Biden, Avrupa’da Obama’nın hatalarını tekrarlar mı?

ABD Başkanı’nın, diğer başkentleri görmezden gelip Berlin ve Brüksel’e odaklanması ölümcül bir hata olabilir.

Eski Trump yönetimi yetkilileri, Biden yönetiminin ABD ve Rusya zirvesinden birkaç gün önce Ukrayna’ya askeri yardım paketi sağlama kararını eleştirdi (APF)
Eski Trump yönetimi yetkilileri, Biden yönetiminin ABD ve Rusya zirvesinden birkaç gün önce Ukrayna’ya askeri yardım paketi sağlama kararını eleştirdi (APF)
TT

Biden, Avrupa’da Obama’nın hatalarını tekrarlar mı?

Eski Trump yönetimi yetkilileri, Biden yönetiminin ABD ve Rusya zirvesinden birkaç gün önce Ukrayna’ya askeri yardım paketi sağlama kararını eleştirdi (APF)
Eski Trump yönetimi yetkilileri, Biden yönetiminin ABD ve Rusya zirvesinden birkaç gün önce Ukrayna’ya askeri yardım paketi sağlama kararını eleştirdi (APF)

Tarık eş-Şami
Rusya ve Çin karşısında transatlantik ortaklığının canlandırılmasının bir sonucu olarak ABD Başkanı Joe Biden’a, Avrupa’ya yaptığı ilk yurtdışı gezisi dönüşünde bir dizi olumlu tepki dalgası eşlik etti. Bununla birlikte özellikle de Almanya’nın Avrupa’nın en güçlü ekonomi lokomotifi olduğu göz önüne alındığında, dış stratejisini yalnızca iki başkente, yani Berlin ve Avrupa Birliği’nin (AB) de başkenti Brüksel’e odaklayan Biden, daha az etkili başkentleri göz ardı etti. Bu durum sonrasında Joe Biden, eski Demokra Başkan Barack Obama’nın Avrupa’ya yönelik yaklaşımından farklı bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceğine dair soru işaretleriyle karşı karşıya. Peki Biden, aynı hatalar yapacak mı yoksa, özellikle de bazı Avrupa ülkeleri bu politikanın yansımalarından şikâyet etmeye başlayınca çok geç olmadan bu hataları onaracak mı?

Başarılı bir ziyaret… Ama
ABD Başkanı’nın Avrupa ziyareti, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetimini dört yıllık disiplinsiz dış politikasının ardından iki taraf arasındaki uyumu göstermeye başladı. Bunun yanı sıra, ABD ve AB’nin karşı karşıya olduğu uzun vadeli küresel zorluklardan bazılarını ele almak üzere ortak bir yol tanımlama açısından genel olarak başarılı oldu. Avrupalılar, ABD’nin geleneksel rolüne dönmesiyle rahat bir nefes aldı. Bununla birlikte bazı ülkelere hala kızgınlık duygusu hâkim. Bu duygu, Polonya Dışişleri Bakanı Zbigniew Rau’nun ifadelerinde de açıkça görüldü. Rau, gazetecilere yaptığı bir açıklamada, ABD’lilerin Varşova’da ortaklarıyla istişareleri görmezden gelmesi sonrasında ABD- Polonya ilişkilerinin iyi olmadığını ifade etti. Öyle ki Biden, Varşova ve Washington’un projeyi durdurmak için yıllarca birlikte mücadele etmesine rağmen, Rusya’dan Almanya’ya uzanan ‘Nord Stream 2’ gaz boru hattı üzerindeki yaptırımları kaldırma kararı aldı.
Görünen o ki Polonya gibi bazı Avrupa ülkeleri, kendilerini dışlanmış gibi hissediyor. ABD ile ilişkileri, eski Başkan Obama yönetiminde yıllarca ihmal edildikten sonra Trump döneminde önemli ölçüde iyileşmişti. Bu nedenle bazı gözlemciler, Biden’in şu anda ‘Almanya ve AB’ye liderlik edilen Brüksel’ ile ‘ABD’nin Obama yıllarında görmezden geldiği stratejik açıdan önemli diğer Avrupalı ​​müttefikler arasında’ ayrım yapma hatasını tekrarlama riskiyle karşı karşıya olduğuna inanıyor.

Polonya ve Ukrayna
Polonya’nın coğrafyası, ülkeyi ABD-Rusya ilişkilerindeki değişikliklere duyarlı hale getirirken sorun, Polonya’nın direncini artırıyor. Bu durum, Nord Stream 2 gaz boru hattına yaptırım uygulamama kararı ile (ABD yönetiminin NATO ile Ukrayna arasında bir düzenlenmesini engellemek üzere müdahalesinin yanı sıra) Biden’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşmesi arasında bağlantı kuran Polonya Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarıyla açıkça ifade ediliyor. Hiç şüphe yok ki bu adımlar, Biden’in, ‘yönetiminin son yılında Trump’ın Polonya’ya ABD kuvvetleri gönderme kararını’ tersine çevireceğinden korkan Polonyalıları alarma geçirmek için yeterli.
Eski Trump yönetimi yetkilileri, Biden yönetiminin Biden- Putin görüşmesinden birkaç gün önce ‘Pentagon’dan Ukrayna’ya askeri yardım paketi sağlama’ kararını eleştiriyor. Ancak paket, ‘Javelin’ tanksavar füzelerini bilinmeyen bir şekilde göz ardı ediyor. Bunlar, Demokratların Rusya Devlet Başkanı Putin’e karşı koymaya istekli olduğunun kanıtı olarak Trump’tan Ukrayna’ya sağlamasını istediği silahlar olarak biliniyor.

Orta Avrupa ülkeleri
Ancak Polonya, Biden’in Avrupa ile ilişkilerinde Berlin, Brüksel ve Paris’e odaklanarak, kendisini göz ardı ettiğini düşünen tek ülke değil. Orta Avrupa’nın çoğu, Obama yıllarında bir geçiş bölgesi olarak kabul edilmişti. Şu an Biden yönetimi, bu duruma geri dönme riski alıyor. Eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Fransa’ya 34 kez ziyarette bulunurken, Slovakya, Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ni ziyaret etmemişti. İranlılar ve Ruslarla görüşmek için Viyana’yı 11 kez ziyaret etmesine rağmen, Avusturya’ya hiçbir zaman resmi bir ziyaret gerçekleştirmemişti.
Cumhuriyetçiler ve Trump yönetimi, bu eğilimi Avusturya ve Vişegrad Grubu ülkelerine (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya) büyük önem veren eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ziyaretleriyle karşılaştırıyor. Çinli ve Rus yetkililer, ülkelerinin bu ülkelerdeki etkisini geliştirmek için söz konusu grupla özel bir önemle iş yapıyor.
Orta Avrupa ülkeleri, Trump döneminde ABD’nin kendileriyle ilişkilerini ve çıkarlarını güçlendirmesinin, Biden yıllarında Washington ile ilişkilerdeki olumlu yolun devamlılığını engelleyebileceğinden korkuyor. Trump yönetimi, bu ülkelerdeki yatırımlarını desteklemiş, Çin ve Rusya yatırımlarına alternatif oluşturmak için girişimlerde bulunmuştu. Ayrıca Pompeo da AB’nin 27 üye devletinden biri hariç tümü tarafından imzalanan, Çin telekomünikasyon şirketi ‘Huawei’ ile mücadele etmek için ‘Temiz Ağ’ girişimini başlatmıştı. Aynı şekilde Avusturya ve diğer Orta Avrupa ülkeleriyle derinleşen ilişkiler, Balkanlar ve başka yerlerde ABD hedeflerine ulaşmak için bu ülkelerin desteklerini kazanmaya da yardımcı olmuştu.

Kıbrıs ve Yunanistan
Çok sayıda cumhuriyetçi lider, Biden’in yaklaşımının, örneğin Yunanistan ve Kıbrıs’a ulaşmak için Orta Avrupa’nın ötesine geçebileceğine inanıyor. Yetmişli yılların ortalarından bu yana, hangi parti olursa olsun, birbirlerini takip eden ABD yönetimleri, Türkiye’yi kızdırma endişesiyle bu iki ülke ile ilişkilerini derinleştirmekten kaçındılar. Bu durum, Trump’ın Doğu Akdeniz’deki stratejisiyle açık şekilde değişti ve ABD, Yunanistan ile savunma ilişkilerini güçlendirmeye yöneldi. Ayrıca Kıbrıs’a güvenlik yardımı yasağına son verdi.

İspanya, Portekiz ve Norveç
Aynısı, farklı bir yolla da olsa diğer ülkeler için de geçerli. Trump döneminde ABD, İspanya ve Portekiz ile ticari teşvik diplomasisini yoğunlaştırdı. Söz konusu her iki ülke, Portekiz ile ticareti yüzde 40’a çıkaran yoğun ABD ticaret teşvik diplomasisine tanık oldu. Nihayetinde bu çabalar, bu iki ülkenin, Huawei’nin 5G (5. Nesil Mobil Telekomünikasyon Hizmeti) ağları için bir altyapı inşa etme planlarını reddetmesiyle sonuçlandı. Norveç’e gelinde, AB’ye üye olmasa da stratejik açıdan önemli bir ülke. ABD ile olan savunma ilişkileri, Trump yönetiminin Rusya ve Çin’in Kuzey Kutbu’nu işgal etme girişimlerini engelleme çabalarının bir parçası olarak önemli ölçüde genişledi.

İngiltere… Soru işareti
Belki de en büyük soru işareti, ABD’nin İngiltere ile ilişkileri ve bunun hâlâ Başkan Biden yönetimi açısından bir öncelik olup olmadığıyla ilgili. Obama’nın İngiltere’nin AB’nden ayrılmasına sıkı şekilde muhalif olduğu iyi biliniyor. Önerilerine karşı çıktığında Obama, İngiltere’yi ticaret görüşmeleri listesinde son sıraya koymuştu. Trump ise tamamen farklı bir tavır takınarak, ikili bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini başlattı. İngiltere ve AB’ye, Brexit (İngiltere’nin AB’den ayrılması) müzakerelerinin sonucu ne olursa olsun özel ilişkinin bir öncelik olarak kalacağını söyledi.
Biden, Avrupa turunun başında İngiltere’ye ulaştığında iki ülke arasındaki özel ilişkinin öncelik olduğundan söz etse de iki taraf arasındaki ticaret anlaşmaları hala belirsiz. Taraflar arasındaki ticaret anlaşması müzakereleri ertelendi. Aynı zamanda ABD yönetimi, bu ülkelerin ABD teknoloji şirketlerine bağlı sosyal paylaşım sitelerine dijital hizmet vergileri uygulaması sonrasında İngiltere, İspanya, İtalya, Türkiye ve Hindistan’a sanal hizmet vergisi getirebileceğini duyurdu.
ABD yönetimi, İngiltere’nin Kuzey İrlanda’nın gelecekteki statüsü hususunda AB ile olan anlaşmazlığına dair tarafsız olduğunu açıkladı. İngiltere hükümeti ise Biden yönetiminin, Londra’ya Brüksel’den daha fazla baskı yapma eğiliminde olduğunu belirtti.

Merkez ve taraflar
Biden yönetimi, Berlin, Brüksel ve Paris’te Avrupa’nın kalbi ile ilişkilerini pekiştirmeye ve sağlamlaştırmaya önem verse de Çin ve Rusya’nın ticari ve stratejik başarılar elde ettiği Avrupa’nın bazı bölgelerinde nüfuz için rekabet etme ihtiyacı nedeniyle tarafları da görmezden gelmemek zorunda. Zira büyük güçlerin rekabetinde ana arena olan bölgeler ihmal edilirken, sadece Avrupa’nın merkeziyle ilişkilere odaklanmak büyük bir hata. Aynı şekilde bu yaklaşım, ters tepecek ve ABD’nin ulusal çıkarlarına uzun vadeli zararlar verecek.
Bununla birlikte Biden’ın ziyaretinin, geride hala yarım kalmış bir iş bıraktığına dair bir his var. Avrupalılar, bazı tartışmalı konularda anlaşmaya vararak mevcut ticaret anlaşmazlıklarından meyve almayı umuyordu. Ancak yalnızca Avrupa merkezli ‘Airbus’ ve ABD merkezli ‘Boeing’ arasındaki anlaşmazlığın askıya alınmasına karar verildi.
Ancak nihayetinde fırsatın kaçırıldığı hissi tamamen kaybolmadı. Aktif iş birliği ve pratikte Washington ile iş birliğinin ne anlama geldiğinin net bir şekilde anlaşılması için hala bahisler mevcut. Atlantik’teki iyi niyet, iki taraf arasındaki kafa karışıklığı ve olası çekişmelerden etkilenme riskiyle de karşı karşıya kalacak.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.

 


Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
TT

Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)

Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Çin menşeli JF-17 savaş jetleri için müzakere yürütülüyor.

Kimliklerinin açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan iki Pakistanlı yetkili, JF-17 Thunder uçaklarının satışı için Suudi Arabistan'la görüşme yapıldığını savunuyor.

İslamabad ve Pekin ortaklığıyla Pakistan'da üretilen jetlerle ilgili anlaşmanın değerinin 4 milyar dolara kadar çıkabileceği aktarılıyor.

Riyad yönetimi, 2018'de İslamabad'a 6 milyar dolarlık destek paketi verileceğini açıklamıştı. Bu paketin içinde Pakistan Merkez Bankası'na 3 milyar dolarlık mevduat ve ertelenmiş ödemeyle 3 milyar dolarlık petrol tedariki yer alıyordu.

Suudi Arabistan o zamandan beri mevduatları birçok kez yeniledi. Geçen yıl 1,2 milyar dolarlık bir erteleme de dahil, İslamabad'ın döviz rezervlerini istikrara kavuşturmasına yardımcı oldu.

Pakistanlı yetkililer, Suudi Arabistan'a 2 milyar dolarlık kredi ödemesinin sözkonusu savaş jetleriyle yapılmasının planlandığını belirtiyor.

İslamabad yönetimi, silah ihracatını artırıp yerli savunma sanayisini önemli bir gelir kaynağına dönüştürmek amacıyla son aylarda yabancı ülkelerle görüşmeleri hızlandırdı. Libya Ulusal Ordusu'yla 4 milyar dolar değerinde JF-17 anlaşması yapılmıştı. Ayrıca Bangladeş'le de jetlerin satışı için müzakereler sürüyor.

Suudi Arabistan ise hava gücünü çeşitlendirme sürecinde. ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen ay Beyaz Saray'da bir araya gelmişti. ABD Başkanı, Riyad yönetimine F-35 satışını onayladıklarını duyurmuştu. Ortadoğu'da F-35 savaş uçağına sahip olan tek ülke İsrail ise hamleye tepki göstermişti.

Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması"nı imzalamıştı.

Amerikan medyasındaki haberlerde, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini geliştirmeyi ve herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı artırmayı hedefleyen anlaşmanın "bölgesel güç dengelerini değiştirebileceği" yorumu yapılmıştı.

Pakistan ordusundan bugün yapılan açıklamada, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı Zahir Ahmed Baber Sidhu'nun, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Turki bin Bander bin Abdulaziz'le bu hafta "savunma işbirliği, bölgesel güvenlik ve gelecekteki ortaklıklarla ilgili" görüştüğü bildirildi.

Independent Türkçe, Reuters, Arab News


Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
TT

Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirmeye yönelik tehditleri, ada ülkesi sakinlerinin de tepkisini çekiyor.

Trump, cumartesi günü Venezuela'ya düzenlenen askeri operasyondan sonra yaptığı açıklamada, ulusal güvenlik gerekçesiyle Grönland'a sahip olmaları gerektiğini savunmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de salı günkü açıklamasında, Trump yönetiminin Grönland'a sahip olmak için "ABD ordusunu kullanmak da dahil" çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtmişti.

Washington'ın Venezuela'nın ardından Grönland'a da askeri müdahalede bulunabileceğine dair endişeler artarken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kuzey ülkesini "satın almayı hedeflediklerini" söylemişti.

Ancak 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı olan Grönland'da yaşayanlar, Trump'ın açıklamalarından rahatsız.

BBC'nin irtibata geçtiği, Grönland'ın başkenti Nuuk'ta yaşayan 32 yaşındaki işletmeci Mia Chemnitz şunları söylüyor:

Grönland halkı Amerikalı olmak istemiyor. Biz satılık değiliz.

Danimarka Parlamentosu'nda Grönland'ı temsil eden iki milletvekilinden biri olan Aaja Chemnitz de Trump'ın açıklamaları karşısında "dehşete düştüğünü" belirterek, "ABD'nin başka bir NATO müttefikini ilhak etmeyi gündeme getirmesi tamamen saygısızca bir davranış" diyor.

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Grönland'da askeri varlığı bulunan ABD için ada özellikle Kuzey Amerika'yla Kuzey Kutbu arasında yer aldığı için stratejik öneme sahip.

Son dönemlerde buzulların erimesiyle erişimi kolaylaşan nadir toprak mineralleri de Grönland'ın doğal kaynaklarına ilgiyi artırdı.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Danimarka'nın, Trump'ın tehditlerine yanıt olarak yayımladığı ortak bildiride Grönland'la dayanışma vurgusu yapılmıştı.

Ancak olası bir askeri operasyon halinde Avrupa ülkelerinin ABD'ye karşı harekete geçip geçmeyeceği belli değil.

Mia Chemnitz, "Bir Grönlandlı olarak, kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: Bu müttefikler için bizim değerimiz nedir? Bizi korumak için ne kadar ileri gidebilirler?" diye soruyor.

Grönland'daki İnuit yerlilerinden 42 yaşındaki Aleqatsiaq Peary ise adanın Danimarka'dan tamamen bağımsızlaşması ve gelecekte ABD kolonisine dönüşmemesi gerektiğini söylüyor:

Bu, bir efendinin kontrolünden diğerine, bir işgalcinin hakimiyetinden diğerine geçmek demek. Biz Danimarka'nın kolonisiyiz. Danimarka hükümetinin yönetimi altında zaten çok şey kaybediyoruz.

Independent Türkçe, BBC, NBC


Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
TT

Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)

Çin'deki bilim insanlarının füzyon enerjisinde kaydettiği çığır açıcı gelişme, yeni nesil enerji kaynağının gerçekten kullanılabilmesinin önündeki en inatçı engellerden birini nihayet aşabilir.

Çin Bilimler Akademisi'nden (ÇBA) bir ekip, "yapay Güneş" diye adlandırılan deneysel nükleer reaktörünün, daha önce imkansız olduğu düşünülen bir plazma yoğunluğuna ulaştığını açıkladı.

Tehlikeli atık bırakmadan neredeyse sınırsız enerji üretme potansiyeli sunan nükleer füzyon, bazıları tarafından temiz enerjinin "kutsal kasesi" ilan ediliyor.

Bu süreç Güneş'te meydana gelen doğal reaksiyonları taklit ediyor ancak büyük ölçekte gerçekleştirilmesi son derece zor bir iş.

ÇBA'nın Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak'ıyla (EAST) ulaşılan kilometre taşları da dahil, son yıllarda çeşitli önemli atılımlar kaydedildi.

ÇBA geçen sene yapay Güneş reaktörünü ilk kez bin saniyeden uzun süre çalıştırmayı başarmış, bu rekor daha sonra Fransa'nın WEST makinesi tarafından kırılmıştı.

Her iki deney de yakıtın (veya plazmanın) belirli bir seviyede kararsız hale gelmesine neden olan ve Greenwald Sınırı diye bilinen teorik yoğunluk sınırlı kalmıştı.

ÇBA araştırmacıları, kendini düzenleyen plazma-duvar adı verilen yeni bir süreç sayesinde plazmayı benzeri görülmemiş yoğunluk seviyelerinde kararlı tutmayı başardı.

Araştırmacılar, plazma yoğunluğunu uzun süredir geçerli olan deneysel sınırların çok ötesine taşımanın, çok daha yüksek enerji çıktılarıyla füzyon ateşlemesini gerçekleştirebileceğini söylüyor.

Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden, araştırmanın ortak yürütücüsü Profesör Ping Zhu şöyle diyor: 

Bulgular, tokamaklarda ve yeni nesil yanıcı plazma füzyon cihazlarında yoğunluk sınırlarını genişletmek için pratik ve ölçeklenebilir bir yol öneriyor.

Son atılım, hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan "Accessing the density-free regime with ECRH-assisted ohmic start-up on EAST" (EAST'te ECRH destekli ohmik başlatmayla yoğunluktan bağımsız rejime erişim) başlıklı çalışmada detaylandırılıyor.

Nükleer füzyon yoluyla pratik enerji üretiminin büyük ölçekte uygulanabilmesi için hâlâ ciddi gelişmelere ihtiyaç var ancak bazı girişimler, bunu önümüzdeki birkaç yılda hayata geçirmeyi hedefliyor.

ABD merkezli Helion Energy, nükleer füzyon enerjisi için dünyanın ilk satın alma anlaşmasını 2023'te imzalamış, Microsoft'a 2028'e kadar 50 MW füzyon enerjisi sağlama sözü vermişti.

Independent Türkçe