Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
TT

Geleceğin en büyük gücü olan kişisel verilerinizi nasıl korumalısınız?

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay
"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın" / Fotoğraf: PixaBay

Avrupa Birliği’nde 25 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe giren Genel Veri Koruma Tüzüğü (GVKT), kişisel verilerin Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımını amaçlayan bir veri koruma mevzuatı. Tüzük olması gerekçesiyle tüm Avrupa Birliği üye devletlerinde eş zamanlı olarak yürürlüğe girdi.
Türkiye’de 2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), 1995 tarihli Avrupa Birliği Direktifi esas alınarak hazırlandı. Bu direktif Avrupa Birliği’nde GVKT’den önce mevcut olan mevzuattı. Daha sonra gelişen teknolojiler ve bireylerin kişisel verileri üzerinde kontrol sağlaması gerekçeleriyle genişletilerek GVKT kabul edildi. KVKK 33 madde iken GVKT 99 madde. Yükümlülükler ve kapsam açısından da KVKK daha az kapsamlı ve daha az yükümlülük öngören bir mevzuat.
Uluslararası veri gizliliği, teknoloji, ticaret ve fikri mülkiyet hukuku alanlarında Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann, bu konularda Amerika’daki çeşitli üniversitelerde dersler veriyor. Baker McKenzie San Francisco ve Palo Alto’da 1998 yılından bu yana uluslararası şirketlere mevzuata uyum konusunda danışmanlık yapan Determann’ın, yazdığı Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu uluslararası şirketlerin veri koruma mevzuatına uyumu konusunda pratik bir rehber.
Independent Türkçe'den Esra Öz'ün haberine göre, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra avukat olarak çalışan ve Türkiye’deki şirketlere veri koruma mevzuatı başta olmak üzere birçok mevzuata uyum alanında danışmanlık veren Hilal Temel, sonrasında Fulbright bursuyla Stanford Hukuk Fakültesi’nde Hukuk, Bilim ve Teknoloji üzerine yüksek lisans yaparak Kaliforniya barosuna girdi. Şu anda Dublin, İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Temel, Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nu Türkiye’de yayınladı.
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu .png
Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu
Dijital platformlarda bilgileriniz güvenli mi yoksa tehlike altında mısınız? Bu alanda dünyadaki gelişmeler neler? Bir kullanıcı olarak verilerinizin işlenmesine ilişkin ne gibi haklara sahipsiniz? Yeni bir uygulama indirdiğinizde nelere dikkat etmelisiniz? Özellikle Türkiye’deki kullanıcıların hakları konusunda bilmeleri gerekenler neler?  Tüm bu soruların yanıtlarını kişisel verilerin korunması alanında çalışan Almanya ve Amerika’da avukatlık yapan Lothar Determann ve İrlanda’da veri koruma avukatı olarak çalışan Hilal Temel’e sorduk.

"Ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları gerekiyor"
Dünyadaki birçok ülkede geçtiğimiz yıllarda kişisel verilerin korunmasını düzenleyen kanunların kabul edilmesine ilişkin olarak Lothar Determann şunları söylüyor:
"Şirketler dünyanın her yerinde veri koruma yasalarının artmasıyla mücadele ediyor. Ülkelerdeki yasa koyucular yalnız yeni yasalar yürürlüğe koymamalı, aynı zamanda mevcut düzenlemeleri birleştirip kolaylaştırıp anlaşılır ve uygulanabilir bir hale getirmeliler."
Özellikle uluslararası ticaret ve dünyadaki teknolojik gelişmeler ile rekabetin artmasının önemine dikkat çeken Determann’a göre ülkelerin veri koruma düzenlemelerini uyumlaştırmaları için birlikte çalışmaları gerekiyor.

"Avrupa Birliği’ndeki Genel Veri Koruma Tüzüğü Türkiye açısından çok önemli"
GVKT’nin Türkiye için önemine dikkat çeken Hilal Temel, "Bir şirket Avrupa Birliği’nde yaşayan kişilerin verilerini işliyorsa bu şirket GVKT’ye tabi olabiliyor. Örneğin Türkiye’de kurulu bir şirket Avrupa Birliği’ne ürün veya hizmet satıyorsa GVKT’ye uyması gerekebilir" diyor.
"Avrupa Birliği veri koruma mevzuatı Türkiye ve dünya için bu kadar önemliyken Türkiye’de maalesef bu konuda akademik olmayan ve pratik olarak bilgi edinebileceğiniz bir kaynak kitap bulunmuyordu" diyen Temel rehberin Türkiye’de yayınlanmasını bu sebeple sağladığını söylüyor. "Dolayısıyla Lothar Determann’ın Kişisel Verilerin Korunması Uygulama Kılavuzu’nun Türkiye’de yayınlanması bu boşluğun giderilmesi açısından önemli yer tutuyor" şeklinde konuşuyor.

"Geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği’nden Amerika’ya veri aktarımlarını sağlayan program iptal edildi"
Kişisel verilerin korunmasını düzenleyen mevzuatlarda kişisel verilerin yurt dışına aktarımlarına ilişkin düzenlemeler de yer alıyor. Önemli olan hususun, verilerin aktarılmasının bir işleme faaliyeti olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söylüyor:
"Bireylerin verileri üzerinde kontrol sahibi olmaları amacıyla verilerin yurt içindeki veya yurt dışındaki üçüncü kişilere aktarılması da birtakım kurallara tabi. Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan veri aktarımlarına ilişkin halihazırda birçok gelişme gündemde."
Uzun yıllardır şirketlere uluslararası aktarım konusunda danışmanlık vermiş olan Determann bu konuyu şu şekilde açıklıyor:
"Avrupa Birliği, 2015 ve 2020 yıllarında Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’ne veri aktarımlarını sağlayan Güvenli Liman ve Gizlilik Kalkanı programlarına verdiği desteği iptal etti."
Söz konusu iptal kararlarının altında güçlü bir yasal dayanak bulunmadığına dikkat çeken Determann yeni bir program konusunda anlaşılacağına dair umutlu olmadığını da dile getiriyor. Determann, sözlerine şunları ekliyor:
"Bu programlar,  ABD’nin egemenlik ve politika açısından verdiği önemli tavizlerdi. Aynı zamanda bu programlar iki hukuk sisteminin uluslararası işlerliği açısından da önemliydi. İki program uyarınca da ABD hükümeti, ABD topraklarında ABD hükümeti kaynaklarını kullanarak AB veri koruma düzenlemelerini uyguladı. AB’nin bu programlara olan desteğini iptal ederek bu programlar üzerinde etkili olma ve iş birliğinde bulunma şansını kaçırması büyük bir talihsizlik."

"Türkiye’de yurt dışına kişisel veri aktarımlarına ilişkin çalışmalar sürüyor"
Türkiye’den yapılan veri aktarımlarına ilişkin Temel, şunları söylüyor:
"Türkiye’de halihazırda güvenli ülkelerin yani Türkiye’den veri aktarımı yapılabilecek ülkelerin belirlenmesi çalışmaları sürüyor. Türkiye’de dikkat edilen hususun karşılılık olduğunu görüyoruz. Türkiye bir ülkeyi güvenli olarak kabul ettiğinde Türkiye’nin de söz konusu ülke nezdinde güvenli ülke olarak tanınmasını istiyor."
Türkiye’nin müzakerelere devam ettiğini belirten Temel, "Bu müzakereler konusunda çalışmalar yürütüldüğünü biliyoruz. Ayrıca İnsan Hakları Eylem Planı da bu konuda olumlu bir adım olarak görülebilir" diyor.

"Gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğinize, politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına bakın"
Dijital platformlara üye olurken öncelikle gizlilik politikasına kolayca erişip erişemediğine dikkat ettiğini söyleyen Temel, "Eğer bir şirket ya da uygulama internet sitesinde veya mobil uygulamasında gizlilik politikasına kolayca erişilebilir bir şekilde yer vermediyse gizlilik konusuna verdiği önemi sorgulayabilirsiniz. Gizlilik politikasına kolayca erişebiliyorsam politikanın pratik ve basit bir dilde yazılıp yazılmadığına, belirli sekmelere ayrılıp ayrılmadığına bakıyorum. Kullanıcılara okuma kolaylığı sağlanması artık tüm veri koruma mevzuatlarında yer alan yasal bir yükümlülük. Bir de yurt dışına aktarım maddesinin ne denli özenle yazıldığına dikkat ediyorum. Şirket yurt dışına aktarım yaparken gerçekten uygulamada hangi önlemleri aldığından bahsediyor mu?" şeklinde uyarıda bulundu. 

"Belirli bir amaçla paylaştığınız veri uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı"
Determann’a göre kullanıcıların dünyanın her yerinde güçlü veri koruma hakları bulunuyor. Determann, yasa koyucuların, şirketlere çok büyük maliyetleri olan kanunların etkisini düşünmeleri gerektiğini söylüyor. Determann ayrıca şunları ekliyor:
"Birçok insan, söz konusu maliyet ve yükümlülüklerin dijital pazarlara girmek isteyen küçük şirketler açısından pazara giriş engelleri yaratacağından ve rekabet, inovasyon ve bedava hizmetleri azaltacağından endişe duyuyor. Kanunlarda öngörülen veri koruma haklarından bağımsız olarak, internet platformlarının kullanıcıları da hangi bilgileri hangi platformda kimlerle paylaşacaklarına dair gittikçe daha bilgili bir hale geliyorlar."
"Bir uygulamayı kullanmak üzere kaydolduğunuzda gizlilik ayarlarınızı muhakkak kontrol edin" diyen Temel, "Aksini tercih etmediğiniz takdirde ayarlarınızı en gizli seçeneği seçecek şekilde değiştirin. Ayrıca kullandığınız işletim sistemlerine yazılım güncellemeleri geldiğinde bunları ertelemeden güncelleyin. Bazı güncellemelerle ihlale yol açabilecek birtakım açıkların giderildiğini biliyoruz. Buna ek olarak kişisel verileriniz üzerindeki haklarınıza ilişkin olarak bilgi edinin. Aklınızda tutmanız gereken önemli husus şu: Belirli bir amaçla paylaştığınız veri söz konusu amaçla uyumsuz bir amaçla kullanılmamalı. Örneğin, telefon numaranızı fatura almak için veriyorsanız kural olarak size ticari veya başka türlü mesajlar gönderilmemeli" şeklinde bilgi veriyor.



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news