Suriye’ye yeni yaptırımlar uygulamayan Biden yönetimi eleştiri oklarının hedefi oldu

Sezar Yasası ikinci yılına giriyor

(Soldan sağa) Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoly Antonov ve Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev (Reuters)
(Soldan sağa) Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoly Antonov ve Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev (Reuters)
TT

Suriye’ye yeni yaptırımlar uygulamayan Biden yönetimi eleştiri oklarının hedefi oldu

(Soldan sağa) Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoly Antonov ve Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev (Reuters)
(Soldan sağa) Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, Rusya'nın Washington Büyükelçisi Anatoly Antonov ve Rusya'nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev (Reuters)

ABD Hazine Bakanlığı’nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında Şam rejimi için muafiyetler çıkarması sonrasında ABD Başkanı Joe Biden'ın Suriye dosyasını ele alma biçimine ve Sezar Yasası’nın uygulamaktan kaçınmasına yönelik eleştiriler artıyor.
Söz konusu muafiyetlerin Sezar Yasası’nın yürürlüğe girmesinin birinci yıl dönümünde gelmesi tepkilerin daha da hız kazanmasına neden oldu. Zira Kongre’deki iki partinin oy birliği ile kabul ettiği yasanın uygulanmaması karşısında Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin sabırları yavaş yavaş tükenmeye başladı.
Perşembe günü öğleden sonra söz konusu muafiyetleri yayınlayan ABD Hazine Bakanlığı, istisnaların ABD yönetiminin Kovid-19 salgını ile mücadele etme çabalarının önündeki engeli kaldırmak için mali ve ekonomik yaptırımları gözden geçirme çabalarının bir parçası olarak geldiğini bildrdi. Ancak muafiyetler, rejime bağlı Suriye merkezli Letia ve Polymedics şirketlerini de kapsıyor. Hazine Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 2020 yılında ABD tarafından yaptırım uygulanan iki şirkete, Kovid-19 hastalığından korunma, teşhis veya tedavi ile ilişkili tüm faaliyetleri yapma izni verildi. Aynı zamanda Hazine Bakanlığı “Kovid-19 ile bağlantılı hizmetler için doğrudan veya dolaylı olarak Suriye'ye ihracat, satış ve ithalat ile yapılması” için yeşil ışık yaktı.
ABD Hazinesi bu muafiyet kararının, Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımların gıda ve ilaçla ilgili insani başlıkları kapsamadığına ilişkin nisan ayında yaptığı açıklamalarla uyumlu olduğunu bildirdi. Ancak bunun yönetimin Esed rejimini finanse etmekle suçlanan kişilere yönelik yaptırımları kaldırmasıyla eş zamanlı olarak gelmesi, Biden’ın Suriye’ye yönelik politikasından şüphe edenlerde bazı sorular oluşmasına yol açtı.
Hazine Bakanlığı bu ayın başlarında, Suriyeli işadamı Samir Fevz’e ait iki şirkete uyguladığı yaptırımları kaldırdı. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada kararın gerekçesi olarak “yaptırım uygulanan grupların davranışlarının değiştiğini” gösterdi.
Söz konusu gerekçe, özellikle bu kararın İran ile Viyana’da yapılan müzakerelerin altıncı turunun başlamasına ve Biden’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmesinden hemen öncesine denk gelmesinden dolayı Kongre’nin şüpheci üyelerini ikna etmekte yetersiz kaldı.
Kongre üyeleri ABD Başkanı’nı bu yaptırımları kaldırarak hem İran hem de Rusya’ya taviz vermekle suçladılar. Ayrıca ABD yönetiminin kamuoyundaki eleştirel açıklamalarına rağmen Esed rejimine karşı hoşgörülü olduğunu savunuyorlar.
Fevz’in üzerindeki yaptırımların kaldırılması, Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin konuyla ilgili soruşturma açmasına yol açtı. Cumhuriyetçiler ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’a söz konusu kişilere ve şirketlerine uygulanan yaptırımların kaldırılmasına ilişkin belgeleri ve yazışmaları sunması için bu ayın sonuna kadar mühlet verildi. ABD Kongre Üyesi Joe Wilson konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Samir Fevz, Suriye’de Esed rejiminin işlediği savaş suçlarından ve yıkımdan doğrudan faydalandı. Evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerden çalınan topraklara lüks binalar inşa etti” dedi.
Fevz’e uygulanan yaptırımların kaldırılması, Kongre üyelerinin Biden yönetimini İran’ı memnun etmek için Esed’e yönelik yaptırımların uygulanmasını geciktirmekle suçladıkları ilk olay değil. Zira mayıs ayında Cumhuriyetçiler Yellen’a yazdıkları bir mektupta şu ifadeleri kullanmıştı:
“Yönetiminizin, başarısız olmuş Nükleer Anlaşma'ya geri dönmek için İran'a verilen tavizlerin bir parçası olarak 500 bin  insanı öldüren, dünyanın en kötü insan hakları ihlallerini işleyen biri aleyhinde ABD Yaptırım Kanunu'nu uygulamamasından ötürü endişeliyiz.”
Biden'ın Suriye'de eski ABD Başkanı Barack Obama’nın izlediği politikanın aynısını takip etmesinden korkan Kongre üyelerinin açıklamasında şunlar söylendi:
“ABD, Obama döneminde nükleer anlaşmaya varmak için Esed rejimi üzerindeki baskısını kaldırdı. Anlaşmadan sonra İran, Esed rejimine yönelik desteğini artırdı ve toplu vahşetlerin işlendiği ülkede kuvvetlerinin sayısını artırdı. Tarih bugün tekerrür edebilir.”
Bu eleştiriler sadece Cumhuriyetçi kanattan gelmedi. Demokratların öne çıkan isimleri de onlara katılarak Biden’ı Sezar Yasası’nı kararlı bir şekilde uygulamaya çağırdılar. Suriye’deki iç savaşın onuncu yıl dönümü ile eş zamanlı olarak Senato’ya bir karar tasarısı sunan üyeler, Biden’a Sezar Yasası’nı ve yaptırımları uygulama çağrısında bulunarak “Sezar tasarısının hedefi, Suriye rejimini ve uluslararası destekçilerini Suriye halkına karşı işledikleri zulümlerden sorumlu tutmak, savaş makinesini finanse etmesini sağlayacak kaynaklardan rejimi mahrum bırakmak ve uluslararası topluma Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirmelerine karşı uyarıcı açık bir mesaj göndermektir” dediler. Karar tasarısında İran ve Rus güçlerinin Esed rejimini desteklemedeki ve çıkarları için sivillere yönelik ihlallerdeki rolünden ve bunun Suriye’deki aşırılık yanlısı grupların güçlenmesine zemin hazırladığından söz ediliyor. Biden yönetimine yasayı uygulaması için baskı yapmaya yönelik çabaların devam etmesi beklenirken yönetim şu an Suriye krizindeki insani boyuta odaklanmış durumda. Bu ilgi, Biden-Putin zirvesinde ve Suriyelilere insani yardımların ulaştırılması için sınırların yeniden açılmasının önemini vurgulayan ABD'li yetkililerin açıklamalarında da açık bir şekilde görüldü.
Bununla birlikte ABD yönetimi Sezar Yasası’nı uygulamaya kararlı olduğunu da vurguluyor. Zira Dışişleri Bakanlığı bu konudaki eleştirilere yanıtı şu açıklamayla verdi:
“Sezar Yasası, Kongre'de iki parti tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Yönetim, Esed'in ve destekçilerinin çatışmadan ve çatışma sona erdikten sonra ülkede yapılacak herhangi bir yeniden yapılandırma projesinden faydalanmasını engellemeyi amaçlayan yasayı uygulamaya devam edecek.”
ABD yönetimini eleştirenler, Biden’ın başkanlık görevini devraldığından bu yana verilen sözlerin eyleme dökülmediğini savunuyorlar. Yasanın ikinci yıla girilirken şu ana kadar yönetim, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın aksine Sezar Yasası kapsamında herhangi bir yaptırım uygulamadı. Trump yönetimi yasanın 2020 yılının haziran ayında yürürlüğe girmesinden itibaren her ay bazı grupları ve isimleri yasa uyarınca yaptırımlar listesine almıştı. Geçtiğimiz aralık ayının sonunda listede 113 kişi ve grup vardı.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.