Suudi Arabistan, dijital bankacılıkta atılım yaptı

Şarku’l Avsat’a konuşan finans uzmanları: “Suudi Arabistan, finans sektöründe dijital ortama entegre bir yasal ve teknik yapı ile hazırlandı”

Suudi Arabistan, teknik finans sektörünün entegrasyonunu geliştirmek için iki dijital bankaya onay verdi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, teknik finans sektörünün entegrasyonunu geliştirmek için iki dijital bankaya onay verdi (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, dijital bankacılıkta atılım yaptı

Suudi Arabistan, teknik finans sektörünün entegrasyonunu geliştirmek için iki dijital bankaya onay verdi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, teknik finans sektörünün entegrasyonunu geliştirmek için iki dijital bankaya onay verdi (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın finans sektörünü geliştirme arzularının bir devamı olarak Bakanlar Kurulu, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığında geçen salı günü düzenlenen bir oturumda, Maliye Bakanlığı’nın 2,5 milyar riyal (666 milyon dolar) sermayeli, kurulmakta olan STC Bank ve 1,5 milyar riyal (400 milyon dolar) sermayeli kurulmakta olan Suudi Arabistan Dijital Bankası için gerekli lisansı vermesini onayladı. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, dijital bankaların varlığında yararlananların devlet ve özel sektör ekonomisi olduğunu belirtti. Uzmanlar, Suudi Arabistan’ın teknik alanda mevzuat ve altyapı ile desteklenen finans sektörünü geliştirerek geleceğe hazırlandığını aktardı.
23 Haziran’da Suudi Arabistan Maliye Bakanı ve Finans Sektörünü Geliştirme Programı Başkanı Muhammed el-Cadaan, kurulun onayının liderliğin ‘finansal teknolojideki hızlı gelişmeye ayak uydurma’ konusundaki istekliliğini yansıttığını dile getirdi. Cadaan ayrıca, kurulun, küresel gelişmelere ayak uydurmayı amaçlayan “Suudi Arabistan 2030 vizyonuna” ulaşmak için en önemli programlardan biri olan Mali Sektör Geliştirme Programı’na tam desteğiyle Krallığın, dünyanın en büyük finans merkezleri arasında yer almasını, ayrıca ülkedeki iş ve hizmetlerin sürekli gelişimine paralel olarak finansal hizmetler alanında niteliksel sıçramalar elde etmesini istediğini vurguladı.
Finans Sektörünü Geliştirme Programı’nın, 2021-2025 döneminde ‘sektörü geliştirmek, ülke ekonomisinin gelişimini desteklemek ve gelir kaynaklarını çeşitlendirmek için finansal teknoloji ile ilgili bir dizi girişimi içeren’ bir strateji geliştirmek için çalıştığını belirtti.

Hükümet etkileşimi
Devlet kurumları dijital bankaların kurulmasını onaylamak için etkileşime girdi. Öyle ki Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Mühendis Haid el-Falih, “Kabinenin iki yerel dijital bankaya lisans vermeyi onaylaması, Finansal Sektör Geliştirme Programı’nın daha verimli bir dijital altyapı oluşturma, finansal kurumların müşterilerine birden fazla kanal üzerinden kaliteli hizmetler sunma, ulusal ekonominin gelişimini destekleme ve yatırımları teşvik etme çabalarını artırıyor” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Dr. Fahd el-Mubarek, Bakanlar Kurulu’nun onayı ile Merkez Bankası’nın iki bankanın ülkede iş yapmaya başlaması için gerekli teknik ve operasyonel gereklilikleri tamamlamak için çalışacağını söyledi. Mubarek, dijital bankaların şu anda faaliyet gösteren kuruluşlar için geçerli tüm denetim ve kontrol gerekliliklerine tabi olacağını dile getirdi.
Dr. Fahd el-Mubarek, dijital bankaların, finansal kapsayıcılığın artmasına katkıda bulunan sektörler için yenilikçi bir bankacılık iş modeli aracılığıyla yalnızca dijital kanallar aracılığıyla finansal ürün ve hizmetler sunacağına dikkat çekti.

İletişim Grubu
Suudi Arabistan ve bölgenin en büyük telekomünikasyon şirketi olan Suudi Arabistan İletişim Grubu Yönetim Kurulu (STC) Başkanı Prens Muhammed bin Halid el-Abdullah el-Faysal, “Suudi dijital ödeme şirketi STC Pay’ın dijital bir bankaya dönüştürülmesi, müreffeh ve çeşitlendirilmiş bir ekonomiye doğru 2030 Vizyonu’nun iddialı hedefleriyle uyumlu şekilde, şirketin dijital dönüşümde ve devlet sektörlerinin dijital olarak güçlendirilmesinde önemli bir rol oynama taahhüdünü yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Grubun CEO’su Müdendis Alyan el-Vetid, planlanan dijital bankanın yeni, alışılmadık yollarda ve dijital dönüşümde büyük için ‘cesaret’ stratejisine bağlılığı yansıttığını ifade etti. Vetid, bu adımın şirketin kısa sürede kaydettiği başarıların bir uzantısı olduğunu belirtti.

Bankacılık hizmetleri
Diğer taraftan Cidde Üniversitesi Ekonomi Profesörü Dr. Salim Bacaca, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki dijital bankanın kurulmasının finans sektörü sistemini geliştirmek ve yeni şirketlerin finansal hizmetler sunmasının önünü açarak ülke ekonomisinin desteklenmesine ve gelişmesine katkıda bulunmak çerçevesinde geldiğini ifade etti.
Bacaca, Suudi Arabistan’da dijital bankaların bulunmasının, bankacılık hizmetlerinin özellikle teknolojik gelişmelerle birlikte gelişmiş ülkeler düzeyine çıkarılmasında dünyaya ayak uydurma açısında önemli olduğunu vurguladı. Altyapının hazır olduğunu belirten Dr. Salim Bacaca, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, sürdürülebilir ve homojen bir çerçeve oluşturmadaki başarısının ardından, Orta Doğu ve Afrika’da ilk sırada yer alan Suudi Arabistan’ı dijital düzenleyici olgunluk endeksinin en yüksek seviyelerinde sıraladığını söyledi.
Aynı şekilde ekonomist Ahmed eş-Şehri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, tüm alanlarda dijital ekonomiye yönelik küresel bir eğilim olduğunu ve bu dijital bağlamda, şubeleri olmadan varlıklara sahip olan yeni nesil dijital bankaların ortaya çıktığını vurguladı.

Alt yapı
Şehri, Suudi Arabistan’ın bugün başarılı olmasını sağlayacak teknik alanda mevzuat ve altyapı ile desteklenen finansal sektörü geliştirmek için dijital bankalar, sıradan finansal kurumlar ve bankacılık platformları aracılığıyla geleceğe hazırlandığını aktardı. Ahmed eş-Şehri, sistemin teknik güvenlik ve siber olarak bilinen güç ve bütünlüğünün yanı sıra dijital bankaların kurulmasına izin verilmesinin bankalar arasında daha iyi rekabeti sağladığını ve bir sonraki zorlukla mücadele için teknoloji bütçelerini ve bunlara yapılan yatırımı artırdığını ifade etti.
Ekonomist, banka yapılarının dijital ve gerçekçi arasındaki çeşitlilik yoluyla finansal sistemin gelişiminden en büyük yararlanıcının, ister bireyler ister şirketler olsun finansal hizmetlerin tüketicisi dahil olmak üzere tüm sektörlerinde Suudi Arabistan ekonomisi olduğunu dile getirdi. Şehri, telekomünikasyon altyapısının ülkenin ekonomik sektörlerinde herhangi bir teknik iyileştirme için hazır olduğunu vurguladı.

Açık bankacılık
Finans sektörünün teknik altyapısının hazır hale getirilmesine yönelik arayışlar bağlamında Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA), geçen yıl müşterilerin hesaplarını yönetmelerini ve verileri güvenli bir şekilde paylaşmalarını sağlayan bir açık bankacılık politikası yayınladı. Bu gelişmeyle yerel bankalar ve finansal teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarına, müşterinin açık rızasıyla bilgilerine erişim izni verilecek. Banka ayrıca, finansal teknoloji şirketleri için yenilikler ve fırsatlar yaratarak, mevzuata ayak uydurarak ve devletin ekonomik istikrarı ve finansal sektörün gücünü korumadaki kazanımlarını koruyarak, bankacılık sektörünü geliştirmek ve desteklemek için sürekli bir faaliyet göstermekte.



NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim


Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
TT

Körfez ekranlarının hanımefendisi Hayat el-Fahd vefat etti

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)
Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd (El-Fahd Sanat Vakfı’nın Instagram hesabı)

Kuveytli sanatçı Hayat el-Fahd, uzun süredir devam eden sanat kariyerinin ardından bugün hayatını kaybetti. Elli yılı aşkın bir döneme yayılan kariyeri boyunca Körfez ve Arap tiyatro tarihine damga vuran el-Fahd’ın vefatı, sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.

Körfez televizyon dramalarının öncülerinden biri olarak kabul edilen el-Fahd, 1960’lı yıllarda başladığı sanat hayatında çok sayıda televizyon ve tiyatro eserinde yer aldı. Toplumsal ve insani konuları işleyen yapımlardaki rolleriyle Körfez tiyatro kimliğinin şekillenmesine önemli katkı sağladı.

Sanatçının vefatı, resmi sosyal medya hesapları üzerinden duyuruldu. Körfez ve Arap sanat çevrelerinde derin üzüntüye neden olan vefat haberi sonrasında el-Fahd, ‘Körfez tiyatrosunun ikonu’ olarak anıldı.

Son günlerinde sağlık durumunun kötüleştiği, yoğun bakıma alındığı ve uzun süredir devam eden bir hastalık sürecinin ardından hayatını kaybettiği belirtildi. Böylece elli yılı aşan üretken sanat yolculuğu sona erdi.

Kariyeri boyunca onlarca başarılı yapımda rol alan el-Fahd, Körfez ve Arap dünyasında geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip edildi. Karmaşık karakterleri canlandırmadaki başarısıyla ‘Körfez ekranlarının hanımefendisi’ olarak anıldı ve farklı kuşakların sevgisini kazandı.

Tiyatro oyunları, sinema filmleri ve televizyon dizilerinden oluşan geniş bir sanat mirası bırakan el-Fahd, aynı zamanda yazarlık ve yapımcılık alanlarında da faaliyet gösterdi. El-Fahd, toplumsal meseleleri ele alan projelere katkı sağladı ve genç yeteneklerin yetişmesine destek oldu.