Kovid aşılarında üçüncü doz uygulamasına ve kokteyl aşılara dair bilinenler

Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
TT

Kovid aşılarında üçüncü doz uygulamasına ve kokteyl aşılara dair bilinenler

Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)
Bakan Koca BioNTech aşılarının ilk iki dozu arasındaki süreyi de 4 haftaya indirdiklerini açıkladı. (Reuters)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 50 yaş üzeri kişilerin ve sağlık çalışanlarının üçüncü doz koronavirüs aşısını olabileceğini duyurdu. Koca, "2 doz aşı olmuş 50 yaş ve üzeri vatandaşlarımızla sağlık çalışanlarımız yarından itibaren istedikleri aşıyla üçüncü doz aşılarını olmak üzere randevu alabileceklerdir" diye konuştu.
Bakan Koca bu önlemlerin, Avrupa'da vaka sayılarının yeniden artmasına neden olan Delta varyantına karşı bir önlem olarak alındığını aktarıldı. Koca'nın açıklamaları bazı kişileri sevindirirken bazılarının aklında ise soru işaretleri yarattı. Bunlar arasında dünya genelinde üçüncü doz aşı uygulamasının yapılıp yapılmadığı ve farklı türden aşıların karıştırılmasının işe yarayıp yaramadığı gibi sorular yer alıyor.
İşte üçüncü doza ve kokteyl aşılara dair bilinenler:

Üçüncü doza ihtiyacımız var mı?
Üçüncü doz tartışmalarında uzmanlar, genellikle grip veya tetanoz gibi aşıları hatırlatıyor. Ömür boyu koruma sağlayan kızamık aşısının aksine bu aşılarda belirli aralıklarla "hatırlatıcı" veya "güçlendirici" dozlar alınması öneriliyor. Grip aşıları her sezon yeniden yapılırken, tetanoz ise 10 yılda bir yapılıyor.
Koronavirüs aşı üreticileri, hatırlatıcı dozlara dair araştırmalarına devam ediyor. Ancak şimdiden uzmanlar, Kovid-19'un da tıpkı grip ve tetanoz gibi hatırlatıcı dozlar gerektireceğini düşünüyor.
Kovid-19 aşıları söz konusu olduğunda, bağışıklık korumasının ne kadar sürdüğü henüz tam olarak bilinmiyor ama aşı geliştiricileri ve sağlık yetkilileri, bu korumanın sonsuza kadar sürmeyeceğini tahmin ediyor.
Delta gibi yeni çıkan varyantların bağışık tepkisinden kaçabilmesi de güçlendirici dozlara ihtiyaç duyulacağı fikrini destekliyor.
Kısacası birçok araştırmacı, Kovid-19 aşılarının sağladığı bağışıklığın zamanla azalmasını bekliyor. Bu beklenti, hafif soğuk algınlığına yol açan diğer koronavirüs türlerinde gözlemlenenlerle tutarlı. Zira insanların bu koronavirüslere karşı geliştirdiği doğal bağışıklık da zamanla azalıyor.
ABD'nin önde gelen sağlık uzmanlarından Dr. Anthony Fauci, "Tarihsel olarak, en azından koronavirüsler için şöyle bir durum var: Hafif soğuk algınlığına neden olan koronavirüslere yakalandığınızda ortaya çıkan korumanın dayanıklılığı çok uzun sürmüyor" diyor.

Üçüncü dozu ne kadar süre sonra yaptırmalı?
Öte yandan, hatırlatıcı dozların ne kadar sıklıkla uygulanması gerektiği de belirsizliğini koruyor.
Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, Pfizer ve Moderna'nın mRNA aşılarının, ikinci dozdan 6 ay sonra yaklaşık yüzde 90 oranındaki etkinliğini koruduğunu gösteriyor. Ama aslında aşıdaki bu koruyuculuğun 6 aydan daha uzun süreceği düşünülüyor.
AstraZeneca/Oxford aşısıyla ilgili yeni bir araştırma ise en az 6 aylık aradan sonra uygulanan üçüncü dozun antikor seviyelerini 6 kat artırdığını ve bağışıklık tepkisini koruduğunu ortaya koyuyor.
Bu bulgular, güçlendirici dozların ne kadar sıklıkla yapılması gerektiğine dair fikir verebilir.
Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Bşk. Prof.Dr. İsmail Balık, "Hatırlatma dozunun ne zaman yapılacağı aşıdan aşıya değişir" demiş ve Sinovac aşısında hatırlatma dozunu 2. dozdan 6 ay sonra  yapılmasını önermişti. Balık, mRNA aşılarında bu sürenin bir ya da iki yılı bulabileceğini savunmuştu.
Bakan Koca'nın açıklamasının ardından yurttaşların üçüncü doz aşı randevusunu, ikinci dozu olduktan ne kadar süre sonra olabileceği ise MHRS randevu sistemi üzerinden anlaşılacak.
Öte yandan, Dr. Fauci mayısta Washington Post'a yaptığı açıklamada etki oranında zaman içinde düşüş beklendiğini ama bu düşüşün ne kadar sert olacağının henüz belirlenemediğini söylemişti.
Hatta uzmanlar, deneylerle ölçülen koruma süresinin gerçek hayatta farklılık gösterebileceğini de düşünüyor.

Üçüncü dozu başka hangi ülkeler tercih ediyor: Türkiye öncü ülkelerden
Risk altındaki gruplarda üçüncü doz uygulamasını duyuran ilk ülke Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmuştu. BAE yetkilileri mayıs ortasında yaptıkları açıklamada yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için destekleyici aşıya erişim sağlayacaklarını açıklamıştı.
O dönemde yurttaşların yüzde 73'ünü aşılamış olan ülkede aralarında Pfizer/BioNTech aşısının da bulunduğu 4 aşı acil kullanım izni almıştı. Ülkede Çin'in Sinopharm firmasının geliştirdiği inaktif aşı da yaygın olarak uygulanıyor.
Aynı dönemde Bahreyn de sağlık çalışanları ve diğer acil müdahale ekiplerinin, yaşlıların ve altta yatan sağlık sorunları olanların üçüncü doz aşı olabileceğini duyurmuştu. Sinopharm aşısı, Bahreyn'de de yaygın olarak kullanılıyor.
Bunun yanı sıra, Bakan Koca'nın üçüncü doz açıklaması yaptığı sırada Birleşik Krallık (BK) da güçlendirici dozlara yeşil ışık yaktı. BK Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), eylül ayında üçüncü doz uygulamasını hayata geçirmek için hazırlıklara başladı.
BK yetkililerinden gelen açıklamada 50 yaş ve üstü tüm yetişkinlerin ve grip aşısı olmaya hak kazanan daha genç kişilerin üçüncü doz koronavirüs aşısını olabileceği ifade edildi.
Astrazeneca/Oxford aşısının kullanıldığı BK'de yetkililer, ilk olarak Hindistan'da görülen Delta varyantı nedeniyle Kovid vakalarında meydana gelen artışla mücadele ediyor.
Oxford aşısının yerli üretim versiyonu CoviShield'ı kullanan Hindistan da üçüncü doz uygulamasını değerlendiriyor.
Çinli Sinovac firmasının aşısını kullanan Şili de üçüncü dozu değerlendiren ülkeler arasında. 
mRNA aşılarına verdiği acil kullanım izinleriyle dünyaya öncülük eden ABD ise henüz üçüncü doz uygulaması planlamıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) internet sitesinde "Kovid-19 destek dozlarına duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacın zamanlaması henüz belirlenmemiştir. Şu anda ek doz önerilmemektedir" ifadeleri yer alıyor.
Ancak ABD'nin önde gelen cerrahlarından Dr. Vivek Murthy, yurttaşların bir yıl içinde aşı takviyesi almaya hazırlanması gerektiğini söylemişti:
"Halk, bir yıl içinde yeniden aşıya ihtiyacımız olabileceği gerçeğine hazırlıklı olmalı."

Kokteyl aşı tartışması: Aşıları karıştırmak işlevli mi?
İkinci ve üçüncü dozlarda farklı türlerden aşıları tercih etmenin ne kadar etkili ve güvenli olduğu sorusu da Bakan Koca'nın açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi.
Koca, "Üçüncü doz aşının hangi aşı türü ile olduğunun herhangi bir kısıtlaması ya da önceliği yoktur. Vatandaşlarımız ve sağlık çalışanlarımız ilk iki dozda hangi aşıyı yaptırmış olurlarsa olsunlar üçüncü doz olarak istedikleri aşıyı olabilirler. Bu konuda tercih sizlere aittir. Gönül rahatlığı ile istediğiniz aşıyı 3'üncü doz olarak yaptırabilirsiniz" ifadelerini kullanmıştı.
Medyada kokteyl aşı diye de bilinen bu uygulama, uzun süredir bilim gündemini meşgul ediyor. Birkaç gün önce Oxford Üniversitesi'nden bilim insanlarının yayımladığı bir araştırmada, birinci ve ikinci dozda farklı aşıların uygulanmasının daha etkili olduğu ortaya konmuştu. Çalışmada BioNTech ve Oxford aşıları incelenmişti.
Mayıs ayında İspanyol bilim insanlarının yürüttüğü bir diğer araştırmada da hem Oxford hem de BioNTech aşılarının kullanılmasının koronavirüse karşı güçlü bir bağışıklık tepkisi ürettiği görülmüştü.
ABD'deki Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'ndan Dr. William Moss, Kovid aşılarını tetanoz ve grip aşılarıyla karşılaştırıyor.
"Kovid-19 aşılarında küçük bir nüans var" diyen Dr. Moss'a göre diğer hastalıklarda hatırlatıcı dozlar, genellikle daha önce uygulanan aşının aynısını kullanıyor. Ancak Kovid-19 aşılarındaki güçlendiricilerde, farklı aşıların kullanılması mümkün.

Kokteyl aşı uygulayan var mı?
İlk doz Kovid-19 aşısını Oxford'la yaptıran Almanya Şansölyesi Angela Merkel, kokteyl aşıyı gündeme getiren ilk kişilerden olmuştu. Merkel ikinci doz aşıda Moderna'nın mRNA aşısını tercih etmişti.
İtalya Başbakanı Draghi de Alman mevkidaşının yolundan gitmişti. Draghi'nin ilk doz aşısını AstraZeneca olduğu, ikinci dozu ise BioNTech olmayı tercih ettiği bildirilmişti.
Üçüncü doz uygulamasına geçen ilk ülkelerden BAE ve Bahreyn, haziran başında, Türkiye'ninkine benzer bir açıklama yayımlamıştı. İki ülke de ilk dozlarını Sinopharm aşıyla tamamlayan kişilerin hatırlatıcı dozlarında BioNTech tercih edebileceğini duyurmuştu.
Bu Körfez ülkeleri, diğer aşıları uygulamaya koymadan önce yurttaşlarını Sinopharm'la aşılamaya başlamıştı. Ancak aşılama oranının epey yüksek olmasına rağmen iki ülkedeki vaka sayılarında da artış görülüyor.
Bahreyn'in sağlık müsteşarı Waleed Khalifa Al Manea, Sinopharm aşısının yüksek derecede koruma sağladığını söylemişti.
Öte yandan Wall Street Journal'a verdiği demeçte müsteşar, Bahreyn'de 50 yaşından büyük ve kronik hastalıklardan mustarip kişilerin ikinci Sinopharm dozunu aldıktan 6 ay sonra Pfizer takviyesi yaptırmalarını istediklerini bildirmişti.
Independent Türkçe



Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir
TT

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Uzmanlar uyardı: İnsanları yapay zekadan koruma yöntemi ters tepebilir

Yeni bir araştırma, yapay zekanın ruh sağlığımıza verdiği zararı en aza indirmeye yönelik kritik yöntemlerden birinin aslında durumu daha da kötüleştirebileceği uyarısı yapıyor.

Sohbet botlarının ruhsal sıkıntı ve hatta psikozda nasıl payı olabileceğiyle ilgili yaygın endişeler sürerken önerilerden biri de sohbet botlarının, insan olmadıklarını ve karşı tarafın bir sohbet botuyla konuştuğunu kullanıcılara düzenli şekilde hatırlatması.

Ancak araştırmacılar bu önerinin, halihazırda savunmasız kişilerin ruhsal sıkıntılarını artırarak durumu daha da kötüleştirebileceğini savunuyor.

Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden halk sağlığı araştırmacısı Linnea Laestadius yaptığı açıklamada, "Zaten sohbet etmek için bilerek sohbet botu tercih eden kullanıcıların karşılaştığı riskleri, zorunlu hatırlatmaların kayda değer derecede azaltacağını varsaymak hata olur" diyor. 

Halihazırda yalnız hisseden birine, destek gördüğünü ve yalnız olmadığını hissettiren tek şeyin bir insan olmadığını hatırlatmak, onu daha da yalnız hissettirerek ters tepebilir.

Bu uyarı, sohbet botlarını cinayet ve intiharla ilişkilendiren haberlerin ardından geldi. Sistemlerin yardımsever doğası ve hâlâ nispeten bilinmeyen ve öngörülemeyen yapıları nedeniyle, yapay zeka sohbet botları insanlara yardım etmek yerine onların sanrılarını veya zihinsel sağlık sorunlarını teşvik etmekle suçlanıyor.

Bazıları bu tür durumlarda insanlara bir sohbet botuyla konuştuklarını ve botun insan duygularını hissedemediğini hatırlatmanın yardımcı olabileceğini öne sürüyor. Ancak yeni çalışmanın yazarları, araştırmaların bunu göstermediğini savunuyor.

Laestadius, "Kullanıcılara bir insanla değil, sohbet botuyla konuştuğu hatırlatılsa bota bu kadar bağlanmayacakları ve algoritma tarafından manipüle edilmeyecekleri düşüncesi kulağa mantıklı gelse de mevcut kanıtlar bu fikri desteklemiyor" diyor.

Araştırmacılar ayrıca kullanıcıların, sırf insan olmadıkları için bu sistemlere ruhsal sıkıntılarını anlatıyor olabileceğini öne sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi'nde medya ve teknoloji araştırmacısı olan yazar Celeste Campos-Castillo, "İnsan olmayanların, insanların aksine yargılamayacağı, alay etmeyeceği veya tüm okulu ya da işyerini onlara karşı kışkırtmayacağı inancı, sohbet botlarına içini dökmeye ve dolayısıyla bağlanmaya teşvik ediyor" ifadelerini kullanıyor.

Dahası, hatırlatmalar mevcut endişelerine ek olarak daha fazla sıkıntı yaratabilir. Kullanıcılar, kendilerini sohbet botuyla konuşmaya iten nedenlerin yanı sıra güvendikleri şeyden kökten farklı ve ayrı olduklarını hatırlamaktan dolayı da üzülebilir.

Laestadius, "Sohbet botlarının insan olmadığını kullanıcılara en iyi nasıl hatırlatabileceğimizi keşfetmek, kritik bir araştırma önceliği" diyor. 

Kullanıcıların ruh sağlığını en iyi şekilde korumak için hatırlatmaların ne zaman gönderilmesi ve ne zaman duraklatılması gerektiğini belirlememiz gerekiyor.

Çalışma, hakemli dergi Trends in Cognitive Sciences'ta yayımlanan "Reminders that chatbots are not human are risky" (Sohbet botlarının insan olmadığını hatırlatan bildirimler risk taşıyor) başlıklı yeni bir makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
TT

‘Daha fazla robot’... Çin’in geleceğe yönelik stratejisi

Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)
Çin hükümeti, yerel şirketleri insansı robotlar geliştirmeleri için teşvik ediyor. (Reuters)

Çin’de doğum oranı tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Bu durumun, önümüzdeki on yıllarda ülkede iş gücünün daralması ve emekli nüfusun artmasıyla birlikte ciddi bir ekonomik sarsıntı riskini artırdığı bildirildi. ABD merkezli yayın kuruluşu CNN’in haberine göre, demografik gerileme uzun vadeli büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Geçen ay yayımlanan veriler, Çinli yetkililerin doğumları teşvik etmek amacıyla devreye aldığı bir dizi politikanın henüz istenen sonucu vermediğini ortaya koydu. Nakit yardımlar, vergi indirimleri ve evliliği kolaylaştıran yeni yasal düzenlemelere rağmen düşüş eğilimi sürüyor. Haberde, Pekin yönetiminin bu tablo karşısında alternatif bir çözüm arayışına yöneldiği ve seçenekler arasında robot teknolojilerinin de bulunduğu belirtildi.

sxdfrg
Ziyaretçiler, insansı robotlara adanmış ilk ‘4S’ mağazası olarak tanımlanan Pekin Robot Alışveriş Merkezi’nde bir robotu izliyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, uzun süredir ülkenin imalat sektörünü modernize etmeye yönelik çalışmalara öncülük ediyor. Bu adımlar, Pekin yönetiminin Çin’i ileri teknoloji alanında kendi kendine yeten bir güç haline getirme hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu yönelim, nüfus yapısındaki dengesizliği giderme çabalarıyla da eş zamanlı ilerliyor. Uzmanlara göre bu sorunun çözülememesi halinde emeklilik sisteminin çökmesi, hane halkı için sağlık harcamalarının artması, verimliliğin düşmesi ve buna bağlı olarak kamu kurumlarına duyulan güven ile ekonomik çıktının aynı anda gerilemesi riski bulunuyor.

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (HKUST) bünyesinde görev yapan demografi uzmanı Stuart Gietel-Basten, Çin’in son 20-30 yılda izlediği yaklaşımı sürdürmesi halinde, nüfus yapısı ile ekonomik sistem arasındaki uyumsuzluk nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Gietel-Basten, bu durumun neden sürdürüldüğünün sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, Çin’in süreci etkin biçimde yönetmesi halinde yapay zekâya yönelimin ve eş zamanlı diğer politikaların, demografik değişimlerin ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkilerini en azından önümüzdeki birkaç on yıl boyunca önemli ölçüde sınırlayabileceğini değerlendiriyor.

Ancak kısa vadede istihdam kayıplarına yol açabilecek ve uzun vadede çalışma biçimlerini dönüştürebilecek ileri teknolojiye geçiş sürecinin yönetimi, dünya genelindeki hükümetler için ciddi bir sınama olarak görülüyor. Nüfusu 1,4 milyarı bulan ve büyümesini on yıllar boyunca geniş iş gücüne dayandıran Çin’de bu sürecin riskleri daha da belirginleşiyor. Ekonomik istikrarı meşruiyetinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkaran iktidardaki Çin Komünist Partisi açısından da sürecin hassasiyet taşıdığı ve önümüzdeki on yıl içinde Çin’i ‘orta düzeyde gelişmiş bir ülke’ konumuna yükseltme hedefiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.

dcfrrf
Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen bir sergide Ay Yeni Yılı vesilesiyle eğlence gösterileri sergileyen robotlar (AP)

Uzmanlar, Pekin yönetiminin bugün atacağı adımların yalnızca ülke ekonomisi üzerinde değil, küresel ekonomi ve gelecek nesiller üzerinde de uzun vadeli etkiler doğuracağını belirtiyor. Bu sürecin yalnızca doğum oranlarındaki düşüşü durdurma çabasıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor.

Hong Kong Üniversitesi’nde (HKU) ekonomi profesörü olan Guojun He, Çin’in robotik sistemler, dijital dönüşüm ve yapay zekâ yoluyla iş gücü verimliliğinde sürdürülebilir artış sağlayabilmesi halinde, fabrika işçi sayısı azalırken sanayi üretimini koruyabileceğini, hatta artırabileceğini ifade etti.

Guojun He, teknolojinin daralan iş gücünün ekonomik etkilerini, özellikle imalat sektöründe, önemli ölçüde hafifletebileceğini ancak tamamen ortadan kaldıramayacağını söyledi.

Haberde ayrıca söz konusu etkilerin sektörden sektöre farklılık göstereceği ve etkili sonuçlar alınabilmesi için eğitimden sosyal güvenliğe kadar uzanan bütüncül bir politika setine ihtiyaç duyulacağı vurgulandı.

Robot devrimi

Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre Çin, 2024 itibarıyla dünyadaki kurulu endüstriyel robotların yarısından fazlasına ev sahipliği yaparak küresel ölçekte en büyük pazar konumunda bulunuyor.

Ülke genelinde robot kolları; kaynak, boyama ve montaj işlemlerini tam otomatik üretim hatlarında eş zamanlı biçimde yürütüyor. Bazı tesislerde ise ‘karanlık fabrika’ olarak adlandırılan ve aydınlatma için elektrik harcanmasına gerek duyulmayan üretim modelleri uygulanıyor.

Yüksek teknoloji seviyesi sayesinde Çinli fabrikalar gelişmiş elektrikli araçlar ve güneş panellerini büyük hacimlerde ve düşük maliyetle üretebiliyor. Bu durumun, ülkenin dış ticaret fazlasının artmasına katkı sağladığı belirtiliyor.

Pekin yönetimi, insansı robotlar alanına da güçlü biçimde yatırım yapıyor. Ülkede 140’tan fazla şirketin, devlet destekli programlar kapsamında bu alanda çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor. Şu ana kadar insansı robotlar daha çok Çin’in teknolojik iddiasını yansıtan gösterilerle gündeme geldi; televizyon ekranlarında toplu dans performanslarında ve tanıtım amaçlı boks karşılaşmalarında sergilendi.

Bununla birlikte bazı modellerin montaj hatlarında, lojistik merkezlerinde ve bilimsel laboratuvarlarda denendiği bildiriliyor. Geliştiriciler, söz konusu robotların halen geliştirme aşamasında olduğunu ancak taşıma, ayrıştırma ve kalite kontrol gibi görevlerde insan verimliliğine yaklaşmaya başladığını belirtiyor.

cdsvfd
Çin’deki insansı robotlar (Reuters)

Tüm bu adımlar, Çin’in ileri teknoloji çağında ve artan işçilik maliyetleri karşısında rekabet avantajını koruma hedefinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, 2015 yılında ilan edilen ‘Made in China 2025’ planında ortaya konmuştu. Aynı yıl Pekin yönetimi, on yıllar boyunca uygulanan ve tartışmalara yol açan tek çocuk politikasını da sona erdirme kararı almıştı.

Nüfus artış hızındaki düşüşün yaklaşan etkilerinin söz konusu sanayi politikasının temel motivasyonu olup olmadığı netlik taşımamakla birlikte, Çin’de bazı çevreler robotik ve yapay zekâ teknolojilerini bu demografik baskının olumsuz sonuçlarını hafifletebilecek araçlar olarak değerlendiriyor.

Yaşlanan nüfus

Resmî vizyon, robotların yalnızca fabrika işçisi olarak değil, aynı zamanda 60 yaş üstü nüfusa bakım hizmeti sunan destek unsurları olarak da kullanılmasını öngörüyor. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre hâlihazırda nüfusun yüzde 23’ünü oluşturan bu yaş grubunun oranının 2100 yılına kadar yüzde 50’yi aşması bekleniyor.

Yaşlı bakım sistemlerinin genişletilmesine yönelik aciliyet, geçmişte uygulanan tek çocuk politikasının mirasıyla daha da artıyor. Bu politika, ebeveyn bakım sorumluluğunu kardeş paylaşımı olmaksızın tek başına üstlenmek durumunda kalacak bir ‘tek çocuk’ kuşağının ortaya çıkmasına yol açtı.

Son yayımlanan hükümet yönergelerinde, yaşlı bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi amacıyla insansı robotlar ve yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca beyin-bilgisayar arayüzleri, dış iskelet robotları ve fiziksel kapasitesi azalan yaşlılara destek sağlayacak yardımcı ekipmanların geliştirilmesi de öncelikler arasında yer aldı.

Devlet medyası ise insansı robotların yaşlılara 7 gün 24 saat bakım desteği sunabilecek şekilde yaygınlaştırılmasına yönelik hedefleri düzenli olarak gündeme taşıyor. Bu yayınların, kamuoyunda söz konusu teknolojilere yönelik kabulü artırmayı amaçladığı değerlendiriliyor.

Devlet destekli emeklilik sistemi de öne çıkan kaygılar arasında yer alıyor. Çok sayıda yaşlı Çinlinin dayandığı bu sistemin, nüfusun hızla yaşlanması ve ek reformların yapılmaması halinde açık veren bir yapıya dönüşebileceği öngörülüyor.

Ancak özellikle demografik gerilemenin daha da derinleşmesinin beklendiği yüzyılın ikinci yarısında, yalnızca baskı altındaki emeklilik sisteminin değil, ekonominin genel seyrinin nasıl şekilleneceği konusunda belirsizlik sürüyor.

Uzmanlar, teknolojik dönüşümün iş gücü üzerindeki etkilerine de dikkat çekiyor. Bir ülkede verimliliğin artmasının her zaman istihdamın artacağı anlamına gelmediği; bunun, daha az sayıda çalışanın daha fazla üretim yapması sonucunu doğurabileceği belirtiliyor.

Çin’in hâlihazırda bazı sektörlerde iş gücü açığı, bazı sektörlerde ise işsizlikle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Teknoloji destekli verimlilik artışının uzun vadede ekonomik istikrarı destekleyebileceği, ancak kısa vadede iş gücü piyasasındaki dengesizlikleri artırabileceği değerlendiriliyor.

Yapay zekâ ve robot teknolojilerinin Çin’de kaç kişiyi işinden edebileceğine ilişkin tahminler farklılık gösteriyor. Bununla birlikte bazı yerel uzmanlar, bu teknolojilerin imalat sektörünün yaklaşık yüzde 70’ini etkileyebileceğini öne sürüyor.

Geçen ay yetkililer, söz konusu teknolojilerin hızla benimsenmesinin istihdam üzerindeki etkilerini hafifletmek amacıyla bir dizi politika tedbirinin hayata geçirileceğini açıkladı.

Genel olarak uzmanlar, teknolojinin tek başına yeterli olmadığını; doğum oranlarını teşvik eden politikalarla birlikte ele alınacak kapsamlı bir önlem paketinin, Pekin yönetiminin artan demografik dönüşümün ekonomik ve toplumsal etkilerini hafifletmesinde belirleyici olacağını vurguluyor.


Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
TT

Meta, akıllı gözlüklere yüz tanıma özelliği getirmeyi değerlendiriyor

Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)
Gözlüğü takan Meta CEO'su Mark Zuckerberg konuşma yapıyor (Reuters)

Sophie Clark 

Meta'nın, güvenlik ve gizlilik endişelerine rağmen akıllı gözlüklerine yüz tanıma yazılımı eklemeyi planladığı bildirildi.

New York Times'a (NYT) göre gözlüğü takanlar "Name Tag" (İsim Etiketi) özelliği sayesinde, baktıkları kişinin kim olduğunu anlamayı sağlayan bilgiler edinecek.

Ancak gazetenin eriştiği bir iç yazışmada bu teknolojinin "güvenlik ve gizlilik riskleri" taşıdığına değiniliyor.

Dahası NYT'ye göre şirket, tartışma yaratma potansiyeline sahip ürünü ABD'de süregelen siyasi kargaşa sırasında piyasaya sürmenin avantaj sağlayacağını düşünüyor.

Gazetenin aktardığı üzere sızan notta "Bize saldırmasını beklediğimiz birçok sivil toplum kuruluşunun, kaynaklarını başka konulara yoğunlaştırdığı dinamik bir siyasi ortamda bunu piyasaya süreceğiz" ifadeleri yer alıyor.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sadece kaçak göçmen olduğundan şüphelenilenleri değil, ICE'a karşı protesto yapan Amerikan vatandaşlarını da takip etmek için son aylarda yüz tanıma teknolojisini kullandı.

The Independent'a konuşan Meta sözcüsü, şirketin teknolojiyi incelemeyi sürdürdüğünü ve seçeneklerini değerlendirdiğini söyledi.

Açıklamada "Milyonlarca kişinin bağlantı kurmasını ve hayatlarını zenginleştirmesini sağlayan ürünler geliştiriyoruz" dendi.

Böyle bir özelliğe yönelik ilgiyi sık sık duyuyoruz (ve piyasada bazı ürünler zaten var) ancak hâlâ seçenekleri değerlendiriyoruz ve herhangi bir şey çıkarırsak öncesinde dikkatli bir yaklaşım sergileyeceğiz.

Bu hamle Facebook'un, sosyal ağda gizlilik ve yasallık arasındaki "doğru dengeyi" bulmak amacıyla yüz tanıma özelliğini sitesinden kaldırmasından 5 yıl sonra geldi.

O zamandan sonra Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, büyük teknoloji şirketlerine dostça davranan ve pek düzenleme uygulamayan ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'ına yakınlaştı.

Meta'nın 2021'de piyasaya sürdüğü ilk Ray-Ban akıllı gözlükleri o zamanlar sadece fotoğraf çekip video kaydedebiliyordu. CEO ve Facebook kurucusu, yapay zekayla çalışan yeni gözlükleri geçen eylülde tanıtmıştı.

Geçen yıl yaklaşık 7 milyon satan gözlüklerin popülaritesi kanıtlandı.

Gözlüklerin yapımında yer alan üç kişi NYT'ye yaptığı açıklamada yüz tanıma özelliğinin, Meta'nın ürününü rakip OpenAI'ın ürettiği akıllı gözlüklerden ayıracağını söyledi.

Ancak Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Nathan Freed Wessler, yüz tanıma teknolojisinin "kötüye kullanıma açık" olduğu uyarısında bulundu.

Wessler "Amerika sokaklarında yüz tanıma teknolojisi kullanılması, hepimizin güvendiği pratik anonimliğe benzersiz bir tehdit oluşturur" dedi.

Independent Türkçe', independent.co.uk/news