamadı. II. Dünya Savaşı sırasında burası RAF Silverstone adıyla kullanılan bir hava üssüydü.

Pistin bugünkü ana hatlarını oluşturan bölüm ise o dönemde savaş uçaklarının kullandığı üçgen biçimli pistlerden oluşuyordu.

Savaş sona erdiğinde havaalanı sessizliğe büründü. Kimse birkaç yıl sonra dünyanın en önemli yarış pistlerinden birine dönüşeceğini tahmin etmiyordu.

1947 yılında bir grup yarış tutkunu, kullanılmayan havaalanının pistlerini yarış rotasına dönüştürerek kendi aralarında bir yarış düzenledi. Bu organizasyon, Silverstone tarihindeki ilk motor sporları etkinliği olarak kabul ediliyor.

Yarış sırasında sürücülerden Maurice Geoghegan piste çıkan bir koyuna çarptı. Çarpmanın etkisiyle koyun hayatını kaybederken Geoghegan'ın aracı da ağır hasar aldı. Olayın ardından yarış, tarihe "Mutton Grand Prix" (Koyun Grand Prix'si) adıyla geçti.

Bir yıl sonra Kraliyet Otomobil Kulübü pisti kiralayarak daha profesyonel organizasyonlar düzenlemeye başladı.

1950'de ise Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın ilk yarışı burada gerçekleştirildi. O günden sonra Silverstone yalnızca Britanya'nın değil, tüm motor sporlarının sembollerinden biri haline geldi.

Yıllar içinde pist birçok kez değişti. Güvenlik gerekçesiyle virajlar yeniden tasarlandı, yeni bölümler eklendi, pit alanı taşındı. Ancak Silverstone'un ruhu hiç değişmedi. Hâlâ yüksek hız, cesaret ve kusursuz tempo isteyen bir pist olarak görülüyor.

Pilotların en çok zorlandığı bölüm, peş peşe gelen Copse, Maggots ve Becketts virajları. Formula 1 otomobilleri burada neredeyse nefes almadan sağa-sola yön değiştiriyor.

Sürücüler birkaç saniye boyunca vücutlarını adeta koltuğa yapıştıran yaklaşık 5G'lik bir yanal kuvvete maruz kalıyor ve en küçük hata bile yarışın kaderini değiştirebiliyor.

Silverstone'un bir başka özelliği ise Britanya havası. Sabah güneş altında başlayan bir yarışın birkaç dakika içinde yağmur altında devam etmesi burada kimseyi şaşırtmıyor.

Son iki Britanya Grand Prix'sinde yağmurun stratejileri tamamen değiştirmesi bunun en güncel örneklerinden biri. Bu yüzden Silverstone'da sadece hızlı olmak yetmiyor; doğru anda doğru kararı verebilmek de en az hız kadar önemli.

Bu sezon da rekabetin içinde öne çıkan pek çok başlık var.

Geçen hafta Avusturya’da kazanan George Russell, evindeki mücadeleye kariyerinin belki de en özgüvenli dönemlerinden biriyle geliyor.

Sezon başında genç takım arkadaşı Kimi Antonelli karşısında zorlanan İngiliz pilot, Avusturya'daki zaferle hem moral buldu hem de şampiyonluk yarışında yeniden iddialı olduğunu gösterdi.

İlginç olan ise Russell'ın bugüne kadar Silverstone'da hiç podyuma çıkamamış olması. Kendi taraftarı önünde ilk zaferini kazanmak onun için kariyerindeki en anlamlı başarılardan biri olabilir.

Diğer tarafta ise sezonun en büyük sürprizi Kimi Antonelli var. Henüz 19 yaşındaki İtalyan pilot, Silverstone'a şampiyona lideri olarak geliyor. Avusturya'da sıralama turlarında yaptığı küçük hata pahalıya mal olsa da hız konusunda hâlâ en güçlü isimlerden biri olduğunu kanıtladı.

Üstelik Silverstone'un Antonelli için ayrı bir anlamı var. İlk Formula 2 zaferini burada kazandı ve Mercedes yönetimi de onu Formula 1 koltuğuna layık gördüğüne bu pistte karar verdi. Genç pilot şimdi aynı pistte dünya şampiyonluğu yolunda kritik puanlar toplamaya çalışacak.

Ferrari cephesinde ise daha temkinli bir hava var.

Barselona'da Ferrari kariyerinin ilk zaferini elde eden Lewis Hamilton, bu kez taraftarının önüne çıkacak. Hamilton bu pistte 9 kez zafere ulaşsa da gerçekçi konuşuyor.

Ferrari'nin özellikle düzlük hızında rakiplerinin gerisinde kaldığını ve bu pistte bunun ciddi dezavantaj yaratacağını açıkça dile getiriyor.

Yine de Silverstone denince akla gelen ilk isim hâlâ Hamilton. En çok pole pozisyonu alan ve en çok yarış kazanan pilot unvanını elinde bulunduruyor. 2020'de pistin start-finiş düzlüğüne "Hamilton Straight" adının verilmesi de bunun en büyük göstergesi. Bir pilotun adının Formula 1'in doğduğu pistte yaşatılması, spor tarihinde çok az kişiye nasip olacak bir onur.

McLaren ise yine evinde güçlü destek görecek. Geçen yıl burada kazanan Lando Norris için kurulan 16 bin kişilik "Landostand" tribününde biletler günler öncesinden tükendi.

Norris kendisini hâlâ “sadece yarışmayı seven bir çocuk” diye tanımlıyor ama artık onu destekleyen onbinlerce taraftar var. Britanya'nın Formula 1'e olan sevgisi belki de en net bu görüntüde kendini gösteriyor.

Silverstone aynı zamanda sprint hafta sonuna ev sahipliği yapacak. Yani takımların hata yapma lüksü her zamankinden daha az olacak.

Cuma günü 14.30'daki tek antrenmanın ardından 18.30'da sprint sıralaması başlayacak. Cumartesi 14.00'te sprint yarışı, 18.00'de ana yarışın sıralama turları yapılacak. Kısacası daha ilk günden itibaren tempoyu zirvede göreceğiz.

Formula 1'in bugün geldiği nokta teknoloji, bütçeler ve mühendislik açısından bambaşka bir seviyede olabilir. Ancak Silverstone bize hâlâ bu sporun özünü hatırlatıyor.

Bir zamanlar savaş uçaklarının kalktığı pistte bugün dünyanın en iyi pilotları sınırlarını zorluyor. 1947'de bir koyunun yarışın kahramanı olduğu havaalanı, artık Formula 1'in yüz binlerce taraftarın doldurduğu mabedi haline gelmiş durumda.

Belki bu hafta sonu Russell evindeki ilk zaferini kazanacak. Belki Antonelli şampiyonluk yürüyüşünü sürdürecek. Belki de Hamilton, Ferrari ile taraftarına unutulmaz bir gün yaşatacak.

Kim kazanırsa kazansın değişmeyecek tek gerçek şu: Burası yalnızca bir yarış pisti değil; bu sporun başladığı yer, geçmişiyle bugünü aynı asfalt üzerinde buluşturan yaşayan bir tarih sahnesi.

Kaynaklar: Silverstone, F1


Hiçbir başarı tesadüfen ortaya çıkmaz... Fransa, dünyayı besleyen futbol imparatorluğunu nasıl kurdu?

Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
TT

Hiçbir başarı tesadüfen ortaya çıkmaz... Fransa, dünyayı besleyen futbol imparatorluğunu nasıl kurdu?

Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)

Fransa'nın dünya futbolundaki üstünlüğünü yalnızca tesadüf ya da yetenek bolluğuyla açıklamak mümkün değil. Son yirmi yılı aşkın süredir elde edilen başarılar, oyuncu yetiştirme sisteminin köklü biçimde yeniden yapılandırılmasının ürünü. Bugün Fransa, dünyanın en büyük futbolcu üretim merkezi konumunda bulunuyor.

Uluslararası spor çevrelerinde genel kabul gören görüşe göre Fransa, kapsamlı yapısal reformlar sayesinde dünya futbolunun en önemli oyuncu yetiştirme ve ihraç merkezi haline geldi. Fransız futbol akademileri, özellikle 2026 Dünya Kupası'nda mücadele eden Kuzey Afrika ve Afrika milli takımlarının temel oyuncu kaynağı olarak öne çıkıyor.

dscvdv
Kylian Mbappe, İsveç'e karşı Fransa'nın üçüncü golünü attıktan sonra takım arkadaşlarıyla birlikte kutlama yapıyor (EPA)

Fransa'nın etkisi artık yalnızca "Maviler” ile sınırlı değil. Resmî verilere göre 2026 Dünya Kupası'nda mücadele eden futbolcuların yaklaşık yüzde 8'i Fransa'da doğdu veya temel futbol eğitimini burada aldı. Bu oyuncular daha sonra aile kökenlerinin bulunduğu ülkeleri temsil etmeyi tercih etti; kimi aidiyet duygusuyla, kimi ise uluslararası arenada daha fazla forma şansı bulabilmek için.

1993 travması ve tarihi dönüşüm

Fransız futbolundaki bu büyük yükseliş tesadüfen gerçekleşmedi. Her şey 1993 yılında yaşanan tarihi hayal kırıklığıyla başladı. Fransa, Paris'te Bulgaristan'a son dakikada mağlup olarak 1994 Dünya Kupası'na katılma hakkını kaybetti.

Bu başarısızlığın ardından Fransa Futbol Federasyonu oyuncu yetiştirme sistemini tamamen yeniden yapılandırdı. Clairefontaine başta olmak üzere bölgesel eğitim merkezlerine büyük yatırım yapıldı. Bu insan kaynağı modeli, son yirmi yılda Fransa'yı eşsiz bir futbol ekolüne dönüştürdü.

vfvdev
Cezayirli oyuncular, antrenörleri Petkovic'in tecrübesine güveniyor (AFP)

Son yedi Dünya Kupası'nın dördünde finale yükselen Fransa (1998, 2006, 2018 ve 2022), iki kez dünya şampiyonu oldu. Bu tablo, Fransız modelinin sürdürülebilirliğini ve her nesilde yeni yıldızlar üretme başarısını ortaya koyuyor.

Bu sistemin etkisi Fransa sınırlarını da aştı. Bunun en belirgin örneklerinden biri, kadrosunda Fransız altyapısından yetişmiş 13 futbolcu bulunan Cezayir Milli Takımı.

Cezayir, Fransız futbol okulunun en büyük temsilcisi

2026 Dünya Kupası'nda Fransa'da yetişmiş oyunculara en fazla yer veren milli takım Cezayir oldu.

Takımın kaptanı Riyad Mahrez, Fransa'nın Sarcelles kentinde doğdu ve Le Havre altyapısında yetişti. Ona Lyon altyapısından yetişen Houssem Aouar, Rennes çıkışlı Amine Gouiri ve Angers altyapısından gelen Manchester City'li Rayan Aït-Nouri eşlik ediyor.

fvfdvdv
Senegal, Irak'ı büyük farkla yendi ancak Mısır ile İran arasındaki beraberlikten faydalanarak elemeleri geçti (EPA)

Kalede Fransız futbol kültürüyle yetişen Luca Zidane yer alırken, Malvin Mastil de Troyes altyapısından çıktı.

Savunmada Aïssa Mandi, Jaouen Hadjam ve Paris FC oyuncusu Samir Cherki bulunuyor. Orta sahada Lille altyapısından Nabil Bentaleb ile Toulouse çıkışlı Farès Chaïbi görev yaparken, hücum hattında Anis Hadj Moussa ve Farès Kadjimis yer alıyor.

Toplam 13 Fransız altyapılı oyuncuyla Cezayir, Fransa'nın ardından bu alanda Dünya Kupası'nın en dikkat çeken milli takımı konumunda.

Senegal'in başarısında Fransız imzası

Senegal, 2026 Dünya Kupası kadrosunda Fransa'da doğmuş veya yetişmiş 11 futbolcuyla mücadele ediyor.

Kalede Montpellier doğumlu Édouard Mendy, PSG altyapısından yetişen Mory Diaw ve Troyes çıkışlı Yahia Fofana bulunuyor.

Savunmanın lideri Saint-Dié-des-Vosges doğumlu Kalidou Koulibaly olurken, Moussa Niakhaté, Mamadou Sarr ve Anthony Mendy de Fransız altyapısından yetişen isimler arasında yer alıyor.

dsv
Demokratik Kongo Cumhuriyeti teknik direktörü Sebastien Desabre, su molası sırasında oyuncularına talimatlar veriyor (Reuters).

Orta sahada Le Havre çıkışlı Pape Gueye ile Strasbourg altyapısından Habib Diarra görev yaparken, hücum hattında Rouen doğumlu Iliman Ndiaye ve Paris Saint-Germain altyapısından yetişen genç Ibrahim Mbaye öne çıkıyor.

Bu tablo Senegal'i, Cezayir'in ardından Fransız futbol akademilerinden en fazla oyuncu kazanan ikinci milli takım haline getiriyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin omurgası da Fransa'dan

Fransız teknik direktör Sébastien Desabre yönetimindeki Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 52 yıllık Dünya Kupası hasretine son verirken, kadrosunda Fransa'da yetişmiş 10 oyuncuya yer aldı.

derv
Afrika'nın Arap temsilcileri arasında beklentilerin gerisinde kalan tek takım Tunus oldu. (AP)

Le Havre çıkışlı kaleci Lionel Mpasi'nin yanı sıra Arthur Masuaku, Gédéon Kalulu, Dylan Batubinsika ve Steve Kapuadi savunmanın temel isimleri oldu.

Orta sahada Samuel Moutoussamy, Nathan Mbuku ve Gaël Kakuta görev yaparken, hücumda Yoane Wissa ile Simon Banza takımın en önemli kozları arasında yer alıyor.

Tunus da Fransız altyapısından yararlanıyor

Tunus Milli Takımı'nın 2026 Dünya Kupası kadrosunda Fransa'da doğmuş veya yetişmiş 7 futbolcu bulunuyor.

Savunmada Montassar Talbi, Dylan Bronn ve Yan Valery dikkat çekerken, orta sahada Montpellier altyapısından Ellyes Skhiri ile Monaco çıkışlı Hannibal Mejbri görev yapıyor. Paris Saint-Germain altyapısından yetişen Ismaël Gharbi ve Saint-Étienne çıkışlı Elias Achouri de kadronun önemli unsurları arasında bulunuyor.

sdvde
Fildişi Sahili oyuncuları elemeleri geçtikten sonra kutlama yapıyor (Reuters)

Fildişi Sahili'nin yeni nesli Fransız ekolünden geliyor

Teknik direktör Emerse Faé yönetimindeki Fildişi Sahili, yeni jenerasyonunu büyük ölçüde Fransa'da yetişen oyuncular üzerine kurdu.

xsvdv
Foto Fas Milli Takımı (AFP)

Savunmada Moussa Niakhaté ve Bradley Locko görev yaparken, orta sahada Seko Fofana ile Jérémie Boga takımın oyununu yönlendiriyor.

Hücum hattında ise Lyon doğumlu Edon Zhegrova'nın yanı sıra Jean-Philippe Mateta ve Sébastien Haller takımın skor yükünü taşıyor.

Fas'ın Fransız altyapısından yetişen 6 oyuncusu

Fas Milli Takımı'nın resmi kadrosunda Fransa futbol sisteminden yetişmiş 6 oyuncu bulunuyor.

Savunmada Fulham forması giyen Issa Diop öne çıkarken, orta sahada Roma'nın oyuncusu Neil El Aynaoui ile Lille'in 18 yaşındaki yıldızı Ayyoub Bouaddi dikkat çekiyor.

Strasbourg'dan Samir El Mourabet ve Yassine Jessim ile Fransa'da yetişen genç forvet Amine Sebaï de kadronun önemli isimleri arasında yer alıyor.

sadfergt
Gana'nın İngiltere karşısındaki performansı, küçük takımların stratejilerinin büyük takımlara karşı başarısını gösterdi (AP)

Gana ve Yeşil Burun Adaları'nda da Fransız izi

Gana kadrosunda Fransa'da doğup yetişen sadece iki futbolcu bulunmasına rağmen, Ligue 1 altyapısından geçen birçok isim milli takımın önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

sdferasfeg
Yeşil Burun Adaları milli takımı, Dünya Kupası'nda son 32 turuna yükselerek tarihi bir başarıya imza attı (EPA)

Yeşil Burun Adaları ise Fransa'da yetişmiş Logan Costa ve Steven Moreira'nın yanı sıra Hollanda doğumlu 6 futbolcuyla dikkat çekiyor.

Fransa iki milli takım çıkarabilecek güce ulaştı

2026 Dünya Kupası, Fransa'nın yalnızca güçlü bir ilk 11'e değil, aynı zamanda aynı kaliteye sahip geniş bir oyuncu havuzuna sahip olduğunu da gösteriyor.

sdvfv
Mbappe, Fransa'yı İsveç karşısında zafere taşıdı (AP)

Kylian Mbappé'nin liderliğinde Ousmane Dembélé, Michael Olise ve William Saliba gibi yıldızlara sahip Fransa'nın yedek kulübesinde de Bradley Barcola, Rayan Cherki, Brice Samba, Maxence Lacroix ve Désiré Doué gibi üst düzey oyuncular bulunuyor.

Bu derin kadro sayesinde Fransa, adeta iki üst düzey milli takımla turnuvaya katılmış görüntüsü veriyor ve Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 2026 Dünya Kupası'nın en güçlü şampiyonluk adaylarından biri olarak gösteriliyor.


İsviçre, Cezayir'i 2 golle geçerek son 16'ya yükseldi

İsviçre, Cezayir'i 2-0 mağlup ederek son 16 turuna yükseldi (AP)
İsviçre, Cezayir'i 2-0 mağlup ederek son 16 turuna yükseldi (AP)
TT

İsviçre, Cezayir'i 2 golle geçerek son 16'ya yükseldi

İsviçre, Cezayir'i 2-0 mağlup ederek son 16 turuna yükseldi (AP)
İsviçre, Cezayir'i 2-0 mağlup ederek son 16 turuna yükseldi (AP)

İsviçre, Cuma günü Vancouver'daki BC Place Stadı'nda oynanan FIFA Dünya Kupası son 32 turu maçında Cezayir'i 2-0 mağlup ederek turnuvanın dışına itti. Bu sonuçla Cezayir, Dünya Kupası eleme turlarındaki ilk galibiyetini alma özlemini bir kez daha erteledi.

İsviçre, karşılaşmanın 10. dakikasında Breel Embolo'nun kaydettiği golle öne geçti. İkinci yarının ilk dakikasında ise Dan Ndoye farkı ikiye çıkararak takımının galibiyetini perçinledi.

fetrgbhtr
Cezayir, 2014 Dünya Kupası'ndaki en büyük başarısını grup aşamasını geçerek tekrarlamakla yetindi (Reuters)

Dünya Kupası finallerine 13. kez katılan ve daha önce üç kez çeyrek finale yükselen, son olarak da 1954 yılında bu başarıyı elde eden İsviçre, üst üste ikinci kez son 16 turuna yükseldi. İsviçre, bir sonraki turda cumartesi günü şafak vakti oynanacak Kolombiya-Gana karşılaşmasının galibiyle karşılaşacak.

Dünya Kupası finallerine beşinci kez katılan Cezayir ise 2014'te elde ettiği en büyük başarısını tekrarlayarak grup aşamasını geçmeyi başarsa da, turnuvaya bu kez son 32 turunda veda etti.