Beş bilim insanı yanıtladı: "Uzaylılar var mı?"

ABD'de geçen yıl Tanımlanamayan Hava Olayları Görev Gücü kurulmuştu (AP)
ABD'de geçen yıl Tanımlanamayan Hava Olayları Görev Gücü kurulmuştu (AP)
TT

Beş bilim insanı yanıtladı: "Uzaylılar var mı?"

ABD'de geçen yıl Tanımlanamayan Hava Olayları Görev Gücü kurulmuştu (AP)
ABD'de geçen yıl Tanımlanamayan Hava Olayları Görev Gücü kurulmuştu (AP)

Nisan 2020'de yayımladığı UFO görüntüleriyle dünya gündemine damga vuran Pentagon'un, 25 Haziran'da konuyla ilgili raporunu sunması bekleniyor.
Göreve geçen ay gelen NASA Başkanı Bill Nelson da 4 Haziran'da, uzay ajansında görevli araştırmacılardan, pilotların son 20 yılda bildirdiği UFO gözlemlerini incelemesini istediğini açıkladı.
Bununla birlikte Dünya dışındaki muhtemel akıllı yaşam ve mikroorganizmalar için pek çok çalışma da yürütülüyor. 
Peki gündemi saran bu konuda uzmanlar ne düşünüyor? The Conversation, 5 bilim insanına "Uzaylılar var mı?" sorusunu sordu ve cevaplarını derledi:

Astrobiyolog Jonti Horner
Bana göre bu sorunun cevabı kesinlikle evet. Fakat bence asıl soru şu olmalı: Uzaylılar bize, onları keşfedebileceğimiz kadar yakın mı?
Zira uzay inanılmaz derecede büyük. Son yıllarda evrendeki hemen hemen her yıldızda gezegen olduğunu öğrendik.
Samanyolu Galaksisi'nde 400 milyar kadar yıldız olduğu tahmin ediliyor. Bunların her birinin 5 gezegeni var diyelim. Bu da yalnızca galaksimizde 2 trilyon gezegen olduğu anlamına geliyor. Ve evrende Samanyolu'ndaki gezegenlerden daha fazla galaksi olduğunu biliyoruz.
Bu kadar fazla sayıda yeri göz önüne alırsak, akıllı ve teknolojik olarak gelişmiş yaşam da dahil olmak üzere, bana göre Dünya'nın yaşam barındıran tek gezegen olduğuna inanmak imkansız.
Ama dünya dışı yaşamı bulacak mıyız? Bu zor bir soru. 1 milyar yıldızdan birinin akıllı yaşama ev sahipliği yaptığını hayal edin.
Bu, galaksimizde teknolojik olarak gelişmiş yaşamın bulunduğu 400 yıldız olduğu anlamına geliyor. Ancak galaksimiz çok geniş. Bir ucundan diğerine 100 bin ışık yılı mesafe var. Yani 400 yıldız, ortalama 10 bin ışık yılı uzaklıkta olabilir. Bu, uzaylı sinyallerini tespit etmek için, en azından şu anda, çok uzak bir mesafe.
Yani uzaylı yaşamının var olduğuna inansam da bunun kanıtını bulmanın son derece zor olduğunu düşünüyorum.

Astrofizikçi Steven Tingay
Evet. Ama bu 'cesur' bir iddia. Bunu şöyle netleştireyim: "Uzaylı" terimini, Dünya dışı yerlerde ikamet eden bütün yaşam formları olarak kabul ediyorum.
Öte yandan şu anda "yaşam"ın tanımı konusunda bir fikir birliği yok. Bu çok karmaşık bir kavram. Ama Dünya'dan başka bir yerde bakteri gibi bir şey bulsaydık, bunu uzaylı yaşamı olarak sınıflandırırdım.
Evren, yüz milyarlarca galaksi içeriyor. Bu galaksilerin her birindeki yıldızların sayısı milyarlara varabiliyor. Dahası, bu yıldızların çoğu en az bir gezegene sahip. Bu gezegen sistemleri, yaşam için gerekli görülen unsurları barındıran zengin bir element karışımından oluşuyor.
Dolayısıyla, yaşamı oluşturan belirli koşulların sadece Dünya'da ortaya çıktığına inanmak zor. Ama bu yaşamın bakteri gibi mi yoksa iletişim kurabileceğimiz heyecan verici "teknolojik olarak gelişmiş bir uygarlık" mı olduğu henüz bilinmiyor.

Gezegen bilimci Helen Maynard-Casely
Dünya dışında bir yerde canlılara benzeyen bir şey bulmamızın an meselesi olduğu kanaatindeyim. Bunun nedeni, Güneş Sistemimizde bildiğimiz yaşama ev sahipliği yapma potansiyeline sahip yerler tespit etmemiz.
Jüpiter'in iki büyük uydusu Europa ve Ganymede'in buz altı okyanuslarını düşünün: Bunlar sıcaklığın uygun ve minerallere erişimin olduğu yerler.
Bu yüzden Satürn'ün uydusu Titan'a yönelik çalışmalar konusunda gerçekten heyecanlıyım. Titan'ın yüzeyinde bir takım ilginç moleküllerin yanı sıra bunları taşıyabilecek aktif hava sistemleri de var.
Bunların hepsi göz önüne alındığında, bir yerlerde aktif yaşam için bir sistem bulmamız kaçınılmaz hale geliyor. Peki bu yaşam formları bize ‘merhaba' diyebilir mi? Bu farklı bir konu.

Uzay teknolojisi uzmanı Rebecca Allen
Soruya cevabım evet. Ama uzaylılar muhtemelen bize benzemiyorlar.
Yalnızca bizim galaksimizde 100 milyardan fazla gezegen (yaklaşık 6 milyarı Dünya'ya benziyor) olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla yaşamın başka bir yerde de var olma ihtimali hemen hemen doğrulanmış durumda.
Ancak "uzaylı" kelimesini duyduğumuzda, gözümüzde genellikle insansı bir yaşam biçiminin görüntüsü canlanıyor. Ancak Dünya'da bile en baskın yaşam biçimi çok daha eski, küçük ve esnektir.
Mikroorganizmalardan bahsediyorum. Bu organizmalar, yaşamın mümkün olmayacağı volkanik yarıkların etrafı gibi yerlerde var olarak bilime meydan okuyor. Uzaylı yaşamının "ekstremofil" (insanlar için ölümcül sayılan zor koşullarda hayatta kalabilen organizmalar) biçiminde olacağına bahse girerim.
Peki ya daha gelişmiş yaşam? Gerçek şu ki uzay çok geniş. Ve Kepler görevinden, bırakın Dünya'ya benzeyen bir gezegen tanımlamayı, başka dünyalar bulmanın zor olduğunu öğrendik. Yaşamın Dünya'da gelişmesinin milyarlarca yıl sürdüğü gerçeğini de hesaba katın. İnsanlara benzeyen bir uzaylı türünü bulma şansımız çok zayıf.

Astrobiyolog Martin Van-Kranendonk
Bu soruya cevabım hayır. Tamamen ampirik verileri kullanırsak ve sorunun, Dünya dışındaki herhangi bir yaşam türüne atıfta bulunduğunu varsayarsak, o zaman cevap (bildiğimiz kadarıyla) hayır olmalıdır.
Ancak elbette, bu soruyla ilgili bilgimiz sınırlı. Evrenin her bir noktasını yaşam konusunda henüz araştırmadık. Başka bir kimyasal sistemde yaşamı neyin oluşturduğunu bilmiyoruz. Dünya'da bile karbon temelli yaşamın, üzerinde fikir birliğine varılmış bir tanımı yok.
Cevabımı bir açıklık getirseydim "Bilmiyorum" derdim. Aslında bu soruya asla kesin olarak cevap veremeyebiliriz. Ancak bunu anlama yolunda yürütülen pek çok çalışma var.
Belki bir gün gezegenler arası komşularımız olup olmadığını veya gerçekten yalnız olup olmadığımızı öğrenebiliriz. Belki de asla öğrenemeyeceğiz.
Independent Türkçe, The Conversation



Cook’un mirası ile Ternus’un hırsı arasında... Apple’ın geleceğini belirleyecek 7 kritik konu

 Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
TT

Cook’un mirası ile Ternus’un hırsı arasında... Apple’ın geleceğini belirleyecek 7 kritik konu

 Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)
Manhattan’daki bir binada yer alan Apple logosu (DPA)

Küresel teknoloji sektörünün dengelerini değiştirebilecek kritik bir gelişmede, Apple bugün yaptığı resmî açıklamayla, Tim Cook’un yıl içinde CEO görevinden ayrılacağını duyurdu. Cook’un, yönetimden tamamen çekilmek yerine şirket içinde İcra Kurulu Başkanı görevine geçeceği belirtildi. Şirketin yeni CEO’su ise son yıllarda Apple’ın ürün mühendisliğindeki dönüşümünde kilit rol oynayan John Ternus olacak. Ternus’un, 1 Eylül itibarıyla görevi devralacağı açıklandı. Bu değişimle birlikte Apple, trilyonlarca dolarlık piyasa değerini yöneten yeni bir liderlik dönemine girerken, şirketin özellikle yapay zekâ, donanım rekabeti ve küresel regülasyon baskıları gibi alanlarda ciddi stratejik sınamalarla karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor.

grtbgb
Tim Cook, ocak ayında Los Angeles’ta düzenlenen Amerikan Film Enstitüsü Ödülleri etkinliğine katıldı. (Reuters)

Tim Cook’un mirası ve ‘sahneye çıkışının’ zamanlaması

Wall Street’teki analistler, Tim Cook’un bu dönemde görevden ayrılmasını ‘hesaplanmış bir dönüşüm’ olarak değerlendiriyor. Cook’un on yılı aşkın liderliği boyunca şirketi dünyanın en büyük finansal teknoloji devine dönüştürdüğüne dikkat çeken uzmanlar, Apple’ın aynı zamanda yapay zekâ stratejisi açısından kritik bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiğini vurguladı. Analistlere göre Cook’un ayrılığı, şirketin bu zorlu dönüşüm döneminde yeni bir vizyon ve ivme arayışının parçası. Artan rekabet ve yapay zekâ alanında net bir stratejik çerçeve sunma baskısının, yönetimde ‘yeni kan’ ihtiyacını hızlandıran temel etken olduğu ifade ediliyor.

gbgb
John Ternus, Apple’ın her yıl düzenlediği Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda konuşuyor. (Arşiv – Reuters)

Ternus’un tahtı kurtarmak için izlediği yol haritası

Ternus’un piyasalardaki şüpheleri giderebilmesi ve hızlı bir şekilde güven inşa edebilmesi için, kısa sürede çözmesi gereken yedi kritik ve tartışmalı başlık bulunduğu ifade ediliyor:

1- Yapay zekâ ikilemi: ‘Takip eden’ konumdan ‘egemenlik’ aşamasına geçiş

En acil ve öncelikli görev, Apple Intelligence sistemini kullanıcıların satın alma kararlarında belirleyici bir faktör haline getirmek olarak görülüyor. Ternus, Apple ile Google arasında yürütülen stratejik iş birliği kapsamında Gemini modelinin Apple sistemlerine entegre edilmesi için yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık anlaşmayı sürdürürken, şirketin aynı zamanda kendi yapay zekâ altyapısını geliştirmek zorunda olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre Ternus’tan beklenen asıl dönüşüm, dışa bağımlılığı azaltarak ‘sistem egemenliği’ oluşturması ve Siri’yi yalnızca bir sesli asistan olmaktan çıkarıp, yüz milyonlarca kullanıcının günlük yaşamında aktif rol oynayan kapsamlı bir dijital merkez haline getirmesi.

2- ‘Geleceğin cihazı’ inovasyonu… iPhone dönemi sona mı eriyor?

Ternus, ‘bir sonraki büyük ürünü’ ortaya koyma konusunda ciddi bir baskı altında bulunuyor. Apple için özellikle, eski tasarımcısı Jonathan Ive ile bağlantılı ekiplerin OpenAI bünyesinde yeni donanım girişimlerine yönelmesi, rekabeti daha da görünür hale getiriyor. Bu tablo, Ternus’u klasik akıllı telefon konseptini aşan, tamamen yeni bir cihaz geliştirme zorunluluğuyla karşı karşıya bırakıyor. Sektörde beklentiler, yalnızca katlanabilir bir iPhone’un ötesine geçen, kullanıcı alışkanlıklarını yeniden tanımlayacak radikal bir ürün üzerinde yoğunlaşıyor.

3- İş gücünde yeniden yapılanma

Teknoloji devlerinde görülen yeniden yapılanma dalgasına paralel olarak, Ternus’un Apple içinde de kapsamlı bir organizasyon değişikliğine gitmesi bekleniyor. Amazon, Meta ve Oracle gibi şirketlerin uyguladığı iş gücü azaltma politikalarına benzer şekilde, Apple’ın da 160 binden fazla çalışanı arasında özellikle geleneksel departmanlarda küçülmeye gidebileceği değerlendiriliyor. Bu tür bir yeniden yapılandırmanın, kaynakların yapay zekâ ve büyüme odaklı alanlara kaydırılması amacı taşıdığı ve yatırımcılar tarafından kârlılığı artıracak bir adım olarak görüldüğü ifade ediliyor.

4- Apple TV+ için stratejik karar aşaması

Apple TV+, 2019’dan bu yana içerik üretimine yaklaşık 30 milyar dolar yatırım yaptı. Buna rağmen platformun, büyük ses getiren yapımlar üretme konusunda sınırlı başarı elde ettiği değerlendiriliyor. Yeni yönetimin önündeki kritik soru ise net: Apple, Netflix ve Amazon ile rekabet etmek için büyük içerik satın almaları ve agresif büyüme stratejileri mi izleyecek, yoksa bu alandan kademeli olarak çekilerek maliyetleri mi azaltacak?

5- ‘Üst yönetim mutfağının’ yeniden kurulması

Ternus’un, göreve gelmesinin ardından kendi yönetim ekibini oluşturması bekleniyor. Apple’da CEO değişiklikleri genellikle üst düzey departman başkanlıklarında da zincirleme değişimleri beraberinde getiriyor. Yatırımcılar, yeni ekipte genç, yenilikçi ve özellikle yazılım ile yapay zekâ odaklı isimlerin öne çıkmasını bekliyor. Bu beklenti, şirketin uzun yıllardır sürdürdüğü donanım ve tasarım merkezli yaklaşımın yerini daha teknoloji ve algoritma ağırlıklı bir stratejiye bırakacağı yönündeki öngörülerle de örtüşüyor.

6- Beyaz Saray diplomasisi

Tim Cook, Washington’daki siyasi dalgalanmalarla başa çıkma konusunda güçlü bir diplomasi geliştirmiş ve Donald Trump ile yakın ilişkiler kurarak Apple’ı gümrük vergileri gibi risklerden korumayı başarmıştı. Ancak Ternus için bu alanda benzer bir deneyim bulunmuyor. Bu nedenle yeni CEO’nun, ABD yönetimiyle hızlı şekilde doğrudan ilişkiler kurarak şirketin küresel tedarik zincirlerini etkileyebilecek siyasi riskleri en aza indirmesi gerektiği ifade ediliyor.

frbfgrb
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz ağustos ayında Beyaz Saray’da Tim Cook ile tokalaşıyor. (AFP)

7- ‘Omaha’nın bilge yatırımcılarının’ güvenini kazanmak

Berkshire Hathaway, yaklaşık 62 milyar dolarlık payıyla Apple’ın en büyük hissedarı konumunda bulunuyor. Şirketin yönetiminde Warren Buffett’ın ardından Greg Abel’in öne çıkmasıyla birlikte, yeni dönemde Ternus’un bu yatırım çevresiyle güçlü bir ilişki kurması kritik görülüyor. Analistlere göre bu ilişki, Apple hisselerinin kriz dönemlerinde tarihsel olarak sahip olduğu istikrarın korunması açısından önemli bir unsur olacak. Yatırımcı güveninin sürdürülebilmesi için Ternus’un hem finansal çevrelerle hem de şirketin uzun vadeli stratejik ortaklarıyla uyumlu bir iletişim geliştirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Sonuç olarak Ternus, yalnızca bir donanım mühendisi olarak yükselen bir isim değil; aynı zamanda yoğun bir teknolojik dönüşüm sürecinde küresel ölçekte dev bir şirketi yönetecek lider konumunda bulunuyor. Başarısı, Apple’ın tasarım geleneğini yazılım ve yapay zekâ devrimiyle birleştirme kapasitesine bağlı görülürken, piyasanın bu dönüşüm için fazla zaman tanımayacağı değerlendiriliyor.


Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program
TT

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Yapay zeka ile fotoğraf düzenlemede en iyi 10 program

Geçmişte bulanık görüntüler, kötü aydınlatma ve arka plandaki rastgele unsurlar tek bir anlama geliyordu: kötü fotoğraflar. Bugün ise yapay zekâ destekli fotoğraf düzenleme araçları bu gerçeği değiştirdi. Tek bir tıklamayla (hatta basit bir metin komutuyla) ışığı ayarlamak, yüz netliğini artırmak, dikkat dağıtan unsurları kaldırmak ve hatta fotoğrafın eksik kısımlarını yeniden oluşturmak mümkün.

“Akıllı” fotoğraf düzenleme rehberi

Şarku’l Avsat eWeek’te yayımlanan Aminu Abdullah’ın hazırladığı değerlendirme çerçevesinde kötü fotoğrafları yalnızca iyileştirmekle kalmayıp gerçekten onarabilen en iyi 10 yapay zekâ destekli aracı inceliyor. Bu araçların bazıları profesyonellere yönelikken, bazıları hızlı kullanım için tasarlandı. Bir kısmı ise artık sohbet botları gibi çalışıyor: fotoğrafı yüklüyor, sorunu tarif ediyorsunuz ve gerisini yapay zekâ hallediyor.

2026’da iyi bir yapay zekâ fotoğraf düzenleme aracı neyi ifade eder? Her “yapay zekâ destekli” olduğunu iddia eden araç buna değmez. En iyi araçlar bazı ortak özellikler taşır: Fotoğrafı düzenlemeden önce analiz eder, yüzleri, ışık koşullarını ve arka planı tanır. Tüm görüntüye aynı filtreyi uygulamak yerine hedefli düzenlemeler yapar; gölgeleri aydınlatırken parlak alanları bozmaz, cildi yapay görünmeden yumuşatır, istenmeyen nesneleri kaldırırken sahneyi doğal biçimde yeniden oluşturur.

Ayrıca bu araçlar zaman kazandırır. Arka plan kaldırma, toplu düzenleme ve gürültü azaltma gibi işlemler artık saniyeler içinde tamamlanır. Yapay zekâ, tekrarlayan işleri üstlenerek kullanıcının sonuca odaklanmasını sağlar.

1. Adobe Photoshop AI

Profesyonel düzenlemeler için en iyi seçenek

Yapay zekâ özellikleriyle Photoshop hâlâ en güçlü araçlardan biri. “Generative Fill” gibi özelliklerle istenmeyen unsurlar kaldırılabilir, eksik alanlar yeniden oluşturulabilir.

Öne çıkanlar:

Hassas pozlama ve renk dengesi

Sorunsuz nesne kaldırma

Kayıp detayları yeniden oluşturma

Dezavantajı ise öğrenme eğrisinin yüksek olmasıdır.

2. Nano Banana 2

Komut tabanlı düzenleme için en iyi araç

Metin komutlarıyla çalışır. Fotoğrafı yükleyip ne istediğinizi yazmanız yeterlidir.

Örnek: “Yüzdeki ışığı düzelt” veya “arka plandaki arabayı kaldır”.

3. ChatGPT

Etkileşimli düzenleme deneyimi için

Fotoğraf yükleyip sorunları analiz ettirebilir, ardından düzeltme isteyebilirsiniz. Basit düzenlemelerde oldukça etkilidir.

4. Luminar Neo

Hız ve manuel kontrol dengesi

Fotoğrafı analiz ederek otomatik ayarlamalar yapar.

Gökyüzü değiştirme

Nesne silme

Görüntü genişletme

5. Grok Imagine

Hızlı düzenleme ve paylaşım için

X içinde entegre çalışır. Komutla düzenleme yapıp doğrudan paylaşabilirsiniz.

6. Canva Magic Studio

Pazarlama içerikleri için ideal

Sosyal medya ve görsel içerik üretimi için güçlüdür.

7. Pixlr AI

Tarayıcı üzerinden hızlı düzenleme

Kurulum gerektirmez, hızlı çözümler sunar.

8. Topaz Photo AI

Teknik kalite sorunları için

Gürültü, bulanıklık ve düşük çözünürlük sorunlarına odaklanır.

9. Freepik AI Photo Editor

Kapsamlı düzenleme çözümü

Tek platformda birçok yapay zekâ özelliğini bir araya getirir.

10. Remini

Düşük kaliteli fotoğraflar için en iyi seçenek

Bulanık ve düşük çözünürlüklü görüntüleri netleştirme konusunda uzmanlaşmıştır.

Sonuç olarak, yapay zekâ destekli fotoğraf düzenleme araçları artık sadece iyileştirme değil, gerçek anlamda “onarım” yapabiliyor. Doğru aracı seçmek ise kullanım amacına


NASA'dan Voyager 1'i kurtarmak için sıradışı plan

NASA'nın Voyager 1 uydusunun sanatçı tarafından yapılmış tasviri (NASA)
NASA'nın Voyager 1 uydusunun sanatçı tarafından yapılmış tasviri (NASA)
TT

NASA'dan Voyager 1'i kurtarmak için sıradışı plan

NASA'nın Voyager 1 uydusunun sanatçı tarafından yapılmış tasviri (NASA)
NASA'nın Voyager 1 uydusunun sanatçı tarafından yapılmış tasviri (NASA)

NASA, ilk yıldızlararası uzay aracının enerjisinin tükenmesini önleyecek bir çözüm bulmak için acele ediyor.

1977'de fırlatılan Voyager 1'in enerji seviyesindeki düşüş, görev operatörlerini geçici bir çözüm olarak araçtaki cihazlardan birini kapatmaya zorladı.

ABD uzay ajansı, aracın ömrünü uzatmak ve yeniden tam işlevine kavuşturmak için halihazırda "sıradışı bir plan" üzerinde çalıştığını açıkladı.

2012'de Güneş Sistemi'nden ayrılan ilk sonda olan Voyager 1, en uzaktaki insan yapımı nesne konumunda.

Araç, plütonyumun bozunmasıyla elektrik üreten bir radyoizotop termoelektrik jeneratörle çalışıyor. Bu enerji sistemi, yılda 4 watt güç kaybına neden oluyor.

Beklenmedik bir düşük güç sorunu ilk olarak 27 Şubat'ta, planlı bir dönüş manevrası sırasında tespit edilmiş ve görevin mühendisleri, fazladan herhangi bir enerji düşüşünün, sondadaki bileşenleri kapatacak bir koruma sistemini tetikleyeceği uyarısında da bulunmuştu.

NASA, daha kalıcı bir çözüm üzerinde çalışırken başka sorunların ortaya çıkmasını önlemek için, halihazırda Dünya'dan 25 milyar kilometreden daha uzaktaki Voyager 1 aracındaki bir cihazı kapattığını açıkladı.

Voyager görev yöneticisi Kareem Badaruddin, "Bir bilimsel cihazı kapatmak kimsenin tercihi olmasa da elimizdeki en iyi seçenek bu" diyor.

Voyager 1'de çalışmaya devam eden iki bilimsel cihaz kaldı: Biri plazma dalgalarını dinliyor, diğeriyse manyetik alanları ölçüyor. Bu cihazlar hâlâ mükemmel çalışıyor ve insan yapımı başka hiçbir aracın ulaşmadığı bir uzay bölgesinden veri gönderiyor.

Düşük Enerjili Yüklü Parçacıklar Deneyi (LECP) adlı cihaz, 49 yıldır neredeyse kesintisiz çalışıyor ve Samanyolu'ndan gelen kozmik ışınlar gibi düşük enerjili yüklü parçacıkları ölçüyor.

NASA yayımladığı güncellemede, "Nükleer enerjili uzay aracının gücü azalıyor ve LECP'yi kapatmanın, insanlığın ilk yıldızlararası keşif aracını çalışır durumda tutmanın en iyi yolu olduğu düşünülüyor" ifadelerini kullanıyor.

Bu cihaz, yıldızlararası ortamın yapısı hakkında kritik veriler sağladı ve helyosferimizin ötesindeki uzayda basınç cephelerini ve değişken parçacık yoğunluğuna sahip bölgeleri tespit etti. Voyager ikiz araçları dışında bu bilgileri sağlayabilecek kadar Dünya'dan uzak bir uzay aracı yok.

Independent Türkçe