Hasan Nasrallah hükümet kurma krizinde hakem olmayı reddediyor

Hasan Nasrallah hükümet kurma krizinde hakem olmayı reddediyor
TT

Hasan Nasrallah hükümet kurma krizinde hakem olmayı reddediyor

Hasan Nasrallah hükümet kurma krizinde hakem olmayı reddediyor

Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi Başkanı Milletvekili Cibran Basil’in kendisi için kabul edilen koşullara uyma davetini reddetti. Nasrallah, Hizbullah’ın konumunun ve önceliklerinin farklı olduğunu ve kendisi için kabul edilenlerin Lübnan’daki siyasi güçlerin çoğu tarafından kabul edilmeyeceğini belirtti. Nasrallah aynı zamanda hakem olma davetini de reddetti. Zira hakemliğin her iki tarafın da kabul ve teslimiyetini gerektirdiğini ancak bunun söz konusu olmadığını ve kendisinin bu işin içinde bulunmadığını belirtti.
Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah yerel siyasi gelişmeler ile ilgili yaptığı bir televizyon konuşmasında, Lübnan hükümetinin kurulamamasında İran ve Hizbullah’ın herhangi bir etkisi olduğunu reddetti. Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin girişiminin, hükümet bakanlarının sayının 24 olmasında karara varılmasına ve portföylerin partilere sayı göre dağıtılması konusunda anlaşmaya varılmasını sağladığına dikkat çekti. Nasrallah “Başbakan Hariri’nin atanmasından bu yana, hükümet kurulmasını istiyorduk, Başkan Berri’yi arayarak, bir arkadaşa yardım çağrısında bulunan ilk kişi bendim” dedi.
Genel Sekreter Nasrallah Basil’in geçen pazar yaptığı açıklama ile ilgili olarak “Zorluk anında arkadaşın arkadaştan yardım istemesi normaldir ve biz yardım istemede önce davrandık, bu normal bir durum” ifadelerini kullandı. Basil’in daveti ile ilgili olarak “Bu davete karşılık vermeye başladık ve yardım eli uzattık haklı olan tüm Lübnanlıların haklarını savunuyoruz bu bizim görevlerimizden biri” ifadelerini vurguladı.
Nasrallah, Hizbullah’ın konumu ve önceliklerinin farklı olduğuna ve Lübnan’daki diğer siyasi güçlerin çoğunun kendisi için kabul edilen kabul etmeyeceklerine dikkat çekti. Nasrallah “Başkan Cibran Basil benden arkadaş olarak yardım istedi, ben de Başkan Berri’den arkadaş olarak yardım istedim. Bu çerçeve, bir sonuca varabileceğimiz mantıklı ve doğal olan tek çerçevedir” dedi. Basil’in bu daveti yaptığında Hizbullah ve Emel Hareketini tuzağa düşürme niyetinde olmadığını ve bu tür bir adımı atmayacak kadar akıllı olduğunu vurgulayan Nasrallah “Üçlü formülü hiç düşünmedik ve umuyorum ki bu konu bir yanılsamaya ve korkuya yol açmadan biter ve yanlış siyasi pozisyonlara ve düşmanlıklara yol açmaz” ifadelerini kullandı.
Nasrallah şunları da sözlerine ekledi:
“Yeni fikirler sunduk. Amaç hükümetin kurulmasını sağlayacak bir anlaşmaya varana kadar Cumhurbaşkanı Avn ve Hariri için memnuniyet veren bir yere ulaşmak. Kararlar alabilecek bir hükümet kurulması için her zaman umutlu olunması ve çözüm bulunması gerekiyor.”
Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah ayrıca “Biz elimizden geleni yapacağız. Sokaklarda halkımızın çektiği acılardan tanık olduklarımız hükümet kurmaya katılan herkes üzerinde ahlaki, insani ve psikolojik bir baskı olmalıdır” ifadelerini kullandı. Nasrallah “Üçlü formül konusunda, pozisyonumuz, tarafların üçte birinin etkisiz olmasını veya üçte birinin garantör olmasını kabul etmediğini anladığımız yönündeydi zira bu onların hakları. Hakların bulunduğu ve bulunacağı bir hükümet krizindeyiz. Bizim tutumumuz, Cumhurbaşkanının hükümeti kurmada yardımcı olması yönünde. Bu tutum tarafsız olduğumuz anlamına mı gelir?”
Nasrallah, İran’dan akaryakıt ithalatı ile ilgili olarak, İran’dan Lübnan’a benzin ve motorin ithal edilmesi ve dağıtılmasına yönelik tüm idari ve lojistik ilerlemelerin tamamlandığını ve bu sözün hala geçerli olduğunu, tüm ilerlemeler tamamladığı için sadece hareket iznine ihtiyaç duyulduğunu belirtti



Lübnan... ateşkesi kurtarmak için yoğun temaslar

Lübnan'ın güneyindeki köylere dün düzenlenen İsrail baskınlarından kaçan insanları taşıyan bir kamyon, Sayda girişinde Beyrut'a doğru yola çıktı (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki köylere dün düzenlenen İsrail baskınlarından kaçan insanları taşıyan bir kamyon, Sayda girişinde Beyrut'a doğru yola çıktı (AFP)
TT

Lübnan... ateşkesi kurtarmak için yoğun temaslar

Lübnan'ın güneyindeki köylere dün düzenlenen İsrail baskınlarından kaçan insanları taşıyan bir kamyon, Sayda girişinde Beyrut'a doğru yola çıktı (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki köylere dün düzenlenen İsrail baskınlarından kaçan insanları taşıyan bir kamyon, Sayda girişinde Beyrut'a doğru yola çıktı (AFP)

İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan gerilimin artmasının ardından, Lübnan'daki ateşkesi korumaya yönelik Lübnanlı ve bölgesel aktörlerin diplomatik temasları yoğunlaştı.

ABD'li bir yetkili, yürütülen görüşmeler sonucunda "ateşkesin yeniden sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığını" belirterek, ABD ve Katarlı müzakerecilerin İran'ın da desteğiyle uzlaşıya ulaştığını söyledi.

Resmî kaynaklar, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın sabah saatlerinden itibaren gerilimi düşürmek, çatışmaların daha da büyümesini önlemek ve ateşkese bağlılığı sağlamak amacıyla etkili ülkelerle geniş çaplı diplomatik temaslarda bulunduğunu söyledi.

Öte yandan, Hizbullah'a yakın bir milletvekili, Tahran yönetiminin örgüte, ABD ile yürütülen müzakerelerin "kapsamlı bir ateşkes uygulanmadan sürdürülemeyeceği" mesajını ilettiğini açıkladı.

İsrail ordusu, Güney ve Doğu Lübnan'da yaklaşık 150 hava saldırısı düzenledi. Saldırılarda Lübnan'da 47 kişi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu gelişme, Hizbullah ile yaşanan çatışmalarda, Nebatiye'nin doğusundaki Kefr Tebnit bölgesinde bulunan Ali Tahir Tepesi'ne ilerlemeye çalışan İsrail birliklerinden 4 askerin öldürülmesinin ardından yaşandı.

İsrail ordusu, Hizbullah'ın askeri kapasitesinin imha edilmesini engellemeye çalıştığını öne sürdü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise yaptığı açıklamada, İsrail'in askerlerine veya topraklarına yönelik hiçbir saldırıya müsamaha göstermeyeceğini belirterek, gerektiği takdirde İsrail güçlerinin Güney Lübnan'daki "güvenlik bölgesinde" kalmaya devam edeceğini söyledi.


Libya kıyıları açıklarında alabora olan bir tekneden 16 göçmenin cesedi çıkarıldı

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler, (Arşiv -AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler, (Arşiv -AP)
TT

Libya kıyıları açıklarında alabora olan bir tekneden 16 göçmenin cesedi çıkarıldı

Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler, (Arşiv -AP)
Libya kıyılarından Avrupa'ya doğru yola çıkan teknelerinin batmasının ardından kurtarılan göçmenler, (Arşiv -AP)

Libya'da deniz kurtarma ekipleri, dün akşam ülkenin doğu kıyıları açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan bir teknenin batması sonucu 16 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını, 10 kişinin ise sağ olarak kurtarıldığını açıkladı. Teknede toplam 61 kişinin bulunduğu belirtilirken, önümüzdeki saatlerde can kaybının artmasından endişe ediliyor.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre, Tobruk Sahil Güvenlik Deniz Kurtarma Ofisi ile Göçmenlere Yardım İçin El-Abirin Vakfı, arama çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Kurumlar, kazanın ardından Libya'nın doğusunda Akile Plajı ile Ayn el-Gazale arasında uzanan kıyı şeridine daha fazla cesedin vurabileceği uyarısında bulundu.

Ülkenin batısında meydana gelen bir başka olayda ise el-Hums kenti açıklarında teknelerinin alabora olması sonucu denize düşen 15 göçmen kurtarıldı. Kurtarma operasyonuna yerel balıkçılar ve Libya Sahil Güvenliği ekipleri katıldı.

Kaynaklara göre, olay yerine yakın bölgede bulunan balıkçılar göçmenleri denizden çıkararak ilk yardımı sağladı. Daha sonra bölgeye ulaşan sahil güvenlik ekipleri kurtarma çalışmalarını tamamlayarak sağ kurtarılanları kıyıya nakletti.

Yetkililer, kurtarılan göçmenlerin gerekli tıbbi bakımdan geçirildiğini belirtirken, her iki olayın da Libya kıyılarından Akdeniz üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan düzensiz göçmenlerin karşı karşıya kaldığı ciddi riskleri bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.


Somaliland, bölgesel muhalefete rağmen İsrail'e askerî üs seçeneğini gündeme getirdi

Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşmede. ("X" platformu)
Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşmede. ("X" platformu)
TT

Somaliland, bölgesel muhalefete rağmen İsrail'e askerî üs seçeneğini gündeme getirdi

Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşmede. ("X" platformu)
Somaliland Cumhurbaşkanı, İsrail Başbakanı ile yaptığı görüşmede. ("X" platformu)

Ayrılıkçı Somaliland Bölgesi Başkanı Abdurrahman Muhammed Abdullah (İrro), bölgede bir İsrail askerî üssü kurulması ihtimalinden söz etti. Bu açıklama, İsrail'in Afrika Boynuzu'ndaki nüfuzunu artırmasına yönelik Arap ülkeleri ve bölge devletlerinin artan tepkileri sürerken geldi. Uzmanlar ve analistler, söz konusu adımın doğrudan bir çatışma ihtimali düşük olsa da gerilimleri artırabileceği ve stratejik öneme sahip bölgenin nüfuz mücadelesi salanına dönüşebileceği uyarısında bulundu.

İsrail, 1991 yılından bu yana Somali Federal Hükümeti'nden fiilen ayrı yönetilen Somaliland ile ilişkilerini derinleştirdi. İsrail'in geçen yılın aralık ayında Somaliland'ı tanımasının ardından taraflar karşılıklı büyükelçi atadı. Son olarak Somaliland Başkanı İrro'nun birkaç gün önce İsrail'i ziyaret etmesi ve Doğu Kudüs'te bir büyükelçilik açılması, ilişkilerdeki yakınlaşmanın yeni aşamaları olarak değerlendirildi.

İrro, İsrail'de bulunduğu sırada çarşamba günü İsrail televizyon kanalı i24NEWS'e verdiği röportajda, "Gelecekte Somaliland'da bir İsrail askerî üssünün bulunması ihtimalini dışlayamam" dedi. Böyle bir gelişmenin "yakın zamanda gerçekleşebileceğini" de ifade etti.

Kızıldeniz'de Husilerden kaynaklanan tehditlerle mücadelede Somaliland'ın rol oynayıp oynayamayacağı sorusuna ise İrro, sahil güvenlik güçlerinin kapasitesini artırmak amacıyla uluslararası destek arayışında oldukları cevabını verdi.

Çelişkili açıklamalar

İrro'nun açıklamaları, Somaliland Savunma Bakanı Muhammed Yusuf Ali'nin Reuters'a yaptığı değerlendirmelerle dikkat çekici biçimde çelişiyor. Ali, çarşamba günü İsrail'den yaptığı açıklamada, "Bölgede herhangi bir İsrail askerî varlığı bulunmuyor ve İsrail üssü kurulmasına ilişkin herhangi bir görüşme de yürütülmüyor" diyerek, bu yöndeki iddiaları "söylenti" olarak nitelendirdi.

Bölge başkanı ile savunma bakanının çelişkili açıklamaları, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın aynı gün yaptığı açıklamayla eş zamanlı geldi. Katz, ofisinden yayımlanan açıklamada, İsrail'in yıllardır Somaliland ile bir dizi "gizli faaliyet" yürüttüğünü söyledi. Açıklama, ayrılıkçı bölge lideri İrro ile yaptığı görüşme sonrasında yapıldı.

Öte yandan emekli İsrailli Tuğgeneral Amir Avivi de geçen mayıs ayında İsrail Savunma ve Güvenlik Forumu'nda yaptığı konuşmada, "İsrail Somaliland'da kapasite inşa ediyor... Şu anda orada bir üssümüz var" ifadelerini kullanmıştı.

Somaliland bölgesi başkanı, İsrail Cumhurbaşkanı ile düzenlediği basın toplantısında (bölge başkanının "X" hesabı)Somaliland bölgesi başkanı, İsrail Cumhurbaşkanı ile düzenlediği basın toplantısında (bölge başkanının "X" hesabı)

Gerilimin artabileceği uyarısı

Somalili siyaset analisti Abdul Kamil Abşer, İsrail askerî üssü fikrinin hayata geçirilmesi halinde bunun bölgesel gerilimleri artırabileceğini söyledi. Abşer'e göre bunun nedeni, üssün askerî kapasitesinden çok, farklı aktörler tarafından İsrail ile rakipleri arasındaki daha geniş çaplı mücadelenin bir parçası olarak algılanacak olması.

Abşer, böyle bir gelişmenin bölgesel güçler arasındaki rekabeti artırabileceğini, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki askerî ve istihbarat faaliyetlerini yoğunlaştırabileceğini belirtti. Ayrıca bölgenin, bir yanda İsrail diğer yanda İran ve müttefikleri arasındaki nüfuz mücadelesinde daha stratejik bir konuma gelebileceğini ifade etti. Bunun da Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nin daha fazla askerîleştirilmesine, limanlar, deniz ticaret yolları ve altyapı tesisleri açısından ilave güvenlik riskleri doğmasına yol açabileceğini söyledi.

Bir diğer Somalili siyaset analisti Abdülveli Cama Beri ise olası üssün ikili ilişkilerin ötesinde güvenlik ve jeopolitik sonuçlar doğuracağını ifade etti. Beri, Afrika Boynuzu'nun Babülmendeb Boğazı, Kızıldeniz ve küresel ticaret yollarına hâkim konumu nedeniyle dünyanın en hassas stratejik bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekti.

Beri, böyle bir üssün İsrail'e dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biri olan Babülmendeb'e yakın bir askerî varlık kazandıracağını, bunun da Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik tehditlerini artırabileceğini söyledi. Ayrıca bölgede ABD, Çin ve Türkiye gibi aktörlerin zaten etkin olduğu düşünüldüğünde, uluslararası rekabetin daha da yoğunlaşabileceğini ifade etti. Ancak mevcut koşullarda doğrudan bir çatışma beklemediğini ifade etti.

Arap dünyasından tepki

İsrail'in Somaliland'ı tanımasından bu yana Somali'nin yanı sıra Arap ve İslam ülkelerinden de güçlü tepkiler geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Arap Birliği geçen mayıs ayında yaptığı açıklamada, Afrika Boynuzu'ndaki gerilim alanlarının derinleşebileceği uyarısında bulundu. Birlik ayrıca birkaç gün önce uluslararası topluma çağrıda bulunarak, Somaliland'ın İsrail ile attığı adımların durdurulması için sorumluluk üstlenmesini istedi.

Daha önce 14 Arap ve İslam ülkesinin dışişleri bakanları ile Filistin Ulusal Yönetimi de ortak bir bildiri yayımlayarak ayrılıkçı bölgenin Kudüs'te "büyükelçilik" açmasını kınamıştı.

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ise birkaç gün önce verdiği televizyon röportajında, İsrail'in geçmişte Mogadişu ile diplomatik ilişki kurmak için birçok girişimde bulunduğunu ancak bunların her seferinde dinî ve insani gerekçelerle reddedildiğini söyledi. Mahmud, İsrail'in Somaliland ile geliştirdiği ilişkileri "Somali'deki iç bölünmelerden yararlanmayı ve bölgeyi jeopolitik çatışmalara sürüklemeyi amaçlayan bir tuzak" olarak nitelendirdi.

Somali ve Arap ülkelerinin tutumunu değerlendiren Beri, İsrail'e ait bir askerî üs kurulması yönündeki girişimlerin Somali Federal Hükümeti ile Somaliland arasındaki ayrılığı daha da derinleştireceğini belirtti. Somali yönetiminin, Somaliland'ın yabancı ülkelerle yapacağı herhangi bir askerî anlaşmayı devlet egemenliğinin ihlali olarak göreceğini ifade eden Beri, bunun taraflar arasında olası diyalog süreçlerini de zorlaştıracağını söyledi. Ayrıca özellikle İsrail'e ait bir yabancı askerî varlığın, bölgeyi radikal örgütlerin veya karşıt bölgesel aktörlerin hedefi hâline getirebileceği uyarısında bulundu.