AB’ye üye 7 ülke koronavirüs seyahat sertifikası uygulamasına geçti

Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
TT

AB’ye üye 7 ülke koronavirüs seyahat sertifikası uygulamasına geçti

Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)
Danimarka Sağlık Bakanı Magnus Heunicke, Kopenhag Havalimanı’nda korona pasaportunu dair açıklamalarda bulundu. (AFP)

Avrupa Birliği’nin 7 üyesi, önümüzdeki ayın başlarında tüm AB ülkelerinde başlanacak olan koronavirüs seyahat sertifikasını şimdiden uygulamaya koydu.
Ancak bu adım Brüksel'de tartışmalara yol açtı. Birçok ülke yaz sezonunda milyonlarca turist kaybına uğramaktan kaçınmak için “korona pasaportları” adı altında, uygulamanın kendilerine uygun farklı versiyonlarını geliştiriyor. Küresel havacılık endüstrisi tarafından desteklenen birçok ülke, seyahat edenlerin aşı olduklarını kanıtlamak için akıllı telefon uygulamalarını kullanmalarına izin veren sistemler üzerinde çalışmaya başladı. AP’nin haberine göre söz konusu sistem, yolcuların seyahat ettikleri bölgelerde karantina prosedürlerinden kaçınmasına yardımcı olabilir.
Diğer yandan yolcular için elektronik muayene ve aşılamanın doğrulanması için uluslararası bir sistemin bulunmaması hava trafiğinin önüne çeşitli zorluklar çıkarıyor. Mahremiyetin korunması ve aşıların dağıtımındaki eşitsizlik ile ilgili sorular da cevapsız kalıyor.
Sağlık Pasaportu geçtiğimiz yıl dünyanın birçok ülkesine yayılan yeni tip koronavirüs ile ilgili geliştirilen elektronik sağlık uygulamaları ve takip yöntemleri için yeni bir dijital alan niteliğinde.
Bu tarz uygulamaların kullanımı henüz yerel düzeyde. Ancak ekonomiyi yeniden açma girişimlerinde uygulamadan yararlanma konusu hararetli tartışmalara sebep oluyor. Birçok kişi restoranları yeniden açmak, konserler düzenlemek ve çeşitli spor etkinlikleri düzenlemek için uygulamalara güvenme fikrine karşı çıkıyor.
Buna rağmen bu ve benzeri uygulamalar özellikle aşı olmuş ziyaretçilere uluslararası sınırlarını açmaya başlayan Avrupa ülkelerinde, seyahat alanında büyük bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bazı ülkeler, virüse karşı bağışıklığı olan vatandaşlarının yurt dışına seyahat etmesine izin veriyor.
Geçtiğimiz ay AB’nin aşı olmuş yolcuları için üye ülkelere sınırları açma kararı, sağlık pasaportlarına yeni bir acil düzenleme getirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı.

Ulusal planlar
Pasaportun ilk bölümü, kullanıcının fotoğrafı ve elektronik aşı kaydıyla ilgili.
AB 1 Temmuz'da sınır ötesi seyahatlerde kullanılmak üzere kendi dijital aşı sertifikasını piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Yunanistan, Hırvatistan, Polonya ve Almanya gibi ülkeler dün resmi olarak bu uygulamaya geçtiğini duyurdular.
Avrupa Birliği yakın bir zamana ait negatif test sonucu veya koronavirüs geçirdiğine dair kanıt gibi maddelerle, elektronik ya da kağıt sertifika sahibinin sağlık durumunu kontrol ederek güvenli seyahati kolaylaştırmak adına tek bir sistem üzerinde çalışıyor. Yolcular dijital sertifikayı akıllı telefonlarında, havaalanlarında ve tren istasyonlarında kullanabilecekler.
Belçikalı yetkililer, ülkelere giriş kriterlerinin (tanınan aşı türü, iyileşme süresi, geniş yayılım alanlarından gelenlere ihtiyati karantina uygulanması)  AB içindeki hükümetlerin kendi takdirine bırakıldığını duyurdu.
Bu bağlamda Birleşik Krallık geçtiğimiz ay aşı dozlarını tam olarak alan yolcuların yurt dışına seyahat edebilmesi için sağlık durumlarının bildirimine izin vermek ve seyahat kısıtlamalarını hafifletmek için Ulusal Sağlık Hizmeti’ni (NHS) güncelledi.
Ancak Dünya Sağlık Örgütü (WHO) koronavirüs aşısı olmasyı uluslararası seyahat koşulu olarak desteklemiyor. WHO, farklı ülkeler için akıllı aşı sertifikasyon sistemlerinin geliştirilmesiyle ilgili geçici tavsiye ve rehberlik sağlasa da aşıların dünya çapında orantısız bir şekilde dağılımı konusuna dikkat çekiyor.

Seyahat uygulamaları
Yurt dışındaki yolcular, dünya genelinde onaylanmış aşı sertifikalarından herhangi birinin bulunduğu bir akıllı telefon uygulamasına ihtiyaç duyuyor. AB projesi, Avrupa ülkelerinin kendi resmi akıllı telefon cüzdanlarını oluşturmak için kullanabilecekleri açık kaynağa sahip bir teknoloji içeriyor.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) Qantas, Japan Airlines, Emirates Airlines, British Airways ve Virgin Atlantic gibi birçok uluslararası havayolunun katıldığı seyahat sağlık pasaportu uygulamasını kullanıyor. Ayrıca Cathay Pacific, JetBlue, United ve Lufthansa gibi diğer havayolları şirketleri ile daha fazla tercih edilmeye başlanan CommonPass uygulaması da bulunuyor.
Yolcular seyahat ettikleri ülkelerde koronavirüs test sonuçlarının kabul edilip edilmediğini kontrol etmek için bu uygulamaları kullanabiliyor. Travel Pass ve CommonPass uygulamaları yalnızca bu uygulamaları kullanan havayolları tarafından kabul ediliyor.Söz konusu uygulamalar ayrıca diğer havayollarının seyahat uygulamalarıyla birleştirilebiliyor. Böylece yolcular aşı durumunu online check-in sırasında kontrol edebiliyor. Ayrıca bu uygulamaların Avrupa Birliği dijital sertifikaları ile tam bir uyum içerisinde çalışması bekleniyor.
CommonPass uygulaması kullanıcılarının haziran ayı ortasına kadar aşı onay belgelerini ve sertifikalarını girebilecekleri bildirildi.
CommonPass uygulamasının geliştirilmesi aşamasında çalışmalar yürüten, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Common Project'in CEO'su Paul Meyer, pandemi sebebiyle aşı pasaportlarının daha da yaygın hale geleceğini belirterek bu belgenin önümüzdeki dönemlerde uluslararası seyahatin bir şartı olacağını vurguladı.

Yolcuların ihtiyaçları
Aşılarla ilgili seyahat belgesi hazırlayan İngiltere vatandaşı Richard Fogg, AP’ye yaptığı açıklamada “Karantinanın ilk on günü işlerin yürütülmesnde olumsuzluk yaşanacak. Bu duruma bağlı kalmaktan ve etrafından dolaşmaktan başka yol yok” diyerek söz konusu durumun yolcu verilerinin mahremiyetine ilişkin bariz endişelere yol açtığına dikkat çekti.
Cenevre merkezli özel jet komisyonculuğu yapan Luna Gates'in CEO'su Emeric Segaard ise yolcuların  bazı özel kişisel verileri içeren pasaportları varışta teslim ettikleri bilgisini paylaştı.
Segaard açıklamasında, aşı olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek aşı pasaportlarının yolcuların karşı karşıya kaldıkları koronavirüs tehlikesinden kaçınılmasında büyük ölçüde yardımcı olacağını söyledi.

Sahte belgeler sorunu
Dünya genelinde dolandırıcılar tarafından ticareti yapılan koronavirüs ile ilgili sahte kağıt belgeler salgın döneminde büyük sorun haline geldi. Bununla birlikte sağlık sertifikalarının geliştiricileri, bu tarz belgelerin dijital kopyalarının üçüncü şahıslar tarafından çoğaltılmasını veya taklit edilmesini zorlaştıran korumalara sahip olduğunu savunuyor.
IATA’dan yapılan açıklamada uygulamada test sonuçlarının veya aşılamanın doğrulanmadığını, bunun yerine başvuru yapan kişilerin kimliklerinde test veya aşı olan yolculara bu bilgileri güvenli bir şekilde göndermek için onaylanmış bir laboratuvar yöntemi olarak hizmet ettiğini bildirdi. Uygulama yolcunun yüzünü kamera ile taradıktan sonra pasaportta yer alan biyometrik verilerle detayları eşleştiriyor. Başka bir kişinin aynı kimliği kullanmasını engellemek amacıyla yapılan başka kontroller de mevcut.

Güvenlik ve gizlilik
Kişisel verilerin gizliliğinin ihlal edilme endişesi göz önüne alındığında sağlık pasaportları oldukça fazla tartışmaya neden oluyor.
Uygulamayı geliştirenler, telefonlarda mümkün olan en az miktarda kişisel verinin tutulduğunu ve sadece bilgilerin güvenli bir şekilde değiş tokuş edilmesini sağlayan şifreleme anahtarlarının aktarıldığını vurguladı.
Elektronik aşı kartı teknolojileri alanında çalışmalar yürüten kişisel kimlik doğrulama şirketi Onfido'nun Baş Ürün Sorumlusu Kevin Trelly konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yalnızca onaya bağlı yapılan akreditasyon sunumundaki mahremiyet risklerinden korkulmaması gerektiğini söyledi.



Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
TT

Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la savaşa ilişkin yeni bir denklem çizerek “Bu savaşın sona ermesi, Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesine bağlı değil” dedi. Ancak Trump, boğazın deniz trafiğine yeniden açılmasını talep etmeye devam etti ve bölgenin petrolüne en fazla bağımlı olan ülkelerden bu görevde daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istedi. Bu tutum, ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon) boğazdaki seçeneklerini açık tutarken, ABD ve İsrail, İran'daki askeri ve hayati altyapıya yönelik saldırılarını genişleterek sürdürdü.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin Hürmüz Boğazında harekete geçmek için çeşitli seçeneklere sahip olduğunu, ancak nihai kararın Başkan Trump'a ait olduğunu belirterek, kara kuvvetlerinin kullanılması seçeneğini dışlamadığını söyledi. Genelkurmay Başkanı General Dan Keen ise, ABD’nin askeri operasyonlarının İran'ın deniz varlıklarına ve mayın döşeme yeteneklerine, ayrıca askeri üretim ve nükleer araştırma tesislerine odaklandığını açıkladı.

ABD'li bir yetkili, ülkesinin İran’ın İsfahan şehrindeki büyük bir mühimmat deposunu yaklaşık 1 tonluk zırh delici bombalarla vurduğunu söylerken, İran basını saldırının Keşm Adası'ndaki bir deniz suyu arıtma tesisini devre dışı bıraktığını bildirdi. Diğer taraftan İsrail ordusu, İran'daki silah üretim tesislerine ve hava savunma sistemlerine yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı.

Öte yandan Tahran, siyasi ve askeri tepkisini daha da katılaştırdı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD merkezli şirketlere tehditler savururken, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi altyapı tesislerinin hedef alınacağı uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise İran’ın savaşı sona erdirmek istediğini, ancak saldırının tekrarlanmamasını garanti edecek teminatlar talep ettiğini belirtti.


Kırım'da bir Rus askeri nakliye uçağı düştü: 29 ölü

Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
TT

Kırım'da bir Rus askeri nakliye uçağı düştü: 29 ölü

Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)

Rusya merkezli haber ajansları, Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamada, Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağının Kırım Yarımadası'nda düştüğünü ve uçaktaki 29 kişinin hayatını kaybettiğinin bildirildiğini belirtti.

Basında yer alan haberlere göre kurtarma ekibi uçağın enkazını bulurken uçaktaki 23 yolcu ile 6 mürettebatın hayatını kaybettiği belirlendi. Kazanın teknik bir arızadan kaynaklandığı düşünülüyor. Aynı haberlere göre uçak enkazında herhangi bir dış etki izine rastlanmazken bu aşamada kazanın muhtemel nedeninin teknik bir arıza olduğu belirtildi. Şarku'l Avsat'ın TASS Haber Ajansı'ndan aktardığına göre düşmeden önce iletişimi kesilen Antonov An-26 uçağı kayalık bir yamaca çarparak düştü.

Bir diğer Rus haber ajansı RIA Novosti ise ilk değerlendirmeye dayanarak, kazanın nedeninin teknik arıza olduğunun düşünüldüğünü bildirdi. Rusya Savunma Bakanlığı, mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Rubio: İran'a karşı savaşın "son noktasına" geldiğimizi görüyoruz, NATO ile ilişkilerimizi yeniden değerlendireceğiz

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
TT

Rubio: İran'a karşı savaşın "son noktasına" geldiğimizi görüyoruz, NATO ile ilişkilerimizi yeniden değerlendireceğiz

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, beşinci haftasına giren İran'la savaşta Washington'ın "son çizgiyi" gördüğünü ve çatışma sona erdikten sonra ABD'nin NATO ile ilişkisini yeniden değerlendireceğini söyledi.

Rubio Fox News'e dün verdiği demeçte, "Son çizgiyi görüyoruz," dedi. "Bugün değil, yarın değil ama yaklaşıyor."

Savaş, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başladı. Tahran ise İsrail'e ve ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyerek karşılık verdi. İran'a yönelik ABD-İsrail ortak saldırıları ve Lübnan'daki İsrail saldırıları binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Savaş ayrıca petrol fiyatlarının yükselmesine ve küresel piyasaların sarsılmasına neden oldu.

Rubio, İran ile ABD arasında yazışmalar yapıldığını ve iki taraf arasında bir ara “yüz yüze görüşme” yapılabileceğini belirtti. Rubio, “Mesajlar gönderiliyor, görüşmeler sürüyor. Bir ara yüz yüze görüşme yapılması ihtimali var” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri operasyonlarını iki ila üç hafta içinde sona erdirebileceğini söyledi. Savaş için İran hükümetini devirmekten askeri ve bölgesel etkisini zayıflatmaya kadar değişen farklı zaman çizelgeleri ve hedefler ortaya koydu.

Rubio, İran'la bir savaş sonrasında Washington'ın NATO ile ilişkisini yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağını belirtti. "Sonuçta bu, başkanın vereceği bir karar," dedi. Askeri üslerin kullanımına değinerek şöyle konuştu: "Ancak ne yazık ki, uzun zamandır bu ülkeye iyi hizmet etmiş olan bu ittifakın hala aynı amaca hizmet edip etmediğini veya artık tek yönlü bir yol haline gelip gelmediğini yeniden değerlendirmek zorunda kalacağımızı düşünüyorum; burada Amerika Birleşik Devletleri'nin görevi Avrupa'yı savunmakla sınırlı kalırken, müttefiklerimizin yardımına ihtiyaç duyduğumuzda, üslerini kullanma hakkımızı reddediyorlar ve toprakları üzerinde uçmamızı engelliyorlar."

Avrupa liderleri İran'ı hedef alan saldırı operasyonlarına katılmayı reddetti.

Rubio, ABD senatörü olduğu dönemde "NATO'nun en ateşli savunucularından biri" olduğunu, çünkü "NATO'ya büyük değer verdiğini" belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Rubio'nun açıklamaları, Avrupa ülkelerinin ABD ordusunun kendi topraklarındaki askeri üsleri kullanmasına kısıtlamalar getirmesinin ardından geldi.