Bu kadar konuşmak yeter (2)

Kudüs ve Gazze’den sonra birden fazla yol...

Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesinin girişinde kurulmuş polis kontrol noktasında duran İsrail güvenlik güçleri (AFP)
Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesinin girişinde kurulmuş polis kontrol noktasında duran İsrail güvenlik güçleri (AFP)
TT

Bu kadar konuşmak yeter (2)

Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesinin girişinde kurulmuş polis kontrol noktasında duran İsrail güvenlik güçleri (AFP)
Doğu Kudüs'teki Şeyh Cerrah mahallesinin girişinde kurulmuş polis kontrol noktasında duran İsrail güvenlik güçleri (AFP)

Nebil Fehmi 
Aynı ana başlıkta yayınladığım son yazım, içinde önemli siyasi işaretler taşıyan geniş ve çeşitli yankıların oluşmasına sebep oldu. Yazının benim açımdan öfke ve kızgınlığı yansıttığı konusunda herkes haklıydı. Bazıları, önerilerimin yeteri kadar güçlü olmadığını söyleyerek, İsrail ve müttefiklerinin uluslararası düzeyde boykot edilmesi çağrısında bulundu. Hatta Araplar olarak İsrail’in işlediği suçları durdurmak ve sorumlu tutulmasını sağlamak için net bir tavır göstermeyen uluslararası kurumlara ve sahalara katılmaya son vermeye yönelik çağrıda bulunanlar da vardı. Bu kişilerin kendilerince mazeretleri var ve onların mantığına saygı duyuyorum. Çünkü önce Kudüs’te sonra da Gazze’de işlenen suçlar çok acımasızdı. Şunu bilmek gerekir ki, sunulan önerilerin tekrarlanan ihlallerin ve İsrail’in Kudüs’ü Yahudileştirip Filistinlileri zorla yurtlarından etmeye yönelik sistematik politikalarının ardından, saldırgan tarafı sorumlu tutma yolunda atılmış sadece bir ilk adım olduğunu söylemiştim. İsrail’in bu ihlallerinin kökeni ve sürekliliği New York Times'ın yanı sıra Arap etkisinden tamamen uzak olan kurumlar arasındaki Uluslararası Kriz Grubu (ICC) tarafından da açıklandı.
Hayal kırıklığı yaşayan ve mevcut durumu canlandırmaktan umudunu kesen diğerleri ise Araplardan ve uluslararası toplumdan, özellikle de büyük güçlerden ve ABD'den talep ettiğim önerilerin ve isteklerimin gerçekçi olmadığını ve gerçekleştirilmesinin imkansız olduğunu söylediler. Çünkü bu ülkelerin mevcut uluslararası sistem ve bu sistemin İsrail'in küresel ve uluslararası özel statüsü ile uyumu çerçevesinde etkili bir duruş sergilemeye istekli olmadıklarını veya bunu yapacak güçte olmadıklarını ifade ettiler.
Aslında bu yorumlar karşısında şaşırmadım ya da aralarındaki zıt görüşleri garipsemedim. Bilakis öfke ve hayal kırıklığı duygularını onlarla birlikte paylaşıyorum. Bu öfke Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin ateşkesi sağlamada başarısız olmasıyla daha da arttı. Ancak taleplerimin gerçekçi olmadığını veya abartılı olduğunu düşünenlere katılmıyorum. Çünkü bu talepler uzun süredir uluslararası hukuk ve devletlerin geleneksel tutumlarının çerçevesinde yer alıyor. Bu geleneksel tutum Eski ABD Başkanı Donald Trump’tan önce ABD’de de vardı ve Batı ülkelerinde hala devam etmekte. Zira Batı ülkeleri hala Kudüs’ün işgal altında olduğunu, sivillere saldırılmasının yasak olduğunu ve başkalarının dini değerlerine saygı gösterilmek zorunda olunduğunu söyleyerek orantısız güç kullanımına karşı çıkıyor ve sivil kurumları ve hastaneleri hedef almanın savaş suçu sayıldığını savunuyor. Şahsen, orta güçteki ülkelerin haklarını korumanın tek yolunun hukuktan geçtiğini düşünüyorum. Uluslararası insancıl hukuk ihlalleriyle bir arada yaşamanın bizim ve tüm uluslararası sistem için son derece tehlikeli olduğu konusunda da uyarmak isterim. Ayrıca İsrail'in Filistinlilerin aleyhine yaptığı eylemleri durdurmak için belirleyici ve etkili kararlar alınmasını talep ediyor, hatta bunda ısrar ediyorum. Hayal kırıklığının, harekete geçmemizi engellemesini ya da işgal altındaki bir halka karşı işlenen acımasız suçlar karşısında susmamıza sebep olmasını kabul etmiyorum.
Geniş çaplı bir tahribatın, Gazze'de altmışı çocuk ve otuzdan fazlası kadın olmak üzere 200'den fazla sivilin öldürülmesi ve 13 hastane ve kliniğin yıkılmasından sonra, Gazze sınırında Mısır ve ABD tarafından eş zamanlı olarak gelen çabalara dayalı olarak önemli ve gerekli olan ateşkes yapıldı. Bu övgüye değer bir ilk adım. Ancak zulmün devam etmesi, acıların artması, uluslararası kanunun ihlallerinin devam etmesi, insanlara yönelik taşkınlıkların sürmesi, zalimin hesaba çekilmemesi ve mazlumun çektiği acılara son verilmemesi durumunda ateşkes her ne kadar önemli olsa da uzun vadede kalıcı ve etkili olmayacaktır. Şu anda İsrail’in Batı Şeria’da halkı caydırmak, Mescid-i Aksa konusunda sergiledikleri davranışlardan ötürü hesaba çekmek ve herhangi bir şekilde toplanılması sonucunda güç ile karşı karşıya kalacaklarına dair uyarmak için gözaltı operasyonlarının çapını genişlettiğine dair net işaretler mevcut.
Uluslararası kamuoyunun geniş bir kesiminin, özellikle de Batı ülkelerindeki gençlerin bir kısmının İsrail'in insanlık dışı eylemlerini reddetmesi dikkat çekiciydi. Bu kesimin arasında gerçek ve şimdi ile ilgilenenler, gittikçe büyüyen bir insani duyguya sahip olanlar ve İsrail’in zayıf ve komşuları tarafından tehdit edilen bir ülke olduğuna yönelik çağrılara ikna olmayanlar var.
Bu yüzden insani ihlallerin reddedildiğini göstermek ve Batı Şeria, Kudüs ve Gazze Şeridi'ndeki işgalin altında bile uluslararası vatandaşlık hakları ilkelerini ihlal edenleri sorumlu tutmak için Filistin Yönetimi ve Arap ülkelerinin çeşitli yollardan paralel olarak harekete geçmesini öneriyorum. Bu yollardan birisi insani düzeyde Arap, Filistin, İsrail ve uluslararası sivil toplumla iş birliği yapılması. Bu önerimin aşağıda sıraladığım şeylerle gerçekleştirilmesi gerekiyor:
1-İsrail’in işgalci bir devlet olarak Dördüncü Cenevre Sözleşmesi uyarınca sorumluluklarını yerine getirmesinin sağlanması, vatandaşların zorla göç ettirilmesi, Kudüs’te şahit olduğumuz gibi evlerinin yıkılması, Gazze’deki sivil yerleşim yerlerinin ve kamu hizmetleri veren tesislerin hedef alınması gibi insanlık dışı eylemlere son verilmesi ve bu ihlalleri takip etmesi için üst düzey uluslararası komite veya komiteler kurulması için BM kurumlarının, insan hakları konseylerinin ve uluslararası mahkemelerin harekete geçirilmesi.
2-İsrail'i insanlık dışı ihlallerinden sorumlu tutmak için yasal ve insani kuruluşlarda girişimlerde bulunulması.
3-Washington merkezli Carnegie Enstitüsü tarafından eskiden Güney Afrika'da uygulanan "apartheid" sistemi ile eş tutularak ırkçı uygulamalar olarak tanımlanacak dereceye varan Arap kökenli İsrail vatandaşlarına yönelik çifte standart ve ayrımcılığın gün yüzüne çıkarılması.
4-Filistin halkının kamplarda ya da Batı Şeria'daki evlerinin kasten yıkılması ve İsrail'in son zamanlardaki suç teşkil eden askeri operasyonları sonucunda Gazze Şeridi'nde şahit olunan tahribat yüzünden çektiği sıkıntıların hafifletilmesi için mali destek toplanması. Bu noktada Mısır’ın karşı karşıya olduğu tüm baskılara rağmen ulusal olarak yeniden yapılanma ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için destek vereceğini açıklamasını memnuniyetle karşıladığımı belirtmek isterim.
Bu kahraman halkın haklarını ve çatışmayı çözmeye yönelik kuralları ve temelleri güçlendirmek için Filistin davasında siyasi ve yasal yolu da canlandırmamız gerekiyor. Burada “güçlendirmek” kelimesini bilerek kullanıyorum çünkü İsrail'deki sağcı hareketinin büyümesi, yakın gelecekte iki devletli bir çözüme gidilme ihtimalini neredeyse sıfıra indiriyor. Hatta tek devlet gerçeğini dayatma ve haklar ve kimlik konusundaki çatışmanın sürme ihtimalini artırıyor. Bu yüzden İsrail'in siyasi yapısında değişiklik yapılması veya İsrail'in iki devletli çözüme izin veren bir yaklaşım benimsemesini sağlayacak uluslararası baskıların artmasıyla birlikte daha iyi gelecek koşullar için temelleri ve hakları güçlendirmemiz gerekiyor.
Spesifik ve titiz birkaç yönde ilerlenmesini öneriyorum. Bunlar:
1-BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu tarafından, Doğu Kudüs dahil olmak üzere 5 Haziran 1967'de işgal edilen toprakların işgal edilmiş olduğunu beyan eden kararların çıkarılması.
2-Daha çok ülkeden, Filistinlilerin 1967 yılının Haziran ayında işgal edilen toprakların esas alınmasıyla başkenti Doğu Kudüs olan egemen ve bütün bir devlet kurma hakkını tanıyan açıklamalar gelmesi.
3-Bundan sonra Filistin Yönetiminin, Filistin'in işgal altında bir devlet olarak kabul edilmesiyle uluslararası kuruluşlara katılmak için başvurular yapması...
İşte bir kez daha bu kadar konuşmak yeter.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.

Yeterince konuşuldu!

 


Trump: Maduro tutuklandı ve Venezuela'dan çıkarıldı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro (DPA)
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro (DPA)
TT

Trump: Maduro tutuklandı ve Venezuela'dan çıkarıldı

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro (DPA)
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün yaptığı açıklamada, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin yakalanarak uçakla ülke dışına çıkarıldığını duyurdu.

Trump, Washington'un Venezuela ve liderine karşı başarılı büyük çaplı bir saldırı başlattığını belirtti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da şöyle yazdı: “Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela ve Başkan Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenledi. Maduro, eşi ile birlikte tutuklandı ve ülke dışına çıkarıldı.”

Trump, “Bu operasyon ABD kolluk kuvvetleri ile koordineli olarak gerçekleştirildi. Ayrıntılar daha sonra açıklanacak. Bugün saat 10'da Mar-a-Lago tatil beldesinde bir basın toplantısı düzenlenecek. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz!” ifadelerini kullandı.

Bu gelişme, Venezuela'nın bugün başkent Karakas'ı sarsan patlamaların ardından “çok ciddi askeri saldırıyı” kınamasının ve Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun olağanüstü hal ilan etmesinin ardından geldi.

 Karakas'ta patlamalar ve yüksek seslerin ardından yaşanan elektrik kesintisi sırasında askeri bir bölgenin yakınlarında duman yükseliyor (Reuters)Karakas'ta patlamalar ve yüksek seslerin ardından yaşanan elektrik kesintisi sırasında askeri bir bölgenin yakınlarında duman yükseliyor (Reuters)

Hükümetin yaptığı açıklamada, “Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri'nin Karakas ve Karakas'ı çevreleyen Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerindeki sivil ve askeri bölgelerde Venezuela topraklarına ve halkına karşı başlattığı (...) son derece tehlikeli askeri saldırıyı reddediyor ve kınıyor” denildi.

“Böyle bir saldırı uluslararası barış ve istikrarı tehdit eder (...) ve milyonlarca insanın hayatını ciddi tehlikeye atar” diye ekledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bugün Venezuela'nın başkenti Karakas'ta yerel saatle 14:00 civarında güçlü patlamalar ve uçak gürültüsüne benzeyen sesler duyuldu.


2025 yılında Rusya'nın Ukrayna'da benzeri görülmemiş ilerlemesi

Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
TT

2025 yılında Rusya'nın Ukrayna'da benzeri görülmemiş ilerlemesi

Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)
Kurtarma ekipleri, Rus hava saldırısının vurduğu bir konut binasının enkaz alanında çalışıyor (Reuters)

Rus ordusu 2025'te başlayan işgalden bu yana Ukrayna cephesinde en büyük ilerlemesini kaydetti ve Kiev ile müttefikleri arasında bugün çatışmaya olası bir çözüm bulma amacıyla müzakerelerin yeniden başlaması beklenirken, Rus askeri baskısı güçlü bir şekilde devam ediyor.

Reuters'ın haberine göre Müttefik Avrupa ülkelerinden güvenlik danışmanlarının bugün Kiev'de Ukraynalı yetkililerle görüşmesi planlanıyor; ABD'den bir ekip ise video konferans yoluyla katılacak. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'ye göre, Avrupa Birliği ve NATO temsilcilerinin yanı sıra yaklaşık 15 ülke katılımını teyit etti.

Zelenskiy, aralık ayında Washington'da ABD'li mevkidaşı Donald Trump ile yaklaşık dört yıldır süren savaşı sona erdirme planını görüşmek üzere bir araya geldi, ancak toprak tavizleri gibi hassas konular çözüme kavuşturulamadı. Moskova, Kiev'i Başkan Vladimir Putin'in konutlarından birini insansız hava araçlarıyla hedef almakla suçladıktan sonra "tavrını sertleştirme" niyetini belirtti.

Diplomatik ilerleme beklenirken, Rus güçleri 2025 yılında Ukrayna topraklarının 5 bin 600 kilometrekareden fazlasını ele geçirdi; bu, ABD merkezli iki çatışma araştırma kuruluşu olan Kritik Tehditler Projesi (CTP) ile birlikte çalışan Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) verilerine göre, 2024 ve 2023 yıllarında ele geçirdikleri toplam alandan daha fazla.

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Moskova, aralık ayında kış hava koşulları nedeniyle mart ayından bu yana en düşük aylık ilerleme olan 244 kilometrekarelik bir alanı ele geçirdi, ancak Ukrayna'nın ana savunma hatlarının bulunduğu doğu Donbas bölgesinde saldırılarını hızlandırdı.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Rus ordusu şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 19,4'ünü işgal ediyor ve bunun yüzde 0,94'ü geçen yıl işgal edildi.

Rusya'nın ilerleyişi karşısında Ukrayna yetkilileri cuma günü, Zaporijya (güney) ve Dnipropetrovsk (orta-doğu) bölgelerindeki yaklaşık 40 yerden 3 binden fazla çocuk ve ebeveynlerinin tahliyesini emretti.

Cumhurbaşkanlığında bir asker

Zelenskiy, Yeni Yıl konuşmasında, savaşı sona erdirme anlaşmasının "yüzde 90 oranında hazır" olduğunu vurgulayarak, kalan yüzde 10'luk kısmın "barışın kaderini" belirleyeceğini belirtti.

Ancak, Ukraynalılar ve Ruslar Amerikalılar aracılığıyla iletişim kurdukları için bu anlaşma şu anda doğrudan müzakere edilmiyor. Moskova, bazı temel taleplerinden vazgeçtiği için anlaşmanın son haliyle önerilen versiyonunu onaylaması olası görünmüyor.

Putin, son haftalarda müzakerelerin başarısız olması halinde, Rusya'nın Ukrayna'daki hedeflerine “askeri yollarla” ulaşacağını defalarca dile getirdi ve ordusunun cephede elde ettiği son kazanımları övdü.

Ukrayna'da Zelenskiy, dün ülkenin en önemli pozisyonlarından biri olan ofisinin başına askeri istihbarat şefi Kirilo Budanov'u getirdi.

Yolsuzluk skandalı nedeniyle görevinden ayrılan selefi Andriy Yermak'ın aksine Budanov, Rusya'ya karşı cesur operasyonlarıyla tanınan profesyonel bir askerdir ve Rusya onu “terörist” olarak tanımlamaktadır.

Ukrayna cumhurbaşkanı ayrıca, mevcut savunma bakanı Denis Şmigal’ı, 34 yaşında ve siyasete nispeten yeni giren dijital dönüşüm bakanı Mihaylo Fedorov ile değiştirme niyetini açıkladı.

 Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (AP)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (AP)

Karşılıklı saldırılar

2026 yılının ilk günlerinde Ukrayna ve Rusya bombardıman saldırıları düzenledi.

Rusya Ukrayna ordusunu, perşembe günü Herson bölgesinde (güney) işgal altındaki topraklarda yılbaşı gecesi drone saldırısı düzenleyerek bir kafe ve otelde iki çocuk dahil 28 sivili öldürmekle suçladı.

Kiev ise askeri bir toplantıyı hedef aldığını vurguladı.

Rusya, dün Ukrayna'nın en büyük ikinci şehri olan Harkiv'in merkezini bombaladı. Yerel yetkililere göre, bombardıman sonucunda üç yaşındaki bir çocuk öldü, 19 kişi yaralandı.

Rusya Savunma Bakanlığı suçlamaları reddetti ve Harkiv şehir sınırları içinde “herhangi bir füze saldırısı veya hava saldırısı planlamadığını veya gerçekleştirmediğini” vurguladı.

Zelenskiy'ye göre, bugün Avrupalılarla ve özellikle Amerikalılarla yapılacak görüşmenin amacı, Ukrayna'nın müttefiklerinin sunabileceği "güvenlik garantilerini" ele almaktır. Batılı liderlerle bir zirve de salı günü Fransa'da yapılacak.


Venezuela 'Amerikan saldırganlığını' kınadı... Maduro olağanüstü hal ve seferberlik ilan etti

 Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
TT

Venezuela 'Amerikan saldırganlığını' kınadı... Maduro olağanüstü hal ve seferberlik ilan etti

 Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)
Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)

AFP’nin haberinde göre bugün yerel saatle yaklaşık 02:00'den itibaren Venezuela'nın başkenti Karakas'ta yüksek patlama sesleri ve uçak gürültüsüne benzer sesler duyuldu.

Reuters, CBS News muhabirine atıfta bulunarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela içindeki askeri tesisler de dahil olmak üzere hava saldırısı emri verdiğini bildirdi.

Venezuela ABD'nin 'askeri saldırganlığını' reddetti

Venezuela hükümeti, ABD'nin 'askeri saldırganlığı' olarak nitelendirdiği eylemi reddederek, saldırının amacının Venezuela'nın petrol ve madenlerini ele geçirmek olduğunu belirtti.

Venezüella hükümeti yaptığı açıklamada vatandaşları sokağa çıkmaya çağırdı. Açıklamada şöyle denildi: “Sokağa çıkın, halk! Bolivarcı hükümet, ülkedeki tüm sosyal ve siyasi güçleri harekete geçirme planlarını devreye sokmaya ve bu emperyalist saldırıyı kınamaya çağırıyor.”

Görsel kaldırıldı.Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi olan Tiuna Kalesi'nde yangın çıktı (AFP)

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro'nun “tüm ulusal savunma planlarının devreye sokulmasını emrettiği” ve “dış karışıklık durumu” ilan ettiği de belirtildi.

Maduro hükümeti yaptığı açıklamada, “Venezuela, Amerika Birleşik Devletleri'nin mevcut hükümetinin Venezuela topraklarına ve halkına karşı gerçekleştirdiği son derece ciddi askeri saldırıyı reddediyor ve uluslararası toplum önünde kınıyor” dedi.

Görsel kaldırıldı.Trump ve Maduro (AFP)

Sosyal medyada büyük yangınların ve duman bulutlarının görüntüleri paylaşıldı, ancak başkentin doğu ve güneyinde olduğu düşünülen patlamaların kesin yeri belirlenemedi.

Saat 06:15 GMT itibarıyla patlama sesleri hala duyulabiliyordu.

Görsel kaldırıldı.Venezuela'nın başkenti Karakas'ta patlama sesleri duyan yayalar kaçışıyor (AP)

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre görgü tanıkları, yüksek sesler duyduklarını, uçak gördüklerini ve Venezuela'nın başkenti Karakas'ta en az bir duman sütunu yükseldiğini gördüklerini, ayrıca şehrin güney kesiminde, büyük bir askeri üssün yakınında elektrik kesintisi olduğunu söylediler.

Ayrıca, CBS muhabiri Jennifer Jacobs, X'te yaptığı bir paylaşımda, Trump yönetimi yetkililerinin bu sabah erken saatlerde Venezuela'nın başkenti Karakas üzerinde patlama ve uçakların görüldüğüne dair haberlerden bilgisi olduğunu bildirdi.

Trump, pazartesi günü, ABD'nin Venezuela'da uyuşturucu kaçakçılığına karıştığından şüphelenilen teknelerin kullandığı bir deniz üssünü imha ettiğini ve bunun ABD'nin Venezuela topraklarına yönelik ilk kara saldırısı olduğunu söyledi.

Görsel kaldırıldı.Patlamaların duyulmasının ve uçakların Karakas üzerinde alçak uçuş yapmasının ardından La Carolta havaalanında duman yükseliyor (AP)

Maduro bu haberleri ne yalanladı ne de doğruladı. Perşembe günü bu konuyla ilgili bir soruya yanıt olarak, sadece “Söyleyebileceğim şey, ulusal savunma sisteminin ülkenin güvenliğini ve barışını sağladığı ve sağlamaya devam ettiği (...) Halkımız güvende ve barış içinde yaşıyor” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri, Karayipler'e bir savaş gemisi filosu göndererek, ülkeye uyguladığı petrol yaptırımlarını sıkılaştırarak ve Venezüella ham petrolü taşıyan en az iki gemiyi ele geçirerek Venezuela üzerindeki baskısını artırdı.