Joe Biden'dan Mesud Barzani'ye: İkimizin de ömrü Kürdistan'ın bağımsızlığını kendi gözlerimizle görmeye yetecek

Mesut Barzani (Rudaw)  - Joe Biden (Reuters)
Mesut Barzani (Rudaw) - Joe Biden (Reuters)
TT

Joe Biden'dan Mesud Barzani'ye: İkimizin de ömrü Kürdistan'ın bağımsızlığını kendi gözlerimizle görmeye yetecek

Mesut Barzani (Rudaw)  - Joe Biden (Reuters)
Mesut Barzani (Rudaw) - Joe Biden (Reuters)

"25 Eylül 2017'de Kürdistan halkı barışçıl bir şekilde seçimini yaptı ve bu meşru seçim, başarıyla sonuçlandı. Irak, komşu ülkeler ve uluslararası toplumun Kürdistan halkının barışçıl seçimi karşısında tavrı zalimceydi, insanlık ve birlikte yaşama prensiplerinden uzaktı. Sanki bütün taraflar, Kürdistan halkının acı çekmesi konusunda hemfikirdi ve hayat, inkarcı zihniyetin sürmesinden yanaydı. Çünkü çıkarları bunu gerektiriyordu."
Bu sözler eski Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) Başkanı Mesud Barzani'ye ait.
Independent Türkçe'nin haberine göre, Barzani, bu sözlere IKB'nin yakın tarihi, bağımsızlık referandumu sürecinde yaşananlar, 16 Ekim olayları, Amerika ziyareti, Irak ve bölgeye dair değerlendirmeleri kaleme aldığı "Tarihe Not" adlı kitabında yer verdi.
Avesta Yayınları tarafından yayımlanan 224 sayfalık kitap "ilginç" bilgi, belge, gözlem ve anekdotlardan oluşuyor.

Kitabın kurmanci tercümesi olan "Bo Dîrokê" de geçen mayıs ayının son haftasında yayımlandı
Kitabın kurmanci tercümesi olan "Bo Dîrokê" de yine aynı yayınevi tarafından geçen mayıs ayının son haftasında yayımlandı.

"Milletimizin kanlarıyla kızıla boyanan o ellerle tokalaştık"
Barzani, "Tarihe Not" kitabında, Kürtlerin meşru ve barışçıl taleplerine silah, zulüm ve şovenizmle yaklaşıldığını vurguluyor.
Kitapta ailesinden 38, aşiretinden 8 bin ve ulusundan 182 bin kişinin vahşice katledilmesine rağmen "şahsi kininden dolayı görüşmek istemedi" denilmesin diye Bağdat'a giderek Kürt milleti için bir çözüm fırsatı bulmaya çalıştığını aktaran Barzani, şunları kaydediyor:
"Rahmetli Mam Celal (Talabani) ile birlikte görüşmeler için Bağdat'a gittik. Doğrusu, Irak devletinin Kürdistan halkına karşı işlediği bütün o vahşice işlenen suçlar gözümün önündeydi ve kan nehri içinde yürüdük. Milletimizin kanlarıyla kızıla boyanan o ellerle tokalaştık. Ancak asıl niyetimiz barışın tesisi için yeni bir sayfa açmaktı. O karar hayatımın en zor kararıydı."
Henüz 2010 yılında 2003 sonrası kurulan yeni Irak'ın uçurum ve tekçiliğe doğru gittiğini hissettiğini ve bunu birçok toplantı, görüşme ve açıklamada tehlikeye dikkat çektiğini ifade eden Barzani, "Anayasanın ihlalinin devam etmesi ve ortaklığın gözetilmemesi halinde Irak'ın çok büyük talihsizliklere uğrayacağına dair bütün tarafları bilgilendirmeye çalıştım. Maalesef uyarı ve işaretlerin dikkate alınmaması nedeniyle ülkenin durumunda ve IKB ile Bağdat'ın ilişkilerinde gün geçtikçe sorunlar arttı" değerlendirmesinde bulunuyor.

"Ömrümüz Kürdistan'ın bağımsızlığı görmeye yetecek"
Mayıs 2015 ABD ziyaretinde Başkan Barak Obama'ya "Kürt halkı geçen yüzyılda büyük acılar çekti. Bütün yolları denedik, bu durumdan yorulduk. Kürtler yüz yıldır bedel ödüyor. Bütün semavi din, insani yasa ve örflere göre her ulusun kendi kaderini tayin etmesi, kararını vermesi hakkıdır. Referanduma gidiyoruz ancak şu an için önceliğimiz DEAŞ ile savaştır. Bağdat ortaklığımızı kabul etmiyor ve bizde tebaa olmayı kabul etmiyoruz" dediğini kaydeden Barzani, Obama'nın sözlerine dikkatle kulak verdiğini, Kürtler ile ilgili okumalar yaptığını ve Kürdistan halkının talihsizlikleri hakkında bilgisi olduğunu belirterek, devamında şu ifadelere yer veriyor:
"Obama, Kürt ve Irak dosyasının Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın elinde olduğunu ve Biden ile oturup konuşmamızı söyledi. Ertesi gün Biden ile uzun bir görüşmemiz oldu. Irak ile olan yüz yıllık tarihimizden ve Kürdistan'ın bağımsızlığından açık bir şekilde söz ettik. Biden, ülkesinin Kürdistan'ın bağımsızlığı, Ortadoğu'daki sorun ve karmaşalarla ilgili görüşlerini açık bir dille anlattı ve sözlerini sonunda 'İkimizin de ömrü Kürdistan'ın bağımsızlığını kendi gözlerimizle görmeye yetecek' dedi."

"Amerikan silahlarıyla Peşmerge'ye saldırılabileceğini asla öngörmüyorduk"
16 Ekim'de Kerkük'te yaşananlara da değinen Barzani, bağımsızlık referandumun bahane olduğunu, referandum yapılmasa bile planın her şekilde uygulanacağını aktarıyor.

Mesud Barzani'nin kaleme aldığı "Tarihe Not" adlı kitap Avesta Yayınları'ndan çıktı
Referandumun başarısından sonra Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) bir kanadının Haşdi Şabi ile Kerkük'ün teslim edilmesi için bazı pazarlıkların döndüğüne ilişkin birtakım şeylerin konuşulduğuna da değinen Barzani, devamında Kerkük'ün Haşdi Şabi, İran ve Iraklı güçlere teslim edilmesine yol açan anlaşmadan KYB Politbürosu'nun bir bölümün de haberi olmadığına yer vererek şu bilgileri paylaşıyor:
"Haşdi Şabi güçleri, İran askerlerinin yardımı ve İlbalpur isimli pasdarın emriyle 16 Ekim'de Kerkük ve tartışmalı bölgelere saldırı düzenledi. Amerika'nın gözetiminde ve silahlarıyla Peşmerge'ye saldırılabileceğini asla öngörmüyorduk. İçerdeki bir gücün kendi milletinin iradesine, sesine ve IKB'nin kurumlarına tecavüzde bulunacağını, Kürdistan topraklarını işgal etmek için Haşdi Şabi liderleriyle anlaşacağını da öngörmemiştik. 17 Ekim günü ABD'nin Bağdat Büyükelçisi Douglas Silliman, bize ‘Dünya değişti, bugün dün değildir. Kendinizi gözden geçirmelisiniz' mesajını gönderdi. Abadi ve Haşdi Şabi öyle gurura kapılmıştı ki Erbil ve Duhok'u da almayı hesaplıyorlardı. 20 Ekim'de Erbil'e doğru ilerleyen Haşdi Şabi Pirdê de (Altınköprü) Peşmerge büyük kahramanlık sergileyerek saldırıları püskürttü. Haşdi Şabi tarafından kullanılan Abrams tankı tarihte ilk kez Peşmerge güçleri tarafından imha edildi. Bu zaferden sonra Silliman'ın mesajına 'Bugün dün değildir, yarın da bugün gibi olmayacak' yanıtı verilmesini istedim." 

"Hiçbir zaman sırtınızı başkasına yaslamayın"
Kürdistan halkı için büyük ulusal kazanım olan referandumun başarılı olduğunu ifade eden Barzani, "Son Söz" bölümünde "Diğer parçalardaki Kürt milletine duruşları, ilgi, alaka ve destekleri dolayısıyla dayanışma gösteren bütün Kürtlere sonsuz şükranlarımı takdim etmeyi bir borç bilirim" diyerek, Kürt birey ve siyasetçilere şu tavsiyede bulunuyor:
"Hiçbir zaman sırtınızı başkasına yaslamayın. Dünya çıkarlar dünyasıdır. Çıkarları Kürtler ile örtüşürse dost olurlar, örtüşmezse sırtlarını dönüp tanımazlar. Bu yüzden sırtınızı sadece Allah'a ve kendinize verin. Eğer kendi Peşmergemiz ve gücümüz olursa Kürdistan kendini koruyabilir. Güçsüz olursak korunamadığımız gibi biz yok ederler. Referandumda Kürdistan düşmanlarının kin, nefret, şovenist ve kötü kalpli kişilerin iç yüzleri ortaya çıktı. Onların geçmişten asla nasihat almayacağı netleşti… Kürdistan halkının barışçıl sesine silah, savaş ve zorbalığa başvuranların da geçmişten ders çıkarmadığı ortaya çıktı. Onlar önce kendilerine ve ülkelerine zulmetmişler. Kürdistan halkının meselesi meşru bir siyasi, coğrafi, ulusal, tarihi ve yasal bir meseledir. İradesinin kırılması, yok edilmesi ve meşru davasının ortadan kaldırılması için yüz yıldır her türlü silah kullanıldı. Ancak Kürdistan halkı var olmaya devam etmiştir."



İsrail, Lübnan'da Gazze senaryosunu tekrarlamaya doğru ilerliyor

İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
TT

İsrail, Lübnan'da Gazze senaryosunu tekrarlamaya doğru ilerliyor

İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 
İsrail askerleri, Lübnan sınırına yakın kuzey İsrail'deki Yukarı Celile'de bir toplanma alanında tank paletlerini tamir ediyor (AFP) 

Axios sitesinin İsrailli ve Amerikalı yetkililere dayandırdığı habere göre İsrail, Litani Nehri’nin güneyindeki tüm bölgeyi kontrol altına almak ve “Hizbullah”ın askeri altyapısını çökertmek amacıyla Lübnan’daki kara operasyonunu büyük ölçüde genişletmeyi planlıyor.

Üst düzey bir İsrailli yetkili “Axios”a, “Gazze'de yaptığımızı yapacağız” dedi. Bu sözlerle, İsrail'in “Hizbullah”ın silah depolamak ve saldırılar düzenlemek için kullandığını iddia ettiği binaların yıkılmasına atıfta bulundu.

2006'dan sonra olası en büyük kara harekatı

Bu operasyon, 2006'dan bu yana Lübnan'da gerçekleştirilen en büyük İsrail kara harekatı olabilir ve bu durum, ülkeyi İran'la savaşla bağlantılı artan bölgesel gerginliğin merkezine yerleştirebilir.

Siteye göre bu büyüklükteki bir operasyon, İsrail'in Lübnan'ın güneyini uzun süreli olarak işgal etmesine yol açabilir.

Lübnan hükümeti, “Hizbullah”ın İsrail'e roket atmasının ardından yeniden alevlenen savaşın ülkede geniş çaplı yıkıma yol açmasından derin endişe duyuyor.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (solda) ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (İsrail Savunma Bakanlığı)İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (solda) ve Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir (İsrail Savunma Bakanlığı)

Axios'un haberine göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için büyük bir İsrail operasyonunu desteklerken, aynı zamanda Lübnan devletine verilebilecek zararı sınırlamaya çalışıyor. Trump yönetimi, savaş sonrası bir anlaşmaya varmak için İsrail ile Lübnan arasında doğrudan görüşmeler yapılmasını da teşvik ediyor.

İsrail’in hesaplarında değişiklik

İsrailli yetkililere göre İsrail hükümeti birkaç gün öncesine kadar İran’la olan çatışmaya odaklanabilmek için Lübnan’daki gerginliği kontrol altına almaya çalışıyordu.

Ancak bu hesaplar çarşamba günü, “Hizbullah”ın “Yenilen Fırtına” adını verdiği operasyonda 200'den fazla roket fırlatmasıyla değişti. Bu, İran'ın da onlarca roket fırlattığı geniş çaplı koordineli bir saldırıydı.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre üst düzey bir İsrailli yetkili, “Bu saldırıdan önce Lübnan'da ateşkes yapmaya hazırdık, ancak saldırıdan sonra geniş çaplı bir operasyondan geri dönüş yolu kalmadı” ifadelerini kullandı.

Askeri Hareketler

İsrail ordusu, İran ile savaşın patlak vermesinden bu yana Lübnan sınırına 3 zırhlı ve piyade tümeni konuşlandırmış, bazı birlikler ise son iki hafta içinde küçük çaplı sınır ihlalleri gerçekleştirmişti.

Ordu, dün kara operasyonunun genişletilmesine hazırlık amacıyla sınıra takviye güçler gönderildiğini ve daha fazla yedek askerin çağrıldığını duyurdu.

Bir İsrailli yetkili Axios'a verdiği demeçte, hedefin “bölgeleri kontrol altına almak, (Hizbullah'ı) sınırdan uzak kuzeye itmek ve köylerdeki askeri mevzilerini ve silah depolarını imha etmek” olduğunu söyledi.

İsrail, Washington ile «durum bazında» istişarede bulunuyor

ABD yönetimi, dün İsrail’den operasyon sırasında Beyrut Uluslararası Havalimanı’nı veya Lübnan devletine ait tesisleri bombalamamasını istedi. İsrail tarafı havalimanını hedef almaktan kaçınmayı kabul etti, ancak devlet altyapısını korumaya tam olarak uymadı.

İsrail ordusu dün, “Hizbullah”ın askerlerini ve silahlarını taşımak için kullandığını söylediği Güney Lübnan'daki bir köprüyü bombaladı.

Bir İsrailli yetkili “Axios”a, İsrail'in Washington ile “duruma göre” istişare edeceğini belirterek, “Bu operasyon için ABD'den tam destek aldığımızı hissediyoruz” dedi.

Öte yandan, bir ABD'li yetkili siteye yaptığı açıklamada, “İsrailliler, (Hizbullah'ın) bombardımanını durdurmak için gerekli gördükleri her şeyi yapmalıdır” ifadesini kullandı.

İsrail Stratejik İşler eski Bakanı Ron Dermer (İsrail medyası)İsrail Stratejik İşler eski Bakanı Ron Dermer (İsrail medyası)

Netanyahu, Ron Dermer'i görevlendirdi

Buna ek olarak, Netanyahu, savaş süresince Lübnan dosyasını yönetmesi için eski bakan Ron Dermer'i görevlendirdi. Axios'un aktardığına göre Dermer, önümüzdeki haftalarda doğrudan görüşmeler başlarsa, Trump yönetimi ile iletişimi ve Lübnan hükümeti ile olası müzakereleri yürütecek.

Washington Boulos'u görevlendiriyor

ABD tarafında ise bu konuyu, Başkan Trump'ın danışmanı ve ABD'nin Afrika Özel Temsilcisi olan Lübnan asıllı Massad Boulos yönetiyor.

“Axios”un haberine göre Boulos son günlerde İsrailli, Lübnanlı ve Arap yetkililerle temas kurarak İsrail ile Lübnan arasında doğrudan görüşmelerin yapılmasını kolaylaştırmaya çalıştı.

Son günlerde Lübnan hükümeti, ateşkes şartları konusunda İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya istekli olduğunu belirtti.

Axios'a göre, Trump yönetimi bu müzakereleri, 1948'den beri süregelen İsrail ve Lübnan arasındaki savaş halini resmen sona erdirebilecek daha geniş bir anlaşma için temel olarak kullanmayı umuyor.

Dün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile devam eden savaşını durdurmaya yönelik bir girişim kapsamında bu hafta önerdiği müzakere teklifine henüz bir yanıt almadığını açıkladı.

ABD'li “Axios” sitesi kaynaklara dayandırdığı salı günkü haberinde, İsrail'in Lübnan'ın önerisini reddettiğini aktardı ve ABD ile İsrail'in tepkilerinin “soğuk ve oldukça şüpheci” olduğunu ifade etti.


İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
TT

İsrail ordusu: Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlangıcından bu yana 350 militan öldürüldü

 İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısı, Beyrut’un Başura bölgesindeki bir binayı hedef aldı. (EPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ordunun, Aslanın Kükremesi Operasyonu’nun başlamasından bu yana 350’den fazla militanı öldürdüğünü açıkladı. Adraee, öldürülenler arasında Hizbullah’tan 15 üst düzey komutanın da bulunduğunu söyledi.

Adraee yazılı açıklamasında, “Öldürülen komutanlar, örgüt içinde farklı birimlerde görev yapıyordu ve son dönemde İsrail’e yönelik saldırı girişimlerinde yer almışlardı” ifadesini kullandı.

İsrail ordusunun geçen hafta boyunca hava, deniz ve kara unsurlarının katılımıyla bir dizi hedefli operasyon düzenlediğini belirten Adraee, bu saldırılarda Lübnan topraklarından faaliyet gösteren çeşitli gruplara mensup militanların ve aralarında üst düzey isimlerin de bulunduğu kişilerin öldürüldüğünü kaydetti.

Adraee, öldürülen önde gelen komutanlar arasında şu isimlerin bulunduğunu belirtti:

Zeyd Ali Cuma, Hizbullah’ın ateş gücü yönetiminden sorumlu yetkili.

Ali Rıza Bi Azer, Kudüs Gücü’ne bağlı Lübnan Kolordusu’nun istihbarat birimi komutanı.

Ahmed Resuli, yine Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin Kolordusu’nun istihbarat sorumlusu.

Ali Müslim Tabace, İmam Hüseyin Tümeni’nin komutanı.

Adraee, operasyonlar sonucunda ayrıca Hizbullah’tan yedi üst düzey komutanın, Kudüs Gücü’ne bağlı Filistin ve Lübnan kolordularından beş komutanın ve İmam Hüseyin Tümeni’nden üç komutanın öldürüldüğünü söyledi. Ölenler arasında tümen komutanının yanı sıra İslami Cihad Hareketi’nden üst düzey bir komutanın da bulunduğu ifade edildi.

Adraee, İsrail ordusunun ‘İran rejimiyle bağlantılı askeri liderlik kademesine ağır darbeler indirdiğini’ belirterek, bunun Tahran’ın Lübnan ve bölgedeki nüfuzunu zayıflattığını savundu.

Silahlı örgütleri Lübnan’da yerleşim bölgelerinden faaliyet göstermekle suçlayan Adraee, bu grupların İsrail’e yönelik operasyonlar yürütürken ‘sivilleri canlı kalkan olarak kullandığını’ öne sürdü.


Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
TT

Hamas, İran'ı komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı

Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)
Hamas'ın Han Yunus bölgesinde iki Hamas militanı, hareketin dört İsrailli rehinenin cesetlerini Kızılhaç'a teslim ettiği yeri koruyor (DPA)

Hamas bugün yaptığı açıklamada, İran'ı, ABD ve İsrail'in kendisine yönelik saldırılarına karşılık olarak Körfez bölgesindeki komşu ülkeleri hedef almamaya çağırdı ve bölge ülkelerini savaşı durdurmak için iş birliği yapmaya davet etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Hamas, İran'ın bu saldırıya uluslararası normlar ve yasalara uygun olarak bütün araçlarla karşılık verme hakkını teyit ederken, İran'daki kardeşlerine komşu ülkeleri hedef almamaları çağrısında bulundu.

Hareket ayrıca, bölgedeki bütün ülkeleri bu saldırıyı durdurmak ve aralarındaki kardeşlik bağlarını korumak için iş birliği yapmaya davet etti.

Bu açıklama, İran'ın müttefiki olarak kabul edilen ve Tahran'dan askeri ve mali destek alan Hamas'ın tutumunda önemli bir değişimi temsil ediyor.

Hamas, "bu savaşı durdurmanın İslam ümmetinin ve bölgenin çıkarına olduğunu" vurgulayarak, tüm ülkeleri ve uluslararası kuruluşları "derhal savaşı durdurmak için çalışmaya" çağırdı.

"Çeşitli ülkelerin salgının yayılmasını önlemek ve diyalog ile diplomasiye öncelik verme konusunda gösterdiği tüm çabaları takdir ettiğini" ifade etti.

İran'a karşı "Amerikan-Siyonist saldırganlığını" şiddetle kınadığını yineleyerek, bunun "uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk kurallarını ihlal ettiğini ve bölgede ve dünyada güvenlik ve barışı tehdit ettiğini" belirtti.