Filistin Yönetimi Hamas’ı Batı Şeria’yı karıştırarak darbeye zemin hazırlamakla suçladı

Filistin Yönetimi Hamas'ı Batı Şeria'da kaosa neden olmak ve FKÖ’ye darbe yapmak için komplo kurmakla suçladı

Cumartesi günü Ramallah'ta sivil giyimli güvenlik görevlileri ile bir protestocu arasında kovalamaca yaşandı (AP)
Cumartesi günü Ramallah'ta sivil giyimli güvenlik görevlileri ile bir protestocu arasında kovalamaca yaşandı (AP)
TT

Filistin Yönetimi Hamas’ı Batı Şeria’yı karıştırarak darbeye zemin hazırlamakla suçladı

Cumartesi günü Ramallah'ta sivil giyimli güvenlik görevlileri ile bir protestocu arasında kovalamaca yaşandı (AP)
Cumartesi günü Ramallah'ta sivil giyimli güvenlik görevlileri ile bir protestocu arasında kovalamaca yaşandı (AP)

Filistin Yönetimi ve Fetih Hareketi yetkilileri, Hamas'ı bir aktivistin gözaltında hayatını kaybetmesinden yararlanarak Batı Şeria'da kaosa neden olmak ve Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) darbe yapmak için komplo kurmakla suçladı. Yerel ve uluslararası kuruluşlar ise göstericilere karşı aşırı güç kullanımını eleştirdi.
Fetih Hareketi Devrim Konseyi üyesi ve Salfit Valisi Abdullah Kamil, Hamas'ın aktivist Nizar Benat'ın ölümünden ucuzca yararlanarak FKÖ'yü devirmeye, onu kontrol etmeye ve Filistin kamuoyunu Ulusal Otorite aleyhine çevirmeye çalıştığını söyledi.
Bu yöndeki soruşturmanın sonuçlarını beklemenin daha iyi olacağını söyleyen Kamil, sokakta çıkarmaya çalıştığı kaos ortamından Hamas'ı sorumlu tuttu.
Benat’ın ölümü sebebiyle bir yanda Filistin Otoritesi ile Fetih Hareketi, diğer yanda gruplar, muhalifler ve aktivistler arasındaki gerilim tırmanıyor.
Bir süredir Batı Şeria, Filistin Otoritesi’ne karşı düzenlenen ve güvenlik güçleri tarafından hızla bastırılan gösterilere tanık oldu. Ardından sahneye çıkan Fetih Hareketi ise ‘meşruiyet’ sloganı ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı destekleyen gösteriler düzenledi.
Filistin güvenlik servisleri ve bağlı sivillerin göstericileri bastırmak için biber gazı, ses bombası ve cop kullanması üzerine boğulma vakaları yaşandı. İlgili görüntülerde güvenlik güçlerinin protestocular ve gazetecilere şiddet kullanarak müdahale ettiği, Ramallah yönetimini destekleyenlerin ise göstericilere coplar ve taşlar ile saldırdığı görüldü.
Filistin Devlet Başkanı ve hükümeti düşene dek Ramallah ve diğer bölgelerde gösterilere devam etme sözü veren göstericiler, “Halk rejimin devrilmesini istiyor”, “Makamından ayrıl Abbas” gibi sloganlar kullandı. Ancak Fetih Hareketi, ulusal devlet amaçlarını koruyacağını, Otorite ve güvenlik düzenine saldıran herkesi demir yumrukla vuracağını söyledi.
Cenin Valisi ve Fetih Hareketi yetkilisi Ekrem Rucub, bir grup göstericiyi Filistin sokağında çatışma çıkarmak amacıyla Ramallah'taki güvenlik personeline planlı ve kasıtlı olarak hakaret etmek ve kışkırtmakla suçladı. Aynı zamanda “Bazı akımların ve şüpheli tarafların 2007'de Gazze’de yaşanan darbeyi tekrarlamak için güvenliği istikrarsızlaştırma ve güvenlik teşkilatını hedef alma planları olduğunu doğrulayan veriler, ses kayıtları ve fotoğraflar mevcut” ifadelerine başvurdu.
Fetih Hareketi Devrim Konseyi üyesi Abdulilah el-Atira da hareketinin ve ulusal grupların sahada olacağını, Filistin güvenliğinin tehlikeye atılmasına, karargahına saldırılmasına, 2007 darbe sahnesinin tekrarlanmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.
Fetih, gösterilerin arkasında Hamas'ın olduğunu ima etmişti. Hareket tarafından yapılan açıklamada, “ellerini Filistin halkının kanına bulayan, birçok başkentte yetenekleri ve ulusal haklarıyla kumar oynayan bazı ücretli partilerin, Filistin toplumunda fitne ve huzursuzluğu kışkırtmak amacıyla istismar girişimleri” ifadeleri kullanılmıştı.
Diğer yandan Otorite’nin Ramallah’ta azami güç kullanmasına karşı çıkan taraflar da oldu. Filistin Halk Partisi (HŞF) Genel Sekreteri Bessam es-Salihi, “Ramallah’ta yürüyüş bastırıldığı sırada yaşananlar, Nizar Benat’ın öldürülmesi suçunun yanı sıra kara bir gündür. Batı Şeria'da olan bitenin üzerini örtme yönünde (Hamas korkuluğu) veya (Gazze korkuluğunun) kullanılmasını kabul etmiyoruz” açıklamalarında bulundu.
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise “Batı Şeria'daki Filistin Otoritesi’ne bağlı güvenlik güçlerinin göstericilere karşı uyguladığı acımasız baskı, suç teşkil eden bir davranıştır; ulusal ve ahlaki yoldan sapmadır. Tüm Filistin üzerinde ciddi yansımaları vardır” dedi.
Filistin İslami Cihad Hareketi, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC) ve diğer gruplar da Ramallah'taki göstericilere yönelik baskıyı ve düşünce özgürlüğünün ihlalini en sert şekilde kınadı.
Pazar günü Filistin güvenlik güçlerinin Ramallah şehrindeki davranışlarından duyduğu şoku dile getiren Filistin'deki Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi ise olay yerinde bulunan ekibinin göstericilere karşı acımasız bir güç kullanımına tanık olduğunu, gazeteciler ve insan hakları örgütlerinin çalışmalarının da yasaklandığını belirtti. Olayları izlemeye devam ettiğini, endişelerini doğrudan ilgili makamlara ileteceğini de ekledi. BM İnsan Hakları Ofisi, Filistin Otoritesi’nin düşünce, ifade ve toplanma özgürlüğünü güvence altına alması gerektiğini, aynı zamanda hükümetin, güvenlik güçlerinin güç kullanımını kontrol etmesi, aşırı veya haksız güç kullanımına ilişkin bir soruşturmanın şart olduğunu taahhüt etmesi gerektiğini vurguladı.
Barışçıl protestoculara yönelik saldırıları kınayan İnsan Hakları Bağımsız Komisyonu ise bunun geçmişte oluşturulan soruşturma komisyonlarının tavsiyelerinin ihlal edildiği, sivil barış için tehlikeli bir davranış olduğunu söyledi. Diğer yandan Gazeteciler Sendikası ise güvenlik güçlerinin gazetecileri hedef almasının düşünce, ifade ve gazetecilik özgürlüğüne yönelik saldırılar bağlamında tehlikeli bir gelişme olduğunu ifade etti.



Esed ve rejiminin sembollerine karşı ölüm cezaları verildi

Beşar Esed'in kuzeni Atıf Necib, dün Şam'daki Adalet Sarayı'nda "insanlığa karşı suçlar"dan idam cezasına çarptırıldı (AFP)
Beşar Esed'in kuzeni Atıf Necib, dün Şam'daki Adalet Sarayı'nda "insanlığa karşı suçlar"dan idam cezasına çarptırıldı (AFP)
TT

Esed ve rejiminin sembollerine karşı ölüm cezaları verildi

Beşar Esed'in kuzeni Atıf Necib, dün Şam'daki Adalet Sarayı'nda "insanlığa karşı suçlar"dan idam cezasına çarptırıldı (AFP)
Beşar Esed'in kuzeni Atıf Necib, dün Şam'daki Adalet Sarayı'nda "insanlığa karşı suçlar"dan idam cezasına çarptırıldı (AFP)

Şam Dördüncü Ceza Mahkemesi, Hâkim Fahreddin el-Uryan başkanlığında dün aldığı kararla, devrik rejim lideri Beşar Esed, kardeşi Mahir Esed ve yönetimin firari diğer 7 üst düzey yetkilisi hakkında gıyaben, eski güvenlik yetkilisi Atıf Necib hakkında ise idam cezasına hükmetti. Sanıklar; cinayet, işkence, hürriyetten yoksun bırakma, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından suçlu bulundu.

Kararın açıklanmasının ardından Adalet Sarayı salonlarında, koridorlarında ve çevresinde sevinç sloganları atıldı. Bu kararlar, eski rejimin 2024 yılının sonlarında devrilmesinden sonra bu nitelikteki ilk yargı kararları olma özelliğini taşıyor.

Hâkim El-Uryan, yürütülen soruşturmaların ve tanık ifadelerinin, Atıf Necip'in 2011 yılında Dera'daki protestoların başlamasının ardından çok sayıda tutuklunun sorgulanmasındaki suç ortaklığını ve Dera'daki sivil halka karşı "Kapan" adı verilen güvenlik operasyonunu yönettiğini kanıtladığını belirtti. El-Uryan, Beşşar Esed'in bu suçlardaki rolünün ise "en üst düzey karar verici sıfatıyla, devlet aygıtını bu amaç doğrultusunda seferber etmek" suretiyle gerçekleştiğini belirtti.

Uluslararası takip ve Kırmızı Bülten süreci

Suriye Barolar Birliği Başkanı Ali el-Tavil, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, firari sanıkların uluslararası düzeyde takibi hususuna değindi. El-Tavil, suçluların iadesini düzenleyen uluslararası anlaşma ve sözleşmeler bulunduğunu, Suriye'nin bunlara dayanabileceğini belirterek, ayrıca Interpol'ün devletin talebi üzerine "Kırmızı Bülten" çıkarabileceğini ifade etti.


DMO, Husi güçlerinin savunma hatlarının haritasını yeniden çiziyor

Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
TT

DMO, Husi güçlerinin savunma hatlarının haritasını yeniden çiziyor

Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)

Yemen’de Husilerin başlattığı askeri tırmanışla eş zamanlı olarak örgütün lider kadrosu, kontrolü altındaki bölgelerde bulunan yönetim merkezlerinin yerlerini yeniden düzenledi. Kendilerine yönelik olası saldırılara karşı sıkı güvenlik önlemleri alan Husiler, Sana, Hudeyde, Saada ve diğer kentlerdeki bazı önemli otelleri güvenlik ve istihbarat birimleri ile sivil kurumların yönetimi için geçici karargâhlara dönüştürdü.

Yemenli güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı subayların tırmanışın yönetimini denetlediğini, İran’ın Sana Büyükelçisi Ali Muhammed Rızai’nin ise örgütün kontrolündeki bölgelerde güvenlik faaliyetlerini yöneten operasyon odasını bizzat denetlediğini belirtti.

Kaynaklara göre Husilerin uluslararası alanda tanınmayan hükümetinde görev yapan güvenlik ve istihbarat yetkilileri, bakanlar ve kamu kurumlarının başkanlarına otellere taşınmaları, burada konaklamaları ve görevlerini bu mekânlardan sürdürmeleri talimatı verildi. Kaynaklar, bu uygulamanın lider kadrolarını sivillerin ve otel müşterilerinin arasında saklayarak olası saldırılardan korunmayı amaçladığını ifade etti.

frgthy
İran’ın Sana Büyükelçisi Ali Muhammed Rızai (solda), Husilerin operasyon odasını denetlerken (Yerel medya)

Kaynaklar, DMO’nun sahadaki tırmanışı ve buna eşlik eden medya söylemini takip etmek üzere özel bir operasyon odası kurduğunu bildirdi. Bu kapsamda kuşatma iddialarının gündeme getirilmesi ve kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi çağrılarının öne çıkarılması da yer alıyor. Kaynaklara göre bu girişimle, tırmanışın iç meselelerle bağlantılı olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılırken, asıl hedefin Tahran’a ABD ile yaşadığı karşılaşmada destek sağlamak olduğu belirtiliyor.

Kaynaklar ayrıca İranlı subayların, meşru hükümeti destekleyen koalisyonun, geçmişteki bazı dönemlerde olduğu gibi Husilerin güvenlik, askeri ve hükümete bağlı üst düzey yöneticilerini hedef alan saldırılarla karşılık vermesini beklediğini aktardı. Bu beklentinin, Husileri lider kadrolarını korumak amacıyla ilave güvenlik tedbirleri almaya sevk ettiği ifade edildi.

‘Gizlenme yerleri’ olarak kullanılan oteller

Kaynaklara göre, bazı Husi liderleri Husilerin kontrolündeki başlıca kentlerde bulunan otellere yerleştirildi. Bu liderlerle onları yöneten makamlar arasında iletişimi sağlamak üzere güvenilir istihbarat unsurları görevlendirildi.

Söz konusu unsurlar, talimat ve talepleri kamu kurumları ile tesislerdeki alt kademelere iletmenin yanı sıra yeni ikamet yerlerinde bulunan liderlere gerekli bilgi ve ihtiyaçları da ulaştırıyor.

vgthy6uj
Husi liderleri, hükümetlerinin gizli bir toplantısının hedef alınmasının ardından ortadan kayboldu. (Yerel medya)

Kaynaklar, bu değişikliğin Husilerin hükümetinde görev yapan bakanlar ile kurum ve kuruluş başkanlarını da kapsadığını belirtti. Söz konusu yetkililere, Sana ve diğer kentlerde yerleştirildikleri otellerden çalışmalarını sürdürmeleri talimatı verilirken, genel faaliyetlerin yönetimi ikinci kademe yöneticilere bırakıldı.

Kaynaklara göre bu tedbirler, örgütün birinci kademe yöneticilerinden bazılarının ortadan kaybolması ve kamuoyu önüne çıkmaktan kaçınmasıyla eş zamanlı uygulandı. Söz konusu yöneticilerin daha güvenli bölgelere taşındığı belirtilirken, kaynaklar Husilerin aynı zamanda otellerde ek güvenlik önlemleri aldığını aktardı. Bu kapsamda bazı oteller, Husilerin kontrolündeki istihbarat ve polis birimlerine bağlı ağlara bağlandı. Bu uygulamayla otel müşterilerinin izlenmesi, kimliklerinin doğrulanması ve olası güvenlik ihlallerinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Saada kapalı bir alan

Husi hareketinin birinci kademe yöneticileriyle ilgili olarak kaynaklar, bunlardan bazılarının örgütün Yemen’in kuzeyindeki başlıca kalesi olan Saada vilayetine geçtiğini belirtti. Kaynaklara göre Saada, giriş ve çıkışların sıkı denetime tabi tutulduğu ve önceden izin alınmasını gerektiren kapalı bir güvenlik bölgesine dönüştürüldü.

Kaynaklar, vilayette dağların altında Husiler tarafından tahkim edilmiş ve sığınma, askeri operasyonların yönetimi ve silah depolama amacıyla kullanılan mevzilerin bulunduğunu aktardı. Ayrıca farklı vilayetlerde de yeni mevzilerin oluşturulduğu belirtildi.

cd
Husi örgütünün ikinci kademe liderleri genel faaliyetlerin yönetimini üstleniyor. (Yerel medya)

Husilerin işgal ettikleri bölgelerdeki kamu kurumlarını yöneten lider ve sorumlulara da DMO unsurları tarafından ana kentlerdeki otellere taşınmaları talimatı verildi. Askeri birliklerin komutanlarına ise farklı bölgelerde hazırlanan siper ve tahkim edilmiş mevzilerde kalmaları bildirildi.

Kaynaklar, Husi hareketinin özellikle İbb, Hacce ve Hudeyde vilayetlerinde saklanmak ve askeri operasyonları yönetmek amacıyla bir tünel ve tahkim edilmiş mevzi ağı oluşturduğunu belirtti. Kaynaklara göre bu tedbirlerle lider kadroların ve komuta-kontrol merkezlerinin tespit edilmesi ihtimalinin azaltılması hedefleniyor.

Kaynaklar, söz konusu önlemlerin, hareketin 2023 sonlarından 2025’in ilk çeyreğine kadar Kızıldeniz’in güneyindeki deniz trafiğine yönelik saldırıları sırasında edindiği deneyime dayandığını ifade etti. Bu dönemde askeri ve güvenlik kadrolarının gizli mevzilere ve kamuoyunun göz önündeki faaliyet merkezlerinden uzak konutlara çekildiği, bunun da ABD ve İsrail saldırıları sırasında bazı liderlerin hedef alınmasını önlemeye yardımcı olduğu belirtildi.

Ancak kaynaklara göre bu tedbirler, Husilerin hükümetine ait gizli bir toplantının hedef alınmasını engelleyemedi. Saldırıda Husi hükümetinin başbakanı ile 9 bakanı hayatını kaybederken, örgütün Genelkurmay Başkanı da hedef alındı. Bu gelişme, Husi liderlerinin bulundukları yerleri gizlemek için aldığı önlemlere rağmen gerçekleşti.

Birden fazla ateşleme noktası

Husi liderlerin korunmasına yönelik tedbirlerle eş zamanlı olarak İranlı subayların, kaynaklara göre cephe hatlarında ilave mevzilerin oluşturulmasını ve füze ile insansız hava araçlarının (İHA) fırlatılması için yeni noktaların belirlenmesini denetlediği belirtildi. Böylece örgütün saldırılarını tek bir fırlatma noktasına bağlı olarak gerçekleştirmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Kaynaklar, fırlatma noktalarının farklı bölgelere dağıtılmasının bu mevzilerin tespit edilmesi ve hedef alınması ihtimalini azaltmayı amaçladığını belirtti. Söz konusu noktaların İbb, Taiz ve Beyda vilayetlerine yayıldığı ve bunun Hudeyde’deki Muha Limanı’nı hedef alan yoğun füze saldırısı sırasında açıkça görüldüğü ifade edildi.

Kaynaklara göre Husi güçleri, İbb vilayetindeki çeşitli bölgelerden yaklaşık 20 füze fırlattı. Bunların bir kısmı vilayetin dış kesimlerine düştü. Örgütün ayrıca Taiz kırsalında kontrolü altındaki bölgeleri kullanarak başka füze ve İHA saldırıları da gerçekleştirdiği bildirildi.

vfghyju
Husilerin saldırıları sonucunda Yemen’in Muha Limanı’ndaki tesislerde büyük hasar meydana geldi. (AFP)

Yemenli kaynaklar, Husilerin İbb kentindeki Merkezi Güvenlik ve Cumhuriyet Muhafızları kamplarını bazı füzelerin fırlatılması için kullandığını bildirdi. Diğer füzelerin ise Taiz’in batısındaki Makbana ilçesine bağlı Akhuz bölgesinden ve Taiz kentinin dış kesimlerindeki Huban bölgesinden fırlatıldığı belirtildi.

Aynı kaynaklara göre örgüt, saldırıya katılan insansız hava araçlarının büyük bölümünü fırlatmak için Muha’ya yakın Makbana ilçesindeki el-Berh bölgesinde bulunan kendisine ait bir askeri kampı kullandı.

Kaynaklar, bu hareketliliğin Husilerin komuta-kontrol sistemini ve silah fırlatma noktalarını yeniden dağıtmaya çalıştığına işaret ettiğini belirtti. Bu düzenlemelerin, siyasi, güvenlik ve askeri liderlerin yerleşim bölgeleri, oteller ve tahkim edilmiş mevziler arasında gizlenmesiyle eş zamanlı yürütüldüğü kaydedildi. Amaç ise mevcut tırmanış sürecinde lider kadroların hedef alınmasının yol açabileceği kayıpları azaltmak olarak değerlendirildi.


SDG mensuplarından oluşan üçüncü grup, 60. Tümen’e katılmak üzere hazırlık eğitimine başladı

Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
TT

SDG mensuplarından oluşan üçüncü grup, 60. Tümen’e katılmak üzere hazırlık eğitimine başladı

Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) üçüncü grubu, askeri eğitimden geçmek üzere Şam kırsalına hareket etti. Söz konusu grubun, eğitim sürecinin ardından Suriye ordusu bünyesindeki 60. Tümen’e entegre edilmesi planlanıyor. Haseke’deki medya kaynakları gelişmeyi aktarırken, Suriye Savunma Bakanlığı Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Sipan Hemo, askeri alandaki entegrasyon sürecinin tamamlandığını ve ‘entegrasyondan uyuma’ geçiş aşamasının başladığını açıkladı.

Haseke Medya Gözlemevi bugün yaptığı açıklamada, SDG’nin Haseke Tugayı’na bağlı üçüncü grup unsurlarının, Suriye ordusu bünyesindeki 60. Tümen’e entegrasyona hazırlık amacıyla eğitim programlarına katılmak üzere Şam kırsalındaki Kalamun bölgesinde yer alan Nebek’e gittiğini bildirdi.

İlk grup, Kamışlı Tugayı’ndan yaklaşık bin 350 kişiden oluşmuş ve geçtiğimiz haziran ayında 20 gün süren bir eğitim programına tabi tutulmuştu. Temmuz ayında gönderilen ikinci grupta ise Malikiyye (Derek) Tugayı’ndan bin 120 kişi yer almıştı.

Suriye Savunma Bakanlığı da kısa süre önce Haseke vilayetinde 2004-2008 doğumlular arasından orduya katılmak isteyenlere başvuru imkânı tanındığını açıklamıştı. Söz konusu adım, silahlı kuvvetlere katılmak isteyenlerin seçilmesi ve eğitilmesine yönelik çalışmalar kapsamında atılmıştı.

dfrthy
Suriye Savunma Bakanlığı Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Sipan Hemo (X hesabı)

Bu kapsamda Hemo, önümüzdeki günlerde SDG’nin ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) feshedildiğinin resmen açıklanacağını ve her iki yapının Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edileceğini bildirdi. Hemo, pazar akşamı yayımlanan medya açıklamalarında, askeri ve güvenlik alanındaki entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirterek, mevcut aşamanın artık ‘entegrasyondan uyuma’ geçtiğini ifade etti.

ghyjukı
Çiya Kobani’ lakabıyla tanınan Haci Muhammed Nebo, geçtiğimiz mart ayında, Suriye ordusunun Haseke’de faaliyet gösteren 60. Tümeni Komutan Yardımcılığına atandı. (Facebook hesabı)

Hemo, SDG güçlerinin dört tugay halinde Suriye ordusuna entegre edildiğini belirterek, bölgenin yönetiminin Suriye hükümeti tarafından üstlenileceğini söyledi. Hemo, “Bir ülkede iki yönetimin bulunması mümkün değil” ifadesini kullandı. Önümüzdeki aşamada siyasi ve hukuki dosyaların ele alınacağını belirten Hemo, bunların başında yeni bir anayasanın hazırlanması ve tüm Suriyeliler arasında eşitliği güvence altına alacak yasaların çıkarılmasının geldiğini söyledi. Hemo ayrıca bu düzenlemelerin Suriyelilerin kimliklerini ve dillerini ifade etme haklarını ve onurlu bir yaşam sürmelerini güvence altına alacağını kaydetti.

Bu gelişmeyle bağlantılı olarak Haseke’deki yerel kaynaklar, Savunma Bakanlığı’nın kısa süre önce 60. Tümen’e entegre edilen dört unsuru gözaltına aldığını bildirdi. Ancak bu bilgi herhangi bir resmi makam tarafından doğrulanmadı. Haseke Medya Merkezi, söz konusu kişilerin ‘kural ve yönetmeliklere’ aykırı davrandıkları gerekçesiyle gözaltına alındığını belirtti. Merkez, bu kişilerin birkaç gün önce sosyal medyada dolaşıma giren ve Arap aşiretlerinin mensuplarına yönelik ırkçı ifadeler içeren videolarda yer aldığını aktardı.

bgnhjkı
Geçtiğimiz şubat ayında, entegrasyon sürecinin bir parçası olarak çekilmiş, SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakanlığı’nın askeri üniformasını giyen savaşçılarıyla birlikte görüldüğü bir fotoğraf (Sosyal medya)

Öte yandan, bu ayın 4’ünde Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile SDG lideri Mazlum Abdi ve KDSÖY Dış İlişkiler Dairesi Sorumlusu İlham Ahmed’in katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani de katıldı. Kürt kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre görüşmede, askeri ve idari kurumların entegrasyonu kapsamında bugüne kadar kaydedilen ilerleme ile askeri oluşumların entegrasyonunun önündeki engeller ele alındı. Görüşmede, halen tartışma konusu olan Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) de gündeme geldi. Ayrıca Resulayn ve Rakka’daki Tel Abyad’dan yerinden edilenlerin geri dönüşü de ele alınan dosyalar arasında yer aldı.

Kaynaklara göre, iki taraf arasındaki görüşmeler, bölgenin yeniden canlandırılması için gerekli güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini ve yıllar süren demografik değişimlerin ardından yerinden edilenlerin kendi bölgelerine dönmesini sağlayacak çözümlere ulaşılması konusunda olumlu geçti.