Yemen’deki darbecilerin suçlarını inceleyen BM raporu tüm faillerden hesap sorulması çağrısında bulundu

Sana’daki Husi topluluğunun bir görüntüsü. (EPA)
Sana’daki Husi topluluğunun bir görüntüsü. (EPA)
TT

Yemen’deki darbecilerin suçlarını inceleyen BM raporu tüm faillerden hesap sorulması çağrısında bulundu

Sana’daki Husi topluluğunun bir görüntüsü. (EPA)
Sana’daki Husi topluluğunun bir görüntüsü. (EPA)

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayınlanan bir raporda, Yemenli darbecilerin Yemen’de ve Suudi Arabistan’da hala işlemekte oldukları birçok suç vakası incelendi.
BM İnsan Hakları Sözcüsü Liz Throssell, sivilleri öldüren ve sivil yapıları tahrip eden saldırıların soruşturulması çağrısında bulundu. Söz konusu çağrı, bir Husi roketinin 5 Haziran’da Marib’i hedef alması sonucu vücudu tamamen yanmış bir kız dahil olmak üzere 8 kişinin ölümüne neden olan olayla ilgili endişelerin dile getirilmesinin ardından geldi.
Sözcü, “Savaş suçu olarak sayılan cinayetler dahil olmak üzere, tüm cinayet mağdurlarının ailelerinin adalete başvurma hakkı var. Bu eylemlerin failleri, kim olursa olsun gerektiği gibi adalete hesap vermelidir” ifadelerini kullandı.
İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ensarullah Hareketi’nin (husi) sınır ötesinde Suudi Arabistan’a karşı başlattığı saldırılarının devam ettiğini ve söz konusu saldırıların son haftalarda daha az şiddetli olduğunu söyledi. Ayrıca 2021’in başından bu yana 128 insansız hava aracı (İHA) ve 31 balistik füzenin Suudi Arabistan’ı hedef aldığını belirtti.
Öte yandan raporda, savaşın siviller üzerinde devam eden etkisi ile Yemen’in Marib vilayetindeki sivil kurumların sürekli hedef alınması noktasındaki endişeler vurgulandı. Husi milisleri söz konusu kurumları birkaç aydır Yemen hükümetinden zorla almaya çalışıyor.
Liz Throssell, “Ölen sivillerin hepsinin ölüm koşullarını belirleyemeyiz. Ancak 5 yaşlarında bir kız çocuğu ile 13 yaşlarında bir erkek çocuğunun, akrabalarıyla birlikte iki arabada bulunduğunu ve saldırı sırasında öldürüldüklerini tespit ettik” dedi.
Sözcü tüm tarafları müzakere etmeye ve ülke çapında bir ateşkes kararı almaya çağırdı. Ayrıca, “Defalarca söylediğim gibi bu çatışma yalnızca siyasi bir çözümle sona erdirilebilir. Yemenli sivillerin çektiği acılar göz önüne alındığında, çatışma tarafları insani yardımları siyasileştirmekten kaçınmalı ve ihtiyaç duyulan malların engelsiz bir şekilde ithalatına izin vermelidir” açıklamalarını yaptı.



Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.


Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
TT

Barrack: SDG'nin DEAŞ ile mücadelede önemli bir güç olarak üstlendiği rol sona erdi

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, (Reuters)

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini söyledi. Barrack, hükümet güçlerinin artık radikal unsurların ve ailelerinin tutulduğu hapishaneler ve kamplarda güvenliği sağlamaya hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Barrack,  “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” diye yazdı.

ABD’li Özel Temsilci, Suriyeli yetkililerin, DEAŞ üyelerinin tutulduğu hapishaneler ve aile üyelerinin barındırıldığı kamplar da dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hazır olduğunu düşündüğünü belirtti.

Washington yıllardır DEAŞ’la mücadelesinde Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin önemli bir destekçisi oldu. Bu da 2019 yılında grubun son kontrol alanlarından da yenilgiye uğramasına yol açtı. Ancak yıllar süren çatışmaların ardından eski rejimin düşmesinden sonra Şam’daki yeni yetkililerin ve ülkenin birleştirilmesi çabalarının önemli bir destekçisi haline geldi.