İsrail ile Filistinliler arasında hiçbir dosyada ilerleme kaydedilmedihttps://turkish.aawsat.com/home/article/3041066/i%CC%87srail-ile-filistinliler-aras%C4%B1nda-hi%C3%A7bir-dosyada-ilerleme-kaydedilmedi
İsrail ile Filistinliler arasında hiçbir dosyada ilerleme kaydedilmedi
İsrail Savunma Bakanı Gantz: Çocuklarımız geri dönmeden Gazze Şeridi ekonomik olarak iyileşemez
İsrailli Araplar, ulusal savaşları sırasında birçok zorlukla karşılaştı (Reuters)
Ramallah / Kefah Zebun
TT
TT
İsrail ile Filistinliler arasında hiçbir dosyada ilerleme kaydedilmedi
İsrailli Araplar, ulusal savaşları sırasında birçok zorlukla karşılaştı (Reuters)
İsrail ile Filistinliler arasında şu ana kadar hiçbir dosyada ilerleme kaydedilemediği ve büyük görüş ayrılıkları nedeniyle tüm dosyaların neredeyse donmuş durumda olduğu belirtildi. Kaynaklar, ne ateşkes ne de esir dosyalarında bir ilerleme olmadığını vurguladılar.
Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli kaynaklar, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlere atıfta bulunarak, “Çocuklarımız geri dönmeden Gazze Şeridi ekonomik olarak iyileşemez” dedi. Partisi Mavi-Beyaz İttifakı’nın (Kahol Lavan) özel oturumunda konuşan Gantz, “Gazze konusunda aynı şeyin bir kez daha olmayacağını tekrar söylüyorum. Hamas henüz bunu anlamadıysa anlamasını sağlayacağız. Çocuklarımız geri dönmeden ve güvenlik istikrara kavuşmadan Gazze Şeridi ekonomik olarak iyileşemez” ifadelerini kullandı.
Hamas'ı son operasyonla verilen mesajı anlamaya çağıran Gantz, hükümetinin, bölgede Filistinlileri temsil eden ılımlı taraf olan Filistin Yönetimi ile Mısır'ın da önemli desteğiyle iş birliğini güçlendirmek için çalışacağını ve ayrıca Gazze Şeridi'nin yeniden inşası konusunu ele alacağını vurguladı.
Gantz'ın açıklamaları, İsrail'in, geçtiğimiz ay Gazze'deki son saldırıların sona ermesinin ardından ilan ettiği ateşkeste herhangi bir ilerleme kaydedilmesini Hamas'ın elindeki İsrailli dört esirin geri iadesine bağlamaya dayanan yeni politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu gösteriyordu. Buna karşın Hamas, iki taraf arasındaki sorunlarda ilerleme kaydedilmesinin diğer dosyalarla ilişkilendirilmesine itiraz ediyor ve İsrailli mahkumları Filistinli mahkumların iadesi karşılığında iade etmeyeceğini söylüyor.
Gazze Şeridi'nde, 2014 yazında patlak veren savaş sırasında Hamas tarafından esir alınan askerler Şaul Aron ve Hadar Golden'in de aralarında bulunduğu 4 İsrailli bulunuyor. İsrail, bu kişilerin öldürüldüklerini öne sürerken Hamas durumları hakkında bilgi vermeyi reddediyor. İki İsrail vatandaşı, Etiyopya kökenli Abraham Mengistu ve Arap kökenli Haşim Bedevi es-Seyyid, 2014 yılındaki Gazze savaşından sonra farklı zamanlarda Gazze'ye kendi özgür iradeleriyle girdiler. Buna karşın şuan İsrail hapishanelerinde 5 bin Filistinli mahkum bulunuyor.
İbranice yayın yapan ‘Walla’ adlı haber sitesine konuşan İsrail kaynakları, İsrailli bir heyetin geçtiğimiz Perşembe günü Kahire'de Mısır Genel İstihbarat Servisi’ndeki yetkililerle Gazze Şeridi'ndeki mahkumlar ve ateşkes konusuyla ilgili bir görüşme yaptığını, ancak ‘istikşafi’ olarak nitelendirilen görüşmelerde ilerleme kaydedilmediğini söylediler.
Walla’nın haberine göre ziyareti yakından takip eden İsrailli iki kaynak, görüşmelerin genel olduğunu ve ilerleme kaydedilmediğini belirtirken kaynaklardan biri, toplantının ‘sadece katılım gösterme amaçlı’ olduğunu söyledi.
İsrail heyetinde Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Ortadoğu Departmanı Başkanı Nimrud Gaz’a İsrailli Tutsaklar ve Kayıp Kişilerle İlişkiler Koordinatörü Yaron Blum eşlik etti. İsrailli Heyet, Mısır İstihbarat Teşkilatı’nda Filistin dosyasından sorumlu Tuğgeneral Ahmed Abdulhalık ile görüştü. İsrailli kaynaklar, görüşmelerin sadece pozisyonları gözden geçirme amaçlı olduğunu ve tarafların siyasi düzeyde istişare etmek üzere daha sonra tekrar bir araya gelmelerinin kararlaştırıldığını kaydettiler.
Kaynaklar, heyetin başlangıçta İsrail’in yeni Başbakanı Naftali Bennett ile görüşmediği için karar alamadığını ve Mısır'a, yeni İsrail hükümetinin söz konusu konulara ilişkin henüz net bir politika oluşturmadığı bilgisi verildiğini söylediler.
Lübnan'da ateşkes için Arap Dünyası devreye girdihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5283506-l%C3%BCbnanda-ate%C5%9Fkes-i%C3%A7in-arap-d%C3%BCnyas%C4%B1-devreye-girdi
İsrail'in dün Sur kenti yakınlarındaki Burc el-Şamali'deki bir binaya düzenlediği hava saldırısının ardından kalan enkaz (AP)
ABD-İran arasında yürütülen ve bir uzlaşıya varmayı hedefleyen müzakerelerle eş zamanlı olarak, Lübnan’ın iç ve dış temaslarına destek vermek amacıyla Arap ülkeleri düzeyinde diplomatik bir hareketlilik başladı. Lübnan ise Washington'da İsrail ile gerçekleştirilecek yeni tur müzakerelere katılma hazırlıklarını sürdürürken, masada öncelikle ateşkesin sağlanması konusunda ısrar ediyor.
Lübnanlı kaynaklar, Lübnan dostu Arap ülkelerinin son iki gündür yoğun bir mekik diplomasisi yürüttüğünü ve müzakerelerde Beyrut’un elini güçlendirecek ortak bir zemin hazırlamaya çalıştığını belirtti. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, bu ortak tutumun netleşmesinin ardından Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam arasında üçlü bir zirvenin önünün açılacağını ifade etti. Bu zirvede durum değerlendirmesi yapılması ve "öncelikle ateşkesin ilan edilmesi, ardından da ateşkes sonrasındaki aşamaların planlanması" hedefleniyor. Arap diplomasisinin yürüttüğü hareketliliğin; ateşkesin yürürlüğe girmesi, her iki tarafın karşılıklı olarak geri çekilmesi, Lübnan ordusunun bölgeye konuşlandırılması, Hizbullah’ın silah bırakması, göç edenlerin geri dönmesi ve Güney Lübnan’da istikrarın yeniden tesisi gibi çok ayaklı bir plan üzerinde yoğunlaştığı aktarıldı.
İsrail’in direnci ve Hizbullah’ın şartları masayı bloke ediyor
Bütün bu çabalara rağmen, İsrail’in katı tutumu ve Hizbullah’ın kendi şartlarındaki ısrarı ateşkes sürecini baltalıyor. Lübnanlı kaynaklar, İsrail tarafının müzakereleri ileriye taşıyacak hiçbir adım atmadığını ve "uzlaşmaz" bir tavır sergilediğini belirterek; Tel Aviv’in atılacak her adımı Hizbullah’ın önceden silahsızlandırılması şartına bağladığına dikkat çekti.
Hizbullah kanadı ise arabulucular vasıtasıyla ilettiği mesajda, Lübnan topraklarında kapsamlı ve eksiksiz bir ateşkes sağlanmadan önce hiçbir soruya veya teklife yanıt vermeyeceğini kesin bir dille bildirdi.
İran, “Akdeniz’deki son kalesi” Lübnan’a tutunuyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5283404-i%CC%87ran-%E2%80%9Cakdeniz%E2%80%99deki-son-kalesi%E2%80%9D-l%C3%BCbnan%E2%80%99-tutunuyor
İran, “Akdeniz’deki son kalesi” Lübnan’a tutunuyor
İsrail'in hava saldırısının ardından güney Lübnan'dan yükselen dumanlar, 12 Haziran 2026'da Lübnan'ın Marjayoun kentinden görüntülendi (Reuters)
ABD ve İran arasındaki çatışmalar son günlerde tekrar alevlenirken, müzakereler hakkında çelişkili açıklamalar yapılıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında İran'la anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu, mutabakat metni üzerindeki son çalışmaların sürdüğünü savundu.
Sürecin birkaç gün içinde tamamlanacağını, belki de Avrupa'da bir imza töreni düzenleneceğini ileri sürdü. Truth Social'daki açıklamasında da İran'a düzenlenmesi planlanan saldırıları askıya aldığını bildirdi.
Diğer yandan Fox News'e konuşan ABD'li bir savunma yetkilisi, Hürmüz'de İran'a ait iki drone'un düşürüldüğünü iddia etti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise mutabakat metninin bir kısmıyla ilgili müzakerelerin tamamlandığını söylerken, "İran henüz hiçbir anlaşmayla ilgili nihai karar belirtmemiştir" dedi.
İran'ın yarı resmi haber ajansı Tesnim de Tahran'dan resmi açıklama gelmediği sürece Trump'ın sözlerinin dikkate alınmaması gerektiğini yazdı.
Guardian'ın aktardığına göre anlaşmada Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesine ilişkin bir takvim öngörülüyor. Bu süre zarfında ABD'nin bölgedeki ablukası devam edecek.
Ayrıca nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasına yönelik mekanizmalar da ele alınıyor. Adının paylaşılmasını istemeyen bir diplomat, anlaşmanın yüzde 50 başarı şansı olduğunu savunuyor.
Müzakerelerin akıbeti belirsizliğini korurken Tahran yönetimi, Lübnan'ı denkleme dahil ederek pazarlık kozunu artırmaya çalışıyor. İran, ABD'yle herhangi bir anlaşma için İsrail'in Lübnan'a saldırıları sonlandırmasını şart koşuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla ateşkeste anlaştığını 3 Haziran'da duyurmuştu.
Ancak Tahran destekli Hizbullah ertesi gün ateşkesi reddettiğini açıklamıştı. Şii örgütün lideri Naim Kasım, öncelikle tüm çatışmaların durdurulmasını ve İsrail birliklerinin ülkeden çekilmesini talep ederek "İşgal devam ettiği sürece direniş de devam edecek" demişti.
İsrail yönetimiyse ülkenin güneyindeki işgalini genişletiyor.
Reuters'ın analizinde Lübnan'ın, Suriye'de Aralık 2024'te Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından İran'ın "Akdeniz'de nüfuzunu sürdürebileceği son kalesi" haline geldiğine dikkat çekiliyor.
Diğer yandan Lübnan yönetimi dış etkilerin ülkenin geleceğini belirlemesini istemiyor. Cumhurbaşkanı Joseph Avn, çarşamba günü ajansa yaptığı açıklamada, "Lübnan'ın geleceği İran'ın ya da İsrail'in değil, Lübnanlıların elindedir" demişti.
Independent Türkçe, Guardian, Times of Israel, Reuters, Tesnim
ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5283393-abd-i%CC%87ran-uzla%C5%9Fmas%C4%B1-i%CC%87srail-ile-hizbullah-aras%C4%B1ndaki-sava%C5%9F%C4%B1-bitirir-mi
ABD-İran uzlaşması, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşı bitirir mi?
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Tyre kentine düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen yoğun alev ve dumanlar (AFP)
Washington'daki karar alma çevreleriyle yakın ilişkilere sahip iki Amerikalı uzman, ABD ile İran arasında bir mutabakat zaptına varılmasına yönelik işaretlerin artmasına rağmen, İsrail ile Hizbullah arasında halen devam eden savaşın yakın gelecekte sona ermesinin beklenmediğini değerlendirdi. Uzmanlara göre Lübnan, İsrail'in güvenlik kaygıları, Hizbullah'ın askerî rolü ve İran'ın bölgesel stratejisi arasında sıkışmış durumda bulunuyor.
Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün (ISW) Ortadoğu ekibi başkanı Kelly Campa ile RAND Corporation Ulusal Güvenlik ve Strateji Programları Direktörü Raphael Cohen, Şarku’l Avsat verdikleri demeçlerde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Lübnan ve İsrail hükümetleri arasında savaşın temel nedenlerini ele almak ve iki ülke arasında barış sağlamak amacıyla yürüttüğü arabuluculuk çabalarına rağmen çatışmaların farklı yoğunluk seviyelerinde devam edeceğini belirtti.
İsrail'in Hizbullah'a yönelik mevcut askerî operasyonlarının başlamasının üzerinden 100 günden fazla süre geçtiğini hatırlatan ve ABD askerî istihbaratında Albay Cohen, “Geri sayım 100 gün önce başlamadı. İsrail açısından bu, çok daha uzun bir mücadelenin parçası; ateşkes anlaşmalarıyla bölünen ayrı savaşlar dizisi değil” dedi.
Kelly Campa, Washington'daki Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nde Ortadoğu ekibinin başkanı (Şarku’l Avsat)
Cohen, İsrail'in kuzey sınırlarının güvenliğinden tamamen emin olana kadar Güney Lübnan'da işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini düşündüğünü belirtti. Aynı zamanda İsrail'in Hizbullah'ı tamamen yenilgiye uğratmasının ya da İran destekli örgütün İsrail'i hedeflerinden vazgeçirmesinin düşük ihtimal olduğunu ifade ederek, “Uzun vadeli bir çatışmayla karşı karşıyayız. Taraflardan hiçbirinin nihai hedeflerine ulaşabilecek durumda görünmediği bir tablo söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.
Lübnan ve Levant bölgesi güvenliği üzerine çalışan Kelly Campa da benzer görüşler dile getirerek, çatışmanın yakın dönemde çözülemeyeceğini söyledi. Bunun temel nedeninin bölgesel politikalar ve özellikle İran'ın hesapları olduğunu belirten Campa, “Bu çatışmanın kısa sürede çözüleceğini düşünmüyorum. İran, bölgedeki ortaklarından birine yönelik herhangi bir Amerikan veya İsrail saldırısının daha geniş çaplı bir savaşı tetikleyebileceği bir gerçeklik oluşturmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
RAND Corporation'ın Strateji ve Ulusal Güvenlik Programları Direktörü (Şarku’l Avsat)
Campa'ya göre Tahran, Lübnan'daki gelişmeleri Washington ile yürüttüğü müzakerelerde elini güçlendirmek için kullanıyor. İran'ın, Levant bölgesindeki en önemli ortağı olmaya devam eden Hizbullah'ı korumaya çalıştığını belirten Campa, aynı zamanda Tahran'ın taviz vermek istemediği konuların görüşülmesini ertelemek için mevcut durumdan yararlandığını söyledi.
Askerî çözüm yeterli değil
Her iki uzman da askerî operasyonların tek başına kalıcı bir sonuç sağlayıp sağlayamayacağını sorguladı.
Cohen, İsrail'in elde ettiği bölgesel kazanımların Hizbullah'ın temel tutumunu değiştirmesinin zor olduğunu belirterek, “İsrail, Hizbullah'ı silahsızlandırmak için yoğun çaba gösteriyor. Ancak Hizbullah mensubuysanız bunu kabul etmeye yatkın olmazsınız. Bu nedenle çıkmazdayız” dedi.
Güney Lübnan'daki köy, kasaba ve şehirlerde meydana gelen büyük yıkım konusunda Campa yorum yapmaktan kaçınırken, Cohen askerî operasyonların genellikle hassas ve hedef odaklı yürütüldüğünde daha etkili olduğunu söyledi.
Cohen, “Amaç yıkımın kendisi değil. Sorun, Hizbullah'ın onlarca yıl boyunca Güney Lübnan'daki yerel topluluklar ve altyapı içinde kök salmış olmasıdır” dedi. Bununla birlikte savaş sırasında askerî gereklilik konusunda ortaya atılan karşıt iddiaların bağımsız biçimde doğrulanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekti.
Uzman, savaşın sonunda kesin bir zafer tablosu beklenmemesi gerektiğini de vurgulayarak, “Sonunda bir zafer geçidi olmayacak. En gerçekçi sonuç, çatışmaların tamamen sona ermesinden ziyade şiddetin azaltılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Benzer şekilde Campa da İsrail'in ne zaman duracağının ancak siyasi bir uzlaşmayla cevaplanabilecek bir soru olduğunu belirterek, çatışmanın nihai olarak diplomasi yoluyla çözülebileceğini savundu.
Diplomasinin sınırları
Uzmanlar, İsrail ile Lübnan arasında devam eden görüşmelerin önemli olduğunu kabul etmekle birlikte bunların sınırlı etkisine dikkat çekti.
Cohen, “Konuşuyor olmaları olumlu. Ancak bu çatışmanın önemli bir tarafı daha var: Hizbullah. Ve o müzakere masasında bulunmuyor” dedi.
Campa ise ABD arabuluculuğunda Washington'da Lübnan ve İsrail heyetleri arasında yürütülen doğrudan görüşmeleri “tarihî öneme sahip” olarak nitelendirdi. Ancak kalıcı bir anlaşmanın ancak Lübnan devletinin otoritesinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi.
Hizbullah destekçileri, ABD ve İsrail'in İran'a karşı askeri operasyonlarını protesto ederken İran bayrakları salladı (AP)
Önceki düzenlemelerin büyük ölçüde Hizbullah'ın davranışlarına bağlı olduğu için kırılgan kaldığını ifade eden Campa, kalıcı bir anlaşma için Lübnan devletinin otoritesini kullanabileceğine ve İsrail'in güvenlik kaygılarını giderebileceğine yönelik güven oluşturulması gerektiğini belirtti.
Birçok Lübnanlının İsrail'in gerçek rakibinin Lübnan hükümeti değil Hizbullah olduğunu düşündüğünü söyleyen Campa, buna karşın Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan temas kurulmasına sürekli karşı çıktığını hatırlattı.
Lübnan devletinin son bir yıl içinde otoritesini güçlendirmek ve Hizbullah'ın askerî varlığını sınırlandırmak yönünde adımlar attığını belirten Campa, bu çabaların önemli olduğunu ancak kalıcı bir çözüm için Lübnan, İsrail ve ABD arasında iş birliği gerektiğini söyledi.
İran faktörü
Cohen, Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomasinin Hizbullah'ın geleceği sorununu çözebileceği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“İsrail'in yakın zamanda İran ile doğrudan müzakere edeceğini düşünmüyorum. Daha olası senaryo, ABD ile İran arasında dolaylı görüşmeler yürütülmesidir” diyen Cohen, kamuoyuna yansıyan görüşmelerin büyük ölçüde İran'ın nükleer programına odaklandığını, İran'ın bölgesel silahlı gruplar ağının ise geri planda kaldığını söyledi.
Bu nedenle olası bir anlaşmanın Hizbullah meselesine uzun vadeli bir çözüm getireceğinden kuşku duyduğunu belirten Cohen, İran'ın Hizbullah'ı hâlâ stratejik bir değer olarak gördüğünü ifade etti.
“Hizbullah belki de 7 Ekim 2023 öncesindeki kadar önemli değil; ancak Tahran'ın ondan vazgeçmeyeceği kadar değerli olmaya devam ediyor” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Genelkurmay Başkanı Daniel Hoeller, İsrail'in ABD Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ve Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad ile birlikte, Washington DC'deki Dışişleri Bakanlığı merkezinde İsrail ve Lübnan heyetleri arasında gerçekleşen bir görüşmeden bir kare (AFP)
Yakın zamanda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın eski muhalifler ve müttefikleri kapsayan yeni bir ordu kurma çabalarını inceleyen bir rapora katkı sunan Campa ise, Donald Trump'ın önerilerine rağmen Suriye'nin Hizbullah'ı zayıflatma girişimlerinde önemli bir rol üstlenip üstlenemeyeceğini sorguladı.
Suriye hükümetinin ciddi iç sorunlarla mücadele ettiğini ve önceliğinin devlet kurumları ile güvenlik güçlerini yeniden inşa etmek olduğunu belirten Campa, “Şam'ın bundan daha büyük bir rol üstlenebileceğine şaşırırım” dedi.
Zorlu yol
Lübnan liderlerinin önündeki seçeneklere ilişkin değerlendirmelerinde her iki uzman da devlet kurumlarının güçlendirilmesinin ülke için en iyi uzun vadeli seçenek olduğu konusunda birleşti.
Campa, mevcut Lübnan yönetiminin geçmiş yıllarda hayal edilmesi zor olan zorlu meselelerle yüzleşmeye hazır göründüğünü belirterek, Lübnanlı yetkililere “baskılara rağmen bu çizgiyi sürdürmeleri” tavsiyesinde bulundu.
Cohen ise Lübnan açısından en olumlu senaryonun Hizbullah'ın savaştan ciddi ölçüde zayıflamış şekilde çıkması olduğunu söyledi. Böyle bir durumda Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin devlet otoritesini ülke genelinde daha fazla tesis edebileceğini ifade etti.
“Bu çatışmanın olumlu sayılabilecek tek yönü varsa, o da Hizbullah'ın Lübnan ordusunun daha fazla kontrol sağlamasına imkân verecek ölçüde zayıflayabilmesidir” dedi.
Bununla birlikte iki uzman da bu sonucun kesin olmadığını ve Lübnan'ın geleceğinin büyük ölçüde ülke dışındaki gelişmelere bağlı kalacağını kabul etti.
Şimdilik her ikisinin de üzerinde uzlaştığı nokta ise şu: Savaşın yakın zamanda sona ermesi beklenmiyor ve Lübnan, uzun süreli askerî çatışma ile İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan daha geniş bölgesel mücadelenin ortasında kalmaya devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة