Antonio Guterres, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
Bir takım tedbirler alınmış olsa da, çoğu zaman ya sınırlı kaldılar ya da kısa ömürlü oldular. Daha da kötüsü, bazı ülkelerde kadınların haklarını güvence altına alan yasal koruyucular ya geri çekiliyor ya da iptal ediliyor.
“2019-2020 yılları arasında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet yüzde 83, polis tarafından bildirilen vakalar ise yüzde 64 oranında arttı.” (Birleşmiş Milletler)
Antonio Guterres (Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri)
Dünya, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve yarattığı zorluklarla boğuşurken diğer yandan aynı derecede korkunç bir başka salgın dünya nüfusunun yarısını tehdit ediyor.
Pandeminin ilk aylarında Birleşmiş Milletler (BM), sokağa çıkma yasağı ve karantina dönemlerinde kadınlara yönelik şiddet vakalarında büyük bir artış yaşanabileceği ve her üç ayda bir, 15 milyon yeni şiddet vakasının eklenebileceği tahmininde bulundu. Ne yazık ki, bu tahminler gerçek oluyor gibi görünüyor.
Dünya liderleri ve diğer öncü isimler, bu hafta BM Kadın Birimi (UN Women) tarafından toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için kurulan Nesiller Boyu Eşitlik Forumu'nun Paris'te düzenlenecek toplantısı için bir araya geliyorlar. Bu toplantı sırasında hükümetleri, şirketleri ve bireyleri, çok sayıda kadın ve kız çocuğunun sağlığını, haklarını, onurunu ve yaşamını tehdit eden korku ve güvensizliğe son vermek için küresel bir girişime katılmaya çağıracağım.
Pandemi sürecinde, aile içi şiddet ve cinsel tacizden insan kaçakçılığına, çocuk yaşta evliliğe, kadın sünnetine ve siber tacize kadar kadınlara yönelik şiddet olaylarında artış oldu.
Tüm verileri toplamak ve değerlendirmek biraz zaman alacaktır, ancak eğilimler açıkça ortadadır. BM tarafından izlenen 12 ülkede, çeşitli kuruluşlar tarafından bildirilenlere ve Birleşmiş Milletler'in Avrupa Birliği (AB) ile ortaklaşa olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti sona erdirmek için yürüttüğü Işık Tut Girişimi’nin (Spotlight Initiative) yayınladığı yıllık raporda yer alan verilere göre 2019-2020 yılları arasında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet vakaları yüzde 83, polis tarafından bildirilen vakalar ise yüzde 64 oranında arttı.
Pandeminin ilk aylarında AB genelinde yardım hatlarına yapılan aramalar ortalama yüzde 60 oranında artarken Peru'daki cinsel şiddet yardım hattına yapılan çağrılar 2020'de 2019'a kıyasla neredeyse iki katına çıktı. Tayland'da ise Nisan 2020'de hastanelerdeki aile içi şiddet kriz birimlerine başvuran kişi sayısı, bir önceki yılın aynı döneminde kaydedilen sayının iki katından fazlaydı.
Bu istatistikler ve anlatılar, dünyanın dört bir yanından gelirken kadınlara ve kız çocuklarına karşı halihazırda var olan şiddet belasının ikiye katlandığını gösteriyorlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), pandemiden önce her üç kadından birinin yaşamı boyunca bir erkek tarafından istismara uğrayacağına işaret ediyordu.
Bir yılı aşkın bir süredir bu konuda uyarıda bulunuyorum. Nasıl tüm dünya çapında ateşkes çağrısı yaptıysam aynı şekilde insanlığın ortak düşmanı pandemi ile dayanışma ve birlik içinde mücadele edebilmemiz için savaş alanlarından insanların evlerine kadar nerede olursa olsun şiddetin sona ermesi ve evde barışın sağlanması çağrısında bulundum.
140'tan fazla ülke bu çağrımı desteklediklerini açıkladılar. 149 ülkede, çoğu barınma, yasal destek ve diğer hizmet ve yardım sağlamaya odaklanan yaklaşık 800 tedbir onaylandı. Ancak çoğu durumda bu tedbirler ya sınırlı kaldılar ya da kısa ömürlü oldular. Daha da kötüsü, bazı ülkelerde kadınların haklarını güvence altına alan yasal koruyucular ya geri çekiliyor ya da iptal ediliyor. Bu durumu protesto eden kadın ve insan hakları savunucuları da dahil bu sorunla mücadele eden kesim de şiddete maruz kalıyor.
Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin yaygın olması, bu şiddetin kaçınılmaz veya sona ermesinin imkansız olduğu şeklinde yanlış bir kabullenmeye yol açmıştır. Bu tutum yanlış olduğu kadar düzen bozucudur. BM, geçtiğimiz yıl yaşanan tüm zorluklarına rağmen, AB’den gelen önemli miktardaki fonların yardımıyla ve AB’nin ortaklığıyla değişimin mümkün olduğunu göstermiştir.
Işık Tut Girişimi, 2020 yılı boyunca, 25 ülkede dikkat çekici sonuçlar verdi. Bu ülkelerde kadınları ve kız çocuklarını korumak için 84 yeni yasa ve prosedür kabul edildi veya güçlendirildi. Şiddetin failleri yüzde 22 daha fazla yargı karşısına çıkarıldılar. Yaklaşık 650 bin kadın ve kız çocuğu sokağa çıkma yasağına ve karantina uygulamasına rağmen hizmet aldı. Toplumun önde gelenleri, dini kurumların başkanları, taksi şoförleri ve profesyonel olarak bilgisayar oyunları oynayan gençlerden yaklaşık 900 bin erkek ve erkek çocuğu, kadınlara ve kız çocuklarına uygulanan şiddet olaylarına çözüm bulma konusunda müttefikler olarak görevlendirildi. Bu ülkelerde, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi ve bunlara müdahale için tahsis edilen bütçeler yüzde 32 oranında arttı. Bu da gelecekte bu mücadelenin sürdürülebileceğini açıkça ortaya koydu.
Kanıtlanmış bir model (kanıtlanmış bir eylem planı) çerçevesinde düzenlenecek olan Nesiller Boyu Eşitlik Forumu'nun Paris Zirvesi, genç kızların korku içinde yaşamak zorunda kalmamaları için harekete geçmemizi sağlıyor. Dünya, bu salgınla mücadelede, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda zamanla birçok ders alacak. İlk derslerden biri, şuan dünya nüfusunun yarısının karşı karşıya olduğu bu gizli salgını ortadan kaldırmaya yönelik hırs olmalıdır.
*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevirilmiştir.









