Putin, Rusya'da muhalefeti sistem dışına itiyor

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri, Aleksey Navalny’nin Batı için bir ihtiyaç olduğunu söyledi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Putin, Rusya'da muhalefeti sistem dışına itiyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Devlet Duması'nda 3 ana parti tarafından temsil edilen parlamenter muhalefet ile seçimlerde gerekli oyu alamayarak meclise giremeyen siyasi hareket ve partilere atıfta bulunarak, Rusya'daki "sistem içi" ve "sistem dışı" muhalefet konusuna bir kez daha değindi.
Görünüşe göre, muhalefetin maruz kaldığı takibat, faaliyetlerine yönelik kısıtlamalar, önemli sembollerinin tutuklanmasıyla ilgili olarak Kremlin'e yöneltilen suçlamalara yanıt olarak Putin, siyasi muhalefet temsilcilerinin, yasalara uydukları sürece faaliyetlerini alenen ve yetkililer tarafından herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan yürüttüklerini ifade etti.
Putin, periyodik St. Petersburg Ekonomi Forumu’na katılımı sırasında yaptığı bu açıklamalarla yetinmedi, Kremlin kaynakları, aşırılık yanlısı örgütlerin faaliyetlerine karışan herhangi bir kişinin, hangi düzeyde olursa olsun tüm seçimlerde aday olmasını yasaklayan bir yasayı imzaladığını duyurdu.
4 Haziran itibarıyla yürürlüğe giren yasada şu ifadeler yer alıyor: “Terör ve aşırılık yanlısı örgütlerin liderlerine ve kurucularına yönelik aday olma yasağı, bu örgütleri yasaklayan ya da fesheden yargı kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle  devam edecektir. Diğer örgüt üyeleri ve örgüt faaliyetlerine katılanlara gelince, 3 yıl süreyle seçimlerde aday olmaları yasaktır. Bu kısıtlamalar, örgütün yargı kararıyla aşırılıkçı olarak sınıflandırılmasından önceki 3 yıl boyunca örgüt ve şubelerinde liderlik pozisyonlarında görev alan kişiler ile karardan 1 yıl önce örgütün faaliyet ve çalışmalarına katılan örgüt üyeleri için geçerlidir”.
Yasa metninde, kararın kapsadığı alanlara da açıklık getiriliyor; örgüt veya gerçekleştirdiği herhangi bir etkinliğine destek addedilecek herhangi bir veriyi yaymak, örgüt veya herhangi bir faaliyetinin finansmanına katılmak, maddi, organizasyonel, metodolojik ve danışmanlık yardımı sağlamak.
Aleksey Navalni’nin başkanı olduğu ve yabancı ajan olarak sınıflandırılan, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan "Yolsuzlukla Mücadele Fonu" kaynakları, aşırılık yanlısı örgütlerle ilgili çıkarılan yasaya tabi tutulma korkusuyla merkez ofisini kapattığını ve faaliyet ağını feshettiğini açıklamıştı. Fonun yönetiminden sorumlu Leonid Volkov, "Navalni ofisleri ağını mevcut haliyle sürdürmek imkansız. Faaliyetlerini sürdürmesi onu aşırılık yasasına tabi kılacak ve çalışanlarını, yardımcılarını ve onlarla iş birliği yapanları cezai yaptırımlara maruz bırakacak” diye konuştu.
Muhalefet grupları, Rus makamlarının sosyal medya sitelerinde, kuruluşların üyelerinin yazışma ve faaliyetlerine uyguladığı açıklanmamış sansürü reddediyorlar.
Batı’nın Navalny’ye ihtiyacı
Aynı bağlamda, TASS haber ajansı, Rus Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev’in "Rusya'yı istikrarsızlaştırmak için Batı'nın muhalif eylemci Aleksey Navalni'ye ihtiyacı var" dediğini aktardı. Patruşev, haftalık "Argumenti i Faktı" gazetesine verdiği röportajında, "Rusya'daki durumu istikrarsızlaştırmak ve toplumsal huzursuzluğa, grevlere ve yeni meydanlara neden olmak için" Batı'nın bu "aktiviste" ihtiyacı olduğunu açıkladı.
Patruşev; “Bahsettiğimiz şeylerin gerçekleşmesi, pratikte bağımsızlığını kaybeden Ukrayna'nın başına gelenlerin bizim de başımıza gelmesine yol açabilir” diye de ekledi.
Bazı Ukraynalı politikacıların Moskova Navalni'yi serbest bırakana kadar Rusya ile ilişkileri kesmenin gerekliliğine ilişkin açıklamalarına Patruşev; “Şu anda Ukrayna'yı yönetenler, bu açıklamaları kendi halklarının çıkarları pahasına ve yurtdışında kendilerine çizilen yola uygun olarak yaptılar ve bu bizim için şaşırtıcı değil” yorumunu yaptı ve sözlerini şöyle sürdürdü; “Navalni sık sık Rus yasalarını açıkça ihlal etti, büyük çaplı dolandırıcılık eylemlerine katıldı ve yasalar gereği bunların sorumluluklarını üstlenmesi gerekiyor”.
Prosedürlerin abartılması
Putin ve ekip üyelerinin söyledikleri makul ve bir dizi eski Sovyet uydusu ülkede yaşananları tekrar etme girişimlerini önleme arzusu perspektifinden bakıldığında anlaşılabilir. Ancak yine de Moskova'nın aldığı kararlar pek çok açıdan abartılı görünüyor. Bu konuda gösterdiği tüm bu çabalara gerek olmadığını söyleyenler de var.
Rusya'da gördüklerimiz ve tanık olduklarımız, bazı yönlerden akıl ve mantığın sınırlarını aşan bu yasalar, kararlar ve prosedürler cephaneliğini hak etmediğini gösteriyor. Bilhassa şimdi bunlarla silahlanan ve en temel insan haklarından olan mesleki haklarının peşini bırakmayan herkese karşı kullanan bir dizi idari kurumun suistimalleri ışığında. Bu meslek sahipleri arasında, Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından akredite edilmiş, görüş ve pozisyon sahibi çok sayıda yabancı gazeteci de var.
Rusya'daki muhalefeti “sistem içi” ve “sistem dışı” olarak ikiye ayırmaya gelince, bu mevcut gerçeğin ötesine geçebilecek bir ifade. Zira "sistem içi" olarak tanımlanan muhalefet (Rusya Federasyonu Komünist Partisi, Liberal Demokrat Parti ve Rusya Adalet Partisi), yakın zamana kadar “uysal muhalefet” olarak adlandırılıyordu. Putin, iktidar partisinin tahakkümüne karşı "abartılı” ve “sınırı aşan” muhalefeti törpülemeyi ve sınırlamayı başardı. Keza Kremlin ve devlet başkanı olarak şahsını desteklemek için çeşitli isimler altında kurduğu örgütleri, kuruluşları, cepheleri, sendikaları, gençlik ve öğrenci birliklerini dayatmayı da. Siyasi olayların yüzeyinde kalmaya devam eden başka partiler varsa da, bunlar "sayı" ve "kapasite" olarak az ve gerçek bir ağırlık veya önemli rolleri olmayan partiler.
Sistem dışı muhalefete gelince, Batı çevrelerinde tanınan ve “Rusya'daki siyasi muhalefetin en büyük sembolü” olarak anılan Navalni'nin, gerçekte siyasi düzeyde herhangi bir "kayda değer bir güce” karşılık gelmediğini belirtmek yeterli. Buna tarihini kirleten “yasal ihlalleri” de ekleniyor. Bazen ortaya çıkardığı yürütme ve yasama erki üyeleri arasındaki yolsuzluk vakaları nedeniyle mevcut aşamada dış ve iç güçlerin amaçlarına ulaşmaları için kendisine ihtiyaç duyulsa da, kamuoyu bu tür haberlere özel taraflardan önce ulaşabilir hale geldi.
ABD yönetiminin daha önce deklare ettiği hedefi, eski Sovyet yörüngesindeki birçok ülkede hayata geçirdiği renkli devrimler ve darbelerin benzerlerini uygulamak için Rusya'nın iç işlerine müdahale etmeye devam ettiğini gösteren kanıtlar ve deliller var. Ancak, Rus makamları ve güvenlik servisleri tarafından alınan proaktif kararlar ve önlemler, bu Batılı girişimleri sınırlamak için yeterli olmaya devam ediyor. Keza muhalefet gruplarının, Aralık 2011'de Moskova'nın Kremlin yakınlarındaki “Bolotnaya Meydanı”nda tanık olunan ve yaklaşık 200 bin göstericinin katıldığı büyük çaplı protesto ve gösteriler düzenleme konusundaki sınırlı kapasitelerini azaltmak için de.
Rus kaynakları, muhalefet parti ve hareketlerinin protesto organize etme kapasitelerinin çok sınırlı kaldığını doğruluyor. Buna ek olarak, “sistematik olmayan” muhalefetin temsilcileri federal parlamentolara girmelerini sağlayacak kadar oy kazanamıyorlar ve sadece az sayıda yerel parlamentoda “önemli” sayıda sandalye kazanabildiler. Geçen yılın kışında, vali Sergey Furgal’ın tutuklanmasını protesto etmek için Habarovsk eyaletinin büyük şehirlerinin sokak ve meydanlarında periyodik olarak ve aylarca toplanan Habarovsklu kitleler, federal makamları rahatsız etse de istediği sonuca ulaşamadı ve valinin serbest bırakılması taleplerine kimse yanıt vermedi. Sergey Furgal, yolsuzluk suçlamaları ve fiziki olarak tasfiye eylemlerine dahil olma gerekçeleriyle tutuklanmıştı. Kendisine yöneltilen bu ithamlarla ilgili soruşturmalar devam ediyor. Furgal ayrıca, daha önce sistematik muhalefet partilerinden birinden, Liberal Demokrat Parti’den aday olarak Devlet Duma üyeliğini kazanmıştı. “Jirinovski’nin Partisi” adıyla da bilinen Liberal Demokrat Parti, önemli geçmişi ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra 1990'ların başında kurulmasından bu yana Devlet Duması'nda daimi olarak temsil edilmesiyle tanınıyor.
Bütün bunlara rağmen, kanıtlar muhalif grupların yaklaşmakta olan parlamento seçimlerine hazırlık çerçevesinde bir dizi faaliyet yürütmek üzere saflarını düzenleme yolunda olduklarını gösteriyor. Muhalefet saflarındaki bu hareketlenme, Devlet Duma'sında sandalye kazanmak için gerekli yeter sayıyı elde edebilecekleri yeni ittifaklar altında toplanmaya dönük daha önce aldıkları kararlar ışığında yaşanıyor. Muhalif grupların çoğu ve sempatizanları için nefes alabildikleri tek alan olmaya devam eden sosyal paylaşım sitelerine katılımlarının artması da bekleniyor. Sosyal medya ayrıca ana bilgi kaynağı haline geldi ve bazı platformlarında, Rus makamlarının çoğu devlete ait olan federal televizyon kanallarında yayınladığı açıklamaları ve haberleri çürütülüp, aksi ispat ediliyor. 



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe